Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
28Tem/150

TÜRKİYE SAVAŞA GİRDİ (Mİ?) – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez avTÜRKİYE SAVAŞA GİRDİ (Mİ?) – Av. Ruhittin SÖNMEZ

İncirlik Üssü ABD başkanlığındaki koalisyon ülkelerinin IŞİD'e karşı hava saldırılarında kullanmasına açıldı.

Foreign Policy Dergisi internet sitesinde bu haberi “Turkey Enters the War Against the İslamic State” yani Türkiye IŞİD’e Karşı Savaşa Girdi başlığıyla verdi. Dünya basını haberi aynı anlama gelebilecek yorumlarla manşetlerine taşıdılar.

Cahit Armağan Dilek’in 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nde yayımlanan yazısında verdiği bilgilere göre,  “Türk Ordusu fiilen Suriye içinde (hava veya karada) operasyon yapmasa bile, Türkiye topraklarındaki bir üsten kalkacak bir yabancı savaş uçağının Suriye’de hava saldırısı yapması halinde Türkiye hukuken savaşın tarafı haline gelir.”

Çünkü “Suriye'deki savaşa uluslararası müdahaleyi öngören bir BM kararı yok. Ayrıca Suriye devleti tarafından bir yardım çağrısı da yapılmadığına göre Suriye'de yapılacak operasyonların yasal dayanakları da yoktur.”

Ancak Türkiye’nin “kendi imkân ve kabiliyetleri ile” Irak ve Suriye hudutları içindeki IŞİD ve PKK mevzilerini bombalamasımeşru savunma” kapsamı içinde değerlendirilebilir.

Uluslararası Hukuk halen bebeklik çağındadır ve güçlünün haklı olduğu bir düzenin varlığını sürdürdüğü bir alandır.

Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın “Dünya 5’den büyüktür” diyerek “Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesinin BM'yi etkisiz hale getirmesinin kabul edilemez olduğunu” haykırması bundandı. Ama bu adaletsiz dünya düzenini değiştirmek için yeterince güçlü değildik.

27Tem/150

1919 ERZURUM KONGRESİ VE HATIRLATTIKLARI – Prof. Dr. Nurullah AYDIN

1919 ERZURUM KONGRESİ VE HATIRLATTIKLARI – Prof. Dr. Nurullah AYDIN

Hayalleriyle yaşayanlar Türkiye’yi; komşu ve bölge ülkelerle ilişkileri sorun haline getirmişlerdir.

İçte ise küresel odakların emrinde örtülü işgal yönetimi sürmektedir.

2014 Türkiye’si, 1919 Türkiye’sinin şartları düşünüldüğünde farklı mı?

Avrupa-Haçlı güçlerince, Osmanlıyı paylaşma anlaşmaları yapıldı.

İlk görüşmeyi, 1908’de Estonya'nın başkenti Reval (Talin)'de İngiltere ile Rusya yaptı..

- Boğazlar (Brest litowsk gizli antlaşması), İngiltere ile Rusya arasında,

- Londra Antlaşması, İtilaf Devletleri ile İtalyan arasında

- Sykes-Picot Antlaşması,­ İngiltere ile Fransa arasında

- St. Jean de Maurienne Antlaşması, İngiltere, Fransa, İtalya arasında.

- Balfour Deklarasyonu, İngiltere tarafından imzalandı.

Bu paylaşım Antlaşmaları; Mondros Ateşkes Antlaşması ile uygulanmaya konuldu.

26Tem/150

TARIMSAL ARAZİLERİN MİRAS YOLUYLA BÖLÜNMESİ – Av. Semih ERGÜN

TARIMSAL ARAZİLERİN MİRAS YOLUYLA BÖLÜNMESİ – Av. Semih ERGÜN

5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu, 15.05.2014 tarih ve 29001 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 6537 sayılı Kanun ile değiştirilmiştir.

Yeni yasa ile asgari tarımsal arazi büyüklüğü ve yeterli gelirli tarımsal arazi büyüklüğü kavramları tanımlanmış, belirlenen büyüklükteki tarımsal araziler üzerinde gerçekleştirilecek mülkiyeti aktarıcı nitelikli işlemlerin yanı sıra, intikal ve miras taksimi işlemlerinde önemli değişiklikler getirilmiştir.

