Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
16Ağu/150

“MÜSLÜMANIN FERASETİ VARDIR” – Alptekin CEVHERLİ

alptekin cevherl,“MÜSLÜMANIN FERASETİ VARDIR” - Alptekin CEVHERLİ

Adam soruyor:

- Feraset mi, o da ne?

* * *

Hep gençlerin kültürel olarak yozlaştığından, bazı insanî değerleri bilmediklerinden dem vurulur ya; bir şey dikkatimi çekti. Aslında gençler insanî olumlarını olabildiğince yaşamaya çalışıyorlar. Ancak o bahsedilen kavramların karşılığı olan kelimeleri bilmedikleri için yaşadıkları, ancak ifade edemedikleri duygular arasında kayboluyorlar.

Çünkü dilimizi güya sadeleştireceğiz diye, pek çok güzel kelimemizi kullanamaz olmuşuz.

Ondan sonra da İslâm ülkeleri niye böyle perişan deyip, türlü türlü mazeretlerle, suçlamalarla kendimizi kandırıyoruz.

Bir gün Abdülhâlik Gucdüvânî hazretleri (Özbekistan) Buhara’da mürit ve gönüldaşlarıyla velilik halleri üzerine sohbet ediyordu. Sohbet halkasına elinde tespih, sırtında dervişlik hırkası, omuzunda seccade olan bir genç de dahil olmuş, can kulağı ile Gucdüvânî Hazretlerini dinler görünmekteydi. Meclistekilerin ilk defa gördükleri bu genç, bir müddet sonra sual sormak için müsaade aldı ve son derece hürmetkâr bir eda ile şöyle dedi:

– Efendim, malûmunuz, Hz. Peygamber s.a.v., “Müminin ferasetinden sakının; çünkü o, Allah’ın nuru ile bakar” buyurmuşlardır. Bu hadis-i şerifin sırrı nedir acaba?

Gucdüvânî Hazretleri soruyu önce duymazdan geldi. Ancak genç ısrarla Gucdüvânî Hazretleri’ni sıkıştırıyor, cemaatin içinde güç durumda bırakmaya çalışıyordu.

15Ağu/150

Vefakarlık – Mehmet SÖNMEZOĞLU

2012812202035Vefakarlık - Mehmet SÖNMEZOĞLU

Vefa; görülen iyilikleri unutmama, iyilikte bulunanlara misliyle veya daha fazlasıyla karşılık verme demektir. Vefalı davrananlara vefakâr denir. En büyük vefakârlık, insanınYüce Allah’ı tanıması, verdiği nimetlerin kıymetini bilmesi ve O’na karşı kulluk görevlerini yerine getirmesidir. Vefakârlığın zıddı olan nankörlük ise; iyiliğin kadrini bilmemek veya iyiliğe kötülükle karşılık vermektir. En büyük nankörlük de kulun Rabbini inkâr etmesi, O’nun yüceliğini tanımamasıdır.

Vefa, iman ile yakından ilgili bir haslettir. Zira insan iman etmekle ruhlar âleminde Yüce Allah’ın “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sualine “Evet” diye cevap vererek yaptığı ikrarına (A’râf, 7/172) bu dünyada gösterdiği sadakat ve vefakârlıktır. Bundan dolayı vefakârlık Müslüman olmanın bir gereğidir.

Vefa; toplumsal hayatta sevgi ve saygının, güven, sadakat ve dostluğun kaynağı, ailevî ve toplumsal huzurun vazgeçilmez temel taşlarındandır. Vefa, insanın maneviyatına seviye kazandıran, insanın değer ve faziletini artıran, ahlâkını güzelleştiren manevî bir özellikti.

14Ağu/150

TÜRK ALFABESİ – Feyzullah BUDAK

TÜRK ALFABESİ - Feyzullah BUDAK

Türkiye’de pek çok kişi Cumhuriyetin ilanından sonraki harf devrimi ile kabul edilen yeni alfabenin “Latin Alfabesi” olduğunu zannediyor ve bunu böyle ifade ediyor. Halbuki gerçek bundan çok farklıdır. Cumhuriyetin ilanından sonra kabul edilen yeni alfabeye verilebilecek en doğru isim onun “Türk Alfabesi” olduğudur. Çünkü bu alfabede kabul edilen işaretlerin (harflerin) Türkçedeki karşılığı ile Latin Alfabesinde bu harflerin karşılığı olan sesler birbirinden tamamen farklıdır.

