Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
5Eki/130

DEMOKRASİ PAKETİ Mİ, PARÇALANMA BOMBASI MI?– Mustafa KÜPÇÜ

indirDEMOKRASİ PAKETİ Mİ, PARÇALANMA BOMBASI MI? – Mustafa KÜPÇÜ

Başbakan, “demokrasi paketi”ni açıkladı.

· Bu paketi hazırlarken “demokratik bir süreç” işletilmedi.

Muhalefetin, demokratik kitle kuruluşlarının, üniversitelerin görüş, öneri ve katkılarına ihtiyaç duyulmadı. Oysa, demokrasi, tek kelimeyle “KATILIM” dır. Bu pakette katılım yok!

· Başbakan, iki yıl önce 23 Nisan’da, birkaç dakikalığına koltuğuna oturan küçük çocuğa; “Sen şimdi Başbakansın. İster asar ister kesersin!” diyerek demokrasiden ne anladığını açıklamıştı!

· Bu “sözde demokrasi” paketi ile, Türk Alfabesi tahrif ediliyor. Üç harfin eklenmesiyle ne Türk diline ne de Kürt diline katkı sağlayamazsınız. Türkçe dışında dil ve lehçelerle eğitim, “Eğitim Birliği” ilkesine aykırıdır ve bölünme sürecinin ilk adımıdır!

· Bugün, demokrasisi en gelişmiş ülkelerde bile, “ulus bilincini” geliştirmek için, “Andımız” benzeri antlar söylenmektedir. İşte ABD okullarında her gün söylenen ant; “Amerika Birleşik Devletleri’nin bayrağına ve o bayrağın simgelediği cumhuriyete bağlılık için ant içiyorum. Herkes için özgürlük ve adaletle Allah’ın gözetiminde, bölünmez tek vatan.”

310 milyonluk ABD’de “Amerikalı” yalnızca 22 milyon kişi. Kalanı hemen her ülkeden ABD’ye gelmiş, “ABD Vatandaşı” olmuş insanlar. Bunların hiç biri resmi dairelerde “resmi dil” dışında dilekçe veremez!

4Eki/130

BARANTA: HUN TÜRKLERİNİN SAVAŞ SANATI – Derleme ve Çeviri: Dr. Hasan Günaydın

xBARANTA: HUN TÜRKLERİNİN SAVAŞ SANATI - Derleme ve Çeviri: Dr. Hasan Günaydın

Baranta 19. - 20. yüzyıllarda yaşamış Hun Türkleri’nden kalma bir savaş sanatı olup hem silahlı hem de silahsız döğüş tekniklerini içerir. Fakat bu sanat, Hunların geçiş yolları boyunca yerleşmiş Kazaklar, Türkler ve Avarlar gibi kavimlerin de kültürlerinden etkilenmiştir. Bu kavimlerin savaş teknikleri Baranta’nın gelişiminde önemli bir rol oynamıştır.

Baranta’nın kelime anlamı savaşa hazırlanmaktır. Macaristan’ın çevresindeki ülkelerde ise “yağma” anlamında kullanılmaktadır. Kafkas halkları arasında “kan dökmeden mücadele etmek” yada “savaş sanatı müsabakaları” anlamı da taşımaktadır. Başka bir kullanım şekli “yasaları ihlal edenlerden ganimet almak” veya “haklı kazanç elde etmektir”.

Baranta kelimesi Moğolca’da “Barimta”, Kazakça’da “Barymta”, Çağatayca’da ise “Baranta” şeklinde kullanılmaktadır. Kırgızca ve Kazakça’da “haksızlık edenden intikam almak” anlamına gelmektedir. Baranta kelimesi Macaristan’ın Hun (Somogi, Ormansag, Göçse ve Örseg) nüfusunun yoğun olduğu batı ve güney bölgelerinde tarih boyunca kullanılagelmiştir. Buralarda silahlı çarpışma, yasal yollardan güç kullanma ve savaşa hazırlık Baranta ismiyle anılmaktadır. Bazı Kafkas halklarında silahlı talimlerin yapıldığı yere de aynı isim verilmektedir. Eski kaynaklarda ise Baranta GÜNEŞİN SAVAŞÇILARI demektir.

