Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
10Kas/200

SEHVEN Mİ? BİLİNÇLİ Mİ? – Fazlı KÖKSAL

Desktop37

SEHVEN Mİ? BİLİNÇLİ Mİ? – Fazlı KÖKSAL

Murat Bardakçı bir yazısında; “Cumhuriyet döneminde İslâmiyet, itikad, tarih, edebiyat, sanat ve şarkiyat gibi bahisleri toplu şekilde ele alan en mükemmel yayın hangisidir?” diye sorulacak olsa, cevabım “Diyanet’in çıkarttığı ve internete de ücretsiz olarak koyduğu 45 cildlik İslam Ansiklopedisi’dir”… Diyor.

Gerçekten de tamamlanması 25 yıl süren,15.541 maddeden ve 16.915 alt maddeden oluşan, bazı maddeleri onlarca sayfa süren büyük bir çabanın ürünü kapsamlı bir eser…

Müşkülpesent bir aydın olan Murat Bardakçı’nın bile takdirle bahsetmesi bir yana, her olayı eleştirmeleriyle tanınan Ekşi Sözlük yazarları bile Diyanet Vakfı’nın yayımladığı İslam Ansiklopedisi’nden övgüyle bahsediyorlar.

Medyada da, günümüz yaşantısıyla bağdaştırılmaması nedeni ile bazı fıkhi konularda getirilen eleştiriler dışında, yalnızca 6.12.2016 tarihli Yeniçağ Gazetesinde Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU’nun "İslam Ansiklopedisindeki Kürtler Maddesi" başlıklı eleştiri yazısına rastladım… Ayrıca bazı internet sitelerinde ufak tefek eleştiriler…

Ancak körün taşı gibi bana mı rastlıyor bilmem ama Diyanet Vakfı tarafından yayımlanan İslam Ansiklopedisinde ciddi yanlışlara rastladım. Muhtemelen bir ikisi sehven. Ama çoğu “yeni bir tarih inşa etme gayreti” ile ideolojik amaçla kaleme alınmış maddeler…

Örnek vereyim;

30Tem/200

Ayasofya ve İstanbul’un iki fatihi – Fazlı KÖKSAL

fazlı köksalAyasofya ve İstanbul’un iki fatihi - Fazlı KÖKSAL

Geçtiğimiz haftanın en önemli olayı şüphesiz Ayasofya Camisinin 86 yıl sonra ibadete açılmasıydı. Görkemli bir açılış yapıldı. Koronayı, salgını umursamayan müthiş bir kalabalık, sabah saatlerinden itibaren Ayasofya çevresini doldurmaya başladı… “Davetiye gelirse Ayasofya’da kılınacak Cuma Namazına katılırım” diyen Muharrem İnce’ye,  “Ezan bütün Müslümanlar için umumi davet anlamı taşır.” Diye cevap veren Diyanet İşleri Başkanı, bu sözü ile çelişen bir şekilde 500 özel kişiye Ayasofya’da kılınacak Cuma namazı için davetiye gönderdi.

Beklenenin aksine Ayasofya’nın ibadete açılmasına ne Atatürkçü çevrelerden ne de CHP’den bir itiraz gelmedi… Ama farklı bir gerginlik yaşandı. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Cuma hutbesinde, Diyanet İşleri Başkanlığı Sitesinde yayımlanan hutbe metninde olmadığı halde “Bizim inancımızda vakıf malı dokunulmazdır, dokunanı yakar. Vakfedenin şartı vazgeçilmezdir, çiğneyen lanete uğrar” demesi,  “Atatürk’e lanet okumak” olarak algılandı… Gerek medyada, gerek sosyal medyada bu konuda çok sayıda değerlendirme yapılmasına karşılık, Ali Erbaş’tan herhangi bir açıklama ve düzeltme gelmedi…

 

12Haz/200

Diyanet ve Ebû Zerr… / Fazlı KÖKSAL –

indir

Diyanet ve Ebû Zerr… / Fazlı KÖKSAL - 

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Elazığ Harput’ta 58 milyon 700 bin lira ihale bedeliyle yaptırdığı Uluslararası Harput Diyanet Külliyesi'nin teknik şartnamesine külliye bahçesi için kullanılacak olan ağaçların ‘ithal’ olması şartı koydurduğuna ilişkin haberleri okuyunca aklıma “Ebû Zerr” geldi…

