Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım… Şikayet edeceğine sen de alternatifini oluştur.

ahsen okyar
16Nis/210

Prof. Dr. BAYRAM KODAMAN HATIRASINA: AKILDA KALANLAR – Doç.Dr. Kazım YILDIRIM

unnamed-2_thumb-1

Prof. Dr. BAYRAM KODAMAN HATIRASINA: AKILDA KALANLAR - Doç.Dr. Kazım YILDIRIM

Ülkücü camiada ismi bilinen şahsiyetlerdendir. İyi bir tarihçi, donanımlı bir bilim adamlığının yanında, tanıştıktan sonra çok iyi ve samimi bir dost olduğunu da öğrendim. İlk defa Çanakkale’deki bir toplantıda dinleme imkânım olmuştu. Toplantıya başta rahmetli Prof.Dr. Necmettin Hacıeminoğlu olmak üzere 15 Mart Çanakkale Deniz Zaferi için düzenlenen panele Edirne’den katılmıştık (yılını tam hatırlamıyorum 1988 veya 1989 olabilir). O zaman Trakya Üniversitesine bağlı Çanakkale Eğitim Yüksekokulu ile Çanakkale Sahil Deniz Komutanlığı tarafından düzenlenen söz konusu panelde konuşmacı olarak Prof.Dr. Bayram Kodaman’da davet edilmişti. Hatırladığım kadarıyla o zaman Fırat Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı idi. Konuşmacılar arasında eski Adalet partisi Senatörlerinden Tekin Arıburun da vardı. Yakın dostum ve arkadaşım, ülküdaşım Çanakkale Milletvekili rahmetli Sıtkı Turan’ı da davet etmiş, bu vesile ile buluşmuştuk.

15Nis/210

ERGUN GÖZE’yi Kadim Dostu Dr. METİN ERİŞ Anlatıyor. – Oğuz ÇETİNOĞLU

image_1767

ERGUN GÖZE’yi Kadim Dostu Dr. METİN ERİŞ Anlatıyor. - Oğuz ÇETİNOĞLU  13 Ekim 2019, 

(BİRİNCİ BÖLÜM)

Oğuz Çetinoğlu: On yıl önce Rahmet-i Rahman’a uğurladığımız Ergun Göze, yakın dostunuzdu. O’nunla alâkalı düşüncelerinize geçmeden önce, dostluk ilişkileri hakkında genel bir değerlendirme lütfeder misiniz?

Dr. Metin Eriş: Dostluklar çoğu defa kendiliğinden şekillenerek gelişir... Birileriyle bir yolculukta, bir toplantıda veya ziyarette karşılaşır ona karşı içinizden bir sıcaklık veya tam tersine bir soğukluk hissedersiniz. Fakat bu ilk karşılaşma çoğunlukla daha sonraki berâberliklerin ve gelişen yakınlaşma veya uzaklaşmanın temel taşını teşkil eder. Olaylar ve zamansa, o ilk temâsm şekillendirdiği başlangıç içersinde ya gelişmeler veya koparak uzaklaşmalardaki rolü üstleniverir. 

14Nis/210

İbadetlerimizden Oruç Üzerine – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

h i kahraman

İbadetlerimizden Oruç Üzerine - Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

‘’Allah için oruç tutmak, içi temizlemektir.
Allah'ın sevgisini gönülde gizlemektir.’’ Şerafettin Yaltkaya

‘’Yunus Emre der hoca, Gerekse bin var hacca,                           Hepsinden iyice, Bir gönüle girmektir’’ Yunus Emre

Şairlerimizin de işaret ettiği gibi oruç dahil ibadetlerin hikmetlerinden birinin gönül yapmak, gönüle girmek olduğunu unutmamalı ve buna uygun yaşamalıyız.

Oruç, sağlığı uygun her müslüman için yerine getirilmesi gereken bir ibadettir.

13Nis/210

RİSK ALMAK BAŞKA RİSK YARATMAK BAŞKA… / Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sRİSK ALMAK BAŞKA RİSK YARATMAK BAŞKA… / Ruhittin SÖNMEZ

AKP Genel Başkanı R.T. Erdoğan risk almayı seven, aldığı risklerle çoğu zaman “krizleri fırsata dönüştürmeyi” başaran bir siyasetçi.

