Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım… Şikayet edeceğine sen de alternatifini oluştur.

ahsen okyar
18Ara/180

ALMANYA’DAN TÜRKİYE’YE BAKMAK! – Özcan PEHLİVANOĞLU

unnamed

ALMANYA'DAN TÜRKİYE'YE BAKMAK! - Özcan PEHLİVANOĞLU

Aralık (2018) ayının başında 10 günlük bir Almanya seyahati gerçekleştirdim. Amacım güneyde Münih'ten başlayarak kuzeye Hamburg'a kadar çıkıp oradan geri dönmekti.

14Ara/180

Ege adaları üzerine bir daha yazmayacağım!!!- Uğraş ÇİFTÇİ

-f41b8f4951Ege adaları üzerine bir daha yazmayacağım!!!- Uğraş ÇİFTÇİ

Geçtiğimiz Cuma akşamı...
Kocaeli Aydınlar Ocağı’nın düzenlediği...
‘Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’deki Gelişmeler’ konulu konferansın...
Konuşmacısı...
Emekli Albay Ümit Yalım’dı...
* * *
Sayın Yalım...
Özellikle...
Uluslararası hukuk nezdinde...
Ege’de Türkiye’ye tescilli olan adaların...
2004 yılından beri...
Yunan ordusunun işgali altında olduğu konusunu...
Türkiye’nin gündemine taşımaya çalışan çabalayan bir isim olduğundan...
Özellikle ve merakla...
Konferansa katıldım...

12Ara/180

‘Tünel, öyle bir şey ki kıymeti varlığında değil yokluğunda anlaşılır’ – Prof.Dr. Vahdettin ENGİN

IATH9141

‘Tünel, öyle bir şey ki kıymeti varlığında değil yokluğunda anlaşılır’ - Prof.Dr. Vahdettin ENGİN

Filiz Acar, Fotoğraf: Fatih Sultan Kar 04 Eylül 2009

Galata ile Pera arasındaki en kısa mesafe, Londra’dan sonra dünyanın en eski ikinci metrosu, Türkiye’nin ilk yap-işlet-devret modeli, İstanbul’da toplu ulaşımın en önemli kilometre taşı, şehirde yapımı planlanan bütün metroların ilham kaynağı, neredeyse sıfır kaza riskiyle 134 yıldır tıkır tıkır işleyen, kıymeti; varlığında değil yokluğunda anlaşılan makine: TÜNEL.

Karaköy Tüneli üzerine bugüne kadar pek çok araştırma yapıldı, yazılar yazıldı. Bunlar arasında en kapsamlı çalışmayı Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vahdettin Engin yaptı. Öyle ki, hocamızın 2000 yılında yayımlanan `Tünel` kitabı, Türk Tarih Kurumu Ödülüne layık görüldü. Özellikle II. Abdülhamit dönemine ait araştırmalarıyla tanınan ve Yakınçağ Osmanlı Tarihi Uzmanı olan Prof. Engin ile Tünel’i konuştuk.

11Ara/180

Özgürlüğün Tüketimi – Prof.Dr. Hacı DURAN

hacı duran aÖzgürlüğün Tüketimi – Prof.Dr. Hacı DURAN

Özgürlük ve tüketim, klasik felsefe ve sosyoloji teorilerinde, birbirleriyle ilişkili davranışları ve tutumları ifade etmezler. Özgürlük daha çok politik tartışmaların bir olgusu  olarak  sosyoloji alanında yerini almıştır. Tüketim ise yine klasik modern söyleme göre ileri sürülmüş tezlerde, ekonomik faaliyetlerin bir faktörü olarak görülmüştür. Uzun süre kapitalizmin önünde bir engel olarak değerlendirilmiştir.

Ancak 20. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren, tüketim, liberal kapitalizmi engelleyen bir değer olarak değil; bilakis kapitalizmi besleyen bir tutum olarak algılanmaya ve sunulmaya başlandı. Özgürlük ise yine siyasal boyutlarıyla, devlet iktidarına karşı bazen sivil haklar, bazen de bireysel haklar kapsamında değerlendirildi. 

