
İnanabilmek…/ Mecit ÜNAL
İnanabilmek…/ Mecit ÜNAL
Aslında seçim dizisini sürdürmek istiyordum. Başbakan böyle konuşunca dayanadım.
Başbakanın grup konuşmasını dinledim.
Başbakan yavaş yavaş kendini bulmaya başlamış.
Konuşurken kendinden emin, ne söylediğini bilen bir havası vardı.
Grup konuşmasında Başbakan Erdoğan, “Demokrasimize yönelik en büyük, en ağır ve en ahlaksız darbe girişimine tevessül edildi. 17 Aralık Türkiye’nin demokrasi ve hukuk tarihine kara bir leke olarak geçmiştir” dedi.
Burada itirazım var. O gün darbe yada benzeri bir gariplik olmadı. Sadece “yolsuzluk ve rüşvet” operasyonu yapıldı. Ancak ilerleyen süreçte bu ülkede bir darbe oldu, hükümetin yargıya bir darbesi oldu. Şark kurnazlığı içinde yaptığınız yönetmeliğin anayasaya aykırı olduğunu bile bile değişiklik yaptınız. Size yeterli olacak süre içinde gerekli hamlelerinizi yaptınız. Şimdide ağlamaya devam ediyorsunuz.
Yanlış hatırlamadığımdan eminim, Dolmabahçe’de gazeteciler, yazarlar ve STK temsilcileri ile yaptığı toplantıda Başbakan, Hatay’daki şüpheli TIR konusunda, “Aynı çetenin komplosu” dememişmiydi?
Şehrimizin Çınarlarından Bir Muayenehane Hekimi Dr. Rıdvan Atay – Dr. H. İbrahim Kahraman
Şehrimizin Çınarlarından Bir Muayenehane Hekimi Dr. Rıdvan Atay - Dr. H. İbrahim Kahraman
Dr. Rıdvan Atay İzmit’imizin sevilen, sayılan, mesleğinde aranılan bir Çocuk Hekimidir. Kendisini 07.01.2014 tarihinde ebedi hayata uğurladık. Cenazesine iştirakin yoğunluğu hem İzmitlilerin hem de meslektaşlarımızın ona olan sevgi ve saygısını gösterecek çoğunluktaydı. Allah’tan rahmet ve mekan cennetliği, yakınlarına sabırlar ve hayırlı ömürler dilerim.
Dr. Rıdvan Bey İzmit’e 1963 yılında gelmiştir. İzmit Lisesi mezunu olup Tıp Fakültesi eğitiminden sonra İstanbul Zeynep Kamil Eğitim Hastanesinde çocuk hastalığı uzmanlığını tamamlamış ve İzmit’e yerleşmiştir. Mesleğini herhangi bir hastane görevi yapmadan tam gün muayenehanesinde sürdürmüştür. Bu şekilde 50 yıla yakın çocuk hekimi olarak sağlık hizmeti vermiştir. Verdiği hekimlik hizmetiyle ailelerin hem çocuklarının sağlık sorunlarına çare olmaya çalışmış hem de anne ve babaların çocuk yetiştirmelerin de dikkat etmeleri gereken her hususta kendi birikimi ile bir eğiticilik hizmeti görmüştür. Tatlı sert tavrı ile insanların çocuk yetiştirme sorumluluğunda ciddi destekleri unutulamaz. Belirli bir süre sonra kendisine başvuran hastaları için o şehrimizin bir Dr. Rıdvan amcasıdır.
GÜNLERDEN EROL TAŞÇI..! – TOLGA HAVUÇ
GÜNLERDEN EROL TAŞÇI..! - TOLGA HAVUÇ
Kandıralı olmanın ayrıcalık olduğu, zamanın değerini anlatmak yada yazmak için kelimelerin kifayetsiz olduğu anlamına gelir…
Sakın yanlış anlaşılmasın ‘Kandıralı olmak ayrıcalıktır’ derken hiçbir üstünlük kaidesi olarak söyleme niyetim veya derdim yok, birileri çarpıtmasın!
