
TBMM BAŞKAN SEÇİMİ VE ÇÖZÜM SÜRECİ – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL
TBMM BAŞKAN SEÇİMİ VE ÇÖZÜM SÜRECİ - Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL
TBMM başkanı seçildi. AKP’li adayın önünü acaba MHP mi; yoksa CHP mi açtı? Ortada hiçbir sebep yokken Sayın Baykal’ın adaylığını fark eden Sayın Cumhurbaşkanı Baykal’a sürpriz bir davet yaptı ve süreç başladı. Sayın Baykal da bunu yuttu ve görüşmeye koştu. Böylece gerek CHP karıştırıldı; gerek MHP – CHP arasındaki ilişkiler ve ortak hareket imkânı dinamitlendi. Böylece her parti kendi adayına kitlenir oldu. Ortak aday arayışı önlendi. CHP ve MHP’nin ortak adayı İhsanoğlu konusunda anlaşılamadı. Sayın Baykal el çabukluğu ile öne çıkarılarak ortak aday önlenmiş oldu. CHP ve MHP’nin sandalye sayısı da zaten ortak adayın seçilmesine yetmiyordu. Dışardan gelebilecek oylar da önlenmiş oldu. CHP oldu bittiye getirildiğinden İhsanoğlu’nu destekleyemedi.
Bu durumda MHP’yi hedef tahtası haline getiren bölücü ırkçı, F-tipi, aşırı sol ve romantik sol çevreler ve yayın organları eski alışkanlıklarını sürdürdüler. Bunlar yadırganamaz. Ancak, bunların dışında kalan bazı kalemlerin ve çevrelerin MHP’ye saldırıyı fırsat bilmeleri kabul edilemez. Neticede Sivas Suşehri kır toplantısında şehit Mehmetçiklerle ölen bölücü terör örgütü üyelerini aynı kefeye koyan bir aday Meclis Başkanı oluverdi. CHP Genel Başkanı’nın Sayın Bahçeli’ye Başbakanlık teklifi büyük bir siyasi gaftı. Hükümet kurma görevini Cumhurbaşkanları vermektedir; bir parti genel başkanı değil…
Vicdanlarını Satanlardan Merhamet Beklenmez – Alptekin CEVHERLİ
Vicdanlarını Satanlardan Merhamet Beklenmez - Alptekin CEVHERLİ
Hayır vakıflarından birindeki çalışanlar şehrin en başarılı ve en çok kazanan tüccarından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ederler. Bağış toplayan amca, tüccarı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışır:
- Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 1 milyon $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine, bir kuruş bile bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?
Tüccar açmış ağzını, yummuş gözünü:
- O bahsettiğiniz araştırmalarınız; annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu dört çocuğuyla beş parasız sokakta kaldığını biliyor muydunuz? Bana ne yardımından bahsediyorsunuz?
Görevli elbette utanmış, sıkılmış, adeta yerin dibine geçmiş.
Sadece:
- Hayır, hiç bir bilgim yoktu, özür dilerim... Diye mırıldanabilmiş.
Tüccar, onun sözünü keserek devam etmiş:
- Pekâlâ, ben onlara dahi bir kuruş para vermezken, size niye vereyim ki?
ÇIRAĞAN’DA İFTAR MENÜSÜ, ÇİN LOKANTASI’NDA SAHUR – Süleyman PEKİN
ÇIRAĞAN’DA İFTAR MENÜSÜ, ÇİN LOKANTASI’NDA SAHUR – Süleyman PEKİN
Ünlü diyetisyen Canan Karatay’dan edindiğimiz bilgilere göre Tokat’a bağlı Zile İlçesi’nin Belkaya Beldesinde Kaymakamlıkça Ramazan Ayı münasebetiyle “1.Mutluluk Veren Bira Açma Yarışması” tertiplenmiş ve bilhassa oruca niyetli Müslüman Türkmenlerin katılması istenmiş.
Doğan Haber Ajansı’na göre Ramazan öncesinde İçişleri Bakanlığı tarafından İç ve Doğu Anadolu Bölgemizdeki tüm illerin lokanta, restoran, market, bakkal ve benzeri yerlerde içki türleri ile sigara satışı zorunluluğu getirilmiş.
