Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım… Şikayet edeceğine sen de alternatifini oluştur.

ahsen okyar
10Haz/200

Mehmet Cemal Çiftçigüzeli Ağabey.. / Ahsen OKYAR

9- 2011.05.19 prof n yaloçıntaş 102

Mehmet Cemal Çiftçigüzeli Ağabey.. / Ahsen OKYAR

Yıllar önce makalelerini okuyup Gazeteci – Yazar Ayhan Katırcıkara ile tanıştım. Sonrasında birçok toplantıda karşılaştığımız ve yayınlanmış telif eserlerini dikkatle okuduğum Mehmet Cemal Çiftçigüzeli ağabeyi tanıdım.

Saygıdeğer güzel insan Çiftçigüzeli ağabeye sağlık ve huzur içinde sevdikleri ile birlikte nice yaşlar dilerken, son 21 yıl içinde paydaş olduğumuz 32 faaliyeti hatırlatmak üzere bilgilerinize arz ediyorum.

2Haz/200

ENDONEZYA’DA BİR YAZAR VE JAKARTA’NIN HATIRLATTIKLARI – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2ENDONEZYA’DA BİR YAZAR VE JAKARTA’NIN HATIRLATTIKLARI - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Muzaffer Baca’ya rica etmiştim “Yurtdışında bir uluslararası toplantıya gidiyorum. Batı Trakya’daki soydaşlarımızın son durumu hakkında bana bilgiler ver de tebliğime koyayım” demiştim. O günlerde Muzaffer Baca TRT Dış Yayınlar Dinleme Servisi’nde İngilizce ve Elence mütercim olarak çalışıyordu. Aynı zamanda Yenimahale Konkur Sitesi’nde de aynı katta komşu idik. Muzaffer Baca Batı Trakya Türkleriyle alakalı sivil toplum kuruluşunda görevleri vardı. Gerçi TRT’de hem talebe ve hem de mütercim olarak çalışan Ahmet Salihoğlu, İskender Osman ve Hasan Müminoğlu adında arkadaşlarımız mevcuttu. Hepsiyle de iyi dostluklarımız vardı.

Konuk olarak Batı Trakya’dan gelenler Başkent Ankara’da bir arada olduklarında hem hasret giderir ve hem de sorunlarının çözümüzü konusunda değerlendirmeler yaparlardı. Ağır sıklet güreşçisi gibi babayiğit görünümlü; kilosu kadar, bölgede ağırlığı, itibarı olan, sözü geçen Batı Trakya Müftüsü rahmetli Emin Aga gelir gelmez hemen beni sorar; “Mehmet Beyi de çağırın, Batı Trakya’daki son gelişmeleri ilk ağızdan dinlesin, ona göre yazsın gazeteye, dergilere” dermiş. Muhabbetimiz bir hayli fazlaydı . Mekanı cennet olsun. Ben de bu toplantılara giderdim.

Benim yurtdışındaki bütün Türk Dünyası ile alakadar olduğumu yakından bilen Muzaffer Baca bu ricamı hemen yerine getirmişti. Ben de dosyayı alıp, çantama yerleştirdim.

1May/200

DÜNYA DÖNÜYOR SEN NE DERSEN DE – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

DÜNYA DÖNÜYOR SEN NE DERSEN DE - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Bazı edipler, mütefikkirler, alimler, yazarlar, şairler ve sanatçılar vardık ki bunlar yaşadıkları mekanları marka yaparlar. Vefatlarının üzerinde yüz yıllar geçse isimleri ve eserleri yaşar. İspanyol Cervantes(1547 Alcala de Henares-1616 Madrit) bunlardan biri. Donkişot’u yediden yetmişe bütün dünyada ve özellikle gelişmiş ülkelerde herkes tanır. Sürekli macera kitapları okuyan ince uzun sakallı Donkişot sonunda şövalye olmaya karar verir. Rocinante adlı atı ve seyisi Şanso Panza ile Yeldeğirmenleriyle savaş üzere yola çıkar. Roman bu şekilde devam eder. Bugün hem Cervantes’in hatıralarının olduğu mekanlarda ve hem Donkişot’un yeldeğirmeniyle savaşını gösteren anıtları dünyanın dört bir yanından görmeye gelenler vardır.

