Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım… Şikayet edeceğine sen de alternatifini oluştur.

ahsen okyar
11Kas/190

Haydi Gel Köyümüze Geri Dönelim – İsmail KAHRAMAN

ismail kahraman

Haydi Gel Köyümüze Geri Dönelim – İsmail KAHRAMAN

Kültürümüzü Yaşatalım Çevre ve Doğayı Koruyalım

Çocukluk yıllarımızı yaşamak ve geçmişe yolculuğa çıkmak için sonbaharda köylerimiz çok daha güzel, sakin ve sessiz olur.
Geçen haftalarda Tanrı Dağları eteklerindeki Kazakistan Köylerinde belgesel çekiyordum.
Şimdi de benim memleketim Giresun’daki köyümdeyim. Espiye Dikmen Köyü Gıran Mahallesi’nde 55 yıl önce koşup oynadığım, yaramazlık yaptığım, koyun baktığım, mısır tarlasında darı biçip, ot topladığım köy evimdeyim.
Taflan, üzüm, kiraz, töngel, hurma, ceviz, fındık, elma, armut, erik ağaçları yerinde duruyor. Küçük hurmalar yeni olurken, yaprakları sararmış töngel meyvesi ile kendime ziyafet çekiyorum.

6Kas/190

Türkiye Cumhuriyeti Kocaeli’de ilan edildi – İsmail KAHRAMAN

    ismail kahraman 

Türkiye Cumhuriyeti Kocaeli’de ilan edildi – İsmail KAHRAMAN

Milli Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanması üzerine, 29 Ekim 1923 de kuruluşu tüm dünyaya ilan edilen Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu, 29 Ekim’den 9 ay önce 16 Ocak 1923 de Kocaeli İzmit’te, Atatürk tarafından basın ve kamuoyu ile paylaşılmıştı.

Atatürk ilk ve tek basın toplantısını Kocaeli’de ilan etmişti. Atatürk’ün İzmit basın toplantısı her bakımdan çok önemli bir konu.

Kocaeli Valiliği, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli Üniversitesinin yeterli çalışma yapmaması büyük bir eksiklik, müze Kocaeli Bölgesi’nde de tanınmıyor. Sadece Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti 16 Ocak tarihinde etkinlik yapıyor.

Türk Basın Tarihi içinde Kocaeli Basını’nın ayrı bir önemi var. Türkiye’de renkli olarak şehirlerde gazete çıkarılan illerin başında Kocaeli gelir. İlk gazete Cumhuriyet öncesi Osmanlı döneminde Kocaeli adıyla ilimizde yayınlanmış, önemli hizmet yapmıştır. Bugüne kadar Kocaeli Basın tarihiyle ilgili çok az çalışma var. Keşke Kocaeli Basın tarihi her bakımdan incelense ve araştırılarak gelecek kuşaklara aktarılsaydı.

2Kas/190

TÜRKİYE’YE ABD YAPTIRIMLARI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sTÜRKİYE’YE ABD YAPTIRIMLARI – Ruhittin SÖNMEZ

Trump’ın Erdoğan’a yazdığı o edepsiz üsluplu mektuptaki <I>“Daha önce sorunlarınızı çözmek için gayret gösterdim”

ABD Temsilciler Meclisi’nde görüşülen Türkiye aleyhine tasarı büyük çoğunlukla kabul edildi. Tasarı ile “Ermeni soykırımı” iddiaları kabul ediliyor, Türkiye’ye ciddi yaptırımlar uygulanmasını öngörüyor.

Genel Kurul’da yapılan oylamada 16'ya karşı 403 oyla kabul edilen tasarının yasalaşması için, Senato’da da kabul edilmesi ve Trump’ın imzalaması gerekiyor. Senatoda da üçte ikiden fazla oyla kabul edilirse Trump’ın veto hakkı bulunmuyor.

“Tasarı Türkiye’ye birçok alanda yaptırımlar getirirken Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ailesinin mal varlığının ve iş ilişkilerinin de araştırılıp rapor hazırlanmasını öngörüyor.”