Devam eden süreçte, kapitalist ideolojiler, tüketimi yaygınlaştırma ve kışkırtma çabalarını sürdürdü. Özgürlüğe ilişkin tartışmaların sunumu ise iletişim teknolojilerinin kapitalist bir zihniyete göre yapılandırılmasından dolayı tekelleşti.  Bu durum bir taraftan özgürlük taleplerini bir tüketim metaına dönüştürdü. Diğer taraftan ise varoluşu; geleneksel, dini veya otantik bir değerle ifade etmekten çıkardı. Kişilerin kendilerini pazar ve marka aktörü olarak göstermesini ve sunmasını daha cazip bir hale getirdi.

Bu çalışmada, doğal özgürlük, siyasal söylemlerde özgürlük, klasik ve ne klasik liberal iktisat teorilerinde tüketim ve özgürlük kavramlarının bağlamları tartışılacak. Endüstri sonrası toplumda, tüketimin bir ideolojiye dönüşümü anlatılacak. Ve tüketim ideolojilerinin, kişileri özgürlüksüz yaşamaya nasıl ikna ettiği açıklanmaya çalışılacaktır.

10Ara/180

GERÇEK BİR DÂVA ADAMI AV. ZEKİ HACIİBRAHİMOĞLU – Dr. Sakin ÖNER

2012817223256GERÇEK BİR DÂVA ADAMI AV. ZEKİ HACIİBRAHİMOĞLU - Dr. Sakin ÖNER

Zeki Hacıibrahimoğlu benim en yakın gençlik arkadaşlarımdandır. Kendisi ile İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. 1967 yılından beri tanışırız. O Hukuk Fakültesi’ni bitirdi, avukat oldu. Ben de 1965 yılında girdiğim İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1967 yılında ayrılarak aynı üniversitenin Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümüne girdim ve 1971 yılında bitirerek Edebiyat Öğretmeni oldum. Askerliğimizi de 1975 yılında aynı dönemde kısa süreli olarak yaptık. Arkadaşlığımız ve dostluğumuz bugüne kadar yarım asrı aşan bir sürede devam etti. Bizi bu uzun süreli dostluğa taşıyan, ortak değerlerimiz, ideallerimiz ve kavgamızdı.

5Ara/180

FEVZİ BUDAK–Yılmaz ÖZDİL

47183369_1922047211166458_1097556382569201664_nFEVZİ BUDAK – Yılmaz ÖZDİL
Erzurum milli eğitim müdürüydü.
Akp iktidar oldu.
2003'te görevden alındı.
Hukuka başvurdu, haklı bulundu.
Erzurum'daki görevine iade edildi.

4Ara/180

KÜRESEL ÇETELERİN İÇERİDEKİ ADAMLARI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s
KÜRESEL ÇETELERİN İÇERİDEKİ ADAMLARI – Ruhittin SÖNMEZ

Banu Avar, “küresel çeteler ve içerdeki adamlarının sadece iktidarı kontrol ettiklerini mi sanıyorsunuz? Bunların muhalefeti boş bırakacaklarını düşünüyorsanız yanılırsınız” dediğinde içim daralmış ve bu dediğinin doğru olmaması için dua etmiştim.

Bundan tam 6 sene önce, Kocaeli Aydınlar Ocağı olarak İzmit’te misafir ettiğimiz Banu Avar’ın bu uyarısını sık sık hatırlıyorum.

Banu Avar bu sözü bize söylediğinde, Ak Parti içindeki milliyetçi- muhafazakâr bildiğimiz insanların dönüşümünü görmüştük. Fakat o yıllarda milliyetçilerin temsil edildiği tek parti olan MHP’deki değişim / dönüşüm başlamamıştı.

MHP Genel Başkanının Tayyip Erdoğan’ı en sert ve hakaret dolu cümlelerle eleştirdiği dönemdi.