Ne demek istediğimizi örneklerle açıklayalım. Türkçede söylemek istediğiniz sesi, bu yeni alfabedeki tek bir harf ile yazarsınız ve her durumda, her kelimede o harften aynı sesi alırsınız. Sonuçta birkaç harften oluşan bir sözcük yazdığınız zaman her bir harfin verdiği sesi bir birine ekleyerek ortaya bir sözcük çıkarırsınız ve o kelimeye yazdığınız her harf seste karşılığını aynen bulur. Yani Türk Alfabesinde “A” harfi “A” sesini verir, “L” harfi de  “L” sesini verir. Dolayısıyla “AL” yazdığınız zaman bunu “AL” diye okursunuz. Aynı şeklide “AT” yazınca da bunu “AT” diye okursunuz. Türkçedeki tüm kelimeler de böyledir.

Şimdi bakalım Latin harflerini kullanan batı dillerinde de durum böyle mi? Latin harflerini kullanan batı dillerinde bir çok harf, o harfin bilinen ses karşılığını vermediği gibi, aynı harf farklı sözcükler içerisinde ve farklı yerlerde tamamen farklı seslerle okunur. Bazen de bizim çok kolay ve net şekilde bir tek harf ile ulaştığımız sese batı dillerinde birkaç harfi bir araya getirerek ulaşılır. Mesela Alman dilinde “güzel” sözcüğünü “şön” diye söylersiniz ama bunu yazarken “schön” şeklinde yazarsınız. Yani bu kelimede bir tek “ş” sesi için “sch” dan oluşan üçlü bir harf grubu yazarsınız.

12Ağu/150

Bilinç Olmadıkça, Romantik Sevgi Bir Yere Kadar – Alptekin CEVHERLİ

alptekin cevherl,Bilinç Olmadıkça, Romantik Sevgi Bir Yere Kadar - Alptekin CEVHERLİ

Geçen gün Ege bölgemizin güzel bir ilçesine gittim. Gittiğimiz yer Türkiye’mizin cennet köşelerinden…

Bir eve misafir olarak uğradım. Duvarda oldukça eski görünümlü koç başı motifli bir el dokuması Türkmen kilimi vardı. İlgimizi çekti tabii…

Ev sahibesine sorduk, bunlar hâlâ buralarda dokunuyor mu? Cevap verdi:

- Yok, bunları eskiden nenelerimiz dokurmuş. Şimdi kimse dokuyamıyor.

- Ooo, epey kıymetlidir o zaman, dedik.

- Tabii çok kıymetli, bu bizim bayrağımız.

- Nasıl yani?

- Bize geçen yıl oğlanın tarih öğretmeni velilerle tanışmak için geldi.

- Eee?

- Aynen sizin gibi, kilim onun da dikkatini çekti. Dedi ki, ‘Bu sizin kilim çok önemli. Bunun aynısı Doğu Anadolu’da xxx şehrinde de var’ dedi. Sonra da, xxx aşiretinin tarihini anlattı. Bizim atalarımız oradan buraya kaçmış. Atalarımız kürtmüş. Orada devlet baskı yapınca buraya gelmişler. Şimdi onlar da bu kilimleri duvarlarına asıyorlarmış ki, birbirimizi tanıyalım diye...

Onun için biz de o aşiretle aynı soydan olduğumuzu belli etmek için bunları bayrak olarak evlerimizin duvarlarına asıyoruz. Hatta yeni evlenenlere de bunlardan getirtiyoruz ki, onlar da atalarını unutmasınlar.

- ???

12Ağu/150

BU NE KAHPE DÜNYA…. / Av. Tevfik KARABULUT

tevfik karabulut  avBU NE KAHPE DÜNYA.... / Av. Tevfik KARABULUT

Dört iklim dört cihet onlarca diyar
Bitmez gecelerde dakika sayar
Bu ne kahpe dünya, bozulmuş ayar
Çoğuna hesabı görülmek düştü
Fermanı eline verilmek düştü

Kardeş kurşunuyla canlar gidiyor
Sormak lazım akıl buna ne diyor
Kabil'ler vurmaya devam ediyor
Habil'e kaderden, vurulmak düştü
Kardeşi eliyle vurulmak düştü

Kimi otururken işi bitirdi
Kimisi sığ suda gemi batırdı
Kimi hamuduyla deve götürdü
Kimine boşuna yorulmak düştü
Bu kötü kadere darılmak düştü

Kimi gerdan kırdı gülüşleriyle
Kimi alay etti bakışlarıyla
Bağrı yanıklara göz yaşlarıyla
Gelip birbirine sarılmak düştü
Acılarla her gün karılmak düştü

Tarih lanetler mi bilmem bu çağı
Virana döndürdü bahçeyi bağı
Yabanlar yıktılar evi ocağı
Mazluma yurdundan sürülmek düştü
Garibe defteri dürülmek düştü

