Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
3Nis/130

Akşam Kaçta Yatıyoruz? – Yrd. Doç. Dr. Süleyman COŞKUNER / Akademisyen

eskifotoraflar101_thumbAkşam Kaçta Yatıyoruz? - Yrd. Doç. Dr. Süleyman COŞKUNER / Akademisyen

Yaratıcımız, "sizlere gecelerini örtü yaptık, uyuyup dinlenesiniz" diye buyurmaktadır.

Tıp bilimi, vücut hücrelerimizin saat 23 ile 03 arasında yenilendiğini ispat etmiş durumdadır.

Yatsı namazının isminin de yatmakla ilgili olduğundan dolayı, muhtemelen yatma zamanını belirttiği muhtemeldir.

En güzel ve verimli uyku süresinin 7-8 saat arası olduğu, 9 saatten fazla uykunun da metabolizmaya zararlı olduğu uzmanlarca belirtilmektedir.

Sabah kalkma zamanın da, sabah ezanı ve namazı olduğu bir aşikardır.

Zira, günün en güzel, verimli, etkin, vücudu harekete geçiren, enerji veren, oksijeni bol, ümit veren, çalışmaya başlamak için en uygun zaman, sabah namazı ile birlikte güneşin doğma anıdır.

2Nis/130

Bütün bunlar Orta Asya efsaneleri mi? – Prof. Dr. İskender ÖKSÜZ

Bütün bunlar Orta Asya efsaneleri mi? - Prof. Dr. İskender ÖKSÜZ

Olmayan bir milleti var etmek ne kadar zorsa olan bir milleti yok etmek de o kadar yokuş yukarı bir çabadır. Türkmeniyle, Kürdüyle, Çerkezi ile ve en büyük çoğunluk olan, etnisitesini artık hatırlamayan, etnisitesi umurunda bile olmayan çağdaş halkıyla Türk Milleti bu topraklarda hükümrandır.

Türkiye’nin memurları bir adada barış görüşmeleri yapıyorlardı. Sonunda silahlar susacak, sulh olacak ve analar artık ağlamayacaktı. Nihayet anlaştılar, işlerini bitirdiler, bir gemiye bindiler, yüksek bir moralle, neşeyle rıhtıma çıktılar ve coşkuyla karşılandılar. Başkentte bayram havası esiyordu. Pek de taviz verilmeden barışa ulaşılmıştı. Silahların susmasını, anaların ağlamamasını, barışı istememek için hasta veya sapık olmak gerekiyordu. Yine de kuşkulu davranan birkaç kişi vardı. Böyleleri hep vardır zaten. O günün havasına göre bunlar hastalıklı ruhlardır veya sabotörler…

Döndükleri tarih nedir dersiniz? 1 Kasım 1918!.. Siz ne sanmıştınız?

29Mar/130

Yalancı bahara Sezai Karakoç darbesi!

200-54998fb623Başbakan Erdoğan’ın sık sık şiirlerinden alıntı yaptığı Sezai Karakoç, partisinin il toplantısında hükümetin yalancı barış ve anlaşmalarla halkı kandırdığını belirtti

Sezai Karakoç’un AKP ile yıldızının hiç barışmadığını biliyoruz. Ancak mahalleye şirin gözükme gayretinden olsa gerek Karakoç’a zaman zaman çeşitli ödüller de veriyorlar. Şimdiye kadar Karakoç bu ödüllerin hiç birisini gidip almaya tenezzül etmedi. Bu zamanda zor bulunan bu haslete sahip olup dik durduğu için farklı kesimlerce de takdir ediliyor.

28Mar/131

ALTUNKÖPRÜ Şehitleri duygumuzda yaşamaktadır – Sadun KÖPRÜLÜ

kerkuk-sadun-koprulu  ALTUNKÖPRÜ Şehitleri duygumuzda yaşamaktadır - Sadun KÖPRÜLÜ

Irak Türklerinin tanınan, Türk toprak yerlerinden, Kerkük’e bağlı Türk bölgesi Altunköprü 28 Mart 1991 tarihinde, kıyıcı Saddam tarafından soykırım katliama uğramıştı.

