Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
27Şub/170

YENİ ANAYASA İLE İLGİLİ BAZI DEĞERLENDİRMELER – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

mustafa erkal profYENİ ANAYASA İLE İLGİLİ BAZI DEĞERLENDİRMELER – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kritik ve milât kabul edilebilecek bir dönemini yaşamaktadır. 1982 Anayasası bugüne kadar 18 defa değişikliğe uğramış ve 12 Eylül darbe anayasası olmaktan çoktan uzaklaşmıştır. Günümüzde yapılmak istenen bir anayasa değişikliği değildir. Yapılmak istenen toptan yeni bir anayasa hazırlamaktır. Oysa ülkemiz ne bir savaştan yenik çıkmış; ne de bir ihtilal sonrası dönem yaşamaktadır. 16 Nisan’da referanduma sunulacak olan 18 maddeyi ileride yeni ve değişik birçok madde takip edecektir. 18 madde dışındaki maddeler için ileride de bir referandum yapılacak mıdır sorusu akla gelmektedir. Son 7-8 senedir oluşturulan çalışmalarda 18 madde dışındaki diğer maddelerin nasıl olacağı konusu gizli değildir. Milli kimliksiz, milli kimliği etnik çağrışım yapıyor diye devre dışı bırakacak yanlışlar, artık Batı Avrupa ülkelerinin de şikayetçi olduğu çokkültürlülük ve etniklikleri esas alan, milletleşmeyi hesaba katmayan, farklılıkları kutsallaştıran sözde ideolojisiz ve T.C.’nin kurucu iradesini dışlayan bir anayasanın hazırlanacağı endişesi sürmektedir.

Böyle bir anayasanın ülke ihtiyaçlarından çok; sözde bölünmeyi engelleme amacıyla, çeşitli tavizlerle dolu olacağı tahmin edilmektedir. Türkiye terörle müzakereden mücadeleye dönüşü ile büyük ölçüde terör baskısıyla bir anayasa yapma şartlarından uzaklaşmıştır. Aslında etnik ırkçılığa teslim olacak bir anayasa hazırlık çalışması ne demokratik olabilir, ne de toplumun bütününe hitap edebilir. Sadece marjinal bazı grupları mutlu edebilir.

Anayasa hazırlıklarında tepki anayasacılığının sürdürülmesine fırsat verilmemelidir. Ülkemizde her nesil, kendinden önceki nesilleri küçümsemekte ve daha iyisini yapabileceğini zannetmektedir.

21Ağu/160

MİLLET OLMAYI KEŞFEDEBİLMEK… / Prof.Dr.Mustafa E. ERKAL

mustafa e erkal  MİLLET OLMAYI KEŞFEDEBİLMEK… / Prof.Dr.Mustafa E. ERKAL

Son yıllarda kaybedilenleri kazanabilmek, milli menfaatlerde birleşebilmek ve uzlaşmak için bir  15 Temmuz mu yaşanmalı idi? 15 Temmuz darbe ve işgal teşebbüsü TSK’nın muharebe gücünü  ve dolayısıyla Türkiye’nin askeri ve siyasi etkinliğini zayıflatarak Ortadoğu’da ülkemizi  uysallaştırmak, devredışı bırakmak amacıyla yaptırılmıştır. Bu iş üç beş meczubun işi de değildir.

5Ağu/160

KRİZİ AŞABİLMEK – Prof.Dr.Mustafa E. ERKAL

mustafa e erkal  KRİZİ AŞABİLMEK - Prof.Dr.Mustafa E. ERKAL

Adamın birine sormuşlar: “ABD’de neden darbe olmaz?” diye… Verilen cevap ilgi çekicidir: “ABD’de Amerikan Büyükelçiliği yoktur da ondan…”. Aslında bu cevap birçok şeye ve önü açılan devletlere karşı kurulan kumpaslara açıklık getiriyor.

