Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım… Şikayet edeceğine sen de alternatifini oluştur.

ahsen okyar
14Oca/210

TÜRKÇÜLÜK ve TURANCILIĞIN FİKRİ TEMELLERİ – Doç.Dr. Kazım YILDIRIM

unnamed (2)

TÜRKÇÜLÜK ve TURANCILIĞIN FİKRİ TEMELLERİ - Doç.Dr. Kazım YILDIRIM 13.01.2021 (SUBÜ Hendek Meslek Yüksekokulu Yönetim ve Organizasyon Bölümü Öğretim Üyesi)

Osmanlı İmparatorluğunun bunalımlı dönemlerinde farklı siyasi akımların tartışması yapılmıştır. O dönemde Türk ve Türklük kavramlarının telaffuzu dahi zordu. Türk kimdi, millet ne demekti, Türk Milleti ne demekti bunlar içi doldurulması gereken kavramlardı. Türk Dünyası, Turan kavramları ise boş bir hayalden ötesi değildi. Mehmet Emin Yurdakul (1869-1944) “CENGE GİDERKEN” şiirinin ilk kıtasında:
“Ben bir Türk'üm dinim, cinsim uludur
Sinem, özüm ateş ile doludur
İnsan olan vatanının kuludur
Türk evlâdı evde durmaz, giderim” şeklinde haykırmış ve Türklüğüne vurgu yapmıştır.

13Oca/210

Mustafa Kandıralı Gırnata Okulu – M. Tanzer ÜNAL

mustafa-kandirali

Mustafa Kandıralı Gırnata Okulu - M. Tanzer ÜNAL

Böyle bir okul yok.

Böyle bir okulun açılması, benim hayalim ve dileğim.

Daha önce yazdım çizdim, kimse oralı olmadı.

Yılmıyorum, yazmaya devam ediyorum.

Taa ki, görmeyen gözler görene, duymayan kulaklar duyana, algılamayan kafalar algılayana kadar.

Önce sizinle 4 Temmuz 2009 tarihinde, yani 11 yıl önce konuyla ilgili yazdığım yazıyı paylaşmak istiyorum:                

“Yıllardır Kandıra’ya gelip giderken hep hayal kurdum.

11Oca/210

BAYRAK SEVGİSİ (Arif Nihat Asya Anısına) – Cafer GENÇ

BAYRAK SEVGİSİ (Arif Nihat Asya Anısına) – Cafer GENÇ

1975 yılında Yozgat Lisesi’nden mezun oldum. “BAYRAK” şairimiz Arif Nihat Asya, 5 Ocak 1975 tarihinde (46 yıl önce bugün) vefat etti.
Şiirlerinden çok etkilendiğim birkaç şairimizden biri olan A.N. Asya’yı, 1974 yılında tanıma imkanım olmuştu. Yozgat Lisesinin daveti üzerine, okulumuzun pansiyonunda seminer vermişti. Hastaydı, halsizdi. Yanına gittim, elini öptüm, şiir yazdığımı ve kendisi gibi bir şair olmak istediğimi söyledim. Gençlik duygularımla milliyetçi, ülkücü olduğumu, ben de “BAYRAK” şiiri yazacağımı söyledim. Gösterdiğim birkaç şiirime baktıktan sonra, “yazmalısın” diyerek takdir ve teşvik etti. 20 yıl sonra “BAYRAĞIM” şiirimi yazdım. Sözünde durdum. Şiir kitabım 10 bin adet basıldı.

Şairimize rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun, ruhu şad olsun inşallah. Haykırdığı milli duygu ve manevi ruh ile millete ve memlekete çok hizmeti oldu, hakkını helal etsin...

Bir milletin bağımsızlığı bayrağının, istiklal marşının ve meclisinin olması ile mümkündür. Konumuz “bayrak” olduğuna göre;

Bayrak, bir milletin bağımsızlığının sembolüdür.

Bayrak, milli birlik ve beraberliğin ifadesidir.
Bayrak, vatanın varlığı için CAN, milletin yaşaması için KAN demektir.
Bayrak, namustur, şereftir, onurdur, gururdur...

Bayrak, istiklal ve istikbal demektir.

Bayrak, bayrak ve bayrak demek...