Tarımsal alanlarda gerçekleştirilecek tapu ve kadastro işlemlerinde, tarımsal nitelik taşıyan alanların asgari tarımsal arazi büyüklüğü, yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü, arazi sınıfları arasındaki dönüştürme katsayıları, tarımsal alanlar arasındaki ekonomik bütünlük vb. kavramların Tapu müdürlüklerince irdelenerek doğrudan işlem tesis edilmesi mümkün olmadığından söz konusu taleplerle ilgili olarak il/ilçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerince olumlu görüş verilmesi durumunda işlemlerin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

25Tem/150

Sapla Saman Karışmış Yine… Alptekin CEVHERLİ

alptekin cevherl,Sapla Saman Karışmış Yine… Alptekin CEVHERLİ

Türkiye’mizin etrafında bir ateş çemberi var ve gittikçe büyüyor. Yıllardır söylediğimiz ‘güven ve istikrar adası Türkiye’ söylemi dahi neredeyse tehlikeye girdi. Irak’la başlayan ve Suriye ile devam eden süreçte, ülkemizin bütün güney sınır komşuları ciddi bir kaos ile istihbarat ve terör örgütleri için ise geniş imkân sunar hale geldiler.

22 İslâm ülkesinin sınırlarının yeniden yapılandırılması ve bunların içinden etnik, mezhepsel ve lehçelere göre yeni devletçikler çıkarma projesi olan Büyük Ortadoğu Projesi gün be gün hayata geçerken neredeyse Türkiye dışında, proje için başkaca da bir pürüz kalmadı…

Son pürüz olan İran da; ABD ile yaptığı antlaşma çerçevesinde Batı’ya kapıları sonuna kadar açmış oldu. Bunun Türkiye’ye yararları olduğu gibi, çeşitli zararları da mutlak surette olacaktır.

24Tem/150

YENİ TÜRKİYECİLER GÜNAH ÇIKARIYOR… / Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

mustafa erkal profYENİ TÜRKİYECİLER GÜNAH ÇIKARIYOR… / Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın yıldönümünde şehitlerimizi ve örnek devlet adamı Rauf Denktaş’ı rahmetle anıyoruz.

Aydınlar Ocağı Genel Merkezi’nin mevlidi ve bayramlaşması bizlere birçok şeyi düşündürdü. Bunların başında bayramı bayram olarak kutlayamayan şehit aileleri gelir. Vatan, millet ve bayrak için şehit olarak en yüksek mertebeye ulaşan bu aziz varlıklarımızın yakınları yıllardır bayram yapamamaktadırlar.

Etnisitesi ne olursa olsun; Devletinden yana olup emperyalizmin işbirlikçisi ve oyuncağı olmayan, Kürt Lawrencelere özenmeyen vatandaşlarımız bazı yörelerden göçe zorlanmaktadırlar. Bazı alçaklar askere diklenip “buradan gidin” bile diyebilmektedir. Ülkeyi 12 senedir bu hale getirenler, kamu düzenini verdikleri tavizlerle bozan siyasetçiler utanmalıdır. Bu vatandaşlarımız bayramı bayram olarak kutlayabilirler mi?

Devletlerine ihanet etmedikleri için korucu olanlar kurşunlanmakta, baskı ve şiddet görmektedirler. İktidarın sahip çıkmadığı korucularımız acaba bayramı fark edebiliyorlar mı?

23Tem/150

NAR GİBİ KIZARTAN AYDIN – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

ayhan katırcıkaraNAR GİBİ KIZARTAN AYDIN - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Burhanettin Kayhan(1945-2002) vefat etmişti. Türkiye’nin en sancılı yıllarında (1969-1971)sorumluluk almış bir gençlik lideriydi, sivil toplum önderiydi, önemli bir aydın ve müteşebbisti bu aziz dostum Burhanettin Kayhan. Söz konusu yıllarda Ankara’da TRT Haber Merkezi’nde yöneticiydim. Eşim ile birlikte önce İstanbul Florya’da oturan Ailesine taziye için evlerine gitmiştik. Başkent’e döndüğümde bir telefon geldi. Burhanettin Kayhan ile ortak dostumuz Yazar ve Muallim Ali Nar arıyordu.

