Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
20Mar/150

Kozmik Oda, Kozmik Harp Planları, MİT, diğer istihbarat teşkilatları, Cihet’i askeriye, hukuk, siyasi partiler ve Vatan… / Amiral Soner Polat

Kozmik Oda, Kozmik Harp Planları, MİT, diğer istihbarat teşkilatları, Cihet'i askeriye, hukuk, siyasi partiler ve Vatan... / Amiral Soner Polat spolat102@outlook.com

Bir Ülkenin Savaş Planı Nedir?
Bir ülkenin savaş planları o ülkenin namusudur. Çünkü harpler ülkelerin “ölüm-kalım” mücadeleleridir. Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’nda yenilince tarih sahnesinin dışına çıktı. İşte olası bir harp için yıllarca özenle hazırladığınız, bütün mahrem bilgilerinizi içeren planlarımızın ortalığa saçılması, lafı hiç eğip bükmeden söyleyeyim, namusunuzun kirlenmesidir.

Bir Ülkenin Savaş Planı’nı Kim Korur?
Savaş Planlarının düşman eline geçmesini önlemek, başta MİT olmak üzere devletin istihbarat kuruluşlarının birinci görevidir. Eğer planlar, yakışıklı bir gazetecinin bavulunda pasaport başvurusu yaparken ya da kamuoyunda her açıdan tartışılan ve sonrasında da tarihin çöp tenekesine atılan özel görevli mahkemelerin ek delil klasörlerinde yabancı müşterilerini beklerken, devletin istihbarat teşkilatları çelik çomak oynuyorlarsa, o ülke sahipsiz kalmış demektir.

Dünyanın hiçbir ülkesi bavula giren savaş planının izini takip edemeyen bir istihbarat teşkilatına tahammül edemez ve derhal gereğini yapar! Çünkü savaş planını bile koruyamayan bir istihbarat örgütünü hiçbir devlet beslemez! Hiçbir ciddi devlet, nedeni ne olursa olsun, savaş planını mahkemelere düşürmez! Böyle bir komedi, dış dünyada “ilgili devletin egemenlik yetkilerini kullanmaktan aciz bir duruma düştüğü!” şeklinde algılanır. Her hasım payını almak için sıraya girer!

20Mar/150

VATAN, ZAFER VE MERCİMEK TARLASI – Süleyman PEKİN

VATAN, ZAFER VE MERCİMEK TARLASI – Süleyman PEKİN

Atatürk’ün Sakarya Meydan Savaşı’nda söylediği “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. Ve o satıh, bütün vatandır” sözü 7 Haziran Seçimleri arifesindeki ülkemizin sanki sosyo-ekonomik koşullarını niteliyor.

Ekonomik dengeler, etik / ahlakî değerler, toplumsal bütünlük ve dış politika anlamında gitgide anormalleşen bir yapı üreten bu sürecin normalleşmesi adına önümüzde büyük bir fırsat var: 7 Haziran 2015. İşte bu manada savunma sathımız tüm vatandır.

Gazi M. Kemal’in Kurtuluş Savaşı’nda karşılaştığı en büyük güçlük ne düşman, ne işbirlikçiler, ne de ayaklanmalardı; asırların yorgunu Türk Milleti’ni bu bağımsızlık ve özgürlük savaşına ikna etmekti. Bizim de karşılaşacağımız budur.

Benim vatanım, mercimek tarlamın sınırlarıdır” diyen vatandaşımıza anlatacaklarımız o sınırdan başlamalıdır. ’ı kaynamayan, ’i doğru düzgün olmayan, ’ini – ev’ini adam gibi bakamayan insanımızın gündemine girebilirsek kurtarırız vatanı.

Her idealist ve ülkü sahibi kişi, halkının temel ihtiyaçlarının meşru dairede karşılanması noktasında fikir ve emek üretmek durumundadır. “Aç doyurmak, çıplak giydirmek, yalıncak donatmak”; “Az milleti çok kılmak, çok düşmanı az kılmak”; Göktürk Kitabeleri’nden beri durum budur.

19Mar/150

ÇANAKKALE ZAFERİ ve HATIRLATTIKLARI – Nurullah AYDIN

ÇANAKKALE ZAFERİ ve HATIRLATTIKLARI - Nurullah AYDIN

Türk-Osmanlı devleti batıdaki akılcı bilim ve teknolojik gelişmelerden uzak iç çekişme sorunu yaşar. İslamcılık, Türkçülük, Osmanlıcılık ve Arapçılık akımları yöneticileri ve aydınları arayışa itiyor, devlet politikalarını, halkın gelişmesini, çözüm arayışını kilitliyordu.