Arif Nihat Asya’ın "BAYRAK” şiirinde, İstiklal Marşı’mızda ve adına yazılmış yüzlerce şiirde övgü, sevgi, ruh ve duydu ile sahiplenme demektir...

8Oca/210

Ruhittin Sönmez başkanımızın 19 Mayıs 2009 tarihli yazısı

z

8Oca/210

Bir Dostu Kaybetmek – Fazlı KÖKSAL

41882148_10215840670504912_2918296025544261632_n

Bir Dostu Kaybetmek – Fazlı KÖKSAL

Sosyal medyada 2020 yılında yaptığım son paylaşımda “2021 acıları çok daha az yaşadığımız bir yıl olsun.” demiştim… Ama anlaşılan o ki; Korona yüzünden 2021’de de çok acı yaşayacağız.  1 Ocak günü sabahı kötü bir haberle sarsıldım: “Alaaddin Korkmaz da Uçmağa vardı...”

Türk Milliyetçiliği ve Türk Dünyası, sayısı gittikçe azalan "Düşünen Adam"larından birisini, bir vefa timsalini kaybetti... Vefatını “Uçmağa varmak” olarak ifade etmem de, “vefa timsali” olarak tanımlamam da laf olsun diye değil…

7Oca/210

Yeni Yıla Girerken “2021” – Ali COŞKUN

ali coşkunYeni Yıla Girerken “2021” - Ali COŞKUN 58. ve 59. Hükümetler Sanayi ve Ticaret Bakanı

2020 hüzünlü yıl geride kaldı. Aslında değişen sadece takvim yaprakları. İnsan toplulukları ise yaşama biçimlerine bağlı olarak (COVID-19) Koronavirüsle zor bir imtihan vermekte. Salgın küresel ve ulusal ekonomileri, sosyal ve kültürel değerleri tehdit ve tahrip etmekte.

2020 yılı Koronavirüs salgınının verdiği sıkıntılar başta olmak üzere; depremler, ölümler, sınırlarımızda süregelen sıcak çatışmalar, şehitlerimizin acıları, Ege ve Akdeniz’de karşılaştığımız uluslararası haksızlıkların oluşturduğu dış politikada beliren olumsuzluklar, eğitim hayatımızda yaşanan zorluklar, iş dünyamızın ve ekonomimizin karşılaştığı dar boğazlar velhasıl halkımızı bezdiren bunalımlarla anılacak 2020 zorlu bir yıl oldu.

Gerçek şu ki yarınki Dünya düzenimiz yaşadığımızdan farklı olacak; adeta yeni bir çağ açılıyor. Hayatımızın her safhasında dijital dönüşüm gerçeği ile karşı karşıyayız.

İnsanlar adeta sanallaşıyor, başta aile kavramları olmak üzere sosyal hayat zayıflıyor, selamlaşmayı, sevgiyi, sevmeyi unuttuk; bizi millet yapan öz değerlerimiz, kültürümüz her yönüyle yozlaşmasıyla karşı karşıya.

6Oca/210

BİR HEKİMİN ÖLÜMÜ; BALIKESİRLİ DR. MEHMET AKAY – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2BİR HEKİMİN ÖLÜMÜ; BALIKESİRLİ DR. MEHMET AKAY - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi tamı tamına bir canavarlıktı. Hukuk devletinin, insan haklarının ve bütün özgürlüklerin ayaklar altında süründüğü bir zaman dilimi idi. Mesela kitap okumak, hele hele Risale-i Nur gibi bu dini bir kitap ise önce gözaltına alınmanız, sonra tutuklanmanız mükedderdi. Aylarca cezaevinde yattıktan sonra da berat ediyordunuz. Bu ne menem şeyse. Milli Eğitim Bakanlığının bu konudaki acımasız tamimleri talebeleri mutazarrır ediyordu. Kilis Lisesi’nden 7 talebenin bu yüzden okullarıyla ilişkileri kesildi. Bir kısmı okulu bıraktı, bir kısmı Adıyaman, Gaziantep, Malatya’ya gitti eğitimleri için. Ben önce Çorlu, sonra İstanbul’da Lise okumak için kayıt yaptırdım.