Kalemler amade olsa ağıda
Sığar mı dersiniz acep kağıda
Hain pusularda nice yiğide
Kahpece yerlere serilmek düştü
Kalleşçe kalemi kırılmak düştü

11.08.2015

11Ağu/150

ÇÖZÜM SÜRECİNİN TABANI – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez avÇÖZÜM SÜRECİNİN TABANI – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Eylül 2014’de Boğaziçi Üniversitesi ve Açık Toplum Vakfı tarafından yaptırılan KİMLİKLER, KÜRT SORUNU VE ÇÖZÜM SÜRECİ konulu araştırma sonuçları toplumumuzun “Çözüm Sürecine” karşı bakış ve algısını rakamlarla vermişti.

Açık Toplum Vakfı ve Boğaziçi Üniversitesi özellikle Türkiye’nin bütünlüğü ve birliği konularında benim açımdan şaibelikurumlar.

Açık Toplum Vakfı’nın ve TESEV’in Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yapan Can Paker bile Açık Toplum Vakıfları’nın başkanlığını yürüten George Soros’un Yahudi olduğu için İsrail'in çıkarlarına göre hareket ettiği ve Açık Toplum Vakfı’nı bu doğrultuda tavır almaya zorladığını” ifade etmişti.

Can Paker dünyadaki Açık Toplum kurumlarının genel direktörü Aryeh Neier’in ifadesiyle, “AK Parti’ye çok yakın biri olarak göründüğü” gerekçesiyle Açık Toplum Türkiye Yönetim Kurulu Başkanlığı’ndan uzaklaştırıldı. Halen “kurucu olduğu için” Açık Toplum Vakfının Mütevelli heyetinin bir üyesi.

Can Paker’in “çözüm sürecine” kamuoyunu hazırlamak için AKP ve PKK/Öcalan arasında varılan mutabakatla oluşturulan “âkil insanlardan” olduğunu da hatırlatalım.

Boğaziçi Üniversitesi ise Türklerin Ermenilere soykırım uyguladığına dair tezlerin dile getirildiği Ermeni Soykırımı Konferansıdüzenleyen üniversite.

Bu ihtiyat payıma rağmen yapılan araştırmanın önemsiz olduğunu söyleyemem. Çünkü bu ve benzeri araştırmaların sonuçları Türkiye’yi yönetenler tarafından izlenen politikalara zemin oluşturmakta.

10Ağu/150

PKK’da uyuşturucu parası yüzünden iç infazlar başladı… / Ahmet TAKAN

PKK’da uyuşturucu parası yüzünden iç infazlar başladı... / Ahmet TAKAN

Hiç beklemedikleri bir anda  sopayı yiyip, belleri de  kırılınca AB’nin NATO’nun kucağına koştular. Hayat buldukları çözüm masasının -gerçek sahiplerinden- tekrar kurulması için yalvar yakar oldular. Türkiye’yi jurnallediler. Ankara’nın kulağının çekilmesini istediler. Sazcı kardeşlerin Türkiye’deki orkestra arkadaşları da davul ve zurnaları ile eşlik etti.

Ankara’nın kararlılığı karşısında operasyonlara destek verir gibi görünmek zorunda kalan AKP topal ördek iktidarı da hemen yalpalamaya başladı. Her türlü kirli çamaşırları ile ilgili tüm belgeler şefaatçi Brüksel’in elinde olunca ne yapsın sözde kamu düzenciler?.. Üstüne üstlük, HDP’den, AKP’ye, “Siz bizi terk ederseniz biz ülke içinde başka ittifaklarda kurarız. Gideriz CHP’ye ha” şantajı da çekildi. Etkili de olmadı değil!.. Paniğe kapıldı topal ördek. Sazcı kardeşlere, MİT geçici olarak bir süreliğine tadilatta olduğu için KDGM’nin kapıları açıldı. Masanın ucu gösterildi. Yol gösterildi, akıl verildi “AB üzerinden dönüş yapın” diye. Hemen ardından da “çözüm süreci” nin rüzgar gülü Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, medya üzerinden yeniden esaslı bir algı operasyonuna girişti. Dolmabahçe mutabakatının jönü, Recep Erdoğan’ın kum torbası, yavaş yavaş eskiye dönüşün işaretlerini vermeye başladı. Malum medyadaki eş zamanlı haberleri dikkatlice okursanız Dolmabahçe sarmasının maddelerinin hortlatıldığını, üstü kapalı da olsa Öcalan güzellemelerine devam edildiğini görürsünüz.

Ne oldu o bol hamasetli kararlılık söylemlerine?..

