
Necdet Topçuoğlu beyden derslik bir makale, Üzeyir Garih ile ilgili bölüm daha da ilginç.
Necdet Topçuoğlu beyden derslik bir makale, Üzeyir Garih ile ilgili bölüm dahada ilginç.
1999 yılında Tarım ve Köy İşleri Bakanlığında müsteşar yardımcısı olarak görev yaptığım dönemdi. Dış Ekonomik İlişkiler Konseyi (DEİK) toplantılarının birincisi Ankara Hilton Otelinde yapılmıştı. Bakanlığı temsilen ben katılmış ve “Türkiye’de Tarım” konulu ingilizce bir sunum yapmıştım.
Aynı yıl DEİK toplantısının ikincisi ABD’de Washıngton d.c, Grand Hayat Otelde yapılacaktı. O dönem DEİK eş Başkanı rahmetli Mustafa Koç idi. Bakanlığımıza DEİK eş Naşkanı sayın Mustafa Koç tarafından bir yazı gönderilerek, bakanlığınız müsteşar yardımcısı Necdet Topçuoğlu tarafından birinci DEİK toplantısında yapılan sunumun ABD de yapılacak ikinci toplantıda da yapılması istenmektedir. Her türlü masrafı DEİK tarafından karşılanmak üzere adı geçen müsteşar yardımcısının görevlendirilmesi talep edilmektedir deniliyordu.
KIPIR KIPIR BİR KKTC – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
KIPIR KIPIR BİR KKTC - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
Birkaç seneden beri Girne’ye değişik vesilelerle gidiyorum. Her seyahatimde KKTC’de olumlu değişimleri gözlemledim. Bu defa Maraş’ta envanter çalışmasıyla turizme açılması hizmetlerinin başlaması, Rumların alışveriş için Türk tarafına daha fazla geçmesi ve Türklerin Akdeniz’de doğal gaz araması hep gündemde kaldı. KKTC’de Maraş’a direkt uçuş, sondajların yapıldığı doğalgaz gelişmesi ve üniversiteler Türk kesimini uçuracak gibi görünüyor.
Halihazırda turizmden bir, üniversitelerden de bir olmak üzere ülkeye iki milyar dolar girdi mevcut ve bu rakam ithalatını karşılıyor. Türk ve Rum kesiminin Akdeniz’de Doğal gaz arayışına “her an savaşa dönüşebilecek bir denge” olarak değerlendirenler de olmuyor değil. Rumlar, Kıbrıs’ın tümünün kendilerine ait olduğu iddiasındalar, dolayısıyla uzlaşmak gibi bir niyetleri de yok.
Kaliteli Yaşamak İçin 100 Altın Öneri – Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER
Kaliteli Yaşamak İçin 100 Altın Öneri - Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER
1. Sağlığınızı iyi koruyun.
2. Sevgi yüklü bir insan olun.
3. Devamlı tebessüm edin.
4. Tüm çevrenize saygılı olun.
5. Pozitif düşüncelerle bezenin.
6. Haklı olmayı değil, mutlu olmayı tercih edin.
7. Dost ve arkadaş canlısı olun.
8. Naif, nezaketli ve tatlı dilli olun.
9. İyiliksever ve yardımsever olun.
10. Merhametli olun.
Emekli Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun, Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD)’nin çıkardığı Birlik Dergisi’ne röportajı..
28 Şubat döneminin Kara Kuvvetleri Komutanı olan ve ardından Genelkurmay Başkanlığı görevini yürüten emekli Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD)’nin çıkardığı Birlik Dergisi'ne konuştu..
MAŞERİ VİCDAN
MAŞERİ VİCDAN – Av. Ruhittin SÖNMEZ
“Mâşer” Arapça “kamu, toplum, topluluk” demek. Maşeri vicdan (mahşeri değil) ise “toplumsal vicdan” ya da “kamu vicdanı” demek.“Tüm toplum kesimlerinin benimsediği ortak değerler” anlamında kullanılır.
15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü yapılalı 3 yıl oldu. Bunun 2 yılı OHAL ile geçti. “3 ay bile sürmeyecek” diye başlatılan OHAL (Olağanüstü Hal) yönetimi, 7 defa uzatılarak, 2 yıl sürdü.