Tasarı, yasanın kabulünden sonra en geç 120 gün içinde ABD Dışişleri Bakanı'nın Hazine Bakanı ve Ulusal Güvenlik Direktörü ile istişare içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesinin <I>(eşi, çocukları, anne-babası ve kardeşlerinin) </I>net mal varlığı, gelir kaynakları ve iş ilişkilerine dair bir rapor hazırlanmasını gerektiriyor.

Temsilciler Meclisi’nde kabul edilen yasa tasarı, bazı Türk yetkilileri yaptırım listesine alıyor ve Türk ordusunun silah ve finansmana erişimine sınırlamalar getiriyor.

Tasarıya göre şu isimlere yaptırımlar uygulanacak: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez.

Tasarı ayrıca Türk Ordusuna silah, teçhizat, hizmet, materyal sağlayıcı işlemleri yapanlar ile petrol ürünleri üretimine her türlü destek sağlayan kişi ve gruplara da yaptırımlar öngörüyor.

Kabul edilen tasarı her yönüyle Türkiye için son derece rencide edici. Uluslararası ilişkilerimiz açısından da çok başımızı ağrıtacak, silahlı kuvvetlerimizi sıkıntıya sokacak kararlar bunlar.

Tasarıdaki diğer kararlar gibi, T.C. Cumhurbaşkanının “şahsına, ailesine ve bakanlarına yaptırım uygulanması” bırakın “stratejik ortak” olan bir devleti, düşman bir devletin bile yapmayacağı kadar alçakça bir davranış.

1Kas/190

Geldik Küresel Krizin Üçüncü Aşamasına – Mahfi Eğilmez:

Geldik Küresel Krizin Üçüncü Aşamasına - Mahfi EĞİMEZ:28 Ekim 2019 Pazartesi

2011’de Yaptığım Analiz

29 Eylül 2011 tarihli Radikal Gazetesinde yazdığım ‘Krizin  Üçüncü Aşaması’ başlıklı yazım, krizin üç aşamalı olabileceği yolunda yapılmış ilk analizdir. Bu yazımı burada sizlerle bir kez daha paylaşıyorum. 

“İlk aşaması ABD'yi, ikinci aşaması AB'yi etkileyen krizin üçüncü aşaması, gelişme yolundaki ekonomileri etkileyecek. İlk aşaması ABD’yi, ikinci aşaması AB’yi ağır biçimde etkileyen küresel krizin üçüncü aşamada gelişme yolundaki ekonomileri etkisi altına alacağını ve asıl krizin o zaman ortaya çıkacağını tahmin ettiğimi daha önce yazmıştım. ABD ve AB’nin krize girmesinden bir ölçüde etkilenmiş olsalar da gelişme yolundaki ekonomiler bugüne kadar krizi bir şekilde kendilerinden uzak tutmayı başardılar. Sanırım artık bu aşamada bu pek mümkün olmayacak… 

Şu sıralarda içine girdiğimiz dönemde dünya büyümesinde ciddi bir düşüş yaşanması bekleniyor ve bunun etkisiyle bu tür hammaddelere olan talep düşüyor. Bu durum, bu tür hammaddeleri üretip satan ekonomilerin yavaş bir seyirle de olsa sıkıntı içine girebileceğini gösteriyor. Yükselen piyasa ekonomilerinin bazıları ise hammadde satıcısı değil. Bunlar tıpkı gelişmiş ekonomiler gibi sanayi ürünleri ya da gelişme yolundaki diğer ekonomiler gibi tarım ürünleri satarak döviz geliri elde ediyorlar. Bir bölümünde turizm gelirleri de ağırlıklı yer tutuyor. Türkiye bu kategoride hem sanayi ürünleri ihraç eden hem de turizm gelirleri önemli miktarlara ulaşmış olan bir yükselen piyasa ekonomisi…

