Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım… Şikayet edeceğine sen de alternatifini oluştur.

ahsen okyar
25Tem/170

DİNİ SEVDİREN VE DİNDEN SOĞUTANLAR – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezDİNİ SEVDİREN VE DİNDEN SOĞUTANLAR – Ruhittin SÖNMEZ

Habertürk TV’de “hadisler” konusunda yapılan bir tartışma programı Türkiye’nin gündemine oturdu.

Bir İlahiyatçı öğretim üyesi “sinek kanatlarından birinde zehir, birinde panzehir olduğunu, deve idrarının şifalı olduğunu” anlatan rivayetleri “hadis” kabul ederek savundu. Yard. Doç. Dr. Ebubekir Sifil adlı bu İlahiyatçı ile buna karşı çıkan felsefeci Prof. Dr. Caner Taslaman arasındaki tartışma problemin büyüklüğünü ortaya koydu.

Yard. Doç. Dr. Ebubekir Sifil’in konudan uzak ve edebe aykırı saldırıları ile zaman zaman tartışmanın seviyesi düşse de, öğretici bir program oldu. Program dini anlama konusunda toplumda var olan derin fay hattının temel sebeplerinden birine dikkat çekti.

25Tem/170

Özgen GÜRBÜZ – 15 Nisan 1951 Merzifon, Bestekar, Tanbur sanatçısı, Koro şefi, Yönetici / Mustafa ENÜL

a9

24Tem/170

15 Temmuz Kalkışmasında TSK ve Halk – Ata ATUN (Prof.Dr.)

18ubat2011balkantop08015 Temmuz Kalkışmasında TSK ve Halk - Ata ATUN (Prof.Dr.)

15 Temmuz 2016 tarihinde yapılan kalkışmanın yıldönümü olan evvelki gün İstanbul’daydım. Hem törenleri izledim, hem de sokaktaki vatandaşla, ülkesi için, vatanı için, eski tabirle “kellesini koltuğunun altına alıp kalkışmacılarla mücadele için sokağa fırlamaktan çekinmeyenlerle” görüşmeye çalıştım.  

Bana anlatılanları, fikirleri, görüşleri, yaşanan olayları ve gazetelerden okuduğum, duymadığım, bilmediğim olayları, kahramanlıkları, vatan sevdasını ve gözü peklikleri, eve gelince eşimle birlikte değerlendirdik. Sonra da bir köşeye çekilip, toparlayabildiğim bilgilere eşimin görüşlerini de ekleyerek yeni bir değerlendirme yapmaya çalıştım. Gerçekte de geçen seneki değerlendirmelerimle bu seneki değerlendirmem arasında büyük bir fark çıktı ortaya. Bu farkın en temel gerekçesi de Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden bir tanesinin Mütevelli Heyeti Başkanı bir meslektaşımın söylediği, “Kalkışmayı önleyen halkın cesaret ve imanıyla birlikte TSK’nın kendisidir” yorumuydu. 

22Tem/170

Tarih, 20 Temmuz 1974; Girne’den Doğan Güneş… / Atilla ÇİLİNGİR

atilla_cilingir_okurlariyla_bulusacak_h103820

Tarih, 20 Temmuz 1974; Girne’den Doğan Güneş… / Atilla ÇİLİNGİR

‘’Hayatta her hata bir ders, ne hata biter ne ders…’’

Tam 43 yıl geçmiş o savaş günlerinin ardından…

Yıllar öncesine dönmek; o günleri tekrar yaşamak, satırlara dökmek, savaşı anlatmak ne kadar zor!

Hele, hele kana kan; cana can katarak kurulmuş bir devleti anlatıyorsa o zaman,

21Tem/170

CUMA NAMAZINI BIRAKAN MÜSLÜMANLAR – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezCUMA NAMAZINI BIRAKAN MÜSLÜMANLAR - Ruhittin SÖNMEZ

Son aylarda çevremde “artık Cuma namazına gitmiyorum” diyen insanlar çoğaldı. Hepsi de beni şaşırtan isimler. Çünkü bunların çoğu beş vakit namazını kılan, az bir kısmı da sadece Cuma namazını kılan ama yıllardır çok geçerli bir mazereti olmadan asla bu namazını aksatmayan kişilerdi.