Bu dönemin siyasi ve hukuki sonuçları hakkında çok değerlendirme yaptık, yapıldı. Ancak bu dönemde olan vaka ve gelişmelerin toplumsal vicdanda ne gibi yansımaları olduğu en az diğer yönleri kadar önemli.
Vali Yardımcısına soruldu: Görevini neden yaptın!- Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU
Vali Yardımcısına soruldu: Görevini neden yaptın! - Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU
Her şey, iki buçuk yıl önce, havaalanında tesadüfen karşılaştığı Meral Akşener'le fotoğraf çektirmesi ve bu fotoğrafı sosyal medya hesabında paylaşmasıyla başlıyor.
Mesut Taner Genç, o sırada Uşak Vali Yardımcısı.
Önce yandaş medya saldırıyor. Gazeteci görünümlü meşhur tetikçilerden biri, Meral Akşener'le fotoğrafı var ama 15 Temmuz'la ilgili bir cümlesi yok. Ve bu şahıs Vali yardımcısı (en azından idi)" diyerek, Genç'i hedef gösteriyor.
İçişleri Bakanlığı, soruşturma başlatıyor.
Müfettişler, Genç'e soruyor:
- Akşener'le neden fotoğraf çektirdin?
- Hanımefendi, benim mensubu olduğum bakanlığın eski bakanı…
İçişleri Bakanlığı Müfettişlerine göre de "İçişleri eski Bakanı Akşener'le fotoğraf çektirmek ve paylaşmak suç oluşturmuyor", "ama" ;
- Akşener'in, Başkanlık referandumu içinde yer aldığı bu süreçte söz konusu fotoğrafı Facebook'ta paylaşmak, belli bir gruba siyasi mesaj ve destek anlamına gelebilir.
Genç, zaten gizlemiyor:
- Ben, "Hayır" verdim. Bir çok vali ve kaymakam, 'Ben de varım EVET' diye paylaşır ve suç sayılmazken, bu niye suç olsun ki. Sonuçta bir Anayasa değişikliği; siyasi parti seçimi değil!
Ne dediyse nafile; sistem Genç'e karşı "Evet" kampanyasını aktif olarak yürüten mülki amirlere olduğu kadar hoşgörülü davranmıyor. "Kınama" cezası da alarak, "Hukuk Müşaviri" olarak Kahramanmaraş'a atanıyor.
Amerika’da Ünlü Bir Avukatın Kaybettiği Tek DAVA… / Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER
Amerika’da Ünlü Bir Avukatın Kaybettiği Tek DAVA... / Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER
Ünlü bir futbolcu karısını öldürmekle suçlanıyordu. Futbolcu yakalanmıştı. Ama karısının cesedi ortada yoktu. Duruşma Amerikan filmlerindeki gibiydi. Futbolcu sanık sandalyesinde oturuyordu. Kucak dolusu parayla tuttuğu Avukatı jüriyi ikna etmeye uğraşıyordu.
İKİ MEHMET ŞEVKET AĞABEY – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
İKİ MEHMET ŞEVKET AĞABEY - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
Gazeteci, müellif ve muharrir Mehmet Şevket Eygi (1933 Zonguldak Ereğli-2019 İstanbul) hakka yürüdü. Fatih Camii’nde ikindi üzeri Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın kıldırdığı cenaze namazının ardından Topkapı Merkez Efendi’de annesinin yanına defnedildi. Müzmin bekar olan Mehmet Şevket Eyği’nin cenazesi devlet töreni olmasa bile bir miting kalabalığı eşliğinde başta halef selef Cumhurbaşkanları Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere çok sayıda bakan, parlamenter, bürokrat, işadamı, akademisyen, meslektaşları, sivil toplum temsilcileri ve gençlerin iştirakiyle kaldırıldı. Cenazeye gönderilen onlarca çelenk arasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçtaroğlu’nun ki de göze çarptı.
15 Temmuz, nasıl ‘Allah’ın lütfu!’ oldu? – Rıza ZELYUT
![]()
15 Temmuz, nasıl 'Allah’ın lütfu!' oldu? - Rıza ZELYUT
Görüyoruz ki AKP lideri Erdoğan kendisini 15 Temmuz kahramanı gibi gösteriyor. Gel gör ki tanklar saat 22.00 sularında Boğaziçi Köprüsü’ne geldiğinde biz onu ne gördük ne duyduk.