Türk-Osmanlı imparatorluğunda; yüzyıllar boyunca Darülfünun dışında üniversite yoktu. Anadolu’da, yabancı okullarla azınlıklar çağdaş eğitim alırken, Müslüman halk eğitimi tarikatlara, cemaatlere bırakılmış, tekke ve zaviyelerde sadece din eğitimi alıyordu. Türkiye doğal olarak sanayileşemedi, kalkınamadı.

Avrupalılar; mezhep din savaşlarını geride bırakmış, reform ve rönesansla aydınlanma ile akıl-bilim-sanat-teknoloji odaklı düşünce ve yaşama yönelmiş, dünya’yı sömürgeleştirmenin getirdiği zenginleşme ve sanayileşme ile refahını artırmış, askeri gücünü yükseltmişti.

Osmanlı paylaşım anlaşmaları gereği batılı güçler; donanmayla Çanakkale’den girerken, kara birlikleri Bulgaristan, Filistin, Mısır-Irak cephelerinde savaş açar.

19Mar/150

Balkanlardaki Türkiye – Alptekin CEVHERLİ

alptekin cevherl,Balkanlardaki Türkiye - Alptekin CEVHERLİ

Sevgili okurlar, uzun bir aradan sonra yine beraberiz. Geçen hafta sonu Kosova’daydım.

Balkanlardaki bu küçük ama önemli ülke ile ilgili izlenimlerini hem turistik bir bakış açısıyla, hem de sosyal yaşam şartları açısından sizlerle kısaca paylaşacağım.

Kosova 2008 yılında Sırplarla yapılan savaş sonrası bağımsızlığını ilan etmiş. Başta ABD ve Türkiye olmak üzere 107 devlet tarafından tanınmış 10 bin km² alana sahip küçük bir ülke. AB’nin ortak parası olan Avro aynı zamanda Kosova’nın da resmi parası. Ülkenin tek uluslararası uçuşlara açık havaalanı başkent Priştine’de. Ancak ne yazık ki, Şehrin oldukça dışında olan bu havaalanından Kosova’nın başka kentlerine gitmek istediğinizde ya mecburen Priştine şehir merkezine uğrayıp oradan otobüse bineceksiniz, ya da zamanınız kıymetli ise taksi kiralayarak Prizren veya İpek gibi şehirlere taksi ile gideceksiniz.

Nüfus yaklaşık 2 milyon. Bunun tahmini olarak 250 bin kadarı Türk. Ancak iş Türkçeyi pratik olarak kullanmaya gelince hayatının tamamında Türkçe kullanan sanırım 60 bini geçmez. Diğer Türkler ise Arnavutça ve Türkçeyi ortak kullanıyor.

18Mar/150

HER KUŞAK YENİDEN HAK EDECEK! – Dr. Sait BAŞER

1902762_1075517315796924_3693812714531257044_n

HER KUŞAK YENİDEN HAK EDECEK! – Dr. Sait BAŞER

17Mar/150

MHP’YE DÜŞEN İLK GÖREV – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez avMHP’YE DÜŞEN İLK GÖREV – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Milliyetçi kesimlerde 7 Haziran seçimleri “köprüden önceki son çıkış” olarak görülmekte.

Yani PKK ile müzakerenin artırdığı bölünme riski, hukuk devletinin yok edilmesi, otoriter rejime hızla kayış, parti devletine dönüşme, ekonomideki bozukluk ve gelir dağılımdaki adaletsizliğin artışı gibi konularda düzeltmeler yapılmasının AKP’nin izlediği politikalara dur denilmesine bağlı görülüyor.

Seçimler ise tam bir adaletsizlik temelinde yapılıyor. AKP sadece parti olarak değil, devletin bütün imkânlarını, medyanın yüzde 80’ini, devletten geçinmeli şirketlerin para havuzlarını kullanırken milliyetçi partilerden sadece MHP cüz’i bir seçim yardımı alıyor. Diğerleri Büyük Birlik Partisi, Hepar ve seçim ittifakı için adı geçen Saadet Partisi hiçbir yardım almadan üyelerinin fedakârlıkları ile faaliyetlerini yürütüyor.

