Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
20Eki/190

GİDENLERİN ARDINDAN; YAŞASIN HATIRALAR (İki Usta Ergun Göze ve Ahmet Güner Elgin) – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2GİDENLERİN ARDINDAN; YAŞASIN HATIRALAR (İki Usta Ergun Göze ve Ahmet Güner Elgin) - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

İki gazeteci, yazar, meslek ustamızın vefatlarının yıldönümünde Mehmet Nuri Yardım gönül dostları olan, üçüncü çeyrek etrafında dolaşıp duran bizleri yine Yeni Dünya Vakfı’ndaki Endurun Babıali Sohbetlerinde bir araya getirdi.

Avukat Ergun Göze(Sivas 1931-İstanbul 2009) Ağabey ile Tercüman’da 4 yılı aşkın süre birlikte çalıştık. Soluklanmak ve dertleşmek için benim mütevazi odamı seçerdi hep. Hatta oğlu Mehmet’i de getirirdi zaman zaman. Kendisini 1961 yılında kurduğu Babıali Yayınevi’nde Peyami Safa’nın Mistiszim adlı eserinden bu yana takip eder, Babıalide Sabah’taki yazılarının da tiryakisiydim. İlk profesyonel gazeteciliğe ben de Babıali’de Sabah’ta başlamıştım.

17Eki/190

EĞİTİM SİSTEMİNDE YAPILAN TEMEL HATALAR – Fazlı KÖKSAL

wert

Türkiye'nin dünya ülkeleri arasında hak ettiği yeri alamamasının temel nedenlerinden birisini, eğitim sistemimizin yetersizliği olarak gördüğüm için, öğrencilik yıllarımdan başlayarak eğitim sistemimiz üzerinde çok düşündüm. Yıllar boyu öğrenci, veli, ailesinde çok sayıda öğretmen olan bir yurttaş olarak , eğitim sistemimizde gözlemlediğim temel hataları şu şekilde sıralayabilirim;

6Eki/190

Kutadgu Bilig Yazılalı 950 Yıl Oldu – Ahmet Bican ERCİLASUN

Kutadgu Bilig Yazılalı 950 Yıl Oldu - Ahmet Bican ERCİLASUN

Bir milletin kendi dilinde, bundan tam 950 yıl önce yazılmış büyük bir siyaset bilimi kitabı varsa bu, o millet için bir övünç kaynağıdır. Sadece böyle bir eserin varlığı bile Türk’ün büyük ve köklü bir millet olduğunu göstermeye yeter.

Kutadgu Bilig birçok bakımdan büyük ve önemlidir.

Önce hacim bakımından. Tam 6645 beyit. Yani 13290 mısra. Yakında bir bildirisini dinlediğim Osman Fikri Sertkaya, eldeki nüshalarda bazı beyitlerin eksik olduğunu belirterek aslında eserin beyit sayısının 6666 olması gerektiğini ileri sürmüştür. Kur’an ayetlerinin sayısı kadar.

Yusuf Has Hâcib, kitabına şu beyitle başlıyor:

                Bayat atı birle sözüg başladım,

               Törütgen, igidgen, keçürgen idim.

( Tanrı adı ile söze başladım,

Yaratan, besleyen, affeden Rabbim. )

Beyit, besmelenin 11. yüzyıldaki Türkçesidir. Eserine besmeleyle başlayan Yusuf’un Kur’an’daki ayet sayısını hedeflemesi son derece tabiidir.


1Eki/190

Ahıska Türkleri – Dr. Yunus ZEYREK

10533-5f06d55bb8ccfa196c8d9e531b233e7eAhıska Türkleri - Dr. Yunus ZEYREK / Eğitimci - Akademisyen

Ahıska Türkleri, Gürcü asıllı Sovyet diktatörü Stalin tarafından sürülmüştür. Sürgünün sebepleri üzerinde dururken Stalin'in Gürcülüğünün de hesaba katılması gerekir. Zira Gürcistan, bugün olduğu gibi, eskiden de Türkiye'nin kuzeydoğu topraklarında hak iddia etmekteydi. Stalin'i böyle bir karara yönelten amillerden biri de bu olmalıdır. Nitekim sürgünden hemen sonra Gürcü profesörleri bir beyanname yayınlayarak Kars, Ardahan, Artvin, Rize, Tortum ve Bayburt'u istemişlerdir.

