Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
11May/160

BİR KORE GAZİSİNİN ARDINDAN – Süleyman PEKİN

BİR KORE GAZİSİNİN ARDINDAN – Süleyman PEKİN

Kore Gazisi İsmail Atiman Amcayı İzmit Lisesi Tarih ve Kültür Kulübü olarak davet ettiğimiz okul bahçesindeki açık hava konferansında binlerce liseliyi coşkulu anlatımıyla etkilemesiyle ve yapılan sevgi tezahüratlarıyla tanıdım. Bu tanışıklık bir düzine yıl boyunca da devam etti.

O bir Kore Gazisi olmaktan öte gönüllü bir Kore Savaşı muhabiri, yazarı hatta misyoneri ve millî meselelerimizin sevdalı bir takipçisi idi. Konferanslar, ziyaretler, dosyalar, köşe yazıları ve Kore Kahramanlarının isimlerinin eğitim kurumlarında yaşatılması gayreti vefatına kadar hiç eksilmedi.

II.Dünya Savaşı bizi girmiş kadar etkiledi. Sonrasında bir yandan Sovyetler Birliği’yle âmiyane tabirle papaz olduk, diğer yandan yeni tesis edilen ABD eksenli statükoya dahil olmaya çalıştık. NATO’ya girişimiz bile 3 yıl gecikmeli olmuştur.

10May/160

DAVUTOĞLU’NU BIRAK AKŞENER’E BAK – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez avDAVUTOĞLU’NU BIRAK AKŞENER’E BAK – Av. Ruhittin SÖNMEZ

AKP Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu bu makamlara anayasal kurallara uygun olarak veya parti içinde yarışarak gelmedi.

Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildiği günden itibaren anayasal kuralları bazen hiçe sayarak, bazen zorlayarak Cumhurbaşkanlığı yanında Başbakanlık ve Parti Genel Başkanlığı görev ve yetkilerini devam ettirdi. Göstermelik olarak bir Başbakan ve Parti Genel Başkanına ihtiyacı vardı. Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nu bu makamlara Erdoğan atadı.

Hatta parti içi temayülde, Abdullah Gül’e yüzde 76 destek varken, Davutoğlu’na yüzde 1 destek çıkmasına rağmen Erdoğan’ın tercihi ile atama  gerçekleşti.

1May/160

Tebessümü Bilmeyen – Seyfettin KARAMIZRAK

13124832_817560118348736_8772281305915394241_n

29Nis/160

Eğitim ve Öğretim Üzerine ( 2) – Dr. H. İbrahim KAHRAMAN

h i kahraman drEğitim ve Öğretim Üzerine ( 2) - Dr. H. İbrahim KAHRAMAN

‘HİÇ BİLENLERLE BİLMEYENLER BİR OLUR MU?‘ (Kuran’ı KERİM)

On ikinci Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayip Erdoğan eğitimle ilgili bir konuşmasında eğitim ‘Adam devşirme alanı ‘ olmamalıdır tespitini yapmıştı. Çok önemli ve yerinde olan bu değerlendirmeye bilimi-bilimselliği, yani çocuklarımıza Neden? Niçin? Nasıl? Sorularını sorup cevaplayabilen analitik bir eğitim sistemini uygulayabildiğimiz oranda, onların herhangi bir gruba devşirilmeden, iyi vatandaş olmalarını sağlayabiliriz.