Hafta sonu İzmit’e gelen BBP Genel Başkanı Mustafa Destici 22 senedir faaliyette bulunan partisinin üyelerinin fedakârlığına dair anlattıkları düşündürücü idi. Kendisinin ve ekibinin yurtiçi seyahatlerinin masraflarını bile ceplerinden karşıladıklarını, yerel medya mensuplarına düzenlenen yemeğin masrafını da il yönetiminin karşıladığını söyledi.

14Mar/150

7 HAZİRAN 2015 GENEL SEÇİMLERİNDE TERCİH NE OLMALI? – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

mustafa erkal prof7 HAZİRAN 2015 GENEL SEÇİMLERİNDE TERCİH NE OLMALI? - Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

Bir ülkede ülkenin çıkarları, kuruluş amacı ve felsefesi ülkeyi yönetenlere karşı korunuyorsa; o ülkede hayati sorunlar var demektir. Böyle bir ülkenin ve devletin varoluş gerekçesinin de tehdit altında olduğu kabul edilebilir. Bu tehditleri savuşturmak, caydırıcı olabilmek, gerekli tedbirleri alabilmek, karşı atakları yapabilmek ve güvenlik güçlerini gerektiğinde kullanabilmek siyasi iktidarların işidir. Eğer iktidarlar bunun tersini yapıyor ve anayasayı sürekli çiğniyorlarsa; bunun bir sorumluluğu da vardır. Anayasayı çiğnemenin gerekçesi “Biz zaten bu anayasayı beğenmiyoruz” gibi saçmalamalar olamaz.

Milli kimliğin ve Türk Milleti gerçeğinin dışlanarak dünün aşırı solcularıyla birleşen “Türkiye halkları” iddialarının kabulü, Türkiye’de Türk’ü halklardan biri gibi görmektir. “Türkiye bir halkın değil” safsataları ve ihanet örnekleri son yıllarda dikkatle izleniyor.

Zaten yeni anayasa da ihtiyaçlara uygun olarak gerekli değişiklikleri yapmak için ileri sürülmüyor. Yeni dedikleri ulus-devletin (milli devlet) ortadan kaldırılması, devletin tahrip edilmesi ve Müslüman azınlık yaratma sevdasıdır. Devlete ortak aranıyor. Milli Mücadele ve Cumhuriyet Anadolu’da iki üç devletçik kurulsun diye yapılmadı ve kurulmadı.

13Mar/150

Çanakkale Zaferinin ve “Sarı Siyah”ın 100. Yılı – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

sakin-ner_thumbÇanakkale Zaferinin ve “Sarı Siyah”ın 100. Yılı – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

Tarihin ve özellikle Türklerin kaderini yakından ilgilendiren I. Dünya Harbinin en önemli savaşları, bu yıl 100. yılını idrak ettiğimiz, Çanakkale Savaşlarıdır. Çünkü, bu savaşlarda dünyanın en güçlü orduları, en modern silahlarıyla Çanakkale Boğazı’ndan geçip, dönemin “Hasta adam”ı Osmanlı İmparatorluğunu tarih sahnesinden silmek istediler. Fakat, bu savaş, güçlülerin zaferiyle değil, hezimetiyle sonuçlanmıştır. Çünkü, Çanakkale Savaşları, beklenmeyen bir direniş ve kahramanlık gösteren Türk ordusunun zaferiyle noktalanmıştır.

Bu zafer, Osmanlı İmparatorluğunun son zaferidir. Bu zafer, I. Dünya Harbinin kaderini değiştirmiş ve uzamasına yol açmış, dolayısıyla Osmanlı İmparatorluğunun da ömrünü uzatmıştır. Bu zaferle Türk milleti ve Türk ordusu yeniden özgüvenini kazanmıştır. Daha da önemlisi, Türk milleti bu zafer sayesinde, bağımsızlığı ve egemenliği tehlikeye girdiğinde, millî mücadeleyi başlatan ve zafere ulaştıran, yeni Türk devletini kuran önderle, Mustafa Kemal Atatürk’le buluşturmuştur.

