Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım… Şikayet edeceğine sen de alternatifini oluştur.

ahsen okyar
24Ağu/150

SİZ ALDATILMADINIZ BAYIM! BİZ ALDATILDIK, TOPYEKUN TÜRK MİLLETİ ALDATILDI… / Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

sakin önerSİZ ALDATILMADINIZ BAYIM! BİZ ALDATILDIK, TOPYEKUN TÜRK MİLLETİ ALDATILDI…Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

Önce milli orduya, Atatürk’e ve Cumhuriyet’e düşman olan büyük kısmı Marksist, liberal, kozmopolit, İkinci Cumhuriyetçi aydınlarını, yazarlarını ve sanatçılarını, “Askeri vesayeti kaldıracağız, eski darbelerden hesap soracağız, Türkiye’yi Avrupa Birliğine sokacağız” diyerek aldattınız.

Onların büyük desteğini alarak muhafazakar zihniyete karşı olanlar nezdinde itibar kazandınız, yol aldınız. Onları sonuna kadar kullandınız, kimliklerini, kişiliklerini yıprattınız, sonra da bir çamaşır gibi sularını sıkıp işiniz bitince hepsini birer birer harcadınız, bitirdiniz.

İnandırıcılıkları kalmadı. ”Avrupa Birliğine gireceğiz” dediniz, AB de buna inandı, görüşme fasılları açılmaya başladı. 2007 Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra yavaş yavaş bu çabanızdan vazgeçtiniz. Kadronuz yoktu, cemaatin kadrolarından yararlandınız, ne istedilerse verdiniz. Yargıyı, mülkiyeyi, emniyeti, eğitimi ve diğer hizmet alanlarını verdiniz. Birlikte milli ordumuzun millici subaylarını, ülkenin milliyetçi-ulusalcı teşkilat ve şahsiyetlerini hapse atıp etkisiz hale getirdiniz. Sonra cemaat MİT’i de ele geçirmeye çalışınca, Oslo’da başlayan “çözüm süreci”ne karşı çıkınca, Suriye muhaliflerine tırlarla gönderilen silahlar yakalanınca ve sizin çevrenizin yolsuzlukları ortaya çıkınca “eyvah aldatıldık” dediniz ve “İnlerine ineceğiz” dediniz, indiniz.

3Ağu/150

62. HÜKÜMETLE BU KANLI KAOS ORTAMI AŞILABİLİR Mİ? – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

sakin öner62. HÜKÜMETLE BU KANLI KAOS ORTAMI AŞILABİLİR Mİ? – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

Şu anda işbaşındaki iktidarını kaybetmiş AKP’nin 62. Hükümeti, PKK’nın her gün birkaç polis veya askerimizi şehit ederek, kışla ve karakol basarak yarattığı bu kaos ortamını aşamaz Çünkü, hükümetin arkasında bir parlamento çoğunluğu yok. Başbakan hariç hükümette görevli 25 bakandan 12’si milletvekili değil .... Bir taraftan ülkede güçlü bir hükümet yok, bir taraftan koalisyon görüşmelerinin nasıl sonuçlanacağı belirsiz. Bir koalisyon kurulamazsa ya bir azınlık hükümeti kurulacak, ya da erken seçime gidilecek. Erken seçimde de benzer bir sonuç çıkarsa, ne yapılacağını kimse bilmiyor.

7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçimlerinin üzerinden neredeyse iki ay geçti. AKP iktidardan düştü, diğer partiler de iktidar olacak sayıda milletvekili kazanamadılar. Sayın Bahçeli ilk günden koalisyonlara, özellikle HDP’nin içeriden veya dışarıdan desteklediği koalisyonlara, AKP’siz koalisyonlara kapıları kapadı. Bu yüzden TBMM Başkanlığı Seçiminde ilk ikiye kalan CHP adayı Sayın Baykal’ı değil, AKP adayı Sayın Yılmaz’ı destekliyerek başkan olmasını sağladı. Bu yüzden RTÜK Başkanlığı seçimlerinde de AKP adayı 4, MHP adayı da 4 oyda kaldı. Sonucu belirleyecek 1 HDP’li üye ise iki adaya da oy vermeyerek süreci tıkadı. Bakalım sonuç ne olacak?

