
İzmit Bir Çınarını Daha Uğurladı – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN
İzmit Bir Çınarını Daha Uğurladı – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN
İbrahim Gencer ağabeyimizi de ahrete uğurlarken çınar gibi bir insanı kaybetmenin hüznünü yaşamaktayız. O, boyu gibi yüreği de kocaman bir adamdı. Mertliği yanında tavizsiz dürüstlüğü, hesapsız vatanperverliği bizlere yol gösteren bir yiğit idi. Paraya, pula ve kula tapmayan mümin tavrı ile örnek alınacak bu dostumuzu maalesef biraz da vakitsiz kaybettik.
İbrahim Gencer’i Kocaeli Aydınlar Ocağı çalışmalarından tanımıştım. Bahçecik Belediye Başkanlığı döneminde ise daha yakından tanıdım. Başkanlık yetkisini ve sorumluluğunu ne kadar önemsediğini, kamu malının emanet olduğu bilinci ile ne kadar ölçülü ve titiz bir davranışla yöneticilik yaptığını biliyorum. Böyle bir hassasiyetin kamunun, devletin işlerinin sorumluluğunu alan herkeste olması gerektiğine inanıyorum.
Çarşıda Bir Kapımız Daha Kapandı – Musa ORDU
Çarşıda Bir Kapımız Daha Kapandı – Musa ORDU
Dr. H. İbrahim Kahraman 1983 yılı başında açmış olduğu Kocaeli Tahlil Laboratuarı'nı 31.12.2018 tarihi itibariyle kapattı.
İbrahim Beyi İzmit SSK Hastanesin deki İntaniye doktorluğundan tanırım. 80’li yıllarda bende SEKA da vazife yapıyordum. Çalışmış olduğum. SEKA'nın Genel Müdürlük binası SSK hastanesine yakın olduğu için sağlık ile alakalı bir meselemiz olduğu hallerde hastaneye gittiğimiz zaman ilk uğradığımız yer, Dr. İbrahim Bey'in yanı olurdu. Her zaman bizi güler yüzle karşılardı. Biz de ilk olarak derdimizi ona anlatır, bize yaptığı tavsiyelere göre de hareket etmek suretiyle, işlerimizi kolayca hallederdik.
Bunlar kim mi? Filmlerde görmeye alıştığımız "ZOMBİLER". – Prof.Dr. Sezgin ÇELİK
Bunlar kim mi? Filmlerde görmeye alıştığımız "ZOMBİLER". – Prof.Dr. Sezgin ÇELİK
İNG Bank geçen haftalarda çalışanlarının ve müşterilerinin katıldığı bir Uluslararası Ticaret Semineri organize etmiş ve sunum yapanlardan biri de Ludovic Subran, Euler Hermes’in baş ekonomisti bir miktar değiştirilmiş haliyle şunları söylemiş;
"Artık mevcut iktisat kaideleri kifayet etmiyor, çünkü dünyadaki müşteri tavrı değişmeye başladı. (18-35 yaş arası) Alışılmışın dışında reaksiyonlar veriyorlar. O yüzden onları anlamadan dünyanın seyrini anlamamız zor.
Bu gençlerin vasıfları ve zihniyeti nedir?
İnternet, sosyal medya, kahve, hazır gıda, dışarıda yemek yeme ve bilgisayar oyunu gibi bağımlılıkları var.
Aidiyetleri yok. Bu yüzden milliyetçilikten uzaklar, aileleri ve arkadaşlarıyla bağları çok zayıf, kalabalıkta kaybolmak istercesine hareket ediyorlar.
İçinde yaşadıkları cemiyetten kopuklar.
Yalnızlar, bakışları donuk, sanki herşeyden kaçıyorlar.
Meseleler üst üste gelince intihardan ve şiddetten çekinmiyorlar.
Dünya vatandaşı olmayı hedefliyorlar.
