Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
7Haz/154

Toplumsal Ahlak(sızlığın) Bir Soygun Üzerinden Analizi – Dr. Cüneyt DİLER

Toplumsal Ahlak(sızlığın) Bir Soygun Üzerinden Analizi - Dr. Cüneyt DİLER

e-posta :cuneythoca2010@hotmail.com

Kendi Ülkemizde ve içinde bulunduğumuz her toplumda, her an olabilecek, belkide onlarca defa yaşanmış bir olayın üzerinden Toplumsal yozlaşmanın analizini ortaya net olarak koyan ama olayın sonunda okuyucuya soru yönelterek toplam algıyı görmeye çalışan bir gerçek hikayeden bahsetmek istiyorum.

Bu günlerde her şeyi normal görme refleksi içinde muhalif olma öznesi iğdiş edilmiş ılık su kurbağalarına, öğrenilmiş çaresizlik deneyleri ile topluma yön vermeye çalışan sözde toplum mühendisi neandertal ceo'ların harekat merkezlerininde bu hikayeyi not almalarını, hatta pay çıkarmalarını bekliyorum.

Çin´in Guangzhou kentinde bir banka soygunu.

Soygunculardan biri bankadakilere bağırır:

- Kımıldamayın. Para devletindir, ama hayatınız sizindir.

6Haz/150

BÜTÜN YOLLAR MHP’YE… / Dr. Sakin ÖNER

sakin önerBÜTÜN YOLLAR MHP’YE… / Dr. Sakin ÖNER

Türk demokrasi tarihinin en önemli seçimini yaşıyoruz. Çünkü bu seçim, güç zehirlenmesi yaşayan totaliter ve otokrat bir kişinin, devlet ve millet hayatına baskı ve tahakkümle, keyfilikle hakim olma hırsına ve hırçınlığına ya son verecek, ya da bu kişinin zulmünün devamının yolunu açacaktır.

Zulüm dönemi devam ederse, toplum milli ve manevi kimliğini tamamen kaybedecek, tamamen biat kültürünü benimsemiş kendi seçmenlerini yetiştireceklerdir. Bundan sonra da geriye dönüş kolay kolay mümkün olmayacak, Türk milletinin karanlık günleri maalesef devam edecektir.

AKP’nin iktidarı döneminde; bayındırlık, belediyecilik ve sağlık alanlarında bazı önemli hizmetler yapıldı.

Ama bu dönemde ahlak, maneviyat, dürüstlük, demokrasi ve hukuk alanında o kadar tahribat yapıldı, o kadar baskıcı, yasakçı ve hukuk dışı uygulamalar gerçekleştirildi ki, bu hizmetler değerini sıfırladı.

Türk ordusunun birçok komutanı, milliyetçi ve Atatürkçü sivil toplum kuruluşları temsilcileri komplo ve kumpaslarla yıllarca zindanlarda yargılandılar, işlerinden, güçlerinden ve sağlıklarından oldular, hayatlarını kaybettiler. Sonunda bunların faturasını, 7 Şubat 2012 Osla görüşmelerinin sızması ve 17/25 Aralık olaylarından sonra, 2013'e kadar bilmediğimiz veya iktidarla beraber sandığımız bir "Paralel yapı"ya çıkardılar.

4Haz/150

ARANAN İSTİKRAR – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

mustafa erkal profARANAN İSTİKRAR - Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

Genel Seçimler yaklaştıkça sokaklar hareketlendi. İktidar partisi olmadık iddialara dayalı broşürler yayınlar hale geldi. Trabzon’da Sayın Başbakan’ın futbolculuğu ve attığı goller gündeme oturdu. Türk’ü içlerine sindiremeyenler seçim döneminde Albayrak, Türkiyem ve Türk’ten bahseder oldular. “Biz hepimiz birlikte Türkiye’yiz diyerek bize her şey söyleyin ama Türk demeyin; ırkçılık olur!” yanlışlarını yapanlar Türk Milletinin herhalde unutkanlığına güvendiler. İstanbul 2. Bölgede üst sıralardaki bir hanım adayın “Anayasa’dan Türk kimliği çıkmadıkça Türkiye demokratikleşemez” sözleri unutulmadı. İl başkanının iktidar sayesinde Türk olmadığımızı öğrendik sözleri de…