YARIM ASIR ÖNCE

Şehzadebaşı’ndaki Vefa Lisesi’ne son sınıfta öğrenci oldum. Önce velim Tıp Fakültesi stajyeri Mehmet Akay’dı. Sonra Asistan Oktay Demirsöz üslendi. İstanbul’da üniversitelilerin ve yurtsever aydınların uğradığı Kirazlı Mescit Sokağı 46 nolu mekanda Zübeyr Gündüzalp tanıştırmıştı beni yeni velimle. Stajyer Dr. Mehmet Akay kibar, şefkat ve sevgi dolu, mütebessim, medeni, birikimli,hoşgörülü tam bir İstanbul Beyefendisi entelektüel idi. Giyimi şık ve temiz, Türkçesi mükemmeldi. Önceleri Çemberlitaş Piyerloti Caddesi girişinde, Belediye Konservatuvarının tam karşısındaki Balıkesir Öğrenci Yurdunda hemşerileriyle birlikte kalıyordu. Ben bir üst sokaktaki Klodfarer Caddesi üzerinde amcamlarda misafirdim. Birbirimize çok yakındık. Sürekli buluşuyorduk. Yağmur Yayınevi Sahibi İsmail Dayı Beyi de böylece tanımıştım. Zaman zaman da Süleymaniye Kirazlı Mescit’ten yanımızda Zübeyr Gündüzalp olduğu halde Fatih Camii’ne giderdik. Yolda çok istifade ettiğim sohbetlerimiz olurdu (Tut Elimi Killize romanımda detaylı olarak anlatılır).

Dr. Mehmet Akay daha sonra Aksaray’da Muratpaşa Camii’ne yakın Hasaki Hastanesinin tam karşısında bir daire kiraladı. Burada cumartesi günleri Risale-i Nurdan dersler yapılıyordu. Epeyi bir müddet devam etti. Ancak bir gün burası “gizli toplantı yapılıyor, kitap okunuyor” diye şikayet üzerine baskına uğradı. Kitap okuyanlar karakollara götürüldü. Göz altına alındılar. Bir ay’a yakın süre bu gözetim devam etti, sonra gözaltındakiler bırakıldılar(1963). Dr. Mehmet Akay Memleketi Balıkesir’de daha Lise talebesi iken bile dini kitap okuduğu için tutuklanmış. Ağır cezada yargılanmış ve daha sonra beraat etmişti (21.Nisan.1961). Adliye ve hukuk tecrübesi donanımına katlanmış oldu. Artık böylesi kitap okumaktan dolayı tutuklanmalar çok komik geliyordu. Demek hala askeri vesayetin ve darbenin etkisi sürüyor, kadrosu iş başında idi.

5Oca/210

Milli Müfreze’nin Kurucusu Beş Divanlı Rıza Bey’in Konağına Misafir Olduk – Bihter GÖRDÜ

riza-bey-konagi

Milli Müfreze’nin Kurucusu Beş Divanlı Rıza Bey’in Konağına Misafir Olduk – Bihter GÖRDÜ

Milli Müfreze’nin Kurucusu Beş Divanlı Rıza Bey’in Konağına Misafir Olduk

Kocaeli’nin Derince ilçesinde, milli mücadele yıllarında askeri karargah olarak kullanılan Beş Divanlı Rıza Bey Konağı’nın Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nce restore edilerek turizme kazandırıldı. İzmit’in işgal döneminde Taşköprü yöresi ve çevresinde faaliyet gösteren milli müfrezenin kurucusu olan Beşdivanlı Rıza Bey’e ait konak, tarihi dokusu bozulmadan aslına uygun olarak restore edildi. Gelin 2021’in ilk gününde birlikte 130 yıllık geçmişe sahip Beş Divanli Rıza Bey Konağı’nı gezelim. Hem de tarihe bir yolculuk yapalım:

4Oca/210

MERKEL, İNÖNÜ, DEMİREL, ERDOĞAN – Ruhittin SÖNMEZ

image

MERKEL, İNÖNÜ, DEMİREL, ERDOĞAN – Ruhittin SÖNMEZ

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in ev alışverişini kendisinin yaptığına, görevli olarak diğer ülkelere giderken tarifeli uçak kullanmasına dair haberleri gıptayla okuyoruz.

Bir çok defa süpermarkette alışveriş yaparken cep telefonu kameralarına takılan Merkel’in aldıklarını, özel korumasına veya şoförüne taşıtmadığını, arabasına kendi yerleştirdiğini görüyoruz.