O Bahçeli ve MHP gitti. Türkiye’yi, Parlamenter Sistemden koparıp, tek adama teslim eden biri geldi. Başbuğ Alpaslan Türkeş’in partisi, Tayyip Erdoğan’ı Başkanlığa taşımayı ve Başkan kalmasını Türkiye’nin bekası olarak gören bir zihniyete dönüştü.

Bahçeli ve MHP’deki değişim ve dönüşümün sebeplerini anlamaya çalışırken Banu Avar’ın bu sözünü hatırımdan çıkaramadım.

27Kas/180

Kocaeli Aydınlar Ocağında Türkistan Coğrafyası Belgesel gösterimi ve Talas Savaşları.. / İsmail KAHRAMAN

46837048_1226286080859330_3548976002610757632_n

26 Kasım 2018 Pazartesi / İsmail Kahraman diyor ki!..

Kocaeli Aydınlar Ocağında Türkistan Coğrafyası Belgesel gösterimi ve Talas Savaşlarını Konuştum.

Kurulduğu 1985 yılını dün gibi hatırlıyorum. Merhum Prof. Dr. Süleyman Yalçın, Ahmet Kabaklı, Kocaeli Aydınlar Ocağının ilk başkanı merhum Nihat Gürer bey başta Kocaeli Valisi merhum İhsan Dede ve İzmit Halkevini dolduran coşkulu kalabalık çok güzel ve önemli bir toplantıdan sonra Kocaeli Aydınlar Ocağı açıldı.

25Kas/180

TURAN YAZGAN’I ANLAMAK… / Yavuz Selim DEMİRAĞ

TURAN YAZGAN'I ANLAMAK... / Yavuz Selim DEMİRAĞ

Yıllar su gibi akarken geride ne çok tortu bırakıyor. Dile kolay Turan Hocayı yitireli 5 yıl olmuş. Ondaki heyecan ve enerjiyi kimselerde göremedim. Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı'nı kuruluşundan son nefesini verdiği güne kadar o kadar çok çalıştı ki hiç birimiz hızına ulaşamadık. Sevdalı olduğu Türkistan coğrafyasındaki seyahatlerinden bir kaçına katılma şansı elde etmiştim. Kıt imkanlarla yaptığı büyük işlere tanıklık ettim. Hepimizi uyutmadan yatmaz, bizden önce kalkıp çalışmaya devam ederdi.

Sovyetler Birliği daha dağılmadan Türk Dünyası ile ilk temasları o sağladı. Hantal bürokrasiye rağmen umudunu yitirmeden ısrarla okul binaları için çabaladı. Kuyumcu titizliğinde öğretmen seçerdi. Peşinen "paramız yok, aç kalmayacak kadar imkanı değerlendirip çok zengin eğitim vereceksiniz" derdi. Sadece öğretmenleri değil, öğrencileri de tek tek mülakata alırdı. En az üç referans ister her birini teyit etmeden bir Allahın kulunu kaydetmezdi.

Turan Hoca'nın Türk Dünyası'nda okullar kurmasından en çok FETÖ rahatsız oldu. Dolayısı ile 'Sam Amca'nın işine gelmiyordu. Turan Hoca'nın Türk Dünyası Çocuk Şenlikleri'ne yıllar boyu getirdiği çocuklar şimdi büyüyüp ülkelerinin önemli merkezlerinde görev yapıyor. Hoca FETÖ'nün örümcek ağı gibi okullar kurmasının ardında büyük tehlikeler yattığını açıkça beyan eden ilk yürekli ses idi. Bu gün milyarlarca dolar hesapları yapılan ajan okullarının hayırseverlerin yardımları ile inşaa edilemeyeceğini belirterek "bu işin altından bir çapanoğlu çıkacak... Bunlar Türkçe ders vermiyor. Amerikan kolejlerini devamı" derdi. Bu düşüncelerini devletin yetkili ve etkili kurum ve kuruluşlarına yazılı olarak ilettiği gibi, sözlü olarak da ifade etmekten çekinmedi. Bu yüzden FETÖ'nün hedefi haline geldi. Vakfa devlet yardımları kesildi. Bağışçılar tehdit edildi. Vakfın dergi ve yayınlarına örtülü ambargo uygulandı. Okullara kaydolan öğrencilerin ailelerine baskı yapıldı. "Turan Hoca paralı eğitim veriyor, biz ise ücret almıyoruz. Allah rızası için yapıyoruz" diyerek önünü kesmeye çalıştılar. Çeşitli ülkelerle yerel yöneticilere rüşvetler dağıtarak yeni okulların açılmasını önlediler. Mevcut okulların kapanması için türlü türlü tezgahlar kurdular. Turan Hoca'nın ne şamanlığı kaldı ne de dinsizliği her türlü iftirayı attılar. Yetmedi O'nu Ergenekon kumpasına dahil etmek istediler. Aba altından sopa gösterip tutuklu Ergenekon sanıkları ile irtibatlarını iddianamelere eklediler. Hukuksuz telefon dinleme kayıtlarını duruşmalarda okudular. Üzüntüden kanser oldu. Zamansız aramızdan ayrıldı uçmağa vardı.

