Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım… Şikayet edeceğine sen de alternatifini oluştur.

ahsen okyar
15Haz/190

TÜRKLER’DE VATAN TELAKKİSİ – Dr. Şahin CEYLANLI

şahin ceylanlıTÜRKLER’DE VATAN TELAKKİSİ - Dr. Şahin CEYLANLI

Türklerde vatan anlayışı, atalarından miras kalan bir yadigar, şehitlerin kanıyla kazanılmış, tarihi zenginlikleri sinesinde saklayan, sınırları belirlenmiş kutsal topraklardır. Bu konuda ünlü şair Mithat Cemal Kuntay şunları söylüyor:

“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.                                                                Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır!“ ,

Konumu itibarıyla; dünyanın en güzel yerinde olan Türkiye üzerinde oynanan oyunlar, tertiplenen tezgahlar henüz bitmemiş ve bitmesi de mümkün görünmüyor. Onun için milli eğitim müfredatlarında, televizyon yayınlarında, gazete sayfalarında, yapılacak filimlerde v.s. yerlerde vatanın ne anlama geldiğini, vatan sevgisini ve vatan anlayışını sürekli gündemde tutarak beyinlere nakşetmek gerekmektedir.

13Haz/190

Prof.Dr. Esad Coşan 29 sene önce ne demişti?

Prof.Dr. Esad Coşan 29 sene önce ne demişti?

Prof. Esad Coşan’ın bundan tam 29 sene önce 5 Mayıs 1990 tarihinde söylediklerine bırakmak istiyoruz. “Hocamız” “şeyhimiz” “gavsımız”diyerek aklını, mantığını, ruhunu, parasını, ahiretini, kayıtsız şartsız ve İslam’a da aykırı olarak başkalarına teslim etmiş olanların dikkatine sunuyoruz.

5 Mayıs 1990 sohbetinde şöyle diyordu Prof.Dr. Esad Coşan:

“İslam'da cemaatle beraber olunması tavsiye edilir. Cemaatle beraber olmak "hakla", "hakikatle" beraber olmaktır! Tek başına olsa bile, hakikatle beraber olan cemaattir. Hakikatten kopmuş olanlar, milyonlarca da olsa tefrikadadır.”

“Bugün maalesef tüm İslâm âlemi emperyalist güçlerin sultası altındadır. Kuş uçurtmazlar, takip ederler... Hem de kendisi takip etmez... Amerika seni John'la takip etmez, Smith'le takip etmez. Adı senin benim gibi olan Müslümanla takip eder; canına okur. O milletin içinden çıkmış hain vasıtasıyla takip eder ve millete en büyük zararı, kendi içinden çıkmış insanlara yaptırır. Parayla satın alır, ajan edinir ve öyle kullanır.”

“Herkese ajan demiyoruz; metot bilmediğinden, ilimden uzak olduğundan emperyalist onu kullanır, fark etmez. Sahte bir takım organizasyonlar var, topluyorlar insanları etraflarında, ondan sonra onları toptan satıyorlar! Götürüyor, olmadık yere bağlıyor... Mü'min feraset gözüyle bunları anlayabilmeli. Hizmet ediyorum diyen insanları, organizasyonları irfan teraziniz ile tartın!”

“Böyle birtakım insanlara, organizasyonlara körü körüne bağlanmayın! Her birinize istiklâl tavsiye ediyorum. Hür olun, hizmeti kendiniz tespit edin, yapmaya çalışın!”

“Emperyalistlerin türlü oyunları var. İslâm, bir kimsenin hizmetiyle yürüyecek hâle gelirse, o kimseyi yok ederler, öldürürler, satın alırlar, tehdit ederler. Ne yapmak lâzım? Hizmeti yaygınlaştırmak lâzım, herkesin lider olması lâzım. "Tek lider, vazgeçilmez insan..." diye bir şey olmaz. Bakın, Filistinli çocuklarla niye başa çıkamıyorlar? Hepsi lider.”

“Bir lidere, tek hocaya, tek ekibe bağladığı bir yığın insanı, böyle üzüm salkımını sapından tutar gibi, istediği yere götürüyor!”

“Onun için, teşkilât kurdurtuyorlar; teşkilâtın başına kendi adamlarını --hain bir kimseyi-- koyuyorlar. Öteki insanların hepsini, üzüm salkımı gibi oraya buraya götürüyorlar.”

“Müsaadeli, ağabeyli, bilmem neyli hizmet olmaz... Tâbî olmayın kimseye! Bana da tabi olmayın! Bana tabi olursanız, beni sıkıştırırlar. Ondan sonra, "Sen bu adamlarına şöyle yap!" derler. İslâm'a, Allah'ın emrine tabi olun! Allah'ın dinine hizmet edin! Tek başınıza olsanız da, hakla beraber olun! O zaman İslâm kalkınır; başka türlü kalkınamaz! "Aa, efendim, dirlik, düzenlik, birlik, beraberlik, organizasyon bozulmasın" diyorlar.

