
Dinimizi öğrenmek, Kuranı anlamak, İslam’ı yaşamak; – Dr. H. İbrahim KAHRAMAN
Dinimizi öğrenmek, Kuranı anlamak, İslam’ı yaşamak; - Dr. H. İbrahim KAHRAMAN
Dini inançlar toplumlar için her zaman önemli olmuştur. İnsanların günlük hayatından, sosyal ilişkilerine; aile ilişkilerinden, iş ilişkilerine kadar her davranışımızda etkisi olan dini hassasiyetlerimiz insanların hayatında her zaman önemini korumuş ve korumaya devam edecektir.
Mensubu olduğum ve inandığım İslam Dininin kutsal kitabı olan Kuran-ı Kerim’in mealini defalarca okumuş bir insanım. İnancım önce ailemden aldığımız değer yargıları ile şekillenmiştir.
EMEKLİ MEMURLARIN GASP EDİLEN ALIN TERLERİ – Seyfettin KARAMIZRAK
EMEKLİ MEMURLARIN GASP EDİLEN ALIN TERLERİ - Seyfettin KARAMIZRAK
Bilindiği üzere, Anayasaya Mahkemesi, 7 Ocak 2015 Tarihli ve 29229 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan; 25.12.2014 Tarihli ve E: 2013/111, K: 2014/195 Sayılı Kararı ile; 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu 89. maddesi 4. fıkrasındaki; "emekli ikramiyesinin hesabında 30 fiili hizmet yılından fazla sürelerin dikkate alınmayacağına" ilişkin hükmünü oy çokluğuyla iptal etmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, Emekli Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığı, “devletin şefkat tebessümünü yansıtacağına, eski somurtkan yüzünü hatırlatarak” ilgili kararın; “07.01.2015 tarihinden itibaren hüküm ve sonuç doğurmaya başladığını, Anayasa’nın 153.maddesi uyarınca iptal kararlarının geriye yürümeyeceğini, ilgili kararın 07.01.2015 tarihinden önce olan emekliler ile dul ve yetimleri kapsamayacağını” ifade etmektedir.
Bu ifadeye göre 07. 01. 2015 tarihinden sonra emekli olan memurlar, 30 yıl sınırlamasına takılmadan, çalıştıkları sürenin tamamının ikramiyesini alacaklardır.
DEVLET BENİM – Av. Ruhittin SÖNMEZ
DEVLET BENİM – Av. Ruhittin SÖNMEZ
Tarihçi Erhan Afyoncu çok yaygın bir yanlışı düzeltiyor. Fransa Kralı XIV. Louis (14. Lui)’nin kendisine atfedilen meşhur “devlet benim” sözünü söylemediğini ifade ediyor.
Evet, XIV. Louis kendisinin Tanrı'nın yeryüzündeki temsilcisi olduğuna ve krala karşı yapılan itaatsizliğin büyük günah olduğuna inanıyordu.
Efsaneye göre XIV. Louis, 1655'te Paris Parlement'ine (Yüksek Mahkeme/Adalet Sarayı) girerek hâkimin sözünü "devlet benim" diye kesmişti.
Ancak XIV. Louis hiçbir zaman "devlet benim" dememiş. Bu Voltaire tarafından yaratılan bir efsane imiş.
*****
Karamürsel’de Devr-i Alem – İsmail KAHRAMAN
Karamürsel’de Devr-i Alem – İsmail KAHRAMAN
Kocaeli’nin kültür, tarih, turizm de marka çok önemli değerleri var. Kocaeli’nin 12 ilçesi var. Bugün 2 deniz ve 1 göle bitişik tek il Kocaeli. Ancak Kocaeli’nin kültür ve tarih turizminde marka değerlerine bir türlü sahip çıkamıyoruz. Kocaeli’nin kıymetini de maalesef bildiğimiz yok.