İstikrar kelimesi o kadar istismar ediliyor ki, hedef alınan büyüme hızına ulaşamama, gelir dağılımının daha da bozulması, dar ve sabit gelirlilerin içine düştüğü perişan durum, tarım dışına çıkmış 2 milyon çiftçi, köylerin ve bazı şehirlerin boşalması artan cari açık, dış borç ve fiilen %18,4 olan işsizlik, istikrar diye yutturuluyor. Aslında bunların da ötesinde bir ülkede milli kimlik tartışmaya açılmışsa, etnik çağrışım yaptığı iddia ediliyorsa; o ülkede istikrardan hiç bahsedemezsiniz. Fethin -Fetihin değil- 562. Yıldönümünde kutlama düzenlemek güzel… Ama unutmayalım ki, son yıllarda Edirnekapı Surlarındaki törenler bile dışarıya hoş görünmek uğruna kuşa çevrilmişti. Yeni Türkiye bunu gerektiriyordu.

3Haz/150

HİPNOZ ALTINDAKİ TÜRKİYE YUGOSLAVLAŞMA SÜRECİNDE Mİ? – Nurullah AYDIN

HİPNOZ ALTINDAKİ TÜRKİYE YUGOSLAVLAŞMA SÜRECİNDE Mİ? – Nurullah AYDIN

Soğuk savaş sonrası Balkanlarda Tito önderliğinde Yugoslavya kuruldu. Üçüncü dünya liderliğine de öncülük yaptı. Ancak etnik ve dinsel ayrımcılık tohumları atıldı. Kısa sürede çatışmalar sonrası parçalandı, bölündü ve nihayet devletçikler kuruldu.

Aynı süreci Irak’ta yaşadı. Libya, Suriye, Yemen, Sudan, Nijerya, Somali aynı süreci yaşıyor.

Kitleler; çoğu kez, yaşanılan toplumsal, siyasal sürecin arka planını anlamakta zorlanır. Yaşanılanlar, tarih olduktan sonraysa yapılacak bir şey kalmaz.

Geçmişi belleğine kazıyan insanoğlu; yaşananların nedenlerini ve olası sonuçlarını algılamakta nedense aynı feraseti gösteremez.

Gerçekleri bildiği halde; ısrarla geçmişe takılıp kalan, bugünü sorgulamayan, yarına ilişkin öngörü ortaya koymayan ya korkaktır, ya haindir, ya işbirlikçidir ya da ajandır.

Değişim-Dönüşüm operasyonu nedir? Milli/Ulus devlet niteliğinin çözülmesi, siyasi coğrafyanın küçülmesi, millet bilincinin dağıtılıp etnik ve mezhepsel kompartımanlara bölünme, geleceğe yönelik ortak hedeflerden vazgeçilerek, amaçsız sürüye dönüşümün tamamlanması.

Belli odaklar Medya illüzyonuyla; topluma şırıngaladığı psiko kültürel narkozun etkisinin operasyon tamamlanıncaya kadar geçmemesini istemektedir. Ortadoğu halklarının verilen narkozun etkisinden kurtulup kurtulamayacağını zaman gösterecektir.

2Haz/150

KIYMAYIN DİYANETE – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmezKIYMAYIN DİYANETE – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’e alınan milyon TL’lik  (eski parayla trilyonluk) makam aracı meselesi artık bizzat Cumhurbaşkanı eliyle Diyaneti yıpratma sürecine dönüştü.

Önce bir hata yapılmıştı.

Çünkü dinimize göre “israf haramdır.” Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde çok açık ifade edilmiştir: “Allah, israf edenleri sevmez.” (A'raf, 31) (En'âm, 141)  “Saçıp-savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır.” (İsra, 27) “İsraf ve kibirden sakının!”[Buhari]

Bu sebeple Diyanet yayınlarında Müslümanlara şu telkinde bulunulmaktadır: “ İsraf; fert, aile ve toplum hayatında onulmaz yaralar açar ve toplumsal bozulma ve çürümeye sebep olur. Her israf haramdır, büyük günahtır.”

Üstelik Diyanet İşlerinin başında bulunan zatın örnek olma gibi bir sorumluluğu vardır.

Diyanet İşleri Başkanı yaptıkları yanlışlığı anladı ve “bu aracı kullanmayacağım ve ibret-i âlem için iade edeceğim” dedi.