29Tem/150

BOMBALAYA BOMBALAYA ERKEN SEÇIME.. ./ Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

sakin önerBOMBALAYA BOMBALAYA ERKEN SEÇIME.. ./ Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

Üç yıldır Oslo'da başlayıp İmralı, Kandil ve Dolmabahçe'de devam eden "Çözüm süreci"nden, 7 Haziran seçimleri öncesi MHP'nin oylarını devşirmek için vazgeçildiğinin işaretleri verildi. Seçimler sonucunda oylar yüzde 41'e düşüp, HDP barajı aşıp iktidarın elden gittiğini gören AKP, ilk günden erken seçim histerisine tutuldu. Yıllardır PKK’ya ve IŞİD’e karşı yapılmayan operasyonların bugün gündeme gelmesi, doğrudan yapılacak bir erken seçimin sonuçlarını etkilemektir.

21. Yüzyılda yapılan ilk ve tek Sarayın sakini ise, en aktif aktörü olduğu 7 Haziran seçimlerinde uğradığı hayal kırıklığını tamir etmek için bütün ümidini erken seçime bağladı. Hedefi, MHP’ye giden milliyetçi oyları ve HDP’ye giden Kürt oylarını geri almaktır. Aynı zamanda HDP’yi barajın altında bırakarak, AKP’nin 350 milletvekili çıkarmasını sağlamaktır. Böylece AKP, Başkanlıkla ilgili Anayasa maddesini referanduma götürecek milletvekili sayısına ulaşmış olacak.

İşte bugün karşımızda operasyonlarla oluşan tablo bunun ifadesidir. Üç yıldır PKK ile yapılan flört ve IŞID(DAEŞ)e verilen her türlü destek, ne oldu da üç günde bitti? Bu örgütler üç günde mi terör örgütü oldular? Bizler ve bu örgütler üç yıldır kandırılıyor muyduk? Büyük bir trajikomik oyunun seyircileri miydik? Evet aynen böyleymiş. Hem PKK' yı, hem IŞID' i bombalayanlar bizimle dalga geçmişler.

6Haz/150

BÜTÜN YOLLAR MHP’YE… / Dr. Sakin ÖNER

sakin önerBÜTÜN YOLLAR MHP’YE… / Dr. Sakin ÖNER

Türk demokrasi tarihinin en önemli seçimini yaşıyoruz. Çünkü bu seçim, güç zehirlenmesi yaşayan totaliter ve otokrat bir kişinin, devlet ve millet hayatına baskı ve tahakkümle, keyfilikle hakim olma hırsına ve hırçınlığına ya son verecek, ya da bu kişinin zulmünün devamının yolunu açacaktır.

Zulüm dönemi devam ederse, toplum milli ve manevi kimliğini tamamen kaybedecek, tamamen biat kültürünü benimsemiş kendi seçmenlerini yetiştireceklerdir. Bundan sonra da geriye dönüş kolay kolay mümkün olmayacak, Türk milletinin karanlık günleri maalesef devam edecektir.

AKP’nin iktidarı döneminde; bayındırlık, belediyecilik ve sağlık alanlarında bazı önemli hizmetler yapıldı.

Ama bu dönemde ahlak, maneviyat, dürüstlük, demokrasi ve hukuk alanında o kadar tahribat yapıldı, o kadar baskıcı, yasakçı ve hukuk dışı uygulamalar gerçekleştirildi ki, bu hizmetler değerini sıfırladı.

Türk ordusunun birçok komutanı, milliyetçi ve Atatürkçü sivil toplum kuruluşları temsilcileri komplo ve kumpaslarla yıllarca zindanlarda yargılandılar, işlerinden, güçlerinden ve sağlıklarından oldular, hayatlarını kaybettiler. Sonunda bunların faturasını, 7 Şubat 2012 Osla görüşmelerinin sızması ve 17/25 Aralık olaylarından sonra, 2013'e kadar bilmediğimiz veya iktidarla beraber sandığımız bir "Paralel yapı"ya çıkardılar.

