
BABALAR VE ÇOCUKLAR – Seyfettin KARAMIZRAK
BABALAR VE ÇOCUKLAR - Seyfettin KARAMIZRAK
“Bir yıl sonrasını düşünüyorsan tohum ek; on yıl sonrasını düşünüyorsan ağaç dik; yüzyıl sonrasını düşünüyorsan insan yetiştir.” Konfüçyüs
Çocuğun bakımında ve eğitiminde ağır yükü olan anneler hakkında çok yazılıp konuşulmuş, eleştirilerin çoğu onlara yöneltilmiştir. Eğitimdeki aksamalardan en çok anneler sorumlu tutulmuş, babanın rolü üzerinde gereğinden az durulmuştur.
Annenin çocuk gelişimine katkısı gerçekten büyüktür. "Ana hakkı ödenmez.” “Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar." Gibi atasözleri bu gerçeği belirtir.
Baba, eşi ve çocukları için güven kaynağıdır. Çocuklar babayı daha güçlü, çok bilen, saygı uyandıran kişi olarak bilirler. Ancak günümüzde, babaların çocuk eğitimine etkin biçimde katıldıklarını söyleyemeyiz.
Anneler çocuklarıyla gereğinden çok, babalar da gereğinden az ilgilenmektedir.
NİYE BU HALDEYİZ? – Fazlı KÖKSAL
NİYE BU HALDEYİZ? – Fazlı KÖKSAL
Uzun Uzun yazmaya gerek yok...
Hal-i pür melalimizin nedenini üç maddede toplayabiliriz...
HALLERE BİR HALLER OLDU – Av. Tevfik KARABULUT
HALLERE BİR HALLER OLDU – Av. Tevfik KARABULUT
Belli ki acılar derin
Renkleri soluk yüzlerin
İçi gülmüyor gözlerin
Gözlere bir haller oldu
Vicdanlar olunca sessiz
İnsanlık kaldı nefessiz
Kelimeler tatsız tuzsuz
Sözlere bir haller oldu
Her telinden hüzün akar
Çaldıkları yürek yakar
Sanırsın göz yaşı döker
Sazlara bir haller oldu
Kimi mahzun kimi yasta
Gönüller oldular hasta
Uzanmıyor eller dosta
Ellere bir haller oldu
Nefret sevdaları yaktı
Muhabbet bağını yıktı
Gönüllere hazan çöktü
Dillere bir haller oldu
Karıştı yanlışla doğru
Yandı nicesinin bağrı
Kimi düzgün kimi eğri
Yollara bir haller oldu
Her yürekte ayrı yara
Huzur kaçtı uzaklara
Dayanmak zor acılara
Hallere bir haller oldu
05.01.2016
BATIDA EĞLENCE DOĞUDA SAVAŞ – Av. Ruhittin SÖNMEZ
BATIDA EĞLENCE DOĞUDA SAVAŞ – Av. Ruhittin SÖNMEZ
Her yeni döneme yeni ümitlerle başlamak, üzerimizde var ise karamsarlık duygularından sıyrılmaya çalışmak insani bir davranış ve iyi bir şeydir.
Bu yeni dönem bir yılı geride bırakıp yenisine başlamak gibi bir sebebe dayanıyorsa böyle davranmak makul bir tavırdır.
Dahası yılın ilk karının yağması, tabiatın bembeyaz bir örtü ile kaplanması genellikle insanları mutlu ediyor. Böyle bir olayın yılbaşına denk gelmesi sebebiyle de geçen yılın bütün sıkıntı ve streslerinden birkaç günlüğüne de olsa kurtulmaya çalışmak anlaşılabilir ve hatta gerekli bir davranış sayılmalı.
Diğer taraftan yurdumuzun doğusunda PKK terör örgütünün fiili özerk bölgeler oluşturmasına karşı TSK’nın yürüttüğü askeri harekât devam ediyor. Bölgeden her gün gelen şehit haberleriyle canımız yanıyor. Çatışmalar ve sokağa çıkma yasakları masum halkı göçe zorluyor. Yılın ilk gününde bile 4 şehit verdik.
