Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım… Şikayet edeceğine sen de alternatifini oluştur.

ahsen okyar
18Eyl/200

Devletli Eniştemiz Tuncer Akşener’i ziyaret..

IMG_3570

4 Eylül 2020 Cuma / Av. Zeki Hacıibrahimoğlu büyüğümüz oğlu Hakan Hacıibrahimoğlu ile birlikte ziyaretime geldi.

14Eyl/200

Darağacında 9 Yiğit (12 Eylül Karası) – Cafer GENÇ

119143392_171275641230290_245652625991838124_nDarağacında 9 Yiğit (12 Eylül Karası) - Cafer GENÇ

Eylül... Sizler, eylülü nasıl bilirsiniz, eylülde neler düşünürsünüz, eylül için ne söylersiniz bilemiyorum ama, ben, sizlere eylülün bana düşündürdüklerini, çağrıştırdıklarını söylemek istiyorum.

Eylül, resmi olarak yaz mevsiminin sona erdiğini belirten aydır.

Eylül, yaşlılara, hayatın bitmekte olduğunu fısıldayan aydır.

Eylül, yeşilin, yaprakların solduğunu (hüznü) söyleyen aydır.

Eylül, şaire şiir yazmasını hatırlatan ilham ayıdır.

Eylül, çiftçiyi hasadındaki bereketi yaşadığı bağ, bahçe, tarla işlerine çağırdığı aydır.

Eylül, mahsullerdeki alın terinin tadını, bağbozumu şenliklerinde yaşatan aydır.

Eylül, okulların açılmasıyla zil sesini, öğrencilerin sevinç çığlıklarını duyduğumuz, öğretmenlerin tatlı telaşlarındaki heyecanlarını gördüğümüz aydır...

Eylül, evet, bu güzellikler içerisinde bir başka eylül daha vardır. Bu eylül, hiç de hak etmediğimiz bir zulmü yaşatan, darağacındaki 9 yiğidi hatırlatan kara ve kahpe 12 Eylül'dür...

12Eyl/200

Av. Zeki Hacıibrahimoğlu İzmit’te..

IMG_3580

4 Eylül 2020 Cuma / Av. Av. Zeki Hacıibrahimoğlu ve oğlu Hakan misafirim olunca 4. Kuşaktan beri faaliyet gösteren İzmit Çınarlı’daki Tarihi Köfteci İlhan’da köfte ikram etme imkanım oldu.

4Eyl/200

Kumcağız’da Oruç Ailesine misafir olduk..

IMG_3433

31 Ağustos 2020 Pazartesi / Genç Ailesi ile birlikte Karadeniz sahil ziyaretimiz devam ediyor..

Kumcağız’da Oruç Ailesini ziyaret ettik. Yüksel – Hakkı Oruç çiftinin sahildeki evlerinin bahçesinde sohbet ve güzel ikramlarına muhatap olduk.

24Ağu/200

AHMAKTAN KAÇIYORUM!

IMG-20160929-WA0014

Mevlânâ Hazretleri, kâinatta sergilenen ilâhî kudret ve azametin sayısız tecellîleri karşısında alık, abus ve duygusuz kalan, Allâh’ın nîmetlerini yiyip içtiği hâlde o nîmetlerin asıl sahibini ve âhiret gününü unutan gafilleri “ahmak” olarak niteler.

Ahmaklığın, tedavisi olmayan bir kahr-ı ilâhî olduğunu söyler.

Çünkü ahmak, gönlünü dünyaya kaptırmıştır. Tıpkı kuzunun kurda sevdâlanması gibi.

Ahmak, kendisini ebedî felâkete sürükleyen nefsânî arzularının esiri olmuştur.