Bu özelliği sayesinde parlamenter sistem içinde önce Cumhurbaşkanının milletvekillerinin oylarıyla değil, milletin oylarıyla seçimle gelmesini sağladı. Daha sonra da “Cumhurbaşkanlığı Sistemi” denilen ve kendi gücünün sınırlarını acayip genişleten dönüşümü gerçekleştirdi.

AKP'nin 7 Haziran 2015 seçimlerinde Meclis'teki tek başına iktidar çoğunluğunu kaybetmesinin ardından koalisyona girmedi. CHP’yi “istikşafi görüşmelerle” oyaladıktan sonra erken seçime gitti. Teröre karşı verilen “hendek” çatışmalarının yarattığı milli duygu ve “siyasi istikrarsızlık endişesini” kullanarak 1 Kasım 2015’de yapılan seçimde, bir önceki seçimde kaybetmiş olduğu oyları geri aldı.

İstanbul Büyükşehir Belediye seçimini AKP kaybettikten sonra seçimin tekrar ettirilmesini sağlayarak yine risk aldı. Ama bu defa hesap tutmadı. Çok daha büyük farkla AKP adayı kaybetti.

Bunlar siyasette olağandır. Alınan risk bazen kazandırır, bazen kaybettirir.

R. Tayyip Erdoğan’ın bir siyasetçi olarak risk almaktan çekinmemesi kendisini ilgilendirir.

Fakat bir devlet başkanının şahsen aldığı riskler, millet veya ülke için risk yaratıyorsa bu hepimizi ilgilendirir.

9Nis/210

MELEKLERİN CİNSİYETİNİ TARTIŞMAYI BIRAKIN – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

MELEKLERİN CİNSİYETİNİ TARTIŞMAYI BIRAKIN – Ruhittin SÖNMEZ

Kuşatma altındaki Bizans’tan farkımız yok. Düşmek üzere olan devletin aydınları, din adamları ve yöneticilerinin tartıştığı konu meleklerin cinsiyeti yani erkek mi, dişi mi olduğu imiş.

Her yönüyle, ekonomik buhran, dış politika, terör, salgın, eğitim vd sorunlarla kuşatılmış, “beka problemi” olan ülkemizin gündemine bakınız.

104 EMEKLİ amiral bildiri yayınlayarak “darbe imasında” bulunmuş da “bunları lanetlemeyenler hain sayılsın mı, sayılmasın mı” diye tartışıyoruz.

Akıl, mantık bir tarafa bırakılmış koca koca insanlar, saraydan atılan işaret fişeği ile aynı şablon cümlelerle, sözde yorumlar yapıyor.

Daha düne kadar “Mavi Vatan” savunmasının mimarı gördüğümüz hatta bu kavramın isim babası olmuş komutanlar “hain”, FETÖ ile mücadelenin sembol isimleri “FETÖ’cü” oluvermiş.

“Askerin emekli olanı da olmayanı da darbeci olabilir” diyene, “ne ile hangi silahla, hangi silahlı birlikle? diye sormak bile mümkün değil.

“Türkiye darbelerden çok çekti, amiral emekli de olsa Millete seslenen bildiri ‘darbe iması’ barındırır” deniyor.

“İyi de Türkiye tarihinde, hatta dünya tarihinde, denizcilerin yaptığı (bırakın emekli olanı muvazzaf denizci komutanların yaptığı) bir tane darbe var mı?” diye düşünmek abes, bu düşünceyi dile getirmek suç sayılıyor.

6Nis/210

104 EMEKLİ AMİRALİN BİLDİRİSİ VE MAĞDURİYET DEVŞİRME – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s104 EMEKLİ AMİRALİN BİLDİRİSİ VE MAĞDURİYET DEVŞİRME – Ruhittin SÖNMEZ

Bu fırsatı kaçırmayacaklarını zaten biliyorduk. Her şeyi denediler yine de oylar düşmeye devam ediyor. Tencerelerde et değil, dert kaynıyor ve devleti yönetenler vatandaşın halini anlamaktan çok uzak. Böyle olunca müjdeler, paketler fayda etmiyor. Kör nefislerine mâni olup, vatandaşa koydukları yasaklara kendileri uymadığı için insanlar öfke içinde.

Anket firmaları onbeş gün içinde bile iktidara destek oranlarında ciddi kayıplar olduğunu ölçüyor.