27Mar/130

STRATEJİK AKIL VE DEVLET YÖNETİMİ – Prof. Dr. Nurullah AYDIN

Devlet yönetimi; ciddiyet ister, bilgi ister, tecrübe ister, tarihi algılamak ister, öngörü ister.

Milli güçler, birikimli yetenekli, kararlı, planlı değilse; küresel güçler, karanlık merkezler, işbirlikçileri yetiştirir, iktidara getirir ve kullanırlar.

İşbirlikçiler; iç ve dış destek ile orada uzun yıllarda oturabilirler. Kullanılma süresi sonrası deliğe süpürülebilirler. Ama ülkeye devlete verdikleri zararı, insanlar çeker.

Tarih boyunca her coğrafyada temel gerçeklik bu algıdır.

Bakın; kanlı iktidar çatışmaları Arap baharı kamuflajı altında Arap dünyasında devam ediyor. Müslümanlar iktidar için birbirlerini katlediyor, kendi kentlerini yakıp yıkıyorlar.

Türkiye; yüzyıllar boyunca başta Anadolu, Ortadoğu, Balkanlar ve Kuzey Afrika’da barışın, huzurun, adaletin temsilcisi olmuştur. Farklı dine mensup olanları ve farklı etnik halkları bir çatı altında tutan çimento Osmanlı devleti dağılınca, 100 yıldır süren kaos, çatışma alanı oldu. İngilizler ve Fransızlar; bölgeyi sömürgeleştirdi, sınırlar çizdi, halkları böldüler

26Mar/130

İnsanlığın Ayıbı: Yaşlı İstismarı – Prof. Dr. Osman Celbiş

İnsanlığın Ayıbı: Yaşlı İstismarı - Prof. Dr. Osman Celbiş

Geçtiğimiz hafta 18-24 Mart yaşlılar haftası idi. Özellikle takip ettim, bu konuda neler yapılıyor diye. Ulusal medyada bir habere rastlayamadım. İnternet sitelerinde birkaç küçük haber, hepsi bu kadar. Yaşlılarımızı yine hatırlamadık…

Yaşlanma ayrıcalıksız her canlıda görülen, tüm işlevlerde azalmaya neden olan kronik ve evrensel bir süreçtir, yani bizde yaşlanacağız…

Ülkemizdeki yaşlı nüfus oranı yükseliyor. Tahminlere göre Cumhuriyetin yüzüncü yılında yaşlı nüfus toplam nüfusun %10’una ulaşacak. Bunun anlamı yaşlı bir nüfusa sahip olacağız.

Peki, yaşlılarımızın durumu ne? Bunu tam olarak bilmiyoruz. Çünkü elimizde yeterli veri yok. Ama ciddi bir risk var, yaşlı istismarı. Tüm dünyada yaşlı istismarı artmakta.

25Mar/130

Diyarbakır’dan Türkiye adı silindi! – Necati Doğru

nonameDiyarbakır’dan Türkiye adı silindi! - Necati Doğru

Diyarbakır’da önemli, anlamlı, tarihi bir gün yaşadık. Cin şişeden çıkartılmıştı. Dün “cinin bir daha şişeye geri girmeyeceği” ilan edildi. Yeni bir dönem açıldı ve “Vur gerilla vur… Kürdistan’ı kur…” isyanı ile başlatılan kopuşu kurgulayanların zafer günü, Diyarbakır’da Abdullah Öcalan’ın manevi huzurunda yapıldı.

Meydan silme doluydu.

Türkiye adı silinmişti.

Kardeşlik bitirilmişti.

Aynı caminin…

Aynı kıblenin…

Aynı toprağın…

Aynı tasanın…

Aynı kaderin…

Aynı geçmişin…

Aynı bayrağın…

Aynı vatanın…

Aynı kültürün…

İnsanları kopmuştu.

Türk ile Kürt ayrılmıştı.

24Mar/130

Bilgi Toplumunda Kimliklerimiz – Yunus ÖZEN

Yunus-Ozen-Ahsen-Okyar-Av-Ruhittin-Sonmez753Bilgi Toplumunda Kimliklerimiz - Yunus ÖZEN

(Aşağıdaki yazı 18 Mart 2011 tarihinde sanal kimlikler üzerine benimle yapılan bir röportaj için verdiğim cevapların tamamıdır.)