26May/160

“43. ŞURA” – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

48020028  “43. ŞURA” - Prof.Dr.Mustafa E. ERKAL

7Mar/160

GÜVENLİK ÇEMBERİNİN DARALTILMASI VE TERÖR – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

mustafa erkal profGÜVENLİK ÇEMBERİNİN DARALTILMASI VE TERÖR - Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

Geçen hafta Başkent Aydınlar Ocağı’nın faaliyete geçme törenlerine katıldık. Aslında bu kuruluşumuz Ankara’da önemli bir boşluğu dolduracak ve Türkiye’yi Türkiye yapan değerleri savunacak sivil toplum kuruluşlarından biri olarak varlığını hissettirecektir. Gayretli, kapasiteli ve hizmet aşkı ile dolu çoğu genç akademisyen olan arkadaşlarımıza başarılar diliyor; milli hassasiyetleri dolayısıyla kendilerini tebrik ediyorum. Artık klasik dernekçilik gerilerde kaldı. Ülke sorunları ile ilgili tespit ve teklifler getirebilmek esas oldu. Bu değişimi fark edemeyenler etkili faaliyet ve hizmetlerde de bulunamamaktadırlar. Sırtlarını iktidarlara, parti veya çeşitli güç merkezlerine dayayıp güdümlü faaliyet gösterenler, ne gerçek sivil toplum kuruluşu olabilir; ne de beklenen gelişmeyi gösterebilirler. Aynı fikirleri taşıyanlar birbirine rakip değil; ancak tamamlayıcı olabilir.

5Şub/160

BÖLÜCÜ TERÖRÜN ÖRTTÜĞÜ GERÇEKLER – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

mustafa erkal profBÖLÜCÜ TERÖRÜN ÖRTTÜĞÜ GERÇEKLER - Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

Türkiye içerde bölücü ve ırkçı terörle uğraştırılırken, PKK’nın Suriye kolu PYD ABD’nin yeni müttefiki ve kara kuvvetleri gücü olarak kabul edilmektedir. Bütün uyarılara rağmen, yanlış politikalardan vazgeçmeyerek Ortadoğu bataklığına çekilmiş durumdayız. Ortadoğu’da sınırları değiştirmeyi hedefleyen süper güçler anlaşmalı bir görünüm ortaya koymaktadırlar. Herkes IŞİD öcüsünü hedef almakta, ancak kendi çıkarlarına uygun olmayan guruplara ve bilhassa Türkmenlere etnik temizlik uygulamaktadırlar. Anlaşılan Bayır Bucak Bölgesi iç savaş sonrası Esad’a yarayacak bir bölgedir. Hava saldırıları kendilerine ihale edilen Ruslar bütün güçleriyle Bayır Bucak Türkmenlerine saldırmakta ve Türkiye’yi tahrik etmektedirler. Aslında Putin’in iç politikada bu tür tahriklere ihtiyacı bulunmaktadır. Sınır bölgemizi NATO bölgesi haline getirdiklerinden koruyamamakta ve herhangi bir müdahalede de bulunamamaktayız.

Dış politika hayaller ve duygusal zemin üzerine inşa edilemez. “Ortadoğu’da aktif olacağız ve her şey bizden sorulacak, bizsiz karar alınamayacak” diye ortaya düşenlerin, ne kadar büyük yanlış yaptıkları gün ışığına çıkmaktadır. Mezhepler üstü kalarak tarafsız bir yol izlemiş olsaydık ve Esad’ın 15 gün içinde düşeceğini varsayarak yanlışlar içine düşmeseydik, bugün Bayır Bucak’ta Türklere uygulanan etnik temizlik gerçekleştirilemeyebilirdi.

2Oca/160

KÜRT İLE KÜRTÇÜYÜ AYIRALIM – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

mustafa erkal profKÜRT İLE KÜRTÇÜYÜ AYIRALIM - Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

Ülkemiz için en önemli sorun insanların konuştukları ana dile göre ayrıştırılmaları ve haklarında kolay ve basit genellemelere gidilmesidir. Kurmançça veya Zazaca konuşan vatandaşlarımıza yanlış etiketler vurulmaktadır. Ülkeyi yönetenlerin terörist başını Kürtlerin temsilcisi gibi görmeleri ve onun görüşlerinden istifade edilebilirliğini ileri sürmeleri ne kadar yanlışsa; Kürt vatandaşları da kolay ve basit genellemeye giderek terör örgütü üyesi gibi görmek o kadar yanlıştır. Kürt ile Kürtçü birbirinden çok farklıdır.