Ebû Zerr’i bilir misiniz? O ilk Müslümanlardandı… Ebû Zerrr, Hz. Osman halife olunca kendi akrabalarını değişik vilayetlere vali olarak tayin emesinin ve onlara Beytülmal'den para vermesinin İslam'a aykırı olduğunu savunarak bu davranışlara karşı durdu…

Hz. Peygamber (sav), Hz. Ali hariç hiç bir Hâşimî’yi önemli görevlere getirmemişti. Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer ise özellikle akrabalarını devlet idaresinden uzak tutmuşlardı. Onlar, uygulamalarıyla Hz. Peygamber (sav) döneminde üstü küllenen asabiyet ateşinin canlanmasına engel olmak istemişler, bunda da önemli ölçüde başarılı olmuşlardı.

28May/200

Nefret Diline Hayır – Fazlı KÖKSAL

FazlY_KOKSALNefret Diline Hayır - Fazlı KÖKSAL

Yunus’un sevgi dilinin yeşerdiği bu topraklarda, sevgi tohumlarının sulanmadığı zamanlarda çakırdikeni gibi nefret dilinin fışkırdığı da olmuştur. Ama bu kötü dönemler, toplumsal izanın galip gelmesi, nefret dilinin çakırdikenleri gibi bu topraklardan atılması sonucu hep kısa soluklu olmuştur…

Derinlemesine incelediğimizde görüyoruz ki, bu nefret söylemleri yabancı istihbarat örgütlerinin çabaları ve kışkırtmaları sonucu zemin buldu. 15-16 Haziran olayları, sağ-sol, Alevi-Sünni, Türkmen-Kürt ayrışmaları hep yabancı istihbarat örgütlerinin, toplumu iç savaşa yöneltme amaçlı kışkırtmalarıydı…

İç savaş çıkarmayı başaramadılar ama her toplumsal ayrışmanın ardından yeni bir darbe geldi…

Tabii her ayrışmayı yabancı istihbarat örgütlerine bağlamak da çok doğru olmaz…

İktidarını devam ettirmek veya iktidarı dönüştürmek niyetindeki siyaset ve vesayet organları da zaman zaman toplumu ayrıştıracak girişimlerde bulundular. Projeler hazırladılar. Vatan Cephesi ve 28 Şubat bu projelerin aklıma ilk gelenleri…

Bir de yıllardır yer altından derin derin çalışan, yabancı istihbarat örgütleri tarafından yönlendirilen FETÖ ve FETÖ benzeri “din maskeli” örgütler… , 

 

13May/200

Şu lanetten kurtulalım – Fazlı KÖKSAL

su-lanetten-kurtulalim-Şu lanetten kurtulalım - Fazlı KÖKSAL

Biliyorum mümkün değil ama bazen “keşke Amerika kıtası hiç keşfedilmeseydi” diye düşünürüm…

Niye mi? Sebebi çok…

Milyonlarca Kızılderili katledilmemiş olurdu…

Dünya ABD emperyalizmi ile tanışmazdı…

Ve belki de hepsinden önemlisi insanlık tütün denen belaya bulaşmamış olurdu…

Bizim Tütünle tanışmamız ile yaygın olarak kullanmaya başlamamız arasından uzun bir süre geçmedi…

1. Ahmet döneminde şeyhülislamın  “haramdır” fetvası da, IV. Murad’ın acımasız cezaları da toplumu tütün kullanmaktan alıkoymadı… 

Tütün tiryakisi IV. Mehmet padişah olunca şeyhülislamın fetvası ile tütün içimi ve dikimi serbest bırakıldı.  Önce Balkanlarda sonra Anadolu’da tütün ekimi yaygınlaştı. 