7Ağu/150

ÇÖZÜM SÜRECİ İTHALATI BİTMELİ… / Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

mustafa erkal profÇÖZÜM SÜRECİ İTHALATI BİTMELİ… / Prof.Dr.Mustafa E. ERKAL

Etnik Tuzak isimli kitabımızın ilk baskısının çıktığı 1990 başlarından beri bir gerçeği dile getiriyoruz. Türkiye’de terörle mücadeleyi zaafa uğratanlar, terörün kültürel hakları elde edememe ve bölgesel az gelişmişlik dolayısıyla doğduğunu zannedenler sorunun Kürt değil; Kürtçülük ve ırkçı bölücülük olduğunu görmezden gelirler.

Demokratikleşme kamuflajı altında teröre alan açıldığı, siyasallaştırıldığı ve dışarısı tarafından kullanıldığı unutulmamalıdır. Bu iş sadece güvenlik tedbirleri ile olmuyor diye ortaya atılan art niyetliler ve bunlardan etkilenen çaylak siyasetçiler hep yanıldılar. Demokrasiyi teröre yenik düşürdüler. Şimdi günah çıkarıp yanlışlarını kısmen de olsa kabul edenler, siyaseti bırakıp başka bir işle uğraşmalıdırlar. Haklı tenkitleri “Efendim bunlar kanla besleniyor; terörle yaşıyorlar” diye işi geçiştirmek boşa çıkmıştır.

Maalesef açılım, çözüm, barış ve demokratikleşme kavramları ülkeye karşı kullanılmıştır. Bazıları devlet düşmanlığını, devletsiz ferdin daha özgür ve mutlu olacağına kadar götürmüşlerdir. Oysa fertsiz devlet de; devletsiz fert de hayaldir. Buna olur diyenler ferdi devletine karşı başka bir ülke için kullanmak isteyenlerdir.

7Ağu/150

HAKKA GÖTÜRMEYEN YOL ÜZER BENİ – Av. Tevfik KARABULUT

tevfik karabulut  avHAKKA GÖTÜRMEYEN YOL ÜZER BENİ – Av. Tevfik KARABULUT

Mert olur alemde insanın hası
Değişmez gün be gün yönü, davası
Üzmez de düşmanın taşı, sopası
Dostun fırlattığı gül üzer beni
Yad ellere mahkum gül üzer beni

Ölçü yok çoğunda hayırdan şerden
Akşamdan sabaha kırarlar gerdan
Uzanıp mazlumu düştüğü yerden
Tutup kaldırmayan el üzer beni
Dosta uzanmayan el üzer beni

Günde bir kez bile yönelmez hakka
Ne kendine bir kârı var ne halka
Kendini bırakmış, umutsuz vak'a
Hale benzemeyen hal üzer beni
Gönül dili bilmez lâl üzer beni

Acılar sürüyle girdi sıraya
Günler bitmek bilmez, döndüler aya
Tatlı dil merhemken bin bir yaraya
Sözü yara açan dil üzer beni
Sözü zehir saçan dil üzer beni

Menzile ulaşmak mümkün mü yönsüz
Bu kadarcık şeyi bilmez ki densiz
Ucu belli değil, sisli, güvensiz
Dosta götürmeyen yol üzer beni
Hakka götürmeyen yol üzer beni

06.08.2015

5Ağu/150

TÜRK HALKINI KURAN’LA BULUŞTURMA SEVDASI – Süleyman PEKİN

TÜRK HALKINI KURAN’LA BULUŞTURMA SEVDASI – Süleyman PEKİN

Lise yıllarımızda komşu köy Yeniköy’ün kahvelerine oyun oynamaya giderdik. Bir defasında adı aklımda Hüseyin diye kalmış bir arkadaş öğle yada ikindi ezanı okunur okunmaz oyun masasından kalkıp camiye gitti. Biz oynamaya devam ettik ama gidişi de hoşumuza gitmedi değil. 10-15 dakika sonra geldiğinde “Sana helal olsun, ne zaman başladın?” dediğimizdeyse “Küçükten beri giderim, bu âdeti devam ettirmemiz lazım” diye cevap vermişti. Biz âdet olsun diye kılmayacaktık.

Üniversite yıllarımızda ise dinî teşekküllerin İstanbul’daki yurtlarında kaldık. Hesapta dini, imanı burada öğrendik. Çok kitap okuduk, çok sohbete katıldık. İçerisindeyken fark edemesek de tarikat âdabı / cemaat âdeti adı altında muhtelif ebatta dinsel gelenek oluşturulduğuna tanık olduk.