Buna rağmen ülkenin batısında yılbaşını eğlencelerle geçirenleri de anlamaya çalışıyorum.
Şahsen abartılmış kutlamalara, Noel baba figürleri, kukuletalarla, alkollü olarak ve batı kopyası eğlencelerle yılbaşına girenlere mesafeliyim. Alternatif İslami kutlama adı altında tarihi gerçeklere aykırı olarak (miladi takvime göre 11 Ocak olan Mekke’nin Fethi’ni 1 Ocak’a çekerek) yapılan zorlama ve Arap tarzı bir kültürün kötü kopyaları olan kutlamalara da uzağım. Ancak herkesin tercihi kendisine, istediği tarzı seçebilir.
Eskiden yılbaşında TRT tek kanalken kaliteli solistlerin, müzik gruplarının seçkin eserleri seslendirdiği programları izlerdik. Şimdi yüzlerce kanalımız var ama o tür müzikleri yayımlayan yok. Piyasadaki eğlence mekânlarında da bizim beğendiğimiz müzik kalitesini bulmak mümkün değil.
NEZLE Mİ, YOKSA GRİP MİYİM? NASIL ANLAMALI VE NE YAPMALIYIM? – Dr. H. İbrahim KAHRAMAN
NEZLE Mİ, YOKSA GRİP MİYİM? NASIL ANLAMALI VE NE YAPMALIYIM? - Dr. H. İbrahim KAHRAMAN
Nezle bir virüs hastalığı olduğu gibi Kuş gribi, domuz gribi, Honk Kong gribi, Asya Gribi de virüs enfeksiyonlarıdır. Bu enfeksiyonlar hastalığın çıkış yeri, başladığı bölge veya virüsün ilk yaşadığı canlı türüne göre isimlendirilmişlerdir.
BELİRTİLER GRİP NEZLE
Hapşırma, aksırma Hastalığın başlangıcında Sıklıkla
Ateş 38C'ninüzerinde Hafif
Boğaz Ağrısı Sıklıkla Sıklıkla
Baş ve Eklem ağrıları her zaman ve ciddi Nadir
yorgunluk bitkinlik Uzun süre ve iyileşme sonrası da kısa süreli Burun akıntısı, tıkanıklığı daha az Sıklıkla
Bulantı, 5 yaş altı çocuklarda ve yaşlılarda sık Nadir
Göğüs ağrısı Sıklıkla ve ciddi Nadir ve kısa süreli
HOŞ GELDİN 2016 – Dr. Zülfikar ÖZKAN
HOŞ GELDİN 2016 – Dr. Zülfikar ÖZKAN
Bütün dostlarımın, öğrencilerimin ve akrabalarımın yeni yıllarını kutluyorum.
Sevgili dostlarım! Yeni yılda fankındalığınızın artmasını, bilincinizin daha çok gelişmesini, zihinsel ve ruhsal gelişmenizin hızlanmasını diliyorum.
İnşallah, 2016 yılında farkındalık düzeyiniz biraz daha artar….
Bir yerden başka bir yere koşuştururken etrafınızdaki güzelliklerin farkında olmanızı, içinde bulunduğunuz zamana uyum sağlamanızı, anı yaşamanızı, hedeflerinize odaklanırken iç ve dış dünyanızla ilişkilerinizi canlı tutmanızı temenni ediyorum.
2016 yılında sizlere şu hikayeyi hediye ediyorum.
YAPTIKLARINIZIN FARKINA VARIN
Kimya hocası bir deney sırasında öğrencilerine ders vermek amacıyla, “Hiç gözlem yapmıyorsunuz. Ezbere hareket ediyorsunuz. Yaptıklarınızın farkına varmanız ve o farkındalıkla hareket etmelisiniz.” demiş.