2Nis/150

DERSHANELER OKULLARA, ÖĞRENCİLER TEMEL LİSELERE – Dr. Sakin ÖNER

sakin önerDERSHANELER OKULLARA, ÖĞRENCİLER TEMEL LİSELERE - Dr. Sakin ÖNER TEVDAK Liseleri Derneği Genel Sekreteri

Toplumumuzda okul ve dershanenin işlevleri arasındaki fark, bir türlü anlaşılamadı. Toplumdaki genel kanı, dershanelerin okullardaki eğitim-öğretimin yetersizliğinden doğduğu yönünde. Şimdi dershaneler kapanınca millette ve hatta eğitim kurumlarında bir telaş aldı yürüdü: Şimdi ne yapacağız? Bunun üzerine hemen birkaç alternatif üretildi. Ya dershaneler okullara taşınıyor, ya da öğrenciler dershanelerden dönüşen Temel Liselere yöneliyor. Yüksek puanla öğrenci alan okullar da öğrenci kaçışını önlemek için okullarında boş zamanlarda öğrencilerine sınavlara hazırlama kursları açıyorlar. Bu durum bir defa daha şu gerçeği kanıtladı. Demek ki, dershaneler, okulların yetersizliğinden değil, bir ihtiyaçtan doğmuştur.

*Okullar, öğrencisini üst eğitim basamaklarına ve hayata hazırlar, dershaneler ise, sınavlara hazırlar. Okul uzun vadede, dershane kısa sürede başarıyı hedefler.

*Okul, kitlesel başarıyı hedef alır, dershane ise öncelikle tanıtımını güçlendirecek bireysel başarıları hedef alır, öğrencinin başarısını en üst düzeye çekmek için özel çaba harcar.

13Mar/150

Çanakkale Zaferinin ve “Sarı Siyah”ın 100. Yılı – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

sakin-ner_thumbÇanakkale Zaferinin ve “Sarı Siyah”ın 100. Yılı – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

Tarihin ve özellikle Türklerin kaderini yakından ilgilendiren I. Dünya Harbinin en önemli savaşları, bu yıl 100. yılını idrak ettiğimiz, Çanakkale Savaşlarıdır. Çünkü, bu savaşlarda dünyanın en güçlü orduları, en modern silahlarıyla Çanakkale Boğazı’ndan geçip, dönemin “Hasta adam”ı Osmanlı İmparatorluğunu tarih sahnesinden silmek istediler. Fakat, bu savaş, güçlülerin zaferiyle değil, hezimetiyle sonuçlanmıştır. Çünkü, Çanakkale Savaşları, beklenmeyen bir direniş ve kahramanlık gösteren Türk ordusunun zaferiyle noktalanmıştır.

Bu zafer, Osmanlı İmparatorluğunun son zaferidir. Bu zafer, I. Dünya Harbinin kaderini değiştirmiş ve uzamasına yol açmış, dolayısıyla Osmanlı İmparatorluğunun da ömrünü uzatmıştır. Bu zaferle Türk milleti ve Türk ordusu yeniden özgüvenini kazanmıştır. Daha da önemlisi, Türk milleti bu zafer sayesinde, bağımsızlığı ve egemenliği tehlikeye girdiğinde, millî mücadeleyi başlatan ve zafere ulaştıran, yeni Türk devletini kuran önderle, Mustafa Kemal Atatürk’le buluşturmuştur.

15Oca/150

“KAMPÜS” yerine “YERLEŞKE” varken “KÜLLİYE” Nereden çıktı? – Dr. Sakin ÖNER

sakin öner“KAMPÜS” yerine “YERLEŞKE” varken “KÜLLİYE” Nereden çıktı? - Dr. Sakin ÖNER

Türkiye’nin gündemi her gün değişiyor. Birçok iç ve dış meselemiz varken, “Gündemcibaşı” gündeme bir konu daha attı: “(Kampus)a niye (Külliye) demiyoruz? Türk Dil Kurumu Fransızca kökenli (Kampus)a çoktan bir Türkçe karşılık bulmuştu: YERLEŞKE.

Şimdi, Osmanlı döneminde cami etrafında kurulan sosyal komplekslere (KAMPUS) yerine Arapça kökenli (YERLEŞKE) denilmesi nereden çıktı? Şimdi “KAMPÜS”, “YERLEŞKE” ve “KÜLLİYE” kelimelerinin, devletin resmi kurumu olan Türk Dil Kurumu Sözlüklerinde ve sosyal medyalarındaki sözlük sitelerindeki anlamlarına şöyle bir göz atalım.