104 Emekli Amiral Montrö Sözleşmesine dair görüşlerini açıkladılar ya! “Oh!” dediler… Can simidi bulmuş gibi oldular.

“Darbe imasında bulundular, eski Türkiye özleminde olanlar, askeri vesayet isteyenler” gibi sözlerle “haddinizi bilin!”, “göze alabilene hodri meydan!” gibi ifadelerle sözde meydan okudular.

Bu yazı kapsamında bildirinin ve tepkilerin siyaseten kime yarayacağı, zamanlaması, arka planında hangi güçlerin olduğu gibi hususlar değil, olayın hukuki çerçeveden değerlendirmesi yapılacaktır.

Bu amiraller muvazzaf olsa gösterilen tepkiyi haklı bulur ve tepkileri biz de gönülden desteklerdik. Çünkü muvazzaf subayların görüşlerini rapor sunarak bildirme imkanları ve hatta görevleri vardır.

Ama emekli amirallerin ellerinde silah yok yani emir ve komutası altında darbe yapabilecek askeri güçleri yok. Bizim gibi sade vatandaşlar. İsteseler bile darbe yapamazlar.

5Nis/210

7 NİSAN DÜNYA SAĞLIK GÜNÜ – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrak7 NİSAN DÜNYA SAĞLIK GÜNÜ - Seyfettin KARAMIZRAK

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.. Kanuni Sultan Süleyman

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Anayasası’nın yürürlüğe girdiği “7 Nisan” günü, tüm dünyada Birleşmiş Milletler kararı ile 1945 yılından itibaren; “7 Nisan Dünya Sağlık Günü” olarak kutlanmaktadır.

Sağlık; Ruhen, bedenen ve sosyal yönden tam bir iyilik hali olarak tanımlanmaktadır. Sağlık, insan yaşamı üzerinde etkili olan en önemli kavramların başında gelir. İnsan, sağlık dışındaki tüm imkânlara sahip olsa dahi, bunları kullanabilmek için sağlığa ihtiyaç duyar.

3Nis/211

COVİD-19 SALGINI ÜÇÜNCÜ DALGASINI YAPARKEN – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

h i kahramanCOVİD-19 SALGINI ÜÇÜNCÜ DALGASINI YAPARKEN – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

Salgın hastalıklar toplumlarda derin yaralar açarlar. Her büyük salgın sonrası insanların yaşamında büyük değişimler olmuş ve hayat hiçbir zaman eskisi gibi olmamıştır. Çarşıları,marketleri, spor alanlarını, mabetleri velhasıl toplu yaşanılan her alanı kapattırarak alışılan şekli ile kullanılmaz hale getirmiştir. Bu durum günlük hayatımızda, ikili ilişkilerimizde büyük değişikliklere sebep olmuş ve olmaya devam etmektedir. Komşuluk arkadaşlık ilişkilerinden, düğün-dernek alışkanlıklarımıza, cenaze törenlerimizden, iş alışkanlıklarımıza ve eğitim düzenimize kadar birçok yeni mecburiyetler geliştirip yaşamamıza sebep olmuştur.

Mart 2020’de başlayan ilk dönemde beş bini ölümle sonuçlanan bir milyona yakın insanımız hastalığa yakalanmış ve salgın iki ay içinde kontrol altına alınarak Haziran 2020 başında normalleşmeye geçilebilmişti. Burada yönetimin dikkati, sağlık ordumuzun gayreti ve insanlarımızın salgına karşı yapılan tavsiyelere uyumu etkili olmuştur. 2020 Ekim’inde gerek mevsimin etkisi gerekse insanlarımızdaki salgına karşı yapılması gereken tedbirlerdeki gevşemenin getirdiği rahatlık, hastalığın artarak ikinci dalga yapmasına sebep olmuştur.

2Nis/210

Ramazan iklimine girerken – Fahri SAĞLIK

fahri sağlıkRamazan iklimine girerken - Fahri SAĞLIK

Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurulur;

“O (sayılı günler), doğruyu eğriden ayırma, gidilecek yolu bulma konusunda açıklamalar ve insanlara rehber olarak Kur’an’ın indirildiği ramazan ayıdır. Artık içinizden kim bu aya yetişirse onu oruçlu geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, başka günlerden sayısınca tutar. Allah sizin için kolaylık istiyor güçlük çekmenizi istemiyor…”(Bakara,2/185﴿ İndirilmeye başlandığı aya değer veren, o ayı on bir ayın sultanı yapan, indirildiği geceye değer veren o geceyi bin aydan daha hayırlı yapan Kur’an-ı Kerim’dir. Ramazan Kur’an ayıdır.