Daha sonra masanın üzerinde duran çok kötü kokulu sıvının içine parmağını daldırmış ve ağzına götürmüş. Öğrencilerden de yaptıklarını aynen tekrar etmesini istemiş.
Öğrenciler, isteksiz bir şekilde ama karşı gelmemek için söyleneni yapmışlar.Yapar yapmaz da hepsinin yüzlerinde acı dolu bir ifade belirmiş.
Bunun üzerine öğretmen öğrencilerini anlamlı bir şekilde yeniden uyarmış ve onlara şöyle seslenmiş:
“Bir daha söylüyorum: Gözlem yapmıyorsunuz. Etrafınızda olup bitenlerin farkında olmuyorsunuz. Eğer dikkatli bakmış olsaydınız, ağzıma götürdüğüm parmağın sıvıya batırdığım parmak olmadığını fark ederdiniz...”
Evet içimizde ve dış dünyada olup bitenlerin her an farkında olmalıyız....
Gerçek zenginlik budur....
KÜRT İLE KÜRTÇÜYÜ AYIRALIM – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL
KÜRT İLE KÜRTÇÜYÜ AYIRALIM - Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL
Ülkemiz için en önemli sorun insanların konuştukları ana dile göre ayrıştırılmaları ve haklarında kolay ve basit genellemelere gidilmesidir. Kurmançça veya Zazaca konuşan vatandaşlarımıza yanlış etiketler vurulmaktadır. Ülkeyi yönetenlerin terörist başını Kürtlerin temsilcisi gibi görmeleri ve onun görüşlerinden istifade edilebilirliğini ileri sürmeleri ne kadar yanlışsa; Kürt vatandaşları da kolay ve basit genellemeye giderek terör örgütü üyesi gibi görmek o kadar yanlıştır. Kürt ile Kürtçü birbirinden çok farklıdır.
Türkiye’de bir Kürt sorunu değil; Kürtçülük sorunu vardır. Bu konu maalesef siyasi rant hesaplarına bir malzeme olmuştur. Kürtçü’lük sorunu da Kürtlerin değil; Kürtleri dün Osmanlı’ya, bugün de Cumhuriyet Türkiye’sine karşı kullananların sorunudur. Asıl amaç bazı Kürtlerin ve terör örgütünün Büyük Ermenistan için malzeme olmasıdır. Kullanılanlar zamanla kolay atılır.
Günümüzde terörle iç içe olan, sadece Kürtleri değil Anadolu halklarının temsilcisi olduğunu iddia eden malum partinin ve bazı temsilcilerinin Ermenistan ile yakın temasta olmaları bundandır. Hayali Ermeni iddialarını destekleyen, Erivan’a destek için giden malum partili belediye başkanları vardır. Van’da Ermeni mezalimini yok sayan bu işbirlikçiler, önce eski Van ile yeni Van arasındaki farkı yakalasınlar. “Anadolu’daki emanetlerinizin bekçileriyiz”, diyerek Erivan’dan alkış alanlar, başkaları adına ülkelerine savaş açanlardır. Hilale karşı Haç’a malzeme olanlardır.
JET SELO, AK-GÜNDÜZ – Av. Ruhittin SÖNMEZ
JET SELO, AK-GÜNDÜZ – Av. Ruhittin SÖNMEZ
Jet Fadıl olarak bilinen Fadıl Akgündüz 1989’da Jetpa Holding diye bir şirket kurdu. Jetpa Holding, pazarlama, inşaat, elektronik, medya, bankacılık gibi sektörlerde faaliyet gösterdi.
Jetkent-2, Jetkent-3, Jetkent-4 diye bir dizi toplu konut yapmaya başladı. Binlerce insanımız bu konutlara para yatırdı. Yurtdışındaki çok sayıda mütedeyyin vatandaşlarımızdan da “kâr payı dağıtacağım” diyerek 230 milyon euro topladı.
Bütün bu vatandaşlarımız mağdur oldu.