OĞUZ ÇETİNOĞLU ağabeyin 3 Mayıs TÜRKÇÜLER GÜNÜ TEBRİĞİ
OĞUZ ÇETİNOĞLU ağabeyin 3 Mayıs ‘Türk Milliyetçileri Günü’ mesajı
Yanlış bir isimlendirme ile ‘Irkçılık – Turancılık Dâvâsı’ olarak anılan duruşmaların ikincisi, 3 Mayıs 1944 tarihinde yapılmıştı. Dâvâ, aslında, ‘Türk Milliyetçilerini sindirme – ezme maksadı’ ile açılmıştı. Fakat duruşmadan sonra Türk Milliyetçilerinin sindirilemeyeceği, asla ezilemeyeceği muhteşem bir şahlanışla cihana ilan edildi.
Bu şahlanışı kutlamak maksadıyla 1945 yılından sonra 3 Mayıs günleri, ‘Türkçülük Günü’ olarak değerlendirildi.
1992 yılında, Cennetmekân Başbuğ Alparslan Türkeş, ‘Türkçülük’ kelimesinin ‘ırkçılık’ kavramını çağrıştırdığı gerekçesiyle, ‘Milliyetçiler Günü’ isimlendirmesinin daha doğru olacağını belirttiler.
Değerli dostlarımızın bir kısmı, her milletin milliyetçisi olduğunu ileri sürerek bu tavsiyeye sıcak bakmıyorlar. Haklıdırlar.
AŞIRI SOLUN BİR YANILGISI ve ARANAN “MASA” – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL
AŞIRI SOLUN BİR YANILGISI VE ARANAN “MASA” - Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL
Giresun Üniversitesinin düzenlediği bir açık oturumda konuşmacı olarak birlikte olduğumuz Doç.Dr. Mehmet Akif Okur güzel bir hizmete imza atacağını söylemişti. Şimdilik makale şeklinde olan çalışmanın kitap haline dönüşeceğinden şüphemiz yoktur.
Doç.Dr. Okur, değerli devlet adamı rahmetli Alparslan Türkeş’e çamur atmak isteyenlere belgelere dayalı olarak ve ABD arşivlerinden de faydalanarak gerekli cevabı veriyor. Makalesi Türk Yurdu Dergisi’nin Nisan 2015 tarihli 332. Sayısında yayınlandı.
Doç.Dr. Okur yaptığı araştırma sonucunda, ABD’yi çok iyi tanıyan rahmetli Türkeş hakkında bizzat ABD arşivlerinde ve CIA belgelerindeki olumsuz ifadeleri ortaya koyuyor. Rahmetli Türkeş ABD çıkarları karşısında engel görülüyor.
BİR EĞİTİM ÇALIŞMASI VESİLESİ İLE İZMİT’İ TANIMAK ve TANITMAK – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN
BİR EĞİTİM ÇALIŞMASI VESİLESİ İLE İZMİT’İ TANIMAK ve TANITMAK - Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN / kocalab@hotmail.com
21 Nisan – 24 Nisan 2015 tarihinde 6 Avrupa ülkesinden 26 okul öncesi öğretmenini ağırladık. Çocuk Kasabası Anaokulumuzun da ortak olduğu bir Avrupa Birliği projesi kapsamında İtalya, İspanya, Romanya, Polonya, Macaristan ve Letonya’dan gelen bu eğitimcilerle okulumuzun öğretmen ve yöneticileri bu alandaki uygulamaları, ihtiyaçları, yenilikleri değerlendirdiler. Her ülke kendi uygulama ve sonuçlarını değerlendirerek daha iyi bir okul öncesi eğitim ile ilgili bilgilerini paylaştılar.
Eğitimin önemini belirtmeye gerek yok. 3 – 5 yaşları döneminde hizmet veren Çocuk Kasabası Ana Okulumuzun genel eğitim ile ilgili sunumunu aynı zamanda okul yöneticisi olan Ayşenur Aytekin, yabancı dil eğitimi ile ilgili sunumu ise Şule Elif Demircioğlu yaptılar. Verilen bilgilerin ve uygulamaların diğer ülke eğitimcileri tarafından takdir ve tebrikle karşılanması ülkemiz ve şehrimizi temsil etme noktasında bizim için gurur vesilesi olmuştur. 23 Nisan Çocuk Bayramımıza denk getirilen bu değerlendirme toplantısı diğer ülkelerden gelen eğitimcilerin 23 Nisan’ın özel bir Çocuk Bayramı şeklinde kutlandığının gösterilmesi bakımından seçilmiş bir tarihti. Bu Milli Bayramımızın bir çocuk şenliği halinde kutlamamız ve belediyemizin bu organizasyonlara ev sahipliği yaparak bunu uluslararası bir çocuk şenliğine dönüştürmüş olması takdir ve tebriklere konu olmuştur.