Türk milliyetçiliğinin güncel meseleleri – 1 / Dr. Sakin ÖNER
Türk milliyetçiliğinin güncel meseleleri – 1 / Dr. Sakin ÖNER
2019 Yılı, 19 Mayıs 1919’da Atatürk ve bir grup silah arkadaşının Samsun’a çıkarak Milli Mücadele’nin ilk meş’alesini yaktıkları ve kuvva-i milliye ruhunu uyandırdıkları olayın 100. yıldönümüdür. Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı sonunda vatanı parça parça ellerinden alınmış, orduları dağıtılmış, kalan bir avuç toprağı da müstevlilerce işgal edilmiş, istiklâl umudunu kaybetmiş ve bekasını kaybetme korkusuna düşmüş Türk milletinin, küllerinden yeniden doğuşunun başlangıç noktasıdır. İstiklâl Harbi’nin sonunda yeniden bağımsızlığını kazanan ve Osmanlı Devleti’nin enkazından Türkiye Cumhuriyeti gibi yeni bir devletin vatandaşı olan Türk milleti, yüz yıl sonra bugün de bekasını kaybetme tehdidi ve tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır.
İzmit’in Dernekler Annesi Kezban Teyze – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN
İzmit’in Dernekler Annesi Kezban Teyze – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN
Kendisini Kocaeli Kent Konseyinin faaliyetlerinden olan Kent Bayramlaşması vesilesi ile tanımıştım. 21. Kent Bayramlaşmasında, il protokolünün hemen önüne koyduğumuz koltuklara, şehrimizin kıdemli insanlarından bilebildiklerimizi, gelebilenleri oturtup bayram fotoğrafımızı o şekilde çektirelim demiştik.
O bayramlaşmaya Erol Köse, İsmail Kalkandelen, Vahap Atlı, Orhan Atabay, Mehmet Kanpara, Yüksel Başer, Mehmet Özer, Musa Ordu, Erkan Nigiz, Yunus Çoşkun ile Kezban Saner gelmişler ve düşündüğümüz kent bayramlaşması fotoğrafına da girmişlerdi. Bu isimlerin her biri şehrimizin geçmişinde emeği olan saygıdeğer büyüklerimizdi. Kezban teyze ise bu bayramlaşmadan sonraki her kent bayramlaşmasına katılmış olup şehrimize has bir bayramlaşma olan bu toplantılara ayrı bir zenginlik katmıştır.
SAĞLIKTA ÇAĞ ATLAMIŞIZ !?! – Fazlı KÖKSAL
SAĞLIKTA ÇAĞ ATLAMIŞIZ !?! - Fazlı KÖKSAL
3 Ocak 2019 sabahı ailece bir gürültü ile uyandık… Sabah namazı için abdest almak amacıyla banyoya giden annemin başı dönmüş, duşakabin camından destek alayım derken, camla beraber düşmüş… Annemi o halde görünce çok korktuk, hemen 112 acil servisi aradım.
Ambulans 15-20 dakika içinde geldi. Doğrusunu söylemek gerekirse 112 Acil Servis personelinin yaklaşımı mükemmeldi. Ambulans içinde ilk yardımın tüm gereklerini yerine getirdiler. Şoför kasislere, çukurlara dikkat ederek ambulansı çok özenli kullandı. Merkezden aldıkları talimatla bizi Ankara Atatürk Araştırma hastanesine getirdiler. Saat 7.30 sularında acil servisten girişimizi yaptılar…
YAZDIKLARIMIN HİÇ BİR ÖNEMİ YOK! AKIL TUTULMASI DEVAM EDİYOR… / Özcan PEHLİVANOĞLU
YAZDIKLARIMIN HİÇ BİR ÖNEMİ YOK! AKIL TUTULMASI DEVAM EDİYOR... / Özcan PEHLİVANOĞLU
Hayat Sahnesinde Siyaset Oyunu! (17.Kasım.2016)
İnsan hayatının; ekonomisini, eğitimini, kültürünü, inanç sistemini, mutluluğunu, huzurunu, güvenliğini, hak ve hukukunu, mülkiyetin korunup korunmayacağını siyaset belirler.
Gördüğünüz gibi siyaset, insan hayatında çok geniş bir yelpaze de etkin olan bir unsurdur.