 

28Mar/200

EDEBİYAT ÜZERİNDEN AYRIŞMAK – Fazlı KÖKSAL

kutlu

EDEBİYAT ÜZERİNDEN AYRIŞMAK – Fazlı KÖKSAL

Dünyaya farklı pencerelerden bakabiliriz. Siyasi düşüncemiz farklı olabilir. Hatta farklı siyasi görüşte olduğumuz için farklı gazeteler okuyabilir, farklı televizyonlar da seyredebiliriz…

Ama romanda, şiirde, müzikte niye ayrışırız, haydi ayrıştık diyelim; farklı müzik dinleyene, farklı edebi eser okuyana niye karşı oluruz… Kitaba, yazara niye düşman oluruz gerçekten anlamıyorum…

Bu durum beni uzun süredir rahatsız eder. Diyebilirim ki, “Meyve Tadında Romanlar”ı yazmamın en büyük nedeni; farklı kamplara ayrılmış, birbirinin okuduğuna ilgisiz kitap okurunun tek renkten oluşan kişisel kütüphanelerinin farklı renklerle tanıştırma kaygısıydı. Kitabın sunuş yazısında bu düşüncemi şöyle belirtmiştim:

“Okumayan bir toplumuz. Evlerin çok azında kitaplık var. O az sayıdaki kitaplık da çoğu zaman, aynı renkte, hatta tek rengin aynı tonundan seçilmiş kitaplardan oluşuyor. Kitapları, yazarları, bizden olanlar/bizden olmayanlar diye ayırıyoruz. Bu da, zaten yeterli düzeyde olmayan kültürel birikimimizin yarısından haberdar olmamamıza, toplumsal kutuplaşmalara ve hatta düşmanlıklara yol açıyor. Bu durumu, siyasi kitaplarda bir noktaya kadar mazur görmek mümkünse de, romanları bizim/onların diye ayrılmasını, okunmamasını, yok sayılmasını algılamakta güçlük çekiyorum.

4Mar/200

Şiirlerin ve ‘Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nin Kılavuzluğunda Adım Adım Edirne (I) – Fazlı KÖKSAL

1

Şiirlerin ve ‘Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nin Kılavuzluğunda Adım Adım Edirne (I) – Fazlı KÖKSAL

Teftiş Kurullarında bir gelenektir. Müfettişlere emekli olacakları yıl gitmek istedikleri bir yerde görev verilir. 15.Ekim.2019 Tarihinde yaş haddinde emekli olacağım için, 2019 ortalarında konu açılınca Teftiş Kurulu Başkanına teftişe Edirne’ye gitmek istediğimi söyledim. 40 yılı aşan memuriyet hayatımda 81 vilayetimizden 79’una görevli olarak gitmiştim… Şırnak ve Edirne’yi görmek kısmet olmamıştı… Şırnak neyse de, Türkiye’nin Serhat kenti, Osmanlı’ya başkentlik etmiş, yağlı güreşler deyince akla gelen, ülkemizin en muhteşem camisini bağrında barındıran Edirne’ye nasıl olmuş da gitmemiştim? Bu soruya, “kısmet” dışında bir cevap vermek mümkün değildi…

6Şub/200

EDEBİYAT DÜNYASINDA KADIN OLMAK – Fazlı KÖKSAL

Edirne'nin __gal Alt_ndaki D_nemleri - Edirne Tarihi_files

EDEBİYAT DÜNYASINDA KADIN OLMAK – Fazlı KÖKSAL

Nihal Yeğinobalı önemli bir çevirmenimizdir. 1940’lı yıllarda henüz yirmi yaşında “Genç Kızlar” isimli bir roman yazar.

17Eki/190

EĞİTİM SİSTEMİNDE YAPILAN TEMEL HATALAR – Fazlı KÖKSAL

wert

Türkiye'nin dünya ülkeleri arasında hak ettiği yeri alamamasının temel nedenlerinden birisini, eğitim sistemimizin yetersizliği olarak gördüğüm için, öğrencilik yıllarımdan başlayarak eğitim sistemimiz üzerinde çok düşündüm. Yıllar boyu öğrenci, veli, ailesinde çok sayıda öğretmen olan bir yurttaş olarak , eğitim sistemimizde gözlemlediğim temel hataları şu şekilde sıralayabilirim;

8Eyl/190

ÖneriYorum "UZUN HİKAYE – Fazlı KÖKSAL

uzun_hikayeÖneriYorum "UZUN HİKAYE – Fazlı KÖKSAL

30Ağu/190

Orta Avrupa Gezi Notları (II) Berlin: Yarısı doğu, yarısı batı, arası Türkiye… / Fazlı KÖKSAL

berlin-guide-lead-2018Orta Avrupa Gezi Notları (II) Berlin: Yarısı doğu, yarısı batı, arası Türkiye… / Fazlı KÖKSAL

