Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım… Şikayet edeceğine sen de alternatifini oluştur.

ahsen okyar
19Eki/210

YERÇEKİMİNDEN KURTULMAK, ATMOSFERİN DIŞINA ÇIKMAK – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

YERÇEKİMİNDEN KURTULMAK, ATMOSFERİN DIŞINA ÇIKMAK - Ruhittin SÖNMEZ

Uzay yolculuklarında, mesela Ay’a seyahati gerçekleştiren, ay üzerinde veya uzayda yürüyüş yapılan projelerde güç ve enerji kullanımının planlaması çok önemlidir.

Bu yolculukların hangi evresinde en fazla güç ve enerji harcanmaktadır?

“Ay’a çeyrek milyon millik bir yolu kat ederken mi? Dünyaya dönerken mi? Ayın yörüngesinde mi? Ay ve kumanda modüllerinin ayrılması ve yeniden birleşmesinde mi? Aydan ayrılırken mi?”

“Hayır, bunların hiçbiri değil. Hepsinin toplamı bile değil. En fazla güç ve enerji dünyadan ayrılma sırasında harcanır. Dünyadan ayrılışın ilk birkaç dakikasında, yani yolculuğun ilk birkaç milinde harcanan enerji sonraki yarım milyon mil boyunca harcanandan fazladır.”

Çünkü “bu ilk birkaç milde yerçekimi muazzamdır. Atmosfer dışına çıkmak için hem yerçekiminden hem de atmosfer direncinden daha büyük bir itiş gücü gerekir.”

Atmosferden çıkıp“yörüngeye girdikten sonra yapılanlar için ise neredeyse hiç güç gerekmez.”

Ay ve kumanda modüllerinin ayrılması ve yeniden birleşmesinde, Aydan ayrılırken veya Dünyaya dönerken güç harcama ihtiyacı son derece azdır.

15Eki/210

HALKIMIZI MUTLU EDEBİLİRİZ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

HALKIMIZI MUTLU EDEBİLİRİZ - Ruhittin SÖNMEZ

Yıllar önce “Tavuk Suyuna Çorba- Yüreğinizi Isıtacak Öyküler” adıyla bir seri kitap çıkmıştı. Hala kitapçılarda var mı bilmiyorum. Bu kitaplarda “Sevgi Üzerine”, “Ana Babalık Üzerine”, “Öğretmek ve
Öğrenmek Üzerine” gibi bölümlerde tasnif edilmiş küçücük hikayeler vardı.

Bunlardan birini hiç unutmadım.

Hikâyeyi arkadaşıyla beraber New York’ta taksiye binen bir adam anlatıyor:

Arkadaşım taksiden inerken şoföre, “Teşekkür ederiz. Çok iyi araba kullandınız” dedi. Taksi şoförü şaşkın bir vaziyette “niye böyle söylediniz?” diye sordu.

Arkadaşım “bu kadar yoğun bir trafikte böyle serinkanlı hareket etmenizi takdir ediyorum” diye cevap verdi. Taksi şoförü “ya öyle mi” diye mırıldanarak gaza basıp gitti.

Arkadaşıma “Bütün bunlar nesi?” diye sordum.
“New York’a sevgiyi geri getirmeye çalışıyorum” diyen arkadaşım devam etti: “Bu şehri başka hiçbir şey kurtaramaz.”

Bunu nasıl başarabileceğini de şöyle açıkladı: “Sanırım ben taksi şoförünün gününü aydınlattım. Bugün 20 müşteri aldığını düşün, bu yirmi kişiye iyi davranacak demektir. O müşteriler de çalıştırdıkları
elemanlarına, tezgahtarlara, garsonlara ve hatta ailelerine iyi davranacaklardır. Böylece iyilik ve iyi niyet yaklaşık bin kişiye sıçramış olacak.”

Arkadaşım çabasının daha verimli sonuçlar vermesi için “her gün en az on kişiyi mutlu etmeyi hedeflediğini,” böyle böyle New York halkını mutlu etmeye çabaladığını anlattı.