31May/150

Yine DUBAİ PORT Üzerine!.. / Mustafa KÜPÇÜ

mustafa kupcuYine DUBAİ PORT Üzerine!.. / Mustafa KÜPÇÜ

Şu anda bu satırları okuma duyarlılığını gösterenlerden kaç kişinin “Dubai Port” olayından haberi var bilmiyorum.

Çok olduklarını da sanmıyorum!

Özetle konu şöyle; Eski “YARIMCA SERAMİK” fabrikası, “ÖZELLEŞTİRME” adı altında tarihe gömüldü! Satın alan firma, çok iddialıydı! Tesisi modernleştirecek ve daha çok istihdam ve üretim sağlayacaktı!

Öyle olmadı; işçiler toz oldular, üretim bitti, deniz kenarında ve özel iskelesi olan alan “büyük ve değerli bir rant alanı” olarak pazara çıktı!

İlk alan firma çok güzel bir karla, arazinin yarısını ERDEMİR’e sattı! Erdemir de, “Dubai’li bir firmaya daha yüksek bir fiyat ve karla devretti. Dubai firması, bu alanda büyük bir liman işletmesi planladı. Doğal olarak da hakkıdır.

Ancak; liman projesine göre denize 500 metrelik bir dolgu alanı yapılacaktı.

Haydarpaşa Limanı’nın yükünü Körfez’e kaydırma düşüncesi sonucu, İzmit Körfezi’ndeki “Özel İskele-Limanlar” hızla çoğalmaya başladı.

30May/150

Din ve Mezhep Arasında Ne Fark Var? – Prof. Dr. Hasan ONAT

hasan onat profDin ve Mezhep Arasında Ne Fark Var? – Prof. Dr. Hasan ONAT

Din ve mezhep arasındaki en temel farkı hemen belirtelim: Dinde esas belirleyici Allah, mezhepte ise insandır. Bu tespitimizi biraz daha anlaşılabilir hale getirmeye çalışalım: İslam, bir din olarak Kur’an’daki temel kurucu ilkeler (Tevhid, ahiret, nübüvvet) etrafında oluşmuştur. Belirleyici bilgi kaynağı sadece Kur’an-ı Kerim’dir. Hz. Muhammed bir peygamber olarak ne yeni bir inanç esası, ne de yeni bir ibadet getirebilir. Onun esas görevi Allah’tan almış olduğu vahyi insanlara ulaştırmak ve “yüce ahlak”ı ile insanlara “örnek” olmaktır. Onun diğer insanlardan tek farkı, Allah’tan vahiy alıyor olmasıdır. Peygamber’in vahiy konusunda hata yapması peygamberliğe aykırıdır.

Hz. Muhammed’in sağlığında herhangi bir mezhebin olduğunu hiç kimse iddia edemez. Kur’an da ne herhangi bir mezhepten, ne de herhangi bir tarikattan söz eder. Durum böyle olunca, din ve mezhep arasındaki temel fark, mezheplerin beşeri oluşumlar olmasında ortaya çıkmaktadır.

Şimdi mezhebin kuşatıcı bir tanımını yapabiliriz: Mezhepler, Hz. Peygamber’in vefatından sonra ortaya çıkan, din anlayışındaki farklılaşmaların toplumsal hayatta iz bırakacak şekilde belirleyici olmaya başlaması ve kurumsallaşması ile varlığını hissettiren beşeri oluşumlardır.

29May/150

TÜRK DÜNYASININ ÖNEMLİ İSMİ SAYGIDEĞER TURAN YAZGAN HOCAMIZ – Av. Zeki HACIİBRAHİMOĞLU

zeki hacıibrahimoğluTÜRK DÜNYASININ ÖNEMLİ İSMİ SAYGIDEĞER TURAN YAZGAN HOCAMIZ – Av. Zeki HACIİBRAHİMOĞLU

Türk Milletinin değerlerini unutturmamak ve bu kıymetlerimizi gençlere tanıtmak için köşe yazılırımda zaman zaman onlara verdim. Orhan Türkdoğan, Necmettin Hacıeminoğlu Mehmet Eröz hocalarımızla ilgili yazılar yazdım.

Bir gece rüyamda Turan Yazgan hocamla konuşurken Ahmet Kabaklı hoca toplantı salonuna girdi. Turan hocanın yanına geldi ve Turan hoca da ayağa kalktı ve çok samimi bri şekilde kucaklaştılar. Ben de her ikisinin elini öptüm. Bu rüya beni ikaz eder gibiydi. Sonra her iki hocamız hakkında da yazmaya karar verdim önce Turan hocamızla başladım.