-İslami Edebiyat Dergisi ve ekolu olarak Burhanettin Kayhan ile alakalı bir toplantı yapacağız. Sizin de bu toplantıda görüşlerinizi açıklamanızı istiyoruz.

Oysa böyle bir toplantıyı Birlik Vakfı ve MTTB’nin yapması gerekmez miydi? Yahut Burhanettin Kayhan’ın Kayıhan Yayınları Sahibi olması dolayısıyla Basın Yayın Birliği, üyesi olduğu Türkiye Yazarlar Birliği ve de MÜSİAD’ın? Sonra sohpetlerin vazgeçilmezleri olan İstanbul İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyelerinden aziz dostları böyle bir etkinlik yapamazlar mıydı?

Bir bahar mevsiminin üşütmeyen ve ıslatmayan gününde İstanbul Fatih’te İETT otobüs durağı ve Saray Muhallebicisi’nin arkasındaki İslami Edebiyat Dergisi’nin mütevazi genel merkezine gittim. Bir Cumartesi öğleden sonra Ali Nar toplantıyı açtı. Öyle içten ve sıcak bir konuşma yaptı ki konuklar duygulandı böylesi bir vefa karşısında. Hatıralar anlatıldı. İslam coğrafyasının aydınlatılması hareketinin analiz ve değerlendirilmesi yapıldı. Hayrat dağıtıldı. Dua ve Fatihalarla son verildi toplantıya.

21Tem/151

AKP+MHP KOALİSYONU – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmezAKP+MHP KOALİSYONU – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Koalisyon ihtimalleri konusunda benim ilk günden beri görüşüm (“Gönlümden Geçen Koalisyon Başka, Başa Gelecek Başka”başlıklı yazımda belirttiğim gibi) en yüksek ihtimal AKP+CHP koalisyonudur. Gönlümden geçen AKP+MHP koalisyonunu ise daha düşük bir ihtimal olarak görüyorum.

Çünkü büyük sermaye, çok uluslu şirketler, uluslararası örgütler ve küresel sistem AKP+CHP koalisyonu istiyor. Üstelik Kılıçdaroğlu hükümet ortağı olmaya çok istekli.

Ancak Sadi Somuncuoğlu görüşlerine çok değer verdiğim tecrübeli, bilge bir siyasetçi ve devlet adamıdır.

Yeniçağ Gazetesinde yazdığı “Koalisyon Matematiği” başlıklı yazısından Sadi Somuncuoğlu’nun AKP+MHP koalisyonunu daha muhtemel gördüğü anlaşılmakta.

Somuncuoğlu’na göre, seçimden bugüne kadar MHP kanadında “olaya önce uzaktan ve soğuk bakmak, sonra olmayacakları netleştirmek suretiyle, olması mümkünü gündeme getirmek yolunun seçildiği görüldü. İşte bu çerçeve, MHP’yi kilit konumuna getirdi.”

Somuncuoğlu MHP’nin bu politikasını, Devlet Bahçeli’nin 1999 seçimlerinin hemen sonrasında  “RP ve DYP dinlensin”  cümlesi ile “DSP-MHP-ANAP üçlüsünün kuracağı koalisyon hükümeti dışında bir alternatif bırakmamış” olmasına benzetiyor.

Gerek AKP ve gerekse MHP tabanlarının birlikte bir koalisyona sıcak baktığını biliyorum.

20Tem/150

Seyfettin Karamızrak hocamızdan bir dörtlük

10986672_698070176964398_2931018521009365924_n  Dörtlük

Dört dizeden oluşan kümeye “dörtlük”denir. Bir konu etrafında toplanmış dört dize kümesinden oluşan dörtlükler halk edebiyatının temel birimlerinden biridir. Bunlar, düzyazıdaki paragraf gibidir.

19Tem/150

NELER BEKLENİYOR? – Prof. Dr. Nurullah AYDIN

NELER BEKLENİYOR?- Prof. Dr. Nurullah AYDIN

Türkiye dış ve iç karar alıcılarla, karar vericilerin ve uygulayıcıların arenasıdır. Kim karar alıyor, kim karar veriyor, kim uyguluyor sorusuna herkes farklı açıklama getirebiliyor.