Bu arkadaşların gerekçesi “hocalar siyaset yapıyor. Ben camiye gidersem, sevap kazanacağım yerde öfkeye kapılarak günaha gireceğim” şeklinde oluyor.

Bu kişilere “yanlış yapıyorsunuz, papaza kızıp oruç bozulmaz. Gerekirse siyasi propaganda yapılmayan başka bir camiye gidin”  tarzı uyarılar yapmak meseleyi çözmüyor.

Ak Parti’nin iktidar olduğu son 15 sene içinde camilerin siyasi maksatlarla kullanıldığına dair şikâyetler yoğunlaştı. Din görevlilerinin yani Diyanet İşleri Başkanından, müftü, imam ve müezzinlere kadar AKP ve Erdoğan yanlısı propaganda yaptığı kanaati hâkim.

Her Cuma bütün camilerde okunan Diyanetin hazırladığı hutbeler bile ciddi tepkilere yol açıyor. Mesela son hutbede “15 Temmuz’u Kurtuluş Savaşı, Çanakkale ve Sakarya muharebeleriyle bir tuttu.”

20Tem/170

KUR’ANÎ KAVRAMLARIN GÜNCELLEŞTİRİLMESİ – Süleyman PEKİN

KUR’ANÎ KAVRAMLARIN GÜNCELLEŞTİRİLMESİ – Süleyman PEKİN

15 Temmuz Kalkışması ve sene-yi devriyesindeki anma programları vesilesiyle bir daha gördük ki dinî bilgilerimiz şeklî bazı uygulamalardan ibaret ve bir yaşam kaynağı olan Kuran-ı Kerim’in muhtevasıyla hiç de ilgili değil.

Bu ülkenin en zeki çocuklarının programlı çamaşır makineleri gibi robotize kul haline getirilmeleri hem İslamiyet’e hem Türklüğe ihanettir. 5 vakit namaza gündüz kuşluğu ve gece teheccüdü ekleyen, pazartesi ve perşembe sünnet orucu tutan bir dinî yapının Devleti ele geçirmeye kalkışmasına karşı halkın meydanlardaki mücadelesidir asıl İslam.

Asıl İslam; yâsinler, hatimler, selâlardan önce demokrasi gaspına karşı çıkış, milletin egemenliğini ve onun seçimler yani meşveretle tecelli etmiş iradesini koruma, câri hukuku ortadan kaldırma adına kendisine yönelen namlulara karşı “müdafaa-ı hukuk” mantığıyla halkın kitleler halinde kıyamıdır.

19Tem/170

KALİTELİ YAŞAMDA ALIN TERİNİN KUDSİYETİ – Yrd.Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER

süleyman coşkunerKALİTELİ YAŞAMDA ALIN TERİNİN KUDSİYETİ - Yrd.Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER

Efendimiz (sav), “çalışanların hakkını alın teri kurumadan veriniz”, buyurmuşlardır. Çalışanların alın terinin kudsiyetinin tesbiti, dışardan göründüğü kadar kolay değildir. Zira üretilen ürünlerin üzerinde, üretim sürecinde akıtılan terin envanteri bulunmamaktadır. Bu durum, üründen yararlananların teşekkürlerinin çoğu zaman, gerçek ter sahiplerine ulaşmasını engellemektedir.

Hemen belirtmeliyim ki, her akıtılan ter de mübarek değildir. Hırsızlar da kova kova ter akıtırlar ama, yaptıkları eylem hukuksuzdur ve cezai müeyyidesi vardır. Aynı zamanda da, ilgili kişinin kalitesini yerle bir eder.

Bazı insanlar da müşkülpesenttir, dikkatsizdir, özensizdir. Yapar yapar bozarlar, bozar bozar bir daha yaparlar. Sorsanız başlarını kaşıyacak zamanları yoktur. Sonuç, elde var sıfır…

18Tem/170

İKİSİNDEN BİRİ OLMAK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezİKİSİNDEN BİRİ OLMAK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ - Ruhittin SÖNMEZ

"Beyaz Zambaklar Ülkesinde" kitabının kahramanı Snelman, bir futbol şöleninde  konuşma yapar ve der ki; “Sokrat'ın ve Herkül'ün resimlerine bakın. Sokrates'in kafası oldukça büyüktür, alnı neredeyse dışarı fırlayacak gibidir. Fakat Herkül'ün gelişmiş adaleli vücudu üstünde kafası küçüktür.