Üstelik “bir adama iyi iş yaptığını söylemek zamanını almıyordu, işe yaramadığı taktirde kaybedeceği bir şey de yoktu.”
“En önemlisi insanın cesaretinin kırılmaması. Bunu birlikte yapabileceğim insanların sayısını artırabilirsem…” diye düşünüyordu.

13Eki/210

VAY BAŞIMIZA GELENLER – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2

VAY BAŞIMIZA GELENLER - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Esasında Vay Başımıza Gelenler başlığı, Şair, Yazar, Kültür Adamı ve Dilci Yavuz Bülent Bakiler’in henüz çiçeği burnunda anılarını yayınladığı ”Vay Başıma Gelenler” (Yakın Plan Yayınları-Birinci baskı 2021 Haziran-İstanbul) adlı kitabından mülhemdir.

YENİ BİR HAYAT BİÇİMİ ŞEKİLLENDİ

Vay Başımıza Gelenler doğrusu iki yıldır dünyada ve Türkiye’de devam eden pandemi süreci içinde bütün herkesi düşündürdü. Sadece sinovac, biontech, zenaca, sinopharm, modernavs adı ne olursa olsun aşıyı, sağlık çalışanlarını, maskeyi, mesafeyi, tedavi görenleri, vefat edenleri, karantinada olanları, tedbirleri düşündürmedi, evden çıkmayınca yeni bir hayat biçimi gelişti. Bir kısım insanlar büyükşehirlerden kaçtı, müstakil evler alaka gördü, internetten alış-veriş her konuda zirve yaptı, akıllı telefonlar ve whatshop iletişimde hep önde kaldı, işsizlik, hayat pahalılığı ve enflasyon arttı, dur durak bilmedi. Yüzyüze yapılmadığından eğitim aksadı. Yasaklar arttı, aşı karşıtları ortaya çıktı. Bugüne kadar dünyada pandemiden 5 milyondan fazla insan hayatını kaybetti. İklim değişiklikleri toplumu etkiledi, kuraklık baş gösterdi, gıda maddeleri zamlandı; seller, sağanaklar arttı, orman yangınlarının söndürülmesi aylar sürdü. Yanardağlar birbirinin ardından lavlar püskürtmeye başladı. Buzullar erimeye başladı, denizler taştı. Taştı ama uzay turizmi de piyasada alaka gördü, zenginler birkaç günlüğüne de olsa mesela Amerikalı Richard Bronson milyon dolar vererek uzaya gitti. Jeff Bezoz kendi roketiyle uzaya turistik seyahat yaptı. Ama bütün dünyada göçmenler şanslı ise çadır kentlerde yaşadılar, ama daha iyi bir hayat kurmak ümidiyle batıya geçmek isteyenlerin çoğu denizlerde boğularak hayatlarını kaybettiler ve kaybetmeye devam ediyorlar. Güneydoğu Asya’da Myanmar -Arakan Müslümanları hala aç susuz, perişan, evsiz ve yurtsuz hayata tutunmak için imkan arıyor.

13Eki/210

VERGİDEN KAÇINAN VE YURTDIŞINA PARA KAÇIRANLAR – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

VERGİDEN KAÇINAN VE YURTDIŞINA PARA KAÇIRANLAR - Ruhittin SÖNMEZ

İktidar büyük servetlerin kimlerde olduğunu, kimlerin servetinin helal kimlerinkinin haram olduğunu, kimlerin vergi kaçırdığını kesinlikle ve net olarak biliyor.

Bizim Paradise, Panama ve son olarak Pandora Belgeleri ile öğrendiklerimizin Türkiye’yi alakadar eden kısmını eminim ki iktidar önceden de biliyordu.

Neden böyle bir kanaatim var?

Çünkü AK Parti hükümetlerince 7 defa çıkarılan “Varlık Barışı” yasalarıyla, şaibeli servet ve vergisiz kazanç aflarının boşuna çıkarılmadığını düşünüyorum.

Yurt dışındaki 200-300 milyar dolar arasında olduğu hesaplanan varlıkların ülkeye getirilip, ekonomiye kazandırılacağı vaadiyle 2008, 2011, 2013, 2016, 2018, 2019 ve 2021 yılında uygulamaya giren yasalar çıkarıldı.