26Eyl/190

Ahlak Hayatın Sanatıdır – Prof.Dr. Hacı DURAN

hacı duran aAhlak Hayatın Sanatıdır – Prof.Dr. Hacı DURAN

Ahlak, insanın ve insanlığın doğuş, gelişme, olgunlaşma ve var olma bakımından kendisine tabi olduğu ilkeler, kurallar ve değerler anlamına gelir. Bütün insanlar tabii denilen bu ahlaka göre davranırlar. Ahlak insanın hemcinsi, çevresi ve inançlarına ilişkin kuralları ve değerleri kapsar.

Yerin ve göklerin halk edilmesi ile insanın halk edilmesi, yani yaratılması, Cenab-ı Hakkın koyduğu ölçüye göre gerçekleşmiştir. Ahlak kavramı; “halk” yani yaratılış kelimesinden türemiştir. Dolayısıyla yaratılışa uygun olan davranış ahlakidir. Uygun olmayan ise ahlaki değildir. Bu durumda tabiat kendi yaratılış ilkesine göre işlerken, devinirken, hareketini devam ettirirken, insan da kendi yaratılış ilkesine, kuralına ve yasasına göre davranır, ona göre hareket eder. İnsanlığın tarihi bu evrensel düzenin bir uzanımıdır, bir işlevidir.

İnsan, yerin ve göklerin bir düzeni olduğunu, bu düzenin hem en geniş hem de en küçük parçalar veya kuvvetler düzeyinde belirli yasalara ve ilkelere göre doğduğunu, geliştiğini ve işlediğini bilimsel gözlemlerle yaklaşık olarak tesbit etmiş olmaktadır. Ancak insanın kendisi hakkındaki gözlemi, müşahadesi ve bu faaliyetten elde ettiği veriler, yani bilgiler; tabiat veya evren hakkındaki gözleminden elde ettiği bilgiler kadar nesnel, yani hakiki olamıyor. Daha çok yanılgı barındırıyor. Bu sapmanın sebepleri ayrı bir tartışma konusudur.

Şimdi bu söylediğimi bir örnek üzerinde göstereyim. Mesela atom altı kuvvetlerin bir birlerini etkileme ve birbirlerine bağımlı hareket etme sonucunda ortaya çıkan kütlenin ve gücün miktarını sayısal niceliklerle gerçeğe yakın bir ihtimal ile fizik yasalarına göre açıklayabiliyoruz. Bir güneş sistemindeki kütlelerin, kuvvetlerin bir birlerine olan mesafelerini, mesafeye ve kütleye bağlı olarak oluşan cazibeyi yine yaklaşık olarak fizik yasaları çerçevesinde sayısallaştırıp hesaplayabiliyoruz.

25Eyl/190

ÜÇ OSMANLI PAŞASININ YURDU LEHİSTAN VE BUGÜNKÜ POLONYA – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2ÜÇ OSMANLI PAŞASININ YURDU LEHİSTAN VE BUGÜNKÜ POLONYA - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Lehistan’ın bugünkü Polonya olduğunu yeni nesil bilmeyebilir. Ama Polonya tarihimizde ciddi bir yer teşkil eder. Çünkü sürekli Çarlık Rusyasının tehdidi altındadırlar. Ancak İstanbul’a sığınabiliyorlar. Tarlabaşında vefat eden Polonya’nın milli Kahramanı Adamawi Mickiavkzavi onlardan biridir. Osmanlı yönetimi, Babıali’de yabancı büyükelçiler toplantısına başlamadan önce işgal altındaki Polonya’ya veya kuşatılmış Varşova’ya destek için “Lehistan Sefiri geldi mi?” sorusuna “Yolda!” diyerek verilen cevap üzerine gündeme geçerlermiş. Polonya’ya hep sıcak ve sorunsuz bakmıştır Türk dış politikası. Öyle ki Adolf Hitler yönetimindeki Almanların Polonya’yı işgali sırasında Türkiye Büyükelçisi Von Papen Türk Hükümetine başvurarak Polonya’nın Ankara’daki binalarının kendilerine verilmesini istemiş, ancak bu talep kesin bir dille reddedilmişti.