Ben size ikisinden biri olun demiyorum. İkisini da ihmal etmeyin diyorum. Futboldaki başarılarınızın yanına ekonomik, sosyal, fikir ve ahlak alanındaki başarılarınızı da koyun.

17Tem/170

Sevim ŞENGÜL -Türk Musikisi Yorumcusu-Bestekar (10 Kasım 1938- 29 Ağustos 1999)

a8

16Tem/170

ADALETİN EVRENSELLİĞİ ve İRADENİN MİLLÎLİĞİ – Süleyman PEKİN

ADALETİN EVRENSELLİĞİ ve İRADENİN MİLLÎLİĞİ – Süleyman PEKİN

Farkında mısınız bilmem yaşadığımız mevsimler kış ve yaz’dan ibaret olmaya başladı. Ara mevsimler yani ilkbahar ve sonbahar sanki bir kanun hükmünde kararnameyle tedavülden kalkmış gibi..

Aslında duygularımızın da ara tonları kaybolmuş durumda.. Ya yaz sıcaklığı üzereyiz birbirimize ya kış soğukluğu.. Ortasını kaybettik ve bu yüzden ortam termometrenin iki ucunda..

Geçtiğimiz günlerde Suriye’deki terör ve vahşetten bize sığınan hamile kadının karnındaki doğmamış ve kucağındaki yeni doğmuş 2 bebeğiyle Daeşvari yöntemle katledilmesini, engelli çocuğuna sahip çıkan bir babaya bir hasbelkader insanlar arasında dolaşan bir mahlûkun “Spastik oğlun hayvana benziyor; bırak hayvanat bahçesine, kurtul” diyebilmesini, 17 yaşındaki öz kızına defalarca tecavüz ederek hamile bırakan baba(!)nın DNA testiyle suçunun sabitlenmesini beraber ve kahrolarak idrak ettik.

15Tem/170

Yerim destanınızı! – Yeliz KORAY

2095_thumb                 15 TEMMUZ – Zekai KAHYAOĞLU

15 Temmuz'la ilgili bir yazı kaleme alıyordum.
Yeliz Koray'ı okuyunca vaz geçtim, kaldırıp attım.
Konu ile ilgili sadece bu yazıyı paylaşacam.
Bildiğim tek şey var.
15 Temmuz'da hainler vardı.
Topyekün direnen millet vardı.
Şehitlerimiz, gazilerimiz vardı.
15 Temmuz sonrası ise rezalet vardı.
Haksız, hukuksuz kullanılan tasarruflar vardı.
Bundan siyasi olarak nemalanmak isteyen basit siyasetçiler vardı.
Sene-i devriyesinde duygu sömürülerinin kralı var.
Gizlenen ve korunan onlarca Fetocu siyasetçi olduğuna dair milyonların şüphesi gitmedi.
Tüm hainlerin canı cehenneme ama bundan siyasi çıkar peşine düşenlerin de canı cehenneme.

Fazla uzatmıyorum.

İşte mahalli gazetecimiz Yeliz Koray'ın yazısı.

13Tem/170

MİLAT 17/25 ARALIK 2013 MÜ, 15 TEMMUZ 2016 MI? – Av. Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezMİLAT 17/25 ARALIK 2013 MÜ, 15 TEMMUZ 2016 MI? - Av. Ruhittin SÖNMEZ

FETÖ yargılamalarında MİLAT olarak 17/25 Aralık 2013 tarihinin kabul edilmesi doğru mudur?

17/25 Aralık 2013 bir kesim tarafından “Hırsızlık- Yolsuzluk- Rüşvet- Sıfırlama rezaletleri” olarak tanımlanırken, devlet “bürokratik darbe girişimi” olarak tarif ediyor.

15 Temmuz öncesinde, mesela bugün Ak Parti yönetiminin en yakın yardımcısı konumundaki MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ofisindeki saati 17.25’de durdurmuş ve “yolsuzluk ve hırsızlıklar için Erdoğan'ın yedi sülalesinden hesap soracağım, hesap sormazsam namerdim” diye yeri göğü inletiyordu.

VİCDANİ KANAAT

17/25 Aralık 2013 tarihinin FETÖ iddianamelerinde yer aldığı gibi “söz konusu örgütün bir yardım kuruluşu / hizmet hareket olmayıp terör örgütü olduğu hususunda ortak bir vicdani kanaat oluşması bakımından bir terör faaliyeti ve terör örgütü olarak nazarı itibara alınmasının miladi tarihi olduğunu”  kabul etmek gerektiğine dair görüşleri doğru bulamıyorum.