Bu yasalarla milyarlarca dolarlık servet sahiplerine kazancın kaynağını sormama, vergi talep etmeme, inceleme-soruşturma açmama taahhüdünde bulundu.

Devletimiz işsiz üniversite mezunlarının öğrenci iken aldıkları kredileri dahi geri isteyen, asgari ücretten bile vergi kesen bir devlettir. Fakat yurtdışında servet biriktiren dolar milyonerlerine “yeter ki yurtdışındaki paralarınızı getirin vergi istemeyeceğim, kaynağını da sormayacağım” dedi.

“Pandora Belgeleri” adıyla sızan milyonlarca belgenin incelenmesiyle, pek çok ülkedeki ünlü kişilerin servetlerine dair bilgiler ortaya saçıldı. Türkiye'den 220 ünlü ve zengin kişinin de servetlerini, vergi cennetlerinde kâğıt üstünde kurulu şirketler üzerinden, transfer ettiği ve vergi kaçırdığı anlaşıldı.

Pandora Belgelerinde, Türkiye'den ismi geçen 220 ismin önemli bölümünün iktidara yakın yandaş müteahhitler, medya patronları olması çoğumuzu hiç şaşırtmadı.

Bunlar Hazine ve gelir garantili KÖİ (kamu-özel iş birliği) projelerinden devasa servet edinenler. Kamu İhale Kanunu’nun olağan yöntemleri yerine, Saray’dan paylaştırılan projeleri olağanüstü kârlarla yapıp işletenler. Kamu bankalarının milyarlarca dolarlık kredilerinden beslenerek medya ve enerji sektörünü ele geçiren şirketler ve patronları.

Bu malum zevat ve şirketleri için aslında defalarca şahsa özel vergi afları çıkarılmasına rağmen bunlar da yurtdışına para kaçıranlar listesinde yine en başlarda.

12Eki/210

NE DEDİĞİNİZİ DUYMUYORUZ ÇÜNKÜ KİM OLDUĞUNUZU BİLİYORUZ… / Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

NE DEDİĞİNİZİ DUYMUYORUZ ÇÜNKÜ KİM OLDUĞUNUZU BİLİYORUZ… / Ruhittin SÖNMEZ

Yaklaşık 20 yıldır ülkeyi yönetiyorsunuz, bilmediğimiz çok az yönünüz kaldı.

Dün, sizi “parmağında bir yüzüğünden başka serveti olmayan”, “eğer bir gün zengin olduğumu duyarsanız bilin ki haram yemişimdir” diyen, “alnı secdeye değen” insanlar olarak görüyorduk.

Dün, “Yolsuzluk, Yoksulluk ve Yasakları (3Y) kaldıracağız” sözünüze inanıyorduk.

Dün, “Dicle’nin kenarında bir kurdun kaptığı koyununun bile mesuliyeti benimdir” diyen Başbakanı çaresizlerin sığınacağı bir kapı gibi görüyorduk.

Zamanla gördük ki, “Harun gibi gelmiştiniz ama Karun gibi oldunuz.”

7Eki/210

Sevgi üzerine… / Av. Zeki HACIİBRAHİMOĞLU

zeki hacıibrahimoğlu

Sevgi üzerine… / Av. Zeki HACIİBRAHİMOĞLU

Sevgi insanın en ince hassas hislerinin meydana getirdiği merhamet ve şefkat duygularının bir eseridir. Vicdan hükmü kalpteki iyi ve kötü bütün varlığı yakarak silip atmış ve orasını ayna gibi termemiz bir hale getirmiş olduğundan Cenab-ı hak o kalbe tecelli tahtını kurmuştur.

Böylece bütün benliği hak sevgisi kaplamış ve o kimse artık sevgiden ibaret olmuştur. Artık o her şeyi her şeyde onu sever olmuştur. Bu nedenle o kimse Cenab-ı haktan dostluk, intibak ve esenlik sıfatları ile sıfatlanıp seçkinler zümresine girmiştir. Artık o insanın her iki dünyada yeri cennet, mekânı ise sefa ve dostluktur.