“Her biriniz İslâm için, kendinizin dünyada kalmış tek adam olduğunuzu düşünün. Ama senin gibi aynı hedefe yürüyen başka insanlar varsa; onlarla da işbirliği yap! Yapmıyorsa, silkele at be! Sen onu sırtında taşımak zorunda mısın? Beni sırtında taşımak zorunda mısın? Kimse kimseye hürriyetini vermesin! Hürriyet aziz şeydir. İnsan, ancak Allah'a kul olur.

"Allahım! Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz."

Kategori: Makale Yorum yok
12Haz/190

DİYANET İŞLERİ BAŞKANINA ARZUHAL – Fazlı KÖKSAL

Arzuhal

DİYANET İŞLERİ BAŞKANINA ARZUHAL – Fazlı KÖKSAL

Medyada yer alan haberlerden ve internette yayımlanan videolardan, anladığımıza göre, Gaziantep İli İyinacar Camii'nin imamı, Fadıl Yılan'ın 04.06.2019 Günü Ramazan Bayram Namazı Sırasında Hutbe okurken, Başkanlığınızın web sitesinde yayımlayarak bir örneğini Müftülükler aracılığı ile tüm imamlara gönderdiğiniz hutbede[i] yer almayan şu cümleleri sarf etmiştir; “Kurtuluş mücadelesinde bizi kandırdılar. 1.İnönü’de şöyle zafer kazandılar, 2.İnönü’de şöyle zafer kazandılar. Sakarya’da şöyle zafer kazandılar. Şöyle kahramanlık yapılmış, böyle kahramanlık yapılmış. Yunanlıları denize döktüler. Nerde döktüler. Hepsi yalan. Yunanlıların hepsi yaşıyor işte. Keşke o gün savaşı kaybetseydik, belki Osmanlı’yı daha sonra yeniden kurabilirdik ”

11Haz/190

CIA’in hedefindeki gıda uzmanı: “TARHANA OSMAN” – Soner YALÇIN

2CIA’in hedefindeki gıda uzmanı: “TARHANA OSMAN” – Soner YALÇIN

Büyük yalanlara karşı mücadele vermiş bir isim… Okyanus Ötesi'nden pompalanan gıda üretimi ve beslenmeyle ilgili ezberleri bozan bir akademisyen… O yıllarda gıda yönünden kendi kendine yeten ender ülkelerden olan Türkiye'nin, yanlış tarım politikalarıyla ithal tarım pazarı haline getirileceğini ilk kaleme alan bir yazar… Kimyasal yiyeceklerin insan sağlığını nasıl perişan ettiğini yazdığında kara listelere alınan bir beslenme uzmanı… Ülkesinde dışlanan, aç bırakılan, suikaste uğrayan vatansever bir aydının portresi…

11Haz/190

İTİBAR CELLÂTLARI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sİTİBAR CELLÂTLARI – Ruhittin SÖNMEZ

İstanbul Belediye Başkanlığı yenileme seçimi yaklaştıkça AKP kanadının temel stratejisi Millet İttifakı adayı Ekrem İmamoğlu’nu itibarsızlaştırmak üzerine yoğunlaştı.

Gerçekten Ekrem İmamoğlu, rakibi olan AKP’nin alışılmış oyun düzenini bozdu. Her türlü taktik- stratejik hamleler İmamoğlu’na halk desteğini azaltmadığı gibi yapılan haksızlıklar İmamoğlu’nu büyütmeye devam ediyor.

İmamoğlu’nu “itibarsızlaştırmak” için algı operasyonlarına başvurmaktan başka çare bulamadılar.

Havuz medyası, sosyal medya aktrolleri yetmedi, belli makam ve mevkileri işgal ettikleri için adam sandığımız kişiler akıl almaz laflar ediyorlar.

Ramazan- Bayram dinlemediler, bakın ne yalanlar söylediler:

Ø “Oylarımızı çaldılar” dediler, YSK kararı bunu yalanladı. “Kim çaldı?” sorusuna cevap veremediler.

İşi o kadar çığırından çıkardılar ki, Ekrem İmamoğlu’na ve hemşerileri olan Trabzonlulara Yunan benzetmesi yapacak kadar akla ziyan, vicdansızca iftiralar attılar.

Bu dalga yukarıdan aşağıya yayılıyor. Geçen gün sosyal medyada İlahiyat Fakültesi mezunu olan bir AKP yandaşının paylaşımını gördüm, ürperdim.