KİMSE BAŞIMIZA VURAMAZ BİZİM – Av. Tevfik KARABULUT
KİMSE BAŞIMIZA VURAMAZ BİZİM – Av. Tevfik KARABULUT
Dostlukların defterini dürenler
Selamı hesapla alıp verenler
Günde on kez kıble değiştirenler
Gönül kapımızdan giremez bizim
Sevgidir dünyada her şeyin başı
Nefret, gönüllere yaşatır kışı
Merhemi muhabbet olmayan kişi
Gönül yaramızı saramaz bizim
Hırsını aklının önüne koyan
Kendini ölümsüz feriştah sayan
İster Karun olsun ister Süleyman
Saygımızı asla göremez bizim
Bir tatlı söz bile mest eder bizi
Güldürür bir tebessüm yüzümüzü
Çekinmeden deriz her sözümüzü
Kimse başımıza vuramaz bizim
HUKUK ve EKMEK – Av. Ruhittin SÖNMEZ
HUKUK VE EKMEK – Av. Ruhittin SÖNMEZ
“Kumpas” olduğu kesinleşmiş bulunan Ergenekon, Balyoz, Casusluk, Oda TV vd davalarda yaşanan hukuksuzlukların bir benzeri “paralelci” davalarında yaşanmakta.
Samanyolu Yayın Kurulu Başkanı Hidayet Karaca ile “Cemaat yanlısı polisler” için verilen tahliye kararları infaz savcılığı tarafından uygulanmıyor.
Başbakanın seçim mitinginde verdiği gözdağından sonra tahliyelerin yapılması pek mümkün değil. Ama bu aynı zamanda demokrasinin vazgeçilmez şartı “kuvvetler ayrılığı” ilkesinin rafa kaldırıldığının bir kere daha ispat edilmesi olur.
Bu tutuklu şahısların bir kısmının geçmişteki benzer hukuksuzlukları yapmış veya savunmuş olmaları “adil yargılanma hakkını” ortadan kaldırmamalı. Hukuk kendi kuralları çerçevesinde çözüm bulmalı. Seçim meydanından verilen direktifler yargı bağımsızlığına leke sürmek demektir.
Bu hukuksuzluklar da muhtemelen kitlelerin seçimlerdeki tercihini pek etkilemeyecek. Seçmene sorsanız “Hukuk karın doyurmuyor” diyecektir.
Araştırma şirketleri özellikle 17/25 Aralık 2013 olaylarını takip eden bütün seçimlerde beklenenin aksine rüşvet, yolsuzluk iddialarının oldukça somut verilerinin bile etkili olmadığını gösterdi.
“Belgelere Göre Türk – Ermeni İlişkilerinde Katliam ve Soykırım İddiaları”, Ömer Lütfi TAŞÇIOĞLU, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Tezi, 24 Haziran 2014
TÜRK-ERMENİ İLİŞKİLERİNDEKİ TARİHSEL GERÇEKLER - Ömer Lütfi TAŞÇIOĞLU
ERMENİLERİN SELÇUKLU VE OSMANLI DÖNEMİNDEKİ YAŞAMLARI
Türklerin Ermenilerle irtibatı 1026 yılında Çağrı Bey’in Anadolu topraklarına girişiyle başlamıştır. Selçuklular Bizans’ı yenerek Anadolu’ya hakim olduğunda Ermeniler Bizanslılara bağımlı prenslikler halinde varlıklarını sürdürmekteydi. Türkler bu topraklara egemen olunca Ermeniler Selçuklulara bağımlı hale gelmiştir.
Ortaçağ Ermeni tarih yazarlarının Bizans İmparatorluğu ve Haçlılar için yergi dolu ifadeler kullandıkları fakat Türk hükümdarlarından hep övgüyle söz ettikleri görülmektedir. Ermeni tarihçi Urfalı Mateos, Melikşah’tan bahsederken: “Sultanın yüreği, Hristiyanlara karşı şefkatle dolu idi. O, geçtiği memleketlerin halkına bir baba gözü ile bakıyordu. Böylelikle hiç muharebe yapmadan birçok eyalet ve şehirlere hakim oldu” [1] sözlerini kullanmaktadır.