İlk öğretmenlik yıllarımızda ise Konya Akşehir’de mezhepsiz (mezhepleri kabul etmeyen) ama Kuran’ı bilen bir arkadaşla aynı evde kaldık. Kuran sorgusuna çekildiğim her tartışmadan mağlup ayrıldım. Ve o günden beri döne döne hem Arapça metninden hem Türkçesinden Kur’an okurum.

İlk aldığım Kur’ân-ı Kerîm ve İzahlı Meâli’nin ilk sayfasına 19.08.1993 tarihini düşmüşüm. Ahmed Davudoğlu’na (Ahmet Davutoğlu değil) ait mealli Kuran’ın sayfalarını kıvırmışım, renk renk fosforlu kalemlerle içindeki âyetlerin altlarını çizmişim, yanlarına işaretler koymuşum.

5Ağu/150

Ankara’yı Bilmek ve Şehirleşme Anlayışımız – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

h i kahraman drAnkara’yı Bilmek ve Şehirleşme Anlayışımız – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

Ankara, Orta Anadolu’muzun tarihi ve küçük bir yerleşim yeri iken Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Başkenti olduktan sonra hızla büyüyen önemli bir yerleşim yeri olmuştur. Roma dönemi, Selçuklu dönemi ve Osmanlı dönemlerinden kalan tarihi unsurları da mevcuttur. Akşemsettin hazretlerinin de yetiştiği Türk Tasavvufunda önemli bir yeri olan Hacı Bayram Veli Dergah’ı da bu şehrimizdedir. Mustafa Kemal Atatürk bu şehri kurtuluş savaşımızın yönetildiği merkez ve kurulan yeni Türk devletinin baş şehri olarak seçmiştir.

Ankara Başşehir olduktan sonra hızla büyüyen bir yerleşim yeri olmuştur. İyi bir şehir planlaması ile genişliği yeterli ana yollar, bu ana yollar üzerine yerleştirilen muhtelif resmi binalar, şehrin genişleme alanları ve buralara nefes aldıracak parklar ile modern, yaşanılabilir bir şehir olması düşünülmüştür. Kızılay, Ulus, Maltepe, Cebeci, Bahçeli Evler gibi yeni mahalleleri; gençlik parkı, Tandoğan, Güven park, Kurtuluş parkı, Atatürk Orman Çiftliği, Hayvanat bahçesi, opera ve tiyatro binaları gibi unsurlarla sosyal hayatı da hareketli Türkiye’nin çağdaş bir şehri olması hedeflenmiştir. Şehrin planlanmasında ön görülen ana ulaşım arterlerinden Atatürk Bulvarının genişliği o günkü birçok yönetici tarafından dahi anlaşılamamış ve Ulus’tan-Esenboğa havaalanı yönüne daraltılarak uygulanmıştır. Bu planlama bozulduğu için o bulvarın bugün Ulus-Kızılay-Bakanlıklar hattı ihtiyaca cevap verirken Ulus-Dışkapı Aydınlık Evler hattının yetersizliği ve sebep olduğu sıkıntılar ortadadır. Şehir bütün bu özellikleri ile içinde yaşayan insanları için huzur ve mutluluk veren yaşanılabilir bir yer haline dönüştürülmek istenmiş ve o zaman için başarılıda olunmuştur.

4Ağu/150

MÜZAKERE YERİNE MÜCADELE DEVAM EDECEK Mİ? – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmezMÜZAKERE YERİNE MÜCADELE DEVAM EDECEK Mİ? – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP hükümeti PKK ile müzakereleri kesip, mücadeleye başlamış gibi görünüyor. Bunu bir yandan Kandil’deki PKK kamplarının bombalamalarından ve Erdoğan, Davutoğlu ve hükümet sözcülerinin açıklamalarından anlıyoruz:

“Eline silah alıp, insan öldüren terör örgütleriyle müzakere yapılmaz. Mücadele yapılır.”

Ben bundan 4 yıl önce, 19 Temmuz 2011 tarihinde, “Silah Bırakmayan Terör Örgütüyle Müzakere Sonuç Vermez diye köşe yazısı yazmış bir sade vatandaşım.

Peki, benim görebildiğimi Erdoğan ve ekibi görememiş veya bilememiş olabilir mi? Sanmıyorum.

Çatışmasızlık ortamında Başbakan Erdoğan liderliğindeki Ak Parti seçimler kazandı. Erdoğan Cumhurbaşkanı oldu. 17/25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarından hasarsız kurtuldu.

Buna karşılık Devlet bölgede operasyon yapmadı, asker kışlaya, polis karakola çekildi. PKK Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesinin bir bölümünde alan hâkimiyetini devraldı, paralel bir devlet kurdu.