16Nis/200

KORE GAZİMİZ YÜZBAŞI KAMİL CELKAN – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2KORE GAZİMİZ YÜZBAŞI KAMİL CELKAN - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

İlkokulda okuduğum yıllardı.

Kemaliye Mektebinde öğrenci idim. Öğretmenimiz Münire Aktüre Kilisli bir Kore Gazisi Yüzbaşı Kamil Celkan’ın Kilis’e geldiğini ve bir tören yapılacağını söylemişti.

Törene gittik. Cumhuriyet Meydanı’ndaki Nuri’nin Kahvesi ve önü iyice dolmuş, insanlar dışarı taşmıştı. Kalabalıklar daha da artmaya başladı. Nuri’nin Kahvesindeki havuzda fıskiye sonuna kadar açılınca bazılarının üzerine sular geldi ve ıslandılar. Kaçışmalar oldu. Bu sırada kahvede oturan genç bir adamı herkes tebrik ediyor, kucaklıyor ve alkışlıyordu.

1Nis/200

İNSANIN ÜLKESİNİ VE TOPLUMUNU SEVMESİ – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2İNSANIN ÜLKESİNİ VE TOPLUMUNU SEVMESİ - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Dünya sadece Çin’den yayılarak bugün için merkezini Amerika’ya taşıyan, en fazla ölümün ise Avrupa’da olduğu koronavirüs salgını ile sarsılmadı. Daha önce de veba, kolera, İspanya nezlesi tehlikesi ve frengi hastalığını yaşadı. Ardından AIDS, kuş gribi, tavuk gripleri geldi. Bu salgında Amerikalı oyuncu Rock Hudson gibi bir çok ünlü hayatını kaybederken, bazıları da bir sonraki nesle ders çıkarır diye günlük tuttu, notlar çıkardı, sonra da yayınladı. Salgınlar Hollywood sinemasına da konu oldu. Türkiye’de bu filmler; Kolera Günlerinde Aşk ve Veba ismiyle gösterime girdi, kapalı gişe oynadı bu prodüksiyonlardan ikisi.

KİLİS’TE BİR ALMAN PAŞASI VE KÖRLER ÇARŞISI                                                      Önemli bir asker olan Almanya Genelkurmay Başkanlarından Orgeneral Helmut Karl Bernherd Von Moltke(1800-1891) aynı zamanda Osmanlıya askeri uzman ve danışman olarak hizmet verdi. Birikimi ve donanımı itibariyle alim olarak da bilinen bu asker Türkiye’de General Moltke veya Moltke Paşa olarak da tanınır. Osmanlı yurdunda epeyi süre kaldı ve hizmet verdi. “Türkiye Mektupları” adıyla da anılarını yayınladı(Remzi Kitapevi-2. Baskı 2017).

Halep, Gaziantep ve Kilis’te bulunduğu zaman diliminde Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu Kavalalı İbrahim Paşa Mısır ordusunun başında Konya’ya yürüyordu. General Moltke, İbrahim Paşa ile Kilis Ovasında savaştı ve yenildi.

