Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
28Haz/161

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez avYAŞAR NURİ ÖZTÜRK – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Yaşar Nuri Öztürk haricinde herhangi bir hocadan şuna benzer bir ifade işittiniz mi?

“İslam dini milletin hakkını yiyen, gasp eden, haram yiyenin (fıkhi ifadesiyle ‘gulül suçlularının’) cenaze namazı kılınmaz diyor. Milletin malını talan edenin, yiyenin dini imanı olmaz, Onun cenaze namazı da kılınmaz. Hz. Peygamber kılmamıştır. Bu kişilerin cenaze namazı kılınmaz, hatta onların katıldıkları saflarda, girdikleri camilerde namaz kılınamaz.”

Hadi bu hükmü anlatamadılar, peki “bu verilen hüküm yanlıştır” diyebilen bir hoca var mı?

Bu hüküm yanlış değilse, bugüne kadar neden sadece Yaşar Nuri Öztürk tarafından dile getirildi?

26Haz/160

ÇIĞ MUTLAKA HEDEFİNE ULAŞACAKTIR – Dr. Sakin ÖNER

sakin önerÇIĞ MUTLAKA HEDEFİNE ULAŞACAKTIR - Dr. Sakin ÖNER

MHP Merkez Disiplin Kurulu Başkanvekili ve avukat Yücel Bulut, Ankara 3'üncü Asliye Mahkemesi'nin, 19 Haziran'da gerçekleştirilen olağanüstü kurultayda yapılan tüzük değişikliklerini "ihtiyati tedbir yoluyla durdurduğunu" açıkladı.

"Olağanüstü Kurultayı mahkemeye götürmeyeceğiz" diyen MHP Genel Merkezi iddialarını, o kurultaya katılan ve çıkardığı olaylardan dolayı MHP kamuoyunun yakından tanıdığı biri vasıtasıyla mahkemeye götürüyor. Ankara 3'üncü Asliye Mahkemesi de daha kurultay evrakını görmeden ve incelemeden hemen yürütmeyi durdurma kararı veriyor. Sayın Sinan Ogan’ın dediği gibi, “Yeni bir Gemerek vakasıyla karşı karşıyayız”. Bu işte bir katakulli var ama, kimin yaptığı belli değil.

Şu anda MHP’nin seçim başarısızlarından ve özellikle 2 milyon oy, 40 milletvekili kaybedilen 1 Kasım 2015 hezimetinden rahatsız olan MHP’deki değişim yanlıları, bu mahkeme kararından çok rahatsızlar. Kurultayımızı yapıp değişimi sağlayamayacakmıyız, bu kadar emek ve fedakarlık boşamı gidecek endişesi içindeler. Şurası gözden uzak tutulmamalıdır ki, MHP'de 1 Kasımdan sonra tabanda oluşan değişim çığı, geçen süre içinde bütün Türkiye'yi ve diğer siyasi partileri de etkileyecek dev boyutlara ulaşmıştır. Onu durdurmanın ve önünde durmanın imkanı yoktur.

Artık Genel Başkan, Genel Merkezin değişmez yöneticileri, Genel Başkan adayları, üst kurul delegeleri, kapatılan veya kapatılmadığı halde değişimden yana olan teşkilat yöneticileri, geri dönülmez bir yolun sonlanacağı kavşağa gelmişlerdir. Bu noktadan sonra dönen de, engellemeye çalışan da kaybeder. Kimse moralini bozmasın.27 Hazirandan sonra yapılacak hukuki girişimlerle süreç normal mecrasına dönecek, 10 Temmuz'da seçimli kurultay yapılacaktır.

Çığ mutlaka hedefine ulaşacak ve MHP'de beklenen büyük değişim gerçekleşecektir. Eğer bu süreç değişimle sonuçlanmazsa, bilin ki, her yere parmağını sokan iyi saatte olsunlar(!), bu sürece de parmağını sokmuştur. Çünkü bu sürecin başarıyla sonuçlanması, iyi saatte olsunların(!) da sonunu hazırlayacaktır. O zaman ne olacağını, o zaman konuşalım. Şurası unutulmamalıdır ki, bu sürecin başarıya ulaşması için, MHP Genel Başkan adaylarının dürüst, şeffaf, tutarlı, alçakgönüllü, birlik ve beraberliği güçlendirici bir tutum içinde olmaları gerekir.