Bir önceki yazımızda okul öncesi eğitimle ilgili düşüncelerimi aktarmıştım. İlköğretimde çocuk için artık öğretmeni rol model olmaktadır. Öğretmenin davranışları, söyledikleri, öğrettikleri doğrudur ve o bilgiler çocuk için temel özellik taşır. Bu dönemde çocuğun okumayı, yazmayı, öğrendiği şeyin kendisine mutluluk verecek bir şekilde takip edilip paylaşılması eğitime olan sevgisini geliştirir. Bunun için ilköğretimin baş etkeni olan öğretmenin en önemli görevi çocuğa okumayı ve bilgi edinerek öğrenmeyi sevdirmek olmalıdır. Bu sevgi, çocuğun tüm öğretim dönemi dahil, hayatı boyu başarısındaki en önemli etken olacaktır. Bundan sonra çocuğun hangi alanda ilgisinin ve kabiliyetinin tespiti gelir. Bu tespit istikametinde ikinci ve üçüncü dörtlük dönemlerde yönelişleri doğru yapılabilirse öğretim kolaylaşacak ve eğitim daha kaliteli hale gelecektir. Sosyal yönü kuvvetli bir çocuğun kendi alanına, fen-matematiği kuvvetli olan çocuğun bu alana, el becerisi ve kabiliyeti olanın bu alana v.s, yönlendirilmesi eğitimin kalitesini artıracak, çocuklarımızın daha iyi yetişmesini sağlayacaktır.

28Nis/160

YÜZ YILLIK KUT’LU BİR ZAFER – Süleyman PEKİN

YÜZ YILLIK KUT’LU BİR ZAFER – Süleyman PEKİN

İngilizleri önce Çanakkale Cephesi’nde durdurduk; Mart 1915’te denizde, Çanakkale Boğazı’nda ve sonrasında karada, Gelibolu’da. Irak Cephesi’nde önce Kasım 1915’te Selman-ı Pak’da İngilizleri yendik ve sonra Nisan 1916’da Kut’ül-Amare’de toptan esir ettik.

Çanakkale kara savaşları tam 8,5 ay sürmüştü; Kut’ül-Amare harbi ise tam 142 gün. Bugünkü Irak’ın orta güneyindeki Kut Şehri civarında öyle bir zafer kazanıldı ki kabil-i kıyas değil. 23 bin kayıp verdirilen İngilizlerin kalan 13.800 askeri de esir alındı. Bu alınanların 500’ü subay, bu subayların da 13’ü general olmak kaydıyla.. Ve bu zaferin karşılığında biz de 350’si subay olmak kaydıyla 10 bin şehit vermişizdir.

24Nis/160

Donalt Trump ve Hz. İsa’nın Katilleri – Prof.Dr. Hacı DURAN

hacı duranDonalt Trump ve Hz. İsa’nın Katilleri – Prof.Dr. Hacı DURAN

Cumhuriyetçi Parti başkan adayı Donalt Trump :”MÜSLÜMANLARIN İSA’YI ÖLDÜRMELERİNİ ASLA UNUTMAM” dedi. Trump bu sözleriyle, Hristiyan dünyanın binlerce yıldır çözemediği Da Vinci şifrelerine yeni bir şifre eklemiş oldu. Cumhuriyetçi başkan adayı, ABD başkanlık seçimleri propagandasını bilindiği gibi, Müslüman düşmanlığı ve nefreti üzerine kurmuş. Bu propaganda ise seçim sonuçlarına bakılırsa başarılı oluyor. Çünkü Trump, Cumhuriyetçi başkan adayları arasında yapılan ön seçimlerde rakiplerinden daha çok oy almaktadır.

Trump’un ön seçimlerdeki başarısı, “İslam korkusu” propagandasının ABD’de başarılı olduğuna işaret etmekle kalmıyor. Aynı zamanda çok saçma ve yalan olduğu herkesçe bilinen bir gerekçeyle Müslümanlara saldırmanın, Cumhuriyetçi seçmenler tarafından özümsendiğine delalet ediyor.

Müslümanların Hz. İsa’yı öldürmüş olması mümkün değil. Çünkü onu peygamber olarak bilirler. O’nun Allah’ın resulü olduğuna Hz. Muhammed’e iman ettikleri gibi inanırlar. Üstelik Hz. İsa zamanında Trump’un anladığı ve kast ettiği manada Müslüman yoktu. O’nun kast ettiği manada Müslümanlar, Hz. İsa’dan altı yüz yıl sonra ilk defa Hicaz bölgesinde ortaya çıktı, dünyamızda varlık göstermeye başladı.