17Ağu/190

ORTA AVRUPA GEZİ NOTLARI (I) : AMSTERDAM ve BRUGGE – Fazlı KÖKSAL

20190721_212458ORTA AVRUPA GEZİ NOTLARI (I) : AMSTERDAM ve BRUGGE – Fazlı KÖKSAL

ABD’de yaşayan kızım, “Baba AB vizem bu yıl dolacak, Avrupa’da Hollanda ve Almanya’yı görmek istiyorum…  Amsterdam, Brugge ve Berlin’e gideceğim. Siz de gelirseniz bir de Prag’ı ilave ederiz. 7-8 gün kafi gelir. Gidelim mi?” deyince kabul ettik… Kızım uçak, tren biletlerini, kalacağımız otelleri ayarladı… 21.07.2019 günü Pegasus ile Ankara’dan İstanbul’a, İstanbul’dan  Amsterdam’a uçtuk. Yolculuk süresince Dücane Cundioğlu’nun Ölümün Dört Rengi’ni bitirdim. 14.00 sularında Amsterdam’a ulaştık…

7Tem/190

“NUR BABA”DAN, “BADECİ ŞEYHİN SIR ODASI”NA – Fazlı KÖKSAL

Desktop123

“NUR BABA”DAN, “BADECİ ŞEYHİN SIR ODASI”NA -  Fazlı KÖKSAL

Bu yazıyı yazıp yazmamak, ya da bu kadar net ifadelerle yazıp yazmamak konusunda çok düşündüm...

Ama yazılmalıydı ve tehlikenin boyunun anlaşılması için oldukça açık yazılmalıydı...</DIV></DIV>
Özellikle yazının ikinci bölümündeki alıntıları aktarırken din ile aldatanlardan iğrendim. Bazı alıntıları yazıya aktarırken utandım...</DIV></DIV>

Özür diliyerek bilginize sunuyorum... http://fazlikoksal.blogspot.com/2019/06/nur-babadan-badeci-seyhin-sir-odasina.html

12Haz/190

DİYANET İŞLERİ BAŞKANINA ARZUHAL – Fazlı KÖKSAL

Arzuhal

DİYANET İŞLERİ BAŞKANINA ARZUHAL – Fazlı KÖKSAL

Medyada yer alan haberlerden ve internette yayımlanan videolardan, anladığımıza göre, Gaziantep İli İyinacar Camii'nin imamı, Fadıl Yılan'ın 04.06.2019 Günü Ramazan Bayram Namazı Sırasında Hutbe okurken, Başkanlığınızın web sitesinde yayımlayarak bir örneğini Müftülükler aracılığı ile tüm imamlara gönderdiğiniz hutbede[i] yer almayan şu cümleleri sarf etmiştir; “Kurtuluş mücadelesinde bizi kandırdılar. 1.İnönü’de şöyle zafer kazandılar, 2.İnönü’de şöyle zafer kazandılar. Sakarya’da şöyle zafer kazandılar. Şöyle kahramanlık yapılmış, böyle kahramanlık yapılmış. Yunanlıları denize döktüler. Nerde döktüler. Hepsi yalan. Yunanlıların hepsi yaşıyor işte. Keşke o gün savaşı kaybetseydik, belki Osmanlı’yı daha sonra yeniden kurabilirdik ”

11May/190

Camiler ve Mimarlar – Fazlı KÖKSAL

çamlıca

Camiler ve Mimarlar – Fazlı KÖKSAL

Aynı anda on binlerce kişinin namaz kılabildiği camiler yapmak tabii ki önemli.

Ama çok fazla kişinin aynı anda namaz kılabildiği her büyük camii ulu cami midir?

Ulu camileri “ulu” yapan estetik değerleri ve mimarlarıdır... Camiler mimarları ile bilinirler, mimarları ile ulu olurlar...