12Mar/151

KANDIRA KİRLİYMİŞ DE HABERİMİZ YOKMUŞ! –Galip ATAMAN

‘HAVAMIZ ÇOK İYİ!’ - Galip ATAMAN

Ak Parti karşıtı siyasiler ve sivil toplum örgütleri her seçim öncesi olduğu gibi bu seçim öncesi de yine sahnedeler.

7 Haziran seçimine sayılı günler kala “kara propaganda” yapan bu gruplara, Ak Parti’nin koruyup kolladığı, ihaleler vererek sahiplendiği Macit Haldız’ın sahibi olduğu gazete de katıldı.

Neymiş efendim, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca iki yılda bir hazırlanan ve sonuncusu 2014 sonlarında yayınlanan“Türkiye Çevre Sorunları ve Öncelikleri Değerlendirme Raporu”na göre kirlilik sıralamasında Kocaelisu kirliliğinde 32, hava kirliliğinde 27, katı atıklarda 19 il arasında imiş.

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanların kulaktan dolma yazdıkları, okuduğunu anlamayan siyasilerin ve STK’ların yaptıkları açıklamalar kamuoyunu yanıltıyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı raporunu kafasına göre yorumlayanlar, Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nun 2012 yılında hazırladığı rapora görmezden gelenler, açıklamalarıyla Dilovası’nın Kanser Ovası olduğunu iddia eden Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’nun suskunluğunun nedenini sorgulamayanlar vatandaşın kafasını karıştırıyor.

Hükümetin, Kocaeli Valiliği’nin, Büyükşehir Belediyesi’nin aldığı caydırıcı önlemleri bilen, yapılan yatırımları gören vatandaş önyargılı olanların açıklamalarına değil yaşadıklarına inanıyor.

Bunun sonucunda da medya güven yitiriyor, sivil toplum örgütleri inandırıcı olmuyor, CHP hep seçim kaybediyor.

11Mar/150

YARDIMCI – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

indirYARDIMCI - Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

Günlük hayatımızda yeterince farkında olmadığımız önemli unsurlardan biride yardımcılarımızdır. Onlar bir insan veya bir alet olabilirler. Varlıkları işlerimizin doğru, kolay ve güzel olmasında çok önemlidirler. İyi ve yeterli oldukları oranında işlerimiz tıkır tıkır işlerken; yetersiz veya kötü iseler vay halimize dedirtecek kadar önemlidirler. İşlerimizde kullandığımız yardımcı aletlerle ilgili bir güzel sözü burada hatırlatmayı uygun buluyorum. ’Alet işler, el övünür.’ dediğimiz bu özlü sözümüz sanatkarlarımızın çok kullandığı bir sözdür. Konunun bu yönü başlı başına bir yazı konusu olup ayrı bir yazı ile değerlendirilmesi gerekir.

‘Vezir’ isimli kitabı okur iken bu konuya değerlendirerek siz değerli okuyucularımla paylaşmak istedim. Bu kitap esas adı Hasan Bin Ali olup, 1008-1092 yıllarında yaşayan Nizamülmülk’ün hayatını romanlaştırarak anlatmaktadır. Yazar, şehrimizin eğitim dünyasının verimli isimlerinden, Kocaeli Ali Fuat Başgil Sosyal Bilimler Lisesi öğretmeni ve müdürü Mürsel Gündoğdu beydir. Nesil Kitapevi tarafından basılmıştır.

10Mar/150

DOLAR NEREYE GİDER, EKONOMİDE KRİZ OLUR MU? – Av. Ruhittin SÖNMEZ

indirDOLAR NEREYE GİDER, EKONOMİDE KRİZ OLUR MU? – Av. Ruhittin SÖNMEZ

AKP iktidarları ekonomi açısından halk tarafından genelde başarılı bulunmakta. Zaten 12 senedir yapılan seçimlerde iktidarını devam ettirebilmesi bu algıya bağlıdır.

Algı her zaman gerçeği yansıtmaz. Bu “başarı hikâyesi” acaba ne kadar gerçek?

Bu durumu Kalkınma Ekonomisti Bartu Soral’ın son kitabı “Tünelin Sonu Kriz” ve Prof. Dr. Ahmet Gökçen’in makalelerinden faydalandığım bilgiler ışığında yorumlamaya çalışalım:

Dolar kurunu belirleyen ana unsur Türkiye’deki enflasyon ile ABD’deki enflasyon arasındaki farktır. Reel olarak mesela Türkiye’de yüzde 10, ABD’de yüzde 1 enflasyon olduysa Türk Lirasının ABD Doları karşısında o yıl yüzde 9 değer kaybetmesi gerekir. Bu olmazsa bir süre sonra ihracatımız zorlaşır, ithalatımız artar. Böylece dış ticaret açığımız büyür.