5Eki/210

TÜRKİYE’NİN DEMOKRASİ SEVİYESİ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

TÜRKİYE’NİN DEMOKRASİ SEVİYESİ - Ruhittin SÖNMEZ

Freedom House (Dünya Özgürlükler Evi) demokrasi, özgürlük ve insan hakları konularında araştırmalar yapan dünyanın en güvenilir sivil toplum örgütlerinden biridir. Dünyadaki diğer ülkeler gibi bizde de sivil toplum örgütleri ve halkla da görüşme ve anketler yaparak, siyasi haklar ve sivil özgürlükler konusunda durum tespiti yapıyor.

Freedom House raporlarında, “Türkiye son 10 yıl içinde dünyada demokraside en fazla kan kaybeden ikinci ülke olarak yer almakta. 2017 yılından bu yana demokrasi alanında kısmen özgür ülke statüsünde bile değil, özgür olmayan ülke statüsündeyiz. Türkiye bu yıl da "özgür olmayan ülkeler" kategorisinde yer aldı.

100 puan üzerinden 32 puan alan Türkiye, 195 ülkenin yer aldığı "özgürlük" sıralamasında 146'ncı sırada.

“Dış güçlerin saldırısı” gibi savunma ataklarına geçmeden önce raporun içeriğine bir göz atalım.

3Eki/210

SARAY ALİMLERİ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

SARAY ALİMLERİ - Ruhittin SÖNMEZ

İktidarın adalete, hakkaniyete ve hukuk kurallarına aykırı söz, eylem ve uygulamalarını bazı kişiler destekleyebilir. Kendi şahsi çıkarlarını bu hukuksuzluklar içinde artıracaklarını düşünerek “yandaş” olabilir.

Ancak iktidarın hukuka ve ahlaki bir değer olan adalete aykırı söz ve eylemlerine hukuki ve dini kılıf bulma konusunda yarışan hukukçu ve din bilginlerinin olması üzücüdür.

Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca’nın “…Sadece kuvvetler ayrılığı ilkesi üzerinde durulmaktadır. Halbuki uygulamaya dönük konularda kuvvetlerin arasında açık ve güçlü bir işbirliği iyi işleyen bir hukuk sistemi için özellikle gereklidir” diyerek kuvvetler ayrılığı ilkesini savunanlardan yakınması Yargıtay tarihimizde bir ilktir.

Yargı sistemimizi yöneten en etkin kurum HSK’dır. CB sisteminde HSK’nın bütün üyeleri siyaset tarafından belirleniyor. Bu yüzden, HSK kararlarını incelediğimizde, “yürütme ile güçlü bir işbirliği” içinde olduğu anlaşılıyor.

Sonuç “adil yargılama” talebiyle ve insan hakları ihlallerine karşı Anayasa Mahkemesine ve AİHM’e başvuru sayısı ile Avrupa’da açık ara birinciyiz.

Hukuk devleti sıralamasına göre 2014 yılında 99 ülke arasında 59. sırada iken, 2020 yılında 128 ülke arasında 107. sıraya düştük.

1Eki/210

YURT SORUNUNDA CUMHURİYETÇİLERİN SORUMLULUĞU – Dr. Sakin ÖNER

sakin öner

YURT SORUNUNDA CUMHURİYETÇİLERİN SORUMLULUĞU – Dr. Sakin ÖNER

Devlet, Anayasa’daki “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” kapsamında, maddi imkanlardan yoksun her öğrencinin, burs ve barınma ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Öğrenciler bugüne kadar barınma ihtiyaçlarını devletin ve özel sektörün yurtlarından ve ev kiralayarak karşılıyorlardı. Pandemiden sonra özel yurt fiyatları ve ev kiraları uçtu. Gençlik Spor Bakanlığı'na bağlı Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü'ne (KYK) bağlı yurtlarda yer bulamayan öğrenciler, sadece okumak için yurt istiyorlar. Barınma haklarını isteyen öğrenciler birçok ilimizde parklarda ve sokaklarda geceliyorlar. Seslerine kulak verilip sorunlarına çözüm üretilmesi yerine itilip kakılıp gözaltına alınıyorlar.