Osmanlı Devleti kurulduktan sonra Ermeniler Osmanlı Devleti’ne bağlanmışlar, Ermeni dini reisliği önce Kütahya’ya, 1324’te Bursa’ya, İstanbul’un fethinden sonra ise İstanbul’a nakledilmiş ve Ermeni Patrikhanesi Fatih Sultan Mehmet tarafından kurulmuştur.
Osmanlı İmparatorluğu’nun yükseliş döneminde Ermeniler devletin sadık bir tebaası olmuşlardır. Gerileme döneminde ise emperyalist devletlerin de kışkırtması ile Osmanlı Devleti’nden koparacakları topraklar üzerinde bağımsız bir Ermenistan kurma hayaline kapılmışlardır.
Osmanlı Devleti, Ermenileri her dönemde kendi iç işlerinde ve dinlerinde serbest bırakmış, onlara kendi okullarında eğitim yapmaları, kendi aralarındaki davaları kendilerinin çözmesi, askerlikten muaf olmaları gibi haklar tanımış ve bu kapsamda 1863 yılında Ermeni Milleti Nizamnamesi’ni kabul etmiştir.
DEVRAN FENA DÖNDÜ AHİR ZAMANDA – Av. Tevfik KARABULUT
DEVRAN FENA DÖNDÜ AHİR ZAMANDA – Av. Tevfik KARABULUT
Devran fena döndü Ahir zamanda
Muhabbetin keyfi kaçtı bir anda
Kelimeler yorgun, harfler isyanda
Cümleler moralsiz, sözler gülmüyor
Felek vurdu, viran etti dünyayı
Kabuslar kuşattı, haftayı, ayı,
Acılar kavurdu, yaktı sineyi
Gülücükler sahte, özler gülmüyor
Herkes kendi telaşında, derdinde
Niceleri garip kaldı yurdunda
Umutlar uzakta, dağın ardında
Başlar öne eğik, yüzler gülmüyor
Işıkları sönükleşti zamansız
Bakışlardan belli, bitik, dermansız
Canlı mı, ölü mü bilmek imkansız
Donuk donuk bakan yüzler gülmüyor
Sanki derman hiç kalmamış ellerde
Gönüller sızlıyor, tat yok dillerde
Parmaklar mızrabı tutamaz halde
Tellerin keyfi yok, sazlar gülmüyor
GÜLELİM, GÜLDÜRELİM DİYENLERE SELAM OLSUN
MASKELİ OYUN ve OYUNCULAR – Nurullah AYDIN
MASKELİ OYUN VE OYUNCULAR - Nurullah AYDIN
Halkın inancı, düşüncesi, duyguları, umudu, yaşamı, geçimi, geleceği, siyaset malzemesi yapılıyor.
Hile, tuzak, kumpas, yalan, kayırma, yağcılık, yandaşlık, menfaatlenme ile hertürlü ahlaki değerler altüst oluyor.
Halkın yoksullukları, istismar edilerek siyaset malzemesi yapılıyor.
Farklı kimliklerde masum görünümlü şeytanlar esip gürlüyor.
Her yolsuzluk iddiası ve ahlaksızlık isnadı unutturulmaya çalışılıyor.
Yaygın ve sistematik ihanetler zinciri uzuyor.
Bir kesime göre ihanet diğer kesime göre vatanseverlik.
Bir kesime göre ahlaksızlık diğer kesime göre ahlaklı.
Hesabı; kim kimler nasıl soracak?
BEN MİLLETVEKİLİ OLSAYDIM; – Fazlı KÖKSAL
Fazlı KÖKSAL
Siyasete atılmayı hiç düşünmedim... Sırça köşkümde kitaplarımla olmak bana hep kâfi geldi... Bir sohbet sırasında, dostumun birisi sordu; sen milletvekili olsaydın ne yapardın? Ben de oturdum yazdım;
ZAMANA SESLENİŞ – Cafer GENÇ
ZAMANA SESLENİŞ - Cafer GENÇ .. Bursa - 2014
Bir gün gelir geçer ömür dediğin,
Anılar hayata bağlar diyorlar...