Toplumdaki algıları değiştirmek için, her kesim, kendine göre tezler ortaya koyuyor. Toplumun algılamasını yönlendirmede stratejik merkezler asimetrik psikolojik savaşın kara propaganda yönetimini uyguluyor. Kim kimden destek alıyor?

Batı; beyinleri ele geçirerek, Türkiye’nin kimliğini değiştirme çabasındadır.

Devşirdikleri dinci, etnikçilerle, çıkarcı, makam, servet, şöhret hırsına bürünmüş fasık ve münafıklarla; Ortadoğu’yu kan gölüne çevirirken nihai hedef Türkiye olduğunu gizlemediler. Yayınladıkları haritalarla, yeni sınırlarla yeni devletleri belirlediler, uyguluyorlar.

Tarih tekerrür ediyor.

Batı’nın şer üçlüsü; Türkiye’yi postmodern işgal etmiş durumdadır.

Türk Milleti tarihin en ağır bunalım dönemini yaşamaktadır.

Türk Milleti’nin milli ve manevi değerleri; altüst edilmiş, ortak değerler parçalanmıştır.

Halk; uyuşturulmuş neyin ne olduğunun farkında değildir.

Aydınlar; susmuş, sinmiş durumdadır.

Batı’nın şer üçlüsü tarafından;

Bütün yeraltı ve yerüstü servetlerine el konulmuş,

Medya ele geçirilmiş,

İletişim alanı kontrol altına alınmış durumdadır.

17Tem/150

HAKKIN HUZURUNA VARMADAN OLMAZ – Av. Tevfik KARABULUT

tevfik karabulut  avHAKKIN HUZURUNA VARMADAN OLMAZ - Av. Tevfik KARABULUT

Kalpler kirlenirse kirlenir diller
Nefret ile çöle döner gönüller
Sevgi ışık olur, buluşur eller
Muhabbet bağına girmeden olmaz

Yalanla kirlenmiş sözler aldatır
Türlü renge giren yüzler aldatır
Bakar göremezsin, gözler aldatır
Gönül gözü ile görmeden olmaz

Başımızı hak önünde eğmişiz
Elest meclisinde "belâ" demişiz
"Evet" deyip sözümüzü vermişiz
Verilen sözlerde durmamak olmaz

Cehalet bitmezse düzelmez işler
İrfanla düzelir haller, gidişler
Hikmete giden yol sorguyla başlar
Neden niçin diye sormadan olmaz

Kibre esir olan gönüller kördür
Hey dost, tevazuun hasmı kibirdir.
Benlik tuzağına gidişi durdur
Nefsini yerlere sermeden olmaz

"Dosdoğru ol" emri Rahman'ın sözü
Hakk'a dönük olur müminin yüzü
İhmal eyleyemez Hakk'a niyazı
Hakk'ın huzuruna varmadan olmaz

14.07.2015

17Tem/150

Kartlar Yeniden Dağıtılırken… / Alptekin CEVHERLİ

alptekin cevherl,Kartlar Yeniden Dağıtılırken… / Alptekin CEVHERLİ

İlk devletlerden ve hata kabilelerden günümüze insanlık stratejik kaynaklar nedeniyle pek çok savaş yaşamış ve bunlarda yüz milyonlarca insan hayatını kaybetmiştir. Kişisel ihtiraslar nedeniyle yaşanmış birkaç savaşı saymazsak dünya savaş tarihini var olan kaynakların paylaşım mücadelesi olarak özetleyebiliriz. Elbette bu savaşların dini, sosyolojik veya psikolojik pek çok sebebi de olmuştur ama ana itici güç, var olan kaynakların paylaşımı şeklindedir.

Eski çağlarda savaşlar uzun hazırlıklar gerektirir, ancak çok kısa sürerdi. Bütün bir ülkenin kaderi birkaç saat içerisinde belirlenirdi. Aylar süren hazırlıklar ve savaş meydanına veya kale önüne ulaşım zorlukları ardından saatler ile hesaplanabilecek bir sürede neticeye ulaşılırdı. Meselâ Mohaç Meydan Muharebesi veya Malazgirt Zaferi bunun en güzel örneklerindendir.