Türkiye’de bir Kürt sorunu değil; Kürtçülük sorunu vardır. Bu konu maalesef siyasi rant hesaplarına bir malzeme olmuştur. Kürtçü’lük sorunu da Kürtlerin değil; Kürtleri dün Osmanlı’ya, bugün de Cumhuriyet Türkiye’sine karşı kullananların sorunudur. Asıl amaç bazı Kürtlerin ve terör örgütünün Büyük Ermenistan için malzeme olmasıdır. Kullanılanlar zamanla kolay atılır.

Günümüzde terörle iç içe olan, sadece Kürtleri değil Anadolu halklarının temsilcisi olduğunu iddia eden malum partinin ve bazı temsilcilerinin Ermenistan ile yakın temasta olmaları bundandır. Hayali Ermeni iddialarını destekleyen, Erivan’a destek için giden malum partili belediye başkanları vardır. Van’da Ermeni mezalimini yok sayan bu işbirlikçiler, önce eski Van ile yeni Van arasındaki farkı yakalasınlar. “Anadolu’daki emanetlerinizin bekçileriyiz”, diyerek Erivan’dan alkış alanlar, başkaları adına ülkelerine savaş açanlardır. Hilale karşı Haç’a malzeme olanlardır.

19Ara/150

TÜRKLÜĞÜN GURURU PROF.DR. AZİZ SANCAR – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

mustafa erkal profTÜRKLÜĞÜN GURURU PROF.DR. AZİZ SANCAR - Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

Nobel Tıp Ödülünü kazanan Prof.Dr. Aziz Sancar ile sadece Türkiye değil; Türk Dünyası da gurur duymaktadır. Başarı yolunda şartlanmış, azimle ve israrla çalışanın, yaptığı işten manevi tat alanın varamayacağı hedef yoktur. Milliyetçi camiadan daha nice Aziz Sancar’lar çıkacaktır; yeter ki gençlere iyi rehberlik yapılabilsin. Genç insana tepeden bakılmasın ve küçümsenmesin. Her meslekte en yukarılara tırmanma heyacan ve azmi onlara aşılanabilsin. Sadece iç politika girdabında nice kabiliyetler yok olup gitmektedir. Yurt dışında ve yurt içinde yüksek lisans ve doktora yapan gençlerimize zaman ayıralım ve onlara rehberlik yapabilecek olanlarla gençleri buluşturalım.

Maalesef yurt dışında bazı üzücü örneklerle karşılaştık. Az da olsa bazı derneklerimizde gençlere gerekli sıcak ilgiyi göstermek ve mesafe alabilmelerini sağlamak yerine, onlara olmayacak görevler yükledik. Kaliteli ve donanımlı bir çevre ile değil; sadece hamaset ve duygusallıkla onları tanıştırdık. Kendilerine sohbetlerde ve toplantılarda tatminkâr bilgi ve tecrübeyi kazandırdığımız pek söylenemez. Başarılı birçok çalışma mutlaka yapıldı; ama bu faydalı hizmetleri genelleyemedik. Derneklerimizle tanışan gençlerin bir kısmı aradığını bulamamanın verdiği moral bozukluğu içine girdiler. Maalesef sadece yetişkinler değil, gençler de ülke de birlikte kaybetti. Gerçekler acı da olsa onları örtmeye çalışmak yanlıştır. Ancak bu olumsuzlukların giderilememesi de söz konusu olamaz.

30Kas/150

ÇOKKÜLTÜRLÜLÜK TUZAĞI – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

mustafa erkal profÇOKKÜLTÜRLÜLÜK TUZAĞI - Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

Bazıları yine milletvekili yeminine takıldı. İçlerine sinmeyen bu yeminde “Türk Milleti” mi, yoksa “Türk” mü onları rahatsız ediyor? Nasıl olsa genel seçimler geçti; bakan olma ihtimali de yok; o zaman bazıları içini dışa vurmakta sakınca görmüyor.

