Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
16Mar/190

SEVİYESİZLİĞİN VE AHLAKSIZLIĞIN BU KADARI- Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sSEVİYESİZLİĞİN VE AHLAKSIZLIĞIN BU KADARI- Ruhittin SÖNMEZ

Siyasetin ahlaki düzleminden her geçen gün daha da uzaklaştırıldığı, rezil bir seçim dönemi yaşıyoruz.

Seçim kampanyasındaki partilere sağlanan imkânlar arasındaki adaletsizlik, iktidar partisinin devletin bütün imkânlarını haksız yere kullanırken, muhalefetin yasal haklarını bile kullandırılmamasına alışmıştık.

Yandaş medyanın ve devletin TRT’sinin tek taraflı yayınları da artık yadırganmaz olmuştu.

Fakat bu defa rakiplere iftiranın katmerlisi eklendi.

Kuyruklu yalan haberlerle kutsal değerler üzerinden kitleleri infiale teşvik etmekten çekinmediler.

Hatta rakip parti liderlerini teröristlerden emir almakla, bu partilere oy verenleri teröre destek olmakla suçladılar. Bunun gibiakıldışı ithamlarla insanlara hakaret ettiler.

AKP Genel Başkanı seçim kampanyasını yürütürken, bir yandan Cumhurbaşkanlığının bütün gücünü ve imkânlarını siyasi amacı için kullanmaktan çekinmiyor. Bu rağmen kendisini eleştiren rakip lider için “Cumhurbaşkanına hakaret etti” diye suç duyurunda bulundu.

Dahası İyi Parti liderini hapse attırmakla tehdit etmek gibi demokratik bir ülkede akla bile gelemeyecek konuşmalar yaptı.

12Mar/190

NE KADAR KISKANSALAR YERİDİR- Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sNE KADAR KISKANSALAR YERİDİR- Ruhittin SÖNMEZ

Almanya Şansölyesi yaptığı mitinglerde Ana Muhalefet Partisi Başkanını, “Bay Hans terör örgütleriyle işbirliği yapıyorsun, sen ülkedeki bütün kötülüklerin başısın” diye, hedef gösterdi.

Japonya Başbakanı, Meclisteki partilerden birinin başkanının kendisini eleştirmesine kızdı, bu “hadsizliktir, edepsizliktir. "Birileri şu an cezaevinde süre dolduruyor aynı yola sen de düşebilirsin” diye mahkemelere yol gösterdi. Rakibini “O’nun kaçacak deliği de yok, hesaplaşacağız. Hesabı ağır olacak” diye tehdit etti.

Japonya muhalefet lideri bu tehdide karşı, “Seni tutuklatacağım diyorsun. Elinden geleni ardında koyma. Senden toz zerresi kadar korkarsam namerdim. Hodri meydan. Ölümse ölüm, hapisse hapis, bir milim geri adım atmam. Varsa fıtratımda kanım kurusun" dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı seçim kampanyasında partisinin oylarını artırmak için Fransız halkın üzerine seçim otobüsünden bizzat kendi elleriyle 200 gramlık çay paketleri ve bez pazar torbası fırlattı. Fransızlar, Cumhurbaşkanının attığı çay ve torbaları kapmak için, adeta birbirini ezdi.

Norveç Başbakanı Pazar ayinine katılmak için helikopterlerin nezaret ettiği, 300 araçlık konvoy ve 3000 korumayla kiliseye gitti.

ABD Başkanı seçim kampanyasında günde iki miting, bir kapalı salon toplantısı ve bir TV programında konuşmakta. Bütün konuşmaları TV kanallarının yüzde 80’inde canlı yayınla veriliyor.

Hollanda Başbakanı muhalefet liderine karşı “açtığı davaları hep kazandığını ve rakibinin kendisine milyonlarca Euro tazminat ödediğini” anlatarak övündü.

İsveç’te rüşvet olarak 463 bin avroluk saat aldığı belirlenen Bakan yargılanmadı.

Rusya Devlet Başkanı soğan stoklayanları ve marketleri gıda teröristi olarak ilan etti.