Sadece ve sadece bizim Kandıralı hemşerilerimizle aramızdaki şakalaşma, birlik ve beraberliğimizin daim olduğunu kanıtlayan bir cümledir…
Kumcağız Saygın Apart Otel’in sahibi Erol Taşçı ağabeyimizin Kocaeli Kandıralılar Derneğimize olan daveti sebebiyle katıldığım akşam yemeği programı son derece anlamlı ve saygı dolu zamanlar geçirmemize sebep oldu…
Zaten Kandıralılar Derneği’nin her organizasyonu bu şekilde geçer, çizgisi hiç bozulmaz hele ki böylesine siyasetin tavan yaptığı dönemlerde bile…
BU LİSTEYİ NOT EDİN..! – GÜNGÖR ARSLAN |
BU LİSTEYİ NOT EDİN..! - GÜNGÖR ARSLAN
Bugün İzmit’te adına Kocaeli Gönüllü Kültür Teşekkülleri adı altında oluşan oluşum saat 12.30’da Merkez Bankası önünden Sabri Yalım Parkı’na kadar bir yürüyüş yapacak.
Yürüyüşün adı ‘Küresel operasyona karşı kardeşlik yürüyüşü’.
17 Aralık’ta İstanbul’da başlayan Büyük Rüşvet Operasyonundan sonra oluşan tepkileri bertaraf etmek ve Başbakan Erdoğan’a destek vermek için yapılıyor bu yürüyüş.
İşin aslında başında AKP var.
Ama işi Kocaeli Gönüllü Kültür Teşekkülleri’ne ihale etmişler.
Olabilir.
Herkes kendine yakın siyasi bir düşünceye destek verebilir, onu savunabilir. Bunun için ilimizde de ülkemizde de kurulmuş onlarca, yüzlerce hatta binlerce dernek, vakıf veya başka adlarda oluşumlar var.
Amma..!
Bugün Başbakan Erdoğan’a destek vermek için yürüyecek dernek ya da kuruluşlar içinde öyleleri var ki şaştım kaldım.
Mesela KTO.
Mesela İKM.
Mesela GKD.
Mesela Kent Konseyi.
Mesela Türk- İş.
Mesela Lastik- İş.
Mesela hemşeri dernekleri.
Bunları görünce şok oldum.
GAZETECİLER GÜNÜ KUTLAMA MESAJI – Prof. Dr. Nurullah AYDIN
GAZETECİLER GÜNÜ KUTLAMA MESAJI – Prof. Dr. Nurullah AYDIN
Muhbirlikle muhabirliğin içiçe geçtiği,
Gerçek haberle saptırılmış haberin karıştığı,
Patronun çıkarına göre haberlerin şekillendirildiği,
Din’e, mezhep’e göre gazeteciliğin sürdürüldüğü,
İdeolojiye göre gazeteciliğin yürütüldüğü,
Çıkara göre gazeteciliğin yapıldığı,
Küresel ve bölgesel oyunlarda gazetecilerin örtülü ajan olarak kullanıldığı,
Dürüst, namuslu, ahlaklı, mesleğin tarafsız yansız temel özelliğini hertürlü olumsuzluklara rağmen yürüten gazetecilerin onur savaşı verdiği bu süreçte; gazeteciler günü kutlanıyor.