İçeride ihracat yapamayan ve ucuzlamış ithal ürünlerle rekabet edemeyen yerli üreticiler batmamak için üretim yerine ithalatçılığa döner. Büyüme azalır, işsizlik artar.

Buna karşılık olması gereken kurdan daha değerli olan TL sebebiyle dışarıdan gelen sermaye yüksek kazançlar sağlar. Buna dövize yüksek faiz ve sıcak paranın kazandığı borsa vb kazançlara vergi muafiyeti de sağlarsanız kârları daha da büyüdüğü için bu döviz akışı devam eder.

9Mar/150

AHMET TEKİN NEVŞEHİR MİLLETVEKİLİ ADAY ADAYI

images (1)AHMET TEKİN MHP NEVŞEHİR MİLLETVEKİLİ ADAY ADAYI

Ahmet Tekin 1946 yılında Nevşehir’in Avanos Kazası’nın Karacauşağı Köyü’nde doğdu. İlkokulu bu köyde bitirdi. İlkokula devam ederken 9 yaşında hafızlığı da bitirdi ve Hafız Ahmet unvanını aldı.

1968 yılında İstanbul İmam Hatip Okulu’ndan birincilikle mezun oldu. İmam Hatip 6. Sınıfta iken notları çok yüksek olduğundan bir yıl erken mezun oldu.

1972 yılında İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nü “pekiyi” derece ile bitirdi. 1974 yılında da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden “iyi derece” ile mezun oldu.

1973 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Umumi Sosyoloji Sertifikasını “Pekiyi” derece ile aldı. Hukuk Fakültesinde okurken Hukuk Felsefesi, Hukuk Sosyolojisi ve Hukuk Metodolojisi derslerindeki başarıları ve çalışmaları hocaları tarafından takdirle karşılandı. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Kamu Hukuku Ana Bilim Dalı’nda Doktoraya başladı. Tez safhasında bir ilahiyatçının Kamu Hukuku Doktorası yapması uygun görülmedi. Çalışmaları engellendi ve bu sebeple çalışmalarından vazgeçmiştir.

Adayın İstanbul Barosu’na kayıtlı Avukat olup önemli davaların altında imzası vardır.

8Mar/150

Atçalı Kel Mehmet nerelerdesin? – Cazim GÜRBÜZ

indirAtçalı Kel Mehmet nerelerdesin? - Cazim GÜRBÜZ cazimgurbuz@yahoo.com.tr

"Vali-yi vilâyet, hademe-i devlet, Atçalı Kel Mehmet" cümlesi, bir atasözü olmuştur Aydın yöresinde. Bu sözün elbette bir sebebi vardır. Atçalı Kel Mehmet, haksızlıklara isyan edip, Aydın'ın hâkimi olabilecek noktaya kadar gelmiş bir yiğit adamdır. Bu söz de o yıllara ait işte. Atçalı'nın öyküsü, www.sevginehri.net adlı internet sitesinde şöyle anlatılıyor:

"Aydın'ın Atça kasabasında olan Atçalı Kel Memet Efe, Osmanlı tarihçisi Lütfi tarafından "Eşkıya, hırsız ve katil" olarak gösterilirken, tarihçi Çağatay Uluçay, Atçalı'yla ilgili şu bilgileri veriyor:

Kel Memet, fakir bir zeybektir. Genç yaşında dağa çıkmış, daha sonra bir ihtilalin lideri olmuştur... İhtilal diyorum, daha doğrusu ben demiyorum da ona ait vesikalar Kel Memet'in liderlik ettiği Aydın ayaklanmasına ‘Aydın İhtilali’ adını veriyorlar... Bu, Osmanlı tarihlerinde bilhassa şehirlerde ve kasabalarda ayaklananlar ve idarecileri kaçıranlar veya karışıklığa meydan verenler için kullanılan bir terimdir. Kel Memet'in liderliğinde meydana çıkan Aydın ayaklanması tam manasıyla bir halk ihtilali karakterini taşır görünmektedir.