Arayıp da soran olmazsa eğer,
Yaşlı gözler gülmez, ağlar diyorlar..
Titreyen ellerde sevgi oldunuz,
Kol kanat olmaya sezgi oldunuz,
En güzel sözlere ezgi oldunuz
Ezelden ebede çağlar diyorlar...
Sonbahar yaprağı umut bağları,
Çile çekip aşmış yüce dağları,
Zamana sığdırmış asrı, çağları,
Sesi yürekleri dağlar diyorlar...
Sahipsiz sevgiler anlamsız desen,
Mahsun bakışlarla yarına ersen,
Ak düşmüş saçların sırrını bilsen,
Erir yüreğinde yağlar diyorlar...
Perişan olmasın kalan günlerin
Yaşanmış sayılmaz yalan günlerin
Derin duygulara dalan günlerin
Az da olsa ümit sağlar diyorlar...
ÖĞRENCİLERİM, YAŞLILARI ZİYARET İÇİN HUZUREVİNE GİDERLERKEN BENDEN DE BİR ŞİİR YAZMAMI İSTEMİŞLERDİ,, YAZDIM, BEĞENDİLER, PAYLAŞAYIM BAKALIM SİZLER DE BEĞENECEK MİSİNİZ... EEEE, BİZLER DE YAŞLANIYORUZ ARTIK.. Cafer GENÇ
SEÇİM ÖNCESİNİN GÜNDEMİ – Prof. Dr. Mustafa E. ERKAL
SEÇİM ÖNCESİNİN GÜNDEMİ - Prof. Dr. Mustafa E. ERKAL
7 Haziran 2015 Genel Seçimleri öncesinde ülkenin gündemini işgal eden belirli konular vardır. Anlaşılan tartışmalar bu gündem maddeleri üzerinde sürdürülecektir. Bu gündem maddeleri de gerçekleri örtmek üzere başka konularla değiştirilebilir. İktidar gündem değiştirmede oldukça başarılıdır.
Her ne kadar unutturulmuş gibi gözükse de yeni anayasa tuzağı ülkenin ufkundaki kara bir buluttur. Yapılmak istenen ülke ihtiyaçlarına göre bir anayasa değişikliği değildir. Arzu edilen Milli Mücadeleye dayalı Türkiye Cumhuriyetinin tasfiyesi ve Devleti kuran milli iradenin kökten değiştirilmesidir. Anayasa üzerinde yapılan tartışmalar bundan dolayı ilk 3 maddede, 6. ve 66. maddelerde yoğunlaşmaktadır. 6. madde egemenliğin kayıtsız şartsız milletindir diyor. Türk Milletinden bahsediyor. Hiçbir kimse veya organın kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanamayacağını işaret ediyor. 66. madde de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını bütünüyle kucaklayarak onları Türk olarak kabul ediyor. Herhangi bir etnik veya biyolojik ayırıma gitmiyor.
Diğer bir gündem maddesi önce Kürt Açılımı, daha sonra demokratik sıfatı takılan açılım ve çözüm masalları ile ilgilidir. Halkı ikna çabalarına, yayın organlarının gayretlerine ve bir skeç konusu olan Akiller Heyetinin çalışmalarına rağmen, bu süreç gizli kapaklı yürütülse de bir çözülme sürecidir. Sürecin patentini elinde tutanlar da yabancılardır. Yani bizi çok seven sözde dost ve müttefiklerimiz...
PROF. DR. MEHMET ERÖZ – Av. Zeki HACIİBRAHİMOĞLU
PROF. DR. MEHMET ERÖZ – Av. Zeki HACIİBRAHİMOĞLU
Merhum Mehmet Eröz hocamız, bir ülkü alimi olarak her şeyin Türk’e göre Türk tarafından Türk için yapılmasını isteyen değerli bir sosyolog, bir ilim adamıdır.