Mevlânâ Hazretleri, kahr-ı ilâhîye dûçâr olan ahmaklardan menfî bir in’ikâs gelmemesi, bir hâl sirâyeti olmaması için, onlardan nasıl uzak durmak gerektiğini, Mesnevî’sinde şöyle hikâye eder:

6Ağu/200

Hilal ve Sertaç’tan mutluluğa “evet”

PHOTO-2020-07-26-20-08-02

26 Temmuz 2020 Pazar / Hilal ve Sertaç’tan mutluluğa “evet”

İMZA ATTILAR

İş Bankası emeklilerinden merhum Caner Şen ve Maliye’den emekli Nazlı Şen’in THY’de kabin amiri olarak görev yapan kızları Hilal Şen ile Kandıra’nın tanınmış esnaflarından merhum Muhteşem Tugay ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nden emekli Sevtap Tugay’ın, dizi, film ve yarışma yapımcısı oğulları Sertaç Tugay, birlikteliklerini imza altına alarak mutluluğa ‘evet’ dedi. Başiskele’de bulunan Tetri Şavi isimli kır düğünü alanında gerçekleşen törende, çiftin nikah şahitliklerini, ünlü yapımcı Hakan Eren ile Sinan Çetin, Turhan Meçkeli, Mehmet Ali Bayrak, İnci Bayrak ve Saim Alkan yaparken, evlilik cüzdanını ise, eski Bekirpaşa Belediyesi Başkanı ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Koordinatörü Abdullah Köktürk takdim etti.

24Tem/200

Kırkpınar Başpehlivanı Faruk Akkoyun’a “medya’da KOCAELİ KANDIRALILAR DERNEĞİ -10 (28.03.2018/20.06.2020)” kitabı..

CSKB2369

20 Temmuz 2020 Pazartesi / Kocaeli Kandıralılar Derneği Yönetim Kurulu üyesi Erdal Baykara, yeni yayınlanan “medya’da KOCAELİ KANDIRALILAR DERNEĞİ -10 (28.03.2018/20.06.2020)” kitabını, Kırkpınar Başpehlivanı Faruk Akkoyun’a takdim etti.

5Tem/200

Bir şey demedim.. Sana sıra gelmeyeceğini mi zannediyorsun?

PHOTO-2020-07-02-12-47-01

Kategori: Kişisel Yorum yok
17Haz/200

İM BU KAHRAMAN? – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2KİM BU KAHRAMAN? - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Beş sene önce kaleme aldığım bir yazı bu. Doğu Türkistan’ın yiğit evladı Hamit Göktürk buldu çıkardı bu makaleyi. Minnettarım kendisine. Şöyle diyorum bu sohbetimde;

Evden çıkarken gazete haberlerinde turizm operatörleri Çin’in işgali altındaki Doğu Türkistan’a çok ucuz turlar düzenlediğini okudum! Haber internette en fazla tıklanan bir gelişmeymiş. Benim hiç postaneye uğradığım, mektup falan attığım yok ama geçen bir gittim özellikle “Vefatının 50. Ölüm Yıldönümü’nde Mehmet Emin Buğra” pulu aldım!. Öyle bir sevindim ki sormayın?!.

Zaten evden çıkarken yaprağını kopardığım günlük takvimden aklımda kalmıştı “Bugün Vefat Eden Ünlüler”in ilk sırasında “Bağımsız Doğu Türkistan Devleti’nin  ilk Cumhurbaşkanı Mehmet Emin Buğra bugün Ankara’da vefat etti-1965” böyle bir tarihi not vardı!…

Hemen biraz ilerde AVM’deki büyük kitapçıya uğradım torunumun tatil kitapları için. Aklıma geldi sonra “Mehmet Emin Buğra’nın şiir veya diğer çalışmalarından herhangi bir kitap var mıdır?” demeye kalmadan İngilizce olarak, “Hangi Dilde istersiniz?” diye sordu tezgâhtar bayan. Beni herhalde yabancı zannetti. Hiç bozmadım. “Fransızca ve Almanca” deyiverdim. Baskılarının tükendiğini belirtti! Fakat Rusça ve Çince arzu edersem verebileceğini belirtti tebessüm ederek. Ben de hem Türkiye Türkçesi, hem de Osmanlıcasını istedim. Çünkü en fazla konuşulan bütün dünya dillerine meğer tercüme edilmiş Mehmet Emin Buğra’nın eserleri!… Sevindim. Tezgâhtar bir de “Merhum Mehmet Emin Buğra’nın Türkiye’de yayınladığı Doğu Türkistan Dergisi ve Türkistan’ın Sesi Dergilerinin tıpkıbasımını isterseniz size takdim edebilirim!” deyince sevincim artarak devam etti. “Olur” dedim heyecanla. Onları da aldım. Bir de “Mehmet Emin Buğra Albümü” yayınlanmış, itibar baskılı, büyük boy bir kitap olmuş. Bunlara bir tane de Uygur Türkçesi Opera eseri ekledim. Hepsi kocaman bir paket oldu. İnşallah taşıyabilirim.