9Mar/190

Kandıra’da seçim neden kıran kırana geçecek – M.Tanzer ÜNAL

IMG_8364

Kandıra’da seçim neden kıran kırana geçecek - M.Tanzer ÜNAL

Bir seçim öncesi daha yine yollardayız.

Amacımız ilçelerin “seçim havasını” koklamak.

Seçmenin nabzını tutmak…

Yaşananları görmek, dinlemek…

Kandıra’dan başladık.

Gün olarak da özellikle çarşambayı seçtik.

Çarşamba, Kandıra’nın pazarı…

Köylü, ya ürününü satmak veya alışveriş yapmak için çarşambaları ilçeye gelir.

Hemen hemen her köyden birileri ile görüşmek mümkün.

Üstelik o gün, tesadüf, hem “Millet İttifakı” adayı Ercüment Şahin’in, hem de “Cumhur İttifakı” adayı Adnan Turan’ın salon toplantıları var.

8Mar/190

DİKTATÖRLERİN YÖNTEMLERİ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sDİKTATÖRLERİN YÖNTEMLERİ – Ruhittin SÖNMEZ

Hitler’in Propaganda Bakanı Goebbels’in geliştirdiği ve Hitler’in uyguladığı propaganda tekniklerini ben dâhil çok kişiden okumuş olabilirsiniz. Meğer Lenin de bu tekniklerden faydalanmış hatta geliştirerek kullanmış.

Yeniçağ’da Arslan Bulut, Lenin ve Hitler'in propaganda yöntemlerini hatırlatan bir araştırmayı paylaşmış. Yazının kaynağı Harvard Üniversitesi'nden doktoralı tarihçi ve Sovyet sistemi üzerinde uzman Prof. Peter Kenez.

Kenez'e göre Hitler'in kullandığı, Lenin tarafından daha rafine haline getirilen propaganda yöntemleri şöyle:

1- Amaca ulaşmak için her yol mubahtır. Yaptıkların, ister ahlakî olsun, isterse olmasın, amacına ulaşınca onların hiçbir anlamı kalmaz.

2- Bir ordu komutanı edası ile emir ver, azınlıkta olmalarına rağmen kendi taraftarlarını çoğunluk diye tanımla.

3- Her krizi, her felaketi lehine kullan, yalan söyle, kriz ve felaketleri başkalarına yükle, suçu başkalarına at ve yandaş medya ile koro halinde karalamayı sürdür. İftira et izi kalır. Beyinlerdeki algıyı yönet. Bir şeyi ilk defa duyanlar hep ona inanırlar.

4- Muhaliflere aşağılayıcı, bölücü, inkâr edici sıfatlar yükle. Onlara "asalak" de, "ihanet içindeler" de, "yalancılar" de. Kendinden öncekileri devamlı suçla.

5- İnsanları öldür, astır veya mahkûm et, geride kalan muhalefeti korkut, mahkemelerle, şikâyetlerle, polisle, sana bağlı milis güçleri ile din adamları ile...

6- Tarihsel gerçekleri inkâr et, kendi çıkarına göre değiştir, çarpıt ve hakaret et.

7Mar/190

Benim Ömrüm.!! – Yüksel ERCAN

Benim Ömrüm.!! – Yüksel ERCAN

Önceki gün yazdığımız “Pişmanlıklar”  konulu yazı sonrası bize geri dönen okuyucularımızın verdiği tepki aslında toplum olarak yıllar yılı nasıl büyük yanılgılar yaşadığımızın da bir fotoğrafı gibi, İstediği mesleği seçemeyen, Yaşamak istediği merkezin çok uzaklarına düşen, İlk aşkı ile evlenemeyen, Siyasette beklediği noktalara gelemeyen yüzlerce okuyucumuzun ömürlerinin büyük bir pişmanlık içerisinde sürüp gittiğine şahit olduk.

İşin kötü tarafı bize geri dönüş yapan okuyucularımızın çok büyük bir bölümü de bizim gibi artık hayatının sonbaharını yaşayanlardan oluşuyor, Bizzat bizi telefon ile arayan okuyucularımıza “Artık olan olmuş bu yaştan sonra ne yerimizi, ne hayatımızı nede alışkanlılarımızı değiştirecek durumda değiliz, Bu saatten sonra sağlığımıza dikkat edip, Allah’ım hayırlı bir ölüm ver demekten başka da bir çıkış olduğunu düşünmüyoruz”şeklinde öğüt vermeyi de ihmal etmedik.