Bu zat Mudanya’nın CHP’li belediye başkanının Suriyelilere tavrını eleştirmek için, Mudanyalılara Yunan işbirlikçisi yaftası yapıştırmaktan çekinmemişti. Sadece bu olay bile toplumdaki akıl tutulmasının boyutunu gösteriyordu.

8Haz/190

YENİ ASKERLİK KANUNUNUN RİSKLERİ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sYENİ ASKERLİK KANUNUNUN RİSKLERİ - Ruhittin SÖNMEZ

İstanbul Belediye Başkanlığı seçimlerinin yenilenmesi kapsamında yapılan tartışmalar çok önemli bir gelişmeyi gözlerden sakladı.

AKP tarafından TBMM’ne getirilen “Askeralma Kanunu Teklifi” Türk Silahlı Kuvvetlerinin yapısında çok köklü değişiklikler yapılmasını öngörüyor. Bu teklif kabul edildiğinde 1927 yılından bu yana yürürlükte olan ve bu süreçte kısmi değişikliklere uğramış olan “Askerlik Kanunu” bütünüyle kaldırılıp yeni bir kanun yapılmış olacak.

İYİ Parti TBMM Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Kocaeli İl Başkanlığı bayramlaşma töreninde, tatil sonrası Meclis gündemi hakkında bilgi verdi. Bayramdan sonra Meclis’te “Yeni Askerlik Sistemi” üzerine çok çetin müzakerelerin geçeceğini söyledi.

Getirilmek istenen “Yeni Askerlik Sistemi” içinde çok ilginç ve tehlikeli maddeler olduğunu anlatan Türkkan en önemli gördüğü riskleri üç başlıkta sıraladı.

Lütfü Türkkan’ın anlattığı başlıklar altında sıkıntılı hususları özetlemeye çalışalım.

5Haz/190

AZERBAYCAN SİNEMASI VE DİZİ SEKTÖRÜ – Şener DANYILDIZ

22555051_514389038935047_5729086650378212125_nAZERBAYCAN SİNEMASI VE DİZİ SEKTÖRÜ - Şener DANYILDIZ Yapımcı -Yönetmen-Şair-Yazar

28 Aralık 1895’te Paris Grand Cafe’de Lumiere Kardeşler’in yaptığı film gösterimi, sinemanın doğuşu olarak kabul edilmiştir. İlk yıllarında panayırlarda eğlencelik olarak gösterilen ve bu özelliği üzerinden ticarileştirilen sinema, zamanla bir eğlence sektörü olmasının yanı sıra, görsel sanatlar arasında en çok ve en hızlı gelişen kitleler arasında kabul gören bir sanat dalı olmuştur..

Sinemanın doğum yılı olarak kabul edilen 1895 yılından tam iki buçuk yıl sonra, daha birçok ülke bu alanda bir adım bile atmamışken, Azerbaycan sineması doğmuştur. 1898 yılının 21 Haziran’ında Bakü’de üç kısa film birden gösterime girmiştir. “Şehir Bağında Halk Gezisi”, “Trenin Demiryolu İstasyonuna Girmesi” ve “Bakü Sokağı Sabah Çağı” isimli filmler Bakü’nün sinema tarihinin temel taşlarıdır ve Azerbaycan’da sinemanın dünya sineması ile hemen hemen aynı yıllarda başladığının bir göstergesidir.

Azerbaycan’da sinemanın doğum yılı olarak kabul edilen 1898 yılından, 1998 yılına gelindiği zaman, yani Azerbaycan sineması 100. yılını kutlarken, dönemin Cumhurbaşkanı merhum Haydar Aliyev’in sinema hakkındaki bir cümlesi, Azerbaycan halkının sinemaya verdiği önemin bir işaretidir aslında.

5Haz/190

BU RAMAZAN’DA CANIMI SIKANLAR – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sBU RAMAZAN'DA CANIMI SIKANLAR - Ruhittin SÖNMEZ

Bu sene de Ramazan Ayı seçim atmosferinde geçti. Ömrüm boyunca Ramazan ayının, camiler ile dini ritüel ve merasimlerin hiç bu kadar siyasete alet edildiğini hatırlamıyorum.

Sadece İstanbul Belediye Başkanlığı seçimi yenilenecek ve Ekrem İmamoğlu ile Binali Yıldırım bir yarış içindeler. Bu yarışın demokratik, adil ve eşit şartlarda gerçekleşmesi hem hukukun ve hem ahlakın, hem de dinin gereği değil mi?

Peki, bu yarışta partili Cumhurbaşkanının her türlü adalet anlayışını yok eden propaganda sürecini nereye koyacağız?