Gelişen teknoloji ile birlikte hazırlık süreleri kısalmaya, silahlı mücadele süreleri de uzamaya ve çeşitlenmeye başlamıştır.

16Tem/151

TÜRK’TEN GAYRİ ESİR MİLLET PEK KALMADI – Süleyman PEKİN

TÜRK’TEN GAYRİ ESİR MİLLET PEK KALMADI – Süleyman PEKİN

Her yıl Temmuz ayının 3’ncü haftasının “Esir Milletler Haftası” olarak kutlandığını ve pek bilinmese de bunun 62 yıllık bir mazisi olduğunu biliyor musunuz?

İngilizcesi “Captive Nations Week” olan bu haftayla ilgili olarak “National Captive Nations Committee” yani ‘Esir Milletler Ulusal Komitesi’ adıyla kurulan 56 yıllık bir organizasyondan haberdar mısınız?

Başlangıçta komünizme karşı Amerikan kapitalizminin bir taktik hamlesi olması, Bush ve Obama’nın başkanlıklarında hatırlanması hâl-i hazırda esir milletlerin 4’te 3’ünün Türk olması gerçeğini değiştirmiyor.

Ortaöğretim kitaplarındaki herhangi bir Türk Dünyası haritasına bakarsanız 40 küsur maddede sıralanmış Türk topluluklarını görürsünüz. Başta Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere bunların 7’si bağımsız devlettir. Onlarca muhtar cumhuriyet ile özerk vilayetin ise Nahcivan ile Karakalpakistan haricinde tamamı esir; ve diğerleri:

15Tem/150

ÖNEMLİ İŞLERİNİZ VARDI – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakÖNEMLİ İŞLERİNİZ VARDI - Seyfettin KARAMIZRAK

Zaman çok önemliydi sizin için. Bütün işlerin sorumlusuydunuz. Bir nebze ayrılsanız sistem felç olur, ülke zaafa uğrardı kuşkusuz.

Bundan ötürü yaya yürüyemez, dolmuşa binemezdiniz. Bir hastaya “geçmiş olsun” a, bir cenazeye “başsağlığına” fırsat bulup gidemezdiniz. En kısa yol ücretinin “kaç para” olduğunu da bilemezdiniz.

Çok sıkıydı göreviniz çok, işlerin beyniydiniz adeta. Görev kişiliğinizle tanımlanırdı. Kimse yerinizi dolduramaz, makam koltuğuna bu kadar fiyakalı oturamazdı.

Bu mühim görevi kimseye devredemezdiniz, çünkü hiç kimse sizin gibi mükemmel(!) olamazdı. İsteseniz de, ilkeleriniz gereği makamınızı bir nebze terk edemezdiniz.

Bir huzurevine giderek, düşkünlerle, yaşlılarla dertlerini paylaşacak fırsatı bulamazdınız.

Kurallı yaşar, akılcı düşünürdünüz. Herkesin, ideal yaşam standardını kolayca yakalayabileceğini savunurdunuz. Geçinemeyenler, sıkıntı çekenler tembel(!), işsizler beceriksizdi.
Açlığın ne demek olduğunu bilemediğinizden, “bu ülkede fakir kalmadı” sanırdınız.

14Tem/150

HALAÇOĞLU HARCANMAMALI – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmezHALAÇOĞLU HARCANMAMALI – Av. Ruhittin SÖNMEZ

MHP Kayseri Milletvekili Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'nun CHP’lilerin tepkisine yol açan sözü, partisinin TBMM Grup Başkanvekilliği görevinden alınması ile neticelendi.

Bilindiği gibi, Halaçoğlu TBMM başkanı seçiminde CHP adayı Baykal’ı desteklememe gerekçesi olarak “Deniz Baykal’ı destekleseydik, AKP’NİN TABİRİYLE, inançsız, dinsiz bir partinin adamını seçtik diye bize yükleneceklerdi” şeklinde bir yorum yaptı.

