Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
9Ara/150

KÖTÜ KOMŞU İNSANI ALTERNATİF EKSEN SAHİBİ YAPAR – Süleyman PEKİN

KÖTÜ KOMŞU İNSANI ALTERNATİF EKSEN SAHİBİ YAPAR – Süleyman PEKİN

Tarihî düşmanlıklar zamanla ırsî bir karakter kazanabiliyor. Demek ki düşmanlığın stratejik bir yanı var. Dostlukların neden olmasın? Ülkeler arasındaki tarihî dostlukların da ortak gelecek planlamalarına dayanak tutularak kıymetlendirilmeleri lazım.

En eski / ezelî rekabetimiz Çin’ledir, son 5 asır ise Rusya. Biz 2023’ler için bir Türk & Çin mücadelesinin başlamasını öngörürken Rusya ile kaseti tekrar başa sardık. Eee, ‘Avcı nice tuzak bilirse av da o kadar yol bilirmiş.’

Alternatif Eksenler diye bir kitabımız var. Türk Dış Politikası için millî stratejiler ve özgün kurgularla dolu. Bunlardan bir tanesini ve en önemlisini Afrasya Birliği olarak kitabın adına ortak ederek öne çekmeye çalışmıştık.

“… çıkış arıyorsak, el yordamıyla birinci planda AFRASYA BİRLİĞİ’ni (United Afrasia) öneriyoruz. Kaderdaş iki kıtanın; Afrika ve Asya’nın, yani dünyanın yarısının Amerika, Avrupa ve Okyanusya’ya karşı terazinin kefesinde ağır basması. Afrika’dan 3, Asya’dan 7 ülkenin yer aldığı ve eşbaşkanlıklarını Türkiye ile Japonya’nın yaptığı stratejik kesişim kümesi en zengin ve en sağlam birlik” demiştik.

8Ara/150

TÜRKİYE DARÜL HARP Mİ, EN İSLAMİ DEVLET Mİ? – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmezTÜRKİYE DARÜL HARP Mİ, EN İSLAMİ DEVLET Mİ? – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Bir kere daha anladım ki, Türkiye’nin ekmek kadar, su kadar, hava kadar dinimizi doğru ve güzel anlatan, bilgili ve basiretli hocalara ihtiyacımız var.

Kocaeli Aydınlar Ocağı davet ettiğimiz Prof.Dr. Mustafa Yıldırım’ın doyumsuz sohbetini dinledikten sonra içimden geçen duygu bu oldu.

Bu değerli hocamızı dinleyenler de seçkin insanlardı. Aydınlar Ocağımızın üye ve gönül dostlarından oluşan entelektüel birikimi yüksek bir gruptu. Dinleyicilerin hepsinin Hoca’nın bu ilginç değerlendirmeleri ve pek alışık olmadığımız tespitleriyle örülmüş sohbetten zihnen ve ruhen ferahlamış olarak çıktıklarını gördüm.

Prof.Dr. Mustafa Yıldırım Hoca yayımlanmış bilimsel makale sayısının Türkiye’de yılda 5 bin adet iken Avrupa’da 100 bin, ABD’de 200 bin adet olmasından şikâyetçi.

Çünkü O’na göre, Kur’an’ın ilk suresiyle bildirilen “oku” emrine biz değil Batı uyuyor. Biz “oku” emrini tilavet anlamında yani manasını anlamadan tekrarlamak olarak uyguluyoruz. Batı ise “oku” emrinin gerçek manası olan kıraat anlamında uygulamakta.

Kur’an’ı anlamak yani kıraat etmek için İnsan kitabını, kâinat kitabını ve Vakıatı (olayları, tarihi, müspet ilimleri) okumak gerekir.

Cemal Sofuoğlu Hocanın “dünyada 2 dini TV kanalı var, biri National Geografic diğeri Discovery” dediğini hatırlatan Yıldırım, bunu insan ve kâinatı anlama çabasına duyduğu saygıyla ifade ediyor.

Şikâyetçi olduğu bir başka zümre de içinde olduğu dini camia. “Türkiye’de dini camia hoşgörüsüz, farklı fikirlere tahammülsüz, tekfir edicidir.” (Müslümanlıktan çıktın diye suçlayıcıdır.)