22Nis/160

BÜLENT ARINÇ VE BİR DÜĞÜN – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2BÜLENT ARINÇ VE BİR DÜĞÜN - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Muhterem Bülent Arınç benim yarım asırlık dostum.

Ankara Hukuk Fakültesinde okuyordu. MTTB Hukuk Fakültesi Yönetimindeydi. Hatırımda kalan diğer isimler ise halen dostluğumuzun sürdüğü Kemal Düzkale (Avukat) ve Beşir Atalay(Prof.Dr. Van Milletvekili)) da aynı yerde öğretim görüyorlardı. 1967-68’li yıllarda İsmail Kahraman (TBMM Başkanı) 48 Dönem MTTB genel Başkanımızdı. Her Başkent’te gittiğimizde Ankara’daki üyelerimizle birlikte olurduk. Kadim bir dayanışmamız mevcuttu hiç bir beklentiye girmeden. Hepimizin ustası, üstadı ve mensubiyeti ise başta Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu Ekolüydü. Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın açtığı siyasi yürüyüş de bizim nesil üzerinde önemli bir etki ve yapı bırakmıştı. Herkes ve hepimiz bunlardan nasiplenmiştik.

20Nis/160

“NE ZULÜM NE MERHAMET; YALNIZCA ADALET” – Süleyman PEKİN

“NE ZULÜM NE MERHAMET; YALNIZCA ADALET” – Süleyman PEKİN

Pakistan’ın Millî Şairi ve İslam Dünyası’nın 20.yy’daki en derin düşünürü  Muhammed İkbal 1877’de Pencap’ta doğdu, 21 Nisan 1938’de Lahor’da rahmet-i Rahman’a kavuştu. Yeni Türk Devletinin kurucusu ve akıl önderi Mustafa Kemal Atatürk’le çağdaştır. Önce gelen önce gitti; 68 yıldır cisimleriyle değil ama eserleriyle ayaktalar ve çok da günceller.

Bizim Millî Şairimiz Mehmet Akif’le de adaş ve derttaştırlar. Her ikisi de Müslümanlığın geçen yüzyıldaki kronik problemlerine kafa yormuşlardır. Fakat İkbal tespit, teşhis ve tedavide çok öndedir. O, Yaşar Nuri’nin deyişiyle “20’nci asrın büyük vicdanı”dır ve “Kur’an Dininin vicdan adamı”dır. Şu analizlerine ne dersiniz:

"Her saçını uzatan kendini derviş sayıyor

Ne kadar lanetli varsa dindar kesildi

Bu din satan tüccarlardan el aman!"

19Nis/160

ATATÜRK’Ü AZERİ KARDEŞİNDEN ÖĞREN – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmezATATÜRK’Ü AZERİ KARDEŞİNDEN ÖĞREN – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Azeri şivesiyle konuşan iki Paşa’yı, Mustafa Kemal Atatürk ile Kazım Karabekir’i gözünüzün önünde canlandırmaya çalışın.

Erzurum Kongresinin toplanmasından Cumhuriyet’e giden yolun önemli olaylarını.. Dönemin tarih yapan diğer kişilerinin de yine aynı lehçeyle anlattığı bir tiyatro oyununu hayal edin.

“Böyle bir oyun ancak Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı tarafından yapılan veya desteklenen bir proje olabilir. Bu projeye göre Atatürk önderliğinde kazanılan İstiklal Harbimizin Azerbaycanlı kardeşlerimize anlatılması için, Azerbaycan’da sahnelenmesi planlanmış olabilir” diye düşünürsünüz.

Böyle bir hayali gerçekleştirmek için çalışan devletinizin Kültür Bakanlığı ile de gurur duyarsınız, değil mi?

Evet, böyle bir proje var ve uygulanıyor. Hem de çok başarılı bir şekilde. Fakat Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığının bunda bir dahli, katkısı yok.