Devasa reklamlarla tanıttığı ilk yerli otomobil (İmza) ve Malezya’dan ithal Proton otomobilleri de fos çıktı.
Yıl 2016 ve Yeni Bir Dünya Kurulurken…/ Alptekin CEVHERLİ
Yıl 2016 ve Yeni Bir Dünya Kurulurken…/ Alptekin CEVHERLİ
Yeni bir takvim yılı ile birlikte geleceğe yönelik bir Fütüralist gibi bazı tahminlerde bulunalım isterseniz…
* * *
Yaklaşık her yüz yılda bir, dünyadaki siyasi sistem yeniden yapılanır…
Bu bazen 70 yılı bulur, bazen ise 120 yılı; ama ortalama yüzyılda bir yeniden dizayn olunan dünya siyasetinde bugünlerde yeni bir doğumun sancıları çok net olarak hissediliyor…
Sovyet Rusya’nın çöküşü ile başlayan tek kutuplu dünya sürecinin, tek kutuplu dünyaya ve ardından şimdi de yerini çok kutuplu dünyaya düzenine hızla bıraktığı şu günlerde, geleceğin lider ülkeleri ve çöküş sürecinde olan güçleri her geçen gün çok daha çok netleşiyor.
Giderek tükenen Rusya ile birlikte sanayi ve tarım üretiminden yoksun olan bir kısım petrol zengini ülke de ne yazık ki, ciddi bir ekonomik buhrana doğru sürüklenip, eriyor.
Ekteki grafikten de görüleceği gibi eski gücünden çok çok uzak olan Rusya’nın, bir çılgınlık yapıp dünyayı 3’üncü Dünya Savaşı’na sürüklemesi ihtimali de dâhil olmak üzere yeni bir parçalanma sürecine girdiği artık açıktır.
GÜNE BİR KAÇ SÖZ VEYA NEYMİŞ EFENDİM.. – Av. Tevfik KARABULUT
GÜNE BİR KAÇ SÖZ VEYA NEYMİŞ EFENDİM.. – Av. Tevfik KARABULUT
*ABD'nin önce Başkan Yardımcısı sonra da Başkanı sırasıyla bizim devlet ve hükümet yetkililerine Türk askerlerinin tamamen Irak'tan çekilmesi tavsiyesinde bulunmuş. Aynı ABD yetkilileri Türkiye'nin uzun süredir ısrarla dile getirdiği Suriye'nin kuzeyinde güvenli bölge tesisine karşı çıkıyorlar.
DAEŞ veya IŞİD her neyse ile mücadele için Suriye'ye yoğun askeri yığınak yaptığını söyleyen Rusya'nın işi gücü Türkmenleri ve DAEŞ ile ilgisi olmayan bölgeleri sivil falan demeden bombalamak.
Güya birbirlerine rakip güçler olan ABD, Rusya ve diğerleri
-sıra Suriye'nin kuzeyinde Akdeniz'e kadar uzanacak Kürt koridoru,
-Özerk Kürt Bölgesi.
- PKK-PYD 'ye destek.
-Türkiye'nin sınırları dışına adım atmaması,
-Irak ve Suriye'de ayrışma ve bölünmenin perçinlenmesi gibi konulara gelince birden aynı düşünüveriyorlar.
Sizce bunlar gerçekten DAEŞ ile mücadele ediyorlar mı veya etmek istiyorlar mı dersiniz
Aranızda buna gerçekten inananlar var mı?
BU ÜLKENİN MUHALAFETİ YOK MU? – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER
BU ÜLKENİN MUHALAFETİ YOK MU? – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER
Türkiye, bugün içerde ve dışarıda yaşadığı olaylar bakımından tarihinin en tehlikeli günlerini yaşıyor. 100 Yıl sonra yeniden SEVR'in ayak seslerini duyuyoruz. Türkiye hem içten, hem dıştan kuşatılmış durumda. Bu süreçte iktidar içine düştüğü, içte bölücü terör, dışta yedi düvelle savaş bataklığında bir şeyler yapmak için çırpınıyor. Fakat muhalefetin ne yaptığı meçhul. Çünkü ortada yok.