FETÖ’cü darbe girişimine karşı ilk tepki gösteren isim de Sayın Erdoğan değildi. Darbeye karşı sesini ilk yükselten isim Başbakan Binali Yıldırım oldu. O da Kastamonu’da saklanmıştı. Saat 23.05’te NTV kanalına telefonla bağlanan Başbakan Yıldırım, olayları “kalkışma” diye niteleyerek TSK içerisinde bir grubun darbe girişiminde bulunduğunu duyurdu.
Erdoğan’ın sesini darbenin herkes tarafından görülmesinden tam 2 buçuk saat sonra 00.24’te duyduk. CNN Türk Ankara Haber Müdürü Hande Fırat, akıllı telefonla Erdoğan’ı canlı yayına bağlamıştı.
ORTAK AKIL – Ruhittin SÖNMEZ
Bazı özel yetenekli insanlar yaşadıkları bir sorundan veya meraklarından dolayı icatlar yapar. Yani daha önce bulunmayan bir nesneyi geliştirirler. İcatlar birer hayal gücü, düşünce ve çalışma azminin ürünüdürler.
Ancak ilk başlarda bu icatların insanlık için, toplum için önemi ve değeri kavranamayabilir.
İlk icat edilen ve bir atlı araba hızındaki otomobilin bugünkü seviyeye geleceğini hayal etmek bile çok güçtü.
İlk bilgisayar bir oda büyüklüğünde idi fakat işlemci hızı, kapasitesi sıradan bir cep telefonundan binlerce defa düşüktü. İlk bilgisayarın verdiği izlenimle dünyanın en zeki adamları arasında bile,“bilgisayarların işe yaramayacağını” söyleyenler vardı.
IBM Başkanı Thomas J. Watson, “Dünyada bilgisayar pazarı 5 adedi geçmez” demişti.
Lord Kelvin’in “Havadan ağır uçan makinelerin yapımı imkânsızdır” kehanetine bugün gülüyoruz.
New York Valisi, daha sonra ABD Başkanı olan Martin Van Buren sözü de ilginçtir: “Ülkemizin taşıma sistemi, adına ‘demiryolu’ denen yeni bir taşıma sistemi tarafından tehdit edilmektedir. 24 km/saat gibi inanılmaz bir hızla yol alan ‘makineler’, insanların hayatını tehdit etmektedir. Tanrı elbette insanların böyle korkunç bir hızda gitmesini istememiştir.”
Lee DeForest’in “Televizyonun ticari bir başarı elde etmesi imkânsız, hayal görmeyelim” sözleri de bugün bize gülünç geliyor. Ama bütün bu değerlendirmeleri yapanlar aptal insanlar değildi.
1450’de Gutenberg’in icadı olan matbaa Osmanlı Devleti’ne 1719’da girebilmişti. İstanbul’a matbaanın çok geç gelmesinin sebebi sadece tutuculuk değildi. İstanbul’da yaşayan binlerce hattatın birer sanat eseri niteliğindeki kitapları yanında, matbaada basılan kitapların çok kalitesiz baskısı olması etkili olmuştu.
Fermuardan saate, elektrikli süpürgeden çamaşır makinesine, radyodan telefona kadar her icat ilk yıllarında bugünkü haliyle kıyaslanamayacak kadar ilkel ve kullanışsız idi.
1946’da yapılan oda büyüklüğünde ve 30 ton ağırlığındaki dev bilgisayarın, on haneli 5.000 sayıyı bir saniye içinde toplayabilmesi çok büyük başarı olarak kabul ediliyordu.
Ama bilgisayarlar böyle kalsaydı ne cep telefonları, ne uçaklar, ne otomobiller, ne de üretim, sağlık, bilim, sanat ve eğlence alanlarında kullandığımız otomatik makinelerin hiçbiri olmayacaktı.
Bu konular üzerinde çalışan insanlar, kendisinden önce aynı konu ile ilgili çalışan insanların fikirlerini alarak, o fikirlerin üzerine kendi fikir ve çalışmalarını katarak çalışmalar yaptılar. Bütün bu insanların “ORTAK AKLI” ile icat süreçleri hayallerin bile ötesine kadar gelişimlerini sürdürdü.