Peki Hoca'yı kaybedeli 5 yıl içinde neler oldu... 17-25 Aralık olayı patladı... FETÖ'nün cilalanmış yüzü açığa çıkmaya başladı. Dershaneleri, gazeteleri, televizyonları kapandı. 15 Temmuz hain darbe girişimi yaşandı. Devlet derin uykudan uyanıp yurt dışındaki ajan okullarının kapanmasını ya da Erdoğan'ın oğlunun kurduğu Vakfa devredilmesi için milyonlarca dolar akıttı ve akıtmaya devam ediyor.

Turan Hoca'nın heykeli dikilmelidir. O'nun geride bıraktığı en büyük miras olan Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı'na devlet yardımı yapılmalıdır. Bu konuda hükümetin yancıları kıllarını kıpırdatmıyor. Bakanların "çerez parası" dedikleri miktarlarla nelerin yapılacağını kanıtlamış bu vakıf yaşamalıdır.

Turan Yazgan Bilge Kaan'ın huzurundadır...

22Kas/180

TEBLİĞ VE TEMSİL – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mcç ayhan katırcıkaraTEBLİĞ VE TEMSİL - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Kısa adı İSAV olan İslami İlimler Araştırmalar Vakfı sessiz ama önemli hizmetlere, gelişmelere imza atıyor. İstanbul Laleli’de bir apartmanın giriş katında kurulduğu(1970) günleri hatırlıyorum. Mütevazi bir yerde zaruri bir atılıma hazırlanılıyordu. O günlerden Prof. Dr. Ali Özek ve Sabri Özpala isimleri hala hatırımda. Ağabey-kardeş ilişkilerimiz, dostluklarımız da eksilmeden artarak devam etti. İSAV neredeyse yarım asırlık bir hizmet akademisi. Çok sayıda milletlerarası tartışmalı ilmi toplantı gerçekleştirdi ve bunları kitaplaştırarak yayınladı. Önemli bölümüne de katıldım. Partneri de genelde Üniversiteler. Son toplantısını İstanbul’da yaptı ve “Yeni Usullerle İslami Tebliğ ve Temsil” konusunu gündeme taşıdı. Eresin Topkapı Oteli’ndeki etkinliğe İran, Güney Afrika, İtalya, Fransa, Güney Kore, Çad, Liberya ve Nijerya’dan da Müslüman ilim adamları ve temsilciler iştirak etti.

21Kas/180

Dolmabahçe Sarayı mavisinin izinde – Bihter GÖRDÜ

    dolmabahce-etrafinda-1Dolmabahçe Sarayı mavisinin izinde – Bihter GÖRDÜ

1938 Kasım’ından beri taş kesilmişcesine kapısında nöbet tutan Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı askerlerinin önünden geçecek  ve Dolmabahçe Sarayı’na gideceğim bugün. Salacak’tan çıktım yola Üsküdar’a doğru keyif içinde yürüyorum. Oynaşan balıklar ile masmavi denizi görmek beni heyecanlandırıyor. En çılgın yönlerim ruhumun kıyısına vuruyor.  Neşe doluyorum. Bolluk, bereket enerjisi depoladığımı hissediyor, iç huzurumla kucaklaşıyorum. Sımsıkı sarılıyoruz birbirimize. Ruhum ve zihnim el ele verip dinginliğe kavuşuyor. Samimiyet enerjisi kaplıyor içimi masmavi görünce. Tüm yorgunluğumu alıyor, kalp ağrılarımı hafifletiyor, kendimi güzel hissettiriyor mavi.