YENİ YILDA TÜRK MİLLETİNE DUALARIMIZ – Av. Zeki Hacıibrahimoğlu
YENİ YILDA TÜRK MİLLETİNE DUALARIMIZ - Av. Zeki Hacıibrahimoğlu
Yüce Allah’ım, Türk Milletini, Türk Yurtlarını koru. Türk’ü yiğitlikle daim et, Türk’ü erlik davasıyla yaşat. Türk’ü gerçekçi yap. Türkün gönlüne her şeyden önce, hatta kursağına ekmek koymadan önce Türklük sevgisini koy. Türk’ü ideal yaşat ve ideallerini hakikat yapmaya çalışsınlar. Törelerini canları gibi saklat. Türk’e zevk ve rahat verme, bilakis zahmete alıştır. Zahmetle yürekleri bedenleri demir olsun. Bu sayede onlara yüksek çalışma kudreti ver. Türk’e değişmez bir seciye ver. Zamanla seciye değişmesin, milli kuvvet, namus azim, sebat ideal Türkçülük ruhu, yurt severlik, ilim, sanat teşkilatı, intizam, beden kuvveti ve zenginlik ile hasıl olduğundan Türk’e bunları ver.
Türk’ten hırsız, namussuz, türerse hemen kahret. Türk’ü muhakemeli ciddi adam olarak yarat. Hissiyatına kapılıp öfke ile ayaklanmasın, birden barut gibi parlamasın. Daima soğukkanlı olsun. Türk’ü her milletten cesur yarat. Öç almayı Türk asla unutmasın. Namusuz bir tek Türk yaratacağına, dünyayı yık daha iyi. Ne kadar korkak Türk varsa hepsini helak et. Türk her şeyi mukayese etsin. Yalnız akıl ve mantık denen şeylere bırakma. Onu sabırlı derde dayanıklı olsun. İradesi çelik gibi olsun.
Takasa gidiyoruz!.. / Ahmet TAKAN
Takasa gidiyoruz!.. / Ahmet TAKAN
17 Aralık operasyonun ardından at izinin it izine karıştığı bir sarmala girdik. Bir zamanlar nalıncı keseri gibi her şeyi kendi menfaatlerinden yana yontanlar birdenbire demokrasi havarisi kılığında ortada cirit atmaya başladı. Bunlara, en sıkıntılı günlerde kem küm ederek yarım ağızla bile konuşmaya cesaret edemeyenler de eklendi.
Baskının, zorbalığın, adaletsizliğin tek hükümdar olduğu günlerde "bana dokunmayan yılan bin yaşasın"cılar bugünlerde her türlü duygu sömürüsünü kullanarak reçeteler sunmaya başladılar.
Mekik diplomatlar baş aktörler oldu!..
Kendimce çok önemli bir noktaya bir daha dikkatinizi çekmek isterim.
Recep Erdoğan'ın başdanışmanı Yalçın Akdoğan'ın "milli orduya kumpas kuruldu" sözlerinin ardından peş peşe yaşadığımız gelişmelere dikkat edin. Önce, ortaya genel af reçeteleri atıldı. Bunun sakıncaları ve haksız yere yatan onurlu insanların haklı tepkileri dikkate alınarak geri vitesine takıldı. Vee!.. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun kanlı bıçaklı olduğu Recep Erdoğan'la buluşmasına kadar varan mekik diplomasisi, sunulan çözüm önerileri..
"Reçete" ne diye takdim ediliyor kamuoyuna?;
"Ergenekon ve Balyoz reçetesi"
MANZARA-İ UMUMİYE – Cüneyt Ülsever
MANZARA-İ UMUMİYE - Cüneyt Ülsever
OdaTV’ye 27.09.2011’de yazdığım yazıda da aynı başlığı kullanmış ve yazıma şu cümlelerle başlamışım:
“Yazılarımda sık sık ‘Manzara-i Umumiye’ başlığını kullanırım. Bu başlıkla yazılmış yazılarımda iki amacım vardır:
1) Resmin tümünü bir arada görmek,
2) Bağımsız gibi gözüken olguları birleştirmek.”
***
17 Aralık sonrası Türkiye’sine bakınca, siyasi arenada muazzam bir kargaşa görüyoruz. Her gün karmakarışık gelişmelerle başlıyor, beter karışık gelişmelerle sona eriyor.
İnsanların kafasında net olan sadece şunlar:
AKP ile Cemaat kavga ediyor! Kavga her geçen gün büyüyor!