24Eyl/190

OĞUZ UYKUSU VE KUTADGU BİLİG!.. / Dr. Sait BAŞER

OĞUZ UYKUSU VE KUTADGU BİLİG!.. / Dr. Sait BAŞER

Oryantalist birikim ve mantığıyla kendisine kim olduğunu öğretmeye çalışan sosyal bilimlere, Batılı üstadlarına daimî zebun sosyal bilimcilere kezâ, bu toplum neden itaat etsin?

Yeryüzü üniversitelerinde binlerce “Türkolog” var ve bunlar arasında, ilginç ve zımnî bir “Töre’yi gözden uzak tutma, mümkünse lanetleme” ortak paydası göze batıyor!

*

Bu kadar geniş bir coğrafyada, aleyhlerindeki bir dünya ittifakına rağmen, ayak izleri silinemeyen bir fâtih medeniyetin evlatları, kültürel genetiğinin sezgisiyle başı önünde düşünüyor, düşünüyor!!!

Bir kaç yüz senedir muhasebesini tamamlayamadı!..

*

Âdetâ bir “kayıp ümmet” gibi duran “Töreliler”in kim olduğunu ise aslında bütün cihan biliyor! Hem de o kadar iyi biliyor ki; aynı dili konuşan ama irtibatları kopmuş, koparılmış, savrulmuş Türk gruplarının her birini düşman başka künyelere, mümkünse karşı cephelere kaydetme telaşına düşmüş.

Bakın o telaş aynen Çin’de de, Rusya’da da, Avrupa’da da, Sami ve İran coğrafyalarında da hüküm sürüyor! Çin’in Doğu Türkistan siyasetini kopyalayın, aynısını Ruslarda, Araplarda, Acemlerde… de göreceksiniz!

*

Hadi Çin’i, Rus’u, Haçlı Avrupa’yı anladık; Arab’a, Acem’e ne oluyor değil mi?

Aynı din, aynı coğrafya…

Hattâ “aynı kader”!

23Eyl/190

Hz. Ömer’in Adaleti – Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER

süleyman coşkuner

Hz. Ömer’in Adaleti - Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER

“Hz. Ömer’in halifeliği döneminde Şam Valisi olan ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’in arkadaşlarından olan Sad b. Ebi Vakkas (r.a.) Şam’daki bir camiyi genişletmek ister. Bu nedenle de caminin civarındaki arsaları kamulaştırır. Herkes arsasının bedelini alır ve isteyerek arsasını camiye devreder. Ancak Şam’da yaşayan bir Yahudi, camiye bitişik olan arsasını satmak istemez. Vali arsasının değerini fazlasıyla verse de Yahudi vatandaş arsasının kamulaştırılmasına rıza göstermez. Bunun üzerine vali arsaya el koyar ve bedelini adama gönderir.

20Eyl/190

İSTATİSTİK YALAN VE DEVLETİN RAKAMLARI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sİSTATİSTİK YALAN VE DEVLETİN RAKAMLARI- Ruhittin SÖNMEZ

8Eyl/190

ÖneriYorum "UZUN HİKAYE – Fazlı KÖKSAL

uzun_hikayeÖneriYorum "UZUN HİKAYE – Fazlı KÖKSAL

8Eyl/190

İlham Perisini Bekleyemezsiniz, Peşinden Gitmelisiniz – Bihter GÖRDÜ

Web

Herkese merhaba. Bendeniz çikolatagillerden Bitter.
Okur, yazar, sezer, yüzer en çok da diyar diyar gezerim.

Gazetecilik mesleği memleketimizde yapılamaz hale gelip, kes kopyala yapıştır haline dönüşünce, bundan tam 7 yıl önce kendi güncemi namıdiğer bloğumu kurdum. İsmini www.bitterlediyardiyar.com koydum.

Bitterle Diyar Diyar ile yola çıkarken, aklımda hep Anadolu’yu diyar diyar gezmek, gezerken de Anadolu’nun efsanelerini keşfetmek vardı. Bunu yaparken topraklarımızdan geçmiş tüm dünya medeniyetlerini tanımak ve tanıtmak istiyordum.