3Oca/150

OSMANLI DEVLETİNİN RESMİ DİLİ TÜRKÇEYDİ, PADİŞAHLAR DA TÜRKÇECİYDİ – Dr. Sakin ÖNER

sakin önerOSMANLI DEVLETİNİN RESMİ DİLİ TÜRKÇEYDİ, PADİŞAHLAR DA TÜRKÇECİYDİ - Dr. Sakin ÖNER

Osmanlı devletinin resmi dili, başlangıçtan beri Türkçeydi. Ama Medrese eğitimi alan, Arapça ve Farsça bilen devlet adamları ve onların katipleri, biraz da sanat ve hüner göstermek için resmi yazışmalarda bu dillerden kelime ve terkipler kullanarak Türkçenin ağdalı ve anlaşılmaz bir hale gelmesine yol açtılar. İlk defa III. Selim, edebiyattaki halk dilinin kelimelerini klasik edebiyatımızda kullanılmasını savunan Türkî-i basit hareketinden etkilenerek Türkçenin sadeleştirilmesi yolunda ilk adım atan Osmanlı padişahı oldu.

II.Mahmut, 1827 yılında 40 öğrenciyle açılan Tıphane-i Amire’ye verdiği önemi ve tıp ilminin Türkçe öğretilmesi konusundaki hassasiyetini Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi’ye gönderdiği mektupta şu sözlerle dile getiriyordu:”…Biz, gerek askerimiz, gerek memleketimiz için iyi hekimler yetiştirip sağlık hizmetinin gerekli olduğu yerlerde görevlendirilmelerine ve tıp bilimini kendi lisanımızla öğretebilmek için gerekli kitapların yazılmasına gayret etmeliyiz…”

10Kas/140

ATATÜRK’TE BİRLEŞMEKTEN BAŞKA ÇIKIŞ YOLU YOK – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

sakin önerATATÜRK’TE BİRLEŞMEKTEN BAŞKA ÇIKIŞ YOLU YOK – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Atatürk’ün fâni varlığının aramızdan ayrılışının 76. yıldönümünü idrak ediyoruz. Zaman ilerledikçe Atatürk’ün büyüklüğünü ve bize kazandırdıklarının değerini daha iyi anlıyoruz. O’nun gerçekleştirdiklerini ve düşündüklerini değerlendirdikçe, bizi ne kadar iyi tanıdığını, görüşlerinin ne kadar isabetli olduğunu, daha iyi kavrıyoruz. O zaman, diğer dünya liderlerinden tamamen farklı bir konumda olduğunu görüyoruz.

Atatürk, sadece Kurtuluş Savaşı’nı kazanan bir asker, Türkiye Cumhuriyeti devletini kuran bir devlet kurucu, ilk cumhurbaşkanı, Türk milletini çağdaş uygarlığa taşıyan bir devrimci ve milletine devletini güçlendirecek ve ayakta tutacak hedefleri ve ilkeleri ortaya koyan bir önder, kendine özgü felsefesi olan bir düşünce adamı değildir. O, dünya liderlerinin bir veya ikisinin taşıdığı bu özelliklerin tamamını şahsında birleştirmiş, ender şahsiyetlerden biridir. O, bir taraftan genç Cumhuriyet’in sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmesini sağlayacak devrimleri yaparken, diğer taraftan da milletini aklın ve bilimin rehberliğinde “çağdaş uygarlık” hedefine yöneltmiş bir dünya lideridir.

25Ağu/140

CUMHURİYET EĞİTİMİNİN EN BÜYÜK MÜDÜR KIYIMI – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

sakin önerCUMHURİYET EĞİTİMİNİN EN BÜYÜK MÜDÜR KIYIMI - Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

Eğitim, milletin tamamının hayatını yakından ilgilendiren ve geleceğine şekil veren en önemli kamusal hizmettir. Şu anda her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının 12 yıl eğitim yapma zorunluluğu vardır. Çocukluktan ergenliğe, oradan da gençliğe uzanan bu 12 yıllık süreçte bir kuşağın dünyasını bütünüyle şekillendirirsiniz. Bu yüzden siyasi iktidarlar en geniş tasarruflarını eğitim hayatı üzerinde yapmışlardır. Türkiye Cumhuriyetinin 91 yıllık hayatında eğitim üzerinde en fazla baskının ve eğitimci kıyımının yapıldığı bir dönemi yaşıyoruz.