3Eki/130

AVARLARIN GÖÇÜNÜN TÜRK VE AVRUPA TARİHİNE ETKİSİ – Prof. Dr. Ahmet TAŞAĞIL

2011326727AVARLARIN GÖÇÜNÜN TÜRK VE AVRUPA TARİHİNE ETKİSİ - Prof. Dr. Ahmet TAŞAĞIL

Avarlar, Avrupa tarihinde Hun’lardan sonra büyük ölçüde etkili olan ikinci Türk kavmidir. Hakikaten Avar’lar, Attila gibi büyük liderleri olmamasına rağmen, Avrupa’nın ortasını ve doğusunu sarsmış ve etnografik yapısını değiştirmişlerdir. Yaklaşık 558-805 yılları arasında siyâsî varlıklarını yaşatmış olmalarıyla birlikte, kültürel etkileri yıkılışlarından sonra da asırlarca devam etmiştir.

Avarların menşei konusunda önceleri bir çok tartışmalar yapıla geldiği halde Moğol olmayıp, Türk oldukları artık kesinlik kazanmıştır. Hazar denizinin kuzeyinden Fransa içlerine kadar çok geniş bir sahaya yayılan Avarlar, Bizans kaynaklarında “Abares, Abaroi”, Latin kaynaklarında “Awares”, Slav kaynaklarında “Aban, Obri, Obor” şeklinde zikredilmişlerdir.

image001  Bizans tarihçisi Simokattes’in (7 yy. 2.çey.) verdiği 558′de, Orta Asya’dan gelerek Bizans imparatorluğunun doğu sınırlarına yerleşen Moğol Juan-juanların, Avarlarla aynı olduğuna dâir haber, Moğol kabileleri arasında War-khun adına benzeyen Var-guni (Barguni) adlı bir kabilenin yaşadığının tesbit edilmesi ve Macaristan’da bulunan Avar mezarlarında Mongoloid insan iskeletine tesadüf edilmesi, bu Türk kavminin Moğol menşeli sayılmasına sebep olmuştur. Bunun yanında Avarların Fin-Ugor veya Ogur menşeli olduğunu ileri sürenler de olmuştur.

3Eki/130

Hastane önünde incir ağacı – Kenan Serhat İNCE

20121126231419Hastane önünde incir ağacı – Kenan Serhat İNCE /14 Aralık 2012

Türk müziği, kapsamlı ve çeşitli bir müzik kültürü olarak dünya müzikleri arasında saygın bir yerde bulunuyor. Türk halk müziği, Türk sanat müziği, pop, rock, caz, klasik Türk müziği ve tasavvuf müziği gibi birçok rengi barındırıyor.

İlk yazımda, Türk müziği türleri içerisinde diğerlerine göre büyük bir farkla öne çıkan halk müziğinden biraz bahsetmek istiyorum.

Halk müziği ezgileri yani türküler anonimdir, yakanı, bestekarı belli olmayan ezgilerdir. Diğer türlerdeki gibi sadece ezgi olması için bir kişinin sözünü, bestesini yapması şeklinde oluşmazlar. Bir felaket olur ya da güzel bir olay yaşanır. Bu olay destanlaşıp dilden dile söylenir ve yöredeki mahalli sanatçılar tarafından ezgilendirilir. Yıllarca yörede yorumlanarak şekillenir ve genellikle TRT sanatçılarının çalışmaları sonucu yöre tavrına uygun olarak notaya geçirildikten sonra repertuara alınır. İcra edildikleri bölgeye, yöreye mal olmuşturlar. Her birinin yaşanmışlığı, hikayesi vardır. Kişilerin hayallerinde hayat bulmazlar.

2Eki/130

TÜRKİYE’DE SİYASİ PARTİLER – Prof. Dr. Nurullah AYDIN

TÜRKİYE’DE SİYASİ PARTİLER -  Prof. Dr. Nurullah AYDIN

Türkiye’de 75 siyasi parti var. Ancak seçime katılacakların sayısı ancak 22 adettir.