Çünkü bırakın muhalefeti, iktidar kanadında ve devlette dahi böyle bir vicdani kanaat oluşmamıştı. 17/25 Aralık 2013 sonrasında “ortak bir vicdani kanaat” oluşmadığı bizzat Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın şu ifadelerinden anlaşılmaktadır. “Bu yapıya (FETÖ) karşı açık tavır almaya başladığımda, özellikle de 17-25 Aralık emniyet, yargı darbe girişimiyle birlikte net bir duruş sergilediğimde, yanımda milletimden başka kimseyi bulamadım.”

Aynı hususu birçok yetkili gibi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eski danışmanı ve TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzuda dile getirmişti. 17/25 Aralık’tan sonra da “Bakanlar bile geçiştirmiştir. Birçok kesim 'yapıyoruz, bakıyoruz' falan demiştir. Bürokratlar hala orada durmuştur, isimlerini söylediğimiz halde üzerine gidilmemiştir” demişti.

Zaten darbe teşebbüsüne kadar devlet kademelerinden temizlenmemiş örgüt üyelerinin çokluğu bu ifadeleri doğrulamaktadır.

12Tem/170

15 Temmuz’dan 29 Ekim çıkmaz! – Arslan BULUT

arslan bulut15 Temmuz'dan 29 Ekim çıkmaz! – Arslan BULUT

AKP iktidarı, Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin en önemli millî günü olarak 15 Temmuz'u görüyor. Öyle ki, bizzat Erdoğan, 15 Temmuz'un "millî gün" ilân edildiğini açıkladı.

Son olarak da Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın, İstanbul ve Ankara'da yapılan 15 Temmuz anıtlarının açılacağını bildirerek hazırlıklar hakkında bilgi verdi:

*"Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın sevk ve idaresinde, bizzat ilgileriyle, takipleriyle bir program hazırlandı. Burada devletimiz, milletimiz, STK'larımız, iş dünyası, sanat dünyası, spor dünyası, toplumun bütün paydaşlarının katılımıyla 15 Temmuz şehitlerimizin unutturulmaması ve unutulmaması için bir dizi faaliyet yapılacak." 

*"Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla o gece tekrar bir demokrasi nöbeti süreci başlatılacak. Kendisi de bizzat bu demokrasi nöbetine o gece katılacaklar. Şehit yakınları ve gazilerimizle çeşitli vesilelerle bir araya gelmeleri söz konusu olacak."

*"Öncelikle Meclis'te bir özel oturum yapılacak ve Sayın Cumhurbaşkanımız bu oturuma katılacak. Ankara ve İstanbul'da bir dizi faaliyet yapılacak. Bunların bir kısmına Sayın Cumhurbaşkanımız, bir kısmına Meclis Başkanımız, bir kısmına Başbakanımız, bakanlarımız ve diğer siyasiler elbette katılacak. Bir hafta boyunca sempozyumlar, toplantılar, kabir ziyaretleri, 15 Temmuz gecesi şehit verdiğimiz noktalarda yapılacak faaliyetler, sergiler, toplantılar ve benzeri faaliyetler yapılacak."

"Ülke çapında 81 ilde birçok faaliyet yapılacak. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından şehitler için hatimler indirilecek."

11Tem/170

15 TEMMUZ’UN YILDÖNÜMÜNDE MİLAT MESELESİ – Av. Ruhittin SÖNMEZ

r sönmez15 TEMMUZ’UN YILDÖNÜMÜNDE MİLAT MESELESİ – Av. Ruhittin SÖNMEZ

15 Temmuz 2016 Darbe Teşebbüsünün birinci yıldönümünde FETÖ Davalarının temeli olan MİLAT konusunu değerlendirmek istiyorum.

FETÖ’den yargılananlar ve yargılanmadan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK’lar) ile görevden atılan, mesleklerini yapamaz hale gelenler için “terör örgütü üyesi olmak” suçlamaları yapıldı, hatta mahkûmiyet kararları verilmekte. Ancak yargılamalarda 17/25 Aralık 2013 tarihleri milat kabul edildi. Bu tarih öncesinde FETÖ ile irtibat ve iltisaklı olanların “aldatılmış” olabileceği kabul edildi.