Merkel2005 yılından bu yana dünyanın en büyük 4. Ekonomisi olan Almanya’yı yönetiyor ve “dünyanın en güçlü kadını” unvanını taşıyor.

Time dergisinin verdiği bilgiye göre, bu dünya liderinin birsarayı veya köşkübile yok. 120 metrekarelik bir evdekocasıyla birlikte yaşıyor. Kapı zilinde de kocasının adı yazılı.

Merkel ailesini, arkadaşlarını, hatta çalışanlarını titizlikle gözlerden uzak tutuyor.

“Almanların ona başta taktığı Mutti (anne) lakabını aşarak güvenilir bir kişi imajı yarattı. Mert, dürüst, dikkatli...”

“Avrupa Birliği’nin fiili lideri” Merkel’iseven de çok sevmeyen de. Ancak O’nun hakkında “yalancı” diyen, yolsuzluk iddiasında bulunan olmadı.

Ülkesinin menfaati için gereken her türlü kararı alırken, “sakin güç” olma özelliğini korudu. Hiçbir ülke liderine ayar vermeye kalkmadı. Ama çok lideri hizaya soktu. Kimseye bağırıp çağırmadı. Trump gibi sürekli tweet atmadı ama çok kararlı ve etkili bir diplomasi yürüttü.

“İsmi istikrar ile özdeşleşti. Merkel adı çokları için öngörülebilirlik, sağduyu, uzlaşma, soğukkanlılık, ciddiyet ve tevazu anlamına geliyor.”

Almanlar böyle bir liderleri olduğu için şanslı bir dönem yaşadılar. Bakalım bu sene görevden ayrılacak olan Merkel’in yerini doldurabilecek bir lider bulabilecekler mi?

31Ara/200

YENİ YILA DEĞİL PARALEL EVRENE GEÇMEK – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sYENİ YILA DEĞİL PARALEL EVRENE GEÇMEK - Ruhittin SÖNMEZ

Bazı bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz gibi gerçekten paralel evrenler var mı?

NASA destekli bazı araştırmalarda,bizimkiyle aynı büyük patlamada yaratılmış ve paralel olarak var olan karmaşık ve başka bir evrenin varlığına dair ipuçları bulunmuş.

Araştırmacılara göre, “bahsi geçen bu paralel dünyada, her şey ters bir şekilde pozitif-negatif olarak, sol-sağ olarak işliyor ve zaman geriye doğru gidiyor.”

Film senaryolarını yazanların hayal gücüne inanırsak, paralel evrende bizler yine yaşıyoruz. Fakat hem bizim ve hem de çevremizde bulunan herkesin sosyal, psikolojik ve ekonomik statüleri çok farklı oluyor. Bu dünyada mutlu olanlar paralel evrende de mutlu olabildiği gibi tersi de olabiliyor.

Her yeni yıla geçişte insanlar tarafından belirlenmiş takvimin son günlerinde, yeni takvim yılına geçiş esnasında yepyeni umutlar beslemek bize iyi geliyor.

Sanki kurgu filmlerdeki gibi görünmez bir kapı açılıp paralel evrene geçeceğiz ve bu evrende daha mutlu olacakmışız gibi geliyor.

Ancak bu defa yeni yıla girerken, ülkemin ve milletimin tamamına yakınının yaşama sevincinin adeta kaybolduğunu görüyorum.

Toplum olarak yaşama sevincimizi yeniden kazanabilmemiz için, 2021 yılını sanki bir paralel evrene geçiyormuşuz umuduyla karşılamak istiyorum.

29Ara/200

Kandıralı – Yılmaz ÖZDİL

indir

Kandıralı - Yılmaz ÖZDİL

İncecik iplikle bileğime bağlanmış kırmızı balonu, sanki dünya avucumdan kayıp gidiyormuş gibi elimden kaçırdığım, kısa pantolonlu yıllarımdı…

İzmir Fuarı'nın püfür püfür imbat esen yaz gecelerinde Cem Karaca'nın lacivert gökyüzüne işçisin sen işçi kal diye haykırdığı, Barış Manço'nun lambaya püfff dediği, Devekuşu Kabare'nin gülmekten kırıp geçirdiği, muavinli dolmuşçuların Orhancı-Ferdici diye birbirini solladığı, çamaşır makinelerinin merdaneli olduğu yıllardı.