Ramazan boyunca her iftardan sonra tamamen İstanbul seçimlerine yönelik yaptığı konuşmaları onlarca TV kanalında program akışı kesilerek canlı yayında vermek ne demek?

Bu konuşmalarında rakiplerini “İstanbul’u Konstantinapol olarak görmek isteyenler” diye suçlaması, İstanbul seçimini “PKK ile mücadelenin uzantısı” olarak değerlendirmesi ne demek?

“Keşke Yunan kazansaydı” diyen meczuba âlim muamelesi yapıp ziyaretine giden, kızının nikâh şahitliğini Yunan Başbakanına yaptıran, PKK ile birlikte “çözüm süreci” işleten kişinin bu sözlerini eleştirecek bir tek namuslu TV yorumcusu çıkmaması ne demek?

Kameralar eşliğinde kılınan teravih namazları sonrası camiden siyasi propaganda yapmayı vicdanlar nasıl kabul edebiliyor?

Bırakmadılar ki Müslümanlar iftar sonrası huzurla sohbet etsin, Kadir Gecesi tefekkür ve ibadet etsin. Hangi kanalı açsan karşında AKP Genel Başkanı propaganda yapmakta, rakiplerine kara çalmakta.

YSK’nın gerekçeli kararında oylar çalındı tespiti yoktu. AKP adayı “Oylarımız çalındı hukuki terim değil, ben siyaseten böyle konuştum” dedi.

Hemen ertesi günlerde Cami çıkışında yine “seçim yenileniyor, çünkü oylarımızı çaldılar” demeye devam etti. Bu iftira etmek değilse nedir?

Hani “devletin dini adaletti?” Hani iftira en büyük günahlardandı?

3Haz/190

RAMAZAN BAYRAMI (2019) Mesajım – Hasan YILMAN

hasan yılmanRAMAZAN BAYRAMI (2019) Mesajım - Hasan YILMAN

Yüce Kitabımız KURAN’ ı baz alan gerçek anlamda Müslüman aleminin, yine yüce dinimizi paravan olarak kullanıp kirli emelleri için alet edecek kadar dejenere ederek adeta Emevi ve İngiliz Müslümanlığını öne çıkarmayanların, Kafir ve Münafık sarmalına kapılmayanların,

Yüce ve Asil Türk Milletine karşı bölücülük, yıkıcılık, kışkırtıcılık yapmayan, T. C. Devleti imkanlarından faydalanarak belirli mevki ve makamlara geldikleri halde ülkemize ihanet etmeyen, inanç dünyalarında riya ve takiyyeden uzak duran, rozet değil, çakma ise hiç değil gerçek anlamda ATATÜRK’ çü olanların,

Siyasi nüfus, mevki ve makam kullanarak T.C. Devletini soymayanların, soydurmayanların, Ülkemiz iktisadi imkanlarını sülük gibi, vampir gibi emmeyenlerin, emdirmeyenlerein,

Siyasi sahada yandaş, yalaka, yakın, ayırımcı, kayırımcı, hemşehrici, bölgeci atama yapmayanların, devlet kadrolarını LİYAKAT, EHLİYET ve T. C. Devletine sadakati öne alarak ehil kadrolara emanet edenlerin,

Ülkemiz maddi imkanlarını haksız yere elde edip karşılığında T. C. Devletine vergi ödememek için yurt dışına hileli yollarla para kaçırmayanların, yine T.C.Devletine vergi ödememek için yurt dışında şirketler kurmayanların (paravan dahil),

Devlet imkanlarından çok aşırı ve haksız şekilde faydalandığı halde hala masum halkımıza küfür edecek kadar ahlaksızlık sarmalına kapılmayanların,

3Haz/190

Başkan Erdoğan hiç değişmemiş – Galip ATAMAN

20190602042336galip-ataman-koseBaşkan Erdoğan hiç değişmemiş - Galip ATAMAN

03 Haziran 2019 tarihli yazısı

Geçmişte Aydınlar Ocağı, KYÖD, KSO ve KOTO gibi sivil toplum örgütleri önemli toplantılar yapar, farkındalık yaratan projelere imza atardı.

Dokümantasyon Merkezi, Yelken Kulübü kentlilik bilincini geliştirmek amacıyla düzenlenen sohbetlerde anıların anlatıldığı mekanlardı.

Kocaelispor, Leyla Atakan Fuarı Kocaeli adını dünyaya duyuran marka kurumlardı.

Aidiyet duygusunun öne çıktığı, hemşeri derneklerini mikro milliyetçilik anlayışının fazla öne çıkmadığı günlerde teknoloji bu denli gelişmemişti ama Kocaeli “ortak akıl” ile yönetilirdi.