Turan Hoca, 1938 yılında Isparta’nın Eğirdir ilçesinde doğdu. 1948 yılında Eğirdir Zafer İlkokulu, 1951 yılında İstanbul Vefa Lisesi’nin orta kısmını, 1955 yılında ise parasız yatılı olarak eğitim gördüğü Kastamonu Fen Lisesi’nin pekiyi derece ile bitirdi. 1959 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ni bitirdikten sonra askerlik görevini yaptı. İmar ve İskan bakanlığı Bölge Planlama Daire Başkanlığı’nda “İktisadi Araştırmacı” ve “Bölge Plancısı” unvanlarıyla bey yıl görev yaptı. 1969 yılında İtalya’ya Güney İtalya Bölge planlaması konusunda staj yapmak üzere gitti.

28May/150

‘Cemaatin iflası ve Hocanın Ayağının Kaydığı Yer’ kitabı üzerine; /Dr. H. İbrahim KAHRAMAN

h i kahraman dr‘Cemaatin iflası ve Hocanın Ayağının Kaydığı Yer’ kitabı üzerine; / Dr. H. İbrahim KAHRAMAN

Sn. Hanefi Avcı’nın ilk kitabı ‘Haliç’de ki Simonlar’ı okuduktan sonra bir yerel gazetemizde ki yorumum 15.10.2010’da yayınlanmıştı. Bu yorumumu ayrıca Kocaeli Aydınlar Ocağının internet sayfasındaki makalelerimden de okuyabilirsiniz.

Makale başlığındaki isimli Sn. Hanefi Avcı ‘nın 2.kitabını da dikkatle okudum. Kitap okuyucuya önemli bilgiler aktarmaktadır. 2010’dan sonraki çeşitli sosyal olayları yorumlamada faydalanılacak önemli kanaatlerini öğreniyorsunuz. 30. sayfadaki tespitler çok önemli ve yerindedir. Burada;

27May/150

İNSAN HAYATI – Oğuz ÇETİNOĞLU

İNSAN HAYATI - Oğuz ÇETİNOĞLU ocetinoglu1@gmail.com

SOHBET

Fazlaca bir değeri olmayan mumun ömrü kısadır. Bir müddet yanar, sonra da söner.

İnsan ömrü de kısadır. Bir müddet yaşar, sonra Emr-i Hakk vâki olur, ebedî âleme intikal eder.

Evet! Üzerinde yaşadığımız dünyanın yaşı göz önünde bulundurulursa, insan ömrü çok kısadır. Ezanla namaz arasındaki zaman dilimi kadardır.

Sorulabilir: O kadar da kısa olabilir mi?

Evet! O kadar kısa.

Bakınız nasıl: Örfünüzde, âdetimizde, çocuk doğunca kulağına ezan okunur. Bu ezanın namazı yoktur. Ömrünü tamamlayınca cenaze namazı kılınır. Bu namazın da, ezanı yoktur. Cenâze namazından önce okunan, adı üstünde: Salâ’dır.

Ezan ile namaz arasındaki ömrünü, değer yaratarak yaşayabilen insanlar değerlidir.

26May/150

ZAVALLI OBAMA, GARİBAN MERKEL – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmezZAVALLI OBAMA, GARİBAN MERKEL – Av. Ruhittin SÖNMEZ

“Zavallı Obama” TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu’nun bir tabiridir.

Kuzu, Başkanlık sistemi ile bizdeki parlamenter sistemi kıyasladığı 09.03.2013’deki konuşmasında “Obama zavallı. Başbakan (R.Tayyip Erdoğan) çok güçlü. Obama hakikaten zavallı elinden gelse ağlayacak. Adam istediği kanunu, istediği bütçeyi çıkaramıyor. Adam bir sandık reformu yaptı, muhalefetle beraber yaptı” demişti.

Gerçekten dünyada çok az Cumhurbaşkanının (ve başbakanın) sahip olabildiği güç ve imkâna sahip bir Cumhurbaşkanımız var.

Mevcut Anayasa ilga edilmediği halde, O isterse Parlamenter sistemi “bekleme odasına” alır.