Turkuvaz Radyo, 22 Haziran’da Bursa’nın Tahtaköprü Nahiyesi’nde Ramazan operasyonları çerçevesinde güvenlik güçlerinin polise karşı koyma suçunu bahane ederek tam 18 Müslüman Manav’ı yargısız infaz yaparak katlettiğini duyurdu.
Adana’nın Çukurova Bölgesi’nde incelemeler yapan gazeteci Ali Kırca ise ezanın, Kur’an okumanın, cemaatle namaz kılmanın Valilikçe yasaklandığını ve cami yapımına izin verilmediğini tespit etmiş. Artan dinî baskılar üzerine bölgede 300 civarında köyün boşaldığını ve 100 bin civarında Müslüman Yörük’ün komşu Suriye’ye sığındığını da bildirmiş.
ÜRKEK DÜRÜSTLÜK – Av. Ruhittin SÖNMEZ
ÜRKEK DÜRÜSTLÜK – Av. Ruhittin SÖNMEZ
Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş siyasi hayatına “dürüst ve güvenilir” bir kişilik olarak başlamıştı. Ancak bu imajı Reza Zarrab’a verdiği ödül esnasında çekilmiş fotoğraf karesi ile ikinci bir darbe yedi.
Birinci darbeyi Has Parti Genel Başkanı iken “Harun gibi geldiler, Karun gibi oldular” diye meydanlarda tenkit ettiği AKP saflarına katıldığı zaman almıştı.
Çünkü Numan Kurtulmuş o dönemde şunları söylüyordu: “12 Eylül’ün Siyasi rejimini devam ettiriyorlar. 12 Eylül’ün Siyasi Partiler Yasası duruyor, Seçim Yasası duruyor, Sendikalar Yasası duruyor, Toplantı Gösteri Yürüyüşleri Yasası duruyor, 12 Eylül’ün Seçim Sistemi duruyor. Kenan Evren de, Başbakan (Tayyip Erdoğan) da aynı şeyi söylüyor.”
Numan Kurtulmuş bu eleştirileri yaptıktan sonra AKP’ye Genel Başkan Yardımcısı olarak geçti. Hükümette Başbakan Yardımcısı oldu.
Peki, bu tenkit ettiği konularda veya Karunlaşanlardan hesap sorulması için bir teşebbüste bulundu mu? En azından kamuoyu oluşturmak için benzer görüşlerini konuştuğunu duyduk mu? Hayır.
Numan Kurtulmuş, akçalı işlere bulaşmamış, rüşvet, iltimas gibi konularda “temiz” kalmış bir siyasetçi olarak biliniyor. Bu normalde bir politikacıda olmazsa olmaz ilk şarttır. Fakat günümüzde çok önemli bir meziyet kabul ediliyor. O, bu “meziyete” sahip bir politikacıdır.
İstanbul’daki Ermeni Eylemleri – Prof. Dr. Vahdettin Engin
İstanbul’daki Ermeni Eylemleri - Prof. Dr. Vahdettin Engin
Ermeniler, Doğu Anadolu’da gerçekleştirdikleri terör faaliyetlerinin Avrupa’da yeteri kadar ses getirmediğini görünce İstanbul’da eylem yapmaya karar verdiler.
Kumkapı Ermeni Patrikhanesi Baskını
Bu eylemlerden ilki, 28 Temmuz 1890 tarihinde Kumkapı’daki Ermeni Patrikhanesi ve Kilisesinin basılması hadisesidir. Eylemi Hınçak komitesi düzenlemişti. Buna göre Patrikhane Kilisesindeki ayin sırasında bildiri okunacak, diğer taraftan örgüt elebaşısı Cangülyan, Patrik Aşıkyan’ı Padişaha isteklerini sunmak üzere Saray’a götürecekti. Hazırlıklar tamamlandı. 28 Temmuz günü örgüt elemanları ve çeşitli vilayetlerden getirilen militanlar, Patrikhane yanındaki kilisede toplandılar.
