Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
22Kas/200

Mirasımız Ne Olmalı? – Kadir DURGUN

Adalet

Mirasımız Ne Olmalı? - Kadir DURGUN

Değerlerimiz, kültür değil düsturdur, kitaplarda yazılması, sohbetlere konu olması için değil, bizzat yol haritamız olması, yaşanması için vardır.

En önemli değerlerimizden biri de “adalet”. Adalet, fıtridir; bozulması zulümdür. İnsanın insanla, insanın diğer canlılarla, devletle; diğer canlıların ve devletlerin kendi aralarındaki ilişkileri, ancak adalet üzerine olursa sağlıklı yürür. Adaletin olduğu bütün ortamlarda huzur olur, barış olur.

Adaletin fıtratında ise mütekabiliyet vardır. Buradaki karşılıklılık, karşıtlık değil, kendi cinsinden bir karşılıktır. Adalette iyiliğin karşılığı iyilik, güzelliğin karşılığı güzellik, şiddetin ve kötülüğün karşılığı yine şiddet ve kötülüktür. Adalet, kendi refleksi ile varlığını devam ettirir.

2009 Marmara depreminde oluşan “Deniz affetmedi, kendisinden parsellenerek doldurulan toprak üzerine yapılan bütün evleri yuttu.” kanaati, bir adaletin tecellisidir. Kendisine ikramda bulunulan kişinin, diğer kişiye karşı kendini borçlu hissetmesi, “Kısasta hayat vardır.” inanç ve öğretisi, adaletin tezahürüdür. Adaletin zıttı zulümdür; zulüm, adaletsizliğin çocuğudur.

Varlığın tabiatına işlenen bu değeri yaşatmak için olağanüstü bir gayrete de gerek yoktur. Suyu akışına, olay ve olguları kendi haline bırakmak yeterlidir. Çocuk masumiyetindeki bu fıtri değerimizi yaşar ve yaşatırsak doğduğumuz gibi insan kalır, insan yolculuğumuzun dünya adlı konağındaki misafirliğimizi tamamlarız

23Haz/200

“Eğitim – Keşif”, “Başarı – Sevgi” Paradoksu – Kadir DURGUN

degerler-egitimi-sevgi“Eğitim – Keşif”, “Başarı – Sevgi” Paradoksu – Kadir DURGUN

Kırk yıl öğretme işini yaptım, öğretmen; eğitme işini yaptım, eğitmen dediler.

Eğitim-öğretim eylemini, hep bir sıkıntılı süreç olarak yaşadı, yaşıyor velinimetimiz öğrencilerimiz, onları yetiştiren ebeveynler, güzel ülkemizin insanları.

Kendisine değer verdiğim ve kendisinden değer gördüğüm, bir zamanların eğitimcisi, şimdilerin biraz siyasetçisi biraz da bürokratı bir arkadaşım bana gecenin ilerlemiş vaktinde, telefonda “Bir tanıdığımın oğlu yarın Sınav’a girecek, çocuk perişan, aile perişan, sınav kaygısı sebebiyle evlerinde huzur yok. Ne tavsiye edersin?” diyorsa, sınava oğlunu götüren anne, “Ben oğlumdan daha heyecanlıyım, içeride ne yapıyordur acaba? Falan okula gitmesi için tam puan alması lazım.” cümleleriyle kendisinden medet umduğu gazeteciye hırs ve heyecanını dillendiriyorsa burada bir sorun var, demektir. Bu, yalnız bir eğitim-öğretim sorunu değil, bir memleket sorunudur.

27Ara/180

Ben Olsaydım Cuma Namazına Makam Aracı ile Gelmezdim – Kadir DURGUN

2008122875652Ben Olsaydım Cuma Namazına Makam Aracı ile Gelmezdim – Kadir DURGUN

"Görev, dini; sorumluluk, şahsi; makam aracı, resmi..." Bir Cuma namazı öncesi bunlar geçti aklımdan.

Fitne, düşünmemek lazım; ama fitneye de sebep olmamak lazım.

Hz. Ömer'in, o çok bilinip de gereği yapılmayan olayını hatırladım, acı acı tebessüm ettim:

9Haz/170

Yanlış Anlaşılmanın Ağırlığı – Kadir DURGUN

Yanlış-anlaşılmaYanlış Anlaşılmanın Ağırlığı - Kadir DURGUN

Yorulmak için geldik hayata. “Çok çalıştın, biraz dinlen.” diyen dostlarıma, zaman zaman, “Yaşarken çalışalım, öldükten sonra, nasıl olsa, bol bol dinleneceğiz.” cevabını verdiğim olmuştur.