Sayın Cumhurbaşkanımız öğrencilerin burs ve yurt sorunu hakkında şunları söylüyor: “Biz göreve geldiğimizde üniversite öğrencilerinin aldığı burs 45 liracıktı. Ya elinize dilinize dursun ya. Şu anda 650 liraya çıktık. Nereden nereye geldik. Özellikle yurt konusunda bugüne kadar hiçbir iktidarın yapmadığı yatırımları yaptık. Bizden önceki dönemlerde böyle yurtlar söz konusu değildi. Biz göreve geldiğimizde 190 olan yurt sayısını 700’e çıkardık. Bugün yurtların 700 bin kapasitesi var.”

Sayın Cumhurbaşkanımız doğru söylüyor. 2003 yılında üniversite öğrencilerinin bursu 45 liraydı. Aynı tarihte bir çeyrek altın 22 liraydı. Demek ki, bir öğrenci bursu ile iki adet çeyrek altın alınabiliyordu. 2021 yılında üniversite öğrencilerinin bursu 650 lira oldu. Ama bir çeyrek altın bugün 850 lira. Bu durumda bir öğrenci bursu ile bir çeyrek altın alabilmek için üstüne 200 lira daha eklemek gerekiyor. Bu hesaba göre öğrencinin iki çeyrek altın alabilmesi için 1700 lira burs alması gerekiyor.

30Eyl/210

AKŞENER’İN DENGELERİ DEĞİŞTİREN AÇIKLAMALARI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

AKŞENER'İN DENGELERİ DEĞİŞTİREN AÇIKLAMALARI - Ruhittin SÖNMEZ

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Halk TV’de yaptığı açıklamalar gündemi belirledi. Akşener’in “Cumhurbaşkanı adayı değilim, Başbakanlığa adayım” sözü siyaset oyununun dengelerini değiştirdi.

“Millet İttifakının (CHP+İYİ Parti+SP+DP) CB adayı kim olacak?” sorusunu tartışanlar daha ziyade Cumhur İttifakı (AKP+MHP+BBP+VP) mensupları ve yandaş medya idi. Bu tartışma üzerinden “Millet İttifakı içinde çatlak çıkacak” beklentisi pompalanıyordu.

Akşener’in açıklaması iktidarın bu beklentisini boşa çıkardı. Millet İttifakı içinde belli konularda çalışmaların tamamlandığını ve ortak seçim stratejisinin belirlendiği kanaati uyandırdı.

26Eyl/210

ÖĞRETMENLERİN KILIK KIYAFETLERİ ÜZERİNE – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrak

ÖĞRETMENLERİN KILIK KIYAFETLERİ ÜZERİNE - Seyfettin KARAMIZRAK

Öğretmen Okulu’nda okurken her davranışımız ve giyim kuşamımız mercek altındaydı. Bir ara saçım birazcık uzamıştı. Dersteyken öğretmenimiz ensemi tutarak, “yarın öğretmen olacaksın şu saçının haline bak, neredeyse örülecek” diyerek uyarmıştı. Öğle arasında soluğu okul berberinin yanında yerinde aldım. Üç numaraya yakın şekilde kısalttı. Berbere gittiğimizde tarife gerek yoktu zaten. O, öğrenci tıraşının nasıl olacağını çok iyi bilirdi.

Giyim kuşamımız da itinalıydı. Okulun devasa bir ütü hanesi vardı. Ütüsüz giyimle boyasız ayakkabı ile gezemezdiniz. Hele bir üst sınıf öğrencisinin yanından geçerken selam vermezseniz, ya da eliniz cebinizdeyse tokadı yerdiniz.

Anlayacağınız tüm hayatımız “iyi, örnek bir öğretmen olabilme” üzerine kuruluydu. Diyeceksiniz ki kılık kıyafetle mi? Hayır, bilgi ve beceride, davranışlarda, kişilik kazanmakta, sevgi ve saygıda da bu gayret ve itina vardı.