Vaktiyle ABD'nin Irak'a müdahalesinde taraf olmayan Türkiye, bugün Suriye iç savaşında taraf durumunda. Rusya’nın uçağını düşürdük. Son birkaç aya kadar aramızda bir sorunun bulunmadığı Rusya, bugün bize her konuda ambargo uyguluyor. Doğalgazımızın kesilmesi an meselesi. İran ve Rusya bize karşı hem Esad'ı, hem de PKK'nın Suriye kolu PYD'yi destekliyor. Amerika PYD'yi desteklemede İran ve Suriye ile birlikte hareket ediyor.
Türkiye Musul'a asker ve tank gönderiyor. Irak hükümeti Birleşmiş Milletler'e bizi şikayet ediyor. Her konuda stratejik ortağımız olduğunu söylediğimiz Amerika, her zaman olduğu gibi "benim haberim yok" diyerek yine bizi ortada bırakıyor. Aslında bizim iktidarı da şevkle ve heyecanla Suriye bataklığında ateşe atan da ABD. Kuzey Irak'ı, "Çekiç Güç"le yapılandıran ve kuran da ABD. Bizim iktidarı herkes gibi ABD'de devamlı aldatıyor sizin anlaya cağınız. Bunun üzerine biz bu kuvvetlerimizi kuzu kuzu geri çekiyoruz.
SARIKAMIŞ, AH SARIKAMIŞ!!! – Süleyman PEKİN
SARIKAMIŞ, AH SARIKAMIŞ!!! – Süleyman PEKİN
Tek tekbirde / 22 takvim devrildi dağlardan
Zemheride / Devlet-i Âliyenin şanı için
İleride / Ödensin diyeti vakit kalbe dayandığı an
Ve haczedilsin yaşamak / 76 bin civanın canı için
Bir kardelen gülümsemesi gibi
Çekildik doruklardan denizlere
Ipıssız mermiler yaktı ağıdımızı
Karlı - mayınlı sevgiler döküldü benizlere
ASKERİN DEVREYE GİRMESİ HUKUKA UYGUN DEĞİL – Av. Ruhittin SÖNMEZ
ASKERİN DEVREYE GİRMESİ HUKUKA UYGUN DEĞİL – Av. Ruhittin SÖNMEZ
Asker terörle mücadelede yeniden devrede. Diyeceksiniz ki jandarma zaten devrede idi.
Kanuna göre, “terörle mücadele, teröriste müdahale ve operasyon yapma görevleri, sadece İçişleri Bakanlığı'na bağlı olan jandarma ve polis teşkilatının yetkisinde.”
Ancak dikkat ederseniz TSK’nın Jandarma haricindeki Kara ve Hava Kuvvetleri birlikleri de artık fiilen tam işin içinde.
Güneydoğu’da 5 ilçede (Diyarbakır’ın Sur ilçesi, Şırnak’ın Cizre ve Silopi ilçelerinde, Mardin Dargeçit ve Nusaybin’de) Türk Silahlı Kuvvetleri generallerin komutasında on bin kişilik askeri birlikler ile operasyon yapıyor.
TV haberlerine göre, “Yetki valiliklerde ancak komuta askerde.”
Buralarda Suriye’deki iç savaş görüntülerine benzer bir durum yaşanmakta. Günler süren sokağa çıkma yasakları, bölgeyi terk eden 25 bin vatandaşımız, günler ve geceler boyu süren çatışmalar… Bombalanan, kurşunlanan, yakılan binalar, tarihi camiler, araçlar..
Genelkurmay’ın açıklamalarına göre operasyonun 4. gününde 110 terörist öldürülmüştü. Pazar günü yapılan açıklamaya göre de 18 terörist daha etkisiz hale getirildi. Bu arada her gün birkaç kahraman askerimizi ve polisimizi şehit veriyoruz.