İki kuşak arasındaki zaman farkı, 15-20 yıldır. Bir kuşağı 6 yaşında alıp aynı eğitim sistemi içinde yetiştirirseniz, kendi kuşağınızı yetiştirmiş olursunuz. AKP iktidarının 2023 Vizyonunun esprisi budur. 2012 yılında kabul ettirdiği 4+4+4 Eğitim Sistemi, İmam-Hatip Ortaokullarının açılması ve diğer okullarda Kur’ân-ı Kerîm ve Siyer (Peygamberimizin Hayatı) derslerinin seçmeli olarak okutulması, aslında bir eğitim projesinin hayata geçirilmesinden başka bir şey değildir. Bu projenin adını Sayın Erdoğan “Dindar nesil yetiştirme projesi” olarak açıklamıştır. Gerçekten 2023 yılında ilk mezunlarını verecek olan bu proje ile “Yeni Türkiye”nin ilk kuşağı yetiştirilmiş olacaktır.

 

11Ağu/140

SEÇİM SONUÇLARINI DOĞRU DEĞERLENDİRELİM – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

sakin önerSEÇİM SONUÇLARINI DOĞRU DEĞERLENDİRELİM -  Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

Recep Tayyip Erdoğan eşit ve adil olmayan şartlarla yürüttüğü seçim çalışmaları sonucunda % 51.7 oyla Türk demokrasi hayatının ilk halkoyuyla seçilen Cumhurbaşkanı oldu. Milletimize hayırlı ve uğurlu olsun.

Fakat bu seçim sonuçlarından çıkarılacak çok önemli dersler var:

1. Seçime katılma oranı 30 Mart seçimlerinde % 89.5 iken dört ay sonra yapılan bu seçimde % 74,5'a düştü. Dolayısıyla 6 milyon kişi seçime katılmadı. Bunun 5 milyonu MHP+CHP oylarıdır. Katılmayan 1 milyon da AKP'nin oylarıdır. Katılım 30 Marttaki gibi olsaydı, sonuç bugünkünden farklı olurdu, RTE birinci turda olabildi. Seçimi protesto ederek katılmayıp seçim sonuçlarını olumsuz etkileyenlerin oturup eylemlerini bir daha değerlendirmelidirler.

2. Recep Tayyip Erdoğan'ın beklediği oy oranı % 57-58'di. 6 puan altta kaldı, % 51.7 oy aldı. Bu sonuç "Başkanlık" yetkisini istediği kullanamayacağını gösterdi.

3. Seçime katılmayan 6 milyon kişinin ve RTE'ye oy veren 20 milyon kişinin ileride çözüm süreci sonucu doğacak ülkemizi bölünmeye, Sevr'i hortlatmaya götürecek sonuçlardan hiç şikayet etmeye hakları yoktur.

10Ağu/140

KARANLIK GECELERİN ŞAFAĞI SÖKMEK ÜZEREDİR – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

ekmelettin ihsanoğlu prof drKARANLIK GECELERİN ŞAFAĞI SÖKMEK ÜZEREDİR – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

Yüce Türk milletinin Değerli Evlatları!

Bilinen kısmıyla 5 bin yılı aşkın tarihimiz içinde Türk milleti, ideallerini engin ufku ve şaşmaz öngörüsüyle, hep bulunduğu noktadan daha ilerilere taşımıştır. Tarihinde Göktürklerden sonra devletinin adını Türkiye Cumhuriyeti olarak koyan şuurlu Türk milliyetçisi büyük Atatürk'ün kurduğu 91. yılını idrak eden devletimiz ilk 80 yılında da medeniyet yolunda hep ileriye gitmiştir.

Fakat son 10 yılda bütün kurumları ve felsefesiyle Cumhuriyet öncesine özlem duyan ve robot kafalı, standart düşünceli ve biat kültürlü bir nesil yetiştirmeyi 4+4+4 projesiyle hayata geçirmeye çalışan bir yönetimle karşı karşıyayız. Devletin bütün erklerini elinde toplamaya çalışan, kendisine karşı olan bütün kişi, kurum ve kuruluşları ya biat ettirmeyi, ya da yok etmeyi kafasına koymuş bu yönetim, kontrolden çıkmış bir buldozer hızıyla Cumhuriyet'in kazanımlarına saldırıyor.