Oysaki milletimizin ehl-i sünnet anlayışına göre “ehl-i kıbleyi tekfir, küfürdür.” Yani bir kere de olsa, bayram namazında veya cenaze namazında bile olsa kıbleye dönmüş, namaz kılmış insana kâfir, inançsız demek küfürdür.

7Ara/150

DÜNYA DÖNMESİNİ SÜRDÜRÜYOR MU? – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2DÜNYA DÖNMESİNİ SÜRDÜRÜYOR MU? - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

İstanbul’da Aralık ayı etkinliklerin adeta zirveye tırmandığı bir zaman dilimidir. Konferans salonları, galeriler, konserler, tiyatrolarda doluluk oranları her zamankinden daha fazladır. Geçen hafta da öyle oldu. Bu haftada öyle olacak. Bir kolejde “Yazarlar Okulda” kapsamında gençlerle sohpet ettim.

Amacı yeni ve genç araştırmacılar yetiştirmek, bulup ortaya çıkarmak, üretimine katkı vermek olan İSAV’ın, İstanbul Topkapı Eresin Oteli’nde üç gün süren “OSMANLI YÖNETİMİNDE Arap Coğrafyası Milletlerarası İlmi Toplantısı: İDARİ, SİYASİ VE SOSYAL YAPI” konulu etkinliğine katıldım. Başkan Prof. Dr. Ali ÖZEK 83 yaşına rağmen ameliyat sonrası kendisinden başka kimseye zararı olmayan mikrop kaptığı için özel dezenfekte edilmiş odasından izin alarak bu toplantıya gelmişti. Aşk böyle bir şey demek.

5Ara/150

BU DAVAYI BİZ SOKAKTA BULMADIK – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

sakin önerBU DAVAYI BİZ SOKAKTA BULMADIK -  Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

-Koltuk için davanın zarar görmesine göz yumana-

Bu dava Türklüğü sevmek davası                                                                                  Vatanı bayrağı övmek davası                                                                                       Bölücü haini kovmak davası                                                                                              Bu vatanı bedavadan almadık                                                                                           Bu davayı biz sokakta bulmadık

Güzel Türkçe ile konuşuruz biz                                                                                      Kültür hamuruyla karışırız biz                                                                                         Bilge büyüklere danışırız biz                                                                                               Bu dava millidir elden                                                                                                      Bu davayı biz sokakta bulmadık

Atadan emanet bu yüce devlet                                                                                          Ona sahip çıkmak görevdir elbet                                                                                   İlkeler uğrunda tutarız nöbet                                                                                        Savunmaktan bir an geri kalmadık                                                                                     Bu davayı biz sokakta bulmadık

İslam inancına iman etmişiz                                                                                            Türklük için benimizi atmışız                                                                                            Vatan için kanımızı katmışız                                                                                              Eli kolu sallayarak gelmedik                                                                                               Bu davayı biz sokakta bulmadık

Dava için kanlar canlar verildi                                                                                         Yıllar süren mahkemeler görüldü                                                                                     İşler gitti istikballer serildi                                                                                              Hep sıkıntı gördük mutlu olmadık                                                                                        Bu davayı biz sokakta bulmadık

Bunları unutma tahta yapışma                                                                                      Koltuk hırsı ile yanıp tutuşma                                                                                    Eleştiren kişilerle kapışma                                                                                                Her seçimde mutlu olup gülmedik                                                                                      Bu davayı biz sokakta bulmadık

Yazıktır herkese bir çamur atma                                                                                Hırsınla mest olup koltukta yatma                                                                                    “Önce Türkiye”yse nefsini tutma                                                                                         Gönüldaşı bir gün olsun bölmedik                                                                                        Bu davayı biz sokakta bulmadık

Yolu açın artık, dayanmaz yürek                                                                                           Dava bayrağını yükseltmek gerek                                                                                   Başka seçenek yok “İktidar” erek                                                                                       Elli yılı verdik henüz ölmedik                                                                                             Bu davayı biz sokakta bulmadık

SAKİN ÖNER 02.12.2015

2Ara/150

‘YA O, YA BU’DAN ‘HEM O, HEM BU’YA GEÇİŞ PROTOTİPLERİ – Süleyman PEKİN

‘YA O, YA BU’DAN ‘HEM O, HEM BU’YA GEÇİŞ PROTOTİPLERİ - Süleyman PEKİN

İnsan mantığı bazen fıtrat zannedilebiliyor. Hâlbuki değişkendir, doğa yasası değildir.