Sanal Kimlik diye bir tanımlama sizce doğru mu?

Sanal derken interneti kastediyorsak, evet. İnternette bir takım işler yaparken iz bırakıyoruz. Sanal dünyada da bir kimlik inşa ediyoruz yani. Ama zamanla fiziksel dünyadaki kimliğimizle sanal dünyadaki kimliğimiz bütünleşmeye başladı. Gelecekte sanal kimlik tanımlamasına ihtiyaç duyulmayacak kadar iç içe geçmiş kompleks bir kimliğe sahip olacağız.

23Mar/134

Üzülüyorum / Prof. Dr. Mehmet Mehdi ERGÜZEL

indirÜzülüyorum, geriliyorum, kaşlarım çatılıyor... / Prof. Dr. Mehmet Mehdi ERGÜZEL

Diyarbakır'da 21 Mart'ta Türk bayrağı bulundurulmadığına, inanamadım...

Devletimiz neredeydi ve ne kadar da sabırlıydı... ne demekti bu?
Üzülüyorum, geriliyorum, kaşlarım çatılıyor...

Düşünüyorum:
1920' de, İstanbul'un haçlı sürüleriyle işgaline meydan okuyan, yabancı bayrakların asıldığı, sultan Fatih'in Peygamber müjdeli diyarında, esarete meydan okuyan ve "Kara bir gün" yazısıyla kendi idam hükmünü eliyle imzalayan 93 yıl öncesinin Diyarbakırlı yiğidi Süleyman Nazif'ini hatırlıyorum, yine kaşlarım çatılıyor..

20Mar/130

ABD’de birileri Anayasadan AMERİKAN lafını çıkarın desin hele…

image  310 Milyonluk Amerika Birleşik Devletleri nüfusunu oluşturan halklar;

1--Almanlar; 50 Milyon
2--İrlandalılar; 38-40 milyon (İrlanda nüfusundan fazla)
3--İngilizler; 30 Milyon
4--Meksikalı; 25-28 milyon
5--İskoçlar; 25 milyon (İskoç'ya nüfusundan fazla)
6--Amerikalı; 22 Milyon
7--İtalyanlar; 18 Milyon
8--Polonyalılar; 10 Milyon
9--Fransızlar; 10 milyon
10-Hollandalı; 6-8 Milyon

19Mar/130

MİLLET KENDİSİ ADINI KOYAR! – Özcan PEHLİVANOĞLU

SAM_9267_thumbMİLLET KENDİSİ ADINI KOYAR! - Özcan PEHLİVANOĞLU

Kendisinin de kürt olduğu söylenilen Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, “Yeni Anayasa” çalışmaları kapsamındaki millet tarifinin nasıl olacağına dair “Millet kendisi bunun adını koyar. Dışarıdan ad koymaya gerek yok” demiş.

Türk Milletinin kendi kendini düşürdüğü hale bakın...

Türk Milleti, oylarıyla ve ezici bir çoğunlukla iktidara getirdiği ve de 11 yıldır iktidarda tuttuğu AKP’nin bakanından neler işitiyorda sesini çıkartmıyor.

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, sanki bu milletin adı “Türk” değilmiş gibi, yeni anayasada milletin kendisine bir ad koyacağını söylüyor.

El insaf! “Türk Milleti” binlerce yıldır adını ve varlığını muhafaza ediyor ama beyefendi yeni bir ad koymaktan bahsediyor.

18Mar/130

MÜTAREKE AYDINLARI MI, MÜZAKERE AYDINLARI MI?–Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

2013-03-17 14.15.15-1MÜTAREKE AYDINLARI MI, MÜZAKERE AYDINLARI MI? – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

Milliyet gazetesinde(15.03.2013) “Barışa omuz vermeye çalışıyoruz!” başlıklı 400 “demokrat” aydının(!) milletimizi İmralı Müzakerelerini desteklemeye davet eden bir ilanı yayınlandı. Sürece destek veren bu “demokrat” aydın grubu verdikleri ilanda “İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan ile yürütülen görüşmeler, özlemini çektiğimiz barışın kapısını ciddi bir biçimde aralamıştır. ……TBMM’nden başlayarak, çözüme katkı sunabilecek bütün taraf ve kesimleri sürecin parçası haline getirmek demokratik, adil ve kalıcı çözümü kolaylaştıracak ve hızlandıracaktır. Bizler bu doğrultuda atılacak demokratik adımları, adresine bakmadan sahipleneceğiz” diyorlar.