Çünkü Kel Memet, şimdiye kadar gelmiş geçmiş eşkıyaların yapamadığı bir işi başarmıştır. Aydın ihtilaline lider olan Memet, ilk olarak savaş vergilerinden bunalan Aydınlılara bu vergiyi kaldırdığını ilan etti. Daha sonraları mültezimlerin, voyvodaların ve zabitlerin halktan keyfi olarak topladıkları vergileri kaldırdı.

3Mar/150

PKK DOLMABAHÇE SARAYINDA – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez avPKK DOLMABAHÇE SARAYINDA – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Dolmabahçe Sarayı’ndaki Başbakanlık çalışma ofisinde, Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanının huzurunda, TBMM’nin bir üyesi HDP’li Sırrı Süreyya Önder, terör örgütünün mahkûm lideri Abdullah Öcalan'ın bildirisini okudu.

Şekil Açısından: Mahkûm terör örgütü liderinin mesajının verildiği yer önemli. Yer, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucusu Atatürk’ün de çalışma ofisi olarak kullandığı ve son nefesini verdiği Dolmabahçe Sarayı.

Bu sarayın halen Başbakanlık çalışma ofisi olarak kullanılan bölümünde ve Başbakan Yardımcısı ile birlikte açıklanması da mühim.

Devletin teröristbaşının şartlarını kabul ettiği ve tarafların devletin eşit iki ortağı olduğunun kabul edildiği şeklinde yorumlanabilecek sembolik bir ifadedir bu.

Esas Açısından: İki sene önce (21 Mart 2013) de “Öcalan’ın Nevruz açıklaması” diye Diyarbakır meydanında yüzbinlere böyle bir mesaj okunmuştu. Kandil’de bulunan örgütün liderlerinden Murat Karayılan da, "21 Mart’tan bu yana ve bundan sonra biz hareket olarak, KCK, PKK ve HPG olarak resmi ve açık bir şekilde ateşkes ilan ediyoruz" demişti.

Bu süreç başladıktan sonra PKK’nın silah bırakacağı ve silahlı güçlerini yurtdışına çıkaracağı açıklanmıştı.

Böyle olmadı. Devletin güvenlik güçleri kışlaların ve karakolların dışına çık(a)maz hale getirilirken, PKK “gerillalarını” yurtdışına çıkarmadı, silahları da bırakmadı. Bilakis dağdakilerden bir kısmını şehirlere getirdi. Bölgede alan hâkimiyetini PKK ele geçirdi. Başbakan ve İçişleri Bakanının itiraf ettiği gibi “bölgede kamu düzeni ve güvenliği kalmadı.” PKK bölgede paralel bir devlet kurdu.

1Mar/150

CAYDIRICI OLAMAYAN DIŞ POLİTİKA – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

mustafa e erkal prof drCAYDIRICI OLAMAYAN DIŞ POLİTİKA - Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

Hocalı şehitlerini rahmet ve saygı ile anıyoruz. Dünyanın neresinde Türk varsa; 23 yıl önce gerçekleşen ve 613 soydaşımızı kaybettiğimiz bu insanlık dışı cinayetleri ve katliamı çevresine tanıtma görevi vardır. Kana susamış Ermeni militanlarının bu alçakça ve insanlık dışı soykırımını sadece telin etmekle, salon toplantılarıyla yetinmekle şehitlerimize görevimizi yapmış sayılamayız. Çevremizdeki ve yurtdışındaki yayın organlarında, görüntülü ve yazılı basında sivil halka yönelmiş bu katliamı açık ve öz bir şekilde, aşırı ayrıntıya girmeden, israrla ve bıkmadan ele almalıyız. Yaşayanlar şehitlerine lâyık olabilirlerse yaşamanın bir anlamı olabilir; yoksa hayat boş geçmiş sayılır.

***

Yine Malatya civarında iki askeri uçağımızı kaybettik. Dört değerli subayımızı şehit verdik. Daha önce de o bölgede uçağımız düşmüş veya düşürülmüştü. Sabotaj olup olmadığı açıklanmamıştı. Bu defa da birilerinin aleyhine rapor hazırlanabileceğini hiç düşünmeyelim. Uçakların modernleştirilmesinde sorunlar olabilir; ama asıl dikkatler Malatya Kürecik Üssüne ve Suriye’ye çevrilmelidir.