Tarihimizdeki istibdat dönemlerini aratan bir baskı, dehşet ve zulüm dönemi geçiriyoruz. Özgürlüklerimizin çoğunu özgürce kullanamıyoruz. Hayatın her alanına müdahale ediliyor. Ülke bir korku imparatorluğu haline geldi. Kimse kimseye güvenmiyor. Aynı kurumun çalışanları birbirini nasıl etkisiz hale getireceklerinin hesabı içine sokuldu. Millet; etnisite, din, mezhep, parti, cemaat, ideoloji, felsefe boyutlarında bölünerek birbirine düşman ediliyor. Bir karabasan ülkemizin üzerine abanmış kalkmıyor. Milletin çoğu fakru zaruret ve eğitimsizlikten çaresiz kıpırdıyamaz durumda, "kontrolsüz güç" ne derse onu yapıyor. Milletin çoğunluğu birey olmanın gereğini, üretme ve başarma heyecanını, umut ve ideallerini kaybetmiş durumda...

8Ağu/140

CUMHURİYETİN KAVŞAK NOKTASI 10 AĞUSTOS – Dr. Sakin ÖNER

sakin-ner_thumb1CUMHURİYETİN KAVŞAK NOKTASI 10 AĞUSTOS - Dr. Sakin ÖNER

Türkiye 10 Ağustos 2014’te ilk defa halk oyuyla Cumhurbaşkanını seçmeye hazırlanıyor. Bu seçim, sonuçları itibariyle 91. Yılını idrak eden Türkiye Cumhuriyeti’nin kader seçimidir. Çünkü bu seçim sonucunda; ya iktidara geldiği günden beri Cumhuriyet’in kurucuları ve onların Türk milletine kazandırdıkları değerlerle savaşan, ülkeyi bölünme noktasına getiren ve artık tek şahıs diktatörlüğüne yönelen bir zihniyet başarılı olacak, ya da iyice yozlaştırılan parlamenter sistemi, bozulan kurumlar arası uyumu, kuvvetler ayrılığı prensibini, yok olan hukukun üstünlüğünü yeniden rayına oturtacak bir zihniyet başarılı olacak.

Türkiye Cumhuriyeti’nin son on iki yılına egemen olan siyasi iktidarın “kontrolsüz güç” haline gelen lideri, “Yeni Türkiye” söylemi ardında resmen Türkiye’nin geçmişinden intikam almaya hazırlanıyor. Ona göre “Eski Türkiye”, saltanata ve hilafete son vermiş, laikliği kabuk ederek dinden uzaklaşmış, tekkeleri kapatarak tarikatların gelişmesini önlemiş, dindarlara baskı yaparak dini hayatı engellemiş, üniter yapıda bir millî bir devlet kurarak, bizi İslam ümmetinden koparmış, çağdaş hayat tarzını benimseyerek insanımızı dinî hayat tarzından uzaklaştırmış din düşmanı bir Türkiye’dir. Onun için bu Türkiye bütün kurumlarıyla değiştirilmeli, Osmanlı yeniden hayata geçirilmelidir.

28Haz/140

ÖNYARGI İLE EKMELEDDİN İHSANOĞLU HEZEYANLARI – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

sakin önerÖNYARGI İLE EKMELEDDİN İHSANOĞLU HEZEYANLARI - Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

Siyasi iktidar, muhalefetin Cumhurbaşkanlığı adayı olarak bir ortak “çatı adayı” açıkladıktan sonra, uğradığı şaşkınlığı hâlâ üzerinden atamadı. İktidar, önce büyük muhalefet partileri CHP ve MHP’nin uzlaşabileceklerine, sonra Prof. Dr. Ekmeleddin İHSANOĞLU gibi ezberlerini bozan bir “çatı adayı” üzerinde anlaşabileceklerine inanmıyordu. Fakat, anlaşma gerçekleşti ve sürpriz bir adayla yarışa girildi. Böylece AKP’nin bütün hesapları ve ezberi bozuldu.

Başbakan ve sözcüleri, hâlâ adaya yönelik olumsuz hiçbir olumsuz söz söyleyemediler. Ayrıca hâlâ İHSANOĞLU’na karşı bir seçim stratejisi geliştiremediler. Çünkü kendi kullanacakları din, tarih, kültür, gelenek, vatan, millet, dış politika gibi konular, haksızlığa kafa tutan ve kavgacı tavırlar, İhsanoğlu’na karşı kullanılamayacak. Kullanıldığı zaman da İhsanoğu’nu olumsuz değil, olumlu etkileyecek. Çünkü, millî, manevî, kültürel ve dış politika konularında karşısına çıkacak hiçbir aday İhsanoğlu ile yarışamayacak.