1Kas/190

GATA NEDİR ???… / Yılmaz ÖZDİL

yılmaz-gata

FETOCULAR GATA'YA SIZMIŞTI.
DOĞRU.
PEKİ… 45 BİN ÖĞRETMEN FETOCU ÇIKTI, 25 BİN POLİS FETOCU ÇIKTI, 10 BİN
İMAM FETOCU ÇIKTI, NEDEN MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINI, EMNİYET GENEL
MÜDÜRLÜĞÜNÜ, DİYANETİ KAPATMIYORSUN DA, GATA'YI KAPATIYORSUN?
*
Ha askeri hekim, ha sivil hekim, ikisi de aynı diyorsan… Orduda istihkam
sınıfı var. Savaş mühendisidir, yol yapar, köprü yapar, geçit açar, bina
inşa eder, siper kazar, en önemli silahı iş makinesidir. Kapat o halde
istihkam sınıfını, ver belediyeye, aynı işi yapsın!

31Eki/190

HUKUKİ AÇIDAN TÜRKİYE’DEKİ SURİYELİLER – Ruhittİn SÖNMEZ

ruhittin sHUKUKİ AÇIDAN TÜRKİYE'DEKİ SURİYELİLER – Ruhittİn SÖNMEZ

Ülkemizde fiilen kayıtlı-kayıtsız 5,3 milyon Suriyelinin yaşadığı tahmin edilmektedir. Suriyelilerin Türk nüfusuna oranı ise ülke genelinde %6,5 oranında.

Prof. Dr. Ümit Özdağ’a göre, “Türkiye’de yaşayan Suriyeli ‘sığınmacıların’ sayısı 2040 yılında 10 milyona yükselecek, "Türkiye’nin birçok kenti Türk kimliğini kaybedecek ve Arap kentleri olacak."

Halen Kilis’te nüfusun yüzde 81,4’ü, Hatay’da yüzde 27,3’ü, Gaziantep’te yüzde 22,2’si, Şanlıurfa’da yüzde 21’i Suriyeli. İstanbul’da yaşayan Suriyeli sayısı da 1 milyona ulaştı.

Bu yüzden hukuki açıdan Türkiye’deki Suriyelilerin statüsünün doğru olarak ifade edilmesi önemlidir. Çünkü her bir statünün devletimize yükleyeceği yükümlülükler farklıdır.

Türkiye’de bulunan Suriyeliler (Cumhurbaşkanı dahil) devletimizi yönetenler veya halkımız tarafından mülteci, sığınmacı, göçmen ya da misafir olarak tanımlansa da bu tanımlar iltica hukukuna göre doğru değildir.

Türkiye Cumhuriyeti’nde bulunan Suriyeliler “mülteci, sığınmacı veya göçmen” değildir. Bu kişiler, “geçici koruma altında olan yabancılardır.”

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK)  ile bu Kanunu dayanak alarak çıkarılan Geçici Koruma Yönetmeliğine tabidirler.

Geçici koruma uluslararası koruma anlamına gelmez. Suriyeliler uluslararası hukuka tâbi tutulmadığından, Türkiye’nin Suriyeliler konusunda uluslararası hukuktan kaynaklanan bir sorumluluğu bulunmamaktadır.

Türkiye’de devletin Suriyelilere tanıdığı haklar uluslararası hukuktan kaynaklanan bir yükümlülüğün sonucu değildir. Tamamen devletimizi yönetenlerin siyasi tercihidir.

31Eki/190

Alevilik neden Türklüktür? – Ali Rıza ÖZDEMİR

aleviligi-komunizm-ile-bagdastirmak_740552

Alevilik neden Türklüktür? - Ali Rıza ÖZDEMİR

Giriş

Geçmişten beri halk arasında Alevilerin (Kızılbaş ve Bektaşi toplulukların) öz Türk ve Aleviliğin de Türklerin İslam imanını algılama biçimi olduğuna dair genel bir kanaat vardır. Yüzyıllardır varlığını sürdüren bu kanaat, son dönemdeki bilimsel çalışmalarla ispatlanmıştır.