20Kas/180

ZİYARET… / Halil ALTIPARMAK

halil altıparmakZİYARET… / Halil ALTIPARMAK

Ali ERBAŞ’ın Kadir MISIROĞLU’nu hasta olduğu için ziyareti üzerine ülkede kıyamet koptu.

Her şeyden önce, kıyametin kopmasına çok sevindim. Neden? Çünkü, son iki önemli konuda bir ortak düşünce birliği sağlanmış olduğunu gördüm de unun için sevindim.

Bunlardan biri, ANDIMIZ! Bir diğeri de bu ziyaret meselesi. Her iki konuda da, ülke genelinde birlikte bir tavır alınmasını oldukça önemsedim. İşin bu tarafını her şeyden önce belirtmek istiyorum.

18Kas/180

Tarih bu dönemi nasıl yazacak? – Özcan PEHLİVANOĞLU

özcan pehlivanoğluTarih bu dönemi nasıl yazacak? – Özcan PEHLİVANOĞLU

Türkiye çok ilginç yılları yaşıyor... Bu yıllar geçecek yeni insanlar ve yeni günler gelecek! Ancak yeni insanlar ve yeni yıllar bugün yapılanlardan etkilenecek. O zaman oturup bugünleri irdelemeye başlayacaklar ve bugünün tarihini yazacaklar. Ellerinde dokümanlar, belgeler, arşivler, görseller, görüntüler, tanık anlatımları onların önünü aydınlatacak...

Bu dönem için neler yazılacak?

Hukuksuzluklar, adaletsizlikler, parti ve cemaat yargısı ve bunların verdiği mahkumiyet kararları en başta olacak! Ergenekon, Balyoz, Casusluk başta olmak üzere uyduruk kumpas davaların, insanların hayatını tarumar ettiği anlatılacak...

13Kas/180

FESLİ KADİR’İ ZİYARET ETMEK MEYDAN OKUMADIR – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezFESLİ KADİR’İ ZİYARET ETMEK MEYDAN OKUMADIR – Ruhittin SÖNMEZ

Diyanet İşleri Başkanının, “Fesli Kadir” denilen sözde tarihçi, hain meczubu (Kadir Mısıroğlu’nu) ziyaretinden önceki son yazım DİYANET VE SİYASET idi.

Atatürk tarafından kurulan Diyanet İşleri Başkanlığının kurum olarak yaşaması gerektiğini ancak mutlaka ıslah edilmesi gerektiğini yazmıştım.

Çünkü biliyorum ki, “Diyanet itibarsızlaşırsa, siyasallaşırsa veya ortadan kalkarsa Almanya’daki gurbetçilerimiz ve Türkiye’de bazı örneklerini gördüğümüz gibi Müslüman halkımızın aynı Camiye gitmeyen cemaat, tarikat ve dini gruplara bölüneceğine inanıyorum. Ayrıca IŞİD gibi aşırı yorum ve yapılanmaların Türkiye’de de gelişmesine zemin hazırlanmış olur. Din eğitimi veren okullar ve camilerde İslami değerler öğretilmeli. İmam Hatipler ve Camiler parti seçim bürosu gibi olmamalıdır.”

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş yönettiği Camileri ve eğitim kurumlarını birer siyaset mekânı haline getirdiği yetmemiş olmalı ki, milletin sinir uçlarına direktdokunan bir hamle yaptı.

Diyanet’in itibarını sıfırlayan ve kurumu tam olarak siyasetin emrine verdiğini ilan eden eylemi gerçekleştirdi.

Diyanet İşleri Başkanının 9 Kasım’da olduğunu söylediği ve 10 Kasım’da resimleri servis edilen Fesli Kadir ziyareti sıradan bir mesaj değildi.