Partiler ve kuruluş tarihleri;

1- Demokrat Parti (DP) 23.06.1983

2- Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) 07.07.1983

3- Millet Partisi (MİLLET) 22.03.1984

4- Demokratik Sol Parti (DSP) 14.11.1985

5- İşçi Partisi (İP) 02.03.1992

6- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 09.09.1992

7- Genç Parti (GENÇPARTİ) 26.11.1992

8- Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) 03.01.1993

9- Büyük Birlik Partisi (BBP) 29.01.1993

10- Türkiye Komünist Partisi (TKP) 16.08.1993

27Eyl/130

“Cimbom” nereye? – CENGİZ ÖZDEMİR

060220120717“Cimbom” nereye? – CENGİZ ÖZDEMİR

cengiz.ozdemir@aksam.com.tr

Fenerbahçeli olmam ezeli rakibimizin yaşadıklarına kayıtsız kalmamı gerektirmiyor. 
Daha bir hafta önce “Çubuklu Forma nereye” diye yazmıştım. 
Şimdi ise, aynı soruyu bütün spor camiası soruyor: “Cimbom nereye?”
Bakıyorum da, sadece bu son olay da değil, kolektif oynanması gereken her oyunda sınıfta kalıyoruz. 
İşimiz “teke tek” olduğunda, inanılmaz güzel örnekler ortaya koyabiliyoruz. 
Ancak... 
Farklılıkları zenginlik olarak görüp, birlikte iş üretilmesi gereken bir platformda sorumluluk almışsak... 
İş, bir takım oyununa gelmişse... 
Derede boğuluyoruz.                                                                                                    Şöyle bakmıyorum ve bence bakmamalıyız. 
Fenerbahçeli olarak, daha kötü olsunlar asla demem. 
Rekabeti, ezeli ve güzel kılan, iyilerin, iyi bir mücadelesidir.

26Eyl/130

İşini Severek Yapmak – Yunus ÖZEN

0-yWeCRni-Y4dB7VnBİşini Severek Yapmak – Yunus ÖZEN

Bir otobüs muavininden öğrendiklerim

Vakit gece yarısına varmak üzereydi. İstanbul’dan İzmit’e doğru, otobüsün ön koltuklarından birinde seyahat ediyordum. Genç, kıpır kıpır bir muavinimiz vardı.

Genç adam, otobüs hareket eder etmez mikrofonu eline aldı, kaşla göz arasında bir anons yaptı:

-Herkese iyi yolculuklar dilerim.

25Eyl/130

BİR İNSANIN ANAVATANI ÇOCUKLUĞUDUR – Doğan Cüceloğlu

BİR İNSANIN ANAVATANI ÇOCUKLUĞUDUR - Doğan Cüceloğlu

Bir gün seminere başlamadan önce kısa boylu güler yüzlü birisi geldi, "Hocam elinizi öpmek istiyorum" dedi. Ben el öptürmekten pek hoşlanmadığım için, yanaktan öpüştük. Aramızda şöyle bir konuşma geçti:
- Hayrola, neden elimi öpmek istedin?
- Hocam, üç yıl önce sizin bir seminerinize katıldım. Hayatım değişti. O seminerden sonra daha mutlu bir ailem var ve size teşekkür etmek istiyorum; onun için elinizi öpmek istedim.
- Ne oldu, nasıl oldu?
- Üç yıl önce şirketimizin organize ettiği iki günlük bir seminerde bizimle beraberdiniz. O seminerin bitişine doğru dediniz ki, “Bir insanın anavatanı çocukluğudur. Çocukluğunu doya doya yaşayamamış bir insanın mutlu olması çok zordur. Bir annenin, bir babanın en önemli görevi, çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamasına imkan sağlamaktır.”
Bir süre sustu, bir şey hatırlamak ister gibi düşündü, sonra konuşmaya devam etti:
- Hatta daha da ilerisini söylediniz; dediniz ki, “Bir ulusun en önemli görevi çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamasına olanaklar yaratmaktır.” Ben bir baba olarak sizi duyduğum zaman kendi kendime düşündüm: Ben bir baba olarak çocuğumun çocukluğunu doya doya yaşamasına fırsatlar yaratıyor muyum? Böyle bir sorunun o zamana kadar hiç aklıma gelmediğini fark ettim. "Ben ne yapıyorum" diye düşündüm. Benim yaptığım sanırım birçok babanın yaptığının aynısıydı. Dokuz yaşındaki oğlum ben işten eve gelince beni görmemeye, benden kaçmaya çalışıyordu. Neden kaçmaya çalışıyordu, biliyor musunuz, Hocam?