ÜÇÜNCÜ YILINDA 15 TEMMUZ – Ruhittin SÖNMEZ
ÜÇÜNCÜ YILINDA 15 TEMMUZ – Ruhittin SÖNMEZ
15 Temmuz darbe teşebbüsünün 3. Yılı doldu. Hala operasyonlar yapılıyor, hala yeni davalar açılıyor. Fakat “15 Temmuz’un iş, medya ve uluslararası ayakları henüz tam olarak çözülmüş değil.”
Siyasetçi ayağına ise hiç dokunulmadı.
FETÖ gerçekten çok karmaşık ve tehlikeli bir yapı. ABD istihbaratı ile iç içe, uluslararası irtibatları olan, büyük para gücüne sahip bir organizasyon.
Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanlarının yaverlerinin bile Fetöcü olduğu, MİT ve Emniyet İstihbarat gibi birimleri dahi kontrol edebilen bir örümcek ağı.
Yargıyı ele geçiren, hukuku silah gibi kullanan, Ergenekon ve Balyoz davaları ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden Atatürkçü subayları tasfiye eden bir yapı. O zaman birlikte hareket ettikleri R. Tayyip Erdoğan’a, “ben bu davaların savcısıyım” dedirtebilen bir güç bu.
“TSK’da mevcut 300 generalden 150’sinin darbede aktif rol aldığı” bir yapının orduya sızmasından bahsedilemez. “Orduyu ele geçirmiş” bir çete bu.
Bir mücadele görüntüsü var. Ama yandaş yazarların bile sorduğu bazı sorulara bugüne kadar cevap verilememiş olması manidardır:
“15 Temmuz darbe girişiminden hükümet üyeleri ne zaman haberdar oldular, haber aldıktan sonra ne yaptılar, o gece neredeydiler, saat kaçta ortaya çıktılar.”
“Sahi MİT ve Emniyet İstihbarat bu süreçte ne yapıyordu. JİTEM neredeydi, Genelkurmay İstihbaratı ne yapıyordu? Darbe olacağını, bilmesi gerekenler dışında neredeyse herkes biliyordu!” (A. Dilipak)
Böyle bir yapı ile mücadele etmenin ne kadar güçlükleri olduğu açık.
Yine de yıldönümü vesilesiyle hamasi sözler yerine soğukkanlı bir değerlendirme yapmak daha yararlı olacaktır.
Trafik Kazalarını Nasıl Engelleriz? – Ebru Maral MİNARECİ
Trafik Kazalarını Nasıl Engelleriz? - Ebru Maral MiİNARECİ
Malum yaz mevsimi geldi özellikle tatilciler,memleketine gidenler ya da hafta sonu yazlıkçılar yollara düştü.
Her geçen gün daha da artan araç sayısı trafiği daha da yoğunlaştırıyor.
Trafik kurallarına uyulduğu zaman mücbir sebepler dışında kaza olma olasılığı neredeyse sıfır. Lastik patlaması, yola önünüzdeki kamyondan kereste düşmesi, karşı yoldaki aracın sizin güzergaha geçmesi, sürücünün kalp krizi geçirmesi gibi sebepler olmadığı sürece kurallı yolculuklar sizi sevdiklerinize sağ salim ulaştırır.
Ehliyet almakla bitmiyor. Araç kullanabilmek için pratik lazım, tecrübe lazım. Almanya'da 3 ay eğitim sonra sınavla alınan ehliyeti 1 yıl boyunca da denetimli araç
kullanarak pekiştirmeniz gerekiyor.
Türk toprakları nasıl el değiştirdi? – Yurdagül ATUN
Türk toprakları nasıl el değiştirdi? – Yurdagül ATUN
Dünyanın ilk 5 yıldızlı otellerinin bulunduğu, dünyanın en ünlü aktör ve aktristlerinin müdavimi olduğu tatil beldesi Maraş.
Bundan 7 yıl kadar önce Amerikalı, AB’li yetkililerin gizlice bölgeyi gezmesinin ardından “verildi, veriliyor” söylentileriyle haberlerimize konu olan Maraş, bugünlerde yine gündemin başköşesine yerleşti.
Bu sefer haber bizden geldi. Hoşumuza da gitmedi değil. Düşünün dünyanın en güzel sahilinin halka açılması bir yana, Mağusa, o korkunç garabet yıkıntılardan kurtulacak.