1930 yılında Aydın’ının Söke ilçesinde doğan Eröz, geçimini saraçlık ve bahçıvanlıkla sağlayan bir ailenin çocuğudur. Babasının adı Serçinli Ali Efendi’dir. Ana tarafından Akkuşoğlu Hasan Hüseyin Ağa’nın torunudur. İlkokulu Kocagözoğlu İlkokulu’nda, Ortaokulu Kemalpaşa mahallesindeki –şuanda vergi dairesinin bulunduğu yerde eskiden var olan-Söke ortaokulunda tamamlamıştır. Ortaokulda ailesinin isteği üzerine Manisa lisesine kaydolmuş, ancak birinci yılın sonunda okumak istemediği için okulu bırakıp gelmiştir. Bir yıl boyunca çiftçilik yapmış ve ailesine bahçıvanlıkta yardımda bulunmuştur. Yaz tatilinde arkadaşları sınıflarını geçmiş olarak geldikleri zaman, onların karşısında mahcup duruma düşmesi sebebiyle okumaya karar vermiştir. Bu kez Aydın Lisesi’ne kaydolmuş, aynı yıl açılan Aydın Ticaret Lisesi’ne kaydını yaptırarak eğitimine burada devam etmiştir.
EDİRNE’NİN TAPU SENEDİ: SELİMİYE KÜLLİYESİ ve DİPLOMASİYE YÖN VEREN DEHA: MİMAR KOCA SİNAN – Mahmut Haldun SÖNMEZER
9 Nisan 1588 tarihi Mimar Sinan’ın ebedi âleme göçtüğü gündür. Ben de Divanyolu Dergisi’nin nisan sayısı için Koca Sinan’ın ölüm yıldönümünde Sinan ile Selimiye ilişkisini anlatan bir yazı yazdım. Dergi hafta içinde abonelere gönderildi. Ben de dergiye ulaşamayan arkadaşlarım için yazıyı sayfamda paylaşıyorum.
EDİRNE’NİN TAPU SENEDİ: SELİMİYE KÜLLİYESİ ve DİPLOMASİYE YÖN VEREN DEHA: MİMAR KOCA SİNAN - Mahmut Haldun SÖNMEZER
Kanuni devri Osmanlı tarihinde adeta her biri birbirinden büyük adamların resmigeçit yaptığı bir şöhretler galerisi gibidir. Barbaros’tan Sokullu’ya, Piri Reis’ten Baki’ye, Ebussuud Efendi’den Kemalpaşazade’ye uzanan bu ölümsüzler kervanının en uzun menzilli halkası ise sanatıyla sadece kendi asrını değil, asırları kucaklayan Sinan’dır. İsimleri zikredilen elmas kıratındaki bu dev adamların her biri sahalarındaki icraat ve tasarruflarıyla ancak kendi asırlarının zirveleridir. Sadece çağına değil, çağlara vurduğu damgasıyla bütün zamanların en büyüklerinden biri olan Sinan’sa, kavranması zor, zaman ve idrak üstü bir fevk-ad-dehadır.
Ölümsüzlere ölümsüzlük iksirini bahşeden kudret, eserlerinde ölümsüzlüğün sırrına ermiş olmalarıdır. Sadece güneşi gördüğü asrın değil, öncesindeki ve sonrasındaki devirlerin de şahikası olan bu dahi sanatkâr, zamana mukavemet mimarisinin inceliklerini bestelemiş ve onu hiçbirisinde birbirini tekrar etmeyen dört yüz eserlik bir külliyatla ebedi bir senfoni halinde Türk Milleti ’ne armağan etmiştir. Devirleri avucunun içinde saklayan bu adamın taşa nakşettiği mananın kudretini hakkıyla anlayabilmek için, aşağıda anlatacağımız hadiseyi gönül gözüyle dinleyip, akıl üstü bir teraziyle tartmak gerekir herhalde.