Kendimi bildim bileli yaptığım yolculuklar, bir süre sonra yaşam biçimine dönüşmüştü. Bloğumda yazarken artık bir rehbere evrilmeye ihtiyaç duymaya başlamıştım. Sadece blog yazısı yazmak beni tatmin etmiyordu. Özel haberler üretmek de keyifli olacaktı. Tüm bu duygu ve düşüncelerle harekete geçtim.

Hazırlayacağım rehbere bir isim arayışına girdim ve hayatımın sürprizi ile karşılaştım. Anadolu Gezi Rehberi ismi hiç kimse tarafından satın alınmamıştı. Beni bekliyordu. Gözlerime inanamadım. Birkaç kez kontrol ettikten sonra www.anadolugezirehberi.com alan adımı satın aldım.

2Eyl/190

ŞULE YÜKSEL ŞENLER; YÜREĞİNİ TAM YANSITAMAMIŞ BİR İSTANBUL HANIMEFENDİSİ Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2ŞULE YÜKSEL ŞENLER; YÜREĞİNİ TAM YANSITAMAMIŞ BİR İSTANBUL HANIMEFENDİSİ Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Askerliğimi Erzurum Tabakhane’de; 29.Tümen Topçu Alayı Disiplin Subayı olarak yaptım. Mesai dışı saatlerimi ya üniversite kampüsünde, yahut Erzurum’da rahmetli Ahmet Polat’ın yayınladığı doğunun maruf ceridesi Hürsöz Gazetesinden geçirirdim. Hürsöz’ün Yazıişleri Müdürü ve Akajans’ın Erzurum temsilcisi merhum Durdemir Bilirdönmez bir gün“Mehmet Bey, Bugün Gazetesi’nde Şule Yüksel Şenler Hanım yazısında sizden bahsediyor!” dediğinde önce şaka sanmıştım, sonra doğru olduğunu öğrendim. Hemen Mehmet Şevket Eygi’nin yayınladığı Bugün gazetesini aldım. Sanırım tarih 19 Haziran 1969 idi aklımda kaldığı kadarıyla. Evet Şule Yüksel Şenler yazısında benim de ismimi geçiriyordu. Yazıda bahsedilen olayı hatırladım.

31Ağu/190

Mustafa Kafalı; hoca, asistan ve talebe… / Arslan BULUT

arslan bulutMustafa Kafalı; hoca, asistan ve talebe… / Arslan BULUT

Mustafa Kafalı adını gençlik çağlarımızda Antakya Türk Ocağı'ndaki büyüklerimizden duyduğumuzda "abide bir şahsiyet"ten bahsedildiğini hissederdik. Onun adını telaffuz eden hocalarımızın yüzleri aydınlanır, göz bebeklerinde kuvvetli bir ışık belirirdi. Mustafa Hoca, genç yaşında bu itibarı edinmiş bir tarihçiydi.

Mustafa Kafalı ile çok sonraları tanıştım. Trabzon Türk Ocağı başkanı Prof. Dr. Mithat Kerim Arslan'ın büyük gayretleriyle 1998 yılında toplanan Trabzon tarihi sempozyumuna, gazeteci olarak davetliydim. Sempozyumun Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kafalı idi. Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu ve Türk tarihiyle ilgili çok değerli akademisyenler oradaydı. 2001 yılında yapılan Trabzon ve Çevresi Tarih; Kültür ve Edebiyat Sempozyumu'nda da Kafalı Hoca aynı konumdaydı. Her iki sempozyum sırasında Trabzon televizyonlarında tarih sohbetleri yapmıştı.

Hoca, orada da derleyici, toparlayıcı niteliğiyle birlikte, engin bir tarih bilgisinin yanında başka bir özelliğini de sergiliyordu: Tarihin bugün için bize ne ifade ettiğini açıklayabilmek... 