EĞİTİMDEKİ HATALAR – Seyfettin KARAMIZRAK
EĞİTİMDEKİ HATALAR - Seyfettin KARAMIZRAK
2004 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tüm derslerin programlarını, eğitim paydaşları ile birlikte günün şartlarına uygun şekilde yeniden yazdırmıştı.
Tutarlı, sarmal ve bilimseldi. Öğretmenlere “yeni müfredat programları” adı altında tanıtımı yapılmıştı.
Her kesim memnundu, çünkü demode olmuş birçok yöntem ve konu yenilenmişti. Örneğin, okuma yazma öğretiminde işlevini yitiren “cümle yöntemi”, “ses temelli” hale getirilmiş, “öğrenmeyi öğrenme” modeli benimsenmişi. Öğrenci, soran, sorgulayan, araştıran tavrıyla daha aktif ve katılımcı hale getirilmişti.
Fakat yıllar itibarıyla işler daha iyiye gideceğine, eğitimde yanlış uygulamalar gittikçe çoğalmaya başladı.
Ek ders ücretlerinde yüksek lisans ve doktorası olanlara artı ek ders ücreti ödemesi kaldırılarak öğretmenlerin kariyer yapma isteği sıfırlandı.
Uzman öğretmenlik modeli uygulanamadı. Ödül sistemi değiştirilerek öğretmenlerin motivasyonu köreltildi.
Müfettişlerin sicil amirliklerine son verildi. Yöneticiler şimdi kendilerini hiç görmeyen, tanımayan, icraatlarından haberi olmayan amirlerinin verdiği isabetsiz ve tesadüfi notlarla mağdur olmakta, müfettişleri mumla aramaktadırlar.
SEVGİ İLE YAKIN OLUR IRAKLAR – Av. Tevfik KARABULUT
SEVGİ İLE YAKIN OLUR IRAKLAR – Av. Tevfik KARABULUT
Sevgi ile yakın olur ıraklar
Bir tatlı tebessüm bin hüznü paklar
Uzak olsun bize yüzü asıklar
Gözlerinin iç gülenler gelsin
Hayatları esir aldı arzular
Huzurun önüne ördüler duvar
Kavga, niza, zehirlendi dostluklar
Maksadı muhabbet olanlar gelsin
Feryat figan inletiyor semayı
Beddualar bastırıyor duayı
Cehennem eyledi nefret dünyayı
Huzuru sevgide bulanlar gelsin
Silinirse kalpten gün be gün haya
Bir çekilmez mekan olmaz mı dünya
Vaktimiz yok, boş, lüzumsuz kavgaya
Edebi, adabı bilenler gelsin
Çaresi yok bil ki geçen zamanın
Değerini bilmek lazım bu anın
Çözmek için hikmetini devranın
Ariflerden dersler alanlar gelsin
24.06.2015
DİN, BARIŞ, KARDEŞLİK DİYEREK BÖLDÜLER / TÜRK MİLLETİ’NE TUZAK – Nurullah AYDIN
DİN, BARIŞ, KARDEŞLİK DİYEREK BÖLDÜLER / TÜRK MİLLETİ’NE TUZAK - Nurullah AYDIN
Karanlık odaklarca; hayalperest yetenekli cahillerle, hırslı ama zaafları olan tipler tespit edildi. Rol oyuncu eğitiminden geçirildiler. Planlar, programlar, yol haritaları hazırlandı, kendilerine verildi. Demokrasi oyununda, kumpaslarla hilelerle etkili ve yetkili kılındılar.
Barış dediler, birlikte yaşayanları çatışma ortamına sürüklediler.
Kardeş dediler, birlikte yaşayan insanları kin nefretle ayrıştırdılar.
Din dediler, Müslümanları böldüler, halkımız dediler halkı böldüler.
Ahlak iman peygamber dediler, yalancılığı hırsızlığı fitneyi katliamı meşru gördüler.
Osmanlı hayalleriyle Türk Milleti’ni, bölge halklarını birbirine düşürdüler. İslamcı bölücü terör örgütleri kurdular, desteklediler. Bölgeyi kan gölüne çevirdiler.
Neyin mücadelesi bu?