Bir şeyin ya var ya da yok sayılması, ya iyi ya da kötü sayılması, ya güzel ya da çirkin sayılması 23,5 asırlık bir gelenektir ve ‘ya hep, ya hiç’çi Aristo mantığıdır.

Hem meşhur hem meçhul yazar-düşünürlerimizden Alev Alatlı, eserleriyle ülkemizde ‘ya o, ya bu’ mantığı yerine ‘hem o, hem bu’ mantığının tanınmasına öncülük etti.

Saçaklı Mantık veyahut Gri Mantık denilen bu yaklaşım hayatın siyah-beyaz’dan ibaret olmadığının ispatı üzeredir. Ve en çok da tıp ve teknolojik gelişmelerde kullanılmaktadır.

Kuantum fizikçisi Erwin Schrödinger’in bir deneyinden ismini alan “Schrödinger’in Kedisi” adlı 2 ciltlik Alatlı kitabı aslında çağdaş Türk düşüncesinde bir devrimdir.

Küresel muhalif Alev Hanım’ın son yıllarda İktidar’dan nemalanarak ilkeli çizgisini bozmasını ‘hem–hem’ mantığıyla anlayabiliyor ve kendisini ‘ya–ya’ ayrımına tabi tutmuyoruz.

Biz de 2002’den beri Kocaeli’de faaliyet gösteren Selçuklu Düşünce Kulübü’müzle bu tip konuları çok tartıştık. Geçtiğimiz günlerde organize ettiğimiz Nihat Genç Konferansı’ndaki takdimli gerekçeyi ise ortak çıkış yolu bulma denemeleri bâbında paylaşmak isteriz:

1Ara/150

ADALAR MI ÖNEMLİ, HAVA SAHASI MI? – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez avADALAR MI ÖNEMLİ, HAVA SAHASI MI? – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Ege’de 16 adamız (2004-2009 arasında) Yunanistan tarafından işgal ve ilhak edilirken bütün olanları görmezden gelenler aynı yöneticilerdi. Sadece unvanları biraz değişti. O zaman R. Tayyip Erdoğan Başbakan, Ahmet Davutoğlu ise Dışişleri Bakanı idi.

TRT 26 Aralık 2012 de “16 Ada Yunanistan’a geçti” haberini verdi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu bu konuda CHP ve MHP milletvekillerinin verdiği soru önergesine verdiği cevapta, bazıları Büyükada’dan daha büyük olan adalarımız için, “adacık” tabirini kullandı. Ve TBMM’de yaptığı cevap konuşmasında “bu adaların aidiyeti ihtilaflıdır, görüşmeler devam ediyor” dedi. Yunan Dışişleri Bakanlığı iki gün sonra Davutoğlu’nun bu sözüne cevap verdi: “Herhangi bir görüşme yok, söz konusu 16 ada Yunan adalarıdır.”

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz da TBMM’deki konuşmasında “Adalar hukuken Türkiye Cumhuriyeti egemenliğindedir. Bu adaların üzerindeki mevcut olan fiilî Yunan uygulamaları hukuki statüyü değiştirmez”diyerek bize ait adaların fiilen Yunan işgalinde olduğunu itiraf etti.

Adaların işgalinden bugüne kadar, bırakın Yunanistan’la savaşın eşiğine gelmeyi, 11 yıldır bu konuda Yunanistan’a bir notadahi verilmediği ortaya çıktı.

Şimdi aynı kişilerin yönettiği Türkiye, Suriye sınırını 17 saniye ihlal eden Rus uçağını düşürdü.

Adalarımızın işgaline bu kadar duyarsız olan yönetimin, konuyu izah için kullandıkları “sınırımızın delik deşik olmasına müsaade edemezdik” türü açıklamaları ne kadar inandırıcı olabilir?

30Kas/150

ÇOKKÜLTÜRLÜLÜK TUZAĞI – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

mustafa erkal profÇOKKÜLTÜRLÜLÜK TUZAĞI - Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

Bazıları yine milletvekili yeminine takıldı. İçlerine sinmeyen bu yeminde “Türk Milleti” mi, yoksa “Türk” mü onları rahatsız ediyor? Nasıl olsa genel seçimler geçti; bakan olma ihtimali de yok; o zaman bazıları içini dışa vurmakta sakınca görmüyor.