Yerel gazete ve gazeteci sayısı fazla değildi, internet gazeteciliği henüz yoktu, sosyal medya yaşamımıza girmemişti ama gazetelerin de gazetecilerin de sorumlulukları, saygınlığı, güvenirliği, itibarı vardı.

Yıllar öncesi yapılan haberler ve röportajlarla bugünküler karşılaştırıldığımda

Dün ile bugünün farkı açık ara görülüyor.

Özverinin, heyecanın, araştırmacılığın, ustalığın, saygınlığın yerini tembelliğin, masa başı haberciliğin, emek hırsızlığın aldığına tanık oluyoruz.

Zaman tünelinde yaptığımız yolculukta değişenin yalnız gazetecilerin değil siyasilerin de değiştiğini görüyoruz.

Ama sayıları az da olsa gazetecilerden ve siyasilerden değişmeyenlerin de olduğunu anlatan o yazılardan birini geçtiğimiz günlerde değerli dostum Dr. Halil İbrahim Kahraman gönderdi.

Bugün gazetecilerin sorumluluklarını unuttuğu, siyasilerin “dün dündür” derken yıllar önce kaleme aldığım o yazıyı siz okurlarla paylaşmak istiyorum.

2Haz/190

TÜRKİYE’Yİ İŞGALE Mİ HAZIRLIYORLAR? – Hasip SARIGÖZ

fileTÜRKİYE'Yİ İŞGALE Mİ HAZIRLIYORLAR? - Hasip SARIGÖZ

Balkan Harbi'nin hemen öncesiydi.
Osmanlı'nın Dışişleri Bakanı bir Ermeniydi.
Siyasi tercihlerinin öne çıkarılmasıyla birlikte, ordunun temel disiplini,
eğitimi, emir ve komuta hiyerarşisi alt üst edilerek bozulmuştu.
Askerler subaylarını, subaylar da komutanlarını tanımamaya başlamışlardı.
1908'den Balkan Harbi başlangıcına kadar, orduya sadece iki sefer tatbikat
yaptırılabilmişti.
Bütün bu olumsuzluklara rağmen, Trakya ve Makedonya'daki askeri kuvvetimiz
düşmanlarımızın iki katıydı.
Fakat ne oldu?
Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü dercesine, Rumeli'den tam
75.000 askeri birden terhis ettiler!

Ne zaman?
Seferberlik ilanından yaklaşık bir, bir buçuk ay önce!
Gerekçe?
Harp tehlikesinin olmayışı ve hasat zamanının yaklaşmış olması gibi, gafilce
sebepler.Türkiye’yi işgal projesinde 2019 kritik tarih – Mustafa ÖNSEL
Terhisten önce, Osmanlı'nın barış zamanı kuvvetleri 280.000 kişiydi.
Daha önce de, siyasi sebeplerden dolayı, (görüntüde ise orduyu gençleştirmek
adına); Rumeli'yi iyi bilen 1000 kadar tecrübeli subay zorla emekli
edilmişti.

Bu terhis edilen 75.000 kişi öyle önemliydi ki; seferberliğin ilanından
sonra zar zor toplanabilen seferberlik ordusunun 4'te 1'ine tekabül
ediyordu!
Ordunun tecrübeli subaylarını emekli, usta askerlerini de terhis ettiler!
Sonuç?
Bütün balkanları sadece üç ayda kaybettik!
Rumeli'deki beş asırlık Türk varlığı da böylece sona erdi.
Balkanlar mı? Hala daha kaynayan kazan!

1Haz/190

Türkiye’yi işgal projesinde 2019 kritik tarih – Mustafa ÖNSEL

turkiyeyi_isgal_projesinde_2019_kritik_tarih_1506241831_748

Türkiye’yi işgal projesinde 2019 kritik tarih – Mustafa ÖNSEL Eski Jandarma istihbarat Kurmay Albay

Yayınlandığı Tarih: 29 Eylül 2017

https://www.xn--trkndnyas-q9acc70e.com/konular/thatr75689184jfn

https://birsence.com/turkiyeyi-isgal-projesinde-2019-kritik-tarih/

Yıl 2002. Günlerden Temmuz’un 24’ü. Tesadüf ya, tam da Türkiye’nin tapu senedi kabul edilen ve ABD’nin imza koymadığı Lozan Antlaşmasının yıl dönümü.

Amerikalı askerler Nevada çölünde bir tatbikat yapıyor. Adı Milennium Challenge-2002. Türkçesi “Bin yılın meydan okuması.” Allah Allah bu Amerikalılar kime meydan okuyor acaba diyorsunuz haliyle.

Tam 13 bin 500 personel katılıyor, üç hafta sürüyor bu tatbikat. ABD tarihinin en büyük tatbikatı aynı zamanda. Pek çok NATO ülkesi davetli. Ancak NATO’nun en büyük ordularından birine sahip Türkiye davet edilmemiş.