İsterse ‘Ak Saray’ için yıkım kararı veren yargıya ‘Güçleri yetiyorsa yıksınlar’ diye çıkışır, Mahkeme kararlarını uygulamaz. İşine gelmeyen yargı kararlarını alan hâkimleri ‘hain’ ilan eder. Yakınları hakkında soruşturma açan savcılar, aleyhe karar veren hâkimler bir de bakmışsınız görevden alınır, hatta tutuklanır. Belli davalar öncesi kanunlar değiştirilir, HSYK’ nın yapısı ‘hükümetle uyumlu’ hale getirilir.

Bunların hiçbirini Merkel de, Obama da (istemek akıllarına bile gelmez ama) istese bile yapamaz.

25May/150

41. ŞURA – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

mustafa erkal prof41. ŞURA -Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramını resmen gerektiği gibi kutlayamadık. Birileri ellerinden gelse milli bayramları kaldıracaklar. Bayramı statlardan alıp kapalı salonlara sıkıştırdık. Bir büyük ilimizin valisi güneş altındaki eski kutlamalardan şikayetçi… Çocuklar şimdi daha rahat ortamdaymışlar…

***

HDP’nin Türkiye partisi olup olmadığı tartışılıyor. Sol ve aşırı sol oylara talip olan ve buna göre konuşan bu parti Yunanistan ve Ermenistan’ın çıkarları ile paralel beyanlar verdiğine göre olsa olsa Yeni Türkiye’nin partisi olabilir.

***

22May/150

41. ŞURA – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

mustafa erkal prof41. ŞURA - Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramını resmen gerektiği gibi kutlayamadık. Birileri ellerinden gelse milli bayramları kaldıracaklar. Bayramı statlardan alıp kapalı salonlara sıkıştırdık. Bir büyük ilimizin valisi güneş altındaki eski kutlamalardan şikayetçi… Çocuklar şimdi daha rahat ortamdaymışlar…

***

HDP’nin Türkiye partisi olup olmadığı tartışılıyor. Sol ve aşırı sol oylara talip olan ve buna göre konuşan bu parti Yunanistan ve Ermenistan’ın çıkarları ile paralel beyanlar verdiğine göre olsa olsa Yeni Türkiye’nin partisi olabilir.

***

21May/150

Şerefsizlerin iftirasına karşı dik duruş… / Av. Zeki HACIİBRAHİMOĞLU

zeki hacıibrahimoğluŞerefsizlerin iftirasına karşı dik duruş… / Av. Zeki HACIİBRAHİMOĞLU

Meral Akşener, kırk senelik dostum, dava arkadaşım, fikirdaşım Nihat Gürer bey’in kardeşidir. Nihat Gürer bey uzun yıllar MHP Kocaeli İl Başkanlığı yapmış Kocaeli’nde sigortacılık yapan ve Kocaeli Ticaret Odası Başkanlığı yapmış değerli ve saygın bir ailenin ferdidir. Değerli kardeşim Meral Akşener’ i de onun sayesinde tanıdım. Meral Akşener hayatı boyunca kişiliğinden taviz vermemiş makam ve mevki için eğilmemiş, zaman zaman bazı ahlaksızlar tarafından kırılmış fakat dimdik ayakta durmasını başaran bir kardeşimizdir.

Meral Akşener, eniştemiz olarak kabul ettiğimiz Rize’nin saygın ve kalabalık bir ailesine mensup olan hemşerimiz Tuncer Akşener ile evlidir. Bu sebeple beni kendi öz abisi kadar sever ve benimser ve çocuklarıma da her seferinde ben sizin halanızım bana hala diye hitap edeceksiniz diye söyler.

20May/150

BANDIRMA VAPURU GAYRİ 7 HAZİRAN SEÇİM SANDIĞIDIR – Süleyman PEKİN

BANDIRMA VAPURU GAYRİ 7 HAZİRAN SEÇİM SANDIĞIDIR – Süleyman PEKİN

Herşey Mustafa Kemal Paşa’nın 18 silah arkadaşıyla 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basmasıyla başladı. 1 ay sonra Amasya, 2 ay sonra Erzurum, 3.5 ay sonraki Sivas organizasyonları hep bağımsızlılığı kazanma ve egemenliği yeniden tesis etme adımlarıydı.

Millî iradeyi hâkim kılmak esas”tı ve “Egemenlik kayıtsız - şartız milletin”di. Artık pek öyle değil. Milliyetini inkâr edenler Millî İradeyi milletin 4–5 yılda bir sandıkta verdiği yetkiden ibaret sanıyorlar. Tıpkı Millî Eğitim Bakanlığı’nın ‘Milli’liği gibi..