Çok yönlü asimetrik psikolojik savaşın tüm unsurları kullanılmış oluyor.
Uygulanan operasyon; uzun zamandır sinsice planlanan operasyonudur. Bu her alanda uygulamadadır.
Sinsice planlanan ve uygulamaya konulan operasyonları, mankurtlaşmış beyinler tersini algılıyor. Bazılarına göre ise onlara direnmek olanaksızdır. Devşirme eğitimi bu algıyı emreder.
SÜLEYMAN DEMİREL, SAKIZ HOCA, HAYRETTİN KARAMAN – Av. Ruhittin SÖNMEZ
SÜLEYMAN DEMİREL, SAKIZ HOCA, HAYRETTİN KARAMAN – Av. Ruhittin SÖNMEZ
9. Cumhurbaşkanı merhum Süleyman Demirel’in, yetiştiği aile ortamını anlattığı, şu cümleleri beni çok etkiledi:
“Biz mesut bir Anadolu ailesi idik. Hayatı ciddiye almış, hayat mücadelesini hiçbir zaman şikâyet konusu yapmamış, gerçekçi, çalışmayı şiar edinmiş, lüksü, israfı, şatafat ve tantanayı değil, kendi işinde gücünde olmayı, tevazuyu, iyi kalpliliği, yardımseverliği hiç elden bırakmamış, kimsenin malında mülkünde gözü olmamış, hakka hukuka riayetkâr, toplumdan rahatsız olmamış, toplumu rahatsız etmemiş bir aile idik.”
Beni çok etkiledi, çünkü ben de böyle bir aile ortamında yetiştim. Sadece ben değil çevremde gördüğüm ailelerin de çoğu böyleydi.
Hele “TOPLUMDAN RAHATSIZ OLMAMIŞ, TOPLUMU RAHATSIZ ETMEMİŞ” olmak esasen “iyi Müslüman nasıl olmalıdır” sorusuna verilebilecek en özet cevaplardan biri gibi geldi bana.
GÖNLÜM – Av. Tevfik KARABULUT
Felek sokmuş bizi halden hallere
Hazan çökmüş bakışlara, dillere
Garip bülbül gibi düşmüş yollara
Dağ bayır dolanır, gül arar gönlüm
Unutmuşuz sevgi denen ilacı
Üç günlük duygular olmuş baş tacı
Dillerin tadı yok, yakıyor, acı
Sözleri bal gibi dil arar gönlüm
Nice garip düşmüş çaresiz derde
Kimi sürünüyor, kimisi yerde
Bir vurdumduymazlık hakim her yerde
Tutup kaldıracak el arar gönlüm
Vicdanlar uykuda, vicdanlar sessiz
Bin bir yol var menzilleri belirsiz
Bilirim Yaradan koymaz çaresiz
Huzura götüren yol arar gönlüm
20.06.2015
Bağırganlı değil, bağrı gamlı!.. – Mustafa KÜPÇÜ
Bağırganlı değil, bağrı gamlı!.. - Mustafa KÜPÇÜ
Bilmem kaç kişi anımsıyor?
AKP iktidarı “Kandıra Turizm Bölgesi olacak” demişti!
Kandıralılar da inanmıştı!
Topraklar değerlenecek, özellikle Karadeniz kıyılarında kurulacak turistik tesisler ilçeye gelir kaynağı olacak, Kandıralı gençler Kandıra’da kurulacak “Turizm Okulu”nda eğitim görecek ve bu turistik tesislerde iş olanağı bulacak.
Kandıralı üreticiler bu tesislere meyve-sebze satacak.
Kandıra esnafının işleri gelişecek.
İlçe zenginleşecekti.
“Kandırdılar Kandıralıyı!”
BİR KİŞİ ÖLMÜŞ DİYELER “Vefatının 50. Ölüm Yıl Dönümünde Mehmet Emin Buğra” – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
BİR KİŞİ ÖLMÜŞ DİYELER - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
Evden çıkarken gazete haberlerinde turizm operatörleri Çin’in işgali altındaki Doğu Türkistan’a çok ucuz turlar düzenlediğini okudum!. Haber internette en fazla tıklanan bir gelişmeymiş. Benim hiç postaneye uğradığım, mektup falan attığım yok ama geçen bir gittim özellikle “Vefatının 50. Ölüm Yıl Dönümünde Mehmet Emin Buğra” pulu aldım!. Ne sevindim sormayın?!.