3May/190

Türkçüler Günü ve Anlamı – Fazlı KÖKSAL

C-4cF9OXcAA49o_TÜRKÇÜLER GÜNÜ VE ANLAMI - Fazlı KÖKSAL

3 Mayıs Türkçüler Günü kavramı ile ilk kez 1967 yılında tanıştım… 13 yaşındaydım. Ortaokul 2. Sınıf öğrencisiydim. Babamın eski gazete ve dergi koleksiyonlarını muhafaza ettiği sandığı karıştırırken bir dergiye rastladım; ORHUN... Ve dergide Atsız imzalı bir başlık; “Başvekil Şükrü Saraçoğlu’na ikinci Açık Mektup.” Atsız’ın yazdığı Bozkurtların Ölümü, Bozkurtla Diriliyor ve Deli Kurt romanlarını daha önce hayranlıkla okuduğum için Atsız’ı tanıyor ve seviyordum… Dolayısıyla yazıyı ilgiyle okudum. Bir de birinci mektup olmalı dedim. Saraçoğlu’na birinci mektubun yer aldığı dergiyi de bularak okudum…

9Oca/190

SAĞLIKTA ÇAĞ ATLAMIŞIZ !?! – Fazlı KÖKSAL

45617,acilservisjpgSAĞLIKTA ÇAĞ ATLAMIŞIZ !?! - Fazlı KÖKSAL

3 Ocak 2019 sabahı ailece bir gürültü ile uyandık… Sabah namazı için abdest almak amacıyla banyoya giden annemin başı dönmüş, duşakabin camından destek alayım derken, camla beraber düşmüş… Annemi o halde görünce çok korktuk,  hemen 112 acil servisi aradım.

Ambulans 15-20 dakika içinde geldi. Doğrusunu söylemek gerekirse 112 Acil Servis personelinin yaklaşımı mükemmeldi. Ambulans içinde ilk yardımın tüm gereklerini yerine getirdiler. Şoför kasislere, çukurlara dikkat ederek ambulansı çok özenli kullandı. Merkezden aldıkları talimatla bizi Ankara Atatürk Araştırma hastanesine getirdiler. Saat 7.30 sularında acil servisten girişimizi yaptılar…

8Kas/180

REŞİT GALİP ÜZERİNDEN ANDIMIZA SALDIRI ve 2. ABDÜLHAMİT’İN GAYRİMÜSLİM NAZIRLARI – Fazlı KÖKSAL

Desktop99

REŞİT GALİP ÜZERİNDEN ANDIMIZA SALDIRI ve 2. ABDÜLHAMİT’İN GAYRİMÜSLİM NAZIRLARI – Fazlı KÖKSAL
Türkiye’de kendilerine tarihçi diyen Atatürk düşmanı dinci bir güruh var. En ufak milliyetçi bir çıkışı bile “ırkçılık” olarak yaftalayan bu muhteremler, Atatürk’ün çevresinde olan ve Türkiye dışında doğan Türklere “Sabatayist” damgasını vurarak, ırkçılığın en rezilini yapmaktan geri durmazlar.

27Eki/180

KUTSAL TOPRAKLARIN YÖNETİMİ BU KABİLE DEVLETİNE BIRAKILAMAZ – Fazlı KÖKSAL

SuudKUTSAL TOPRAKLARIN YÖNETİMİ BU KABİLE DEVLETİNE BIRAKILAMAZ - Fazlı KÖKSAL

"Bir ülke aralarında üst düzey bürokratların da bulunduğu, 8-10 adamını başka bir ülkeye gönderecek, bunlar o ülkede bir muhalif yurttaşlarına önce işkence edecekler, sonra kafasını kesip, cesedi parçalayacaklar." Deseler inanmazdım. Dünyada öyle zalim bir yönetim olamaz, olsa dünya böyle bir olaya tepkisiz kalamaz derdim.

25Eyl/180

"Vatan sevgisini Suriyeli muhacir çocuğun gözlerinden öğreneceksiniz." – Fazlı KÖKSAL

maxresdefault

"Vatan sevgisini Suriyeli muhacir çocuğun gözlerinden öğreneceksiniz." - Fazlı KÖKSAL

Bir romanda geçse, güzel hatta şiirsi diye tanımlanabilecek bir cümle... Suriyeli asker kaçaklarına karşı söyleniyorsa, anlam olarak da doğru ...

Ama bu sözün muhatabı Türk Milletine mensup kişilerse, hele iddia edildiği gibi lise öğrencileri ise, kim söylemiş olursa olsun yanlışın dik alası...

Çünkü biz Türkler, vatan sevgisini, Tanrıkut Mete'den bu yana çok çok iyi biliriz...