Bu ayda Peygamber Efendimizle Cebrail bir araya gelirler Kur’an-ı Kerimi okurlardı. Bugün hem evlerimizde hem de camilerimizde okuduğumuz mukabelelerin ana kaynağı budur. Bizler Peygamberimiz (s.a.s.) ve Cebrail (a.s.)’ın sünnetini bugün mukabelelerle yaşatıyoruz. Kalplere nur, gönüllere şifa, müminlere rahmet ve bütün insanlığa hidayet olan Kur'an-ı Kerim, bu ay içerisinde bulunan Kadir Gece'sinde indirilmeye başlanmıştır. “Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Bilir misin nedir Kadir gecesi? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. ﴾Kadr, 1-3﴿ , Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur'an) geldi.” ﴾Yunus, 10,57﴿ buyurulur.

2Nis/210

“TÜRKSÜZ TÜRKİYE PROJESİ” DEVAM EDİYOR – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s“TÜRKSÜZ TÜRKİYE PROJESİ” DEVAM EDİYOR - Ruhittin SÖNMEZ

Türkiye’de kendisini “Türk hissetmeyen” ve hatta Türk’e karşı “kindar” bir kesimin olduğunu biliyoruz.

Bunlar bazen “Ak Parti sayesinde hepimiz Türk olmaktan kurtulduk” diye ortaya çıkar. Bazen kamu kurumları isimlerinden T.C. ibaresinin kaldırılması kararını alarak kendini gösterir. Bazen de Anayasa’dan “Türk” kelimesini çıkarmak için teklifleriyle rengini belli eder.

Bunlar “Türk” kelimesinden ve hele “Ne mutlu Türk’üm diyene”,“ varlığım Türk varlığına armağan olsun” gibi veciz sözlerden nefret ederler.

Türk milletinden bahsederken “Kürt, Arap, Çerkez, Laz, Ermeni, Roman” gibi etnisiteyi ön plana çıkaran kavramları kullanırlar. Ortak kimliğimizi ifade eden Türk kavramını da bu etnisitelerle eşit bir etnik kavram olarak sıralarlar.

Her türlü etnisiteden olanlar bu alt kimliğini gururla öne çıkarırlarken “ben Türk’üm” diyene “ırkçılık yapma” diye ayar vermeye çalışırlar.

Bu kesim "Tarihimizle yüzleşmek" adı ile yürütülen kampanyalarla, Türklerin bırakın kimliğiyle gurur duymasını, utançtan başını kaldıramaz hale gelmesi için inanılmaz bir gayret sarf ederler.

Bunlar sayıca fazla değildirler. Ama iktidar partisi AKP içinde çok etkin oldukları için fazlasıyla cesur ve Türk Milletinin sinir uçlarıyla oynamaktan çekinmeyecek kadar pervasızdırlar.

Neden cesur olmasınlar ki, kendilerini “Türk Milliyetçiliğini” temsil eden parti olarak ifade eden MHP bütün bu cüretkâr saldırılara karşı adeta kalkan oluyor.

Bu yüzden her seferinde “artık bu kadarını da yapamazlar” dediğimiz şeyleri yapıyorlar.

30Mar/210

GÜVEN VE İSTİKRAR SLOGANLA GELMEZ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sGÜVEN VE İSTİKRAR SLOGANLA GELMEZ – Ruhittin SÖNMEZ

Ak Parti’nin son kurultay sloganı “Güven ve İstikrar” idi. Sloganı kullananların benim düşündüklerimden farklı bir kastı olabilir. Ama bana göre, doğru bir teşhisle isabetli bir tedavi yöntemini işaret eden bir slogan bu.

Ülkemizin içinde bulunduğu devasa meselelerin en başında devleti yönetenlere ve devletin kurumlarına olan güvenin kaybolması geliyor.

Devlete olan “güven” devleti yönetenlerin ve kurumların her hal ve şartta halka doğruları söylemesi ile mümkün olur.