Okuyucularımıza bu şekilde öğüt verirken ister istemez farkına vardık ki ömür su gibi hatta sudan daha hızlı bir şekilde geçip gidiyor, Meydana gelen kazalar sonucu hayatını kaybedenler, toplu ölümler, eceli ile ölenler derken etrafımızda kim varsa teker teker hayatımızdan çıkıp bizi terk ediyor.

6Mar/190

Kocaeli Hakkını Helal Eder Mi? – Ahmet AKÇAALAN

Kocaeli Hakkını Helal Eder Mi? - Ahmet AKÇAALAN

NEAV2030Asıl konuya girmeden önce siyasette önemli bir detaya dikkat çekmek istiyorum.

Nedir bu konu?

Hakim olmadığın konuda konuşmayacaksın.

MHP Kocaeli İl Başkanı Aydın Ünlü, Tahir Büyükakın ile birlikte Kocaeli Büyükşehir’in borçsuz olacağını söyledi.

Bir sohbetimizde Tahir Büyükakın rakamlarla bilgi verdi.

Ve borç durumunu anlattı.

Hiç MHP İl Başkanı Aydın Ünlü’nün söylediği gibi değil.

Büyükşehir’in borçları 2040 yılında bitiyor.

Ondan öncesi mümkün değil.

Nitekim bugün ağzında ki baklayı Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu çıkardı.

Büyükşehir Belediyesi’nin borcunun 20 yıl sonra yani 2040 yılında biteceğini açıkladı.

5Mar/190

TÜRKİYE’YE BUCAK’TAN BAKIŞ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sTÜRKİYE’YE BUCAK’TAN BAKIŞ -  Ruhittin SÖNMEZ

Otuz dokuz senedir Kocaeli’de yaşıyorum. Fakat doğup büyüdüğüm ilçemle (Bucak/ Burdur) bağımı hiç koparmadım. Bayram, düğün ve diğer vesilelerle memleketime gidip geliyorum.

İYİ Parti Bucak Belediye Başkan adayı Av. Alparslan Dursun arkadaşım. O’nun ve Belediye Meclis Üyelikleri ve İl Genel Meclisi üyeliklerine aday olan ekibinin tanıtım programı için üç günlüğüne Bucak’a gittim.

Yapılan tanıtım toplantısına katılım çok renkliydi.  Sadece İYİ Parti değil, Millet İttifakının diğer bileşeni CHP de kurumsal yapısıyla katılmıştı. Ayrıca Demokrat Partililer, MHP’liler, BBP’liler ve AKP’den ümidini kesmiş veya iç çatışmalar nedeniyle küsüp istifa edenler de dikkati çekiyordu.

İYİ Parti’den, Kurucular Kurulunda ve Partinin tüzüğünü hazırlayan komisyonda çalışma arkadaşım olan, Antalya Milletvekili Feridun Bahşi ile Isparta Milletvekili Aylin Cesur da katıldı.

CHP kanadından ise Burdur Milletvekili Mehmet Göker, Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz katıldı.

Her iki partinin Burdur, Isparta İl Başkanları, Bucak İlçe Başkanları ve diğer önemli isimleri de salonda idi.

Bu defa değişim isteyenler bir araya gelmiş, çok canlı ve heyecanlı bir birliktelikoluşmuştu.

5Mar/190

KENDİMİZE DÖNÜP BİR BAKMALI MIYIZ? – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mcç ayhan katırcıkaraKENDİMİZE DÖNÜP BİR BAKMALI MIYIZ? - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Rus Tankları İkinci Dünya Savaşı’nda Berlin’e girene kadar, Almanlar Rusya’yı işgal ettiklerine inanıyorlardı. Çünkü Adolf Hitler’i destekleyen gazete ve radyolar öyle haber veriyorlardı. Ancak gerçek öyle değildi. Eğer bir ülkenin kendi insanlarını aldatan bir medyası varsa o ülkenin belki de başka düşmana ihtiyacı yoktur.