16Haz/200

ARAPLAR NEDEN TÜRKLERİ SEVMEZ? – Prof. Dr. Zeki ARSLANTÜRK

IMG_1458

ARAPLAR NEDEN TÜRKLERİ SEVMEZ? - Prof.Dr. Zeki ARSLANTÜRK

İslam Ümmetinin kaderini belirleyen üç kavim önemlidir: Araplar, Türkler ve İranlılar.

İslam Dini Arap Kavminin yayılma bölgesinde ortaya çıkmış bu nedenle ilk muhatabı Arap Kavmidir ve dolayısıyla de Kur’an Arapça’dır. Son ve evrensel din olma iddiası, onu Arap Kavminin dışına taşırmıştır. Kur’an’ın muhatabı bütün insanlıktır. Bu nedenle Medine İslam Devleti etrafında çerçevenin genişlemesi İslam’ın Araplar’ın milli dini olduğu anlamına gelmez.

11Haz/200

Misafirlerimiz..

PHOTO-2020-06-07-23-08-15

7 Haziran 2020 Pazar / Kocabayramlar da sıkıntılı günlerin sonuna yaklaştık gibi gözüküyor..

7Haz/200

TÜRK ŞİİRİNİN VE İDEALİZMİN SON EFSANESİ ABDURRAHİM KARAKOÇ – Dr. Mehmet GÜNEŞ

indir (2)

TÜRK ŞİİRİNİN VE İDEALİZMİN SON EFSANESİ ABDURRAHİM KARAKOÇ - Dr. Mehmet GÜNEŞ

7 Haziran 2012 günü  Âlem-i Cemâl’e vuslat için Hakk’a yürüyen Abdurrahim Karakoç Ağabeyimizi vefâtının 8. yılında rahmetle anıyor, hasretle arıyor ve azîz hâtırasını hürmetle yâd ediyorum. 

Şiir, fikir ve nesir dünyamızın müstesnâ bir ismi olan Abdurrahim Karakoç, yirminci asır Türk Edebiyâtı’nın önemli ediplerinden; inanç, ideâl, kültür ve aksiyon adamlarından; üslûp sâhibi nâsirlerinden; son devir Türk şiirinin şahdamarlarından ve ‘dünün, bugünün, yarının’ şâirlerindendir.

Gazetecilik ve yazarlık da yapan, pek çok soysal ve siyâsî faaliyetin içinde bulunan, en zor şartlarda bile mücâdele bayrağını dalgalandıran ve ideâlizminden aslâ tâviz vermeyen mangal yürekli bir dâvâ adamı olan Abdurrahim Karakoç; sadece şiir değil, nesirde de güçlü bir kalemdir.

O; şiirde olduğu gibi fikrî yazılarında da çok ironik, çok derin ifadeler yakalamıştır. Ama Karakoç’un esas şâhikalaştığı alan, hiç şüphesiz şiirdir ve onun edebiyat dünyasındaki en önemli özelliği de zirvelerden seslenen usta bir şâir olmasıdır.  

5May/200

Diyarbakır; / Edip Tekkol

SAM_7468_thumbDiyarbakır; / Edip Tekkol

Diyarbakır; Selçuklular, Eyyübiler, Artuklular, Timurlular, Akkoyunlular ve Osmanlılar gibi Türk Devletlerinde önemli bir Türk Kültür ve Medeniyet merkezi idi.