30Ağu/190

Orta Avrupa Gezi Notları (II) Berlin: Yarısı doğu, yarısı batı, arası Türkiye… / Fazlı KÖKSAL

berlin-guide-lead-2018Orta Avrupa Gezi Notları (II) Berlin: Yarısı doğu, yarısı batı, arası Türkiye… / Fazlı KÖKSAL

23Ağu/190

AMAN NE OLACAKSANIZ OLUN, SAKIN ‘SIRADAN VE SÜRÜDEN’ OLMAYIN! – Prof.Dr. Ahmet Haluk DURSUN

indirTrafik kazasında hayatını kaybeden Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Haluk Dursun hocadan, gençlere ÇOK ÖNEMLİ 20 öğüt:

AMAN NE OLACAKSANIZ OLUN, SAKIN 'SIRADAN VE SÜRÜDEN' OLMAYIN!
"Sevgili Gençler, gözümüzün bebeği, geleceğimiz gençler! Ne olur:

1- Meraklı insan olun; duyarsız, ilgisiz, heyecansız insan olmayın. Merak etmeye kendinizi alıştırın. Öğrenmenin başı merak etmektir.
Üzerinize vazife olmayan şeyleri de merak edin. Başta, tabiatı merak edin. Mesela, barajlardaki su seviyesini, buğday rekoltesini, fındık taban fiyatlarını, bu sene gelen turist sayısını, en çok hangi filmin izlendiğini, en fazla hangi kitabın sattığını, hangi müzenin gezildiğini, arkeolojik kazılarda neler bulunduğunu, nerenin nesinin meşhur olduğunu merak edin.

2- Bir merakınız olsun. Güzel sanatlarla ilgili bir merakınız olsun. Şiir yazamasanız bile ezberleyin.
Koleksiyoner bir ruha sahip olun. Ayrıca gezmeye, görmeye, öğrenmeye meraklı olun.

3- Soru sorma alışkanlığı edinin. Doğru adama, doğru soruyu sorun! Bizim millet 'Bilmiyorum' demez...
Takipçi olun; konularınızı, işlerinizi takip edin

4- Öğrenmeye doymayın. İşi, konuyu sadece ehlinden dinleyin, uzman görüşüne önem verin. Kesin karar vermeden önce şüphe edin.

5- Takipçi olun. Konularınızı, işlerinizi takip edin; kendi haline bırakmayın. Hele, kendi işinizi başkasına hiç bırakmayın. Eloğlu, elâlemin eşeğini ıslık çalarak ararmış. Kurda 'Niçin ensen kalın?' demişler, 'Kendi işimi kendim görürüm.' demiş.

22Ağu/190

SOSYAL MEDYADA ANLAMAK VE ANLATMAK – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

SOSYAL MEDYADA ANLAMAK VE ANLATMAK - Ruhittin SÖNMEZ

Sosyal medyada yorum yapan herkes bir bakıma “yazar” sayılabilir. Buna WhatsApp gruplarının üyeleri de dâhil.

Ancak yazarlık riskli bir iştir. Yasal ve hatta sosyal açıdan sıkıntılara da yol açabilir.

Nitekim sosyal medyada bırakın farklı dünya görüşünden olanları, aynı görüşten olanlar arasında bile sert, incitici ve yaralayıcı klavye kavgalarına şahit oluyoruz.

Karşısındakine “ayar vermek, lafı gediğine oturtmak, hak ettiği cevabı vermek” gibi kaygıların yılların dostluklarını yıkabildiğini görebiliyoruz.

Günümüzde tamamen benzer görüşleri paylaşanların, bir dernek, siyasi parti veya bir menfaat grubuna dahil olanların oluşturduğu WhatsApp grupları çok yaygın. Üyelerinin haberleşmek, duygu ve fikirlerini paylaşmak için kurduğu bu gruplarda bile dozu kaçmış tartışmaların çok sayıda örnekleri var.

Kalplerin kırıldığı, alınganlıkların, dargınlıkların ve hatta düşmanlıkların oluştuğu bu tartışmalar yüzünden bazen WhatsApp gruplarının kapatıldığı, iletişimsizliğin tercih edildiği görülüyor.

Facebook, Twitter gibi alanlarda arkadaşlıktan çıkarma, engelleme gibi önlemlere başvuruluyor.

Son derece faydalı ve olumlu birer araç olarak kullanılabilecekken, bu mecralar neden öfkelendiğimiz, kızdığımız, alındığımız veya kavga ettiğimiz birer alana dönüşüyor?