13Nis/160

GÜNE BİR NOT ve BİR DUA….. / Av. Tevfik KARABULUT

tevfik karabulut  av

GÜNE BİR NOT VE BİR DUA..... /  Av. Tevfik KARABULUT

GÜNÜN NOTU: TV leri izliyorum. Bir yanda her gün kahrolarak dinlediğimiz şehit ve gazi haberleri, sönen ocaklar yükselen ağıtlar, bir yanda da siyasilerin birbirlerine karşı sokaktaki sıradan insanların dahi konuşmaması gereken üslupla söyledikleri sözler.

Beyler ne olur yapmayın yeter artık bari şu şehitlerin gazilerin, sönen ocakların hatırına bu üslubu bırakın.

Veya daha değişik ifade edeyim isterseniz.

Beyler biz sizin birbirinize ettiğiniz hakaretleri dinlemek zorunda değiliz.

GÜNÜN DUASI: Misafirimiz geldi altın klozetli (halk tabiriyle söyleyeyim) helalar gündeme oturdu. Sahi bu arada babasının 25. ci oğlu olduğunu da öğrendik. İsraf haram diyen bir din ve altın klozetli hela.

Cennette asgari her gün 75 Huri'den bahseden, her erkeğe 100 erkek gücü verileceğini müjdeleyen hoca müsveddeleri, yakmayan kefen, okunmuş çorap pazarlayanlar, cennet garantisi verenler, ahırlarını meleklere temizletenler vs. vs.

Ve bir yanda da Allah'tan başkasın kulluğu yasaklayan, aklı ve bilimi insanlığın mutlak yol göstericisi olarak gören, barışı, adaleti ve hakkı önceleyen cahilden ve cahillikten uzak dur diyen bir din.

VE BANA KALAN DUA ŞU: ALLAHIM BEN BU MÜSLÜMANLARDAN SANA VE SENİN GERÇEK DİNİNE SIĞINIYORUM. SEN BENİ ONLARDAN KORU UZAK TUT YA RABBİ. AMİN....

13Nis/160

VATANDAŞ NİHAT FERAH – Mehmet Cemal ÇİFTİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2VATANDAŞ NİHAT FERAH - Mehmet Cemal ÇİFTİGÜZELİ

Henüz 250. Sahifedeydim. “Tut Elimi Killize” adındaki romanımın son bölümünü yazıyordum. 1950’li yılların Kilis’ini anlatıyorum bu çalışmada. 27 Mayıs Darbesinde önce göz altına alınan, sonra tutuklanan Kilisli aydınları yazıyordum. Aykırı entelektüel Nihat Ferah olayını sonlandırmak üzereydim. Sanırım saat 16.00 falandı. Telefonum çaldı. Paris’ten Mahmut Kaçarlar arıyordu. Önce “Acaba Türkiye’ye döndü mü?” diye düşünürken merakımı giderdi. “Kahramanımızı kaybettik. Başımız sağ olsun” dedi. Sonra devam etti soluklanmadan “Yok hala Fransa’dayım. 13 Nisan günü Hanımı da alıp döneceğim.” dedi.

12Nis/160

SADECE MHP DEĞİL TÜRKİYE DEĞİŞECEK – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez

SADECE MHP DEĞİL TÜRKİYE DEĞİŞECEK – Av. Ruhittin SÖNMEZ

“MHP’nin siyaset ve toplum hayatında işgal ettiği yer en az iktidar partisininki kadar önemli ve güçlüdür” diyor  (yandaş Akşam Gazetesinde yazan) Kurtuluş Tayiz.

Bu tespit bazılarına göre abartılı gelebilir. Ama ben de bugünkü siyasi dengeleri değiştirebilecek tek parti olarak MHP’yi görüyorum. Bunun için -Tayiz’in diğer görüşlerine iştirak etmesem de- bu cümlesi ile benzer görüşteyim.

MHP çok yakın zamanda bir seçim olsa ve mevcut yönetimi ile seçime girecek olsa çok büyük bir ihtimalle baraj altında kalacak.