SOSYAL HAYATIMIZDA ÇOK SESLİLİK

Böylesi hatırlatmalar sosyal medyada dolaşırken benim de dikkatimi çekti. Durdum 1961 yılında Kilis’te başlayan fiili, 1967’de İstanbul’da devam eden resmi gazeteciliğim hatırıma geldi. O günden bugünlere kadar tek sesli bir gazetecilik yaşamışız meğer. Hala da devam ediyor. Gazete okumaya başladığım ve Vakıf Akbaba’ya abone olduğum günlerde siyasi partilerin gazeteleri vardı. Demokrat Parti Kudret, Tercüman, Osman Bölükbaşı’nın lideri olduğu Millet Partisi’nin Millet, CHP Ulus, Vatan adındaki gazetelerle önce yandaşı olduğu parti, sonra gazetecilik için yayın yaparlardı.

27 Mayıs Darbesi de öyle oldu. Darbecilerin çıkardıkları bir kanunla gazetelerde darbeyi ima edecek aleyhte bir yazıya bile müsaade etmezlerdi! Adalet Partisi’nin Adalet, Son Havadis, CHP’nin Ulus ve Tanin, Yeni Türkiye Partisi’nin Öncü adındaki gazeteleri yandaşlık örnekleriydi. Daha sonra siyasi hayatımıza katılan partilerin de gazeteleri oldu. Necmettin Erbakan’ın Milli Nizam Partisi, Milli Gazete ile basın tarihimize girdi. Hergün Milliyetçi Hareket Partisi ile paralel gitti. Aykut Edipali’nin Millet Partisi Bayrak ve Sancak ile örtüştü. Böyle oldu da ne oldu?

12 Eylül Askeri Darbesi geldi çattı.

28Şub/190

DUYMAK İSTEMEDİĞİMİZ GERÇEKLER – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sDUYMAK İSTEMEDİĞİMİZ GERÇEKLER – Ruhittin SÖNMEZ

Son zamanlarda halkımızın kötü şeyler duymak istemediğini, seçim kampanyalarında mevcut sıkıntıları ve geleceğe dair felaket senaryolarını anlatmanın muhalefet açısından olumsuz bir kampanya olduğunu anlatmaya çalışıyorum.

Bunun psikolojik açıklamasını belki de “gelecekten korkmak” şeklinde açıklayabiliyordum.

Hani “devekuşu gibi kafayı kuma gömmek” tabiri vardır ya. İnsanlar da gelecek bir felakete karşı yüzünü, gözünü kapatıp, çökerek veya yatarak tepki verirler.

Ekonomik kriz dediğimiz buzdağının görünen ve görünmeyen kısmını anlattığımızda böyle bir tepkinin aynı zamanda felaketi anlatana öfkeye de yol açabildiğini görüyoruz.

Bu psikolojik tepki olayının bambaşka bir açıklaması olacağını keşfettim.

“Emret Bakanım” adlı, 80’li yılların efsane bir TV dizisi vardı. Bu dizinin unutulmaz repliklerini hatırlatan bir yazıdaki cümle bana “işte budur” dedirtti.

“- Demokraside vatandaşın bunu bilme hakkı var!

- Hayır, Sayın Bakanım. Bilmeme hakkı var. Bilmek sadece suça ortaklık duygusu verir onlara. Bilmemenin bir saygınlığı var.”

26Şub/191

Mario Raul de Morais Andrade, "Olgunluğun Kıymetli Zamanı" kitabından kısa bir alıntı… / Doç.Dr. Süleyman ÇOŞKUNER

süleyman coşkunerMario Raul de Morais Andrade, "Olgunluğun Kıymetli Zamanı" kitabından kısa bir alıntı... / Doç.Dr. Süleyman ÇOŞKUNER

Yazar ileri yaşların nasıl daha fazla değerli olduğunu ve hayata nasıl bakılması gerektiğini çok güzel cümlelerle vurguluyor....

"Olgunluk dönemimde, kalan yıllarımı saydım ve yaşadığımdan çok daha az zamanım kaldığını keşfettim.