24Eyl/130

Yahudi Kürdistan Devleti (!) – YAŞAR KİRAZ

yazir78315b500Yahudi Kürdistan Devleti (!) - YAŞAR KİRAZ

Sevr Antlaşması’nın 62.ve 64.maddelerine göre ise İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon Fırat’ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak, bir yıl sonra Kürtler dilerse Birleşmiş Milletler’e başvurup bağımsız bir devlet olma talebinde bulunabileceklerdi. 1912 yılında ABD başkanı Wilson, Wilson ilkelerinde Türkiye sınırları içerisinde Ermenistan ve Kürdistan kurulmasını salık veriyordu. Sevr hortlatılmak isteniyor…!

Lozan’da Lord Curzon, “Şimdi bu masada verdiklerimizi yakında ekonomik zorluklar içine düştüğünüzde bir bir geri alacağız” diyordu. Ülkemizin düştüğü borç batağı, yaşadığımız ekonomik kriz, milletimizin düştüğü psikolojik buhranlar ve oluşturulan sanal gündemlerle milletimiz daha zor günlerin kendisini beklediğini maalesef algılayamamaktadır.
***

23Eyl/130

Ana dilde eğitimin demokratikleşmeyle ilgisi yoktur – HASAN CELAL GÜZEL

Ana dilde eğitimin demokratikleşmeyle ilgisi yoktur - HASAN CELAL GÜZEL

Ana dilde eğitimin demokratikleşmeyle ilgisi yoktur-HASAN CELAL GÜZEL-Sabah - 22 Eylül 2013 http://www.sabah.com.tr/Yazarlar...

Sevgili okuyucular, biliyorum siz de bu 'ana dilde eğitim' tartışmalarından sıkıldınız. Belki de içinizden 'Yahu buna neden karşı çıkıyorsunuz, yapalım gitsin!...' diyenleriniz vardır.

Evvelâ, şu hususun altını çizerek belirtelim ki, ana dilde eğitimin demokratikleşmeyle hiçbir ilgisi yoktur. Eğitim dili olmayan ve çok çeşitli lehçelerin bulunduğu demokratik ülkelerde ana dilde eğitim yapılmamıştır.

Bunun en tipik misâli, demokratik rejimle idare edilen Hindistan'dır.

***

Efendim, bugün sizlere ayniyle vâkî bir olay anlatacağım.

2010 yılında Kuzey Irak Kürt Yönetimi'nden üst seviyede bir heyet, ABD'de yaşayan dünyanın en ünlü dilbilimcisine giderler ve üniversitede eğitim dili olarak kullanabilmek üzere Kürtçe'nin (Soranice) geliştirilmesi için 20 milyon dolar teklif ederler. Dilbilimci, heyetten iki gün izin ister. Süre dolduğunda, konuyu incelediğini, ancak dört edebî eserin bile verilmediği bir dilin eğitim dili olarak kullanılamayacağını söyleyerek heyetin bu çok câzip teklifini reddeder.

Hâlen Kuzey Irak'taki üniversitelerde ana dil kullanılamamakta ve İngilizce eğitim yapılmaktadır.

22Eyl/131

Osmanlı Devlet Arşivlerine Göre Anadolu’ya Gelişte Yurtlandığımız Bölgeler

403838_10150571046159379_1717281413_n

20Eyl/130

BUNCA ŞEY 36 YILA NASIL SIĞAR – Fazlı KÖKSAL

_merseyfettinBUNCA ŞEY 36 YILA NASIL SIĞAR - Fazlı KÖKSAL

İnternette gezinirken, İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısının, kendisine nezaket ziyaretinde bulunan Türkiye'nin Tel Aviv Büyükelçisini kendi koltuğundan daha alçak bir koltuğa oturtarak refüze ettiği olaya ilişkin haber ve fotoğrafları yeniden görünce, içim burkuldu ve aklıma Muhsin Çelebi geldi… Pembe İncili Kaftan’ın unutulmaz kahramanı Muhsin Çelebi…

Ve Pembe İncili Kaftan’ın yazarı  Ömer Seyfettin'i hatırladım…

36 yaşında hayata veda eden, Türk Edebiyatının en üretken hikayecisini...