Buna karşılık lider ve yapısal değişimi gerçekleştirir, “öğrenilmiş çaresizlik içindeki kitlelere umut olabilecek bir vitrin ve vizyon ile seçime girecek olursa mevcut oy oranını ikiye katlayacak.

Mesela “Meral Akşener başkanlığında seçime girse” diye yapılan anketlerde MHP’nin oy oranının ilk seçimde yüzde 25 olacağı görülüyor.

11Nis/160

EŞ SEÇİMİNDE ACELECİLİK: HALE ETKİSİ – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

zülfikar özkan y doçEŞ SEÇİMİNDE ACELECİLİK: HALE ETKİSİ -  Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN 

İnsanların çoğu eş seçerken acele ediyor ve bunun bedelini de sonradan ağır bir şekilde ödüyor.

Bunun en önemli sebebi HALE ETKİSİ (Halo Effect)dir.

Nedir hale etkisi?

Hale Etkisi” (Halo Effect), bir kimsenin bir özelliğinden yola çıkıp, onun diğer özellikleri hakkında genel bir yargıya varmaktır.

KİŞİ YAKIŞIKLI VEYA GÜZEL OLDUMU, KUSURLARI GÖRÜLMÜYOR.

Kurtlar vadisinde eroin kaçakçısı ve katil bir “halo dayı” vardı. Şirin siması ve esprileriden dolayı gözümüze hep masum görünüyordu.

Zeki bir kişiyi, bu iyi özelliğinden dolayı, aynı zamanda çalışkan ve sorumluluk sahibi bir insan olarak görürüz.

Başkalarını algılarken ve yargılarken pek adil davranmıyoruz.

BAZILARININ BİR YANLIŞI BÜTÜN DOĞRULARI GÖTÜRÜRKEN, DİĞERLERİNİN BİR DOĞRUSU BÜTÜN YANLIŞLARI GÖTÜRÜYOR.

Araştırmalara göre, kadınlar bilinç altı düzeyde, uzun boylu erkekleri daha güçlü, saygıdeğer ve güvenilir görüyor!

FİZİKSEL OLARAK ÇEKİCİ BULDUĞUMUZ BİR KİMSEYE BAŞKA OLUMLU ÖZELLİKLERİ DE YÜKLÜYORUZ.

Hele etkisine göre güçlü bir doğru, bir çok yanlışı kapatıyor. Bu bir algısal adaletsizlik. Başka bir ifadeyle yargılama hatası…

Yapılan bir araştırma, sadece vesikalık fotağraflana bakarak, bir insanın başarısının anlaşılabileceğini göstermiştir. Fransa’da öğrenciler, sırf vesikalık fotograflara bakarak, “Bu kişi daha iyi bir lider olur” dediği adayların, % 72 si Fransa parlamentosunda seçimleri kazanan kişilermiş! Günümüzde imaj maker denilen “Kişisel Görünüm danışmanları” bu yüzden önem kazanıyor…

Hale etkisi evliliklerde çok etkili oluyor. İlk bakışta aşık olan pek çok insan, hale etkisinin büyüsü altında evleniyor. Acele verilen bu kararlar ciddi sorunlara sebep oluyor. Hale etkisiyle kurulan evlilikler sonunda boynuz etkisine dönüşüyor.

Bir insanın, sevdiği birinin yaptığı herşeyi şirin görmesi, yani hale etkisi, ilk izlenimden beslenmektedir.

Bu sebeple yeni bir ortama giren kimseler kendilerine çeki düzen vermeli...

Boynuz etkisini daha sonraki yazıda ele alınacaktır.