Bütün bunlar zaruri ve hatta gecikmiş bir müdahalenin olduğunu göstermekte.
DAHA AZ REFAH DAHA FAZLA FİKİR – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
DAHA AZ REFAH DAHA FAZLA FİKİR - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
İstanbul’da 2015 Aralık’taki ilk iki hafta kültürel etkinlikler açısından dopdolu geçti benim için. Önce Türkiye Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM’ın, sonra İslam Araştırmaları Vakfı İSAV’ın uluslararası etkinliklerinin ardından kısa adı UİP-ICP olan Uluslararası İşbirliği Platformu’nun 6. Boğaziçi Zirvesi İstanbul Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirildi.
Siz benim yazımın başlığıma bakmayın toplantı “Daha Az Yoksulluk, Daha Fazla Refah” üst başlığı altında “İkiz Hedefler: Yoksulluğu yok etmek, refahı taban seviyesinde büyütmek” ile programa başlandı. Zirvede sanattan spora, eğitimden enerjiye, teknolojiden ekonomiye kadar üç gün çok sayıda konu irdelendi. Çoğuna katıldığım zirvede atılımı UİP’in kurucu başkanı Cengiz Özgencil, koordinasyonu Artım Organizasyonla gerçekleştirmiş. Başarı hanesini çoğaltmış.
TÜRKLÜĞÜN GURURU PROF.DR. AZİZ SANCAR – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL
TÜRKLÜĞÜN GURURU PROF.DR. AZİZ SANCAR - Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL
Nobel Tıp Ödülünü kazanan Prof.Dr. Aziz Sancar ile sadece Türkiye değil; Türk Dünyası da gurur duymaktadır. Başarı yolunda şartlanmış, azimle ve israrla çalışanın, yaptığı işten manevi tat alanın varamayacağı hedef yoktur. Milliyetçi camiadan daha nice Aziz Sancar’lar çıkacaktır; yeter ki gençlere iyi rehberlik yapılabilsin. Genç insana tepeden bakılmasın ve küçümsenmesin. Her meslekte en yukarılara tırmanma heyacan ve azmi onlara aşılanabilsin. Sadece iç politika girdabında nice kabiliyetler yok olup gitmektedir. Yurt dışında ve yurt içinde yüksek lisans ve doktora yapan gençlerimize zaman ayıralım ve onlara rehberlik yapabilecek olanlarla gençleri buluşturalım.
Maalesef yurt dışında bazı üzücü örneklerle karşılaştık. Az da olsa bazı derneklerimizde gençlere gerekli sıcak ilgiyi göstermek ve mesafe alabilmelerini sağlamak yerine, onlara olmayacak görevler yükledik. Kaliteli ve donanımlı bir çevre ile değil; sadece hamaset ve duygusallıkla onları tanıştırdık. Kendilerine sohbetlerde ve toplantılarda tatminkâr bilgi ve tecrübeyi kazandırdığımız pek söylenemez. Başarılı birçok çalışma mutlaka yapıldı; ama bu faydalı hizmetleri genelleyemedik. Derneklerimizle tanışan gençlerin bir kısmı aradığını bulamamanın verdiği moral bozukluğu içine girdiler. Maalesef sadece yetişkinler değil, gençler de ülke de birlikte kaybetti. Gerçekler acı da olsa onları örtmeye çalışmak yanlıştır. Ancak bu olumsuzlukların giderilememesi de söz konusu olamaz.