Türk hikayeciliğinin aşılmaz zirvesini…

18Eyl/130

VATANA TAŞ OLAMAMAK !.. / Av. Özcan PEHLİVANOĞLU

imagesVATANA TAŞ OLAMAMAK !.. / Av. Özcan PEHLİVANOĞLU

Bu hafta sonu Afyon’da katılımın az olduğu bir “Türk Dünyası Kurultayı” yapıldı. Sessiz ve sedasız geçti. Çoğunuzun haberi bile olmadı. Zannediyorum bundan sonra Türklükle ilgili olarak yapılacak şeyler böyle olacak; sessiz, sedasız ve Türk’ün haberi olmadan!

Ancak bu kurultayda çok önemli hususlara değinildi. Bir kez daha gördük ki; Türk Dünyası’nın her köşesinde önemli fakat her zaman üstesinden gelinebilecek sorunlar var. Toplantıda Prof. Dr Zekeriya Kitapçı’nın ayet ve hadislerin ışığı altında, Türk Milleti için yaptığı çıkarımlar ile Prof. Dr Mustafa Kafalı hocamızın kırk yıl önce Türk Milletini “Allah’ın Ordusu” olarak gördüğünü yazdığını anlatması, bu günü değerlendirmek anlamında çok dikkatimi çekti.

Tarihte bir çok kereler olduğu gibi günümüzde de; Türk Milletinin, Türk Devletinin ve Türk Bayrağının bir saldırı altında olduğundan, zerrece şüphemiz yoktur. Bu saldırının esas sebebi ise, dolaylı olarak İslam’a yönelmiş bir saldırı olması ve İslami bağımsızlığın sembolü olan ezanın susturulmak istenmesidir. Allah’ın yeryüzündeki ordusu olarak, bir çok ilim adamı tarafından sıfatlandırılan Türk Milleti yok edilmelidir ki; İslam’ın bayrağı olan ezan susturulabilsin… Hemde hristiyan ve yahudi işbirlikçisi müslüman görünümlü milliyetsizler(aslında hepsi gayrı Türk ama ifşa etmiyorlar) eliyle!

16Eyl/130

(4+4+4) SİSTEMİ BİRİNCİ YILINDA İFLASTA – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

sakin öner(4+4+4) SİSTEMİ BİRİNCİ YILINDA İFLASTA – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

2013-2014 Öğretim yılı 16 Eylül 2013 tarihinde başladı. Geleceğimizin teminatı sevgili çocuklarımıza ve gençlerimize, anne ve babalarına, eğitimin temeli öğretmenlerimize yeni öğretim yılında sağlık, mutluluk ve başarılar dilerim. Yeni öğretim yılına başlarken geçen öğretim yılında uygulamasına geçilen (4+4+4 zorunlu eğitim sisteminin) bir yıllık karnesine bir göz atalım.

Biz müneccim değiliz. Ama normal çalışan bir aklımız var. Bu aklımızla (4+4+4 zorunlu eğitim sisteminin) en kısa zamanda çıkmaza sürükleneceğini bir yıl önce söylemiş ve medyada bu görüşümüzü kamuoyuyla paylaşmıştım. Biraz kafa yorulsa, hesap kitap yapılsaydı, bugünlerin mimarı olanlar da bu gerçeği görebilirlerdi. Allah’tan Milli Eğitim Bakanı değişti de bazı yanlışlardan geri adım atıldı. Buna rağmen sistemin bir sorunlar sarmalı haline geldiğini görüyoruz.

14Eyl/130

KÖR GÖZLERE MERTEK OLSUN!…

İŞTE SON DURUM!...

KÖR GÖZLERE MERTEK OLSUN!…

Bir görüntülü mesaj ulaştı adresime…

“Mutlaka izleyin ve Paylaşın” notu ekliydi mesajda.

Obama’nın partisi Demokrat Parti üyesi tarihçi Dr. Webster Griffin Trapley anlatıyor.., Sadece anlatmıyor, Türkiye’nin, BİRİLERİ ELİYLE sürüklenmekte olduğu uçurumu gözler önüne seriyor. Her satır dikkatle izlenmeli.