Kaynaklar: Zülfikar Özkan, Kazandıran Beden Dili, Hayat Yayınları, İstanbul, 2016.
Mümin Sekman, Başarı Bilimi, Alfa yayınları, İstanbul, 2016

10Nis/160

EĞİTİM VE ÖĞRETİM ÜZERİNE – Dr. H. İbrahim KAHRAMAN

h i kahraman drEĞİTİM VE ÖĞRETİM ÜZERİNE – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

Bu konuyu yazmama kurucusu olduğum Çocuk Kasabası Anaokulu’ndaki bir gözlemim sebep olmuştur. Şöyle ki bir öğle yemeğinde bir grup 3 yaşındaki çocuk, başlarındaki öğretmenleri ile merdivenlerden sağdan yukarı çıkar iken, diğer bir grup ise aşağı inmekte idi ve hiçbir karmaşa yoktu. Sağdan yürüme uygulaması karmaşayı ortadan kaldırmış, herkes kendi hattında gideceği yöne gidebiliyordu.

Bu gözlem beni 1990’lı yılında, Mekke’de kıl payı kurtulduğumuz, 3 binden fazla kişinin öldüğü tünel faciasını hatırlattı. Hayatımdaki unutamadığım bir facia olan bu olayda, hac ibadetinin önemli bir parçası olan şeytan taşlama gidişindeki tüneli ve köprüyü kullanan insanlar, böyle bir bilgi ve eğitim almış olsalardı bu olay yaşanmayacaktı. Böcek dahil hiçbir canlıya zarar vermeme şartlarının emredildiği ihramlar içindeki müslümanlar, yönetim eksikliğinin de eklenmesiyle, birbirlerinin ezerek ölümlerine ve yaralanmalarına sebep olmuşlardı.

8Nis/160

HA KARABAĞ, HA KARAMAN – Süleyman PEKİN

ha-karabag-ha-karaman  HA KARABAĞ, HA KARAMAN – Süleyman PEKİN

Her ikisi de Oğuz / Türkmen diyarıdır. Malazgirt Savaşı sonrası her iki diyarının Türkleştiği vakittir. 11’nci yüzyılın III.çeyreğinden 21’nci yüzyılın ilk çeyreğine kadarki 9,5 asırlık zaman..

7Nis/160

Öğrencilerden İnsanlık Ölmemiş Dedirten Çalışma

IMG_3961   Öğrencilerden İnsanlık Ölmemiş Dedirten Çalışma

6Nis/160

BENİM EVLERİM VE ŞEHİRLERİM – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2BENİM EVLERİM VE ŞEHİRLERİM - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Kilis’te Camii Kebir Sokak’taki babaerkil ailemizin oluşturduğu evimizde doğmuşum. Dedemler, amcamlar ve biz aynı evde oturuyorduk. Esasında bu ev dedemin amcazadeleriyle aynı mekan imiş, ancak aile bireyleri çoğalınca ortadan kesme taş ile ikiye bölünmüş, duvara bitişik yerden de bir mini pencere açılarak iletişim sürdürülmüş. Diğer evin giriş kapısı da bir başka sokağa Sıcancık’a açılmış.

Burası birlikte yaşadığımız ilk evimizdi. Yıl 1950.

5Nis/160

EĞİTİM SİSTEMİ VE TOPLUMSAL VİCDANIMIZ – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmezEĞİTİM SİSTEMİ VE TOPLUMSAL VİCDANIMIZ – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Her yıl lise seviyesi okullardan 1 milyona yakın mezun veriyoruz. Bu öğrencilerimizin bilgi seviyesi dünyadaki yaşıtlarıyla kıyaslandığında son derece gerilerde.

65 OECD ülkesi arasında 15 yaş öğrenciler arasında yapılan PISA testlerinde Fen Bilimleri, Matematik ve kendi dilinde okuduğunu anlama ve kendilerini ifade etme becerisi bakımından 42.-43. Sıralardayız. Bırakın fen ve matematiği kendi dilimizi, Türkçeyi dahi çocuklarımıza öğretemiyoruz.

Yeni yapılan YGS (Yüksek Öğretime Geçiş) sınavlarında benzer bir sonuç ortaya çıktı. 12 yıllık ilk-orta ve lise eğitiminden sonra bu sene 2 milyon çocuğumuz YGS’ye girdi.

Fen bilimlerinde 750 bin aday 40 sorudan bir tek soruyu dahi doğru cevaplayamamış. En fazla 3 soru cevaplayan 500 bin adayı daha ekleyin. Durumun vahametini düşününüz.