25Eki/190

Kürtler, ABD ve Sovyet desteğiyle devlet kurmak istedi, hep hüsran yaşadı – Aytunç ERKİN

Kürtler, ABD ve Sovyet desteğiyle devlet kurmak istedi, hep hüsran yaşadı - Aytunç ERKİN

✔ Trump, PKK/YPG'ye “Kürtlere orada 400 yıl daha kalacağımıza dair söz vermedik” dedi

✔ 1946'da, Sovyetler Birliği'nin desteğini çektiği Mahabad Kürt Cumhuriyeti 1 yılda yıkıldı

✔ 1974'te, ABD ve İran'ın desteğiyle, Irak'ta isyan eden Mustafa Barzani de yüzüstü bırakıldı

✔ Dün de bugün de emperyalizm için varsa yoksa sadece petrol oldu ancak ders alınmadı

1 – ABD Başkanı Donald Trump, önceki gün şu çarpıcı gerçeği bir kez daha dile getirdi. Trump, YPG/PKK'ya atıfta bulunarak, “Kürtlere orada 400 yıl daha kalacağımıza dair söz vermedik” ifadelerini kullandı. Trump'ın bu tespiti kendi içerisinde tutarlılık taşıyor. Çünkü, emperyalizm (Özetle: Güçlü devletlerin daha az güçlü olanları, siyasi ve ekonomik egemenliği altına alması) ile yatağa girdiğin anda onun ‘taşeronu' olursun! Bu devletler için de geçerli kendisini ‘bağımsızlıkçı' olarak tanıyanlar için de geçerli! O zaman…

Amerika'nın 1 numarasının sözü akla 2. Dünya Savaşı'ndaki bir pratiği akla getirdi:

Mahabad Kürt Cumhuriyeti…

Mahabad, İran'da Urmiye Gölü'nün güneyinde bir vadide yer alıyor Adı ‘ay şehri' anlamına gelmekte…

Kadı Muhammed idam edilmişti.

24Eki/190

Mucizenin İlk Tanığı: Op. Dr. Lütfiye ÜNLÜ

mucizenin-ilk-tanigi-op-dr-lutfiye-unlu-4-1704Mucizenin İlk Tanığı: Op. Dr. Lütfiye ÜNLÜ

TIME KOCAELİ 15 10, 2019

İlimizin başarılı kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarından olan Op. Dr. Lütfiye Ünlü, “Bir canlının dünyaya gelmesine eşlik etme ve doğum anındaki manevi haz bambaşka bir şey” diyor.

22Eki/190

BÖYLE HUKUKA VE HUKUKÇULARA GÜVEN OLUR MU? – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sBÖYLE HUKUKA VE HUKUKÇULARA GÜVEN OLUR MU? - Av. Ruhittin SÖNMEZ

Bekri Mustafa Padişah Dördüncü Murat döneminde yaşamış, hayatının çoğunu meyhanede geçiren, zeki, nüktedan ve hoşsohbet bir zattır. Dördüncü Murat içki yasağını koyduğu yıllarda dahi Bekri'nin ayyaşlığını hoş görmüş.

Gündeme düşen bazı haberlere bakınca Bekri Mustafa’ya dair anlatılan şu fıkra aklıma geliyor:

BEKRİ MUSTAFA İMAM OLDU: Bekri Mustafa yoksul bir mahallede bir caminin önünden geçmektedir. O sırada musallada bir tabut vardır. Fakat namazı kıldıracak imam ortada yoktur. Cemaat başında kavuğu, sırtında cüppesiyle oradan geçen Bekri Mustafa’yı hoca zannederek namaz kıldırmasını söylerler. “Yok, ben Hoca değilim” dese de dinlemezler ve zorla öne geçirirler.

Bekri Mustafa namazı kıldırdıktan sonra tabutun örtüsünü açar ve ölünün kulağına bir şeyler fısıldar. Cemaat ölüye ne söylediğini merak eder, Bekri Mustafa gülerek cevap verir:

Dedim ki, sen şimdi aramızdan ayrılıp ahirete gidiyorsun, eğer orada sana ‘bu dünyanın ahvali nicedir?’ diye sorarlarsa, ‘Bekri Mustafa imam oldu’ dersin, onlar durumu anlar.”