3Ağu/150

62. HÜKÜMETLE BU KANLI KAOS ORTAMI AŞILABİLİR Mİ? – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

sakin öner62. HÜKÜMETLE BU KANLI KAOS ORTAMI AŞILABİLİR Mİ? – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

Şu anda işbaşındaki iktidarını kaybetmiş AKP’nin 62. Hükümeti, PKK’nın her gün birkaç polis veya askerimizi şehit ederek, kışla ve karakol basarak yarattığı bu kaos ortamını aşamaz Çünkü, hükümetin arkasında bir parlamento çoğunluğu yok. Başbakan hariç hükümette görevli 25 bakandan 12’si milletvekili değil .... Bir taraftan ülkede güçlü bir hükümet yok, bir taraftan koalisyon görüşmelerinin nasıl sonuçlanacağı belirsiz. Bir koalisyon kurulamazsa ya bir azınlık hükümeti kurulacak, ya da erken seçime gidilecek. Erken seçimde de benzer bir sonuç çıkarsa, ne yapılacağını kimse bilmiyor.

7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçimlerinin üzerinden neredeyse iki ay geçti. AKP iktidardan düştü, diğer partiler de iktidar olacak sayıda milletvekili kazanamadılar. Sayın Bahçeli ilk günden koalisyonlara, özellikle HDP’nin içeriden veya dışarıdan desteklediği koalisyonlara, AKP’siz koalisyonlara kapıları kapadı. Bu yüzden TBMM Başkanlığı Seçiminde ilk ikiye kalan CHP adayı Sayın Baykal’ı değil, AKP adayı Sayın Yılmaz’ı destekliyerek başkan olmasını sağladı. Bu yüzden RTÜK Başkanlığı seçimlerinde de AKP adayı 4, MHP adayı da 4 oyda kaldı. Sonucu belirleyecek 1 HDP’li üye ise iki adaya da oy vermeyerek süreci tıkadı. Bakalım sonuç ne olacak?

2Ağu/150

YALÇIN NANE OPERASYONU DÖNÜM NOKTASI OLSUN! – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

mustafa erkal profYALÇIN NANE OPERASYONU DÖNÜM NOKTASI OLSUN! - Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

Demokratikleşme masalları ile şımartılan, teröre alan açılan, açılım ve sözde barış süreçleriyle muhatap alınan, terörle mücadele yerine müzakere ve pazarlık sürecini üstelik silah bırakmamış bir örgütle sürdüren bir iktidara şahit olduk. İşin enteresan tarafı vatandaş da reyiyle bu çarpık gidişi destekledi. İktidar rey aldıkça coştu ve sonunda bazı bölgelerde kamu düzenini sağlayamaz oldu ve vatandaş Devleti arar hale geldi.

Uzatmalı iktidar nihayet 13 senelik yanlışı terk eder gözükmektedir. Aziz şehidimiz Yalçın Nane’nin ismini taşıyan dışarıdan onaylı operasyon gerçekleştirildi. Yıllardır etnik etiketli bölücü ve ırkçı terör örgütü ile İslâmi görüntülü, İslâmı teröre bulaştırmak ve tefrika yaratmak için kurdurulmuş IŞİD –bazılarına göre DAEŞ – kanlı örgütleri birçok vatandaşımızın kanına girdi. Hala şehitler veriyoruz. Demokrasiyi teröre yenik düşürenler şimdi günah çıkarıyor. 2002’den bugüne yanlış politikalarla, tecrübesiz, duygusal ve Devletinden intikam alma peşindeki yöneticiler, dış telkinlerle ülkeyi yangın yerine çevirdiler. Hayali ve romantik sözde çözümlerle ülke oyalandı. Türkiye’de hukuk devleti işletilebilse, terör örgütü ile iç içe olan parti çoktan kapatılırdı. Ona demokrasicilik oyunu oynatılmaz, toplumla dalga geçmesine fırsat verilmezdi. Habur’da kurulan çadır mahkemesi, güvenlik güçlerini savunmaya çeken, elini kolunu bağlayan sorumsuz anlayış, Oslo ve Dolmabahçe’deki rezil pazarlık ve mutabakatlar – Sayın Cumhurbaşkanı haberim yok dese de – ciddi devlet adamlığı ile bağdaşır mı? Böyle bir anlayışla nasıl bir koalisyon kurulabilir?