11Kas/180

Bu "ADAM"ı nasıl sev(e)miyorsunuz? – Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

45936345_2140135569353050_155394029893189632_o

Bu "ADAM"ı nasıl sev(e)miyorsunuz? - Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Ağva'ya bağlı Çanaklı Köyü'nün kadınlarını bir araya toplayıp anadan doğma kalana kadar soydular. Çırılçıplak halde kocalarının katledilişini izlemeye zorlanan kadınlar, sonrasında toplu tecavüze uğradılar. Küpelerini almak için kulakları, bileziklerini almak için bilekleri, yüzüklerini almak için parmakları kesildi; acıyla kıvranarak can verdiler.
***
Ateşe verilen Hacı İsmail Köyü ve erkekleri iple bağlanıp yatırılarak kurbanlık koyun gibi kesilen Karadere Köyü'nün kadınlarına tecavüz ettiler.
***
İmranlar Köyü'nde, ırzlarına geçmek üzere bütün kadınları bir eve topladılar; kendilerini korumaya çalışanları lime lime doğradılar.
***
Tekkeler Köyü'nde bacaklarından asılan on beş genç kızı, insan aklının alamayacağı işkenceler yaparak öldürdüler.

8Kas/180

REŞİT GALİP ÜZERİNDEN ANDIMIZA SALDIRI ve 2. ABDÜLHAMİT’İN GAYRİMÜSLİM NAZIRLARI – Fazlı KÖKSAL

Desktop99

REŞİT GALİP ÜZERİNDEN ANDIMIZA SALDIRI ve 2. ABDÜLHAMİT’İN GAYRİMÜSLİM NAZIRLARI – Fazlı KÖKSAL
Türkiye’de kendilerine tarihçi diyen Atatürk düşmanı dinci bir güruh var. En ufak milliyetçi bir çıkışı bile “ırkçılık” olarak yaftalayan bu muhteremler, Atatürk’ün çevresinde olan ve Türkiye dışında doğan Türklere “Sabatayist” damgasını vurarak, ırkçılığın en rezilini yapmaktan geri durmazlar.

2Kas/180

FETVACI REKTÖR YALNIZ DEĞİLSE… / Av. Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezFETVACI REKTÖR YALNIZ DEĞİLSE… / Av. Ruhittin SÖNMEZ

Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Taşaltın’ın, Akit TV’de sarf ettiği akla ziyan fetvaya AKP kanadından sadece Naci Bostancı bir cevap verdi.

Rektör Taşaltın “Erdoğan yalnız mı” sorusuna cevap verirken, “İslami olarak şu anda Cumhurbaşkanına itaat etmek farz-ı ayn’dir, karşı gelmek de harpten kaçmak manasında haramdır”  demişti. (Farz-ı ayn: Dinimizin her Müslüman’ın bizzat kendisinin yapmasını açık ve kesin olarak emrettiği şeylerdir.)

AK Parti Grup Başkanı ve Ankara Milletvekili Naci Bostancı, Twitter'dan yaptığı açıklamada,

“Harran Üniversitesi Rektörü’nün Cumhurbaşkanımızla ilgili sözlerinin,

a. Cumhuriyetimizle, b. İslamla, c. Cumhurbaşkanımızın siyasal anlayışıyla, d. Rektörlük makamında aranan akademik müktesebatla hiçbir ilgisi yok" ifadelerini kullandı.

Naci Bostancı’nın bu sözlerini takdir etmekle beraber kendisinin siyasi hayatı açısından endişelenmeden de edemedim.

Ben Rektör Prof. Dr. Ramazan Taşaltın’ın yalnız olmadığını, böyle İslamla ve bilimle hiç uyuşmayan, adına ister ölçüsüz sevgi, isterseniz yalakalık deyin böyle cümleleri dile getirmeye hazır hayli “kifayetsiz muhteris” bulunduğunu düşünüyorum.