Her tatbikatta malum bir senaryo vardır. Senaryoda da haliyle mutlaka hedef olarak bir düşman bulunur. Onun üzerinden yazılan senaryoya göre de tatbikat gerçekleştirilir.

Böylesi iddialı bir isimle gerçekleştirilen tatbikatta hedef kim diye merak ediyor insan gerçekten.

O zaman en özetinden senaryodan bahsedelim de hedef neresi, düşman olarak kim hedef alınmış tatbikatta, görelim-tahmin edelim
Trakya’dan evinize %100 doğal ve taze lezzetleri davet edin! Hem de 1 günde teslim avantajıyla…

Tatbikattaki hedef ülke, iki kıtada konuşlu bir ülke. Bu anlamda bir takım denizyollarını kontrol ediyor. Akdeniz’de bir ada ülkesiyle sorunları var bu ülkenin. Ayrıca söz konusu hedef ülkede azınlık unsurlar da yaşamaktadır.

Senaryo, söz konusu hedef ülkede meydana gelen çok yıkıcı bir depremle başlar. Bu arada depremle eş zamanlı olarak Uluslararası bir mahkeme, ülkenin sınırlarıyla ilgili ve çıkarlarına ters bir karar alır. Bu arada da sorun olan ada devletiyle ilgili uluslararası güçler, hedef ülkeye çözüm önerir.

Zor durumda olan siyasiler öneriyi kabul etmek zorunda kalır. Bunun üzerine askerler yönetime el koyup ülkede otoriter bir yönetim kurarlar. Sonrasında ada devletini ablukaya alırlar ve ABD askerleri, 96 saat içerisinde söz konusu ülkeye müdahale eder (işgal).

Nasıl? Beğendiniz mi senaryoyu?

Bu ülke dünyada sizce hangi ülkeye benziyor? Dünyada iki kıtada toprağı olan kaç ülke var? Bu tatbikat kime karşı?

28May/190

İKİ KADİR BEY – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mcç ayhan katırcıkaraİKİ KADİR BEY - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Tarihçi, hukukçu ve yazar Kadir Mısıroğlu’nu(1933 Akçaabat-2019 İstanbul) önce kitaplarıyla tanıdım. İstanbul Hukuk Fakültesi’ni bitirmişti. 27 Mayıs Askeri Darbesi sonrasında fakültede sosyalist eylemcilerin saldırılarına karşı milliyetçi öğrenci grubunun da başını çekiyordu. Hukuk Fakültesi Derneği’nin Demokrat Parti kökenli, demokrasiyi, hukuku, insan haklarını öne çıkaran aile çocuklarının kazanmasına Rasim Cinisli’ye arka planda destek verdi. Ayrıca Vefa’da bir talebe yurdu işletiyordu. Bu onun ilk ticari tecrübesiydi belki de.

HALA NETLEŞMEYEN BİR DÖNEM VAR MI?

1966 yılı falandı sanıyorum. Üniversite talebesiyim. Çok kitap, dergi ve gazete okuyorum ve hatta çoğu yayına aboneyim. Yağmur, Büyükdoğu, Sönmez, Hilal, Serdengeçti, Risale-i Nur, Toprak, İnkılap Aka, Remzi, Sander, İstanbul ve Sebil Yayınları da bunların başında geliyor.. Lozan Bir Zafer Mi, Yoksa Hezimet Mi adlı kitap isim ve muhteva olarak hemen dikkatimi çekmişti. Yutarak okudum. Necip Fazıl Kısakürek’in Sahte Kahramanları da öyle.. bu eserlere hemen teslim oluyorduk. Çünkü mekteplerde bilimsel olmayan resmi tarih ve ideoloji dayatması vardı. Karşı ilmi görüşün açıklanması mümkün değildi. Hem yasal olarak, hem de karşıt olarak.

27May/190

Türk-İslam dünyası ve "Hocam" – Kenan AKIN

201474112422_thumb Türk-İslam dünyası  ve "Hocam" – Kenan AKIN

Ne yazık ki, çok uzun yıllardan beri "İslam Alemi"nin başı bir türlü şer ve beladan kurtulmuyor. Bunun nedeni; ekonomik ve siyasi  yararlarını gözeten "Siyonizm ve Haçlı" zihniyetinin  sık sık hortlaması olarak gösteriliyor.

Gerçekten de, özellikle Orta Doğu'da çıkarılan savaşların, dinmeyen buhranların başlıca sebebinin, petrol-gaz, su gibi varlıkların denetim altına alınması ve paylaşılmasının olduğu da biliniyor.