Bu da yetmez. Devletin kurumlarının doğru bilgiye dayalı stratejik planları kısa, orta ve uzun vadeli olarak istikrarlı bir şekilde uygulayacağına halkın inanması gerekir.

Türkiye’de bunlar olmadığı için devlete “güven” yok!

Kurumların çalıştığına ve kuralların herkese eşit şekilde uygulandığına güven kalmayınca hukuktan, ekonomiye; sağlıktan, eğitime; ahlaktan, din anlayışına kadar her alanda çöküntü kaçınılmaz oldu.

Bu çöküşün kendilerini iktidardan edeceğini gören iktidar panik içinde, her geçen gün “daha otoriter bir yönetim anlayışını” uygulamaya başladı.

İktidarın “İstikrar” kavramından tek anladığı kendi koltuklarını korumak. Bu yüzden kendi sorumluluklarının üstünü örtmek için çabalamakta. Kurumların başına getirdikleri sadık taraftarlarını bile rahatça harcamaktan çekinmez oldu.

Devlet içinde “istikrar”da kayboldu.

“Güven” ve “istikrar” aranan iki kavram haline geldi.

27Mar/210

Dünyayı Kurtaran Çift Bizi Gururlandırdı – Hakan HACIİBRAHİMOĞLU

hakan hacıibrahimoğlu

Dünyayı Kurtaran Çift Bizi Gururlandırdı - Hakan HACIİBRAHİMOĞLU

Gelecek, henüz belirgin olmadan fırsatların farkına varabilenlere aittir.Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier; Oscar Wilde’ye ait bu cümleyi iki Türk hekimine Alman devlet nişanı takdim ederken kullandı. Dünyayı kurtaran çift olarak anılan Dr. Özlem Türeci ve Prof. Dr. Uğur Şahin Alman devlet nişanı alarak bizi gururlandırdı.

Almanya’nın en önemli devlet ödülü olan yıldızlı büyük liyakat nişanı siyasi, ekonomik, kültürel, manevi ve fahri alanlarda olağanüstü başarı gösterenlere veriliyor. Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier; Cumhurbaşkanlığı sarayı bugüne kadar bu derece önemli bilimsel bir kahramanlığa tanıklık yapmadı diyerek iki Türk hekiminin ileri görüşlülüğü, araştırmacı ruhu ve sonsuz çalışma azmiyle ışık hızında bir süreçte aşı geliştirdiklerine dikkat çekti.

Steinmeier; İki Türk hekimin kültürel, sosyal ve ekonomik olarak Almanya’nın ayakta kalmasına olanak sağladıklarını dile getirdi.Dünyayı kurtaran çift, mucize insanlar, Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci Almanların kahramanı, Türk milletinin gururu ve tüm insanlığın umudu oldular.

26Mar/210

MİLLETİN CANI DA MALI DA FEDA OLSUN – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sMİLLETİN CANI DA MALI DA FEDA OLSUN – Ruhittin SÖNMEZ

Mademki Allah sizi bize lütfetti, “bu millet” size oy verdi, yönetme yetkisi verdi; milletin canı da malı da size feda olsun.

Yeter ki siz iktidarda kalın. Sizin dışınızdaki “zillet” dediğiniz kesimi temsil eden “terörist”, “yüzsüz”, “terbiyesiz adamcağızlar” sizi seçimlerde yenip makamınızdan etmesinler. Allah muhafaza böyle bir şey olursa sizin bütün “sırlarınızı” ifşa etmek ve hatta “hesap sormak” cüretini bile gösterebilirler.

Siz ki seçkin ve üstün özelliklerinizle bu millete hizmet etmek gibi bir fedakârlık içindesiniz. Milletin de sizin için canını, malını feda etmesinden daha doğal ne olabilir ki?

Sizler mübarek insanlarsınız. Baroların, derneklerin mensubu olan sıradan ve günahkâr insanların katıldığı kongrelerle,  sizin kongrelerinizdeki virüsün davranışı bir olabilir mi? Sizler okuma, üfleme, aşılama, test dahil maddi ve manevi bütün tedbirleri almışsınızdır.

24Mar/210

YAŞLILARA SAYGI HAFTASI ÜZERİNE – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakYAŞLILARA SAYGI HAFTASI ÜZERİNE – Seyfettin KARAMIZRAK

Yaşlılık ve yaşlı sağlığı konularında farkındalık oluşturmak adına; “18–24 Mart Yaşlılara Saygı Haftası” olarak anılmaktadır.