Sabahın ilk ışıklarıyla, annem ve bütün komşu teyzelerle beraber kadınlar matinesine gitmiştik iyi mi…

7-8 yaşlarındaydım, annem beni evde tek başıma bırakmak istemiyordu, en son bıraktığında sokağa çıkmış ve kibritle oynarken depo olarak kullanılan bir barakada yangın çıkarmıştım, itfaiye yetişmeseydi mahalle komple gidiyordu, rahmetli babam bir hafta kadar dinlene dinlene dövmüş, gene de öfkesini yatıştıramamıştı.

İşte bu yüzden mecburen kadınlar matinesindeydim. Oturunca sahneyi görmeye boyum yetmediği için tahta sandalyede ayağa kalkarak sanatçıları seyrediyor, o harala gürele içinde ağzıma tıkıştırılan zeytinyağlı dolmaları yiyordum.

26Ara/200

17/25 Haftası veya Köşe dönmenin şifreleri – İdris TÜRKTEN

17/25 Haftası veya Köşe dönmenin şifreleri – İdris TÜRKTEN

Nedense milletçe geçmişi çabuk unutuyoruz. Balık hafızalıyız desem aziz milletimize hakaret mi sayılır bilemiyorum ama gerçekleri de dile getirmemiz gerekiyor. Son yirmi senede olup bitenleri sandık başına her gittiğimizde hatırlayıversek, inanın mevcut iktidarın yerine şimdi çoktan bir başkası gelmişti.

Bugünlerde 17/25 Yolsuzluk ve Rüşvet olaylarının 7. Yılındayız ama bu utanç verici yolsuzluk olaylarından bahseden bir Allah’ın kulu yok.

22Ara/200

Servetiye Cephesi’nin Kahramanca Savunmasını Canlı Tutan Müze – Bihter GÖRDÜ

servetiye

Servetiye Cephesi’nin Kahramanca Savunmasını Canlı Tutan Müze – Bihter GÖRDÜ

Geçmişe yolculuk yapmak isteyenlerin mutlaka görmesi gereken Servetiye Müzesi, atalarımızın ne zor şartlarda yaşadığını ve nasıl bir milli mücadele verdiklerini gözler önüne seriyor. Servetiye Cami Köyü merkezinde bulunan müzenin önünde, ikiye ayrılmış bir mermi çekirdeği görünümündeki  Tek Kurşun Anıtı görülmeye değer. Bu anıtın iç kısmındaki kitabede Kurtuluş Savaşı’ndaki yöresel olaylar ile Servetiye Cephesi’nde yer alan kişilerin isimleri sıralanmış.

22Ara/200

KM SAYACINI OYNAMAK MOTORU İYİLEŞTİRMEZ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sKM SAYACINI OYNAMAK MOTORU İYİLEŞTİRMEZ - Ruhittin SÖNMEZ

Bazı kişi veya suç örgütleri kilometresi yüksek ya da ticari taksi olarak kullanılmış ikinci el araçları düşük fiyatlara satın alıyorlar. Daha sonra bu araçların kilometre sayaçlarını düşürerek“az kullanılmış, temiz araç” diye satıyorlar. Böylece araç başına 30 bin TL civarındahaksız kazançlar elde edebiliyorlar.

İkinci el araç satışında,“nitelikli dolandırıcılık suçu” oluşturan kilometre sayacının oynanmasından başka,aracın hasar ve kusurlarının gizlenmesigibi ahlaki olmayan tavırlar da yaygın.

Hasarlı ve sorunlu araç bilgileri tüketicilerden saklandığından, yüz binlerce mağduriyet vakası yaşandı. Bununiçin bir düzenleme yapıldı. Nisan 2019’dan itibaren, ikinciel otomobil satışında ekspertiz raporu zorunlu hale getirildi.

Görünen o ki, sayısı hiç de az olmayan bir kısım insanlarımızın ticari ahlakı zayıf.Ticari güven ortamını sağlamak için yasal düzenlemelere ihtiyaç duyuldu.

İkinci elaraçlar artık alım satım öncesinde Bakanlıkça yetkilendirilmiş ekspertiz tarafından muayene ediliyor.Ayrıca satıcılık ve ekspertizlik için de standartlar getirildi.