Allahtan tek dileğimiz, sonucun ülkemizin ve milletimizin yararına olmasıdır.

18Haz/160

İktidar Nimeti Muhafazakar yapıyı çatırdatıyor – Yüksel ERCAN

2_1İktidar Nimeti Muhafazakar yapıyı çatırdatıyor - Yüksel ERCAN

Türkiye’de bir grup işlerin çok iyi gittiğini söylüyor, İşlerin iyi gittiğini söyleyen grup şu sıralar yurt içinde yüzde 49 oranında bir yüzdeye sahip, Türkiye’nin yarısına yakın olan bu orana bakıldığında kendisini o gruba ait gören tüm insanların son derece mutlu olması gerekiyor.

Sözünü ettiğimiz bu yüzde 49 oranın karşısında ise başka siyasi partilere mensup olsalar da yüzde 51’lik bir kitle var, Başkanlık ile yönetilen ülkelerde olan sistem bizde olmadığından yüzde 51’lik bu oran kendisinden daha az olan yüzde 49 için hiçbir anlam ifade etmiyor.

Şu an iktidarı elinde bulunduran AK Parti’nin hemen her şart altında elinde tutmaya çalıştığı daha doğrusu tuttuğu yüzde 49’luk oran içerisinde bulunmalarına ,başta sosyal ve ticari noktalarda son derece rahat olan pek çok yazar/çizer/düşünür ise bütün bu olumlu görüşlere rağmen mutlu değil.

17Haz/160

GÜNE ÜÇ DÖRTLÜK – Av. Tevfik KARABULUT

tevfik karabulut  avGÜNE ÜÇ DÖRTLÜK – Av. Tevfik KARABULUT

Diyorsun ki "bırak gamı kederi"
"Kaç kuruştur şu dünyanın ederi"
Falan "ne konuşur" filan "ne der"i
"Gül" diyorsun, gülünmüyor be dostum

Izdırabın bin bir çeşidi var ya
Birbiri peşinde girmiş sıraya
"Mutlu ol" diyorsun "takma kafaya"
Diyorsun da olunmuyor be dostum

"Aran bozulursa Felekle yine"
"Sığ sularda dolaş girme derine"
"Başka söz bul hayır deme yerine"
Diyorsun da bulunmuyor be dostum

15Haz/161

KÜRESEL KÖLELİĞİN GÖNÜLLÜ HALKALARI – Süleyman PEKİN

KÜRESEL KÖLELİĞİN GÖNÜLLÜ HALKALARI – Süleyman PEKİN

Kölelik, İslam öncesi Türk tarihinde yoktur. Zira konar-göçer Türk sosyo-ekonomik yaşantısına uygun değildi. “İnsanlar arasında eşitliğe çağrı” olan İslâmiyet de hitap ettiği toplumlardaki köleliği tedricen kaldırma yoluna gitmiştir. Ne var ki adı Müslüman kendi kavmiyetçi devletler (Emevî, Abbasî) eski alışkanlıklarını kolay bırakamadılar.

Maalesef fıkıh ve ilmihal kitaplarımızda, Selçuklu ve Osmanlı geleneğimizde bile “köle, gulâm, kenîz (cariye)” gibi kavramlarla az da olsa varlıklarını sürdürdüler. Oysa ‘köle azad etmek’ diye çok sevaplı bir Peygamber sünneti vardı ve başta Hz. Ebubekir gibi, Hz. Ömer gibi dev sahabeler bu işe öncülük ediyorlardı.

15Haz/160

ÖLÇÜSÜ KAYBOLMUŞ DİLLER AYARSIZ – Av Tevfik KARABULUT

tevfik karabulut  av ÖLÇÜSÜ KAYBOLMUŞ DİLLER AYARSIZ -  Av Tevfik KARABULUT

Şu koskoca ömür üç öğün gibi
Akıp giden yıllar sanki dün gibi
Bazen asır gibi bazen gün gibi
Saati bozulmuş yıllar ayarsız

Hangi yöne şu yolların akışı
Ne inişi belli ne de yokuşu
Bu girdabın ne tarafta çıkışı
Menzili belirsiz yollar ayarsız