Sözlükte yaşlı insan, takvimsel yaşı ilerlemiş, ihtiyarlamış kimse anlamına gelmekle birlikte, deneyimli, tecrübeli kişi anlamında da kullanılmaktadır.

Doğum oranlarının düşmesi ve teknolojik gelişmelerin sağlık hizmetlerinde etkili kullanımı, bilinçli beslenme ve hareketli yaşam, ortalama yaşam beklentisinin uzamasına ve yaşlı nüfusun artmasına imkân sağlamıştır. Yaşlanma, çevreyle kurulan ilişkilerin sınırlanması ile başlar esasında. "Önemli olan hayata yeni yıllar eklemek değil, yılları hayata eklemektir.”

İnsanoğlunun var olduğu günden bugüne kadar üzerinde en çok düşündüğü, araştırma yaptığı, çareler aradığı, fakat bir türlü engelleyemediği gerçek,“yaşlanmak”tır.

Uzmanlar yaşlıları; genç yaşlılar (65-74 yaş), orta yaşlılar (75-84) ve ileri derecede yaşlılar (85 yaş ve üzeri) olmak üzere üçe ayırmaktadır.

23Mar/210

İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN ÇEKİLME KARARI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sİSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN ÇEKİLME KARARI - Ruhittin SÖNMEZ

Cumhurbaşkanlığı Sistemine taraf olanlar “Cumhur İttifakı”, Parlamenter Sistem isteyenler “Millet İttifakı” içerisinde buluşmuşlardı. “Andımızın” okutulmasının yasaklanmasına karşı tepkiler ittifaklardan farklı yeni bir gruplaşma ortaya çıkardı.

“Siyasal İslamcı” ideolojiden türeyen AKP, SP, Deva Partisi ve Gelecek Partisi ile etnik ayrılıkçı HDP Andımızın okutulmasını istemeyenler sınıfında buluştu. Milliyetçi damardan beslenen CHP, İYİ Parti, MHP, BBP ise Andımızın okutulmasını savundular.

Bu olayın akabinde, gece çıkarılan bir “Cumhurbaşkanı Kararı” ile Türkiye “İstanbul Sözleşmesi”nden çekildi.

Aynı gece Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal görevden alındı.

Acaba bu iki önemli kararda “Andımız” kapsamındaki gruplaşma üzerinden bir hesap olabilir mi?

İstanbul Sözleşmesi ile imzacı devletler kadına yönelik şiddet ile aile içi şiddet, çocuklara karşı şiddet ve çocuk istismarını önlemek üzere gerekli tedbirleri almayı taahhüt etmektedir.

Bunlara ilaveten cinsel yönelimleri sebebiyle şiddete muhatap olan eşcinsellerin korunması da taahhüt edilmekte.

Türkiye İstanbul Sözleşmesi'nin ilk imzacı devletlerinden olup 24 Kasım 2011'de TBMM’de onaylanarak parlamentosundan geçiren ilk devlet olmuştu. Ak Parti bu sözleşmeyi kabul edenlerin öncüsü olmayı hep övünerek anlatıyordu.

Recep Tayyip Erdoğan tarafından TBMM'ye yollanan tasarının gerekçesinde de Sözleşmenin hazırlanması ve sonuçlandırılmasında Türkiye'nin "öncü rol" oynadığına dikkat çekilmişti.

Erdoğan, Sözleşmeye "taraf olunmasının ülkemize ilave bir yük getirmeyeceği ve ülkemizin gelişen uluslararası saygınlığına olumlu katkıda bulunacağı” iddia etmişti.

2015'te Turuncu adlı dergide Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle bir başmakale yazan Erdoğan, Türkiye'nin sözleşmeye "çekincesiz" imza koyduğunu, birçok ülkede çıkmayan uyum yasalarının Türkiye'de 6284 sayılı koruma kanunu ile çıkarıldığını ifade etmişti.

Şimdi ne oldu da bir gece yarısı çıkan CB Kararı ile sözleşmeden çekilme iradesi ortaya konuldu?

4,5 ay önce, döviz kurları artışı durdurulamadığı için, Merkez Bankası Başkanlığına getirilen Naci Ağbal, bu süre içinde faizleri yüzde 8,5 artırdı. Görevden alınma sebebi faiz artışı olarak gösteriliyor.