Maraş konusunda birçok haber, röportaj yaptık. Maraş’ın vakıf malı olduğunu, vakıf mallarının ise hiçbir şekilde satılamayacağını, devredilemeyeceğini, hibe edilemeyeceğini, dolayısıyla Maraş’ın yasal sahiplerinin “Rumlar” değil, Türkler olduğunu belge ve tapularla ortaya koyduk.
GAZETECİYİ HEDEF GÖSTERMEK; SETA AYIP VE YANLIŞ YAPTI – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
GAZETECİYİ HEDEF GÖSTERMEK; SETA AYIP VE YANLIŞ YAPTI - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
1990’lı yılların başında dağılan Sovyet Rejiminin hür ve demokrat dünyaya karşı iki stratejisi vardı. Birincisi; bazı açıklamaları Moskova değil de, önce Sofya veya Bükreş, yahut Prag ya da Belgrad’a yaptırırdı. Yok eğer bu açıklama demokrasiyle idare edilen yönetimlerden tepki görürse “Bu Moskova’nın görüşü değil, açıklamayı yapan söz konusu Başkenti bağlar. Çünkü onlar da bağımsız bir devlettir.” derdi. Yok eğer olumlu karşılanırsa “Falan yerde açıklanan görüşler tamamıyla Sovyetler Birliğinin programı içindedir. Sırası geldiği için bu düşüncelerimizi onlar açıklamıştır. Bu strateji tümüyle Sovyetlere aittir” denirdi. Bu diplomatik bir dildi. Özellikle de NATO’ya karşı kullanılırdı.
Sovyetlerin bir başka stratejisi de medyanın zaman zaman Moskova ile aynı dili kullanmaması ve ıska geçici eleştireler yapmasıydı. Fazla detay, ufuk ve hedef görünmezdi. Dünyadaki yandaşları öne çıkarılırdı. En meşhuru gerçek anlamındaki Pravda Gazetesiydi. Ama her şeye rağmen kontrolü politbüro tarafından yapılır ve değerlendirilirdi.
Hür dünya basını ise eleştirilerinden asla vazgeçmez, hem kendi rejimini ve hem de karşıt düzenlerin eksikliklerini hakarete, şiddete baş vurmadan, gerektiği kadar eleştirerek yayınlardı. Hür basın her zaman kendi kendini denetlerdi, ama mutlaka bir ideolojisi de vardı, yok değildi.
ÜMMETİN PARTİSİ – Ruhittin SÖNMEZ
ÜMMETİN PARTİSİ - Ruhittin SÖNMEZ
Yazının başlığını okuyunca bazılarınız, “burası Türkiye Cumhuriyeti ve T.C. bir hukuk devletidir. Anayasamız ve hukukumuzda ümmet diye bir kavram yoktur. Hukuken bu amaçla parti kurulamaz” diye itiraz edebilir.
İtiraz haklıdır ama Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın sözü üzerine bu başlığı attığım anlaşılmıştır.
AKP’den ayrılıp yeni bir parti kurma hazırlığındaki Ali Babacan’a, “bu ümmeti parçalamaya hakkınız yok!” dediğini Erdoğan kendisi açıkladı.
Bu cümle çok sorunlu.
Ali Babacan ve O’nun arkasındaki Abdullah Gül ile diğer arkadaşları bir siyasi parti kuracaklar. Babacan peygamberliğini veya mezhep imamlığını ilan etmeyecek. Din veya mezhep kurmayacak.
Ümmet niye parçalansın ki?
Kuracakları partinin esas tabanı haliyle AKP kitlesinden oluşacak ve kadrosu AKP içinden çıkacak.
Tıpkı Millî Görüş çizgisinden kopan AKP’nin, RP/ FP partilerinin içinden çıktığı gibi.
Millî Görüşçüler ve lideri Necmettin Erbakan AKP’den daha ümmetçi idi.
Tayyip Erdoğan ve arkadaşları Fazilet Partisi kapatılınca partinin devamı niteliğine sahip olduğu kabul edilen Saadet Partisi'ne katılmadı. Bu partiden ve liderinden ayrılarak AKP’yi kurdular.
Onlar AKP’yi kurmakla herhalde ümmeti parçalamış olmadılar. Saadet Partisi’ni daha doğrusu milli görüşçüleri parçaladılar.
Şimdi de yeni parti parçalayacaksa, bu parçalanan ümmet değil, Ak Parti olacak.