General Molkte hatıralarında, İbrahim Paşa’nın askerlerinden bölgeye trahom salgını başladığını ve hızla yayıldığını anlatır. Bulaşıcı bir hastalık olan trahomdan bölge halkının çocukları gözlerini kaybetmeye başlar. Kilis’in İstanbul ile olan iletişimi o yıllarda aylar değil belki yıllar sürebiliyordu. Kilis’in ve bölgenin yöneticileriyle ileri gelen maruf aydınları, trahom salgını dolayısıyla din adamlarının “caiz değil” veya tehaffuzhane (karantina) tartışmalarının kader yahut “vacip” olduğu görüşünü değerlendirirken tedbiri de ihmal etmiyor. Özellikle çocuklar korunmaya alınıyor. Görme özürlü olanlar için önce hafızlık eğitimi veriliyor, motive ediliyor, hayatın devam ettiği anlatılıyor. Daha bir yetişkinler için ise Arasa’da “Körler Çarşısı” kuruluyor. Görme özürlüler sazlıklardaki ince kamışlarla hasır, zembil, kova örüyor, meslek sahibi olarak hayata tutunuyor, namerde değil merde bile muhtaç olmamak için çalışıyorlar. Tarihe meraklı olan ve kentlerinde bir mantık mektebi bulunan Kilis’in maruf ve arif insanları maziden de biliyorlar ki Sultan İkinci Mahmut’un (1785-1839) son zamanındaki kolera salgınında en iyi ilaç ve tedbir “sirke” olmuştu. Salgın büyümeden bitirilmişti. Avrupa’da ise aynı dönemde batıyı sarsan ve 4 yıl süren kolera tehlikesi(1835-1839) bölgeyi sarmış, onlarca insan hayatını kaybetmişti.

1Oca/200

KANLI NOEL – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mcç ayhan katırcıkaraKANLI NOEL - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Rumların 56 yıl önce(1963) Kıbrıs Türk Alayı doktorlarından Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi Mürüvvet Hanım, çocukları Murat, Kutsi ve Hakan’ı adadaki evlerinde şehit edilmişlerdi. Öyle ki Yunan Enosis militanlarınca Kıbrıslı Türklerin evleri basıldığında çocuklar bile saklandıkları banyoda kurşuna dizilerek katliama uğramışlardı. Bunun için her Aralık ayı sonu bu katliamın yıldönümüdür. Maalesef Rum militanlar bu saldırılarıyla Kıbrıs Adasını, Girit’teki taktiklerini uygulayarak Türk halkını soykırıma uğratacak, adının tümüne sahip olacaklardı. Hala da bu taleplerinden vaz geçmiş değiller.

12Ara/190

YÖNETMEN İSMAİL GÜNEŞ VE ORHAN GENCEBAY’IN ANLATTIKLARI – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2YÖNETMEN İSMAİL GÜNEŞ VE ORHAN GENCEBAY’IN ANLATTIKLARI - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

İsmail Güneş; Film Yönetmenleri Derneği 2. Başkanı ve Sinema Eser Sahipleri
Meslek Birliği Başkanı. Çok sayıda beyaz perdeye yansıyan filmleri oldu; Ateşin
Düştüğü Yer, The İmam, Gün doğmadan, Beşinci Boyut, Ateş Böceği, Gülün Bittiği
Yer ve Kimsesiz Zaman Tasvirleri hemen akla gelenlerden bazıları.

1961 Samsun Doğumlu yönetmen İsmail Güneş’in en dikkat çekici filmi ise sözde
Ermeni soykırımını anlattığı Kervan 1915 oldu. Filmin mesajı da “biz soykırım
falan yapmadık” idi. Bir defa gösterildi. Sonra geri çekildi. Oysa evrensel boyutu
olan ilginç bir senaryosu ve sinema tekniği vardı. Maliyeti de 24 milyona varan
önemli bir meblağdı. Sebebi yorumculara göre siyasi olarak tescillendi. Çünkü
Ahmet Davutoğlu döneminde çekilmişti film. Bu filmin mutlaka yeniden vizyona
girmesi gerekiyor. Bu yasaklama zihniyeti artık çok geride kalmalı. Kervan 1915
filmi için Hükümeti ziyaret eden sinemacılara yetkililer “Sinema salonlarına
müdahale edemeyiz!” diye cevap vermişler! En büyük sıkıntı önce sinema
salonları, sonra da sinemada 5 milyon azalan seyirci olarak görünüyor.

Ne oldu Kemal Tahir’in Yorgun Savaşcı adlı romanından sinemaya uyarlanarak
Halit Refiğ tarafından çekilen filmi? 12 Eylül Darbe yönetimince yakıldı. Peki kim
kazandı? Hiç kimse.. herkes zarar etti. Ama hala Yorgun Savaşcı konu ediliyor ve
hatırlanıyor. Dolayısıyla Kervan Filmi de yeniden vizyona sokulmalıdır.