20Eki/190

GİDENLERİN ARDINDAN; YAŞASIN HATIRALAR (İki Usta Ergun Göze ve Ahmet Güner Elgin) – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2GİDENLERİN ARDINDAN; YAŞASIN HATIRALAR (İki Usta Ergun Göze ve Ahmet Güner Elgin) - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

İki gazeteci, yazar, meslek ustamızın vefatlarının yıldönümünde Mehmet Nuri Yardım gönül dostları olan, üçüncü çeyrek etrafında dolaşıp duran bizleri yine Yeni Dünya Vakfı’ndaki Endurun Babıali Sohbetlerinde bir araya getirdi.

Avukat Ergun Göze(Sivas 1931-İstanbul 2009) Ağabey ile Tercüman’da 4 yılı aşkın süre birlikte çalıştık. Soluklanmak ve dertleşmek için benim mütevazi odamı seçerdi hep. Hatta oğlu Mehmet’i de getirirdi zaman zaman. Kendisini 1961 yılında kurduğu Babıali Yayınevi’nde Peyami Safa’nın Mistiszim adlı eserinden bu yana takip eder, Babıalide Sabah’taki yazılarının da tiryakisiydim. İlk profesyonel gazeteciliğe ben de Babıali’de Sabah’ta başlamıştım.

17Eki/190

EĞİTİM SİSTEMİNDE YAPILAN TEMEL HATALAR – Fazlı KÖKSAL

wert

Türkiye'nin dünya ülkeleri arasında hak ettiği yeri alamamasının temel nedenlerinden birisini, eğitim sistemimizin yetersizliği olarak gördüğüm için, öğrencilik yıllarımdan başlayarak eğitim sistemimiz üzerinde çok düşündüm. Yıllar boyu öğrenci, veli, ailesinde çok sayıda öğretmen olan bir yurttaş olarak , eğitim sistemimizde gözlemlediğim temel hataları şu şekilde sıralayabilirim;

6Eki/190

Kutadgu Bilig Yazılalı 950 Yıl Oldu – Ahmet Bican ERCİLASUN

Kutadgu Bilig Yazılalı 950 Yıl Oldu - Ahmet Bican ERCİLASUN

Bir milletin kendi dilinde, bundan tam 950 yıl önce yazılmış büyük bir siyaset bilimi kitabı varsa bu, o millet için bir övünç kaynağıdır. Sadece böyle bir eserin varlığı bile Türk’ün büyük ve köklü bir millet olduğunu göstermeye yeter.

Kutadgu Bilig birçok bakımdan büyük ve önemlidir.

Önce hacim bakımından. Tam 6645 beyit. Yani 13290 mısra. Yakında bir bildirisini dinlediğim Osman Fikri Sertkaya, eldeki nüshalarda bazı beyitlerin eksik olduğunu belirterek aslında eserin beyit sayısının 6666 olması gerektiğini ileri sürmüştür. Kur’an ayetlerinin sayısı kadar.

Yusuf Has Hâcib, kitabına şu beyitle başlıyor:

                Bayat atı birle sözüg başladım,

               Törütgen, igidgen, keçürgen idim.

( Tanrı adı ile söze başladım,

Yaratan, besleyen, affeden Rabbim. )

Beyit, besmelenin 11. yüzyıldaki Türkçesidir. Eserine besmeleyle başlayan Yusuf’un Kur’an’daki ayet sayısını hedeflemesi son derece tabiidir.