20Haz/140

LİCE – MUSUL VE BOP’UN SONU – Dr. Sakin ÖNER

sakin önerLİCE - MUSUL ve BOP’UN SONU - Dr. Sakin ÖNER

Bir haftada önce Diyarbakır-Lice’de askeri karargahın bahçesindeki, sonra Musul Başkonsolosluğundaki Türk bayrağı iç ve dış terörist güçlerce indirildi. Önce Irak’ta ABD’nin çekilmesinden sonra başlayan çözülme süreci ve iç savaş, ardından Kuzey Afrika ülkelerinde ve Mısır’daki kanlı çatışmalar ve iç savaş, son olarak Suriye’de Beşir Esat’a karşı başlatılan iç savaş ve bölünme süreci son aşamasına gelmiş bulunuyor. Bu, aynı zamanda BOP(Büyük Ortadoğu Projesi)nin de sonuna gelindi demektir.

2000’li yılların başında ABD yükselen Çin ve Hindistan gerçeği karşısında petrol bölgesi olan Ortadoğu’nun çatışma bölgesi olarak kalmasını istemiyordu. Burada önemli rol üstlenecek bir aktöre ihtiyaç vardı. İran’daki İslam devriminden ve Mısır’daki Müslüman Kardeşler’den rahatsız olduğu için tek seçenek Türkiye kalıyordu. Türkiye’de yeni kurulan partinin genel başkanını ABD’ye çağırdılar. “İsrail’in marjinal bir ülke olmaktan çıkıp bölge ülkesi olmasına, bu coğrafyada radikal İslamcı grupların(El Kaide vb.) iktidar olmalarının önlenmesine ve petrol kuyularının ve enerji nakil hatlarının zarar görmemesine yardımcı olacaksın. Bunu kabul edersen, seni iktidar, Türkiye’yi Batı’nın Japonya’sı yapacağız” dediler.

13Haz/140

BAYRAĞIMIZI İNDİRENLERE GÖZ YUMMAK İHANETE ORTAKLIKTIR – Dr. Sakin ÖNER

image  BAYRAĞIMIZI İNDİRENLERE GÖZ YUMMAK İHANETE ORTAKLIKTIR - Dr. Sakin ÖNER

14May/140

AKP’DEKİ OY EROZYONUNUN YÖNÜ MHP’YE DOĞRU – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

sakin önerYüksek Seçim Kurulu 30 Mart 2014 Mahalli Seçimlerinin kesin sonuçlarını açıkladı. Bu sonuçlara göre; seçimlerde yüzde 89,48 gibi son seçimlerde pek görülmeyen yüksek bir katılım oranına ulaşılmıştır. Seçimlerde seçmen sayısı 48 milyon 843 bin 157; oy kullanan seçmen sayısı 43 milyon 543 bin 717’dir.

Belediye Meclisi Üyeliği seçimlerinde; AK Parti yüzde 42,87; CHP yüzde 26,34; MHP yüzde 17,82; BDP yüzde 4,16 oranında oy almıştır.

51 ilde İl Genel Meclisi Üyeliği seçimlerinde; AK Parti yüzde 45,43; CHP yüzde 16,87; MHP yüzde 20,21; BDP yüzde 7,73 oranında oy almıştır.

Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde; AK Parti; yüzde 45,54 CHP; yüzde 31,04 MHP; yüzde 13,65 BDP; yüzde 3,09 oranında oy almıştır.

Belediye Başkanlığı seçimlerinde; AK Parti yüzde 43,13; CHP yüzde 26,45; MHP yüzde 17,76 BDP yüzde 4,18 oranında oy almıştır.

2Nis/140

GERİLİM, MAĞDURİYET VE KAZANIMLAR – Yrd. Dr. Sakin ÖNER

sakin önerGERİLİM, MAĞDURİYET VE KAZANIMLAR – Yrd. Dr. Sakin ÖNER

30 Mart 2014 seçimi mağlubu olmayan, fakat eşkazananlar arasında tek galibi olan bir seçim olarak siyaset tarihimize geçecek. Bu galip AKP’dir. Bu galebesini de; izlediği sanal bir düşmana karşı gerilim stratejisi ve buna bağlı mağduriyet edebiyatı, halkın kazanımlarını kaybedeceği korkusu ve son çıkardığı “bütünşehir yasası”na dönüşen Büyükşehir Yasası’dır.