Türk Büyüklerinden Uzun Hasan (Akkoyunlu Hükümdarı), Molla Gürani (Fatih'in Hocası), İbrahim Gülşeni (Mutasavvıf), Ziya Gökalp (Düşünür-Mebus), Süleyman Nazif (Edebiyatçı-I.Cihan Harbinde Musul, Basra, Bağdat Valisi), Ali Emiri Efendi (Tarihçi, Millet Kütüphanesi'nin Kurucusu- Osmanlı Defterdarı), Cahit Sıtkı Tarancı (Şair), Celal Güzelses (Musiki Üstadı) gibi nice Devlet-Sanat ve Fikir Adamlarını yetiştiren Diyarbakır; Mart 1916-Temmuz 1917 arasında yaklaşık 1,5 yıl Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK'ü bağrında barındırmış, 2 Nisan 1926'da Diyarbakır Belediye Meclisi'nin Kararı ile kendisini "Diyarbakır'ın Fahri Hemşehrisi" olarak kabul ederek bağrına basmış bir Türk şehridir.

Diyarbakır halkının bu arzusunu büyük bir memnuniyetle kabul eden ATATÜRK 5 Nisan 1926'da Diyarbakır halkına aşağıdaki 'Hitabe'yi yollar; "Ben Türkeli'nin kahraman bir bucağındanım…oraya Bekir Diyarı diyorlar. Fakat özünde Türk diyarıdır…Bizim diyarımız Oğuz Türk'ün has konağıdır, biz de bu konağın çocuklarıyız…Türk eli bir bütündür ve yeryüzünde yalnız o büyüktür. Her yeri dolduran Türk'tür ve her yanı aydınlatan Türk'ün yüzüdür. Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hep aynı ırkın evlâtları, hep aynı cevherin damarlarıdır..." (Bu Hitabe Diyarbekir Gazetesi'nin 26 Eylül 1932 tarih ve 566/66 sayılı baskısında yayınlanmıştır.)

1May/200

Nostalji; Sanko Genel Müdür Yardımcısı Zuhuri Akyol ziyareti -7

2012.04.13 gaziantep 1 gün 067

13 Nisan 2012

29Nis/200

Hayat bir kelebeğin ömrü kadardır

Kategori: Kişisel Yorum yok
27Nis/200

Belli Yaş Gruplarına Konulan Sokağa Çıkma Yasağı – Musa ORDU

Belli Yaş Gruplarına Konulan Sokağa Çıkma Yasağı - Musa ORDU

Değerli okuyucular, malumlarınız olduğu üzere, 65 YAŞ ÜZERİNDE BULUNAN VATANDAŞLARA KONULAN SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI süresi bir ayı geçmiş bulunmaktadır. Takdir edersiniz ki, bu zaman dilimi yaşlılar için oldukça uzun bir süre sayılır. Bu  yasağa maruz kalanlar artık, evlerinde de olsa oldukça sıkılmaya başladılar.. Nerede ise,   psikolojileri bozulup, ruhi bunalıma girecekler. Üstelik bu yasağın ne kadar daha devam edeceği de belli değil. Amiyane tabirle ucu açık bulunmaktadır.  Haliyle, bu belirsizlik de ayrı bir huzursuzluk ve tedirginliğe sebep olmaktadır.

Ayrıca doktorların ifadesine göre, uzun süre hareketsiz kalan ve güneş görmeyen 65 yaş üstü insanlarımızın D vitamini eksikliği, kas ve kemik problemleri ve bağışıklık sisteminde zayıflama olacağı (enfeksiyon kapma riskinin artacağı) bildirilmektedir.

Bu arada ehemmiyetine binaen şu hususu ifade edeyim ki, yaşlıların sağlık ve sıhhatini koruma maksadı ile alınan yasak kararları, zaman geçtikçe, koruma gayesine matuf olmaktan çıkmış olup, adeta yaşlılara bir zülüm haline gelmiş bulunmaktadır.

Bugün bir TV kanalında Dr. Serdar Savaş diye uzman birini dinledim. Doktor Bey’in söylediği şu: “Yaşlılar ile alakalı olarak bu kadar katı yasak kararı, dünyanın hiçbir memleketinde bulunmamaktadır.Yaşlıları Koronavirüsten koruyalım derken, onların başka hastalıklardan ölmelerine kendi elimizle zemin hazırlıyoruz. Mutlaka yasak kararları gevşetilmeli, yaşlılar rahatlatılmalıdır.