13Haz/161

Kaderiyle Oynanan İlçe; K A N D I R A – Mustafa KÜPÇÜ

mustafa kupcuKaderiyle Oynanan İlçe; K A N D I R A – Mustafa KÜPÇÜ

Kandıra, Kocaeli’nin 12 ilçesinden biri. Bu ilçeler içinde, “en çok köyü olan ilçe” niteliğini de taşıyor. Ama artık o köyler de “köy” olmaktan çıktılar, Büyükşehir’in birer mahallesi oldular! O köylerin “ortak kullanım alanları” da artık yok! Hepsi Büyükşehir’in mülkü ve tasarrufu altında! Bunun ne demek olduğunu, o köylerde hala yaşamlarını sürdürmekte olanlar zamanla anlayacaklar ama çok geç olacak!

Sonradan olma ilçeler de dahil, Kocaeli ilçelerinin nüfusları hızla artıyor. Ama, Kandıra ise nüfus kaybına uğruyor! Bu yüzden de Kandıra Belediyesi’nin iki başkan yardımcısı işlerini kaybettiler! Yasa gereği, nüfusu 50 binin altında olan belediyelerde 1 Başkan Yardımcısı istihdam edilebiliyor!

Bir yerde nüfus neden artar?

- Ticaret ve sanayi gelişirse artar.

- Endüstriyel Tarıma geçilebilirse artar.

- Turizm gelişirse artar.

11Haz/160

ŞABAN HOCAM: OYUNA GELDİK ELHAMDÜLİLLAH! – Prof.Dr. İskender ÖKSÜZ

ŞABAN-HOCAM   ŞABAN HOCAM: OYUNA GELDİK ELHAMDÜLİLLAH! – Prof.Dr. İskender ÖKSÜZ

Genç bir bilim adamı, ABD’nin zirve üniversitelerinden Cornell’de doktora sonrası çalışmasını tamamlamış, mesleğinin en matematik dolu şubelerinden birini ihtisas konusu yapmış ve Türkiye’ye dönmüştür. Kalbi ilim, ilim, ilim diye vurmaktadır. Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde ilim tam başlamışken, derse girip çıktıkça genç hocanın kulağına ıslıkla çalınan bir hava takılır. Bir, iki, üç, hep aynı hava… Merak edip sorar, nedir bu… Kürdistan millî marşı cevabını alır. “İşte” diye anlatırdı Şaban Karataş hocam, “ilim orada koptu ve o anda filim başladı!”

9Haz/160

DİRİLİŞ AKADEMİSİ’NDE SOHPET – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2DİRİLİŞ AKADEMİSİ’NDE SOHPET - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

O gün Cuma idi. Kilis’ten gelen kentin önemli bürokrat ve aydınlarından Mahmut Kaçarlar ile Fatih Camii’nde buluştuk. Cami sabah namazları dahil her zaman olduğu gibi dolup taşıyor. İnsanlar akın akın Fatih’e koşuyor. Renk renk bu insanlar. Üstelik değişim; değişik milletlere mensup ümmetin bireyleriyle. Hoca vaaz ediyor önce. Vaazı dinlemek için zaten cumaları cami erkenden doluyor. Sonra gelenler mini bir ev gibi iç avluya yerleştirilmiş tahta dolaptan ince hasırlar çıkarılarak yerlere seriliyor. Güneş o gün iyi ısıtıyordu ki hep gölgeler tercih edildi. Edildi ama güneşli bölümler de cemaate kavuştu. Ezan okundu, hoca efendi hutbede doğruluktan bahsetti. Bazı büyük günahları hatırlattı. Zina etmeyin, içki içmeyin dedi. İyi adam olun demeye getirdi konuşmasında. Böylesi hatırlatmaları ben çocukluğumdan beri hep duyarım, ancak İslam coğrafyasında önemli bir değişim-dönüşüm olmaz.

8Haz/160

Kerkük unutulmasın (3) – Dr. Cüneyt MENGÜ

imageKerkük unutulmasın (3) - Dr. Cüneyt MENGÜ

Bir önceki bölümde özetle bahsedilen hem IKYB'nin bağımsızlığı hem de Kerkük'ün Kürdistan Bölgesine bağlanmasıyla ilgili referandumun devreye girmesi artık zaman seçimine kalmıştır.