İsmail Güneş’i yıllardır ismen tanıyordum. Son yıllarda bazı sinema konulu
toplantılarda daha yakından tanıma fırsatım oldu. Yüz akı bir sinema yönetmeni.

3Ara/190

ORTODOKS VARŞOVA PAKTI VE KATOLİK NATO İLE RUSYA – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2ORTODOKS VARŞOVA PAKTI VE KATOLİK NATO İLE RUSYA - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Dersaadet Platformu her ayın son Cumartesi günü Üsküdar Uncular Caddesi’ndeki lokalde sabah kahvaltılı bir konuşmacıyı konuk eder. Daha önceleri yerel yöneticilerin görüşlerinin yansıtıldığı şehir ve kültür çerçevesindeki sohbetler, zaman zaman gündemle alakalı konuları da kapsıyor. Değerli Mehmet Kamil Berse’nin yönettiği toplantıda bu defa konuşmacı Çarlık Rusyası konusunda uzman ve yıllarca bölgede kalmış İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlyas Topkasal idi. Kendisinden çok uzun bir zaman dilimini kapsayan ve günümüze kadar uzanan Türkiye-Rusya arasındaki gelişme ve ilişkilerini dinledik.

Böylesi konuları çok ehemmiyetli ve hassas bir duyarlılıkla değerlendiren merhum Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş ile sohbetimizde bir Rus Çarı’nın Hristiyan bir Tatar Türkü olduğunu söylediğinde şaşırmıştım. Bu sohbette bunun ipuçlarını verdi Sayın Prof. İlyas Topsakal.

28Kas/190

İSTANBUL’UN KİLİDİ – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2İSTANBUL’UN KİLİDİ - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Siz bu dizeleri ve melodiyi hatırladınız mı bilmiyorum ama öyküsü şöyleydi; 250 yıl eyalet merkezi olarak Osmanlı’ya hizmet veren Ahıskalılar Diktatör Stalin’in emriyle aynı Kırım Türkleri gibi bir gecede Türkiye’ye ajanlık yaptıkları iddiasıyla genç yaşlı, kadın erkek, hasta veya çocuk demeden vagonlara bindirilerek sürgüne gönderilmişti.(24 Temmuz 1944)

Bu insanların bir bölümü yollarda ölmüş, cesetleri vagonlardan aşağı atılmış, bir kısmı hastalanarak yolda hayatını kaybetmiş, bir kısmı de işkence görerek hakka yürümüştü. Çoğu insanın mezarı yok, gruplar halinde hendeklere gömüldü. Bu karar Moskova’da alınmıştı. Sovyet Ordusu’nda askere alınan Ahıskalılar terhis edildiklerinde evlerini ve ailelerini göremediler! Çünkü hepsi sürgüne gönderilmiş, evleri de zapt edilmiş, Ruslar yerleştirilmişti. Hayatta kalan Ahıskalılara daha sonra SSCB içinde dolaşma izni bile verilmedi, sürgüne gittikleri ve özellikle Özbekistan’da ikamete mecbur edildiler.

Müttefik Devletler liderleri Winston Churchil (İngiltere), Franklin D. Roosevelt (ABD) ve Josef Stalin(SSCB) Yalta Livadia Sarayı’nda (Kırım) bir araya gelerek dünyanın barış adı altında nasıl paylaşılması gerektiği konusunda anlaşmışlardı (11 Şubat 1945). Benim de birkaç defa ziyaret ettiğim bu saray hala turistik bir müze olarak kullanılıyor.

20Eki/190

GİDENLERİN ARDINDAN; YAŞASIN HATIRALAR (İki Usta Ergun Göze ve Ahmet Güner Elgin) – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2GİDENLERİN ARDINDAN; YAŞASIN HATIRALAR (İki Usta Ergun Göze ve Ahmet Güner Elgin) - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

İki gazeteci, yazar, meslek ustamızın vefatlarının yıldönümünde Mehmet Nuri Yardım gönül dostları olan, üçüncü çeyrek etrafında dolaşıp duran bizleri yine Yeni Dünya Vakfı’ndaki Endurun Babıali Sohbetlerinde bir araya getirdi.