En azından GENEL SOKAĞA ÇIKMA YASAĞININ OLDUĞU HAFTA SONLARINDA BİR GÜN BİLE OLSA, 65 YAŞ ÜSTÜ VATANDAŞLARIMIZIN SOKAĞA ÇIKMALARINA İZİN VERİLMELİ, YÜRÜMELERİNE, GÜNEŞLENMELERİNE FIRSAT VERİLMELİDİR” diyor.

Ne kadar haklı bir talep değil mi?

Âcizane kanaatime göre, insanoğlunun hayatında hiçbir zaman karşılaşmak istemeyeceği husus belirsizliktir. Üç aşağı beş yukarı süre, az çok belli olsa insanlar ona göre şartlanır, tedbirini de ona göre alırlar.

Sokağa çıkma yasağı konulduğu tarihten beri hiçbir işimizi halledemiyoruz. Elimiz kolumuz bağlandı kaldı. Bu işler öyle zannedildiği gibi, söylendiği gibi ısmarlama ile olmuyor. Herkesin kendine göre bizzat kendisinin yapması icap eden bir sürü işi oluyor. Bu itibarla, İşlerini takip edip, halledememenin verdiği sıkıntıyı tarif etme imkânsızdır. Başına gelmeyen bunu bilemez, anlayamaz.

Bir aydan beri saç tıraşı filan da olmadığım için hiç sevmediğim hippi kılıklı insanlara benzemeye başlamıştım. Bu duruma daha fazla tahammül edemediğim içinde bu gün bu yaştan sonra kafamı, torunum Enes’e sıfır numara tıraş ettirdim. Bu suretle, adeta oldu kafam bir su kabağı. Düştüğüm halleri düşünebiliyor musunuz? Bu arada şu hususu da ifade edeyim ki, yasaklar başladığından beri, ayağıma ayakkabı ve pantolon, sırtıma ceket giymedim. Bu husus da tabii ki,  ayrıca psikolojik olarak insana sıkıntı veriyor.

KORONAVİRÜS sebebiyle alınan muhtelif tedbirlerin faydalarına inanmakla beraber, bazı yaş grubuna konulan tedbirlerin bu kadar katı olmasını bir türlü kabullenemiyorum. Türk Ceza Kanunu hükümlerine istinaden, işlemiş oldukları suçlar sebebiyle cezalandırılıp hapse atılanlara dahi, bildiğim kadarıyla,  muayyen zaman aralıkları ile  evlerine gitme izni verilmektedir..  65 yaş üstü olanlara, bu kadar dahi hak tanınmayıp, kat’i surette,  her ne olursa olsun sokağa çıkmalarına müsaade edilmemektedir.

Hiç değilse haftada bir gün dahi olsa izin verilebilir veya başka bir hal çaresi bulunabilir diye düşünüyorum.

ESNAFIN HALİ

Geçen gün bir arkadaş facebookta yapmış olduğu bir paylaşımda  “virüs sebebiyle meydana gelen açlık ve yoksulluk tehlikesi, koronavirüs tehlikesini bastırmış, bulunmaktadır” diyordu. Bu arkadaş yerden göğe kadar haklı..  Şöyle ki, bilindiği üzere, bugün birçok işyeri kapanmış,  AVM ’lerde satışlar durmuş,  adliyeler çalışmadığı için bütün avukatlık büroları kapanmış, buralar da çalışan binlerce eleman aylık ücretlerinden mahrum kalmıştır.. Bunun neticesi olarak da kiralık evde oturanlar kiralarını dahi ödeyemez hale gelmiş bulunmaktadır. Bu durum ise, en basitinden ev sahipleri ile kiracı arasındaki ihtilaflarının artmasına sebep olmaktadır.