Dünya üzerinde siyasetin önemini anlamış olan güçler, siyaseti hakkıyla yapmak ve siyasetin doğasından kaynaklanan kuralları uygulamak için azami gayret gösterirler.
Siyaset sadece ülke sınırları içinde yapılmaz. Siyaset, milli hedefler ve planlar sebebiyle yurt dışına da taşar.
Her bir gücün, konuşlandığı toprakların sınırları dışına, siyasetini taşırması doğaldır. İnsanlık tarihi, bu mücadelenin yani siyaset mücadelesinin, yerküreye dağılımından ve bunun toplamından ibarettir diye de, söylenilebilir.
“İŞ KAZASI DİYE BİR ŞEY VARDIR” – Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER
“İŞ KAZASI DİYE BİR ŞEY VARDIR” - Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER
Kaliteli Yaşam Uzmanı
Son günlerde bir çok televizyon kanalında, Aile, Çalışma ve Sosyal hizmetler Bakanlığı’nca, “zorunlu yayın” adı altında bir uyarı kısa filmi gösterilmektedir. Filmde bir iş kazası gösteriliyor ve vurucu cümle söyleniyor: “İş kazası diye bir şey yoktur, tedbir alın” diyor.
İçimdeki sevimsiz bir ses; “emredersiniz” demek istiyor ama, hemen susturuyorum. Hiçbir çalışanın isteyerek ve bilerek iş kazasına maruz kalıp, ölmek veya yaralı kalmak istemeyeceğini hepimiz bilebiliriz. Bu güne kadar meydana gelen iş kazalarında bir çok canımız hayatını kaybetmiş, birçokları da yaralanmıştır.
”Bilesin ki, ben Nuşirevan’dan daha az adil değilim.” – Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER
S
”Bilesin ki, ben Nuşirevan’dan daha az adil değilim.” - Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER
“Hz. Ömer’in halifeliği döneminde Şam valisi olan ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’in arkadaşlarından olan Sad b. Ebi Vakkas (r.a.) Şam’daki bir camiyi genişletmek ister. Bu nedenle de caminin civarındaki arsaları kamulaştırır. Herkes arsasının bedelini alır ve isteyerek arsasını camiye devreder. Ancak Şam’da yaşayan bir Yahudi, camiye bitişik olan arsasını satmak istemez. Vali arsasının değerini fazlasıyla verse de Yahudi vatandaş arsasının kamulaştırılmasına rıza göstermez. Bunun üzerine vali arsaya el koyar ve bedelini adama gönderir.
Arsasını kaybeden Yahudi, komşusu olan bir Müslüman’a derdini anlatır. Sızlanır. Bana zulmedildi, der. Müslüman vatandaş da kendisine, Medine’ye git. Orada halife Hz. Ömer vardır. Derdini anlat. Ömer, son derece adildir, elbette seni dinler, der. Şamlı Yahudi Medine’nin yolunu tutar. Yorucu bir yolculuktan sonra Medine’ye ulaşır. Halifeyi sorar. Vatandaşlar bir hurma ağacının gölgesinde dinlenen halifeyi gösterirler. İşte halife bu zattır, derler. Adam Hz. Ömer’in yanına gider. Selam verip yanına oturur. Derdini anlatır. Hz. Ömer adamı dinler. Sonra bulduğu bir deri veya kemik parçasının üzerine şu cümleyi yazar: ‘Bilesin ki, ben Nuşirevan’dan daha az adil değilim.’ Kısa ve özlü bir cümle. Yahudi bu yazıyı alıp ayrılır. Ama yolda giderken de kendi kendine şöyle konuşur: “Şam’daki idarecilerin giyim, kuşam ve oturdukları yerdeki ihtişam ve debdebe nerde, Medine’deki halifede bulunan tevazu nerde.