Avukat Ergun Göze(Sivas 1931-İstanbul 2009) Ağabey ile Tercüman’da 4 yılı aşkın süre birlikte çalıştık. Soluklanmak ve dertleşmek için benim mütevazi odamı seçerdi hep. Hatta oğlu Mehmet’i de getirirdi zaman zaman. Kendisini 1961 yılında kurduğu Babıali Yayınevi’nde Peyami Safa’nın Mistiszim adlı eserinden bu yana takip eder, Babıalide Sabah’taki yazılarının da tiryakisiydim. İlk profesyonel gazeteciliğe ben de Babıali’de Sabah’ta başlamıştım.

25Eyl/190

ÜÇ OSMANLI PAŞASININ YURDU LEHİSTAN VE BUGÜNKÜ POLONYA – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2ÜÇ OSMANLI PAŞASININ YURDU LEHİSTAN VE BUGÜNKÜ POLONYA - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Lehistan’ın bugünkü Polonya olduğunu yeni nesil bilmeyebilir. Ama Polonya tarihimizde ciddi bir yer teşkil eder. Çünkü sürekli Çarlık Rusyasının tehdidi altındadırlar. Ancak İstanbul’a sığınabiliyorlar. Tarlabaşında vefat eden Polonya’nın milli Kahramanı Adamawi Mickiavkzavi onlardan biridir. Osmanlı yönetimi, Babıali’de yabancı büyükelçiler toplantısına başlamadan önce işgal altındaki Polonya’ya veya kuşatılmış Varşova’ya destek için “Lehistan Sefiri geldi mi?” sorusuna “Yolda!” diyerek verilen cevap üzerine gündeme geçerlermiş. Polonya’ya hep sıcak ve sorunsuz bakmıştır Türk dış politikası. Öyle ki Adolf Hitler yönetimindeki Almanların Polonya’yı işgali sırasında Türkiye Büyükelçisi Von Papen Türk Hükümetine başvurarak Polonya’nın Ankara’daki binalarının kendilerine verilmesini istemiş, ancak bu talep kesin bir dille reddedilmişti.

2Eyl/190

ŞULE YÜKSEL ŞENLER; YÜREĞİNİ TAM YANSITAMAMIŞ BİR İSTANBUL HANIMEFENDİSİ Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2ŞULE YÜKSEL ŞENLER; YÜREĞİNİ TAM YANSITAMAMIŞ BİR İSTANBUL HANIMEFENDİSİ Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Askerliğimi Erzurum Tabakhane’de; 29.Tümen Topçu Alayı Disiplin Subayı olarak yaptım. Mesai dışı saatlerimi ya üniversite kampüsünde, yahut Erzurum’da rahmetli Ahmet Polat’ın yayınladığı doğunun maruf ceridesi Hürsöz Gazetesinden geçirirdim. Hürsöz’ün Yazıişleri Müdürü ve Akajans’ın Erzurum temsilcisi merhum Durdemir Bilirdönmez bir gün“Mehmet Bey, Bugün Gazetesi’nde Şule Yüksel Şenler Hanım yazısında sizden bahsediyor!” dediğinde önce şaka sanmıştım, sonra doğru olduğunu öğrendim. Hemen Mehmet Şevket Eygi’nin yayınladığı Bugün gazetesini aldım. Sanırım tarih 19 Haziran 1969 idi aklımda kaldığı kadarıyla. Evet Şule Yüksel Şenler yazısında benim de ismimi geçiriyordu. Yazıda bahsedilen olayı hatırladım.