Bu kentte yaşayanlar bu kenti biliyor mu? – Mevlüt SOYSAL
Bu kentte yaşayanlar bu kenti biliyor mu? – Mevlüt SOYSAL
BİZ İzmit’te yaşayanların bir eksiği de, koca kenti Yürüyüş Yolu ve çevresindeki birkaç kilometrekarelik alandan ibaret görmemiz…
Öyle ki bu alan, bir belediyenin ne kadar çalışıp ne kadar çalışmadığını, bir belediyenin başarılı olup olmadığının ölçüsüdür bizler için…
Tamam çok az söyledim…
Başiskele’deki ufak tefek caddeleri de ekleyin yaşam alanlarımıza…
Birazcık Kartepe, birazcık da Derince olsun.
Ama yetmez!
Birkaç ilçedeki üç beş kilometrelik alan, bir belediyenin başarılı oluşunun ya da olmayışının ölçüsü olamaz.
Kent kocaman…
Koca bir tarih…
Koca bir turizm…
MERKEZ BANKASI BAŞKANI GÖREVDEN ALINDI – Ruhittin SÖNMEZ
MERKEZ BANKASI BAŞKANI GÖREVDEN ALINDI – Ruhittin SÖNMEZ
T.C. Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın Cumhurbaşkanı tarafından görevden alınması önemli bir olaydır.
Bu tür makam sahipleri kolay kolay görevden alınmaz, hatta alınamaz. Birlikte çalışmak istenmediği mesajı verilir, istifaya zorlanır. TCMB Başkanının da önce istifaya zorlandığı kanaatindeyim.
TCMB Başkanı muhtemelen bağımsız bir kurumun başında olduğunu ve Anayasa ve Kanunlara göre görevden alınamayacağını düşünmüş. Ya da istifa etmektense görevden alınmayı tercih etmiştir.
Gerçekten Merkez Bankası Başkanlarının diğer bürokratlardan farklı bir özelliği vardır. “Kendisi istifa etmediği sürece, Merkez Bankası Başkanının görevden alınması mümkün değildir. Bu güvence MB bağımsızlığının ayrılmaz bir parçasıdır.”
Anayasa ve kanunlarda böyle yazsa da Türkiye’nin bir yıldan beri Cumhurbaşkanlığı Sistemine geçtiği ve partili Cumhurbaşkanının tek adam gücüne sahip olduğu unutuldu.
Bir kişiye bu kadar yetki verilmez diyenlere inat, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ‘ekonomik OHAL’ yetkisi veren kanun bile çıkarıldı. “Finansal sisteme sirayet edebilecek olumsuz bir gelişme” durumunda cumhurbaşkanına kurumların yetkilerinin üzerine çıkarak müdahale etme yetkisi dahi verildi.
İşte şimdi böyle olağanüstü bir yetki kullandı. “Anayasaya ve kanunlara aykırı” diyebilecek bir yargımız var mı?
“NUR BABA”DAN, “BADECİ ŞEYHİN SIR ODASI”NA – Fazlı KÖKSAL
“NUR BABA”DAN, “BADECİ ŞEYHİN SIR ODASI”NA - Fazlı KÖKSAL
Bu yazıyı yazıp yazmamak, ya da bu kadar net ifadelerle yazıp yazmamak konusunda çok düşündüm...
Ama yazılmalıydı ve tehlikenin boyunun anlaşılması için oldukça açık yazılmalıydı...</DIV></DIV>
Özellikle yazının ikinci bölümündeki alıntıları aktarırken din ile aldatanlardan iğrendim. Bazı alıntıları yazıya aktarırken utandım...</DIV></DIV>
Özür diliyerek bilginize sunuyorum... http://fazlikoksal.blogspot.com/2019/06/nur-babadan-badeci-seyhin-sir-odasina.html
EYYY YUNANİSTAN!!! AKILLI OL AKILLI!! – Süleyman PEKİN
EYYY YUNANİSTAN!!! AKILLI OL AKILLI!! – Süleyman PEKİN
Eyyy Güney Kıbrıs Rum Yönetimi! Sen benim TPAO’nun gemisine nasıl güçlük çıkarırsın ya! Üstüne üstlük bir de gemi personelinin isimlerini ve resimlerini ele geçirmişsin. Bizde o işleri FETÖ’cüler yapıyordu FETÖ’cüler.. Sen FETÖ’cülerden mi öğrendin bunu? Onlarla mı iş tutmaya başladın?