“Halaçoğlu CHP’ye dinsiz dedi” diye haberleştirilen bu sözden böyle bir anlamın çıkarılması aşırı zorlama bir yorumla mümkün olabilirdi.

Medyada çeşitli açıklamalar yapan, sorulara cevap veren Halaçoğlu “üzerine basarak AKP’nin tabiriyle böyle bir şeyle suçlanacaktık’ dedim. Herhangi bir şekilde CHP’nin dinsiz, imansız olduğunu söylemedim. Eğer desteklersek bize karşı da bu suçlamaları yapabileceklerini söyledim” dese de suçlamalardan kurtulamadı.

CHP sözcüleri bu konuda aşırı bir alınganlık gösterdiler ve “kendilerini dinsizlikle suçladığını” iddia ettikleri Yusuf Halaçoğlu’nun özür dilemesini ve istifa etmesini istediler.

Oysaki CHP lideri Kılıçdaroğlu bile Ağustos 2012’de yaptığı bir konuşmada, dindar çevrelerin partilerine karşı mesafeli olduğunu ve “CHP dinsiz parti” dediğini vurgulayarak, bunun geçmişte yaptıkları hatalardan kaynaklandığını söylemiş.

Bu sözün Halaçoğlu’nun ifadesinden çok da farklı olmadığı ortada. Yani bugün CHP sözcülerinin aşırı tepkisi tamamen siyasi bir taktik gereği olmalı.

11Tem/150

İslam’ı Yeniden Düşünmek – Prof. Dr. Hasan ONAT

hasan onat profİslam'ı Yeniden Düşünmek – Prof. Dr. Hasan ONAT

İslam dini, ondört asırdır, insanların inanç, düşünce ve davranışları üzerinde etkin olmaktadır. Küreselleşme, insanlığın geleceği açısından, Müslümanların da, Müslüman olmayanların da İslam dini hakkındaki bilgilerini yeniden gözden geçirmelerini, bir anlamda zorunlu hale getirmiştir. İslâm, öncelikle, bir buçuk milyara yaklaşan insanın din anlayışını şekillendiren bir din olarak, bir bütün halinde yeniden düşünülmeyi beklemektedir. İslâm’ı yeniden düşünmek, onu, Hz. Muhammed’in ilk vahyi aldığı zamanki tazeliği, sadeliği ve sıcaklığı ile anlamaya ve yaşamaya çalışmak demektir. Bir başka ifadeyle, İslam’ın evrenselliğinin gereklerini yerine getirmek demektir.

İslam, bizden önceki insanlar tarafından, birikimleri ve yetenekleri elverdiğince anlaşılmıştır. Daha önceki anlaşılma biçimleri, İslâm’ı daha iyi anlama konusunda bize yardımcı olacaktır. İslâm, dinamik bir dindir; her zaman ve mekanda yeniden anlaşılabilir ve yorumlanabilir. Hz. Muhammed, sağlığında bir “model” ortaya koymuştur. Bize düşen, Hz. Muhammed’i örnek alarak, İslam’ın çağımıza uygun anlaşılma biçimini ortaya koymaktır.

Üzülerek belirtmek gerekir ki, Müslümanlar, “Sanayi Toplumu”na uygun bir din anlayışı üretmekte başarılı olamamışlardır. İnsanlık, bugün “Bilgi Toplumu”nun ötesine doğru yol almaktadır.

9Tem/151

BİR KİLO ASMA YAPRAĞI UĞRUNA YÂRAB; NE GÖNÜLLER / GÜNEŞLER BATIYOR! – Süleyman PEKİN

BİR KİLO ASMA YAPRAĞI UĞRUNA YÂRAB; NE GÖNÜLLER / GÜNEŞLER BATIYOR! – Süleyman PEKİN

1,5 LİRA: Çocuğun dondurma parası.. Kafede çay parası.. Dilenciye atılan para.. Metropolde tuvalet parası..

Ya da; Ege’deki tarım işçisinin 1 kg. asma yaprağı toplaması karşılığında alabildiği ücret.. 1,5 ekmek parası..

10 LİRA: Büyükşehirde 2-3 saatlik otopark parası.. Camiden çıkarken “Allah kabul etsin, boş geçmeyelim” parası.. Akşam eve gelirken alınan eğlencelik çekirdek-çerez parası..