İdeoloji kelimesini de yanlış kullanıyoruz. Birkaç sözlük veya ansiklopediye baksak iyi olacak. Yeminde ideoloji varmış. Acaba milli kimlik ve milletimizin adı ideoloji mi oluyor? Dün sorun andımızdı kaldırıldı. Şimdi milletvekili yemini, yarın da İstiklal Marşı mı sorun olacak? Dikkatten kaçmış olabilir ama Diyarbakırspor’un ismini Amedspor yaptılar. Bunda da gaflet mi, yoksa ideoloji mi arayacağız?

Eğer hedefiniz Türksüz, Türk Milletinin olmadığı bir milletvekili yemini ve anayasa ise; terörle mücadelenin esprisini anlamak mümkün değildir. Zaten bölücü ve ırkçı terör örgütü bu ve benzerlerinin gerçekleşmesini istemektedir.

Önümüzdeki dönem ülke ihtiyaçlarına göre bir anayasa değişikliği yapılmayacaktır; yapılacak olan, Anayasa’nın toptan rafa kaldırılmasıdır. Yukarıda belirttiğimiz milletvekili yemini ve yeni anayasada anlaşılan çokkültürlülük tuzağı öne çıkacaktır.

28Kas/150

YAKIN TARİH SOHPETLERİ-4 HER SAHİFESİ İBRETLİK GELİŞMELER / Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2YAKIN TARİH SOHPETLERİ-4 HER SAHİFESİ İBRETLİK GELİŞMELER / Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

TEK RUMELİ TELEVİZYONU’ndaki programımız paket yayın olarak çekilirken medyada Çetin Altan’ın vefat haberleri yayınlanıyordu. Soner Yalçın ise Sözcü’deki yazısında Çetin Altan’ın savının aksine “Enseyi ilk o kararttı” derken, tercümeci, aktarıcı münevver diye tarif ettiği Çetin Altan’ı solgun kırmızı karanfile benzetiyordu.

Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş’ın ise Çetin Altan’ın oğlu meslektaşı Prof. Dr. Mehmet Altan’ın aynı gün televizyonda babasını anlatırken boğazının düğümlendiği dikkatini çekmiş. Gerçekten insanın babasının vefatındaki duygularını, ancak babası ölen bir başka biri anlayabilirdi.

27Kas/150

прощай Россия (Güle Güle Rusya) – Alptekin CEVHERLİ

alptekin cevherl,прощай Россия (Güle Güle Rusya) - Alptekin CEVHERLİ

1970’li yıllarda bazı kimseler önce Sovyetler Birliği’nin ardından ABD’nin dağılacağını ve tarihe gömüleceğini söylediğinde çoğu insan müstehzi bir ifade ile suratınıza bakıyordu.

1980’lerin sonunda komünist sistemin çökmesi ve Sovyet Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Rusya’nın içinde düştüğü durumdan bir daha çıkamayacağı fütüralistlerce açıkça dile getirilmeye başlanmıştı. O dönemde Rus generallerinin üniformaları ve madalyaları İstanbul Beyazıt meydanında 2 – 3 dolara satılıyor, her gün bir eski Sovyet Cumhuriyeti bağımsızlığını ilan ediyordu.

Bu süreci ve tahmini doğrularcasına Kızılordu’nun düzenlediği başarısız darbe girişimi ve Boris Yeltsin’in demokrasi kahramanı olarak tankların üzerine çıkarak buna engel olması Rusya’da artık geri dönülmez bir sürecin başladığının en önemli nişanesi olarak tarihe geçmişti.

Hatta öyle ki, Sovyet Cumhuriyeti bile olmayan Çeçen-İnguş Özerk bölgesi dahi bağımsızlığını ilan etmiş, müdahale eden Rus ordusunu bozguna uğratarak Yeltsin’le eşit şartlarda masaya oturmuş ve Rusya, resmen Çeçenistan’ın bağımsızlığını tanımıştı.