20Ağu/190

“Yadigar-ı Vatan” Işığında Dış Dost ve Düşmanları Seçmek – Ruhittin SÖNMEZ

Vefat haberini aldığımız değerli bilim adamı, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun’a rahmet diliyoruz.
Ayasofya Müze Müdürü iken Kocaeli Aydınlar Ocağı heyetimizi ağırlayan Haluk Dursun Bey, müze-konferans dediği bir usulle bizzat bilgilendirerek müzeyi/camiyi gezdirmişti.
Ocağımızda misafir olarak konferanslar vermişti. Boğaziçi gezimizde vapurda sahil boyunca sıralanan bütün tarihi ve sanat değeri olan yapıları anlatarak rehberlik etmişti.
Av. Ruhittin Sönmez kardeşimiz, Körfez ilçesinde verdiği bir konferansı dinledikten sonra aşağıdaki yazıyı yazmıştı.
Allah rahmet eylesin, mekanı Cennet olsun..

“Yadigar-ı Vatan” Işığında Dış Dost ve Düşmanları Seçmek – Ruhittin SÖNMEZ

Yunanistan'da Aynoroz (veya Aynaroz) denilen bir yarımada ve burada 20 kadar manastır vardır. 10. yüzyılda dini bir topluluk olarak doğan Aynoroz Bizans, Osmanlı ve Yunan egemenlikleri boyunca özerk bir devletçik olarak yaşamayı başarmış. Bu devletçik 20 manastırı temsil eden 20 kişi ve küçük bir meclis tarafından yönetilir ve Yunanistan'a bağlıdır. Nüfusunun çoğunluğu rahiplerden meydana gelir ve 2.250 kişi kadardır. Aynoroz nüfusunun tamamı erkektir. Aynoroz'a kadınların girmesi yasak olduğundan Dünya ve Yunanistan'ın tek kadınsız bölgesidir. Aynoroz'un 20 manastırı da ortak bir plana göre ortak bir mimari yapıda inşa edilmiştir. Hepsi kuleli bir surla çevrilmiş olan geniş avlulu kalelerdir.

Aynoroz'a gidebilmek için önce Yunanistan'dan vize almanız gerekiyor. Bu da yetmiyor Türkiye'deki Fener Rum Patrikhanesi'nden de vize almanız icap ediyor. Ortodoks oldukları için, Aynoroz'daki manastırlar yüzlerce yıldan beri Fener Rum Patrikhanesine bağlılar.

Doç. Dr. Ahmet Haluk Dursun bir Türk'ün girmesinin neredeyse imkânsız olduğu bu yere Ortodokslarca çok önemli olan Ayasofya Müzesinin Başkanı olduğu için girebilmiş ve ayinlerini izleyebilmiş. Ayini yöneten dini lider kendisine (Türklere bakışını gösteren) şu sözü söylemiş: "Sizi kâfir kontenjanından ayinimize dâhil ettik."

17Ağu/190

ORTA AVRUPA GEZİ NOTLARI (I) : AMSTERDAM ve BRUGGE – Fazlı KÖKSAL

20190721_212458ORTA AVRUPA GEZİ NOTLARI (I) : AMSTERDAM ve BRUGGE – Fazlı KÖKSAL

ABD’de yaşayan kızım, “Baba AB vizem bu yıl dolacak, Avrupa’da Hollanda ve Almanya’yı görmek istiyorum…  Amsterdam, Brugge ve Berlin’e gideceğim. Siz de gelirseniz bir de Prag’ı ilave ederiz. 7-8 gün kafi gelir. Gidelim mi?” deyince kabul ettik… Kızım uçak, tren biletlerini, kalacağımız otelleri ayarladı… 21.07.2019 günü Pegasus ile Ankara’dan İstanbul’a, İstanbul’dan  Amsterdam’a uçtuk. Yolculuk süresince Dücane Cundioğlu’nun Ölümün Dört Rengi’ni bitirdim. 14.00 sularında Amsterdam’a ulaştık…

16Ağu/190

SAGALASSOS’UN İLHAMI İLE – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sSAGALASSOS’UN İLHAMI İLE - Ruhittin SÖNMEZ

