Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
8Oca/150

MİLLÎ ŞAİRİMİZ ARİF NİHAT ASYA ve 5 OCAK – İbrahim METİN

DSCF0023 (1)  MİLLÎ ŞAİRİMİZ ARİF NİHAT ASYA ve 5 OCAK - İbrahim METİN

Bilindiği gibi, Adana’nın düşman işgalinden kurtuluşu, 5 Ocak 1922’dir. Arif Nihat Asya, Adana Öğretmen Okulu’nda edebiyat öğretmeni iken, valilikçe kurtuluş yıldönümünü kutlama hazırlıkları yapılır. Hoca da bir öğrencisinden, kurtuluş günü için bir şiir hazırlayıp okumasını ister. Fakat öğrencisi şiir bulamadığını, son gün hocasına söyler.

5Haz/140

NESİLDEN, NESİLE AKTARILMASI, BİLİNMESİ VE HATIRLANMASI -HATIRLATILMASI GEREKEN BİR BÜYÜK ŞAHSİYET. KOCAMAN YÜREKLİ BİR DAVA İNSANI MEHMET EMİN ALPKAN – İbrahim METİN

MEHMET EMİN ALPKAN (1)NESİLDEN, NESİLE AKTARILMASI, BİLİNMESİ VE HATIRLANMASI -HATIRLATILMASI GEREKEN BİR BÜYÜK ŞAHSİYET. KOCAMAN YÜREKLİ BİR DAVA İNSANI MEHMET EMİN ALPKAN – İbrahim METİN

MEHMET EMİN ALPKAN AĞABEY’im bendenizi çok severdi. Ama iyi hamal olduğum için severdi Hadımköy’de yedeksubaylık yapmış olduğum 1965’de Necip Fazıl’ın REİS BEY piyesi, kırmızı bir kapakla yayınlanmıştı. Bir bayram arefesi günü kitaptaki adresi bulup, yayımcılarını -veya Amca Matbaasını- tebrik için Cağaloğlu’ndan Nuruosmaniye Camii’ne dünüşünün solunda, (Kitaptaki adresi bulup Hürriyet Gazetesi’nin yanında bulunan iki katlı çok küçük bir binanın 2. Katına çıktım. Masada oturan zatı, tebrik ettim. Ama, tıknaz şişmanca bir görüntüde olan ve adının MEHMET EMİN ALPKAN olduğunu öğrendiğim zat çok sinirli idi ve birilerine kızıyordu. Bunun sebebini sordum.

22Mar/140

21 MART, Kİ YENGİ KÜNDÜR, KUTLU OLSUN, UĞURLAR GETİRSİN!

21 MART, SENEDE BİR  GÜN – İbrahim METİN

Rahmetli annem -sonradan 21 Mart olduğunu öğrendiğim- "eski hesap" Mart’ın sekizinde sabah erken kaldırırdı. Etraf alaca karanlık, itiraf edeyim, dışarı çıkmaktan korkardım. Annem:

"-Hadi oğlum, bu sabah sebilerin eve su getirmesi sevaptır, uğur getirir!" derdi.   

Elime en küçük güğümü tutuşturur, mutfak penceresinden çıkarır, yakın olan pınardan doldurup getirmemi söylerdi. Koşa koşa pınara giderken annem camekânlı kapıdan beni seyrederdi. "Besmeleyle doldur ha!" diye tembih etmeyi unutmazdı. Eve pencereden girmek isterdim, fakat annem izin vermez, kapıdan içeri alırdı. Güğümü besmeleyle alır, yatmamı söyler, fakat yatamazdım. Nenem de kalkar, besmeleyle getirdiğim sudan bir yudum -eli ile- içer, "Çocuğumuz büyüyecek, askere gidecek; hayrolsun, uğur olsun!"  diyerek dualar ederdi.

Annem getirdiğim o soğuk su ile abdest alır, namaza dururdu. Namazdan sonra -hatırladığım kadarı ile- şöyle dua ederdi:

Tangri'm! Bu senemizde de bolluk bereket ihsan eyle. Başımızı eğdirme. Evlâtlarımızın acısını gösterme. Birlik ver, dirlik ver. 'Dövletumuze, milletumuze zeval verme, Tangri'm!"