Bir şekerleme paketi kazanmış küçük bir çocuk gibi yılları büyük bir zevkle ve iştahla yedim, ama azalmaya başladıklarını hissedince artık teker teker, tadını çıkararak yiyorum.

Artık yasaların ve yönetmeliklerin tartışılıp durduğu ve hiçbir işe yaramayacağını bildiğim sonsuz toplantılara ayıracak zamanım yok.

Takvim yaşlarına rağmen hâlâ büyümeyen aptal insanlara destek olmak için de zamanım yok.

Vasatlıkla uğraşmak için de zaman ayıramam.

22Şub/190

BANA GÜZEL BİR ŞEYLER SÖYLE… / Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sBANA GÜZEL BİR ŞEYLER SÖYLE… / Ruhittin SÖNMEZ

İnsanlar geleceklerini ilgilendiren konularda kötü şeyler duymak istemez.

1999 depreminden sonra birçok uzman yıllarca Marmara Bölgesinde 30 yıl içinde yine büyük bir deprem olacağını, ciddi tedbirlerin alınmasının gerekli olduğunu anlattılar durdular.

Uzmanlardan sadece bir kişi ilk 30 yılda böyle bir deprem olma ihtimalinin çok düşük olduğunu, muhtemel depremin çok daha ileri bir tarihte olabileceğini söyledi. Hepimiz rahatladık. En fazla bu uzmana inandık. Çoğumuz “biz öldükten sonra olur” ümidiyle deprem korkusundan kurtulduk.

Ama uzmanların çoğunluğunun söylediği gibi deprem zamanı yaklaştı mı, yoksa önümüzde hala uzunca bir zaman dilimi var mı bilemiyoruz. Deprem zamanı gelince olacak.

Bu toplum psikolojisi seçim kampanyalarında mutlaka gözetilmesi gereken bir husustur.

18Şub/190

KANDIRALILAR DERNEĞİ’NDE AMİR ATEŞ OLABİLMEK – Abdullah KÖKTÜRK

abdullah köktürkKANDIRALILAR DERNEĞİ’NDE AMİR ATEŞ OLABİLMEK – Abdullah KÖKTÜRK

11 Ocak 1994’de başlayan, 26. şeref yılını üyeleri ve hemşerileriyle paylaşan ve de kutlayan Kandıralılar Derneği’ni biz de kutluyoruz. Mükemmel bir geceydi…

Kimler yoktu ki bu muhteşem gecede!

Kuruluşundan bu güne, görev yapmış tüm başkanlar ve üyeler, 31 Mart yerel seçimler dolayısıyla adaylığı ilan edilmiş hemen hemen tüm partilerin adayları; bu siyasi partilerin il, ilçe başkanları ve üyeleri, esnaflar, muhtarlarımız, yerel sanatçılar ve birçok misafir…

Bu yemekli gecede her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş. Oturma düzeni kimseyi kırmadan, incitmeden bir ahenk içinde organize edilmiş.

15Şub/190

Ozan Arif – Halil ALTIPARMAK

halil altıparmakOzan Arif - Halil ALTIPARMAK

Büyük Türk Ozanı Arif Şirin vefat etmiştir. Ruhu Şad olsun,mekânı cennet olsun.

Hiçbir etkileşim içerisinde değilim. Beni bilenler olmayacağımı da bilir.

Ozan Arif, Türk Milletine samimi hizmet etme gayretinde olmuş ve bu konuda da çok bedel ödemiştir. Hataları oldu ise, Tanrı taksiratını affetsin.

Özellikle 12 Eylül ihtilalindeki yiğit mücadelesi unutulur gibi değildir. O dönemdeki yiğit duruşu, kendisi ile aynı görüşte olmayanlar tarafından bile son derece takdirle karşılanmıştır.

Bu özelliği dışında, bir sanatçı olarak, unutulmaya yüz tutmuş ozanlık geleneğimizin günümüzdeki en önemli temsilcilerinden birisidir.