Doğup büyüdüğüm Bucak (Burdur) ilçesine çok yakın, Ağlasun ilçesi sınırlarında, eski
medeniyetlerin önemli tarihi şehirlerinden birinin kalıntıları var.
Bayram vesilesiyle geldiğim memleketimden sadece 36 km mesafedeki Sagalassos isimli bu
muhteşem antik kenti ziyaret ettiğimde derin duygulara kapıldım.
Sagalassos MÖ 6500 yıllarında bile yerleşik düzenin olduğu bir kent imiş. MÖ 3000-2000 yılları arasında daha sonra Pisidia adını alacak olan bölgeye Hititlerin bir kolu olan Luwi’ler yerleşmiş.
MÖ 333’ de Büyük İskender bölgeyi kendi topraklarına katmak istemiş. Bu dönemde bölgeye Helen kültürü hakim olmuş.
Daha sonra antik Grek ve Roma etkisi altında yerel kültür gelişmiş. Doğu Roma
İmparatorluğu’nun egemenliği altına girerek en parlak dönemini yaşamış. O dönemde “Pisidia’nın birinci kenti” ünvanını almış. MS 4. Yüzyıldan itibaren Hıristiyanlaşan bölge, MS 13 yüzyılda Selçuklu Türklerinin hakimiyetine girmiş.

9Ağu/190

Ferdi ve Toplumsal Sorumlulukla İlgili Ayetler – Ahmet TEKİN

ahmettekinFerdi ve Toplumsal Sorumlulukla İlgili Ayetler – Ahmet TEKİN

17/11 İnsan hayır dua edip hayrı talep ettiği gibi, beddua da eder, şerri  davet eder. İnsan pek aceleci bir tabiata sahiptir.

17/12 Biz gece ve gündüzde, varlığımızı, birliğimizi, kudretimizi, ilmimizi, hikmetli icraatlarımızı gösteren iki önemli fizikî delil planlayıp yerleştirdik. Sonra Rabbinizin nimetlerini aramanız, iş ve ticaret yapmanız, kazanç sağlamanız, ayrıca yılları kayda geçirerek  faydalanabilmeniz, zaman planlaması ve vakti belirleyip tayin edebilmeniz için, gece gördüğünüz delilin, ayın aydınlatma ve ısıtma özelliklerini gidererek, evreler halinde dönüşünü sağladık, gündüz gördüğünüz delilin, güneşin eşyayı, kâinatı iyice aydınlatmasını temin ettik. İşte biz kanunlarımızın üzerlerinde cari olduğu her şeyi bütün ayrıntılarıyla anlattık.

17/13 Her insanın, uğurlu ve uğursuz saydıklarının, işledikleri hayır ve şerden paylarının sorumluluklarını, rızıklarını kazanma mükellefiyetlerini, kendi iradî tercihleri sebebiyle boyunlarına yükledik. Kıyamet günü, karşılaşacakları amel defterlerini açılmış halde önlerine çıkarırız.

17/14 “- Kitabını, amel defterini oku. Bugün hesap gören olarak sana nefsin yeter.”

17/15 Kim hür iradesiyle hidayeti tercih eder, İslâm’da sebat ederse, sadece kendi iyiliği, kurtuluşu için hak yola girmiş, İslâmî hayatı yaşamış olur. Kim de başına buyruk hareket ederek hak yoldan uzaklaşır, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih ederse, yalnızca kendi felâketini hazırlamış, kendisi zarara, ziyana uğramış olur. Hiçbir günahkâr, günah yüklü, suçlu bir kişi, başkasının günahının suçunun cezasını çekmez. Biz, tebliğ ile görevli, özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere bir Rasul göndermedikçe kimseye azap edecek değiliz.

17/16 Biz bir memleketi helâk etmek istediğimiz zaman, varlıklı şımarıklarını idareci yapar, iktidara getiririz. İlâhi-İslâmî emirleri uygulamayı emrettiğimiz halde, onlar orada, doğru ve mantıklı düşünmeyi terk ederler, hak dine itaat dışına çıkarlar, günah, isyan, inkâr bataklığına dalarlar. Hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, sana ve Kur’ân’a itibar etmedikleri için, o memleket halkı gerekçeli olarak cezaya müstehak olur. Biz de orayı darmadağın ederiz.

Ahmet Tekinin Mealinden

Kategori: Makale Yorum yok