Vefatının 82. Yılında Âkif: “KORKMA! EBUBEKİR, ALLAH BİZİMLEDİR!" – Dr. Sakin ÖNER
Vefatının 82. Yılında Âkif:
“KORKMA! EBUBEKİR, ALLAH BİZİMLEDİR!" - Dr. Sakin ÖNER
“İstiklâl Marşı” ve “Çanakkale Şehitlerine” gibi iki edebî şahaseri Türk milletine armağan eden Millî Şairimiz Mehmet Âkif Ersoy bundan 82 yıl önce 27 Aralık 1936 tarihinde aramızdan ayrıldı. Kendisini rahmet, minnet ve şükranla anarken, içinde yaşadığımız ülke şartlarını göz önünde bulundurarak, millî şairimizin İstiklâl Marşı’na niçin “Korkma!” hitabıyla başladığının hikâyesini anlatacağım.
Birinci Dünya Savaşı sonunda yenik sayılarak, ordusu dağıtılan ve ülkesi düşman ordularınca işgal edilen Türk milleti büyük bir korku içindedir. Bu, hürriyet ve istiklâlini kaybetme, esarete mahkûm olma korkusudur. Vatanı ile bayrağı ile ve devleti ile tarih sahnesinden silinme, yabancı devletlerin boyunduruğuna girme korkusudur.
NEREDEEEN NEREYE… / Ruhittin SÖNMEZ
NEREDEEEN NEREYE... / Ruhittin SÖNMEZ
“Kadere bak.. Kimleeer kimlerle beraber yan yana geliyor? Aaahhh ahh.. Neredeeen nereye.. Ne oldum deme ne olacağım de…”
Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın mitinglerde sıkça söylediği bu sözleri üzerinden düşünmenin tam zamanıdır. Çünkü 2018 yılı bitiyor, yeni yıla girerken “Neredeeen nereye” doğru gittiğimize bakmak için bir fırsattır.
Önce ekonomide nereden nereye geldik, bir bakalım:
Ben Olsaydım Cuma Namazına Makam Aracı ile Gelmezdim – Kadir DURGUN
Ben Olsaydım Cuma Namazına Makam Aracı ile Gelmezdim – Kadir DURGUN
"Görev, dini; sorumluluk, şahsi; makam aracı, resmi..." Bir Cuma namazı öncesi bunlar geçti aklımdan.
Fitne, düşünmemek lazım; ama fitneye de sebep olmamak lazım.
Hz. Ömer'in, o çok bilinip de gereği yapılmayan olayını hatırladım, acı acı tebessüm ettim:
ASIMIN NESLİ DİRVAS’IN TA KENDİSİ MİDİR?- Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
ASIMIN NESLİ DİRVAS’IN TA KENDİSİ MİDİR?- Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
İstiklal Marşı Yazarımız Mehmet Akif Ersoy doğumunun 145( 20 Aralık 1873), vefatının ise 82.yıldönümünde(27 Aralık 1936) değişik programlarla anılıyor. Cumhurbaşkanlığı Vefa Ödülü de bu yıl Mehmet Akif Ersoy’a verildi. Ödülü torunu Selma Argun Hanımefendi gerçekleştirilen bir törenle aldı.
ÜNİFORMAYI ÇIKARIP BAKAN OLMAK KOLAY DEĞİL- Ruhittin SÖNMEZ
ÜNİFORMAYI ÇIKARIP BAKAN OLMAK KOLAY DEĞİL- Ruhittin SÖNMEZ
TBMM’deki bütçe görüşmeleri sırasında Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel arasında çıkan tartışma uzun yıllar unutulmayacak sanıyorum.
Eski Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Türkiye parlamenter sistemden ayrıldıktan sonra, Milli Savunma Bakanlığı’na atandı.
Birazcık askerlik yapmış herkes bilir ki, askerlikte üniformanın gücü sivillerin tasavvur edebileceğinin çok üzerindedir. 49 yıl askerlik hayatının çoğunda komutan olarak görev yapmış biri için sivillerle eşit bir ortamda çalışmak ve hele tartışmak kolay değil.
Nitekim CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in sert eleştirilerine karşı bazen komutan gibi buyurgan, azarlayan bir üslupla cevap veren Bakan Hulusi Akar, zaman zaman da Milletvekilleri ile arasında mesafe olmadığını kabul eden bir tonda konuştu.