İşte böylesine fırtınalı bir alemde, sevilen, sayılan, itimat telkin eden, bilgili, tecrübeli şahsiyetlere her zaman ihtiyaç duyuluyor.

25May/190

Umut yürek ister – Hüsnü MAHALLİ

husnu-mahalli-her-seyin-sonu-geliyor-gibi-imamoglu-korkulu-ruyalari-tn-smallUmut yürek ister – Hüsnü MAHALLİ

Hüsnü Mahalli: 19 Mayıs'ta, Samsun'dan yola çıkan Mustafa Kemal kısa bir süre sonra tüm dünyanın tanıdığı Atatürk oldu. Ama öncesinde Türk halkının yüreğinde taht kurdu. O tahtta yakında İmamoğlu oturabilir. Sevecen, duygusal ve halkçı haliyle. Toplumsal barış, kardeşlik ve esenlik için.

Ne zamandan beri belli değil ama FETÖ'cüler; ÖSYM, ALES, KPSS ve Askeri Okul Sınavları'nı istedikleri gibi sonuçlandırıyordu.

24May/190

HAZİNE GARANTİLİ ÖLÜM TUZAĞI – Rifat SERDAROĞLU

indirHAZİNE GARANTİLİ ÖLÜM TUZAĞI - Rifat SERDAROĞLU

Önümüzdeki dönemin en kabarık dosyalarından biri şüphesiz ki İstanbul’un Yeni Havalimanı dosyası olacak. İhaleden yapımına kadar yapılan yolsuzlukların, yanlışların insan ölümlerine sebep olacağı, çevre ve hayvan katliamına yol açacağını başta TMMOB’un kamuoyuna açıkladığı rapor olmak üzere tüm teknik raporları okuyup, arşivime kaldırdım.

Geçen gün çok ilginç bir olay aktardılar!
Bir emekli Korgeneral dostum İzmir’den İstanbul’a gitmek üzere uçağa biner. Yanındaki koltukta, resmi kıyafetiyle bir pilot oturmakta ve elindeki telefondan bir film seyretmektedir.
Yol boyunca hiç konuşmamışlar.
Dostum, uçak inişe geçtiğinde, pilotta bir tedirginlik sezer. Uçak oldukça fazla sallanarak iniş yapar!

22May/190

Bandırma Vapurunun Hikâyesi – Dr. Nejat TARAKÇI Jeopolitikçi ve Stratejist

a89_jpg_2019_20_5_e7fbd648-b799-4c42-8832-99f0ea2aacccBandırma Vapurunun Hikâyesi - Dr. Nejat TARAKÇI Jeopolitikçi ve Stratejist

Önceki gün önce 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik Spor Bayramının 97. Yıldönümünü kutladık. - Atatürk ve Bandırma Vapuru - Samsun’dan Sonra Bandırma Vapuruna Ne Oldu? - Bandırma Vapurunun Bu Kutsal Seferinde Görev Alan Mürettebatın İsim Listesi - Mustafa Kemal Paşa, Kurmayları ve Silah Arkadaşları ...

21May/190

ATATÜRK’ÜN YOL ARKADAŞLARI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sATATÜRK’ÜN YOL ARKADAŞLARI – Ruhittin SÖNMEZ

Mustafa Kemal Paşa’nın döneminde, bugünkü adıyla albay ve general olan arkadaşları inanılmaz çetin şartlarda yetişmiş, çok nitelikli kurmay subaylardı.

Bunlardan çoğu Milli Mücadelede Mustafa Kemal’in yol arkadaşları olarak unutulmaz hizmetler yaptı. İlk akla gelenler:

1919 Haziran ayında Amasya Kararlarını imzalayarak Milli Mücadelenin yol haritasını çizen lider kadro…

Mondros Mütarekesi’ni Bahriye Nazırı sıfatıyla imzalamış olan Albay Rauf (Orbay) Bey

Merkezi Erzurum olan 15. Kolordu’nun komutanlığını yapan Kâzım Karabekir Paşa

Ankara merkezli 20. Kolordu’nun başında bulunan Ali Fuat Paşa ve 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Bandırma Vapuru yolcularından 3. Kolordu Komutanı Albay Refet (Bele)’yi sayabiliriz.

Ayrıca Milli Harekete en baştan katılmayan ancak zafere ulaşmamızda çok değerli katkılar veren Albay İsmet (İnönü) ve Fevzi (Çakmak) Paşa gibi kurmayları da ilave ediniz.

Albay Refet (Bele) ve Albay İsmet (İnönü) 1921’de tuğgeneral (mirliva) yani Paşa oldu.