1Eki/190

Ahıska Türkleri – Dr. Yunus ZEYREK

10533-5f06d55bb8ccfa196c8d9e531b233e7eAhıska Türkleri - Dr. Yunus ZEYREK / Eğitimci - Akademisyen

Ahıska Türkleri, Gürcü asıllı Sovyet diktatörü Stalin tarafından sürülmüştür. Sürgünün sebepleri üzerinde dururken Stalin'in Gürcülüğünün de hesaba katılması gerekir. Zira Gürcistan, bugün olduğu gibi, eskiden de Türkiye'nin kuzeydoğu topraklarında hak iddia etmekteydi. Stalin'i böyle bir karara yönelten amillerden biri de bu olmalıdır. Nitekim sürgünden hemen sonra Gürcü profesörleri bir beyanname yayınlayarak Kars, Ardahan, Artvin, Rize, Tortum ve Bayburt'u istemişlerdir.

26Eyl/190

Ahlak Hayatın Sanatıdır – Prof.Dr. Hacı DURAN

hacı duran aAhlak Hayatın Sanatıdır – Prof.Dr. Hacı DURAN

Ahlak, insanın ve insanlığın doğuş, gelişme, olgunlaşma ve var olma bakımından kendisine tabi olduğu ilkeler, kurallar ve değerler anlamına gelir. Bütün insanlar tabii denilen bu ahlaka göre davranırlar. Ahlak insanın hemcinsi, çevresi ve inançlarına ilişkin kuralları ve değerleri kapsar.

Yerin ve göklerin halk edilmesi ile insanın halk edilmesi, yani yaratılması, Cenab-ı Hakkın koyduğu ölçüye göre gerçekleşmiştir. Ahlak kavramı; “halk” yani yaratılış kelimesinden türemiştir. Dolayısıyla yaratılışa uygun olan davranış ahlakidir. Uygun olmayan ise ahlaki değildir. Bu durumda tabiat kendi yaratılış ilkesine göre işlerken, devinirken, hareketini devam ettirirken, insan da kendi yaratılış ilkesine, kuralına ve yasasına göre davranır, ona göre hareket eder. İnsanlığın tarihi bu evrensel düzenin bir uzanımıdır, bir işlevidir.

İnsan, yerin ve göklerin bir düzeni olduğunu, bu düzenin hem en geniş hem de en küçük parçalar veya kuvvetler düzeyinde belirli yasalara ve ilkelere göre doğduğunu, geliştiğini ve işlediğini bilimsel gözlemlerle yaklaşık olarak tesbit etmiş olmaktadır. Ancak insanın kendisi hakkındaki gözlemi, müşahadesi ve bu faaliyetten elde ettiği veriler, yani bilgiler; tabiat veya evren hakkındaki gözleminden elde ettiği bilgiler kadar nesnel, yani hakiki olamıyor. Daha çok yanılgı barındırıyor. Bu sapmanın sebepleri ayrı bir tartışma konusudur.

Şimdi bu söylediğimi bir örnek üzerinde göstereyim. Mesela atom altı kuvvetlerin bir birlerini etkileme ve birbirlerine bağımlı hareket etme sonucunda ortaya çıkan kütlenin ve gücün miktarını sayısal niceliklerle gerçeğe yakın bir ihtimal ile fizik yasalarına göre açıklayabiliyoruz. Bir güneş sistemindeki kütlelerin, kuvvetlerin bir birlerine olan mesafelerini, mesafeye ve kütleye bağlı olarak oluşan cazibeyi yine yaklaşık olarak fizik yasaları çerçevesinde sayısallaştırıp hesaplayabiliyoruz.