“AZİZ SANCAR’IN DURUŞU” DERS OLARAK OKUTULMALI – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER
“AZİZ SANCAR’IN DURUŞU” DERS OLARAK OKUTULMALI – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER
Türk insanının, içte bir bölgemizde devletin bölücülerle savaşından ve dostumuzun kalmadığı dışta Ortadoğu coğrafyasında ne İsa’ya, ne Musa’ya yaranamamızdan bunaldığı ve önünü göremediği bir ortamda, Allah bir hayat öpücüğü ikram etti. Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz SANCAR, dünyanın en prestijli ödülü olan NOBEL’i kimya dalındaki başarılı çalışmaları ile kazandı. Mardin’in bir köyünde doğup yokluklar ve imkansızlıklar içinde yetişen bir Türk çocuğunun inanılmaz başarı öyküsü kadar, ödülü aldıktan sonraki duruşu da son derece etkiliydi.
Bu büyük başarı karşısındaki tevazuu, başarıyı doğrudan kendine mal etmeyip Atatürk’e ve Cumhuriyet’e borçlu olduğunu ifade etmesi, Türk eğitiminin kendisini yetiştirdiğini belirterek eğitim kalitemize vurgu yapması, kadın eğitimine büyük önem vermesi, başarısını “çok çalışmasına borçlu olduğunu” söylemesi, aslını unutmaması ve inkar etmemesi, Türk tarihini Selçuklusu, Osmanlısı ve Cumhuriyeti ile bir bütün kabul etmesi, Türklüğünü her vesileyle gururla ifade etmesi, ödülünü bir hafta bile evinde saklamadan Atatürk’ün manevi hatırasına armağan edilmek üzere devletimizi kuran Türk ordusuna emanet etmesi, aldığı maddi ödülü Amerika’da kurduğu “Türk Evi”ne harcayacak olması ile Prof. Dr. Aziz SANCAR, yetişmekte olan yeni nesillere “BİR NUMARALI ROL MODEL” olmuştur. SANCAR’ın bu onurlu, milli ve evrensel duruşu, her ayrıntısıyla, her kademedeki eğitim kurumlarımızda “AZİZ SANCAR DERSİ” olarak okutulmalıdır.
TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİ – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
YAKIN TARİH SOHPETLERİ-9 / TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİ - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler ne zaman başladı, nasıl devam etti, gelinen noktada neler dikkat çekiyor? Yarın ne olabilir?
Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş sohbetimize bir hatırlatma ile başladı; Fatih Sultan Mehmet’ten sonra padişah olan Sultan İkinci Beyazıt (1477-1512) döneminde Kırım Hanlığından bir mektup geliyor. Üçüncü defa Kırım Hanlığının başına geçen Birinci Mengli Giray Han (1478-1515) mektubunda henüz küçük bir devletçik olan Rusya’nın (kines deniyor) Osmanlı Cihan Devleti’yle temas kurmak istediğini, İvan’ın kendilerinin dostu olduğu belirtilerek gerekenin yapılması ricasında bulunuyor. Sultan İkinci Beyazıt da “Madem İvan sizin dostunuzdur. Bizim de dostumuz olabilir. O halde temsilcileri İstanbul’a gelerek gerekli temaslarda bulunabilir” biçimindeki bir mektupla cevaplandırılıyor.
Rus elçisi İstanbul’a geliyor ve Padişah İkinci Beyazıt tarafından makama alınıyor. Ancak bu yeni ve küçük devlet Rusya’nın elçisi (o yıllarda daha ne Amerika ve ne de Almanya gibi bir devletler var ortada) huzurda arogon bir tavır takınıyor. Kaba, küstah, henüz devlet olmaya başlamış olmasına, güçsüzlüğünü bilmesine rağmen tepeden bakma gibi bir elçiye yakışmayan tavır sergiliyor. Hele getirdiği İvan’ın mektubu da bardağı taşıran son damla oluyor.
Oysa Osmanlı Cihan Devleti kuruluşunun üçüncü asrına girmiş, devlet geleneğini yaşatan ve diplomasiyi çok iyi bilen bir ülke. Osmanlı devlet geleneğine göre huzura alınan elçilere çok ciddi hediyeler veriliyor, binlerce dinar ve hatta elbisesine kadar takdim ediliyor. Bunları da iteleyen Rus elçisi Sultan İkinci Beyazıt tarafından kovularak, İstanbul terk ettiriliyor.