Ya da; Manisalı kadınların - bacıların üzüm yaprağı toplamaları karşılığında aldıkları yevmiye ücreti.. Malûm; günde ancak 6–7 kilo toplayabildikleri için..

300 LİRA: Kimi için ailece iyi bir restoranda iftar parası.. Kimi için cep telefonunun bu ayki faturası.. Kimi için ayakkabı, kimi için kıyafet, kimi için taksit..

Salihli’nin Çökelek Köyü insanları içinse geçim, geçime destek parası.. Geliniyle, oğluyla, karnında bebesiyle bir kamyonet kasasında sabahın 05 30’unda rızık arama davası.. Ta ki Gölmarmara İlçesi’ndeki o korkunç kazaya kadar..

7Tem/150

DEVLET BAHÇELİ’NİN TAVRI – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmezDEVLET BAHÇELİ’NİN TAVRI – Av. Ruhittin SÖNMEZ

TBMM Başkanı olarak AKP adayı seçilince sanki kıyamet koptu. Özellikle CHP ve MHP temsilcileri birbirlerini sert ifadelerle suçladılar.

Cumhurbaşkanı ve Başbakanın AKP’li olduğu bir sistemde Meclis Başkanının AKP dışından olması bu partilerin ilk hedefi idi. Böylece 13 senedir her istediğini yapmaya alışmış bir AKP iktidarından sonra parlamenter sistemin denge ve denetim mekanizmalarından biri daha kolay harekete geçirilebilecekti.

Olmadı. Son turda MHP geçersiz oy verdi. HDP’den 50 milletvekili CHP adayı Deniz Baykal’a oy verdi. CHP+ HDP oyları AKP oylarından daha az olduğundan AKP adayı İsmet Yılmaz seçildi.

AKP’nin 258, CHP+ MHP+ HDP toplamı 292 milletvekili olduğu halde, AKP adayının seçilmesinin sorumlusu kimdi?

CHP kanadına göre: Meclis Başkanı seçimi 4. turunda MHP, CHP adayı Baykal’ı desteklemediği için AKP adayı seçildi.

MHP kanadına göre: 3. turda CHP, Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday gösterdiği Ekmeleddin İhsanoğlu’nu desteklemediği için, 3. Veya 4. turda İhsanoğlu seçilebilecekken AKP adayı seçildi.

MHP milletvekili Prof. Dr. Ümit Özdağ neden CHP’nin sorumlu olduğunu şöyle açıkladı: "MHP, CHP'den İhsanoğlu'na destek istiyor, CHP vermiyor. CHP, MHP'den Baykal için destek istiyor. MHP destek vermeyince AKP'yi desteklemiş oluyor. CHP neden Cumhurbaşkanlığı için desteklediği İhsanoğlu'nu desteklemiyor da Erdoğan ile görüşerek adaylık açıklayan Baykal'ı destekliyor?"

İLK SONUÇ: AKP seçimde aldığı darbe sonrası hem önemli bir mevzi ve hem de müthiş bir moral kazandı. AKP dışındaki partiler AKP’ye karşı seçim sonrası ele geçirdikleri moral üstünlüğü kaybetti. Birlikte 13 yılın hesabını sorma ihtimali zayıfladı. Seçim çalışmaları sırasında vaat ettiklerini yapma şansı azaldı.

5Tem/150

GÖNLÜ GÜZEL OLAN KİŞİ – Av. Tevfik KARABULUT

tevfik karabulut  avGÖNLÜ GÜZEL OLAN KİŞİ – Av. Tevfik KARABULUT

Gönlü güzel olan kişi
Bahara döndürür kışı
Güzeledir yönelişi
Kem gönülü yâr eylemez

Hakikatı arayanlar
Cehaletten ar duyanlar
Işık bilgide diyenler
Öğrenmekten ar eylemez

Hayat akar, devran döner
Hikmetini bilmek hüner
Gün tükenir ışık söner
Son yakarış kâr eylemez

Düşer kibrin gölgesine
Günden güne yanar sîne
Arif kişi kendisine
Bu dünyayı dar eylemez

Kalp gözü açık birisi
Bilir haktan gelen sesi
Ömür boyu kör nefİsi
Başına serdar eylemez

04 .07.2015

5Tem/150

BİLİMİN YÜREĞİ YOKTUR – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakBİLİMİN YÜREĞİ YOKTUR - Seyfettin KARAMIZRAK

Eğitim görmemiş, okuma yazma bilmeyen, “cahil” dediğimiz kişilerin yanlışları hoş değilse de, “kusurlarını tahsil yapmamalarına” yükleyebiliriz.