5Ağu/190

KIPIR KIPIR BİR KKTC – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2KIPIR KIPIR BİR KKTC - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Birkaç seneden beri Girne’ye değişik vesilelerle gidiyorum. Her seyahatimde KKTC’de olumlu değişimleri gözlemledim. Bu defa Maraş’ta envanter çalışmasıyla turizme açılması hizmetlerinin başlaması, Rumların alışveriş için Türk tarafına daha fazla geçmesi ve Türklerin Akdeniz’de doğal gaz araması hep gündemde kaldı. KKTC’de Maraş’a direkt uçuş, sondajların yapıldığı doğalgaz gelişmesi ve üniversiteler Türk kesimini uçuracak gibi görünüyor.

Halihazırda turizmden bir, üniversitelerden de bir olmak üzere ülkeye iki milyar dolar girdi mevcut ve bu rakam ithalatını karşılıyor. Türk ve Rum kesiminin Akdeniz’de Doğal gaz arayışına “her an savaşa dönüşebilecek bir denge” olarak değerlendirenler de olmuyor değil. Rumlar, Kıbrıs’ın tümünün kendilerine ait olduğu iddiasındalar, dolayısıyla uzlaşmak gibi bir niyetleri de yok.

22Tem/190

İKİ MEHMET ŞEVKET AĞABEY – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2İKİ MEHMET ŞEVKET AĞABEY - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Gazeteci, müellif ve muharrir Mehmet Şevket Eygi (1933 Zonguldak Ereğli-2019 İstanbul) hakka yürüdü. Fatih Camii’nde ikindi üzeri Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın kıldırdığı cenaze namazının ardından Topkapı Merkez Efendi’de annesinin yanına defnedildi. Müzmin bekar olan Mehmet Şevket Eyği’nin cenazesi devlet töreni olmasa bile bir miting kalabalığı eşliğinde başta halef selef Cumhurbaşkanları Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere çok sayıda bakan, parlamenter, bürokrat, işadamı, akademisyen, meslektaşları, sivil toplum temsilcileri ve gençlerin iştirakiyle kaldırıldı. Cenazeye gönderilen onlarca çelenk arasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçtaroğlu’nun ki de göze çarptı.

14Tem/190

GAZETECİYİ HEDEF GÖSTERMEK; SETA AYIP VE YANLIŞ YAPTI – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2GAZETECİYİ HEDEF GÖSTERMEK; SETA AYIP VE YANLIŞ YAPTI - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

1990’lı yılların başında dağılan Sovyet Rejiminin hür ve demokrat dünyaya karşı iki stratejisi vardı. Birincisi; bazı açıklamaları Moskova değil de, önce Sofya veya Bükreş, yahut Prag ya da Belgrad’a yaptırırdı. Yok eğer bu açıklama demokrasiyle idare edilen yönetimlerden tepki görürse “Bu Moskova’nın görüşü değil, açıklamayı yapan söz konusu Başkenti bağlar. Çünkü onlar da bağımsız bir devlettir.” derdi. Yok eğer olumlu karşılanırsa “Falan yerde açıklanan görüşler tamamıyla Sovyetler Birliğinin programı içindedir. Sırası geldiği için bu düşüncelerimizi onlar açıklamıştır. Bu strateji tümüyle Sovyetlere aittir” denirdi. Bu diplomatik bir dildi. Özellikle de NATO’ya karşı kullanılırdı.

Sovyetlerin bir başka stratejisi de medyanın zaman zaman Moskova ile aynı dili kullanmaması ve ıska geçici eleştireler yapmasıydı. Fazla detay, ufuk ve hedef görünmezdi. Dünyadaki yandaşları öne çıkarılırdı. En meşhuru gerçek anlamındaki Pravda Gazetesiydi. Ama her şeye rağmen kontrolü politbüro tarafından yapılır ve değerlendirilirdi.

Hür dünya basını ise eleştirilerinden asla vazgeçmez, hem kendi rejimini ve hem de karşıt düzenlerin eksikliklerini hakarete, şiddete baş vurmadan, gerektiği kadar eleştirerek yayınlardı. Hür basın her zaman kendi kendini denetlerdi, ama mutlaka bir ideolojisi de vardı, yok değildi.