İdeoloji kelimesini de yanlış kullanıyoruz. Birkaç sözlük veya ansiklopediye baksak iyi olacak. Yeminde ideoloji varmış. Acaba milli kimlik ve milletimizin adı ideoloji mi oluyor? Dün sorun andımızdı kaldırıldı. Şimdi milletvekili yemini, yarın da İstiklal Marşı mı sorun olacak? Dikkatten kaçmış olabilir ama Diyarbakırspor’un ismini Amedspor yaptılar. Bunda da gaflet mi, yoksa ideoloji mi arayacağız?

Eğer hedefiniz Türksüz, Türk Milletinin olmadığı bir milletvekili yemini ve anayasa ise; terörle mücadelenin esprisini anlamak mümkün değildir. Zaten bölücü ve ırkçı terör örgütü bu ve benzerlerinin gerçekleşmesini istemektedir.

Önümüzdeki dönem ülke ihtiyaçlarına göre bir anayasa değişikliği yapılmayacaktır; yapılacak olan, Anayasa’nın toptan rafa kaldırılmasıdır. Yukarıda belirttiğimiz milletvekili yemini ve yeni anayasada anlaşılan çokkültürlülük tuzağı öne çıkacaktır.

12Eki/150

1 KASIM GENEL SEÇİMLERİNİN ANLAMI… / Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

mustafa erkal prof1 KASIM GENEL SEÇİMLERİNİN ANLAMI… / Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

1 Kasım 2015 Genel Seçimleri yaklaşıyor. Siyasetin beşeri ilişki üstüne kurulu olduğunu kabul ederek eski teşkilat mensupları ve sivil toplum kuruluşları ile görüşülmelidir. Seçmenden uzaklaşarak il veya ilçe binalarında seçmen beklemek sonuç vermeyebilir. Vatan savunmasında şehit düşen asker, polis ve korucuların ailelerine TOKİ tarafından birer daire verilmesi neden düşünülmez?

Genel Seçimlere giderken seçmenin fark edemediği, fark etse de nedense ciddi ve önemli bulmaz göründüğü asıl sorun, ülkenin milli güvenliğinin tehdit altında oluşudur. Seçim beyannamelerindeki asgari ücreti artırma ve benzeri teklifler oldukça eksiktir. Seçmen yönetenlerin halkla kurdukları ilişkilere, dini referanslara ve bazen de menfaat hesaplarına göre tercihini kullanıyor. Asıl güvenlikle ilgili tehlikeyi gözardı ediyor. Bundan dolayı 1 Kasım demokrasi sınavı olmaktan çok ülkenin milli birlik ve bütünlüğünün korunup korunamayacağının sınavıdır.

Bir ülkede milli kimlik ile kavgalı, devletin kuruluş felsefesi ile ters düşen bir iktidarın bulunması söz konusu olursa; güvenliğin tehdit altında olup olmadığını tartışmaya bile gerek kalmaz.

Yine Yeni Türkiye ve Yeni Anayasa lafları ortada dolaşıyor. Yeni Türkiye’ye yeni anayasa tramvayı ile gitmekten vazgeçmeyenler var. Anayasanın ilk üç maddesi ve milli kimlikle ilgili 66. Maddesi öncelikle değiştirilmeye çalışılacak. Türk Milleti ifadesi de değiştirileceklerin arasında… Anlaşılan milliyetçiliği reddeden sağ iktidar yine iş başına gelirse, Yeni Türkiye’ye terörsüz varacak ve anayasa Türksüzleştirilecek. O halde, İmralı – Kandil rekabeti neden?

26Eyl/150

KÜRT İLE KÜRTÇÜYÜ AYIRALIM – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

mustafa erkal profKÜRT İLE KÜRTÇÜYÜ AYIRALIM - Prof.Dr.Mustafa E. ERKAL

Ülkemiz için en önemli sorun insanların konuştukları ana dile göre ayrıştırılmaları ve haklarında kolay ve basit genellemelere gidilmesidir. Kurmançça veya Zazaca konuşan vatandaşlarımıza yanlış etiketler vurulmaktadır.