İddianamelerde “eli kanlı terör örgütünün gerçek amaçlarını perdeleyen maske… 17/25 Aralık 2013 bürokratik darbe girişimiyle tamamen düşmüştür. Sonuçları itibariyle 17/25 Aralık bürokratik darbe girişimi söz konusu örgütün bir yardım kuruluşu / hizmet hareket olmayıp terör örgütü olduğu hususunda ortak bir vicdani kanaat oluşması bakımından bir terör faaliyeti ve terör örgütü olarak nazarı itibara alınmasının miladi tarihi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır” ifadeleri yer aldı.

Bu tarihten sonrasına ait irtibatlar, Bank Asya hesabı, Cemaatin okul ve dershanelerine öğrenci vermek gibi veriler “delil” kabul edilmekte.

Tabii bu da herkes için geçerli değil. “Kavurmacı”, “baklavacı” veya AKP yöneticisi olanlar için farklı kıstaslar ortaya çıktı.

8Tem/170

Ahlak Hayatın Sanatıdır – Prof.Dr. Hacı DURAN

hacı duranAhlak Hayatın Sanatıdır – Prof.Dr. Hacı DURAN

Ahlak, insanın ve insanlığın doğuş, gelişme, olgunlaşma ve var olma bakımından kendisine tabi olduğu ilkeler, kurallar ve değerler anlamına gelir. Bütün insanlar tabii denilen bu ahlaka göre davranırlar. Ahlak insanın hemcinsi, çevresi ve inançlarına ilişkin kuralları ve değerleri kapsar.

Yerin ve göklerin halk edilmesi ile insanın halk edilmesi, yani yaratılması, Cenab-ı Hakkın koyduğu ölçüye göre gerçekleşmiştir. Ahlak kavramı; “halk” yani yaratılış kelimesinden türemiştir. Dolayısıyla yaratılışa uygun olan davranış ahlakidir. Uygun olmayan ise ahlaki değildir. Bu durumda tabiat kendi yaratılış ilkesine göre işlerken, devinirken, hareketini devam ettirirken, insan da kendi yaratılış ilkesine, kuralına ve yasasına göre davranır, ona göre hareket eder. İnsanlığın tarihi bu evrensel düzenin bir uzanımıdır, bir işlevidir.

7Tem/170

AH KIBRIS VAH KIBRIS!.. / Özcan PEHLİVANOĞLU

unnamedAH KIBRIS VAH KIBRIS!.. / Özcan PEHLİVANOĞLU

Bu yazıyı Aralık 2015'te yazmışım. Şimdi küresel güçler Kıbrıs'ı yine masaya yatırttı. Bizimkilerin eli çok zayıf. Olmayan bir Kıbrıs sorunumuzdan kurtulmaya çalışıyorlar. Tıpkı 100 küsur sene önce Balkan sorunundan kurtulmaya çalışan Osmanlının yöneticileri gibi! Tarih yine tekerrür mü, edecek? Ona siz karar vereceksiniz!

Türkiye’nin başı, Güneydoğu’da yoğun bir çatışma süreci yaşanan pkk ile dertte...

Türk Milleti de haliyle buraya odaklanmış durumda ama etrafında en az bunlar kadar önemli gelişmeler oluyor.

6Tem/170

ADALET KİMLER İÇİN? – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezADALET KİMLER İÇİN? - Ruhittin SÖNMEZ

Ülkemizde ciddi bir adalet tartışması, arayışı ve hatta özlemi olduğu muhakkak.

Çok partili hayatımızın en güçlü iki partisinin birinin adının Adalet Partisi, diğerinin Adalet ve Kalkınma Partisi olması geçmişten gelip devam eden bir adalet arayışının var olduğunu gösterir.

15 seneden beri tek başına iktidar olan Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde yargıya güvenin dip yapması ve adalet özleminin en üst noktaya çıkmasının sebebi ne?

Ana muhalefet partisi liderinin başlattığı, fakat parti amblemi ve başka sloganların taşınmadığı, sadece “adalet” teması üzerinden devam eden “Adalet Yürüyüşü” bugün 22. gününde.