26Kas/151

İSTİHBARATA VE İSTİHBARATÇIYA NASIL KARŞI KONULUR – Dr. Cüneyt DİLER

4627_1İSTİHBARATA VE İSTİHBARATÇIYA NASIL KARŞI KONULUR - Dr. Cüneyt DİLER

İstihbarat Toplama ve Biriktirme süreci sadece teknolojik ve bilimsel yönetmelerle yapılmıyor, daha farklı simbiyotik süreçlerde (ruh ilmi,simya v.b) istihbarat elde etmede kullanılıyor, bu sebeple gen haritası ele geçirilmiş bir ülkenin insanları olarak, kendimizi, ailemizi ve sevdiklerimizi korumamız ve kollamamız gerekli;

Çok değer verdiğim ve özel eğitim aldığım bir büyüğümün "İstihbarata Karşı Koyma Teknikleri"nden izin verdiği kadarını paylaşacağım sizinle.

Gönül ister ki bu ciddi konu gerçekten ciddiye alınır ve her fert tarafından bire bir uygulanır, Benden yazması ve söylemesi geriye kala okuyanların bileceği konu, ister dalga geçin, ister gülün geçin, ister "zaten çatlaktı, iyice çatlatmış kafayı, çok okumuş sıyırmış iyice" gibi kelimelerle kendi kendinize kazdığınız çukuru dahada derinleştirin bu benim problemim değil, başınıza gelince, demişti ama deyip kafayı taşlara vuracak olan sizlersiniz ben değil.

"Bir yandan iktidarıyla muhalefetiyle, yandaşı ve karşıtı medyasıyla, akademisyenleriyle iktidar mücadelesi veriliyor. Tabiî ki kullanılan en önemli argüman bilgi. Ve bilgiyi elde etmek için kullanılan yöntem ve araçlar.
Dünya'da siyasi casusluk yanında teknoloji ve sanayi casusluğu da yeni teknolojilerle birlikte ileri düzeye geldi.

Bununla birlikte yabancı ülkelerin gizli servislerinin faaliyetlerini önlemek amacı ile Casusluk konusunda bilgilendiren istihbarata karşı koyma eğitimi de her alanda verilmeye başlandı.

25Kas/150

“BİR GÜN DEĞİL SANA HER GÜN YALVARDIM DUYMADIN SESİMİ, SÜRÜNÜYORUM” – Süleyman PEKİN

“BİR GÜN DEĞİL SANA HER GÜN YALVARDIM DUYMADIN SESİMİ, SÜRÜNÜYORUM” – Süleyman PEKİN

İslam aklının öncülerinden Ebu Hanife’ye göre Allah’ın subûtî sıfatlarının ‘hayat’tan sonra ikincisi “ilim”dir. O aklın son yüzyıldaki öncülerinden Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” sözü tamamen bu hususu niteler. Ve bu söz ‘İlmin Kapısı’ lâkaplı Hz. Ali’ye ait olsa bile durum aynıdır.

Kuran’da “Esmâ’ül-hüsnâ” olarak geçen Allah’ın güzel isimlerinin yaygın kabullerinden olan 99 İsmin yirmincisi “Alîm” ismidir ve bilmekle, bilgiyle alâkalıdır. Allah tarafından gönderilmiş bütün peygamberler ise birer ‘muallim’dirler. Yani bilen ve bildiren, yani öğreten..

Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir” sözünü ‘ümmetleri kurtaranlar da muallimlerdir’ şeklinde anlayabiliriz. Allah’tan gelen vahyi ve bilgiyi akılla algılayıp kendi hayatından başlayarak devrinin tüm insanlarının yaşamına yansıması için varlığını milletlerine / ümmetlerine adayan büyük ruhlardır Peygamberler. Onların bugünkü izcileri ise idealist öğretmenler..

Kuran-ı Kerim’in ilk emri, ilk beyanı, ilk kelimesi “oku”dur. Yaratan Rabb’imiz adını ortaya koyarak bize Kitabını okutmak, okutarak büyük ödülle buluşturmak istiyor. Oku’madan sonra Müslümanlara inen ikinci sûre ‘yaz’ma suresidir, yani Kalem: “Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun!