13Şub/190

“Yetim-i Akran Olduk" – Musa ORDU

musa ordu

“Yetim-i Akran Olduk" – Musa ORDU

Yukarıdaki, başlık bana ait değildir. Bu başlık Rahmetli Prof. Dr Ayhan Songar'ın vefatından çok kısa bir süre önce Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan bir makalesinin başlığıdır. Rahmetli Hocamız o tarihlerde çok yakın dostlarının kısa aralıklar ile birbiri peşi sıra Ebedi Âleme intikal etmeleri üzerine, "Yetim-i Akran Olduk" başlıklı bir makale yayımlamak suretiyle, yakın arkadaşlarından ayrı kalmanın hüznünü ve üzüntüsünü kendi duygulu üslubuyla çok güzel bir şekilde anlatıyordu.

O tarihlerde ben, henüz pek fazla yaşlı olmadığım için olacak herhalde, bu yazının ehemmiyetini pek fazla idrak edememiştim. Fakat yine de o yazı benim üzerimde mühim bir iz bırakmış olacak ki, aradan otuz seneye yakın bir zaman geçmiş olmasına rağmen, halen o makaleyi unutmamışım. Bu vesileyle Muhterem Hocama Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Mekânı Cennet olsun.

12Şub/190

DEĞERLERİN ÇÖZÜLMESİ VE LİDERLER – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sDEĞERLERİN ÇÖZÜLMESİ VE LİDERLER – Ruhittin SÖNMEZ

AKP ve MHP anlaşarak bir ittifak kurdular. Adına “Cumhur İttifakı” dediler.

Sistem zorlayınca, CHP ve İYİ Parti de ittifak kurarak adına “Millet İttifakı” dediler.

Fakat Ak Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Bahçeli, siyasette artık yadırgamaz olduğumuz kaba ve nobran bir üslupla, “Millet ittifakı” yerine “zillet ittifakı” veya “illet ittifakı” gibi terimleri kullanıyor. Kendilerine oy vermeyenlere hakaret ederek oy alamayacaklarını biliyor olmalılar. Hedefleri sadece kendi seçmenini konsolide etmek.

Ayrıca eski siyasetçilerin birbirlerinden bahsederken kullandığı “Sayın”, “Muhterem”, “Beyefendi”, “Hanımefendi” gibi sıfatlar yerine, mesela “Bay Kemal” gibi hitap tarzları ile beslenen nefret dili içimizi karartıyor.

9Şub/190

Kaşıkçı Cinayeti Resmi Bir İŞİD Eylemidir – Prof.Dr. Hacı DURAN

hacı duran aKaşıkçı Cinayeti Resmi Bir İŞİD Eylemidir – Prof.Dr. Hacı DURAN

Gelişim Üniversitesi öğretim üyesi, Prof. Dr. Hacı Duran, Cemal Kaşıkçı cinayeti üzerinden dolaşıma konan “algı yönetim yöntemleri”ni değerlendirdi.

Prof. Duran, Camal Kaşıkçı’nın öldürülme biçimi, yeri, cinayet sonrası resmi politikaları, cesetle ilgili muhtemel algıları ve cinayetin selefi iktidar politikalarıyla gizlenmeye çalışılmasının, küresel aktörlerce bilinçli bir şekilde planlandığı görüşünde olduğunu söyledi.

6Şub/190

Makedonya’da İsim Değişikliği ve AB – Alptekin CEVHERLİ

alptekin cevherl,Makedonya’da İsim Değişikliği ve AB - Alptekin CEVHERLİ

Komünist bloğun çökmesi ve Sovyetler Birliği’nin 1990’ların başında dağılmasıyla birlikte dünya iki kutuplu “Soğuk Savaş” ekseninden çıkarak önce tek kutuplu ardından da çok kutuplu bir şekle dönüştü. Bu arada SSCB ve Yugoslavya’nın içinde o döneme kadar baskı altında tutulan pek çok devlet bağımsızlığını ilan ederek, dünyamızdaki devlet sayısını bir anda 200’ün üzerine çıkardılar…

Ancak bir kısmınızın hatırlayacağı gibi bazı ülkeler bunu kansız ve sancısız şekilde atlatırken bazıları ise yeni küresel güçlerin kesişme noktalarında oldukları için oldukça kanlı ve acılı bir şekilde bu süreci atlattılar veya hâlâ atlatmaya çalışıyorlar…