20 YAŞ ALTI

Bilindiği üzere, bundan bir süre önce de 20 yaş altında bulunanlara sokağa çıkma yasağı getirilmiş bulunmaktadır. Hadi diyelim ki, biz yaşlılar olarak, konulan bu yasakların sebebini az çok anlayabiliyoruz. Fakat bunun sebebini hâlihazırda buluğ çağında olan delişmen gençler ile daha küçük yaşta bulunanlara anlatmak mümkün değildir. Sebebi her ne olursa olsun, alınan bu yasak kararları onların hafızalarında hiçbir zaman müspet intiba bırakmayacaktır. Bir de mühim olarak gördüğüm şu husus var ki, gözden kaçtığını tahmin ediyorum. O da şudur: 

20 yaşın altında bulunan bütün gençlere sokağa çıkma yasağı getirildiğine göre, bu yasağa hiç tereddütsüz 40 günlük bebek de, 2 yaşındaki çocuk da  dâhildir. Zira genelgede bu hususta hiçbir ayırım bulunmamaktadır. Şimdi bu durumda, 25 yaşında bir anne düşünün.  İki yaşında bir çocuğu var.. Diyelim ki bu annenin eşi çalışıyor. Çocuğunu  evde  bırakacak  kimi kimsesi de olmadığı için çocuğunu  bebek arabasına  bindirmek suretiyle çarşıya pazara, bakkala, manava gitmek üzere, sokağa çıktığı takdirde, muhtemelen polis memuru bu annenin önünü kesip, “hanımefendi 20 yaşından küçüklerin sokağa çıkmasının yasak olduğun bilmiyor musunuz.?. Size bu yasağı ihlal ettiğiniz için 3.150.oo TL ceza kesiyorum” dese ne olacak. Bazıları “hiç böyle şey olur mu? Bu kadarı da fazla olur” diye düşünebilirler… Fakat şu hususu hiçbir zaman unutmamak lazımdır ki, Devletin dili yazıdır. Yasaklar Genelgesinde ve Kanunda ne yazıyorsa o uygulanır. Bunun aksine herhangi bir yorum yapılamaz..

SEYAHAT YASAĞI

Bu arada iller arası seyahat yasakları sebebiyle bir aydan beri Balıkesir’de mahsur kaldım.. Denizli’den gelirken buraya uğramıştım.. Fakat geldiğimin ertesi günü yasaklar başladı. Bu sebeple de o günden beri Balıkesir’de mahsur kaldım.  Burada mecburi ikametim   halen devam etmektedir..

Muhterem okuyucular, ben hayatın içinden sade bir vatandaş olarak duygu ve düşüncelerimi yazdım.. Tabii ki, takdir sizlerindir.. Bu haklı taleplerimizin yetkili merciler tarafından mutlaka nazarı itibara alınması gerektiğine inanıyorum.

Kategori: Kişisel Yorum yok
27Nis/200

Eğer eğri olursan..

Kategori: Kişisel Yorum yok
26Nis/200

Hatıralar mı yaşatır insanı, insan mı yaşartır hatıraları?

Hatıralar Her yaşadığın anı, bugüne getiren tebessümler onlar! Acı da olsa keyifli de olsa, güzel işte! En güzel hatıralarınız nerede? Etrafınıza bir bakın! Bilin ki; gördüğünüz güzellikler size kimi hatırlatıyorsa, en güzel hatırlarınız onda! Farketmez iyisi de kötüsü de...Bence hatıralardır insanı yaşatan...

Zamanı geri almanın tek yoludur hatırlar...

“Aaah aahhh!” dediğimiz her an aklımız maziye, elimiz resimlere gider işte! Yıllar öncesini bir an da getiririz önümüze...  Dünle bugün arasındaki incecik ama çok değerli parçalardır onlar. Hatıralar; kimi zaman kaybedilen mutlulukların kimi zamanda ömür boyu yaşanacak keyiflerin kanıtıdır aslında! Saklamasını ve bakmasını biliyorsan ne mutlu sana...

Kategori: Kişisel Yorum yok
19Nis/200

Şu “ev de kal“ günlerinin en iyi tarafı,

Şu  “ev de kal“ günlerinin en iyi tarafı, bana düşünmek için epey bir zaman  tanımış olmasıydı...