Zaten evden çıkarken yaprağını kopardığım günlük takvimden aklımda kalmıştı “Bugün Vefat Eden Ünlüler”in ilk sırasında “Bağımsız Doğu Türkistan Devleti’nin ilk Cumhurbaşkanı Mehmet Emin Buğra bugün Ankara’da vefat etti-1965” böyle bir tarihi not!.
Hemen biraz ilerde AVM’deki büyük kitapçıya uğradım torunun tatil kitapları için. Aklıma geldi sonra “Mehmet Emin Buğra’nın şiir veya diğer çalışmalarından herhangi bir kitap var mıdır?” demeye kalmadan İngilizce olarak “Hangi Dilde istersiniz?” diye sordu tezgahtar bayan. Beni herhalde yabancı zannetti. Hiç bozmadım. “Fransızca ve Almanca” deyiverdim. Baskılarının tükendiğini belirtti!. Fakat Rusça ve Çince arzu edersem verebileceğini belirtti tebessüm ederek. Ben de hem Türkiye Türkçesi, hem de Arapçasını istedim. Çünkü en fazla konuşulan bütün dünya dillerine meğer tercüme edilmiş Mehmet Emin Buğra’nın eserleri!. Sevindim. Tezgahtar bir de “Merhum Mehmet Emin Buğra’nın Türkiye’de yayınladığı Doğu Türkistan Dergisi ve Türkistan’ın Sesi Dergilerinin tıpkı basımını isterseniz size takdim edebilirim!” deyince sevincim artarak devam etti. “Olur” dedim. Onları da aldım. Bir de “Mehmet Emin Buğra Albümü “ yayınlanmış, itibar baskılı büyük boy bir kitap olmuş. Bunlara bir tane de Uygur Türkçesi Opera eseri ekledim hepsi kocaman bir paket oldu. İnşallah taşıyabilirim.
GÖNLÜMDEN GEÇEN KOALİSYON BAŞKA, BAŞA GELECEK BAŞKA – Av. Ruhittin SÖNMEZ
GÖNLÜMDEN GEÇEN KOALİSYON BAŞKA, BAŞA GELECEK BAŞKA - Ruhittin SÖNMEZ
Lafı eğip bükmeden gönlümden geçen koalisyonu açıklayacağım. Benim için birinci öncelik, ülkemizin bir bölümünü PKK terör örgütünün yönetmesini sağlayan/ sağlayacak, “çözüm sürecinin” sona erdirilmesidir.
Ekonominin düzeltilmesi, hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi, Cumhurbaşkanının anayasal yetki sınırlarına çekilmesi, yolsuzluk ve hukuksuzlukların faillerinin yargılanması çok önemlidir. Ancak telafisi mümkün olmayan en önemli husus, ülkenin bütünlüğü ve milletin birliğinin korunamamasıdır.
Bu öncelikli mesele için HDP’siz ve fakat MHP’li bir hükümetin kurulması gerekli.
Çünkü Mecliste temsil edilen dört partiden üçü “çözüm sürecinin” devamından yana. Sadece MHP karşı.
MHP’nin içinde bulunduğu veya dışarıdan destekleyeceği hükümet formüllerinde “çözüm süreci” devam ettirilemez.
HDP’nin destekleyeceği hükümet formüllerinde ise PKK’nın istediklerinin adım adım verileceğine şüphe yok.
MHP’nin CHP ile koalisyon kurabilmesi için HDP desteği şart. Fakat HDP destekli bir hükümette yer almak MHP’yi bitirir. Yani böyle bir koalisyon mümkün olmaz.
GERÇEKTE NE ARIYORUZ? – Nurullah AYDIN
GERÇEKTE NE ARIYORUZ? - Nurullah AYDIN
İnsan; zengin olmak ister, makam sahibi olmak ister, şöhret olmak ister.