İster misiniz Ermeni Soykırım yalanlarına bile ağlama seansı düzenleme aşamasındaki İktidar’ımız, 19 Mayıs’ı da Rum Soykırımı olarak kabul ettirmek isteyen Yunanistan’a saf zeytin yaprağından yapılma süzme yağ sunsun.

Sandıktan çıkan yüzdelerle Tek DevletTek MilletTek Bayrak mevzularını Tek Adam’lığa getirenler o ‘tek’liğin ortak/şerik kabul etmezlik olduğunu bilmiyorlar mı? Yoksa şirket kurma alışkanlıkları gereği şeriksiz/ortaksız devlet düşünemiyorlar mı?

19May/150

19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI MESAJI – Nurullah AYDIN

19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI MESAJI - Nurullah AYDIN

Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919 günü Samsun’a çıkışı ile Türk Milleti’nin tarih sahnesinden silinmesine kasteden dış güçler ve iç ihanet şebekelerine karşı bir büyük mücadele liderine kavuşur.

Bugün; Türk Milleti’nin bağımsız ve hür yaşama iradesinden güç alan ve zaferle sonuçlanan bir milli mücadele kıvılcımının çaktığı gündür.

Aradan geçen 96 yıl sonra bugün Türk Milleti’nin birliği, Türk Devleti’nin varlığı, Türk vatanının bölünmez bütünlüğü tehdit altındadır.

Türk Milleti’nin engin hoşgörüsü altında varlıklarını sürdüren ancak kin ve nefret duygularından sıyrılamayan azınlık kişi ve gruplar zehir kusmaya devam etmektedirler.

Türk Devleti; Türk düşmanı azınlıkçı kişilerce ve gruplarca sarsılmaktadır.

Türk vatanı; Türk düşmanı vatansızların etkili ve yetkili açık alanı haline getirilmiştir.

Türk Milleti; kimliksizler, kişiliksizler, etnik azgın azınlıkçılar, vatansız dincilerce teslim alınmaya çalışılmaktadır.

16May/150

TÜRK MİLLİYETÇİSİ BİR DÂHİNİN ARDINDAN… / Av. Zeki HACIİBRAHİMOĞLU

zeki hacıibrahimoğluTÜRK MİLLİYETÇİSİ BİR DÂHİNİN ARDINDAN… / Av. Zeki HACIİBRAHİMOĞLU

Oktay Sinanoğlu, Hayattayken değeri bilinmeyen, ölümünde de hak ettiği saygıyı görmeyen bir dahi…

Sinanoğlu, babası Nüzhet Haşim Sinanoğlu’nun Türkiye Başkonsolosluğunda görevli olması sebebiyle Bari’de dünyaya geldi. II. Dünya savaşının başlamasıyla birlikte ailesi ile birlikte Türkiye’ye döndü. 1953 yılında Ankara’da TED’in Yenişehir Lisesi’ni birincilikle bitirdi. 1956 yılında TED tarafından burslu olarak gönderildiği Amerika Birleşik Devletleri Kaliforniya Üniversitesi Kimya Mühendisliği’ni birincilikle bitirdi. 1959 yılında yine Kaliforniya Üniversitesi’nde Kurumsal Kimya doktorası yaptı. 1961 yılında hem Harward hem de Yale Üniversitesi’nde kendisinin yeni Nicem ( Kuvantum) Kimyası ve fiziği üzerine teorileri hakkında üst düzey derslerde yeni buluşlarını anlattı. 1962 yılında henüz 26 yaşındayken Yale Üniversitesi’nde dünyanın en genç profesörü unvanını aldı.

14May/150

GÜÇLÜ İNSAN KİMDİR? – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

  zülfikar özkan y doçGÜÇLÜ İNSAN KİMDİR? - Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

Hayat bir sınavdır. Bu sınavdan başarılı olarak çıkabilmemiz, öncelikle aklımızı etkili bir şekilde kullanmamıza bağlıdır.

Yüce Tanrı her insanı, kendine özgü bir nitelik taşıyan, orijinal bir varlık olarak yaratmıştır. Her insanın kendine ait üretici (yaratıcı) yetenekleri vardır. Bu yetenekler eğitim yoluyla, keşfedilebilir.

Üstün yetenekler çoğu zaman çok geç keşfedilmemekte, ya da hiç kimse farkına varmamaktadır. Eğitimin görevi bu yeteneklerin keşfedilmesini sağlayarak, kişinin kendini tanımasına yardımcı olmaktır.

