
ATATÜRK ZAMANINDA KOCAELİ – Müzeyyen ÜNAL
ATATÜRK ZAMANINDA KOCAELİ - Müzeyyen ÜNAL
29 Ekim 1923 - 10 Kasım 1938
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra işgallerle bağımsızlığımız yok edilmek istenildi. Sevr Andlaşması ile yeni sınırlar dayatıldı. Tüm bunlara karşı Gazi Mustafa Kemal'in açtığı bayrak altında milletin verdiği bağımsızlık mücadelesi, zaferle sonuçlandı. Osmanlı'nın dağılmasına sebeb olan İngiltere, Fransa, İtalya; Anadolu direnişi ve Gazi'nin dehası karşısında yenilgiyi tattılar. İtalya ve Fransa TBMM'yi erken tanıdı. İngiltere, işgal ettiği alanlardan üzerimize saldığı Yunan orduları ile bir sonuç alamadı. 1 Kasım 1922'de Son Osmanlı Padişahı Vahdettin, bir İngiliz zırhlısı ile İstanbul'dan kaçması üzerine "Saltanat" kaldırıldı. İzmit Kasrı'nda 16 Ocak 1923 akşamı sabahın ilk ışıklarına kadar devam İstanbul gazetecilerinin davet edildiği basın toplantısında; Gazi Mustafa Kemal'e sorulanlar, yeni kurulacak devletin yapısı hakkında idi. Atatürk'ün açıklamaları adı konulmasa da Cumhuriyet'i tanımlıyordu. 24 Temmuz 1923'de İsviçre'de, aylar süren masa başı mücadelelerinden sonra Lozan Anlaşması imzalandı. Lozan'da sadece işgalciler ve büyük yenilgi ile çekilen Yunanistan'ın değil tüm dünyanın tanıdığı yeni Türk Devleti'nin tapusunu aldık. Sıra devletin şeklindeydi. 29 Ekim 1923 günü TBMM'de Cumhuriyet ilan edildi. Gazi Mustafa Kemal Paşa oybirliği ile Cumhurbaşkanı seçildi. 102. yıldönümünü kutladığımız bu günlerde de dileğimiz Atatürk ilke ve inkılaplarıyla sonsuza dek YAŞASIN CUMHURİYET.
Tuncay Kurt çocukları ile birlikte Kongre Kültür Merkezinde..
23 Ağustos 2025 Cumartesi / Sakarya, Akyazı Altındereli, Tuncay Kurt kardeşim,çocukları ile birlikte Kongre Kültür Merkezinde..
Kocabayramlar Türbesi
27 Ekim 2025 Pazartesi / Kocabayramlar Türbesi..
Ebediyete uğurladıklarımıza Allah rahmetini lütfeylesin..
Kocabayramlar’da Cami karşısında Rıdvan Acar ‘ın evinin bahçesinde…
28 Ekim 2025 Salı / Evini çok mükemmel hale getiren Rıdvan Acar komşumuz saltanatını sürdürüyor.
Evinin önündeki Ocak’taki bahçesi de görülmeye değer..
1948’DEN BUGÜNE FİLİSTİN GERÇEĞİ – Ruhittin SÖNMEZ
1948’DEN BUGÜNE FİLİSTİN GERÇEĞİ - Ruhittin SÖNMEZ
Önceki yazımda, Falih Rıfkı Atay’ın “Zeytindağı” eserinde anlattığı Filistin’i ve Osmanlı’nın son
döneminden İsrail devletinin kurulduğu 1948’e kadar uzanan süreci ele almıştım. Şimdi 1948’den
bugüne yaşanan gelişmeleri kısaca hatırlatmak istiyorum. İsrail’in kuruluş dönemiyle başlayalım.
1948 yılında, İsrail’in kuruluşunu izleyen günlerde, yüz binlerce Filistinli, evlerini terk etmeye zorlandı. Filistinlilerin “Nakba” yani “büyük felaket” adını verdikleri 1948 olayı, bir halkın yurdundan koparılışının simgesidir. İsrail’in devlet ilanıyla başlayan çatışmalarda yaklaşık 700 bin Filistinli evlerini terk etmek zorunda kaldı. 500’den fazla köy ve kasaba boşaltıldı; yüzbinlerce insan mülteci kamplarına sığındı.