Ama mademki Hulusi Akar Bakan olarak atanmayı kabul etti, üniformayı çıkardı, milletvekillerinden (hatta vatandaşlardan) yöneltilecek her türlü eleştiriye açık hale geldiğini kabul etmek zorunda.
Ege adaları üzerine bir daha yazmayacağım!!!- Uğraş ÇİFTÇİ
Ege adaları üzerine bir daha yazmayacağım!!!- Uğraş ÇİFTÇİ
Geçtiğimiz Cuma akşamı...
Kocaeli Aydınlar Ocağı’nın düzenlediği...
‘Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’deki Gelişmeler’ konulu konferansın...
Konuşmacısı...
Emekli Albay Ümit Yalım’dı...
* * *
Sayın Yalım...
Özellikle...
Uluslararası hukuk nezdinde...
Ege’de Türkiye’ye tescilli olan adaların...
2004 yılından beri...
Yunan ordusunun işgali altında olduğu konusunu...
Türkiye’nin gündemine taşımaya çalışan çabalayan bir isim olduğundan...
Özellikle ve merakla...
Konferansa katıldım...
‘Tünel, öyle bir şey ki kıymeti varlığında değil yokluğunda anlaşılır’ – Prof.Dr. Vahdettin ENGİN
‘Tünel, öyle bir şey ki kıymeti varlığında değil yokluğunda anlaşılır’ - Prof.Dr. Vahdettin ENGİN
Filiz Acar, Fotoğraf: Fatih Sultan Kar 04 Eylül 2009
Galata ile Pera arasındaki en kısa mesafe, Londra’dan sonra dünyanın en eski ikinci metrosu, Türkiye’nin ilk yap-işlet-devret modeli, İstanbul’da toplu ulaşımın en önemli kilometre taşı, şehirde yapımı planlanan bütün metroların ilham kaynağı, neredeyse sıfır kaza riskiyle 134 yıldır tıkır tıkır işleyen, kıymeti; varlığında değil yokluğunda anlaşılan makine: TÜNEL.
Karaköy Tüneli üzerine bugüne kadar pek çok araştırma yapıldı, yazılar yazıldı. Bunlar arasında en kapsamlı çalışmayı Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vahdettin Engin yaptı. Öyle ki, hocamızın 2000 yılında yayımlanan `Tünel` kitabı, Türk Tarih Kurumu Ödülüne layık görüldü. Özellikle II. Abdülhamit dönemine ait araştırmalarıyla tanınan ve Yakınçağ Osmanlı Tarihi Uzmanı olan Prof. Engin ile Tünel’i konuştuk.
Özgürlüğün Tüketimi – Prof.Dr. Hacı DURAN
Özgürlüğün Tüketimi – Prof.Dr. Hacı DURAN
Özgürlük ve tüketim, klasik felsefe ve sosyoloji teorilerinde, birbirleriyle ilişkili davranışları ve tutumları ifade etmezler. Özgürlük daha çok politik tartışmaların bir olgusu olarak sosyoloji alanında yerini almıştır. Tüketim ise yine klasik modern söyleme göre ileri sürülmüş tezlerde, ekonomik faaliyetlerin bir faktörü olarak görülmüştür. Uzun süre kapitalizmin önünde bir engel olarak değerlendirilmiştir.
Ancak 20. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren, tüketim, liberal kapitalizmi engelleyen bir değer olarak değil; bilakis kapitalizmi besleyen bir tutum olarak algılanmaya ve sunulmaya başlandı. Özgürlük ise yine siyasal boyutlarıyla, devlet iktidarına karşı bazen sivil haklar, bazen de bireysel haklar kapsamında değerlendirildi.