25Eyl/190

ÜÇ OSMANLI PAŞASININ YURDU LEHİSTAN VE BUGÜNKÜ POLONYA – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2ÜÇ OSMANLI PAŞASININ YURDU LEHİSTAN VE BUGÜNKÜ POLONYA - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Lehistan’ın bugünkü Polonya olduğunu yeni nesil bilmeyebilir. Ama Polonya tarihimizde ciddi bir yer teşkil eder. Çünkü sürekli Çarlık Rusyasının tehdidi altındadırlar. Ancak İstanbul’a sığınabiliyorlar. Tarlabaşında vefat eden Polonya’nın milli Kahramanı Adamawi Mickiavkzavi onlardan biridir. Osmanlı yönetimi, Babıali’de yabancı büyükelçiler toplantısına başlamadan önce işgal altındaki Polonya’ya veya kuşatılmış Varşova’ya destek için “Lehistan Sefiri geldi mi?” sorusuna “Yolda!” diyerek verilen cevap üzerine gündeme geçerlermiş. Polonya’ya hep sıcak ve sorunsuz bakmıştır Türk dış politikası. Öyle ki Adolf Hitler yönetimindeki Almanların Polonya’yı işgali sırasında Türkiye Büyükelçisi Von Papen Türk Hükümetine başvurarak Polonya’nın Ankara’daki binalarının kendilerine verilmesini istemiş, ancak bu talep kesin bir dille reddedilmişti.

24Eyl/190

OĞUZ UYKUSU VE KUTADGU BİLİG!.. / Dr. Sait BAŞER

OĞUZ UYKUSU VE KUTADGU BİLİG!.. / Dr. Sait BAŞER

Oryantalist birikim ve mantığıyla kendisine kim olduğunu öğretmeye çalışan sosyal bilimlere, Batılı üstadlarına daimî zebun sosyal bilimcilere kezâ, bu toplum neden itaat etsin?

Yeryüzü üniversitelerinde binlerce “Türkolog” var ve bunlar arasında, ilginç ve zımnî bir “Töre’yi gözden uzak tutma, mümkünse lanetleme” ortak paydası göze batıyor!

*

Bu kadar geniş bir coğrafyada, aleyhlerindeki bir dünya ittifakına rağmen, ayak izleri silinemeyen bir fâtih medeniyetin evlatları, kültürel genetiğinin sezgisiyle başı önünde düşünüyor, düşünüyor!!!

Bir kaç yüz senedir muhasebesini tamamlayamadı!..

*

Âdetâ bir “kayıp ümmet” gibi duran “Töreliler”in kim olduğunu ise aslında bütün cihan biliyor! Hem de o kadar iyi biliyor ki; aynı dili konuşan ama irtibatları kopmuş, koparılmış, savrulmuş Türk gruplarının her birini düşman başka künyelere, mümkünse karşı cephelere kaydetme telaşına düşmüş.

Bakın o telaş aynen Çin’de de, Rusya’da da, Avrupa’da da, Sami ve İran coğrafyalarında da hüküm sürüyor! Çin’in Doğu Türkistan siyasetini kopyalayın, aynısını Ruslarda, Araplarda, Acemlerde… de göreceksiniz!

*

Hadi Çin’i, Rus’u, Haçlı Avrupa’yı anladık; Arab’a, Acem’e ne oluyor değil mi?

Aynı din, aynı coğrafya…

Hattâ “aynı kader”!

23Eyl/190

Hz. Ömer’in Adaleti – Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER

süleyman coşkuner

Hz. Ömer’in Adaleti - Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER

“Hz. Ömer’in halifeliği döneminde Şam Valisi olan ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’in arkadaşlarından olan Sad b. Ebi Vakkas (r.a.) Şam’daki bir camiyi genişletmek ister. Bu nedenle de caminin civarındaki arsaları kamulaştırır. Herkes arsasının bedelini alır ve isteyerek arsasını camiye devreder. Ancak Şam’da yaşayan bir Yahudi, camiye bitişik olan arsasını satmak istemez. Vali arsasının değerini fazlasıyla verse de Yahudi vatandaş arsasının kamulaştırılmasına rıza göstermez. Bunun üzerine vali arsaya el koyar ve bedelini adama gönderir.

20Eyl/190

İSTATİSTİK YALAN VE DEVLETİN RAKAMLARI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sİSTATİSTİK YALAN VE DEVLETİN RAKAMLARI- Ruhittin SÖNMEZ

8Eyl/190

ÖneriYorum "UZUN HİKAYE – Fazlı KÖKSAL

uzun_hikayeÖneriYorum "UZUN HİKAYE – Fazlı KÖKSAL