25Kas/150

Bayır-bucak yandı ocak… / Feyzullah DİVLİ

SAM_8269Bayır-bucak yandı ocak... / Feyzullah DİVLİ

ABD''nin Irak''ı işgalinden bir yıl kadar önceydi. İngiltere’nin ''Demir Leydi'' lakaplı ilk kadın başbakanı Margaret Thatcher''ın Guardian''da yayınlanan makalesi ''Yeni Bolşevizm, İslamizm''dir'' başlığını taşıyordu. (12 Şubat 2002) Yine aynı yazıda: ''Tıpkı komünizm gibi İslamizm''i de yenmek için uzun süreçli ve kapsayıcı bir strateji gerekir'' diyordu.

Plan basit, kurgu uzun vadeli, sahne alacak oyuncular ve argümanlar çoktan hazırlanmıştı. İşin zihinsel inşasını Hollywood üstlenmiş; terör hadiseleri yaşanmadan çok daha önce, birçok filmde acımasız Müslüman teröristlerin Amerikan askerlerince nasıl öldürüldüğü, rehinelerin nasıl kurtarıldığı iyi-kötü mücadelesinin kutsiyetiyle algılarımıza servis edilmişti.

Sonrasında Taliban, ardı sıra El kaide ile başlayan teoriden pratiğe geçiş çalışmaları ve bugün katliamı fantezi noktasında içselleştirmiş İŞİD...

Neden sormuyoruz? Bu terör örgütleri mantar gibi nerden türüyor? İŞİD silah üretiyor mu? Hayır. Malzeme, mühimmat, yiyecek, içecek üretiyor mu? Hayır. Dünyanın her yerinden adam toplayabilecek ve bölgeye intikal ettirebilecek kurumsal beceri ve istihbarat ağı bu kadar kısa bir sürede olabilir mi? Mümkün değil.

24Kas/150

ÖĞRETMENİM – Cevat NAS

cevat nasÖĞRETMENİM - Cevat NAS

Ben öğretmenim, her zaman her yerde,
Köyde, kentte, tarlada, dağda, evde.
Bazen halk olurum, bazen de yazar,
Öğretirim, eğitirim gücüm yettiğince.

Ben öğretmenim, çare olmalıyım her derde,
Işık saçmalıyım biliyorum, gönüllerde.
Bazen, kalpte bir sızı, türkülerde bir nağme,
Olmalıyım, yürümeliyim aydınlığa ÖĞRETMENCE...

24Kas/150

SOSYAL VE MALİ STATÜSÜ YÜKSELTİLMEDEN ÖĞRETMEN KALİTESİ YÜKSELMEZ – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

sakin önerSOSYAL VE MALİ STATÜSÜ YÜKSELTİLMEDEN ÖĞRETMEN KALİTESİ YÜKSELMEZ – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

Yeni 24 Kasım Öğretmenler Gününü kutluyoruz. Bu günler öğretmene övgüler düzülen değil, öğretmenlik mesleğinin toplum hayatındaki öneminin vurgulandığı günler olmalıdır. Tabii ki, sadece bu önemi vurgulamak yetmez. Öğretmene gereken değerin verildiğinin de gösterilmesi gerekir.

Eğitimin başarılı olabilmesi için, her şeyden önce bütün toplumun üzerinde mutabık kaldığı bir milli eğitim olması gerekir. Bu politika, siyasi iktidarlara göre değişen değil, siyaset üstü bir politika olmalıdır. Bu politika sık sık değiştirilmemeli ve uzun sure uygulanmalıdır. Eğitim, eğitimciler eliyle yönetilmeli ve yürütülmelidir. Eğitimdeki çağdaş gelişmelere ve yaklaşımlara göre bazı düzenlemeler yapılacaksa, bu da eğitimciler eliyle yapılmalıdır.

Çeşitli türdeki okullar, siyasi düşünce ve isteklere göre değil, ülke ihtiyaçlarına göre açılmalıdır. Okul türleri arasında bir ayırım yapılması, bazı okullara özel avantajlar sağlanması, diğer okulların dışlanması ve öğrencilerinin ikinci sınıf görülmesi, öğrencilerin belirli okullara girmeye zorlanması, bazı öğrencilerin de “okulların kontenjanları doldu” denilerek açıkta bırakılması, milli birlik ve bütünlüğü zedeler. Bütün bu yanlış uygulamalar, çocuklarımız ve gençlerimiz arasında farklılaşma ve kutuplaşmalara yol açar. Bu da Tevhid-i Tedrisat(Öğretim Birliği) Yasasına aykırıdır. Halbuki eğitimin bir amacı da, milli birlik ve bütünlüğü sağlamaktır. Devletin görevi, bütün vatandaşlarına on iki yıllık zorunlu eğitimi örgün verecek fiziki ortamı hazırlamaktır. Devlet evlatlarının bir kısmını bedbin yapamaz, bir kısmını sokağa atamaz.