Devam eden süreçte, kapitalist ideolojiler, tüketimi yaygınlaştırma ve kışkırtma çabalarını sürdürdü. Özgürlüğe ilişkin tartışmaların sunumu ise iletişim teknolojilerinin kapitalist bir zihniyete göre yapılandırılmasından dolayı tekelleşti. Bu durum bir taraftan özgürlük taleplerini bir tüketim metaına dönüştürdü. Diğer taraftan ise varoluşu; geleneksel, dini veya otantik bir değerle ifade etmekten çıkardı. Kişilerin kendilerini pazar ve marka aktörü olarak göstermesini ve sunmasını daha cazip bir hale getirdi.
Bu çalışmada, doğal özgürlük, siyasal söylemlerde özgürlük, klasik ve ne klasik liberal iktisat teorilerinde tüketim ve özgürlük kavramlarının bağlamları tartışılacak. Endüstri sonrası toplumda, tüketimin bir ideolojiye dönüşümü anlatılacak. Ve tüketim ideolojilerinin, kişileri özgürlüksüz yaşamaya nasıl ikna ettiği açıklanmaya çalışılacaktır.
GERÇEK BİR DÂVA ADAMI AV. ZEKİ HACIİBRAHİMOĞLU – Dr. Sakin ÖNER
GERÇEK BİR DÂVA ADAMI AV. ZEKİ HACIİBRAHİMOĞLU - Dr. Sakin ÖNER
Zeki Hacıibrahimoğlu benim en yakın gençlik arkadaşlarımdandır. Kendisi ile İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. 1967 yılından beri tanışırız. O Hukuk Fakültesi’ni bitirdi, avukat oldu. Ben de 1965 yılında girdiğim İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1967 yılında ayrılarak aynı üniversitenin Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümüne girdim ve 1971 yılında bitirerek Edebiyat Öğretmeni oldum. Askerliğimizi de 1975 yılında aynı dönemde kısa süreli olarak yaptık. Arkadaşlığımız ve dostluğumuz bugüne kadar yarım asrı aşan bir sürede devam etti. Bizi bu uzun süreli dostluğa taşıyan, ortak değerlerimiz, ideallerimiz ve kavgamızdı.
FEVZİ BUDAK–Yılmaz ÖZDİL
FEVZİ BUDAK – Yılmaz ÖZDİL
Erzurum milli eğitim müdürüydü.
Akp iktidar oldu.
2003'te görevden alındı.
Hukuka başvurdu, haklı bulundu.
Erzurum'daki görevine iade edildi.
KÜRESEL ÇETELERİN İÇERİDEKİ ADAMLARI – Ruhittin SÖNMEZ
KÜRESEL ÇETELERİN İÇERİDEKİ ADAMLARI – Ruhittin SÖNMEZ
Banu Avar, “küresel çeteler ve içerdeki adamlarının sadece iktidarı kontrol ettiklerini mi sanıyorsunuz? Bunların muhalefeti boş bırakacaklarını düşünüyorsanız yanılırsınız” dediğinde içim daralmış ve bu dediğinin doğru olmaması için dua etmiştim.
Bundan tam 6 sene önce, Kocaeli Aydınlar Ocağı olarak İzmit’te misafir ettiğimiz Banu Avar’ın bu uyarısını sık sık hatırlıyorum.
Banu Avar bu sözü bize söylediğinde, Ak Parti içindeki milliyetçi- muhafazakâr bildiğimiz insanların dönüşümünü görmüştük. Fakat o yıllarda milliyetçilerin temsil edildiği tek parti olan MHP’deki değişim / dönüşüm başlamamıştı.
MHP Genel Başkanının Tayyip Erdoğan’ı en sert ve hakaret dolu cümlelerle eleştirdiği dönemdi.
O Bahçeli ve MHP gitti. Türkiye’yi, Parlamenter Sistemden koparıp, tek adama teslim eden biri geldi. Başbuğ Alpaslan Türkeş’in partisi, Tayyip Erdoğan’ı Başkanlığa taşımayı ve Başkan kalmasını Türkiye’nin bekası olarak gören bir zihniyete dönüştü.
Bahçeli ve MHP’deki değişim ve dönüşümün sebeplerini anlamaya çalışırken Banu Avar’ın bu sözünü hatırımdan çıkaramadım.