Bunlar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tepkisini beklemeden, rüzgârın yönünü görmeden bir açıklama yapmazlar. Naci Bostan böyle net bir açıklama yaparak kendi siyasi hayatı açısından riskli bir çıkış yaptı. Fakat partisi ve Türkiye açısından doğru olanı yaptı.

Bu seviye kaybını önleyebilecek tek kişinin CB Tayyip Erdoğan olduğu açık. Erdoğan Rektör Taşaltın’a haddini bildiren birkaç söz eder ve rektörü görevden alırsa, meydan bu tür garip fetvacılara kalmaz.

Ancak Erdoğan’ın böyle bir müdahalesinin olacağından emin olamıyorum. Çünkü geçmişte de böyle patavatsız ve münasebetsiz laflar eden olmuştu. Erdoğan tepki vermemişti.

31Eki/180

ANDIMIZ AYET Mİ? – Prof.Dr. Nurullah ÇETİN

AndimizAyetmiANDIMIZ AYET Mİ? – Prof.Dr. Nurullah ÇETİN

Son zamanlarda özellikle İslamcı diye bilinen çevrelerde Andımız üzerine itirazlar, eleştiriler yoğunlaşmaya başladı. 02 Şubat 2012 tarihli gazetelerde çıkan bir habere göre AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik, şöyle demiş: “Gençliğe Hitabe konusunu da kamuoyunun oturup tartışması lazım. Şimdi, Reşit Galip andımızı getirmiş değil mi? Ayet mi bunlar? Reşit Galip böyle bir şey yapmamış olsaydı olmayacaktı. 12 Eylülcüler hatırlar mısınız Andımız’a ilavelerde bulundular. Sonra tekrar değiştirdiler. Böyle bir şey olmaz.” (http://www.haberturk.com/polemik/haber/712139-ataturkun-genclige-hitabesi-ayet-mi)

29Eki/180

"Andımız" bir turnusol kağıdı – Süleyman PEKİN

"Andımız" bir turnusol kağıdı - Süleyman PEKİN

Hep dediğim, bu milletin kendi içindeki husumetlerinin dış düşmana ihtiyaç bıraktırmadığıydı. Sağ & Sol ve Alevî & Sünnî’den önce Türk & Kürt’e, sonra Laik & Dindar’a; oradan Evet’çi & Hayır’cıya; oradan da Suriyeli & Biz ve Cumhur’cu & Millet’çiye kumbarada bayağı bir ayrılık - gayrılık biriktirmişiz.

Oysa 15 Temmuz Travması, 7 Ağustos Ruhu ve hatta akabindeki Ak Parti – MHP yakınlaşması İslamcı cenah ile milliyetçi cenahı orta bir yerde epeyce buluşturmuştu. Hatta ikinci cenah ikiye bölünmüş, buna rağmen 24 Haziran Seçimleri’nde özellikle Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı kampanyasında yüksek dozlu milliyetçilik yüklemesi yapılmıştı.

MHP Lideri’nin seçim öncesinden bu yana ‘Af’la ilgili taleplerinin karşılanmaması hiç beklenmedik bir yerden, Danıştay’ın 5 yıl önce kaldırılan Andımız’la alâkalı Türk Eğitim Sen’in açtığı davada olumlu karar vermesiyle ilişkileri sarstı. Herkes bir anda 5 yıl önceki cephedeki mevzilerine geri döndü.

27Eki/180

KUTSAL TOPRAKLARIN YÖNETİMİ BU KABİLE DEVLETİNE BIRAKILAMAZ – Fazlı KÖKSAL

SuudKUTSAL TOPRAKLARIN YÖNETİMİ BU KABİLE DEVLETİNE BIRAKILAMAZ - Fazlı KÖKSAL

"Bir ülke aralarında üst düzey bürokratların da bulunduğu, 8-10 adamını başka bir ülkeye gönderecek, bunlar o ülkede bir muhalif yurttaşlarına önce işkence edecekler, sonra kafasını kesip, cesedi parçalayacaklar." Deseler inanmazdım. Dünyada öyle zalim bir yönetim olamaz, olsa dünya böyle bir olaya tepkisiz kalamaz derdim.