Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
4Nis/140

Bir Göçün Hikayesi – Cahide Kayış

Bir Göçün Hikayesi - Cahide Kayış

Ayrılmak; bir yerden, bir kimseden, bir şeyden uzaklaşmak… Ayrılık; ayrı olma durumu, birinden uzak düşme… Günlük hayatımızda bu duyguları ifade etmek için kullanırız bu fiili. Küçükken Türkçe derslerinde rast gele kullandığımız bir fiil, hatta şimdilerde de… Genç kadın çocuklarından ayrılmış. Küçük kız annesinden ayrılmış. Peki gerçekten biliyor muyduk anlamını? Yani içini doldurabiliyor muyduk?

Ayrılık duygusunu biliyor muyduk? Ayrılmak zorunda kalanların duygusuna erişebiliyor muyduk acaba? Ne kadar hissedebiliriz ki… Bazen boğazınızda bir düğüm, bazen acı bir tebessüm olur ayrılık. Sevdiğinden, annesinden, babasından ayrılmak…

1954 yılında da vatanından, anne toprağından, baba ocağından ayrılmıştı Kemal Amca. “Sevgiyi tanımayanlar ayrılığın acısını da bilmezler, özlemezler ve gurbet hissi duymazlar.” diyen merhum Mehmet Kaplan bir kez daha haklı çıkmıştı. Ben nereden bilebilirdim ki bunun hasretini, bunun acısını, bunun yaşanmışlığını…

Yaşadıklarını büyük cömertlikle anlatan Kemal Amca sayesinde biraz da anlamaya çalışıyor, kendimi onun yerine koyuyordum. Kemal Amca 1929, Üsküp doğumlu. 25 yaşına kadar Üsküp’te geçmiş hayatı; daha sonrasında bir bavul, üç can deyip koyulmuşlar yola. Ailenin tek çocuğu olan Kemal Amca askerliğini Niş’te yapmış. Üsküp’te terzilikle uğraşmış. Bir dönem de konsoloslukta çalışmış. 1954 onlar için o büyük ayrılığın yılı. Doğduğu topraklardan uzaklaştığı ama yine vatanım diyebildiği yere geliş yılı.