1Ağu/150

Terör Organizatörleri ve Şeytan – Prof. Dr. Hacı DURAN

hacı duranTerör Organizatörleri ve Şeytan – Prof. Dr. Hacı DURAN

Terör, hiçbir zaman sadece terör eylemini yapan kişi ya da gruptan ibaret değildir. Terör bir sanayidir, bir sektördür. Teknik olarak düzenlenmiş kaynaklardan, kitlelerden ve siyasal faaliyetlerin koordinasyonundan meydana gelir

Ses getirici kitle imha olaylarında, seçilmiş olan Gaziantep, Adıyaman, Şanlıurfa illeri acaba rastgele mi seçilmiştir? Yoksa Güneydoğu Anadolu Bölgesinde olup da teröre en az prim veren iller olduğu için bir intikam mı söz konusudur?

Terör, hiçbir zaman sadece terör eylemini yapan kişi ya da gruptan ibaret değildir. Terör bir sanayidir, bir sektördür. Teknik olarak düzenlenmiş kaynaklardan, kitlelerden ve siyasal faaliyetlerin koordinasyonundan meydana gelir. Ciddi bir sermaye, istihbarat ve yönetim bütün terör organizasyonlarının arkasında vardır. Bütün terörist faaliyetlerde; teröristler, terör eylemleri sonucunda ölenler, siyasi ve ekonomik güçlerini yitirenler ise figüran olarak işlev görür.

Suriye olayları başladığında ve Türkiye açık kapı, yani kontrolsüz mülteci göçü politikası izlediğinden beri, Güneydoğu Anadolu bölgesinin terörün içine çekileceği ihtimali her zaman vardı. Çünkü benzer bir durum daha önce Pakistan’ın Afganistan sınır bölgelerinde yaşanmıştı. Maalesef yeterli tedbir alınmadı ki bu acı olaylar bölgemize sıçradı.

1Ağu/150

Akçakoca Gazi’ye vefa borcu – İsmail KAHRAMAN

Akçakoca Gazi’ye vefa borcu – İsmail KAHRAMAN

Kocaeli, Sakarya ve Düzce bölgesinin fatihi olarak bilinen ve 90 yaşında bu bölgeye gelip, bu bölgenin Osmanlı’ya katılmasını sağlayan Akçakoca Gazi’nin ismini taşıyan Düzce’de Akçakoca İlçesi, Sakarya’da Koca Ali ilçesi olmasına rağmen Akçakoca Gazi bugüne kadar tanınıp bilinmedi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bu anlamda bir çalışma yaparak, “Uluslararası Gazi Akça Koca ve Kocaeli Tarihi Sempozyumu” düzenledi. Bir çok akademisyenin katıldığı sempozyumda bizde yerimizi alarak Akça Koca Gazi’yi anlattık.

Fakat Akça Koca Gazi’ye Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın İbrahim Karaosmanoğlu ve Kocaeli Valisi Sayın H. Basri Güzeloğlu dışında kimse sahip çıkmadı.

Sempozyum sadece hazırlanan bildirge kitaplarıyla ve basılan materyallerle kaldı. Bu projeyi ve Akçakoca Gazi’yi maalesef Kocaeli’ye mal edemedik.

Bölgemizin fatihi olarak anılan Akça Koca Gazi’nin şuanda Kandıra’nın Babatepe bölgesinde bir Anıt Mezarı bulunuyor. Buraya Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın İbrahim Karaosmanoğlu ilgi göstererek bir mescit ve çevre düzenlemesi yapılması noktasında çalışma yaptı. Kocaeli Valisi Sayın H. Basri Güzeloğlu’da şuanda Akça Koca Gazi’nin gerçek mezarı ile ilgili bir araştırma yapıyor.

Fakat bu çalışmalar yeterli değil. Akça Koca Gazi’ye vefa borcumuzu ödememiz için yapılan bu çalışmaları Kocaeli’ye mal etmemiz gerekiyor. Akçakoca Gazi ile ilgili düzenlene sempozyum için hazırladığımız bildiriyi http://www.yenigebze.com.tr/Haber-8621-akcakoca-gaziye-vefa-sempozyumu.html adresinden okuyabilirsiniz. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Uluslararası Gazi Akça Koca ve Kocaeli Tarihi Sempozyumu’nun haberini sizlerle paylaşmak istiyorum.

31Tem/150

HAYATIMIZDAKİ GÜZEL ANLARI AKLIMIZA TEKRAR NASIL GETİREBİLİRİZ? – Yrd. Doç. Dr. Zülfikar ÖZKAN

zülfikar özkan y doçHAYATIMIZDAKİ GÜZEL ANLARI AKLIMIZA TEKRAR NASIL GETİREBİLİRİZ? – Yrd. Doç. Dr. Zülfikar ÖZKAN

Ruh sağlığımızı korumamız, sağlıklı ve mutlu bir ömür sürebilmemiz için, hayatımızdaki mutlu anlara zaman zaman dönmemizde fayda vardır. Özellikle şu günlerde kendi mutlu anlarımızı hatırlamamızın önemi büyüktür.