***

1Mar/150

SABAHA GEBEDİR BÜTÜN GECELER – Av. Tevfik KARABULUT

tevfik karabulut avSABAHA GEBEDİR BÜTÜN GECELER – Av. Tevfik KARABULUT

Kim demiş,gelecek karanlık diye,
Yarınlardan umut kesmeler niye
Baharlar yağmuru verir hediye
Vadiler, ırmağa, göle dönüşür

Sabaha gebedir bütün geceler
Rahmet gelecekse zahmete değer
Suyunu sevgiyle verirsen eğer
Batan diken bile güle dönüşür

Kalpler düzelirse düzelir diller
Akşamdan sabaha değişir haller
Sarpa sardı zannettiğin o yollar
Doğruya götüren yola dönüşür

Dermansız hiç bir dert yoktur cihanda
Çok derdin ilacı saklı zamanda
"Ol" der ise Rabbım olur o anda
Keskin sirke dahi bala dönüşür

Su gibi akıyor,yürüyor zaman
Dünya bu, ahvali değişir her an
Yolunu şaşırmış dediğin insan
Sabır şükür bilen kula dönüşür

28Şub/150

“Suriye’de toprak kaybetmedik peki Ege’de” – Ümit ÖZDAĞ

1524875_10153710896100341_977325610_n_thumbÜmit Özdağ: Suriye’de toprak kaybetmedik peki Ege’de

AKP Hükümeti, Orta Doğu’dan ricat anlamına gelen Türk Mezarı resmi adı ile Süleyman Şah Saygı Karakolu’nun üzerinde olduğu toprağı IŞİD terör örgütüne terk ederek, Türkiye sınırına 180 metre uzaklıkta bir bölgeyi yeni mezar yeri olarak ilan etmenin toprak kaybetmek anlamına gelmediğini söylüyor. İlk bakışta öyle. Ne kadar toprak bıraktı isek o kadar aldık. Oysa mesele öyle değil.

Bıraktığımız topraklar devletler hukuku tarafından Türkiye Cumhuriyeti’nin toprakları. Aldığımızı ileri sürdüğümüz topraklar ise fiilen işgalci konumda olduğumuz topraklar. Hiçbir uluslararası anlaşmaya dayanmadığı gibi Suriye Hükümetinin itiraz ettiği bir yer değiştirme söz konusu. Ancak bir an için AKP Hükümetinin gerekçesini doğru ve haklı kabul edelim. Bıraktığımız kadar toprak aldık. Tehlike geçince geri gideceğiz. (Tabii bu husus vatan topraklarının tehlike anında terk ve taşınabilirliğini kabul etmektedir.)

27Şub/150

TÜRKİSTAN’DA EZİLEN İNSANLIK ONURU – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal çiftçigüzeliTÜRKİSTAN’DA EZİLEN İNSANLIK ONURU - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Vefatının 5. Yıldönümünde İstanbul Fındıkzade Grand Anka Oteli’nde Doğu Türkistan Vakfı Başkanı Emekli Tuğgeneral Mehmet Rıza Pekin Paşa’yı anma toplantısı yapıldı.

Doğu Türkistan Mücadelesinin fedakar isimlerinden Hamit Göktürk telefon edince “Koşarak gelirim. Rahmetli Bekin Paşa ile derin sohbetlerimiz olmuştu. Birçok toplantıda ve iftarlarda aynı sofrayı ve endişeyi paylaşmıştık. Bir vefa olarak bile gelmem gerekir!” dedim ve gittim.

Toplantıyı değerli alimimiz Prof. Dr. Abdülkadir Donuk yönetti, Doğu Türkistanlı Akademisyenler Prof. Dr. Alimcan İnayet, Doç. Dr. Erkin Emet, Yrd. Doç. Dr. Mağfiret Kemal Yunusoğlu Bekin Paşayı anlattılar. Türk Dünyasının her bölgesinde emeği ve hizmeti olan Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş Türkistan Davası ve Rıza Bekin Paşa’yı öyle güzel anlattı ki yüreğinizde bir eylem olduğunu herkes hissetti.