Millet kakofoninin detayını ise, haklı olarak yerli yerine koyamıyor.
Ben bugün aklımın erdiği kadarıyla kavgaya biraz daha yakından, adeta elime bir mercek alarak bakmaya çalışacağım.
***
YILBAŞI – TAKVİMLER – Prof. Dr. Nurullah AYDIN
YILBAŞI – TAKVİMLER – Prof. Dr. Nurullah AYDIN
Dünya’da farklı takvimler uygulanmaktadır. Ancak evrensel genel kabul gören ve uygulanan takvim Miladi takvimdir. 1 Ocak günü de Miladi takvimin ilk günüdür.
2014 Miladi yılı (Hıristiyan takvimi başlangıcı; 0 yılı)
1392 Hicri yılı (İslam takvimi başlangıcı; İÖ 622 yılı)
5775 Musevi yılı (Yahudi takvim başlangıcı; İÖ 3761 yılı)
3014 Hindu yılı (Hindu takvimi başlangıcı; İÖ 1000 yılı)
4712 Çin Yılı (Çin takvimi başlangıcı; MÖ.2698 yılı).
6018 Yaratılışçı yılı (Yazı bulunma takvim başlangıcı; MÖ. 4004 yılı)
Zaman; genel olarak olay ve olguların geçtiği, geçmekte olduğu ve geçeceği süreye denir.
İnsanlar zamanı ölçerken; ölçü aracı olarak Güneş'i ve Ay'ı gözlemişlerdir.
Takvim; zaman ölçü birimidir.
HUKUK ve PROPAGANDA!.. / Mustafa Küpçü
HUKUK ve PROPAGANDA!.. /Mustafa Küpçü
Okunuş biçimiyle “Gobels”, 1933-1945 yılları arasında, Hitler faşizminin yaşandığı ve dünyanın kana bulandığı dönemde Almanya’da, “Aydınlatma ve Propaganda Bakanlığı” yaptı.
Gobels’in “Propaganda İlkeleri” vardı.
İşte, o ilkelerden örnekler;
· Amacımız doğruları söylemek değil, insanları etkilemektir.
· Bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız, insanlar ona o kadar fazla inanırlar.
· Yargı, devlet hayatının efendisi olamaz, devlet politikasının hizmetkarı olmalıdır.
· Bana vicdanı olmayan bir medya teslim edin, size bilinçsiz bir halk sunayım.
· Hatalı olduğunu veya yanlış yaptığını asla kabul etme.
· Sadece bir rakibine odaklan ve kötü giden her şeyin sonucunu onun üzerine yık.
· Halk, büyük yalanlara küçük yalanlardan daha çok inanır.
Siyaset, “propaganda yoluyla halkı ikna ederek iktidar olma sanatı” olarak da ifade ediliyor. Propaganda ile demokrasi ilişkisi üzerine düşünürken, arşivimden bazı anılar önüme saçıldı. Paylaşmak istedim.
24 TÜRKÇENİN 24 FARKLI KULLANIMI İLE YENİ YIL MESAJLARI… / Yrd. Doç. Dr. Muhsin Kadıoğlu
24 TÜRKÇENİN 24 FARKLI KULLANIMI İLE YENİ YIL MESAJLARI... / Yrd. Doç. Dr. Muhsin Kadıoğlu
Okuduğunuzda ne denli yakın olduğumuzu ve neden "Türk Birliği" istediğimizi daha iyi anlayacaksınız.
-Yeni yılınız kutlu olsun (Türkiye Türkçesi).