Süreç başta projenin ana aktörü ABD olmak üzere Merkezi Hükümet, Türkiye, İran, Kürt grupları, Kerkük ve havalisinde yaşayan Türkmen ve Arapları yakından ilgilendirmektedir. İlgililerin hiçbiri "Bu işte ben yokum." diyemez, yerini seçmek ve duruşunu sergilemek mecburiyetindedir. Aksi takdirde iddiaları varsa tarihe karışacaktır.

Irak'ın kuzeyindeki Kürt Yönetimi gerçeği dışında IŞİD kontrolü altında Sünni bölge olarak addedilen Musul, Rumadi ve Selahaddin vilayetleri hariç Bağdat dahil Irak'ın diğer bölgelerinin hemen hemen tamamı, İran'a yakın ancak birbiriyle ihtilaflı Şii partilerden oluşan Bağdat Merkezi Hükümetinin yönetimi ve kontrolündedir.

7Haz/160

TÜRKİYE’NİN KAÇ DOSTU VAR – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez_thumbTÜRKİYE’NİN KAÇ DOSTU VAR – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Almanya’nın parlamentosunda 1915 tehciri “soykırım” olarak tanındı. Bu olay bir kere daha gösterdi ki “Türkiye dış politika alanında çok ciddi bir “yalnızlaşmaya” gidiyor.

Yıllardır yazıyorum, bir devletin dış politika başarısı “dostlarını artırıp, düşmanlarını azaltmasıyla” ölçülür.

Nitekim Başbakan Binali Yıldırım 65. hükümetin ilk toplantısında dış politikada izlenecek yeni tutumu “düşmanlarımızın sayısını azaltıp dostlarımızın sayısını artıracağız” şeklinde ifade etti.

İktidar kanadının artık “değerli yalnızlık” kavramını kullanmaması da gösteriyor ki, Türkiye’nin uluslar arası arenada yalnızlaşması kötü bir durumdur, asla “değerli” olamaz.

Yalnızlaşma sadece “can sıkıcı” değildir, “dostunu, düşmanını tanıma” fırsatı verdiği için bir faydası da vardır.

Hacı Bayram Veli’nin, vergiden kurtulmak için etrafını dolduran onbinlerce müridin samimiyetini test ettikten sonra, Padişaha “sadece bir müridim var” diye bildirdiği gibi oldu.

Almanya’nın “Ermeni soykırım tasarısını” tanımasına tek tepki gösteren ülke “kardeş Azerbaycan” oldu.

Azerbaycan ile “bir millet, iki devlet” olduğumuzu tekrar görmek bu can sıkıcı olayın tek olumlu tarafı.

6Haz/160

RAMAZAN ve İSLAM’IN ANLAMI – Mustafa KÜPÇÜ

mustafa kupcuRAMAZAN ve İSLAM’IN ANLAMI - Mustafa KÜPÇÜ

Ramazan ayı bugün başlıyor.

Kur’an, bu ayda indirilmiş. Kur’an, “Allah’ın emirleri” ve İslamiyet’in temel kurallarını açıklıyor.

Kur’an’ın ilk emri “OKU” diyor.

Ama, bilmediğin bir dilde “ezbere ve anlamadan oku” demiyor! Allah’ın elçisinin anladığı dilde gönderilmiş ki, ANLASIN ve inananlara da ANLATSIN diye…

Bu nedenledir ki, her Müslüman, dinin temel rehberi olan Kur’an’ı “ANLAYARAK OKUMALI” ve inandığı dinin temel esaslarını kendi aklına göre yorumlayan sahtekarlardan korunsun diye!

Her “sağlıklı Müslüman” için İslam dinin 5 temel farzından biri olarak, bu ay boyunca oruç tutulacak.

6Haz/160

Başlıksız Bir Yazı – Alptekin CEVHERLİ

alptekin cevherl,Başlıksız Bir Yazı - Alptekin CEVHERLİ

Sakın ola başlığı okuyunca, “Başlıksız Bir Yazı” ifadesi de sonuçta bir başlıktır, diye mantık yürütmeye kalkmayın sevgili okurlar.

Aslında yazımızın başlığı var tabi, ama içerisinde gizli…

* * *

Gündeme bomba gibi düşen Almanya’daki Ermeni soykırımı yalanını kabul eden tasarı konusunun henüz fitili ateşlenmemişken aslında niyetimiz, “Amerikan Rüyası’nın Sonu mu?” diye sorarak ABD’deki başkanlık seçimlerini ve muhtemel sonuçlarını irdelemekti.