22Kas/150

YAKIN TARİH SOHPETLERİ-3 DEMOKRASİYE GEÇİYORUZ – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2YAKIN TARİH SOHPETLERİ-3 DEMOKRASİYE GEÇİYORUZ - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

14 Mayıs 1950 seçimlerinden halk reyine sahip çıktı, siyasi irade hile yapamadı ve 27 yıllık CHP iktidarı gitti, yerine Demokrat Parti serbest seçimle iktidara geldi.

Adnan Menderes’i politikaya sokan bizzat Atatürk’tü. Aydın’daki bir gezisi sırasında çiftliği gezen Mustafa Kemal Paşa, bu tahsilli, görgülü, medeni gencin kim olduğunu soruyor. Öğrendikten sonra da bizzat Adnan Menderes’e milletvekilliği teklif ediyor. DP kurmaylarından Celal Bayar zaten Atatürk’ün başbakanı ve “Galip Hoca” adıyla harbe giren bir İstiklal Savaşı kahramanıydı. Fuat Köprülü ise bir akademisyen olarak üniversitede hocalık yapıyordu. Kurtuluş Savaşı’na katılan Refik Koraltan da hukukçuydu. DP bu dört önemli ismin etrafında vücut buldu. Yabancılar, basın ve batılı devletler seçimi kazanan DP için “Beyaz Devrim” diye bir tespitte bulunuyorlardı. AGİT yoktu, NATO’ya ülkemiz henüz girmemişti.

18Kas/150

BUZ KESTİ GÖNÜLLER DİLLER ÜŞÜYOR – Av. Tevfik KARABULUT

tevfik karabulut  avBUZ KESTİ GÖNÜLLER DİLLER ÜŞÜYOR – Av. Tevfik KARABULUT

Devre dışı edilince sevgiler
Kışa döndü yüreklerde mevsimler
Huzur gurbet elde geçmiyor günler
Buz kesti gönüller, diller üşüyor

Alınlara bin bir levha kazıldı
Nicesine nice kader yazıldı
Mevsim döndü artık bağlar bozuldu
Bülbüller ağlıyor güller üşüyor

17Kas/150

MHP’DE YENİ LİDER – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez avMHP’DE YENİ LİDER – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Seçimden en fazla zayiatla çıkan parti olan Milliyetçi Hareket Partisi’nde nihayet hareketlenme başladı. Sinan Ogan ve Meral Akşener’in genel başkanlığa aday olacaklarına dair haberler bir heyecan yarattı.

Ülkücü taban seçim sonucunu bir hezimet olarak nitelendirmiş ve derin bir moral bozukluğu içine girmişti. Çünkü iktidara tek başına gelen AKP’nin “çözüm süreci” denilen ve aslında bir “çözülme süreci” olan politikaların buzdolabından çıkarılacağını ve buna MHP’nin TBMM’de muhalefet edecek gücü kalmadığını görüyordu.

Yeniçağ yazarı Adnan İslamoğulları’nın “Adanmış Çaresizlik” başlıklı yazısında belirttiği gibi, “MHP seçmeninin öncelikli kriteri'vatan'dır, devletin bekâsıdır, ülkenin bölünme endişesidir.” Bu sebeple “Görür aslında partinin iyi yönetilmediğini MHP seçmeni. Bilir aslında yapılmaması gerekenlerin çoğunun yapıldığını, yapılması gerekenlerin çoğunun da yapılmadığını. Anlar aslında vereceği oyun ne işe yarayacağını ya da yaramayacağını.” Fakat bir başka partiye de bir türlü oy veremezdi.