19Haz/190

NE OLACAK BU HALİMİZ? ALİMLERİN MÜREKKEBİ DEĞİL İNSANLIĞIN KANI AKIYOR! – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mcç ayhan katırcıkaraNE OLACAK BU HALİMİZ? ALİMLERİN MÜREKKEBİ DEĞİL İNSANLIĞIN KANI AKIYOR! -Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Ortadoğuyu kan gölüne çeviren, milyonlarca Müslümanın katili George W. Bush’un yardımcılığını yaptığı, devlet adamı, politikacı ve aktör ABD Başkanı Sanatçı Ronald Reagan (1911-2004)) seçildiği yıl olan 1981’de yaptığı bir konuşmada bir Müslüman aliminden alıntılar yapıyor. Kendi toplumunun ve dünya kamuoyunun dikkatini çekiyor.

Bu alıntı düşünür, devlet adamı ve tarihçi, modern historiyografinin, sosyolojinin ve iktisadın öncülerinden İbn-i Haldun’un (Tunus 1332- Kahire1406) muhteşem eseri Mukaddeme adlı kitabından idi. İbn-i Sina şöyle diyor;

-Yönetimlerin kuruluşunda vergiler düşük, gelirler yüksek olur.. Yıkılışlarında ise vergiler fazla, gelirler az olur.

Mukaddeme’de yönetimlerin, kuruluş, yükseliş ve yıkılışları asabiye kavramı içinde izah edilir. Tasnifi de şöyle yapmış İbn-i Haldun; 1.Zafer ve kuruluş, 2.Otorite ve yükseliş, 3.Refah ve Ümran, 4.Duraklama, 5.İsraf, bozulma ve yıkılma dönemi.

Bir yönetimin çökmesinde israf, sefahat, şehvet ve hırslar etkilidir. İbn-i Haldun’a göre toplumun çöküşünün belirtileri de şunlardır;

1)Toplumda dayanışmanın yok olması, 2. Üretimin zayıflaması, 3. Fiyat ve vergilerin artması, 4.Liyakatın yani ehliyetin demek odur ki uzmanlığın yok olması, 5.Umutların kırılması ve karamsarlığın hakim olması, 6.Göçün hızlanması.

28May/190

İKİ KADİR BEY – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mcç ayhan katırcıkaraİKİ KADİR BEY - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Tarihçi, hukukçu ve yazar Kadir Mısıroğlu’nu(1933 Akçaabat-2019 İstanbul) önce kitaplarıyla tanıdım. İstanbul Hukuk Fakültesi’ni bitirmişti. 27 Mayıs Askeri Darbesi sonrasında fakültede sosyalist eylemcilerin saldırılarına karşı milliyetçi öğrenci grubunun da başını çekiyordu. Hukuk Fakültesi Derneği’nin Demokrat Parti kökenli, demokrasiyi, hukuku, insan haklarını öne çıkaran aile çocuklarının kazanmasına Rasim Cinisli’ye arka planda destek verdi. Ayrıca Vefa’da bir talebe yurdu işletiyordu. Bu onun ilk ticari tecrübesiydi belki de.

HALA NETLEŞMEYEN BİR DÖNEM VAR MI?

1966 yılı falandı sanıyorum. Üniversite talebesiyim. Çok kitap, dergi ve gazete okuyorum ve hatta çoğu yayına aboneyim. Yağmur, Büyükdoğu, Sönmez, Hilal, Serdengeçti, Risale-i Nur, Toprak, İnkılap Aka, Remzi, Sander, İstanbul ve Sebil Yayınları da bunların başında geliyor.. Lozan Bir Zafer Mi, Yoksa Hezimet Mi adlı kitap isim ve muhteva olarak hemen dikkatimi çekmişti. Yutarak okudum. Necip Fazıl Kısakürek’in Sahte Kahramanları da öyle.. bu eserlere hemen teslim oluyorduk. Çünkü mekteplerde bilimsel olmayan resmi tarih ve ideoloji dayatması vardı. Karşı ilmi görüşün açıklanması mümkün değildi. Hem yasal olarak, hem de karşıt olarak.