GÖNÜL GİR UMMANA – Av. Tevfik KARABULUT
GÖNÜL GİR UMMANA – Av. Tevfik KARABULUT
Gönül gir ummana sularla tanış
Her kulaçta yeni sırlarla tanış
Girdaplar aşıran yollarla tanış
Kendini üç adım aşarsın belki
Marifet ilminin sırrına erer
Doğrunun yanlışın farkına varır
İçinde olduğun hamlığı görür
İrfan ateşiyle pişersin belki
Güllerin süsüdür dalında diken
Sevgi hasat eder muhabbet eken
Hakikat bu kadar yakında iken
Düştüğün gaflete şaşarsın belki
İster solu gözle ister sağını
Her ne yana baksan hikmet yığını
Görüp hakikatın aydınlığını
Gerçeğe aşk ile koşarsın belki
Vefat Yıldönümünde Özal ve lider olmak – İsmail KAHRAMAN
Vefat Yıldönümünde Özal ve lider olmak - İsmail KAHRAMAN
1980 darbesinden sonra, Türkiye Cumhuriyetini belli bir süre idare eden Turgut Özal ve Türkiye’nin Özal’lı yılları halen konuşulup tartışılıyor. Vefatının üzerinden 22 yıl geçmesine rağmen Özal’ın prensibi ilkesi, sevecen ve samimi duyguları halen dost ve düşman herkes tarafından takdir ile anılıyor.
Özal gerçekten bir liderdi. Üstelik silinmez izler bırakan bir lider. İyisi ile kötü ile hatasıyla sevabıyla Türkiye bir çok şeyi Özal döneminde yaşadı. Orta Direkler…. , Hisse Senetleri…. KDV …, Dövizin serbest bırakılması…., transformasyon…., Çağ atlama…, Benim memurum işini bilir…., Anayasayı bir kere delmekten bir şey çıkmaz…., ve daha neler neler.
Artık hepsi mazi oldu. Bir gerçek var ki Özal gerçekten Türkiye’ye çok önemli hizmet etti. Elbette çok iş yapan insanlar çokta hata yaparlar. Bize düşen bugün Özal’ı hayırla ve rahmetle anmak. Allan Rahmet eylesin…
Özal’dan sonra gelen liderleri hatırlayalım. Demirel…., Ecevit…, İnönü…, Türkeş…, Erbakan…, ve daha bir çok isim. Bu isimlerden hangisi Özal kadar konuşabiliyor. Özal kadar silinmez iz bırakan kaç liderimiz var. İşte Demirel; 40 yıl Türk siyasetinde iktidar, muhalefet, bir bilen ve yasaklı olarak söz sahibi oldu. Acaba Özal kadar eser ve hizmeti var mı?. En önemlisi Özal kadar seveni var mı?. Zammetmiyorum. Demirel’i nasıl hatırlayacağımızı çok iyi biliyoruz. Üzerinde fazla durmaya gerek yok.
Yalan söylüyorsun Papa Franciscus! – Arslan BULUT
Yalan söylüyorsun Papa Franciscus! - Arslan BULUT arslanbulut@yenicaggazetesi.com.tr
Katoliklerin dini lideri Papa Franciscus'un "20'nci yüzyılın ilk soykırımı Ermeni soykırımıdır" sözlerine Türkiye'den gelen tepkiler çok cılız.
Çünkü iktidardaki parti, halk tarafından sıfırlanmaktan korkmasa, neredeyse Ermeni soykırımını tanıyacaktı! 2014 yılında Tayyip Erdoğan, 1915 ve sonrasında hayatını kaybeden Ermenilerin torunlarına taziyede bulundu. Bu arada Ömer Çelik, tehcir edilen Ermenilerin ve mübadelede giden Ortodoksların torunlarını, yerleşmek üzere Türkiye'ye davet etti! Bu daveti Ahmet Davutoğlu da Başbakan olarak tekrarladı!
CHP de "Ermeni soykırımı"nı kabul eden bir kişiyi birinci sıradan aday yaptı!
***
Biz 10 yıl önce, "Başta Tayyip Erdoğan olmak üzere, işi gücü, Türkiye'nin bütün maddi değerlerini satmak olan kadrolar, Türkiye'yi tasfiye etmekle görevli değillerse, neyle görevlidir?" diye sorduk.
Şimdi Devlet Bahçeli, "Sistem değişikliğini gündemine alan Erdoğan ve Davutoğlu ateşle oynamakta, oldubittiye getirerek Türkiye'yi tek taraflı feshetmeyle oyalanmaktadır" diyor. Tespit doğru tabii ama burada, "Böyle bir kadronun Türkiye'yi yönetmesinde kimlerin rolü var?" diye bir soru akla gelmiyor mu?
***