Andımızın okutulması kararına karşı çıkan SP, Deva Partisi ve Gelecek Partisi tabanının, İstanbul Sözleşmesine” karşı olduğu için AKP’yi destekleyeceği düşünülmüş olabilir.

Bu partilerin tabanının ideolojik olarak “faiz karşıtı” olduğu da gözetilerek bu iki hamle yapılmış olabilir.

Tek sebep bu değilse bile, önemli etkenlerden birinin bu hesap olduğunu düşünüyorum.

21Mar/210

Türk Kültüründe Nevruz – Oğuz ÇETİNOĞLU

oğuz çetinoğlu 2

Türk Kültüründe Nevruz - Oğuz ÇETİNOĞLU / Ekonomist, Araştırmacı-Yazar

Nevruz, Farsça'da ‘Yeni Gün’  anlamında bir kelimedir. Türk kültüründe ise bir Bayram Günü'nün adıdır. Bütün bayramların ortak özelliği, milletin fertlerini birbirine bağlaması, sosyal bütünleşmeyi sağlaması ve millet olma şuurunun doğmasında ve gelişmesinde etkili olmasıdır. Nevruz, bu amaçların gerçekleşmesi için kutlanmaktadır. Diğer bayramlarda olduğu gibi, Nevruz kutlamalarında da paylaşılan kederler azalır, sevinçler çoğalır. Pir Sultan Abdal, Nevruz gerçeğini şöyle ifade ediyor:

‘Âşık olan canlar bugün gelirler                                                                                      Sultan Nevruz günü birlik olurlar                                                                                   Hallak-ı cihanda ziyâ olurlar                                                                                     
Himmeti erince Nevruz Sultan'ın’

Nevruz, öncelikle çok geniş bir alanı ifade eden Türk Dünyâsı'nın bayramıdır. İslâm Âlemi'ne dahil olan Farslar ve Şii inancındaki topluluklar ile Alevî kültürüne mensup insanlar da Nevruz'u bayram olarak kutluyorlar.

21Mar/210

Emrehan Küey – “Abide Şahsiyet” – Rıza Tekin UĞUREL

unnamed (3)Emrehan Küey – “Abide Şahsiyet” – Rıza Tekin UĞUREL

12 Mart 2019

Manisa Mevlânâ Araştırma Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Emrehan Küey’i 13 Mart 2006 tarihinde sabaha karşı Uşak-İzmir karayolunda geçirdiği trafik kazası sonucunda kaybettik.

Celal Bayar Üniversitesi Öğretim Görevlisi olan Emrehan Küey, MAKSAD (Mevlana Araştırma Kültür ve Sanat Derneği) Başkanlığının yanı sıra Manisa Aydınlar Ocağı ve Kuvayı Milliye Derneği Manisa Şubesi Başkanıydı.

O bir hizmet eriydi…

O bir hizmet eriydi… “Dede himmet” dediklerinde “Oğul hizmet!” buyurmuşlar. İşte Emrehan Küey’in adı hizmetle anılırdı. Himmeti hak eden biriydi O. Neye hizmet etti? Türk kültürüne, Türk sanatına, Türk Edebiyatına kısacası Türk İrfanına…

Üniversiteye intisap etmeden önce kurduğu Akademi Kitabevi’yle yüzeliden fazla kitabın yayınlanmasını sağladı. Kitapları basarken ticarî zihniyetten uzaktı. İşini devam ettirebilecek geliri temin için üniversite ders kitabının haricinde bilimsel, millî kültüre yönelik yayınlar yapmıştır.

19Mar/210

2021 İÇİN HATIRLATMALAR; İSTİKLAL MARŞI, MEHMET AKİF VE SAFAHAT – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mcç ayhan katırcıkara2021 İÇİN HATIRLATMALAR; İSTİKLAL MARŞI, MEHMET AKİF VE SAFAHAT - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

2011 Mehmet Akif Ersoy yılı olarak ilan edilmişti.

Böylesi ilan edilme yılları konusu Birleşmiş Milletler ve UNESCO’dan mülhemdir. Böylece bütün dünyanın ortak mirası olan eserlerle ve söz konusu ülkenin önemli aydınlarından biri yıl boyunca değişik etkinlikle tanıtılıyor.