Ülkeyi yönetenlerin terörist başını Kürtlerin temsilcisi gibi görmeleri ve onun görüşlerinden istifade edilebilirliğini ileri sürmeleri ne kadar yanlışsa; Kürt vatandaşları da kolay ve basit genellemeye giderek terör örgütü üyesi gibi görmek o kadar yanlıştır. Kürt ile Kürtçü birbirinden çok farklıdır. Türkiye’de bir Kürt sorunu değil; Kürtçülük sorunu vardır. Bu konu maalesef siyasi rant hesaplarına bir malzeme olmuştur.

Kürtçü’lük sorunu da Kürtlerin değil; Kürtleri dün Osmanlı’ya, bugün de Cumhuriyet Türkiye’sine karşı kullananların sorunudur. Asıl amaç bazı Kürtlerin ve terör örgütünün Büyük Ermenistan için malzeme olmasıdır. Kullanılanlar zamanla kolay atılır. Günümüzde terörle iç içe olan, sadece Kürtleri değil Anadolu halklarının temsilcisi olduğunu iddia eden malum partinin ve bazı temsilcilerinin Ermenistan ile yakın temasta olmaları bundandır. Hayali Ermeni iddialarını destekleyen, Erivan’a destek için giden malum partili belediye başkanları vardır. Van’da Ermeni mezalimini yok sayan bu işbirlikçiler, önce eski Van ile yeni Van arasındaki farkı yakalasınlar. “Anadolu’daki emanetlerinizin bekçileriyiz”, diyerek Erivan’dan alkış alanlar, başkaları adına ülkelerine savaş açanlardır. Hilale karşı Haç’a malzeme olanlardır.

19Ağu/152

“ÇATIŞMALI ÇATIŞMASIZLIK” VE BARIŞ – Prof.Dr.Mustafa E. ERKAL

mustafa erkal prof“ÇATIŞMALI ÇATIŞMASIZLIK” VE BARIŞ - Prof.Dr.Mustafa E. ERKAL

Vatanımızın birlik ve beraberliği için hayatını seve seve feda eden şehitlerimizi saygı ve rahmetle analım. Artık onlar Türk Milletinin kalbinde yaşayacaklardır. Şehitlere ve onların ailelerine çok şey borçluyuz. Vatan için canımızı veririz ama ülkeyi 12 senede bu hale getirenler hala ortada dolaşıyorlar. Şehit cenazelerini kuşa çevirenler, şimdi cenazelere katılıyorlar.

Bu ağır bedeli sadece katil PKK ve KCK mi ödeyecek? Şehitliğin ulvi anlamını ne bazı politikacılar, ne de olup biteni anlamaktan uzak, yetenek ve bilgiden mahrum akiller anlar. Akiller, terör soslu sözde barış ortamını ve çözülme sürecini anlatmaktan herhalde yorgun düşmüşlerdir. Kullanılan bu grup çözüm ve açılımı hayvanların anladığını, ama insanların anlamadığından şikâyetçi olmuşlardı.

1970’li yıllardan günümüze önce ideolojik kamplaşma yoluyla Devletiyle kavgaya girenler, daha sonra etnik ve mezhep ayrımcılığını kullandılar. Terör karşısında basınımızın önemli bir bölümü hep sınıfta kaldı. 1968’lerde üniversite binalarını işgal ve tahrip eden aşırı sol militanlara, devrimci ve Atatürkçü kabul edilerek gazete köşelerinde işgal hatıraları yazdırıldı. (Yeni Gazete) Devrimci mücadeleye sermayedarlarımız katkıda bulundular! Nasıl olsa devrim kaçınılmazdı ve geleceğe yatırım gerekliydi. Bazı yüksek tirajlı gazetelerimiz toplumun önünde burnunu karıştıran, göbeğini kaşıyan teröristbaşının hangi takımı tuttuğunu tartıştı. Ardından Hürriyet’in Pazar ilavelerinde teröristlerin ne kadar ince ruhlu ve sanata saygılı oldukları, hangi müzik âletlerini çaldıkları ele alınır oldu. Türkiye’yi Türkiye yapan değerlere sadakatle bağlı olanlarla adeta dalga geçildi.