Öyle ya, dünyaya bir medeniyet projesi olarak sunulan; “özgürlükler ülkesi ABD”, bir emlak komisyoncusunun koltuk hırsına kapılıp dünyanın en diktatör ve gaddar devletine dönüşürse ne olur, diye bakacaktık.

Genelde böylesi durumlarda en fazla 30 – 40 yıl içerisinde o ülkeler yıkılır. Bazen bu süreç daha da hızlı olabilmektedir. Ancak ABD’nin böylesine hızlı çöküşü yeni oluşacak dünyayı nasıl etkiler?

Türkiye ve Türk Dünyası olarak buna ne kadar hazırız? Yeni oluşacak güçler dengesi arasında meselâ Çin, Rusya ve Almanya’ya karşı elimizde nasıl kozlar var? Ya da Balkanlar’dan ABD askeri çekildiğinde 3’üncü Dünya Savaşı çıkar mı? Çin, Batı Türkistan’ı işgale kalkarsa Rusya ile birlikte ne kadar karşı koyabiliriz? Japonya bizi destekler mi? Filan, falan gibi bazılarına göre sanırım çok uçuk, bazılarına göre de malûmun ilanı sorulara yanıt arayacaktık…

Ama tam da Almanya ile moda tabirle “Kanka” olmuşken, bir de ‘Almanya’daki Türkler’ vasıtasıyla böyle bir kazığı yemek veya “arkadan hançerlenmek” mevzu bahis olunca, dünyanın geleceğindense bizim kısa vadede durumumuzu tartışmak çok daha önemli hale geldi.

27May/160

SAPANCA’YA KASİDE – Dr. Sait BAŞER

thumbs_b_c_188b62c3b29a1e3ef6269e56e61051ad1  SAPANCA'YA KASİDE – Dr. Sait BAŞER

İnsanlık tarihinde ortaya çıkan bütün medeniyet havzaları su kaynaklarının etrafında teşekkül etmiştir.

"Hayat" ve "su" kavramları iki ayrı sözel yapı taşımakla beraber organik bir yekparelik içindedirler. Bu yekparelik Türkçedeki "yaşamak" fiilinde sergilenen birliktelikle en güzel tasvire ulaşmaktadır.

"Yaşlık" "kuruluğun" zıddıdır. Yaş sudur. Yaş zamandır, yıldır. Yaşamak su ile bütünleşikliğin adıdır. Yeşilin aslı "yaşıl", onun kökü de "yaş"tır.

"Zaman”, "hayat” ve "su" kavramları Türk kültürünün mantalitesinde çok ilginç örtüşmeler sergilemektedirler. Aslında bu hal olağan üstü hikemiyattan sayılmamalıdır. Adlandırmaların, yani anlamlandırmaların son derece gerçekçi, tecrübî ve rasyonel olduğunu düşünmekteyiz.

26May/160

“43. ŞURA” – Prof.Dr. Mustafa E. ERKAL

48020028  “43. ŞURA” - Prof.Dr.Mustafa E. ERKAL

26May/160

CUMHUR’UN BAŞKANI YOK!.. / Mustafa KÜPÇÜ

mustafa kupcuCUMHUR’UN BAŞKANI YOK!.. / Mustafa KÜPÇÜ

Yazının başlığını yanlış okumadınız! Bu ülkede CUMHUR’un BAŞKANI yani, Cumhurbaşkanı yok!

Cumhurbaşkanı, yürürlükte olan Anayasa’ya göre seçilir. Bu Anayasa üzerine Meclis’te AND içer!

Cumhurbaşkanı seçilmek için “Yüksek Öğrenim yapmış olmak” temel bir koşuldur! Şu anda “Cumhurbaşkanı” sıfatını taşıyan Erdoğan’ın “Yüksek Öğrenim diploması olmadığı” iddia ediliyor!? İlginçtir ki, kendisine yönelik en küçük siteme bile en sert üslupla yanıt veren Erdoğan, bu konuda tek söz etmiyor!?

İkincisi; Cumhurbaşkanı, üzerine yemin ettiği “Anayasa’ya uymak” la yükümlüdür! Ama o, “Ben fiilen Başkanım, Anayasa’yı bana uydurun” diyor! Böyle bir ifade; “Ben açıkça Anayasa’yı çiğniyorum.” Demektir ve bu durumda, Cumhurbaşkanı’nın “Meşruiyeti” tartışılır hale gelir!