15Kas/150

2015 Başöğretmenlik Onur Ödülü Dr. Sakin Öner’in

aes davetiye  Anadolu Eğitim Sendikası olarak; 2005 Yılından bu tarafa her yıl, seçici kurulumuz tarafından belirlenerek öğretmen kimliği ve eğitime olan hizmetleriyle yalnızca bir öğretmene takdim edilen Başöğretmenlik Onur Ödüllerimizin 11. Sini 2015 Yılında Sayın Sakin ÖNER Beyefendiye sunacak olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

12Kas/150

İspanyol futbol takımı Deportivo La Coruna takımının "Türkler" lakabı almasının ve taraftarlarının maçlara Türk Bayraklarıyla katılmalarının sebebi – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

sakin önerİspanyol futbol takımı Deportivo La Coruna takımının "Türkler" lakabı almasının ve taraftarlarının maçlara Türk Bayraklarıyla katılmalarının sebebi - Yrd. Doç. Dr. Sakin Öner

İspanyol futbol takımı Deportivo La Coruna takımının "Türkler" lakabı almasının ve taraftarlarının maçlara Türk Bayraklarıyla katılmalarının sebebinin Barbaros Hayreddin Paşa'ya uzandığını biliyor muydunuz?

Adı bütün Avrupa'da destanlaşmış olan Barboros Hayreddin Paşa Akdeniz’e hükmettiği sıralarda, Akdeniz'de kendisine en büyük rakip olarak İspanya, İtalya, Avusturya, Almanya ve Hollanda tahtlarına da sahip dünyanın en büyük hristiyan devleti İspanya İmparatorluğu'yla büyük savaşlar yapmakta ve yeryüzünde kan akıtan bu imparatorluğu leventleriyle sarsmaktaydı.

İşte bu mücadeleler esnasında İspanya’nın yiğitliği ile ünlü Galicia bölgesinin delikanlıları Hayreddin Paşa ve Türklerle çeşitli konularda işbirliğine girmişler. Bu işbirliğini içlerine sindiremeyen komşu kent Vigo Halkı ise ihanet saydıkları bu durum karşısında La Coruna’lılara "Türkler" adını takmışlar. Buna karşılık, La Coruna Halkı da Celta Vigo'lulara Portekizliler'e yakınlıkları sebebiyle "Portekizliler" adını vermişler.

Celta’lı futbolseverler derbi maçlarda "Türkler dışarı" diye tezahürat yaparken, Deportivo’lular da "En büyük Türkiye" diyerek takımlarını desteklemektedirler. Vigo şehrinin takımı Celta’da çok sayıda Portekiz taraftar derneği kurulmasına karşılık La Coruna takımı Deportivo'da da ateşli Türk dernekleri kurulmuş. İşte bu sebeple Deportivo La Coruna’nın her oynadığı maçta sahaya asılmış çok sayıda Türk bayrağı görebilirsiniz.

BAZI ARKADAŞLAR TARAFINDAN SORULDUĞU İÇİN İSPANYA'NIN Deportivo La Coruña (Los Turcos) TAKIMININ TÜRKLERLE İLİŞKİSİ HAKKINDA yukarıdaki BİLGİLERİ VERMEYE MECBUR KALDIM

11Kas/150

77 YILA 77 MİLYON RAHMET – Süleyman PEKİN

77 YILA 77 MİLYON RAHMET - Süleyman PEKİN

10 Kasım’ın yani Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının üzerinden 77 yıl geçmiş. O zaman 17 milyonmuşuz, şimdi 77 milyonuz ama kaht- ricâlimiz daha fazla.

Ana sorunlarımız yüzyıl önceki gibi, çıkış yollarımız da aynı.. “Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile..” diyen Mehmet Akif ile “Müslümanlardan kaçın; İslam’a sığının!” diyen Muhammed İkbal ölmüş mü yoksa ölmeyen tespitleriyle daha da diri mi yaşıyor aramızda?

Türk Milleti farklı bir millettir, bu milletin bireyleri de öyle.. Selçuklu’dan Osmanlı’ya geçişin mimarı Ertuğrul Gazi’nin babasından isimlenen ve kendisi de bir subay çocuğu olan Kayahan, pop şarkıcısıydı ama halk arabesk tınılarını tuttu:

“Asırlardır yalnızım..

Pişmanım, alın yazım..

Bir öfkeye mahkûm ettik her şeyi,

Bir yemin ettim ki dönemem.”

Aslında milletçe ‘içimizde yüzyılların yorgunluğu’ ve ‘asırların yalnızlığı’ var. Bu coğrafyada pişmanlık alın yazımız olmuş adeta ve öfke nöbetleriyle millî yeminler arasında kalmışız.