Gerek korkudan, gerekse siyasi kör inat ve sadakattan kör olmuş izanların, taş kesilmiş vicdanların sessiz kalışına inat… izlenmeli!... Çok şeyler var o anlatımda… İşte link adresi…

http://www.youtube.com/watch?v=R8WRjnO68kw&feature=em-share_video_user

13Eyl/130

RAYLI SİSTEM Mİ, KARA YOLU MU? BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?…/ Prof. Dr. D. Ali Ercan

1002877_10151713277293280_807098883_nAvrupa Ülkelerinde raylı sistem (demiryolu) haritası

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?...

-Türkiye'de Devlet politikası olarak, demir yolu yerine Kara yolu taşımacılığının tercih edilişinin, ABD Marshall yardımının bir koşulu (kriteri) olduğunu,

-İstanbul-Ankara arasında elektrikli tren projesinin 1959 yılında hazırlandığını,

-1976 yılında Demirel tarafından 411 km olarak ihalesi yapılan Ankara-İstanbul hızlı tren hattının % 40'ının tamamlandığını, ancak bunun bitirilmesinin engellendiğini, hatta Dönemin başbakanı tarafından (M.Yılmaz) "bu hattı tamamlayamayacağız" diye bir açıklama yapıldığını,

-8 Haziran 2003 tarihinde dönemin Hükûmetin Ankara-İstanbul hızlı tren hattını tamamlamak yerine, Abdülhamit zamanından kalan 725 km. lik hattı modernize edecek şekilde Alarko ile ortak İspanyol şirketiyle bir anlaşma imzaladığını, Bu hattın Ankara-Eskişehir arası için 600 milyon dolarlık bir harcama yapılacağını ve bu projenin hızlı tren ile bir ilgisi olmadığını aksine hızlı treni engellemek için bir aldatmaca olduğunu,

12Eyl/130

12 EYLÜL’Ü UNUTMAMALIYIZ.

12 EYLÜL'Ü UNUTMAMALIYIZ.

Tarihi günler milletlerin geleceğinde kilometre taşıdır.

12 Eylül 1980 tarihinde "Türkiye Cumhuriyetinin varlığına, bağımsızlığına ve rejimine yönelik fikri ve fiziki hain saldırıların olanca genişliği ve şiddetiyle süre geldiği bir ortamda milletimiz için başkaca bir çıkış yolu kalmadığı" gerekçesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri emir ve komuta zinciri içinde yönetime el koymuştu, 12 Eylül harekatını zorunlu kılan nedenler ve amaçları Milli Güvenlik Konseyi'nin 1 Numaralı bildirisi ve Konsey Başkanı'nın aynı gün radyo ve televizyonda yayınlanan konuşması ile kamuoyuna açıklanmıştı. Darbe Türkiye'ye duyurulduktan sonra Milli Güvenlik Konseyi Başkanı ve Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, üyeler Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Nejat Tümer, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya, Jandarma Genel Komutanı Sedat Celasun işbaşı yaptı. Bugün bir çoğunun adını kimse anımsamıyor. Meclis ve kitle örgütleri ile sendikalar kapatıldı. Partiler yasaklandı. 16 siyasetçi Zincirbozan'da zorunlu ikamete götürüldü.

Sonra ne oldu? Bugün kimse o günleri hatırlamıyor ve kimse kimseye bu acılardan söz etmiyor. 12 Eylül hafızalardan siliniyor. Silinmek isleniyor.

Danışma Meclisi kuruldu. 7 Kasım 1982 kabul tarihli 2709 sayılı Anayasa halk oylaması ile kabul edilerek yürürlüğe girdi. Anayasanın kabulü ile de Kenan Evren Cumhurbaşkanı oldu ve 1989 yılına kadar görev yaptı.

İşte bu dönemde çıkarılan yasalardan birkaç örnek:

2839 sayılı Milletvekili Seçimi Yasası, 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası veya 1475 sayılı yasada değişiklik yapan Yasa, Grev ve Lokavt Yasası, Sendikalar Yasası... 650 yasa ve kanun hükmünde kararname bu dönemde çıkarıldı. Bu yasalar yürürlükte.

Yani 12 Eylül döneminde yürürlüğe girmiş olan yasalar hala yürürlükte. Şikayet edilen yasalar 12 Eylül döneminde yapılmış ve yürürlüklerini hala sürdürüyor.