SONUÇLARIN ANALİZİ

Bu seçimlerin sonucunu önce oy oranlarına göre değerlendirelim;

v AKP, 2009’daki yerel seçimlerde % 39 olan oyunu % 4 arttırmış, 2011’deki genel seçimlerde % 49 olan oyunu % 5-6 geriletmiş görünüyor.

v CHP, 2009’daki yerel seçimlerde % 23 olan oyunu % 4, 2011’deki genel seçimlerde % 26 olan oyunu % 1 arttırmış görünüyor.

v MHP, 2009’daki yerel seçimlerde % 16 olan oyunu % 1, 2011’deki genel seçimlerde % 13 olan oyunu % 5 arttırmış görünüyor. MHP; 3 büyükşehir ve 5 ilde birinci, 29 ilde ikinci parti durumundadır. Bunun parti kurmaylarınca iyi değerlendirilmesi gerekir.

v BDP, 2009’daki yerel seçimlerde %5,7 olan oyunu korumuş görünüyor. Bu parti 2011’deki genel seçimlere bağımsız adaylarla katıldığı için bir mukayese yapamıyoruz.

6Mar/140

BU PAKET PKK’YI KESMEZ – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

sakin önerBU PAKET PKK’YI KESMEZ – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

“Demokratikleşme paketi" olarak bilinen Temel Hak ve Hürriyetlerin Geliştirilmesi Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı, TBMM seçim tatiline girmeden kabul edilen son kanun oldu. Ama bu paket, “30 Mart Seçimlerinden sonra Hükümeti beklemeden özerkliğimizi ilan edeceğiz” diyen PKK güdümündeki BDP’yi kesmez.

Bu son “Demokratikleşme paketi" ile bölücü odaklara hangi ikramlarda bulunulmuş, şöyle bir göz atalım:

*Pakete göre, hem yerel, hem de genel seçimlerde her türlü propaganda, Türkçenin yanı sıra farklı dil ve lehçelerde de yapılabilecek. Artık meydanlarda siyasiler, sadece Kürtçe değil, yerine göre farklı dil ve lehçeler kullanılabilecek.

*Kanunun, "Türkçeden başka dil ve yazı kullanamazlar" ibaresi madde metninden çıkarılarak, ön seçimler esnasında yapılacak propagandalarda Türkçeden başka dil ve yazı kullanılması yasağı kaldırılıyor ve adayların ön seçim propagandasında kendilerini Türkçeden başka dil ve yazıyla da ifade edebilmelerine imkan sağlanıyor. Bununla sadece Kürtçe değil, yerine göre farklı dil ve lehçelerle de propaganda malzemesi kullanılmasının önü açılıyor.

23Ara/130

HEM MAĞRUR, HEM MAĞDUR OLUNAMAZ – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

sakin önerHEM MAĞRUR, HEM MAĞDUR OLUNAMAZ -  Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

Garip bir toplum olduk.

Mağdurların, muhaliflerin, güçsüzlerin, yoksulların, mazlumların, ezilenlerin, adaletsizliğe ve kıyıma uğrayanların, doğru, dürüst ve edep sahibi olanların sesi ve soluğu çıkmıyor.

Buna karşılık mağrurların, muktedirlerin, güçlülerin, varlıklıların, zulmedenlerin, ezenlerin, adaleti katledenlerin, kıyımcıların, yolsuzluk yapan ve yaptıranların, edep ve ahlaktan yoksun olanların ise sesleri ve solukları ise olabildiğince birincilerden daha çok çıkıyor.

Sizin anlayacağınız ikinciler, birincilerden daha cesur, daha atak ve daha cüretkâr…

Bir insan; Hem mağrur, hem mağdur… Hem muktedir, hem muhalif… Hem suçlu, hem güçlü… Hem bölücü, hem birleştirici… Hem Karun gibi zengin, hem yoksul… Hem Müslüman, hem haramzade… Hem adaletsiz, hem âdil… Hem ezen, hem ezilen… Hem kıyan, hem kıyılan… Hem yolsuzluk yapan ve yaptıran, hem doğru ve dürüst… Hem acımasız, hem müşfik, merhametli… Hem ahlaksız, hem ahlaklı ve edep sahibi Olabilir mi? Olamaz…