7Ağu/150

ÇÖZÜM SÜRECİ İTHALATI BİTMELİ… / Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

mustafa erkal profÇÖZÜM SÜRECİ İTHALATI BİTMELİ… / Prof.Dr.Mustafa E. ERKAL

Etnik Tuzak isimli kitabımızın ilk baskısının çıktığı 1990 başlarından beri bir gerçeği dile getiriyoruz. Türkiye’de terörle mücadeleyi zaafa uğratanlar, terörün kültürel hakları elde edememe ve bölgesel az gelişmişlik dolayısıyla doğduğunu zannedenler sorunun Kürt değil; Kürtçülük ve ırkçı bölücülük olduğunu görmezden gelirler.

Demokratikleşme kamuflajı altında teröre alan açıldığı, siyasallaştırıldığı ve dışarısı tarafından kullanıldığı unutulmamalıdır. Bu iş sadece güvenlik tedbirleri ile olmuyor diye ortaya atılan art niyetliler ve bunlardan etkilenen çaylak siyasetçiler hep yanıldılar. Demokrasiyi teröre yenik düşürdüler. Şimdi günah çıkarıp yanlışlarını kısmen de olsa kabul edenler, siyaseti bırakıp başka bir işle uğraşmalıdırlar. Haklı tenkitleri “Efendim bunlar kanla besleniyor; terörle yaşıyorlar” diye işi geçiştirmek boşa çıkmıştır.

Maalesef açılım, çözüm, barış ve demokratikleşme kavramları ülkeye karşı kullanılmıştır. Bazıları devlet düşmanlığını, devletsiz ferdin daha özgür ve mutlu olacağına kadar götürmüşlerdir. Oysa fertsiz devlet de; devletsiz fert de hayaldir. Buna olur diyenler ferdi devletine karşı başka bir ülke için kullanmak isteyenlerdir.

2Ağu/150

YALÇIN NANE OPERASYONU DÖNÜM NOKTASI OLSUN! – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

mustafa erkal profYALÇIN NANE OPERASYONU DÖNÜM NOKTASI OLSUN! - Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

Demokratikleşme masalları ile şımartılan, teröre alan açılan, açılım ve sözde barış süreçleriyle muhatap alınan, terörle mücadele yerine müzakere ve pazarlık sürecini üstelik silah bırakmamış bir örgütle sürdüren bir iktidara şahit olduk. İşin enteresan tarafı vatandaş da reyiyle bu çarpık gidişi destekledi. İktidar rey aldıkça coştu ve sonunda bazı bölgelerde kamu düzenini sağlayamaz oldu ve vatandaş Devleti arar hale geldi.

Uzatmalı iktidar nihayet 13 senelik yanlışı terk eder gözükmektedir. Aziz şehidimiz Yalçın Nane’nin ismini taşıyan dışarıdan onaylı operasyon gerçekleştirildi. Yıllardır etnik etiketli bölücü ve ırkçı terör örgütü ile İslâmi görüntülü, İslâmı teröre bulaştırmak ve tefrika yaratmak için kurdurulmuş IŞİD –bazılarına göre DAEŞ – kanlı örgütleri birçok vatandaşımızın kanına girdi. Hala şehitler veriyoruz. Demokrasiyi teröre yenik düşürenler şimdi günah çıkarıyor. 2002’den bugüne yanlış politikalarla, tecrübesiz, duygusal ve Devletinden intikam alma peşindeki yöneticiler, dış telkinlerle ülkeyi yangın yerine çevirdiler. Hayali ve romantik sözde çözümlerle ülke oyalandı. Türkiye’de hukuk devleti işletilebilse, terör örgütü ile iç içe olan parti çoktan kapatılırdı. Ona demokrasicilik oyunu oynatılmaz, toplumla dalga geçmesine fırsat verilmezdi. Habur’da kurulan çadır mahkemesi, güvenlik güçlerini savunmaya çeken, elini kolunu bağlayan sorumsuz anlayış, Oslo ve Dolmabahçe’deki rezil pazarlık ve mutabakatlar – Sayın Cumhurbaşkanı haberim yok dese de – ciddi devlet adamlığı ile bağdaşır mı? Böyle bir anlayışla nasıl bir koalisyon kurulabilir?