Yıllarca okumuş, yaldızlı diplomalar almış, kariyer sahibi insanların yaptıkları; “kötülükleri, kabalıkları, hileleri, yalanları, aldatmaları” nasıl açıklayacağız?

“Çürük bina yapıp kaliteli ve lüks tarifeden insanlara pazarlayan”, “talaşı, soya fasulyesini kıyma diye satan”, “yoğurda kireç katan”, “kahve diye nohut tozu pazarlayan”, “ATM lere kamera yerleştirerek emeklinin maaşını çalan”, “yaşlıların parasını almak için yerlerde sürükleyen”, vb. insanların tamamı tahsilli kişilerdir.

Öyleyse okumaya, ilme kötü gözle mi bakmalıyız? Elbette ki hayır. Fakat eğitimin içinden; “değerler, ahlak, inanç vb. gibi manevi kısımlar” ayıklanırsa, “sosyalleştirme ve kültürlenme” boyutu ihmal edilerek, “bilgi yükleme” dediğimiz “öğretim” yönüne ağırlık verilirse, ilmin ruhu alınarak, sadece beden kısmı inşa edilir. Ruhsuz beden de hiçbir şeye yaramaz.

Topluma can veren eğitimdir elbette ki. İnsanın yaşamında önemli bir olgudur eğitim. Kişinin mutluluğu, milletin geleceği ve refahı bakımından özel bir önem taşımaktadır.

Eğitim, bireyleri topluma rahat ve mutlu şekilde uyacak davranışlar kazandırmaya, yarınların toplumuna hazır esneklikte düşünme gücü ve becerisine sahip davranışlar kazandırmaya yarayan planlı ve kasıtlı öğretim faaliyetlerinin tümünü içeren bir süreçtir.
Yani eğitimin amacı, bireyin davranışlarını istendik yönde değiştirmek ve geliştirmektir.

4Tem/150

YUNANİSTAN KLASİĞİ – Cihat KAYMAS

imagesYUNANİSTAN KLASİĞİ -  Cihat KAYMAS

AB ve Yunanistan sorunları artık can sıkmaya başladı. Yine de bu sorunları ortaya koymamız gerekiyor. 15 Milyon nüfusu olan Avrupa için küçük sayılabilecek bir ülke Yunanistan nasıl oluyorda koskoca Avrupa Birliğinin başına dert olabiliyor. Bu konuda söyleyeceklerim konunun sadece bir özeti.

Avrupa Birliği devletleri, Yunanistan’ı AB’ den veya AB para birliğinden çıkararak sorunu kökünden çözebilir. Neden bu yola gidemiyorlar? Bu bizim futboldaki Şike davasına döndü, eğer büyük takımları küme düşürürsek, kimse futbol izlemez yayıncı kuruluşun geliri düşer ve diğer külüplerin gelirleri azalır gibi bahaneler çıkarılıyor. AB’ de aynı bahaneleri uydurmaya başladı,

Söylenen şu ki; Yunanistan’ı AB’ den çıkarırsak, AB’ de çözülme başlar ve AB dağılma sürecine girer. Aslında bu belirsizliğin arkasında en büyük neden olarak, Alman bankalarının Yunanistan taHvillerinde yüklü miktarda pozisyon almaları yatıyor. AB'nin Yunanistan'ın kontrolsüz iflasına ve Euro’dan çıkışına izin vermeyecek gibi görünüyor. Ayrıca Yunanistan'ın 50 yıl öncesine dönmeyi hazmedemeyeceği de biliniyor. Yunanistan da Troyka ile görüşmelerde bu kartı öne sürüyor görünüyor..