TÜRKİSTAN’DA İNSANLIK KATLEDİLİYOR

Konuşmacıların anlattıkları dehşet resimlerdi. Son bir haftada Çin yönetiminin yaptıkları şöyle: Türkistan kan revan içinde. 3 Köyde 27 Uygur Türkü şehit edildi. Bunlardan ikisi, baba ve 10 yaşındaki oğlu. Namaz kılmak yasak, gizli de olsa ibadet etmek mümkün değil. Canınızdan oluyorsunuz. Çünkü Pekin yönetimi iyi biliyor ki Türkistanlıları diri tutan dini ve dilidir. Buna mani olunursa mesafe alınacağını, Türklerin asimile olacağı sanılıyor! Canları pahasına da olsa Uygurlar kimliklerini korumak için dininden ve dilinden vazgeçmiyor. Peki Çin zulmü nasıl azaltılabilir?

26Şub/150

SUFİ GÖZÜYLE KADIN – Av. Zeki HACIİBRAHİMOĞLU

SUFİ GÖZÜYLE KADIN – Av. Zeki HACIİBRAHİMOĞLU

Elime bir kitap geçti. Süleyman Uludağ’ın “Sufi Gözüyle Kadın” kitabı.

Yazar bu kitabı niye yazmış? Maksadı nedir? Vermek istediği mesaj nedir? bir kaç kez okuduğum halde bu soruların cevabını bulamadım. Çünkü benim niyet okuma gibi bir maharetim yoktur.

Öncelikle sufi kelimesinin manasını araştırdım. İslam Ansiklopedisinde şöyle bir tarif buldum;

Sufi, tasavvufi hayat tarzını benimseyerek hakkın yakınlığını kazanmaya çalışan kimse, diye tanımlanmış.

Kitaptan bazı bölümler; “Otuz sene aralıksız oruç tutan şeyh Abdullah Zaid Ahmed Cam Namekiyi ziyaret etmiş, Ahmet Cam Nameki ulu bir zatmış, on iki senedir eşine karşı görevini yerine getiremeyen Abdullah Zaid’e bir ilaç tarifi vermiş Zaid de bu tarifi uygulamış ve erişmişlik mertebesine ulaşmış. Zaid tarif edildiği şekilde hareket etmiş ve otuz sene ibadet ederek ulaşamadığı evliya derecesine bir cinsi ilişki neticesinde ulaşmış.”

“Hz. Peygamber, belki de erkeği arındıran ve yücelten bu özelliklerden dolayı kadınları seviyordu. Ünlü Zaid İbn Ömer’in cinsi ilişki ile iftar ettiği cimadan sonra akşam namazını kıldığı, yatsıdan evvel de dört cariyesi ile ilişkide bulunduğu rivayet edilir. “

25Şub/150

MÜJDE(!) RİCAT KÜLTÜRÜMÜZ HORTLADI – Süleyman PEKİN

süleyman pekinMÜJDE(!) RİCAT KÜLTÜRÜMÜZ HORTLADI – Süleyman PEKİN

Birkaç yazıdır artık Başbakanlığa erişen ve yazdığı Stratejik Derinlik kitabıyla Türkiye’nin son 13 yılının dış politikasının rotasını belirleyen Prof. Ahmet Davutoğlu’nu teoriden pratiğe analiz etmeye çalışıyoruz. Günün özeti; hayaller hoş olsa da karşılığı yok.

En çok da Osmanlıcılık merakından belli. Hiçbir tarihçi 623 yıllık Osmanlı’yı tek bir kalıpta ve aşamada değerlendirmez. Rahmetli Atilâ İlhan gibi sorar dururlar: Hangi Osmanlı? Benim gördüğüm ve ikidir yazdığım şimdilerdeki nevzuhur Yeni Osmanlıcılarımızın hepsi Dağılma Dönemi Osmanlıcısı.

Devlet-i Âliye’nin son döneminde ne kadar hata ve zaaf varsa, ne kadar paça düvel-i muazzamanın kasnağına kaptırılmışsa, ne kadar korku ve eziklik kompleksi varsa onu kuşanmış ve mezarlıktan geçerken ıslak çalar gibi mehter çalıyorlar.

Yine dedik; Türkiye Cumhuriyeti atom çekirdeği sadedinde kurulmuş bir devlettir. Tedbir ve teenniyle hareket eder ama fırsat da gözetir. 1938-39 Hatay’ın bağımsızlığı ve ilhakı aynen öyledir. Gecikmiş de olsa 1974 Kıbrıs Harekâtı’yla adanın 3’te 1’inden fazlasını almamız ve Kuzey’e topladığımız Türklerle apayrı bir Devlet kurabilmemiz de böyle.