24Tem/150

YENİ TÜRKİYECİLER GÜNAH ÇIKARIYOR… / Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

mustafa erkal profYENİ TÜRKİYECİLER GÜNAH ÇIKARIYOR… / Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın yıldönümünde şehitlerimizi ve örnek devlet adamı Rauf Denktaş’ı rahmetle anıyoruz.

Aydınlar Ocağı Genel Merkezi’nin mevlidi ve bayramlaşması bizlere birçok şeyi düşündürdü. Bunların başında bayramı bayram olarak kutlayamayan şehit aileleri gelir. Vatan, millet ve bayrak için şehit olarak en yüksek mertebeye ulaşan bu aziz varlıklarımızın yakınları yıllardır bayram yapamamaktadırlar.

Etnisitesi ne olursa olsun; Devletinden yana olup emperyalizmin işbirlikçisi ve oyuncağı olmayan, Kürt Lawrencelere özenmeyen vatandaşlarımız bazı yörelerden göçe zorlanmaktadırlar. Bazı alçaklar askere diklenip “buradan gidin” bile diyebilmektedir. Ülkeyi 12 senedir bu hale getirenler, kamu düzenini verdikleri tavizlerle bozan siyasetçiler utanmalıdır. Bu vatandaşlarımız bayramı bayram olarak kutlayabilirler mi?

Devletlerine ihanet etmedikleri için korucu olanlar kurşunlanmakta, baskı ve şiddet görmektedirler. İktidarın sahip çıkmadığı korucularımız acaba bayramı fark edebiliyorlar mı?

3Tem/150

TBMM BAŞKAN SEÇİMİ VE ÇÖZÜM SÜRECİ – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

mustafa erkal profTBMM BAŞKAN SEÇİMİ VE ÇÖZÜM SÜRECİ - Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

TBMM başkanı seçildi. AKP’li adayın önünü acaba MHP mi; yoksa CHP mi açtı? Ortada hiçbir sebep yokken Sayın Baykal’ın adaylığını fark eden Sayın Cumhurbaşkanı Baykal’a sürpriz bir davet yaptı ve süreç başladı. Sayın Baykal da bunu yuttu ve görüşmeye koştu. Böylece gerek CHP karıştırıldı; gerek MHP – CHP arasındaki ilişkiler ve ortak hareket imkânı dinamitlendi. Böylece her parti kendi adayına kitlenir oldu. Ortak aday arayışı önlendi. CHP ve MHP’nin ortak adayı İhsanoğlu konusunda anlaşılamadı. Sayın Baykal el çabukluğu ile öne çıkarılarak ortak aday önlenmiş oldu. CHP ve MHP’nin sandalye sayısı da zaten ortak adayın seçilmesine yetmiyordu. Dışardan gelebilecek oylar da önlenmiş oldu. CHP oldu bittiye getirildiğinden İhsanoğlu’nu destekleyemedi.

Bu durumda MHP’yi hedef tahtası haline getiren bölücü ırkçı, F-tipi, aşırı sol ve romantik sol çevreler ve yayın organları eski alışkanlıklarını sürdürdüler. Bunlar yadırganamaz. Ancak, bunların dışında kalan bazı kalemlerin ve çevrelerin MHP’ye saldırıyı fırsat bilmeleri kabul edilemez. Neticede Sivas Suşehri kır toplantısında şehit Mehmetçiklerle ölen bölücü terör örgütü üyelerini aynı kefeye koyan bir aday Meclis Başkanı oluverdi. CHP Genel Başkanı’nın Sayın Bahçeli’ye Başbakanlık teklifi büyük bir siyasi gaftı. Hükümet kurma görevini Cumhurbaşkanları vermektedir; bir parti genel başkanı değil…

4Haz/150

ARANAN İSTİKRAR – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

mustafa erkal profARANAN İSTİKRAR - Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

Genel Seçimler yaklaştıkça sokaklar hareketlendi. İktidar partisi olmadık iddialara dayalı broşürler yayınlar hale geldi. Trabzon’da Sayın Başbakan’ın futbolculuğu ve attığı goller gündeme oturdu. Türk’ü içlerine sindiremeyenler seçim döneminde Albayrak, Türkiyem ve Türk’ten bahseder oldular. “Biz hepimiz birlikte Türkiye’yiz diyerek bize her şey söyleyin ama Türk demeyin; ırkçılık olur!” yanlışlarını yapanlar Türk Milletinin herhalde unutkanlığına güvendiler. İstanbul 2. Bölgede üst sıralardaki bir hanım adayın “Anayasa’dan Türk kimliği çıkmadıkça Türkiye demokratikleşemez” sözleri unutulmadı. İl başkanının iktidar sayesinde Türk olmadığımızı öğrendik sözleri de…