Mustafa Kemal (Atatürk), Kâzım Karabekir ve Ali Fuat (Cebesoy) ise Milli Mücadele’nin başında mirliva rütbesinde oldukları için ‘Paşa’ unvanı taşıyordu.

Fevzi (Çakmak) Paşa, Mustafa Kemal’den 5 yaş büyüktü. 1918 Mondros ateşkesinden sonra beş ay kadar Erkanı Harbiye Reisliği (Genelkurmay Başkanlığı) Ordu Müfettişliği ve 1920 Şubat-Nisan’ında iki ay Harbiye Nazırlığı yaptı.

İstanbul’un İngilizlerce işgali üzerine 17 Nisan 1920’de Ankara’ya geçip Kozan Milletvekili olarak Milli Mücadele’ye katıldı. Hemen Milli Savunma Bakanlığına ve 1921’de Başbakanlık görevine atandı. 1922-1944 arası aralıksız 21 yıl Genelkurmay Başkanlığı yaptı.

Kazım Karabekir Paşa, Mustafa Kemal’den bir yaş küçüktü. 1918 yılında da Erzincan, Sarıkamış, Kars, Erzurum ve Gümrü bölgelerini Ermeni ile Rus kuvvetlerinden geri aldı. Mustafa Kemal Paşa Samsun’a çıktığında dağıtılmamış tek ordu birliği olan 15. Kolordu komutanıydı. Mondros Ateşkes Anlaşması sırasında da Sadrazam Ahmed İzzet Paşa'nın Genelkurmay Başkanlığı teklifini kabul etmeyerek Milli Mücadele'ye katıldı.

Milli Mücadelede Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğini kabul ettirmesinde en kritik dönüm noktası Temmuz 1919’da yaşandı. Kazım Karabekir Paşa, Padişah’ın “Mustafa Kemal’in 9. Ordu müfettişliğinden azledildiğini ve derhal tutuklanmasını isteyen” emrini dinlemedi, “Emrinizdeyim Paşam” dedi. Bu Milli Mücadele için tam bir kırılma noktasıdır.

20May/190

Bu sözler, işadamları ve siyasetçilerin kulağına küpe olsun! – M. Tanzer ÜNAL

tanzer ünalBu sözler, işadamları ve siyasetçilerin kulağına küpe olsun! - M. Tanzer ÜNAL

*Ancak, başarının yanında mutluluğu çok az yaşadım.

*Sonuç olarak, zenginlik ve varlık hayatın alıştığım bir yönü oldu.

*Şu anda bir hasta yatağında tüm hayatımı gözden geçirirken, kıvanç duyduğum tüm zenginlik ve tanınmanın ölümün karşısında solduğunu ve anlamsızlaştığını anlıyorum. Ölümün nefesinin yaklaştığını hissediyorum.

*Yeteri kadar varlık elde ettiğimiz zaman, zenginlikle ilgisi olmayan konuların peşinden gitmemiz gerekir, daha önemli olan şeylerin…

*Belki dostluklar, belki sanat, belki de gençlik yıllarında kurduğumuz hayaller…

*Kazandığım zenginliği ve varlığı birlikte götüremiyorum. Allah hepimize zenginliğin oluşturduğu illüzyonu değil, herkesin kalbindeki sevgiyi hissedebilmemiz için duygular verdi.

*Birlikte götürebildiğim tek şey sevginin oluşturduğu hatıralarım.

*Dünyada en pahalı yatak nedir biliyor musunuz? Hasta yatağı…

17May/190

GEREKÇELİ KARAR – AKP İLE HDP/PKK ANLAŞTI MI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sGEREKÇELİ KARAR - AKP İLE HDP/PKK ANLAŞTI MI – Ruhittin SÖNMEZ

GEREKÇELİ KARAR

İstanbul Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptali ve yenilenmesine dair Yüksek Seçim Kurulu (YSK) gerekçeli kararı açıklayınca tartışmalar biter mi?

YSK’nın aldığı kısa kararı açık:

"Bir kısım sandık kurullarının, ilçe seçim kurullarınca kanuna aykırı oluşturulması VE bu hususun da seçim sonucuna müessir olması nedeniyle, 31 Mart 2019 tarihinde yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaliyle yenilenmesine” şeklinde.

Karar 4 üyenin AKP iptal başvurusunu red, 7 üyenin seçimin iptali yönünde oy kullanmasıyla alındı.

Gerekçeli kararda kısa kararın kapsamı dışında yeni gerekçeler bulundurulamaz.

Buna rağmen AKP’nin temsilcileri kendi dilekçelerinde iddia ettikleri fakat YSK tarafından ciddi bulunmayan bütün iddialarını tekrar tekrar gündeme getirerek kafaları karıştırmaya ve zihinlerde “çaldılar” algısı oluşturmaya çalışıyor.