İnsan; adalet ister, özgürlük ister, eşitlik ister.
İnsan; olmak istediklerine odaklanır ve bunun için ya kurallara uymaz ya da uyarak amaçlarına ulaşır.
İnsan ve toplum düzeninin kuralları ise hukuk, din, ahlak ve görgü kurallarıdr.
Farklı din, dil, ırk, renk, cinsteki insanları bir arada çatışmasız yaşam ortamı sağlayan hukuk kurallarıdır.
Kamu düzeni; hukuk kurallarının işlemesi ve işletilmesi ile sağlanır.
İnsanların her zaman ihtiyaç duyduğu konu ise, sevgi, hoşgörü, dostluk ve barıştır.
Yaşanılan olaylar, sevgiye ve hoşgörüye ne kadar muhtaç olunduğunu gösteriyor.
Kanatları Mıhlanmış Zümrüdüanka – Alptekin CEVHERLİ
Geçen hafta kaldığımız yerden Azerbaycan izlenimlerimizi sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz.
ÇOCUK KASABASI BUTİK ANAOKULU ÇOK FARKLI – Galip ATAMAN
ÇOCUK KASABASI BUTİK ANAOKULU ÇOK FARKLI – Galip ATAMAN
1960’lardan günümüze görev yaptığım ortaokul, lise ve üniversitelerde onlarca mezuniyet törenine katıldım.
Eşim Gülümser hanımın çalıştığı ilkokullarda düzenlenen eğitimle ilgili programları izledim.
Gazeteci olarak okulların açılış ve kapanış etkinliklerinde hazır bulundum.
Geleceğimizin teminatı çocuklarımızla gurur duydum, öğretmenlerimizi ayakta alkışladım.
Ama hiçbirinde; Yönetim kurulu Başkanı değerli dostum Dr. İbrahim Kahraman davetlisi olarak katıldığım “Çocuk Kasabası Butik Anaokulu Yıl Sonu Etkinliği”ndeki kadar keyif almadım.
Türk Dünyası’nın Parlayan Yıldızı – 1 / Alptekin CEVHERLİ
Türk Dünyası’nın Parlayan Yıldızı – 1 / Alptekin CEVHERLİ
Kocaeli Kitap Fuarı’nın ilk günüydü…
Yayımcımın standında kitaplarımı imzalıyordum. Telefon ısrarla çalmaya başladı.
Açtım, arayan Azerbaycan’dan yıllardır görmediğim dostum, Cingiz Bey’di.
Azerbaycan’da Türkçe ile ilgili yapılacak bir toplantı nedeniyle davet edildiğimi, ancak ilgili kurum yöneticisi olan Değerli Dostum Ekber Qoşalı’nın bana bir türlü ulaşamadığını söylüyordu…
Ve… 1 Haziran Pazartesi günü Bakü’ye vardım…
AZINLIK HÜKÜMETİ Mİ, KOALİSYON MU? – Av. Ruhittin SÖNMEZ
AZINLIK HÜKÜMETİ Mİ, KOALİSYON MU? – Av. Ruhittin SÖNMEZ
“Azınlık hükümeti mi, koalisyon mu olacak?” konusunu belirleyecek üç önemli parametre var.
1- HUKUKİ DURUM: Bizim sistemimize göre, hükümetlerin güvenoyu alması kolay ancak güvensizlik oyuyla düşürülmesi zordur.
“Bakanlar Kurulunun göreve başlama sırasında güvenoyu alabilmesi için TBMM üye tamsayısının salt çoğunluğu (276 oy) gerekmemektedir. Toplantıya katılanların salt çoğunluğunun güvenoyu yeterlidir.” Buna karşılık bir hükümetin güvensizlik oyuyla düşürülebilmesi için 276 red oyu gereklidir.
Mesela AKP tek başına bir azınlık hükümeti kuracak olursa, mevcut Meclis aritmetiği ile partilerden sadece biri dahi oylamaya katılmazsa kendi milletvekillerinin oylarıyla güvenoyu alır.