İstikrar kelimesi o kadar istismar ediliyor ki, hedef alınan büyüme hızına ulaşamama, gelir dağılımının daha da bozulması, dar ve sabit gelirlilerin içine düştüğü perişan durum, tarım dışına çıkmış 2 milyon çiftçi, köylerin ve bazı şehirlerin boşalması artan cari açık, dış borç ve fiilen %18,4 olan işsizlik, istikrar diye yutturuluyor. Aslında bunların da ötesinde bir ülkede milli kimlik tartışmaya açılmışsa, etnik çağrışım yaptığı iddia ediliyorsa; o ülkede istikrardan hiç bahsedemezsiniz. Fethin -Fetihin değil- 562. Yıldönümünde kutlama düzenlemek güzel… Ama unutmayalım ki, son yıllarda Edirnekapı Surlarındaki törenler bile dışarıya hoş görünmek uğruna kuşa çevrilmişti. Yeni Türkiye bunu gerektiriyordu.

25May/150

41. ŞURA – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

mustafa erkal prof41. ŞURA -Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramını resmen gerektiği gibi kutlayamadık. Birileri ellerinden gelse milli bayramları kaldıracaklar. Bayramı statlardan alıp kapalı salonlara sıkıştırdık. Bir büyük ilimizin valisi güneş altındaki eski kutlamalardan şikayetçi… Çocuklar şimdi daha rahat ortamdaymışlar…

***

HDP’nin Türkiye partisi olup olmadığı tartışılıyor. Sol ve aşırı sol oylara talip olan ve buna göre konuşan bu parti Yunanistan ve Ermenistan’ın çıkarları ile paralel beyanlar verdiğine göre olsa olsa Yeni Türkiye’nin partisi olabilir.

***

22May/150

41. ŞURA – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

mustafa erkal prof41. ŞURA - Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramını resmen gerektiği gibi kutlayamadık. Birileri ellerinden gelse milli bayramları kaldıracaklar. Bayramı statlardan alıp kapalı salonlara sıkıştırdık. Bir büyük ilimizin valisi güneş altındaki eski kutlamalardan şikayetçi… Çocuklar şimdi daha rahat ortamdaymışlar…

***

HDP’nin Türkiye partisi olup olmadığı tartışılıyor. Sol ve aşırı sol oylara talip olan ve buna göre konuşan bu parti Yunanistan ve Ermenistan’ın çıkarları ile paralel beyanlar verdiğine göre olsa olsa Yeni Türkiye’nin partisi olabilir.

***

2May/150

AŞIRI SOLUN BİR YANILGISI ve ARANAN “MASA” – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

mustafa erkal profAŞIRI SOLUN BİR YANILGISI VE ARANAN “MASA” - Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

Giresun Üniversitesinin düzenlediği bir açık oturumda konuşmacı olarak birlikte olduğumuz Doç.Dr. Mehmet Akif Okur güzel bir hizmete imza atacağını söylemişti. Şimdilik makale şeklinde olan çalışmanın kitap haline dönüşeceğinden şüphemiz yoktur.

Doç.Dr. Okur, değerli devlet adamı rahmetli Alparslan Türkeş’e çamur atmak isteyenlere belgelere dayalı olarak ve ABD arşivlerinden de faydalanarak gerekli cevabı veriyor. Makalesi Türk Yurdu Dergisi’nin Nisan 2015 tarihli 332. Sayısında yayınlandı.

Doç.Dr. Okur yaptığı araştırma sonucunda, ABD’yi çok iyi tanıyan rahmetli Türkeş hakkında bizzat ABD arşivlerinde ve CIA belgelerindeki olumsuz ifadeleri ortaya koyuyor. Rahmetli Türkeş ABD çıkarları karşısında engel görülüyor.