6May/190

DERYAYI GÖREN NEHİRLER VEYA DOSTLUK ÜZERİNE – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2DERYAYI GÖREN NEHİRLER VEYA DOSTLUK ÜZERİNE - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

1968 gençliği olmak; hem yaşadıklarım, hem öğrendiklerim, hem tanıdıklarım ve hem de analiz gücünü fark ettiğim için bir ayrıcalık oldu. Dostluğu da bu günlerde yaşadım. Daha öncesinde ise hem dergilerden, gazetelerden, yazarlarından etkilendiğimiz, hem de mekteplerdeki Mehmet Akif ve Tevfik Fikret yanlısı olmak gibi bir ayırıma sonunda yakalandık. İkisini de seviyorduk. Ancak Akif sanki insanı ve toplumu daha fazla yansıtıyordu. Dizelerde kendimizi bulabiliyorduk. Akif’in “Zulmü alkışlayamam”ı daha fazla giriyordu yüreğimize, Fikret’in 95’e Doğru’sunu algılamamız için biraz daha zaman gerekti. Oysa her ikisi de özgürlükten yana, istipdata karşı tavır almıştı! Emperyalizmin ülkemiz ve toplumumuz için olan kurgusunu sanki Akif daha fazla fark etmiş, dikkat çekiyordu.

26Nis/190

TOPARLANILMAZSA VAY HALİMİZE – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2TOPARLANILMAZSA VAY HALİMİZE - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

İlkbaharın cıvıl cıvıl, taptaze, renk renk aydınlığı henüz insanların yüzüne yansımıyor. Dikkatle bakıyorum sokaktaki, otobüsteki, metrodaki, vapurdaki insanlarımızın yüzüne; hep asık. Bir karış suratla süzüyorlar etrafı. Sanki ondan tanımadığı biri borç isteyecekmiş, ya da sataşacakmış da buna olumlu cevap vermemek üzere hazırlanmış kendisini. Yüzlerde aldanmama ve kurulabilecek bir tuzağa düşmeme endişesi var. Herkesin canı sıkkın görünüyor. Hiç biri tebessüm etmiyor her nedense. Yolda bile akıllı telefona kulaklıklarını takıp müzik dinleyenlerin veya mesajlaşanların pek dünya umurunda değil. Ara sıra gözlemliyorum ancak onların gözleri daha fazla açılıyor nasıl bir mesaj duyuyor, okuyor veya alıyorsa. Genelde bir karamsarlık havası yaşanıyor. Kimisi işsizlikten, kimisi geçimsizlikten ve hayat pahalılığından, kimisi hastasını tedavi ettirememekten, hastaneden randevu alamamaktan, kimileri aldığı kredi borcunu ödeyememek endişesi içinde bedbin. İnsanlar hayatın her anının yaşamaya değer olduğunu bile unutmuş. Kim bilir son kahkahayı, gülmeyi, hatta gülümsemeyi ne zaman yaşamıştı farkında bile değil.

18Nis/190

GAZETELER ve MENSUPLARI BİR ARADA MI? – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2GAZETELER ve MENSUPLARI BİR ARADA MI? - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Gazeteciliğe başlayalı 56 yıl olmuş.. Kilis Huduteli’nde yazıyorum(1963).. Faik Muhsinoğlu’nun sahibi olduğu Gaziantep Yeni Ülkü Gazetesinin de muhabiriyim. Kilis’teki Renk Sineması yangını haberini vermiştim. Huduteli Gazetesinde de Pırıltı sahifesini yönetiyor ve yazıyorum. Ama gönlümde Babıali Gazeteciliği yatıyor. Mahir İz’in yönettiği Yeni İstiklal’e de Kilis’teki gelişmeleri yansıtıyorum. Daha ortamektepte iken bile başta Milliyet ve Tercüman’a aboneyim. Sonra aylık Toprak, Hilal, ne zaman yayınlanacağı belli olmayan Serdengeçti dergileri de vazgeçilmezlerim arasında.