ÜLKÜCÜLERİN SADAKATİ LİDERE Mİ, DAVAYA MI? – Av. Ruhittin SÖNMEZ
ÜLKÜCÜLERİN SADAKATİ LİDERE Mİ, DAVAYA MI? – Av. Ruhittin SÖNMEZ
Milliyetçi Hareket Partisi’nde değişim isteyenler olağanüstü kurultay için üst kurul delegelerinden imza toplamaya devam ediyor. Kurultay taleplerine karşı MHP Genel Merkezi ile Devlet Bahçeli inanılmaz bir tavır içindeler.
Olağanüstü kurultaydan kaçma çabaları bir yana, Genel Başkan adayı olacaklarını açıklayan Meral Akşener, Sinan Ogan ve Koray Aydın’a çok antidemokratik, kaba ve hatta yakışıksız bir üslupla saldırıyorlar. Bu adaylar hakkında Rus ajanı / Sarayın adamı / Cemaatin adamı / CIA ajanı / MHP’yi CHP’lileştirmek istiyor gibi çirkin, ipe sapa gelmez ve partiyi yıpratıcı suçlamaları duyuyoruz.
Oysaki olağanüstü kurultay için lüzumundan fazla gerekçeler var.
ÖDÜLLENDİRİLEN DAVRANIŞ TEKRARLANIR – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN
ÖDÜLLENDİRİLEN DAVRANIŞ TEKRARLANIR – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN
Acaba hangi davranışların tekrarlanmasını isteriz? Bunun ölçüsü nedir? Hangi davranışlar iyidir?
Leo Tolstoy’un şu sözü, davranışları ayarlama bakımından çok önemlidir:
“Yalnızca bir tek özellik davranışların iyi veya kötü olarak sınıflandırılmasını sağlar. Eğer dünyada ki sevgiyi artırıyorsa, iyidir. Eğer insanları birbirinden ayırıyor ve aralarında düşmanlık oluşmasına sebep oluyorsa, kötüdür.”
Bu ölçüye göre gerek kendimizin ve gerekse başkalarının iyi davranışlarını tespit ettikten sonra, o davranışların tekrarlanması için onları ödüllendirmeliyiz. Çünkü ancak ödüllendirilen davranış tekrarlanır (Zülfikar Özkan, Duygusal İletişim).
Peki ödüllendirme işi nasıl yapılmalı?
Kolay, kim iyi işler yaparsa onu övmeliyiz. Yapılan iyi işleri fark etmeli ve anında övmeliyiz. İnsan yüreğini harekete geçiren en önemli faktör, samimi övgüdür. İnsanlar bize yardım elini uzatmadan biz onların yüreğine dokunmalıyız. Yüreğe dokumanın yolu da güven oluşturmadan geçer( Robin Sharma, Aile Blgeliği).
Güçlü insan, başkalarını azarlayan değil, onları yerine göre öven kimsedir.
Övgü, insanları zayıflıklara odaklanmaktan kurtarır ve güçlülerini geliştirmeye yöneltir.
Övgüyü alışkanlık haline getirenler, zihinlerinin efendisi olmuş kişilerdir. Onlar zihinlerinin efendisi olarak hayatlarının efendisi olmuşlardır. Zihninin efendisi olan, düşündüğü her şeyi kontrol edebilir.
Eğitim Denince – Seyfettin KARAMIZRAK
“Eğer bir bireye olması gerektiği ve olabileceği bir insan gibi davranırsanız, olması gereken ve olabileceği insan olur.” Goethe
Eğitim her felsefi sistemde ve psikolojik yaklaşıma göre değişik şekillerde tanımlanmıştır. Bu tanımların pek çoğu, eğitime bir amaç yüklemiştir:
Eğitim, bireyin davranışında kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istendikdavranış değişme meydana getirme sürecidir.” S. Ertürk