Bu bakımdan Kazakistan, Ukrayna, Ermenistan ve Makedonya gibi ülkeler bağımsızlıklarını rahat bir şekilde kazanırken; Azerbaycan, Bosna-Hersek, Kosova veya Hırvatistan gibi ülkeler ciddi bedeller ödemek zorunda kaldılar. Geçen zamandan bugüne baktığımızda ise bazı hesapların hâlâ kapanmadığını ise dehşet içinde görüyor ve endişeleniyoruz…

2Şub/190

Diriliş Filminin Yapımcısı Doktor Kemal Tekden İle “İnsan ve Zekâ” – Metin ACIPAYAM

1222842Diriliş Filminin Yapımcısı Doktor Kemal Tekden İle “İnsan ve Zekâ” – Metin ACIPAYAM

Zihnî zekâsı yüksek olan biri ise normal olana göre

anlatılan bir konuyu çok daha hızlı anlayabilir.

Metin Acıpayam: Zekâ nedir?

Kemal Tekden: Zekâ, kısaca insanın çevreyi idrak (algılama) gücü ve kabiliyetidir. Vehbîdir, yani insanda doğuştan vardır, Allah vergisidir. Sonradan parlatılabilir veya köreltilebilir. Son zamanlardaki yayınlarda 8 tür zekâdan bahsedilmektedir. Bunlar, zihnî (matematiksel), görsel, işitsel, sosyal, içsel, kinestetik (sporcu), müzikal ve doğacı gibi zekâ çeşitleri olarak ayrılırlar. Bunların hepsi aynı kişide yüksek bulunmaz. Bu sebeple çocukların zekâ profillerini tespit etmeliyiz. Zekâ konusunda başka sınıflandırmalarda mevcuttur. Duygusal zekâ tabiri ise sosyal ve içsel zekânın toplamıdır.

1Şub/190

YOLSUZLUK VE HESAP SORABİLİRLİK – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sYOLSUZLUK VE HESAP SORABİLİRLİK – Ruhittin SÖNMEZ

Uluslararası Şeffaflık Örgütü “2018 Yolsuzluk Algı Endeksi”ni açıkladı. Türkiye 180 ülke arasında 41 puanla 78’inci sırada yer aldı. Son beş yılda 8 puan gerileyerek, 14 sıra aşağıya indi.

Türkiye Trinidad and Tobago, Kuveyt ve Lesotho ile aynı sırayı paylaştı.

Rapora göre, Türkiye “kısmen özgür” statüsünden “özgür olmayan” ülkeler kategorisine geriledi.

“Bu derecelendirme, hukukun üstünlüğü ve demokratik kurumlardaki geriye gidişi yansıttığı gibi, bağımsız medya ve sivil toplumun hareket alanının keskin biçimde daraldığını” gösteriyor.

AB İlerleme Raporlarında da benzer tespitler ve şeffaflık düzenlemeleri yapılması talepleri yer alıyor. “Yerli ve milli kuruluşlarımızın” da ülkemizde yolsuzluk algısının arttığını gösteren raporları var.

30Oca/190

Ünlü Mevlithan Amir Ateş İle Söyleşi – İsmail KAHRAMAN

50969817_1271881936299744_4190924161385758720_n

Ünlü Mevlithan Amir Ateş İle Söyleşi - İsmail KAHRAMAN

Aslen Kocaeli Kandıra doğumlu olan, Ünlü Mevlithan Amir Ateş ile hayatı, eserleri ve yaptığı Musiki çalışmaları üzerine söyleşi yaptık.

Geçtiğimiz hafta Kültür Bakanlığı, kültür sanat büyük ödülünü Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden alan Amir Ateş ile Mevlid kitabı Yazarı Süleyman Çelebi ile ilgilide konuşma yaptık. Devri Alem Belgesel TV programı olarak çektiğimiz Belgesel programı www.gebzegazetesi.com dan canlı yayınlandı. Sizler de yaptığımız söyleşiyi facebook sayfamızdan izleyebilirsiniz.