Mutluluk, bu yeteneklerin keşfedilmesine ve ortaya çıkmasına bağlıdır. Üreticiliği engellenen insanlar asla mutlu olamazlar.

13May/150

MÜSLÜMANLARDAKİ ADALETSİZLİK VE AHLÂKSIZLIK – Süleyman PEKİN

MÜSLÜMANLARDAKİ ADALETSİZLİK VE AHLÂKSIZLIK – Süleyman PEKİN

Hz. Ayşe’ye atılan “İfk” iftirası sonucu Nur Suresi’nin 11’nci âyeti ve diğer âyetler gelir: “O iftirayı getirenler, içinizde beraber hareket eden mutaassıp bir topluluktur. Onu sizin için şer sanmayın. Aksine o sizin için hayırdır. Onlardan her birine o günahtan bir pay vardır. En büyük azap da onlardan elabaşılık yapanadır.” Dahası yalan yere iftira atanlara 80 değnek sopa vurulmuştur. Şahitlikleri de ebediyen kabul edilmemiştir.

Risaletin yayılması sırasında büyük zorluklarla karşılaşan Müslümanlara hicret / sığınma için ilk olarak Habeşistan tavsiye edilmiştir. Hem de Peygamberimiz tarafından.. Habeş Kralı Necaşi Hıristiyan’dı ama adaletliydi. Bugünkü Müslümanlar neden adaletli değil?

Her Cuma; “İnnellahe ye’muru bil adli…” ile başlayan ve “Muhakkak ki Allah adaleti emreder…” ilâhi sözünü duyup - dinleyip sonra da adaletsizlikte tavan yapmak neyin nesi? Sanki adaletsizlikte tarih ve dünya rekoru kırma denemesi..

Devletin dini adalettir” der Hz. Ali; “Dinin devleti de hürriyettir” diye ekler. Adalet yoksa devlet dinsiz; özgürlük yoksa da din devletsiz demektir. 98 yaşında ölen Gamsız İhtilâlci’nin adalet ve özgürlük anlayışından ne farkınız var? Bir tek elinizde silahınız yok!

28 Şubat sürecinde adaletsizliğe mahkûm ve temel özgürlüklerinden mahrum edilen kitlelerin temsilcilerinin siyasal ve ekonomik gücü ellerine geçirdikten sonra başkalarına reva gördükleri muamele kendi gördüklerinin aynısı. Güçsüzken direnemediler, güçlüyken imtihanı veremediler. Kazanmış görünseler de onlar Kayıp Kuşak.

11May/150

TAŞI ERİTİP KADİM ŞEHİRLERİ KONUŞTURAN TARİHÇİ – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2TAŞI ERİTİP KADİM ŞEHİRLERİ KONUŞTURAN TARİHÇİ - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Bugün sorsalar “günümüzde en fazla hangi ilim dallarına ihtiyacımız var?” diye cevabım hemen “tarihçi ve sosyolog ” biçiminde olur. Diğer sektörlerde o kadar maruf insanımız var ki saymakla bitmez. Ancak sokaktaki insana birkaç tarihçi ismi sorsanız bilmez, aydınlarımız da “Prof. İlber Ortaylı ve Prof. Dr. Erhan Afyoncu” deyiverir. Veyahut buna birkaç isim daha ekleyebilir. Peki yeter mi? Kesinlikle hayır. Dolayısıyla gençlerimizden tarih eğitimi alan birini görünce hem yüreğimin yağı eriyor, hem de onu hararetle kutluyorum.

Mekteplerimizde de tarih dersimiz hem yeterli değil, hem yönetimlerin rızası kadar okutuluyor. Orta mektepte Niyazi Akşit ve Emin Oktay’ın ders kitabını okurduk. Her baskısında bazı bölümler sil baştan değişirdi. Mesela Sultan İkinci Abdülhamit Han dönemi.

Benim kuşağım tarih dersiyle iktifa etmez günün tarihi kitaplarını mutlaka okurdu. Mesela Ziya Şakir’in, Feridun Fazıl Türbentçi’nin, Turhan Tan’ın, Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun, Nihal Atsız’ın. İsmail Hami Danişment’in eserleri bize o yaşta ağır gelirdi ama mutlaka kütüphanemize yerleştirmiştik. Her ne ise.