Ankara’dan İstanbul’a devam eden “Adalet Yürüyüşü”nün, adında “adalet” bulunan iktidar partisi (AKP) tarafından “FETÖ ve PKK ile işbirliği, şiddet çağrısı, ülkeye ve şehitlere ihanet” gibi ağır ithamlarla tanımlanması ibret vericidir.

Ak Parti iktidarı öncesindeki yargıyı muhafazakâr kesim “vesayet yargısı” olarak tanımlardı. Mesela 28 Şubat dönemi yargı kararları bu sıfatı hak ettirmekte idi. Bu sebeple bugünkü Ak Parti’nin tabanı olan muhafazakâr kesim o dönemde yürüyüşler yapmıştı. Laik kesim ise bu adaletsizliklere duyarsız kalmıştı.

5Tem/170

AMERİKAN HAVUZUNDAN ÇİN’İN İPEK YUVASINA – Süleyman PEKİN

AMERİKAN HAVUZUNDAN ÇİN’İN İPEK YUVASINA – Süleyman PEKİN

Bayram - seyran, içerde Yürüyüş, dışarıda Katar mevzuları gezegenimizin dönüş istikametiyle ilgili gelişmeleri gölgeledi. Evet, ilâhi kanunda Dünya batıdan doğuya dönmektedir ama Dünya içindeki insanlık da yüzünü bir Doğu’ya, bir Batı’ya, bir Ortadoğu’ya dönmektedir.

Son birkaç asırdır Batı’yı kıble ittihaz edinen Dünya devletlerinin kısm-ı azamîsi için 1947 yılında ABD’nin ‘atom bombacısı’ Başkanı Harry Truman tarafından ortaya konulan “Truman Doktrini” balıkları yılanla korkutarak ve hep aynı havuzda tutarak havyarlarını tek elde toplama projesi idi. Yem olarak da Truman’ın Dışişleri Bakanı Marshall’dan isimlenen Yardım Planı kullanılacaktı.

II.Dünya Savaşı’nda girmediği halde girmiş kadar etkilenen Türkiye, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’yle Amerikan Havuzu’na girmeye gönüllü olsa da sanırım Kurtuluş Savaşı yıllarından kaynaklanan bir güvensizlikten ötürü pek o yemlerden ülkesini istifade ettiremedi. Fakat onların hoşuna gidecek Amerikanvari bir partiyi de kurdurmayı ihmal etmedi.

4Tem/170

AŞIRI PROPAGANDA YAPMAK DOĞRU MU? – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezAŞIRI PROPAGANDA YAPMAK DOĞRU MU? - Ruhittin SÖNMEZ

Devlet veya özel TV kanalı fark etmiyor. Tam da beğendiğiniz bir programı izlerken program kesilip canlı yayınla Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı R. Tayyip Erdoğan’ın günde iki üç öğün çeşitli vesilelerle yaptığı konuşmalara bağlanıyor. Aynı uygulama günde bir öğün de Başbakan için yapılıyor.

Haber programları da zaten Erdoğan ile başlayıp, Başbakan ve Bakanlar ile devam ediyor. Birkaç magazin haberle de kapatılıyor.

Eskiden siyasiler “yüzlerinin eskimesinden” korkar, bu kadar sık TV’lere çıkıp, bu kadar çok demeç vermezlerdi.

Siyasette propaganda önemlidir, fakat bu dozda yapılması doğru mudur ve acaba yapanlar lehine bir sonuç doğurur mu?

Öncelikle doğru olup olmadığı üzerinde duralım.

Ecdadımızdan örnek verirsek belki daha kolay anlaşılır.

3Tem/170

BAYRAMLAR BAYRAM OLA –1 –2 –3 –4 –4 –5 –6 / Abdurrahim KARAKOÇ

ABDURRAHİM KARAKOÇ

BAYRAMLAR BAYRAM OLA –1 –2 –3 –4 –4 –5 –6

BAYRAMLAR BAYRAM OLA –1

Güneş yükselmeden kuşluk yerine

Bir adam camiden döndü evine

Oturdu sessizce yer minderine

Kızı “Bayram” dedi, yalın ayaklı

Adam “Bayram” dedi, tam ağlamaklı..

Eli öpüldükçe içi burkuldu

Konuşmak istedi, dili tutuldu

Güç belâ ağzından bir “off! ” kurtuldu

Oğlu “Bayram” dedi, sırtı yamalı

Adam “he ya” dedi, gözü kapalı..