Bu “Müzakere Havarisi”,Barış Goygoycusu” çok demokrat(!) aydınlarımız ve bunların çöreklendiği sivil toplum kuruluşları bizim malumumuzdur. Bunlar ne kadar, Atatürk, Cumhuriyet, Türklük ve Türk ordusu aleyhinde siyasi girişim olursa, hemen yanında yer alan sivil destekçileridir. Hatta Ermenilerin Türk milletine attıkları soykırım iftirasının bile savunucularıdırlar. Anayasamızı, Avrupa Birliğiyle, Alman Vakıflarıyla ve Öcalan’ın şahsında PKK ile pazarlık konusu yapan bütün girişimlerin başdestekçileridir. Milliyetçiler, vatanseverler, PKK ile savaşan komutanlarımız tutuklanırken “demokratikleşiyoruz” diye bayram edenler bunlardır.

17Mar/131

Türkiye’yi bölüyorlar körmüsün?.. / Yüksel ERCAN

timthumbTürkiye’yi bölüyorlar Körmüsün?.. / Yüksel ERCAN

İçerisinde bulunduğumuz şu günlerde Türk milletinin gözünün önünde cereyan eden hadiseler adeta küçük dilimizi yutturacak cinsten, Türk Milletini paramparça etmek, herkesi birbirine düşürmek adına ismine “Açılım” denilen safsata ile sergilenen oyun akıllara ziyan bir şekilde sergileniyor.

Şehit kanları ile sulanmış vatan topraklarını bekleyen tehlikelere karşı neler yapılacağı daha doğrusu başımıza gelenler ile ilgili yıllar önce OZAN ARİF’in yazdığı şiir galiba durumu en ince detaylarına kadar açıklıyor.

Temennimiz odur ki Ozan Arif’in gördüğü ama Ülkeyi yönetenlerin göremediği bu olumsuzluklar bir an önce ortadan kaldırılsın ve Türk milleti de rahat bir nefes alabilsin.

16Mar/130

ZAMAN TÜNELİ – Nihal Özgirgin

201334105333ZAMAN TÜNELİ - Nihal Özgirgin

Zaman öyle bir kavram ki, geçmiş ile günü bazen birbirinden ayırmak hakikaten zorlaşıyor. Bunu “tarih tekerrürden ibarettir” diye ifade edenler de mevcut.

Hakikaten böyle mi?

15Mar/130

Profesör – Yılmaz Özdil

249b Yılmaz Özdil 07 Mart 2013

Profesör

Ergenekon’dan tutuklanan Profesör Haberal hakkında 500 bin civarında haber-yorum yapılmış...

Bunca haber-yorum yapılırken, Profesör Haberal’la görüşüp, fikrini soran gazeteci sayısı kaç biliyor musunuz?

*

Sıfır!

Evet, sıfır, hiç yok... Dört senedir hapiste bulunan, gıyabında her türlü atılıp-tutulan Profesör’le bi kez olsun yüz yüze konuşup, siz ne düşünüyorsunuz diye soran gazeteci, görülmedi maalesef.

*

Halbuki zamanında, özellikle Ankara basını için en popüler insanlardan biriydi. Bırak gazeteciliği filan, eski dostluğa binaen, halini hatırını sormak için bile olsa gidilmeliydi. Gidilmedi.

14Mar/130

Türk korkusu! – Yrd. Doç. Dr. Banu Gürer

201322283118Türk korkusu! – Yrd. Doç. Dr. Banu Gürer

İnsanların en önemli özelliklerinden biri hafızalarıdır. İnsanı insan yapan hususların en başlarında yer alır hafıza. Zira bizi bizi yapan tecrübeler ve kazanımlar hafıza yoluyla hayatımıza anlam katar ve bize yol gösterir.