Üçüncüsü; Anayasa Madde 104’de; “ Cumhurbaşkanı Devlet’in başıdır. Bu sıfatıyla Türkiye Cumhuriyeti’ni ve TÜRK MİLLETİNİN BİRLİĞİNİ temsil eder.” Diyor!

Bir “Millet” içinde farklı etnik, dinsel, mezhepsel kökenden, farklı çıkar grupları vardır. Cumhurbaşkanı özellikle bu nedenle “YANSIZ” olmalıdır. Farklı çıkar ve inanç grupları arasında “BİRLİĞİ” başka nasıl sağlayabilirsiniz?

25May/160

DEĞİŞİMLER DİBEĞİNDEKİ DIŞ VE İÇ SİYASET – Süleyman PEKİN

  DEĞİŞİMLER DİBEĞİNDEKİ DIŞ VE İÇ SİYASET – Süleyman PEKİN

Geçen yıl başında Fransa’daki Charlie Hebdo karikatür dergisine yapılan saldırılar sonrasında Dünya siyasal sisteminin yeni bir evreye yöneldiğinin işaretlerini okumaya çalıştık. Akabinde ortaya çıkan PEGİDA (Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar) gibi hareketler de bu evrilmenin hız katalizörleri işlevini üstlendi.

25May/160

GÖNÜL SANA ÜÇ BEŞ NASİHATIM VAR – Tevfik KARABULUT

tevfik karabulut  avGÖNÜL SANA ÜÇ BEŞ NASİHATIM VAR - Tevfik KARABULUT

Gönül sana üç beş nasihatım var
Dinle ki ömründe bitmesin bahar
Bir tatlı söz bile bin bela kovar
Ört kapını tatlı dil bilmezlere

Nefrete taşırsa her kim odunu
Kendi ateşinde yanmaktır sonu
Leyla sevdalılar anlar Mecnun'u
Bülbül'den söz etme Gül bilmezlere

24May/160

YARGIYA GÜVENSİZLİK – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez avYARGIYA GÜVENSİZLİK – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Metropoll şirketinin (13 Temmuz 2015 tarihinde yayınladığı) anketinde toplumdaYargı hükümetin boyunduruğu altına girdi” algısının hâkim olduğu ortaya çıkmıştı.

Ankete göre, seçmenlerin yüzde 57’si, ‘Son bir yıl içerisinde yargının bağımsızlaştığını mı yoksa hükümetin kontrolü altına girdiğini mi düşünüyorsunuz?’ sorusuna karşılık yargının bağımsızlaşmadığını, aksine AKP’nin kontrolü altına girdiğini dile getirdi.

2007’de  (10 üzerinden) 8 seviyesinde olan yargıya güven, 2015 Haziran’ında 5 seviyesine kadar geriledi.

Eminim bir yıl içinde yaşananlardan sonra yargıya güven çok daha azalmıştır.

17May/160

MHP’DE BİR ŞEY DEĞİŞECEK, TÜRKİYE’DE HER ŞEY DEĞİŞECEK – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmezMHP’DE BİR ŞEY DEĞİŞECEK, TÜRKİYE’DE HER ŞEY DEĞİŞECEK – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Pazar günü Ankara’da Türk siyasi hayatında bir ilk yaşandı. Bu ilk olay ileride Türkiye siyasi tarihinin bugünkü gelişmeleri yazıldığında önemli kırılma noktalarından biri olarak kitaplarda yerini alacak.

İlk defa bir partinin iç işi olan kurultay toplanması iktidar partisinin, Saray’ın, İçişleri ve Adalet Bakanlıklarının, mahkemelerin meselesi oldu. 4 genel başkan adayı Meral Akşener, Ümit Özdağ, Sinan Oğan ve Koray Aydın’ın öncülüğünde olağanüstü kurultay talep eden kitleleri, Kurultayın yapılacağı otelin önünü kesen binlerce polis, Toma’lar, polis bariyerleri, itfaiyeler karşıladı.

Partinin asli sahibi olan delegeler kurultay yapmak istedi. Genel Başkan adayları ve delegeleri kurultay mahalline sokmadılar.