Ancak oylamaya katılmayan veya çekimser kalarak hükümete zımni destek veren partilerin çıkarılacak kanunlar ve hükümetin icraatı konusunda çok sıkıntılar çıkaracağını tahmin edebiliriz.
“Diyelim Cumhurbaşkanı AKP’den bir ismi hükümeti kurmakla görevlendirdi. O isim hükümet kurmazsa mevcut hükümet arada göreve devam eder. Ama diyelim o isim bir hükümet listesi hazırladı ve Cumhurbaşkanı da o listeyi hükümet olarak atadı. O zaman o hükümet göreve başlar. Diyelim o liste güvenoyu alamadı. Ama güvenoyu alamasa dahi o atanan hükümet seçimlere kadar görevde kalır.”
Türkmen trajedisi – Dr. Cüneyt MENGÜ
Türkmen trajedisi - Dr. Cüneyt MENGÜ Yeniçağ Gaztesi 07.06.2015
Irak’ta geçen hafta, biri Bağdat’ın 136 km kuzey batısında olan Samarra kentinin El-Sarsar bölgesine IŞİD’in düzenlediği intihar saldırısında, diğeri ise Irak ordusunun milis halk güçleri desteğiyle Bağdat’ın 131 Km. batısındaki Ramadi’ye düzenlediği kurtarma operasyonu sırasında toplamda 150 den fazla şehit, 200’den fazla yaralı olduğu ve bunların tümünün Türkmen olduğu ortaya çıktı.
Bölgeden alınan bilgilere göre olayların meydana geldiği her iki bölgenin de Türkmen bölgesi olmamasına rağmen, Iraklı komutanlar tarafından kasıtlı olarak cephelerin ön saflarına Türkmenlerin sürüldükleri bildirilmiştir. Her iki olayda şehit edilenlerin cenazeleri birkaç gün önce Türkmen siyasetçilerinin katılımıyla ilahi ve ağıtlar eşliğinde Necef’te toprağa verilmiştir. Sormak istiyoruz; tamamı Araplardan oluşan bu bölgenin savunulması acaba yalnızca Türkmenlere mi düşmektedir? Hali hazırda 500 binden fazla göçe zorlanan Türkmenlerin bölgeleri IŞİD güçlerinin işgali altındadır!
IŞİD’in Irak’taki durumu incelendiğinde, örgütün Irak’a girdiği günden itibaren günümüze kadar Irak topraklarının % 41 den fazlası üzerinde hâkimiyet kurduğu ve bu fiili durumunu da bir yapıya dönüştürülmüş olup halen de devam ettiği müşahede edilmektedir. Bu bağlamda IŞİD ile mücadele kapsamında her şeyden önce ana sıkıntının Irak ordusunun içinde bulunduğu durumdur. Bilindiği üzere ABD’nin 2003 yılında Irak’ı işgalinin ana hedeflerinin başında tıpkı İngilizlerin I. Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti ile imzaladığı Mondros Ateşkes anlaşmasının ilk maddesinde olduğu gibi, Irak ordusu başta olmak üzere Irak’ın tüm güvenlik güçlerinin altyapısının çökertilmesidir.
GÖNÜL EHLİ OLAN….. / Av. Tevfik KARABULUT
GÖNÜL EHLİ OLAN...../ Av. Tevfik KARABULUT
Gönül ehli olan göz göre göre
Üç günlük hırslara kanmaz boş yere
Ayrık otlarına mahkum kalplere
Sevgi tohumları ektiği zaman
İman ile kalmaz cevapsız soru
Kibre uzak tutar, yıkar gururu
"Kün" buyruğu ile Rahman'ın nuru
Gönlüne ışığı yaktığı zaman
Her kim ki nefsini yerlere serer
Görür dağ ardını maksuda erer
Hikmet bahçesine gülerek girer
Benlik surların yıktığı zaman
Şeyda bülbül mesken edinir bağı
Gönüllerde yanar aşkın çerağı
Sevgi güneşinin sönmez ışığı
Gönülden gönüle aktığı zaman
Arif olan kişi kırmaz kimseyi
Sabır ve şükür der, sözlerin beyi
Hamlığı pişiren bin bir çileyi
Acıyla yoğrulup çektiği zaman