Bu uygulamanın amacı insanların güvenli bir ticaret yapabilmesini sağlamak,alıcıların kandırılmasının önüne geçmek.

Güven,satıcının söz ve yemini ile değil, “hizmet yeterlilik belgeli” yani belli standartları karşılamakta olan muayene istasyonlarından alınan raporlarla sağlanabiliyor.

7Ara/200

ADINI YAŞATALIM – Güngör ARSLAN

profileADINI YAŞATALIM - Güngör ARSLAN

Bu kent yaşarken ben dahil hepimizin kıymetini bilmediği bir değerini kaybetti.

Tek başına kentin sorunlarıyla ilgili bıkmadan, usanmadan mücadele eden, adeta bir avukat gibi adliye koridorlarında dilekçe üstüne dilekçe veren, kendi için değil kenti için, vatanı için mücadele eden ve daha da önemlisi hiç yılmayan, korkmayan bir ferdini kaybetti.

Nazif Tannur’u yitirdik.

Kapı kapı dolaşırdı Nazif Tannur.

Gördüklerini, yaşadıklarını bıkmadan usanmadan anlatırdı.

Elinde belgeler dolaşıp dururdu.

Bıkardık açıkçası Nazif Tannur’dan.

Söyledikleri çok önemli şeylerdi ama biz basın mensupları daha sansasyonel daha magazin haberler peşinde koştuğumuz için Nazif Tannur’a fazla ilgi göstermez hatta bazılarımız ondan kaçardık.

Buna rağmen Nazif Tannur tuttuğu işin peşini bırakmaz, cebinden para harcar ve inandığı doğrular için mücadeleye devam ederdi.

Muhalefet etmenin, karşı çıkmanın, haksızlığa ve hukuksuzluğa meydan okumanın unutulduğu bu ülkede Nazif Tannur kardelen çiçeği gibiydi.

Hiç kolay yolu seçmedi.

Korkmadı, teslim olmadı, PES etmedi.

Aslında Nazif Tannur direnmenin adıdır.

Bizim o devrimci, solcu geçinen ama her türlü haksızlık ve hukuksuzluk karşısında SUS-PUS olanlardan değildi.

Tek başına siyasi partilerin, sivil toplum örgütlerinin hatta ve hatta medyanın yapmadığını yaptı ve bu dünyadan sessiz, sedasız göçtü gitti Nazif Tannur.

Şimdi ona olan borcumuzu daha doğrusu mahcubiyetimizi gidermenin zamanıdır.

Nazif Tannur’un adı yaşatılmalı bu kentte.

Ama öyle gelişigüzel bir sokağa falan değil.

Heykeli dikilip bir meydana verilmeli ismi.

Haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı çıkanlar onun önünde yapmalı bunu.

Nazif Tannur bize ‘Kral çıplak’ diyen, ‘Siz hiçbir işe yaramazsınız, benim yaptıklarımı bile yapamayan insanlarsınız’ diyen bir kişiydi.

Ben kendi adıma Nazif Tannur’da binlerce kez özür diliyor ve önünde saygıyla eğiliyorum.

https://www.seskocaeli.com/makale/5855545/gungor-arslan/adini-yasatalim

Kategori: Makale Yorum yok
5Ara/200

DERVİŞ, ÇELEBİ, BİLGE VE FİLOZOF BİR YAZAR; MEHMET ÇETİN – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2DERVİŞ, ÇELEBİ, BİLGE VE FİLOZOF BİR YAZAR; MEHMET ÇETİN - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Mehmet Çetin (1956 Kilis -2020 Ankara) benim meslektaşımdı, yol arkadaşımdı, gönüldaşımdı, ülküdaşımdı ve dertdaşımdı, medeniyet harekatının dervişiydi, insana yatırım yapan bir çelebi müellifti, insan haklarının, kainatın ve evrensel hukukun filozofuydu. Kendisini ilk defa 1974 yılında İstanbul’da tanıdım. İki hemşerim; Üniversite öğrenicisi Mehmet Çetin, yanında öğretmen arkadaşımız Mahmut Kaçarlar ile birlikte genel yayın yönetmeni olduğum Sırdaş Yayınevi’nin Cağaloğlu’ndaki yerimde beni ziyarete gelmişlerdi. Birbirimize kanımız kaynadı daha ilk sohbette. Yayınevimizin bütün yükünü üslendi, editörlüğüne başladı ve birlikte birbiri ardından bir senede 12 hacimli kitap neşrettik. Yok sattı kitaplar adeta.