13Mar/130

ORGAN BAĞIŞI – Dr. İsmail Çapcı

09.03.2013-09.01.23__degisen

ORGAN BAĞIŞI - Dr. İsmail Çapcı

Bizim yada en sevdiklerimizden birinin organ nakline ihtiyacı olursa ne yaparız? Onları yaşatmak için nelerden vazgeçebileceğimizi bir düşünün! Bir gün daha bizimle kalması için neleri feda edebileceğimizi? Ve bu durumdaki binlerce gözü yaşlı insanı…..

Lütfen… Organ bağışına destek verelim, duyarlılık gösterelim!

Birkaç gün önce hakkın rahmetine kavuşan Coşkun GÖRGÜN kardeşimizin yakınlarının göstermiş olduğu duyarlılıkta Organ Bağışının ne kadar önemli olduğunun hatırlama vesilesi olmuştur.

12Mar/130

LÂ TEHAF! / KORKMA! / DON’T FEAR! – Süleyman PEKİN

indirLÂ TEHAF! / KORKMA! / DON’T FEAR! -Süleyman PEKİN

“Kulnâ; Lâ tehaf, inneke ente’l a‘lâ / Şöyle dedik; Korkma, üstün gelecek olan sensin!”

“Kalû; Lâ tehaf velâ tahzen / Dediler ki; Korkma ve üzülme!”

Samimi olarak Müslümanlığa inanan fakat Kur’an bilmeyen, gâvuru sözde küçümseyen fakat özde korkuyla benimseyen ve üstelik can boğaz tokluğundan düşmediği, düşman mercimek tarlasını deşmediği sürece savaşa yanaşmayan bezgin bir milleti Allah’ın hitabıyla şokladı: KORKMA!

12Mar/130

Sağlık çalışanlarına şiddet durdurulabilir mi? – Prof. Dr. Osman Celbiş

Sağlık çalışanlarına şiddet durdurulabilir mi? - Prof. Dr. Osman Celbiş

Sağlık çalışanlarına şiddetin durdurulması nasıl mümkün olabilir?

Hasta ve hekim arasındaki ilişkinin hukuktaki karşılığı vekâlet sözleşmesidir. Bu sözleşme ile her iki tarafa da haklar ve sorumluluklar yüklemektedir.  İnsanlar arasındaki ilişkinin zaman içerisinde değişimiyle birlikte hasta-hekim ilişkisi de değişti. Hastaların hekimden, hekimin hastalarından beklentileri değişti. Hastalar ve yakınları hastalık ve tedavi hakkında daha fazla bilgi almak istiyor ve sürece aktif katılım istiyor. Hukuksal süreçte gelişen hasta hakları ile bu büyük oranda sağlandı. Hatta bazen hastalar ya da hasta yakınları bu hakları abartıp sağlık çalışanlarına yönelik saldırı için bir gerekçe gibi kullanmaya başladılar. Hasta kendi hakkı olduğu kadar hekimin de hakları olduğunu bilmelidir. Hak aramak başkasının hakkını çiğnemeye varmamalıdır.

Tıp fakültelerinin eğitim müfredatlarında hasta ile iletişim konusuna yer verilmelidir. Acilde, poliklinikte ya da serviste olsun her hastanın farklı psikolojide olduğu ve onlarla iletişimin çok önemli olduğu hekim adaylarına anlatılmalı ve iletişim becerilerine sahip hekimler yetiştirilmelidir.

İyi iletişim becerisine sahip hekimlerin saldırıya daha az maruz kaldıkları ve aleyhlerinde daha az dava açıldığı bilinmektedir.

11Mar/130

TARİHÎ AÇILIMLAR (Tarih tekerrür ediyor, sadece isimler değişik GİRİT AÇILIMI "MASAL GİBİ") – Prof. Dr. Mete GÜLMEN

  100_cr  TARİHÎ AÇILIMLAR (Tarih tekerrür ediyor, sadece isimler değişik
GİRİT AÇILIMI "MASAL GİBİ") - Prof. Dr. Mete GÜLMEN

YIL 1909. İttihat ve Terakki mensubu Edirne mebusu Haşim Bey, ağustos ayında Girit’te Rumlar tarafından hunharca öldürülen Osman Efendi (Koraşaki) ile Hüseyin Ağa (Subaşaki) adlı iki Türkün naaşlarını kartpostal yaptırıp devlet erkânına gönderdi.