25Eyl/210

Olduğumuz Yerde Saymak.. – Yüksel ERCAN

Olduğumuz Yerde Saymak.. – Yüksel ERCAN

Dünyada bütün sınırların bir anda değiştiği, dostların bir gecede düşman, düşmanlarında saatler içerisinde dost olabildiği, dünyada varlığını devam ettirebilmek adına dostluktan çok menfaatlerin ön planda olduğu bir olağanüstü zor bir süreçten geçiyoruz, daha doğrusu geçmeye çalışıyoruz.

Yıllar yılı Emperyalist güçler tarafından başlatılan ve asıl amacı bizi yurt yaptığımız bu coğrafyadan sürmek olan dolayısı ile sınırlarımızı da tehdit eden bu ekonomik sarmal sırasında aklımıza hemen batılılar tarafından “Allah’ın Kırbacı” olarak tanımlanan Atilla’nınEğer sınırlarınızda bir sorun varsa bunun tek çözümü sınırlarınızı genişletmektir” sözleri geldi.

24Eyl/210

CUMHURBAŞKANI PADİŞAH GİBİ KONUŞAMAZ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

CUMHURBAŞKANI PADİŞAH GİBİ KONUŞAMAZ - Ruhittin SÖNMEZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 19 Eylül’de yaptığı öğrenci burslarına dair açıklamasındaki üslup haklı olarak tartışma konusu oldu.

“Biz göreve başladığımızda üniversite öğrencilerinin bursları 45 liracıktı. Ya elinize dilinize dursun ya. Şu anda bunlar 650 liraya çıktı. Nereden nereye geldi?”

Bu bir demokratik devletin başkanının söyleyeceği söz değil. Ülkeyi şahsi mülkü, halkını da vatandaş değil “kul” sayan kralların, padişahların söyleyebileceği sözlerdendir bunlar.

Demokratik ülkelerde anayasa ve yasalarda belirlenmiş kamu hizmetlerinin yürütülmesi için Başbakan veya Cumhurbaşkanlarına belirli süre ile görev ve yetki verilir. Yöneticiye verilen yetki kamu kaynaklarını yani milletin parasını harcayarak güvenlik, sağlık, eğitim gibi temel ihtiyaçları karşılamak içindir.

23Eyl/210

YURT SORUNU BEKA SORUNU – Sakin ÖNER

sakin öner

YURT SORUNU BEKA SORUNU - Sakin ÖNER

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 42. maddesi, devletin “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi”ni düzenlemektedir. Bu maddeye göre; “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.……Devlet, maddi imkanlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar.” Devlet bu kapsamda, maddi imkanlardan yoksun bütün öğrencilerin burs ve barınma ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Fakat devlet yurtlarının, öğrencilerin ancak yüzde 20’sinin ihtiyacını karşıladığı ortaya çıktı. Bu yüzden bir milyonun üzerinde öğrenci barınma sorununu ya çözemedi ya da çok büyük maliyetler ödeyerek çözmeye çalıştı.

21Eyl/210

YÖNETİMDE KALICI VE SÜREKLİ BAŞARI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

YÖNETİMDE KALICI VE SÜREKLİ BAŞARI - Ruhittin SÖNMEZ

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İzmit Belediyesinin önemli bir projesi olan Kadın Girişimciler Merkezi(İZGİM) açılışında konuştu.

İlk önce bir tespitimi paylaşayım: İYİ Parti lideri kendi destekleriyle CHP’den seçilen İstanbul, Ankara ve diğer Büyükşehir Belediye Başkanları ile İlçe Belediye Başkanlarını tam sahipleniyor.

İzmit’te de,Onlardan bahsederken,“Millet İttifakı’nın belediye başkanları”sıfatı ile isimlerini zikretti.

Akşener, Millet İttifakının birlik ve beraberliğinin önemini söz ve davranışlarıyla vurguluyor.

“Şimdi buradaki birlik ve beraberliği muhafaza etmek gibi bir görevimiz var. Dolayısıyla partili Cumhurbaşkanlığı meselesi değiştikten sonra rekabet etmeye hakkımız olacak. Ama bugün birbirimizin ayağına basmayacağız” dedi.