Mehmet Çetin bir yayıncının bütün özelliklerini taşıyordu kısa bir zamandaki intibakıyla. Biraz sohbet ettik memleketimizden; Musabeyli’nin Karaahmet Höyüğünden Deli Şeyh Mehmet’in torunuydu. Babası Çiftçi Osman Çetin daha küçükken onu ninesine emanet etti annesi vefat edince. Öksüz ve yetim büyüdü dolayısıyla. Kader hükmünü icra ediyordu. Mütevazi bir ailede büyüyen Mehmet Çetin “Oku” emrini daha ilk mektepte fark etti. Okudu. İstanbul’a geldi, Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulunu bitirdi benim gibi. Gazetecilik yapmadı değil yapamadı. Stajını Sırdaş’ta tamamladı, profesyonel oldu.

5Ara/200

DEŞİYORUM SESSİZCE – Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER

süleyman coşkunerDEŞİYORUM SESSİZCE - DoçDr. Süleyman COŞKUNER

 

Hayat bir leb-i derya kargaşayla doludur

Kimseye zararım yok yaşıyorum sessizce

Yaşamdan zevk almayan sanki birer ölüdür

Tüm engelleri bir bir aşıyorum sessizce

 

Her kulun nasibinde nice dertler var imiş

Sırtlarına yüklemiş taşıması zor imiş

Yere düşürme sakın el aleme ar imiş

Hayatın zor yükünü taşıyorum sessizce

4Ara/200

KALİTELİ YAŞAMAK İÇİN 100 ALTIN ÖNERİ – Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER

süleyman coşkuner

KALİTELİ YAŞAMAK İÇİN 100 ALTIN ÖNERİ - Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER Kaliteli Yaşam Uzmanı

1. Sağlığınızı iyi koruyun.

2. Sevgi yüklü bir insan olun.

3. Devamlı tebessüm edin.

4. Tüm çevrenize saygılı olun.

5. Pozitif düşüncelerle bezenin.

6. Haklı olmayı değil, mutlu olmayı tercih edin.

7. Dost ve arkadaş canlısı olun.

8. Naif nezaketli ve tatlı dilli olun.

9. İyiliksever ve yardımsever olun.

10. Merhametli olun.

3Ara/200

ÇİN’İN İŞGALİNDEKİ DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ ETNİK SOYKIRIMINA ÖNCELERİ İNANAMIYORDUM! / Güngör ARSLAN

avatar (1)ÖNCELERİ İNANAMIYORDUM! / Güngör ARSLAN

Hepimiz biliyoruz ki günümüzde özellikle sosyal medyada inanılmaz bir

BİLGİ KİRLİLİĞİ

yaşanıyor.

Bir bakıyorsunuz bir paylaşım inanılmaz derecede ilgi görmüş.

Sonra biraz araştırdığınız da paylaşılanların ya doğru olmadığını ya da abartılı olduğunu görüyor ve şahit oluyoruz.

Açıkça itiraf etmeliyim ki ben de bir olayla ilgili böyle bir tereddüt yaşadım.

Baştan beri hep kuşkuyla yaklaşıp paylaşılanların abartılı olduğunu düşündüm.

Ta ki BBC’nin haberini daha doğrusu Youtube’deki videosunu görene kadar.

Olay Çin’in Uygur Türkleri’ne uyguladığı insanlık dışı ve sistemli soykırımı.

2Ara/200

FABRİKA AYARLARIMIZA DÖNMEMİZ GEREKİYOR… – Süleyman COŞKUNER

süleyman coşkuner

FABRİKA AYARLARIMIZA DÖNMEMİZ GEREKİYOR... - Süleyman COŞKUNER

1.Gerçek tuza dönün, işlenmiş tuz kullanmayın.

2.Sirkeyi evinizden eksik etmeyin.

3.Çörek otu kullanın.

4.Az tüketin ama organik yiyecekler tüketin.

5.Yoğurdu evinizden eksik etmeyin, mümkünse kendiniz yapın.