-Yeni iliniz mübarek olsun (Azeri Türkçesi)
-Canga cılıngız kuttı bolsın (Kazak Türkçesi)
-Cangı cılıngız kuttu bolsun (Kırgız Türkçesi)
-Yengi yılıngız mübarek bolsun (Özbek Türkçesi)
-Teze yılınızı gutlayaarın (Türkmen Türkçesi)
-Yengi yılıngızğa mübarek bolsun (Yeni Uygur Türkçesi)
-Canga cılıngız kuttı bolsın (Karakalpak Türkçesi)
-Sezne yanga yıl belen tebrik item (Tatar Türkçesi)
YENİ YIL DUASI / BILDIRIN BEDDU – Süleyman PEKİN
YENİ YIL DUASI / BILDIRIN BEDDU – Süleyman PEKİN
– “ Yolsuzluk yapanların vay haline! ” (Mutaffiifîn 1)
Noel Baba geyiğini eleştirme hakkını çeyrek asırlık cihad geleneği sayan halkımız kul halkının, kamu malının, tüyü bitmemiş yetimin parasının harman edilmesine seyirci. “Doğrusu siz kokuşmuş bir halksınız.”(A’raf 81)
Neydi bir zamanlar iddiamız: Müslüman çalmaz-çırpmaz. Koyun İmam - Hatipliyi kasaya, gerisini düşünmeyin. Alnı secde görenden zarar gelmez. Neymiş; “Para hırsıyla kendi yaptıklarına; bu Allah’tandır diyenlerin vay haline! Üstlendikleri vebalden dolayı onların vay haline!” (Bakara 79)
Arap şekilciliğiyle Göktanrı dininin alışkanlarını birleştiren / biriktiren halkımız ŞAMANİK ŞEKİLPERESTİZM’e İslam diyor ve Kur’andan tek ayet bilmiyorsa hüküm nedir erenler? “Yoksa sizin bir kitabınız varda ondan ders mi görüyorsunuz? Canınız neyi istiyorsa o caizdir diye mi yazıyor orada?” (Kalem 37-38)
TARİH SÜRECİNDE KOCAELİ TÜRKMENLERİ – Abdullah KÖKTÜRK
TARİH SÜRECİNDE KOCAELİ TÜRKMENLERİ - Abdullah KÖKTÜRK
Orhan Gazi döneminde, AKÇAKOCA’nın da büyük gayret ve emekleri sonunda bugünkü Kocaeli ilimize yerleşen Türkmenlerimiz, tarih süreci içinde ve bu topraklarda yaşamanın yollarını aradılar. Tabii ki yeni toprakları yurt yapmak kolay olmadı.
Üç – beş, haneyle kurulan bu Türkmen (manav) köylerindeki evler, birbirine çok yakın yapılır, evler Çandı dediğimiz birbirine geçmeli ağaçlardan yapılırdı. Büyük ve geniş yapılan bu evlerin ortasında büyükçe bir oda olurdu. Tüm aile fertleri bu odada otururdu. Bu büyük odaya İÇE odası veya KÖŞK denilirdi.
Evin yan pencereleri yoktu. Çünkü bu oda evin ortasında idi. Bu odanın çevresinde ayrıca odalarda mevcuttu. İç oda veya köşk denilen bu odanın yapısı otağ çadırına benzerdi. Orta uç kısmında gökyüzü tarafında küçük bir pencere olurdu. Bu pencere de kar yağınca kapanır, zaman zaman oda karanlık kalırdı. Keten tohumu (bezir) yağı ile yanan kandillerle aydınlatma ihtiyacı karşılanırdı. Soğuktan korunmak için evin ortasına alınan bu odanın, bir köşesinde ateşin devamlı yandığı ocak vardı. Bu ocaklar ısınma, aydınlatma ve yemek pişirmek için kullanılırdı. Bu ocaklarda bol miktarda meşe ve gürgen odunu yakılırdı.
120 MİLYAR DOLAR ZARARIN SORUMLUSU BAŞBAKANDIR – Av. Ruhittin SÖNMEZ
120 MİLYAR DOLAR ZARARIN SORUMLUSU BAŞBAKANDIR – Av. Ruhittin SÖNMEZ
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "17 Aralık'tan bu yana (11 günde) 120 milyar dolar maalesef zarar var. Yazık değil mi, bunu nasıl yaparsınız?” dedi.