Millet ittifakının belediye başkanlarından biri olan İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’in de başarılı çalışmalarını överken, “bundan sonraki çalışmalarınızda da takipçiniz olacağız” mesajını verdi.

Akşener, “Millet İttifakı’nın Belediye Başkanlarının” başarılı olmalarının öncelikle “sosyal belediyecilik” ilkesini uygulamaları ile “ihalelerde ve harcamalarda şeffaf olmalarına” bağlıyor.

Bu sebeple, yolsuzluk olmayınca, dürüst ve düzgün bir yönetim altında mevcut kaynakların yeterli olduğunu söyledi. Hem de merkezi idarenin, AKP’li olmayan belediyeleri yalnız bırakan hatta engelleyici politikalarına rağmen,belediyelerin başarılı hizmetler verebilmesinden mutlu olduğunu açıkladı.

20Eyl/210

SONBAHAR SARISINDA 12 EYLÜL KARASI – Cafer GENÇ

SONBAHAR SARISINDA 12 EYLÜL KARASI – Cafer GENÇ

Bu köşemde 12 Eylül’ü anlatmak için 1 ay önce Ankara’da Ulucanlar Cezaevini (Müzesini) görmeye gittim. 12 Eylül zalimlerinin zulmünü yaşadım, okudum, duydum ama gördüklerim karşısında çok duygulandım, gözyaşlarımı tutamadım Özellikle hücrelerden efektlerle gelen işkence seslerinden, koğuşta çay içerek, kitap okuyarak -belki de idamlarından habersiz- bir şeylerle meşgul olanların canlandırıldığı mizansenden ve idam sehpasından çok etkilendim. Ulucanlar’da can veren masum insanların mağduriyetine şahit oldum. Görmenizi tavsiye ederim.

Ben, sizlere, EYLÜL sarısında, 12 EYLÜL karasından söz edeyim.   

Herhangi bir şeyi bulunduğu zamana, duruma, ortama, şartlara ve imkanlara göre değerlendirmek gerekir.
1980 öncesi sağcılar-solcular değil, milliyetçi ülkücülerle, komünist devrimciler vardı. Her iki tarafın sloganlarını, pankartlarını ve ellerinde (silahtan başka) taşıdıklarını bildiğiniz için kimlikleri ve niyetleri hakkında bilgi sahibi olduğunuzu düşünüyorum. Her iki taraf da kendi siyasi düşüncelerine göre "demokrasi, vatanseverlik, özgürlük, eşitlik...vs" gibi anlayışları vardı. Taraflı (bir tarafı) yazdığımı düşünebilirsiniz, haklısınız. Siyasi  görüşüm itibariyle "kendimi" anlatmam normal değil mi? Karşı görüşün de hayat hikayelerini yazanları vardır. "Bir sağdan, bir soldan" diyerek "denge" anlayışıyla hareket eden cuntacıların, 17 yaşında (çocuk) olan solcu bir gencin yaşını, mahkeme kararıyla büyüterek idam etmelerine hepimiz üzülmedik mi? "Önce insanım" demenin ahlaklı, vicdanlı, asil bir davranış olacağının bilinmesini isterim..

19Eyl/210

Kokuşmuşluktan Kurtulmak İçin – Kadir DURGUN

kadir durgun

Kokuşmuşluktan Kurtulmak İçin - Kadir DURGUN

Genlerimiz, karakterimizin patronudur, karakterimizin şifrelerini genlerimizde okuyabiliriz, desem fazla iddialı bir şey söylemiş olur muyum?

Kişilerdeki gibi, toplumların da bir karakteri vardır; kişilerin karakter kalitesini davranışlarında, toplumların karakterini, o toplumun ortak ürünü olan atasözlerinde ve deyimlerinde görebiliriz, desem bir itirazla karşılaşır mıyım?

Deyimler ve atasözleri, bir milletin sosyal ve kültürel birikiminin hem saati hem pusulasıdır. Atasözlerindeki hayat algısı, dünya felsefesi bize o toplumun geldiği ve gideceği yeri anlatabilir. İnsan-insan, insan-toplum, insan-doğa ilişkilerin düzeyi, biçimi kendini en veciz haliyle atasözlerinde gösterir.