UNESCO ilk önce İstanbul’u (1985), en son da Göbeklitepe Arkeolojik Alanını (2018-Şanlıurfa) dünyanın ortak mirası olarak ilan etmişti. Birleşmiş Milletler ise 2020 yılını filozof, bilim adamı, mantıkçı, felsefeci, gökbilimci ve müzisyen Türk alimini gündeme taşıyarak Farabi Yılı olarak duyurmuştu. Kaynak ve kadro da her zaman BM ve söz konusu ülkenin imkanları nispetinde faaliyetlere imkan buluyordu. İyi bir uygulama nereden bakarsanız bakınız. Ama biz “Farabi’yi, İstanbul’u ve Göbeklitepeyi yeteri kadar bütün dünyaya tanıttık mı? ”Doğrusu tartışılır.

Peki kendi ilan ettiğimiz İstiklal Marşı Şairimizin ölümünün 75. Senesinde 2011 Mehmet Akif Ersoy Yılında neler yapıldı? Bana göre kayda değer hiçbir şey dikkat çekmedi. Yerel yönetimler Safahat’ın telif hakkı kalktığı için bol bol itinasız Safahat bastılar. Bu nedenle de bazı kitapçılar iki kitap alana bir Safahat hediye eden kampanyalara başladılar. Çünkü bir belediyemiz 60 bin Safahat bastı, on binini dağıttı, gerisi depoda duruyordu. Matbaacı beni arayarak “Mehmet Bey, bu adamları tanıyorsanız gelip Safahatlarını alsınlar, biz söz geçiremiyoruz, kendi kitaplarımızı da bu yüzden depolayamıyoruz” dediğinde küçük dilimi yutacaktım. Bazı yerlerde konferanslar ve toplantılar elbette tertip edildi. Bunun için bir kadro falan sanmıyorum ki tahsis edilsin. Ancak kaynaklar hovardaca kullanıldı. Dönüp arkama bakıyorum ortada hiçbir şey yok. Mesela sizin hatırlattığınız önemli bir etkinlik var da benim mi aklıma gelmiyor?

18Mar/210

Kendi Derdime Derman olamamışken.!!! – Yüksel ERCAN

Kendi Derdime Derman olamamışken.!!! – Yüksel ERCAN

Türkiye'de bir vesile ile siyasete soyunmuş ve soyunduğu siyaset arenasında belli bir yol almış kim varsa o andan itibaren kendi hayatını, ailesinin hayatını mecburen bir kenara iter ve kalan ömrünü başkalarının mutluluğu ve rahatı için harcamak zorunda kalır,

"Ali'nin tayini ,

Velinin krediisi,

Hasanın terfisi,

Hüseyin'in çocuğuna uygun fiyata özel okul bulunması

Süleyman'ın ailesine yaz tatili geldiğinde bir devlet misafirhnesinde yer ayrılması,"

derken bakarkı kendi ömrü nerede ise sona ermek üzere.

Bizim memlekette bu tür ara işler "Tuzlukçuluk" olarak tanımlanır,

17Mar/210

TÜRK, TÜRKLÜK VE TÜRK MİLLETİ – Prof.Dr. Mustafa ÖZBALCI

indir sil

TÜRK, TÜRKLÜK VE TÜRK MİLLETİ – Prof.Dr. Mustafa ÖZBALCI

Millet kavramı, sadece ırkî birtakım özelliklerin bir araya getirdiği bir topluluğu, bir ana kavmi ifade etmez ve dayandığı bir ırkın, bir soyun bütün özelliklerini tam olarak yansıtan, saf ve katıksız bir milletin varlığından da söz edilemez.

Zira hiçbir insan topluluğu tarih sahnesine ilk çıktığı hâliyle kalmaz, kalamaz. Zaman ve mekân değiştikçe başka topluluklarla karşılaşır, onların kültüründen, dilinden, inancından, yaşayışından etkilenir ve onlarla kaynaşır. Bu da doğal olarak fertlerin ve toplumların sosyal yapısının değişmesine ve değişerek büyümelerine yol açar.

Her topluluğun bir milletleşme süreci vardır. Millet, tarihî zaman içinde farklı ırkların kaynaşması ve ortak bir kültürün çevresinde toplanması ile oluşan bir terkiptir. Bu terkibin en önemli bileşenleri dil, din, kültür, tarih, coğrafya vb. faktörlerdir.