Matematikte de yaklaşık aynı sonuçlar. 40 sorudan en fazla 3 soru cevaplayanların oranı yarıdan fazla.

Sınava girenlerin dörtte biri yani 500 bin aday 10 üzerinden 3,6 nın altında kalmış.

Bu niteliksiz gençlikle Samsung, iphone üreten ülkelerle nasıl yarışacağız? Bu kadar kötü yetişen nesille sağlam bir ekonomi ve sosyal yapıyı nasıl kuracağız?

1Nis/160

ZEYTİN AĞACI İSLAM’A UYGUN DEĞİL Mİ?!.. / Mustafa KÜPÇÜ

mustafa kupcuZEYTİN AĞACI İSLAM’A UYGUN DEĞİL Mİ?!.. / Mustafa KÜPÇÜ

Sosyal Medya’da “Ak Strateji” başlıklı bir iletide aynen şöyle diyor;

· “Zeytin ağaçları yerine İslam’a uygun ağaçlar dikilmeli!”

· “Zeytinyağı ile yapılan mezeler içki sofralarını süslüyor. Bu mezeler içki tüketimini artırıyor. Bu nedenle zeytin ağaçları sökülmeli.”

· “Zeytin, Rumların Anadolu’ya Truva Atı olarak bıraktığı bir bitkidir. Fazla tüketenlerde kısırlaşmaya sebep oluyor.”

Bunları yazan, “Cahilliğe övgüler” düzen Rektör Yardımcısı’nın bir gözdesi olmalı!

Bunu yazan, ne Kur’an biliyor ne de İslamiyet’in temel ilkelerini!

Çünkü, Kur’an’ı okusa, TİN SURESİ’nde, “Bismillahirrahmanirrahim” den sonra; “Vettiyni vezzeytuni” yani; “ANDOLSUN O İNCİRE, O ZEYTİNE” sözlerini bilir ve böyle bir densizliği yapamazdı!

31Mar/160

Son 900 Yılın En Kurak Dönemi; Peki Ya 900 Yıl Önce? – Alptekin CEVHERLİ

alptekin cevherl,Son 900 Yılın En Kurak Dönemi; Peki Ya 900 Yıl Önce? - Alptekin CEVHERLİ

Amerikan Uzay Bilimleri Merkezi NASA açıklamış; Ortadoğu’da son 900 yılın en kurak dönemi yaşanıyor diye…

Açıklama şöyle: “NASA Türkiye'yi de içine alan  KKTC, İsrail,  Filistin, Ürdün, Lübnan, Irak ve Suriye'yi kapsayan Doğu Akdeniz bölgesinde 1998 yılında başlayan kuraklığın son 900 yılın en kötüsü olduğunu açıkladı. Amerikan Jeofizik Birliği'nin 'Geophysical Research-Atmospheres' dergisi tarafından yayınlanan araştırmada ABD'nin New York kentindeki NASA Goddard Uzay Araştırmaları Enstitüsü'nden iklim bilimci Benjamin Cook ve ekibi 9 asırlık verileri inceledi.

Araştırmaya göre Türkiye'nin de yer aldığı Doğu Akdeniz'de 1998 – 2012 yılları arasında görülen kuraklık, son 500 yılın en kurak döneminden % 50 oranında daha şiddetli geçti. Son 900 yıla göre ise en kurak dönemden % 10 – 20 arası daha kuraktı. Kısaca son 9 asır boyunca yaşanmadığı kadar şiddetli bir kuraklık yaşanıyor.

Benjamin Cook, ‘İnsan kaynaklı iklim değişikliğinin önemi ve büyüklüğü, doğal iklim değişkenliğinin boyutlarını anlamamız gerektiğini gösterdi. Asırlar süren doğal değişkenliğin dışında kalan  olaylara ve anormalliklere bakınca bunlara insan kaynaklı iklim değişikliğinin sebep olduğunu görebiliriz’ ifadesini kullandı.”