Örneğin Seçim Yasası veya Siyasi Partiler Yasası değiştirilmemiş. Bir başka deyişle 12 Eylül döneminde kabul edilmiş olan "hukukî düzeni" değiştirmek istememişler. Şimdi şikayet ediyorlar. Neden?

12 Eylül 1980 tarihini unutmamak gerekir.

11Eyl/130

Taklit etmeye ne kadar da düşkünmüşüz..

rabia-300x300Rabia İşareti

Türkiye Cumhuriyeti  Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Bursa’da yaptığı bir konuşmada, sağ elinin dört parmağını kaldırdı, baş parmağını içeri doğru kapattı ve bir işaret yaptı.

Müslüman Kardeşler Örgütü’nün simgesi olan Rabia işareti ise kaynaklara göre çeşitli anlamlar içeriyor:

Rabia’nın kelime anlamı Arapça “Dördüncü” demek!..

Bu işaret öncelikle Mursi yani Müslüman Kardeşler yandaşlarının direniş için ağırlıklı olarak toplandığı meydan olan Rabiatü’l- Adeviye Meydanı’nı simgeliyor.

İkinci olarak Mursi’nin Mısır’ın 4 ncü Devlet Başkanı olduğunu vurguluyor.

Ebu Süfyan ile Hz. Hamza’yı öldüren köle Vahşi’nin sahibi Hind’in oğlu Şerefsiz Vali Muaviye, Devlet başkanı olan Hz. Ali’ye karşı kullanmış, ben dördüncü halifeyim demiş..

11Eyl/130

VATAN NEDİR – Av. Zeki Hacıibrahimoğlu

zeki hacıibrahimoğluVATAN NEDİR - Av. Zeki Hacıibrahimoğlu

Vatan demek tek bir milletin yurdu demektir.

Bu ezeli ve ebedi hakikati anlamak için vatan mefhumunun ilmi tarifini anlatmak gerekmektedir.

Eğer vatan denilen şey bir kuru topraktan ibaret olsaydı, birçok milletler için müşterek bir vatan düşünülebilirdi. Fakat vatan topraktan ibaret değildir. Toprak vatan mefhumunda bir unsurdan ibarettir. Bir memleketin kuru bir coğrafi saha vaziyetinden milli bir vatan haline yükselebilmesinde güzellikle verimlilik gibi tabii veyahut ferdin bütün insanlık haklarını temin eden yer olmak gibi içtimai ve siyasi vasıfların bile hiçbir tesiri yoktur. Tabiat güzelliği de toprak zenginliği dünyanın her yerinde bulunabileceği gibi insani ve siyasi haklardan istifade imkânı da bir toprağın vatan sayılmasına sebep değildir. Çok defa insanlar en zalim idarelerde en ağır haksızlıklar altında bile vatan mefhumuna can vermekte tereddüt etmemişlerdir.

Toprağın vatanlaşması için mukadderatla, maneviyatla, tarihle ve ataların kemikleriyle yoğrulmuş olması lazımdır.

Vatan kelimesi atalar toprağı ataların kemikleri bulunan toprak olarak anlatılır.

10Eyl/130

Yabancılar da kriz diyor – Prof. Dr. Esfender Korkmaz

Yabancılar da kriz diyor – Prof. Dr. Esfender Korkmaz

Hepimiz aynı gemideyiz.
Kimse kriz istemez.
Ne var ki eğer ekonomik kriz bağırarak geliyorsa, hükümete ve ekonomi yönetimine düşen bunu saklamak değil, önlem alarak krizi en az maliyetle atlatmaktır.
Aslında krizi önlemek veya kısa süreli bir geçişle çözmek te mümkündür.
Böyle bir önlem için önce teşhisi iyi koymak gerekir.
Siyahı beyaz göstererek teşhis yapılmaz.

Başbakan yardımcısı Babacan, kısa süreli dalgalanma beklendiğini ve fakat uzun süreli ekonomik alt yapının iyi olduğunu söylüyor.
Dalgalanma şimdi de döviz kurlarında oluyor.
Önemli olan ekonomik krizdir.
Ekonomik krizler de kısa sürelidir.
2001 krizi bir yılda toparlandı.
Ne var ki bu defa Türkiye’de hem ekonomi aşırı kırılgan ve kırılacak, hem de uzun süreli bir durgunluk yaşanacak gibi duruyor.