Bunun çok basit bir yolu vardır. Gülümseme….

Gülümsediğimiz zaman kendimizle ilgili daha güzel anılar aklımıza gelir. Bu konuda çok önemli araştırmalar yapılmıştır.

Clark Üniversitesinda psikolog olan James Laird’ in yaptığı araştırmaya göre, yüz ifadelerimiz bizi güzel hatıralarımıza götürerek ruh halimizi olumlu olarak değiştirebilir. Laird’in öğrencilerle yaptığı araştırmalara göre, öğrenciler gülümserken güzel şeyler hatırlamışlardır. Bunun tersi olduğunda da yani surat asıp kaşlarını çattıkları zaman, akıllarından yaşadıkları kötü şeyleri geçirdiklerini keşfetmiştir.

Laird ile benzeri araştırmalar yürüten Fritz Strack da yüz ifadelerimizin duygusal hayatımızın önemli bir parçası olduğunu ileri sürmüştür. Strack, araştırmaya katılanların ağızlarında bir kalem tutarak gülmeye zorlandıklarında, çizgi filmlerine daha çok tepki verdiğini görmüştür.

30Tem/150

ÖZLEDİK…. / Av. Tevfik KARABULUT

tevfik karabulut  avÖZLEDİK.... / Av. Tevfik KARABULUT

Ruhları sis bastı, huzursuz kalpler
Birbirinden uzaklaştı gönüller
Yumruğa dönüştü, sıkıldı eller
Dostluğa uzanan eli özledik

Hazan düşen gönlün, tükenmez gamı
Ne kederi biter, ne de evhamı
Mor dağların sinelere ikramı
Serin serin esen yeli özledik

Devran fena döndü, bozuldu tadı
Huzur bekleyenler, hüzün topladı
Her tarafı ayrık otu kapladı
Dost bağında açan gülü özledik

Kahpe felek fena kurmuş ağları
Sevgisizlik viran etti bağları
Kıvrıla kıvrıla aşıp dağları
Ucu dosta giden yolu özledik

Yürekler yaralı, asık suratlar
Yükseliyor her gün ahlar, feryatlar
Diller, keskin bıçak, yaralıyorlar
Sözü yara saran dili özledik

29.07.2015

29Tem/150

BOMBALAYA BOMBALAYA ERKEN SEÇIME.. ./ Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

sakin önerBOMBALAYA BOMBALAYA ERKEN SEÇIME.. ./ Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

Üç yıldır Oslo'da başlayıp İmralı, Kandil ve Dolmabahçe'de devam eden "Çözüm süreci"nden, 7 Haziran seçimleri öncesi MHP'nin oylarını devşirmek için vazgeçildiğinin işaretleri verildi. Seçimler sonucunda oylar yüzde 41'e düşüp, HDP barajı aşıp iktidarın elden gittiğini gören AKP, ilk günden erken seçim histerisine tutuldu. Yıllardır PKK’ya ve IŞİD’e karşı yapılmayan operasyonların bugün gündeme gelmesi, doğrudan yapılacak bir erken seçimin sonuçlarını etkilemektir.

21. Yüzyılda yapılan ilk ve tek Sarayın sakini ise, en aktif aktörü olduğu 7 Haziran seçimlerinde uğradığı hayal kırıklığını tamir etmek için bütün ümidini erken seçime bağladı. Hedefi, MHP’ye giden milliyetçi oyları ve HDP’ye giden Kürt oylarını geri almaktır. Aynı zamanda HDP’yi barajın altında bırakarak, AKP’nin 350 milletvekili çıkarmasını sağlamaktır. Böylece AKP, Başkanlıkla ilgili Anayasa maddesini referanduma götürecek milletvekili sayısına ulaşmış olacak.

İşte bugün karşımızda operasyonlarla oluşan tablo bunun ifadesidir. Üç yıldır PKK ile yapılan flört ve IŞID(DAEŞ)e verilen her türlü destek, ne oldu da üç günde bitti? Bu örgütler üç günde mi terör örgütü oldular? Bizler ve bu örgütler üç yıldır kandırılıyor muyduk? Büyük bir trajikomik oyunun seyircileri miydik? Evet aynen böyleymiş. Hem PKK' yı, hem IŞID' i bombalayanlar bizimle dalga geçmişler.

29Tem/150

Bir ömür dediğin.. / Seyfettin KARAMIZRAK

11800265_700992230005526_7134108366685741029_n