O günden bugüne Nakba, bitmeyen bir travmadır. Çünkü o felaket, her nesilde yeni biçimler altında sürmüştür.
İsrail’in bağımsızlığını ilan etmesinden hemen sonra Mısır, Ürdün, Suriye, Lübnan ve Irak orduları Filistin’e girdi. Birinci Arap–İsrail Savaşı (1948–49) başladı. Ama dağınık Arap orduları karşısında örgütlü, Batı destekli ve disiplinli İsrail ordusu üstün geldi. Savaş sonunda Filistin topraklarının büyük kısmı el değiştirdi; halkının çoğu ya göçe zorlandı ya da Ürdün ve Gazze’ye sığındı.
Sonraki Altı Gün Savaşı (1967), Arap dünyasının askeri üstünlük umudunu tamamen yıktı. İsrail
Sina’yı, Gazze’yi, Batı Şeria’yı, Doğu Kudüs’ü ve Golan Tepeleri’ni ele geçirdi. Filistin toprakları
bir kez daha küçüldü, Kudüs fiilen İsrail denetimine girdi.
Bu dönemden itibaren “güvenlik bahanesiyle genişleme” İsrail siyasetinin kalıcı stratejisi haline
geldi. 1967 öncesinde hiç Yahudi sivil yerleşimci yokken, bugün Doğu Kudüs dâhil Batı Şeria’da yaklaşık 700 bin İsrailli yerleşimci, uluslararası hukuka aykırı olarak inşa edilen birimlerde yaşamaktadır. Bu devasa nüfus artışı, apaçık bir toprak gaspı planı ve demografik değişim politikası eseridir.
Ardından gelen Yom Kippur Savaşı (1973) ise Araplara kısa süreli moral kazandırsa da kalıcı
sonuç vermedi.
Bugün İsrail, o savaşlarda elde ettiği stratejik mevzileri daha da genişletmiş durumda: Suriye’nin
güneyinde Golan’ı fiilen ilhak etti, Suriye ordusunun savaş kabiliyetini yok etti, İran’ın Suriye’deki askeri varlığını büyük ölçüde tasfiye etti. Lübnan’da Hizbullah’a ağır darbeler vurdu.
İran’la yürüttüğü savaşta istihbarat ve hava üstünlüğüyle öne geçti. ABD desteğiyle İran’ın
nükleer programına ciddi zarar verdi.
Böylece 1948’den bugüne kadar İsrail, her savaşı yeni bir genişleme halkasına dönüştürdü.
Her yenilgi, Arap toplumlarında “yenilmişlik psikolojisini”, İsrail’de ise “dokunulmazlık inancını”
pekiştirdi.
Falih Rıfkı Atay’ın “Bir avuç Yahudi, altı yüz bin Arap!” diye anlattığı tablo, çok daha büyük bir
coğrafyada ve artık siyasi anlamda da geçerliydi: örgütlü azınlık, dağınık çoğunluğu yönetiyordu.
Komşu ve kardeşlerle beraberiz..
29 Ekim 2025 Çarşamba / Kocabayramlar Mahallesinde dost ve kardeşlerle beraberiz..
Debelen Mantarların nefis tadına varamadık
15 Ekim 2025 Çarşamba / Fikriye Gülcü yengemiz hanımefendi Bağırganlı’da topladığı Debelen Mantarları getirince tadına varamadık.
O kadar nefis olmuş ki..
Sevgili Prof. Dr. Hasan Fehim Üçışık Hocama Rabbim rahmetini lütfeylesin..
Sevgili Prof. Dr. Fehim Üçışık Hocama Rabbim rahmetini lütfeylesin..
İş Dünyası Vakfı İftarı / Türkiye Milli Kültür Vakfı Kültür Evi Eyüp Sultan - İSTANBUL - 22 Kasım 2002