Ben özel sektör de çalışan bir mühendisim....
Ben ve çevremde tanıdığım özel sektör çalışanları, paramızın ödenmediği anda projeyi yırtar atarız veya peyderpey işi yaparak kendimizi güvenceye alırız yahut olmadı işi bırakırız...

Ve Olur biter.....

Kimse de bizlere bu işleri yapacaksın, çalışacaksın demez, diyemez de.....

İşin doğrusu ve maalesef ayıptır söylemesi ama biz kararlarımızı tamamen kişisel çıkarlarımız doğrultusunda alırız...

Aslında ben bütün meslek gruplarının da böyle olduğunu sanıyor ve vicdanım rahat yaşayıp gidiyordum....

Son günlerde bu salgın nedeniyle olsa gerek herkes gibi ben de sağlık camiasını gerçek anlamıyla  yeni yeni tanımaya başladığımı fark ettim....

Birden Eğer onlar da bizim gibi davranırsa diye bir telaş aldı beni...

Öyle ya, bile isteye olağanüstü bulaşıcılığı olan hastaları ben niye muayene edeyim..????!!!!!
Üstelik niçin böylesine bir ölüm riskini göze alayım..!!!???

Baktım ki olacak gibi değil biraz araştırınca gördüm ki 1 ay önceden ”izin rapor istifa” hepsinin zaten yasaklanmış olduğunu öğrendim...

Buna rağmen istifa edenler olursa da, bu kişilerin bir daha kamuya alınmayacağı kamu ile iş yapamayacakları yazılmış...

Kendi adıma sevindim ama çıkarcı tarafımdan da utandım. İnanın bizim meslek grubuna bu dayatmayı kimse yaptıramazdı....

3Mar/200

Vazgeçmeyeceğiz, teslim olmayacağız! – Levent GÜLTEKİN

imagesVazgeçmeyeceğiz, teslim olmayacağız! – Levent GÜLTEKİN

Polis sizde, asker sizde, yargı sizin kontrolünüzde, medya sizde, devletin bütün imkanları sizde.
Ele geçirdiğiniz gücün sarhoşluğuyla ülkemizi bir felakete sürüklüyorsunuz.
Hepimizi kötülüğün sıradanlaştığı, ölümün yüceltildiği, yalanın, ikiyüzlülüğün, geçer akçe kabul edildiği berbat bir yaşama mahkum etmeye çalışıyorsunuz.
Bize dayattığınız bu kötü yaşama razı olmayacağız.
Ele geçirdiğiniz devlet imkanlarıyla çok güçlü olduğunuzu sanıyorsunuz. 
Unutmayın ki biz halkız ve sizden daha güçlüyüz.
Ve ülkemizi sizden daha çok seviyoruz.
Barış içinde, dostça, eşit, özgür bireyler olarak adil bir ülkede yaşama arzumuzdan asla vazgeçmeyeceğiz.
Kaderimizi tek bir kişinin iki dudağı arasına bırakmayacak, bütün yetkilerin tek bir kişide toplandığı ‘tek adam’ rejimine asla razı olmayacağız. 
Şehitlik gibi kutsal bir değeri kendi iktidar çıkarınıza alet etmenize kanmayacağız.
Şehitler tepesi boş kalmayacak  gibi yaşamı değil, ölümü yücelten vicdandan yoksun bu politikalarınızla gencecik çocuklarımızı ölüme göndermenize asla sesiz kalmayacağız.
Bu ülkenin bütün çocukları bizim çocuklarımızdır.
Bu nedenle çocuklarımızın ölümüne alışmayacak, her bir çocuğun yaşamı için gücümüz, nefesimiz yettiği sürece sesimizi yükselteceğiz.
İçinizden tek birinizin çocuğu askere bile gitmezken yoksul insanların çocuklarını gözünüzü kırpmadan ölüme gönderiyorsunuz. 
Sahipsizin çocuğunun canı üzerinden vatanseverlik taslamanıza kanmayacak,
Esasında derdinizin vatan değil kendi şatafatlı iktidarınızı korumak olduğunu imkan bulduğumuz her ortamda yüksek sesle dile getirmekten vazgeçmeyeceğiz.