18Eyl/210

Türk Gençliğine Çağrımdır (4) – Av. Zeki HACIİBRAHİMOĞLU

zeki hacıibrahimoğlu

Türk Gençliğine Çağrımdır (4) - Av. Zeki HACIİBRAHİMOĞLU

Sevgili Gençler;
Milliyetçilik bizim için bir vasıta değil gayedir! Milliyet, millet, vatan, mukaddesat gibi kimsenin itiraz edemeyeceği ulvi kelimelerdir. Bu kelimelerin arkasına sığınıp oradan şahsi menfaatlerini korumaya çalışanlar, bir memleket kadar genişleyen ihtiraslarını vatanseverlik şeklinde gösterip bir ulvi gaye olan milliyetçiliği büyük servetlere, yüksek makamlara erişmek için vasıta olarak kullanmaktadırlar!

Sevgili gençler, sizin öncelikli mücadeleniz bu kişilerle olmalıdır.

Sizler temiz niyetli vatansever, memleketi ve Türk milletini düşünen, Türk milliyetçileri olarak böyle milliyetçi geçinenlerden uzak durmalısınız! Çünkü bizim milliyetçiliğimiz lüks otomobiller, bol harcırah, yüksek makam milliyetçiliği değildir. Hakka tapan halkı tutan bir milliyetçiliktir!

17Eyl/210

CİN FİKİR ÇÖZÜMLER – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sCİN FİKİR ÇÖZÜMLER - Ruhittin SÖNMEZ

Marmara Denizinde görülen müsilaj (deniz salyası) sorunu çabucak gündemden düştü. Yüzeydeki görünen müsilajın temizlenmesiyle sorun çözüldü algısı hâkim oldu.

Oysaki konunun uzmanı bilim insanlarına göre durum düşündüğümüzden de vahim.

MAREM adı verilen bir proje ile müsilajın oluşumu, son durumu ve ekosisteme bıraktığı etkileri araştırılıyor. Projenin ekip lideri Hidrobiyolog Levent Artüz “müsilajın olduğu gibi Marmara Denizi’nde durduğunu ama şeklinin farklı olduğunu” söyledi. "Bundan sonraki felaket müsilajı aratacak nitelikte olacak" dedi.

Levent Artüz’ün teşhisi şöyle: “Asıl sorun Marmara Denizi'nin kirletilmesidir. Seneye daha farklı daha büyük bir şey yaşanacaktır. Ondan sonra daha büyük olacaktır ve bu böyle katlanarak gidecektir. Denizi kirletmeye devam ederken farklı bir sonuç beklerseniz çok yanılırsınız.”

Daha şimdiden biyoçeşitlilik açısından felaketin boyutu dehşet verici: “2018’de bir izleme istasyonunda 250'e yakın tür tespit edilirken, bu sene yapılan çalışmada 21 adet farklı tür tespit edildi.” Yani 3 yıl içinde 229 canlı türü yok olmuş durumda. Bu sene Marmara’dan balık üretimi sıfıra yakın olacak. “Şu anda Marmara'da hasta istavritlerden başka hiçbir şey yok.”

16Eyl/210

Merhaba sevgili okuyucularım… / Doğa EKER

DFSDFCVXCVSDD

Merhaba sevgili okuyucularım… / Doğa EKER

5 yıllık bir aradan sonra yine birlikteyiz.

Yazılarımı okuduğunuz yıllarda 14 -15 yaşında araştırmacı bir gençtim.

Bugün “Z” kuşağının büyük çoğunluğunu teşkil eden –alfa- üyeleriyle aynı fikirleri, aynı özelikleri taşıyan aktif bir “Z” kuşağı bireyi olarak karşınızdayım.

İnsanları hayata bağlayan en önemli olgu güzel anılarıdır.

Küçük yaşlarda başladığım Türkiye gezilerimde; tanıştığım, buluştuğum, misafiri olduğum ve sosyal medya aracılığında tanıdığım sizleri ailem olarak, sizler beni ailenizden biri olarak kabullendiniz…

İyiki varsınız…