Peki, 120 milyar dolarlık bir zarar olduysa sebebi ne olabilir?
“Yolsuzluk ve Rüşvet Soruşturması” başlayınca, Başbakan “hedefin kendisi olduğu” kanaatine vardı. Can havliyle gerilimi tırmandırdı.
Recep Tayyip Erdoğan, olayı “yargı darbesi” olarak algılamasa, gerilimi tırmandırmasa ve şöyle sözler söyleseydi, Türkiye böyle bir krize girer miydi?
“Eğer bugün hâkimlerimiz, savcılarımız hiçbir baskı ve tehdide boyun eğmeden görevlerini yapabiliyorlarsa, güven verici bir gelişmedir. Bundan kim neden rahatsız olabilir? Bunu kim, neden engellemeye çalışabilir? Bakınız ortada son derece ağır, son derece vahim iddialar var. Anayasamıza, yasalarımıza göre suç teşkil eden ithamlar var. Bırakalım yargı işlesin, bırakalım hukuk işlesin. Bırakalım ak ile kara ortaya çıksın. Süreci bulandırarak, hâkimleri, savcıları tehdit ederek hiç kimse bir yere varamaz.”
Bu sözleri söylemek O’nun için bu kadar zor olmamalıydı.
Çünkü alıntı yaptığım bu cümleleri 21.04.2009 da Başbakan R.T.Erdoğan kendisi söylemişti.
ADALET – Cevat NAS
Yetimin hakkını gasp edenleri,
Bu millet uyanıp pert de etmeli.
Yalan, hile ile devlet malını,
Yiyenleri asla, affetmemeli...
Yiyor, içiyorlar, malı götürüp,
Bunlar dış güçlerin işidir deyip.
Hele bak bak hele! Sıyrılacak uyanık!
Makamlar bunlara dar edilmeli...
Sabır sabır gardaş, nereye kadar...
Atı alan Üsküdar’da kalmalı.
Bu ülkeyi soyan baban da olsa,
Ayağa kalkmalı, hesap sormalı.
Şu hale bak milyarlarca parayı,
Ben mi koydum kutuların içine.
Boşuna uydurma bunca yalanı
İnanmayacağız artık sözüne...
ABD, İsrail işi değil bu...
Bu malı belli ki siz götürdünüz,
Müslümanım deyip halkı kandırıp,
Şerefi, imanı çöpe gömdünüz.
Ülkeye baş bulmak gecikse bile,
Devlet Ebed Müddet, devam etmeli...
Ülke yönetenler, Ömer olupta,
Adalette asla gecikmemeli.
Herkesten çok özür diliyorum! – Mehmet ERYÜREK
Herkesten çok özür diliyorum! – Mehmet ERYÜREK
Ya, biz ne kadar art niyetli, ne kadar hüsnü zandan uzak mendebur bir adammışız.
Adam ayakkabı kutularına o paraları İmam Hatip Okulu yaptırmak için saklamış ama biz adamın hakkında etmedik laflar bırakmamışız.
Bu kadar vicdan sahibi, dinine-diyanetine bağlı bir şahsiyeti nasıl yanlış anlamışız anlamıyorum arkadaş.
Akıl tutulması denen şey bu olsa gerek.
Ne olur hakkını helal etsin bizlere yoksa bu dünyamızdan olduğumuz gibi öbür âlemimizi de perişan etmiş olacağız.
Hele şu Rıza Saraf denen şahsiyet var ya… İşte ondan herkesin helallik alması gerekir.
Türkiye’nin ekonomisine sağladığı katkılar nasıl görmezden gelinir de yok ona rüşvet yok buna mangır-tangır, yok 1,5 ton altın yüklü uçaklar falan… Bu kadar günahla ne yapacağız biz?
Ferman padişahındır… / Dr. Hasan Günaydın
SON 20 YILIN KISA YORUMU - Dr. Hasan GÜNAYDIN
Büyük Ortadoğu Projesi’ni kurgulayanların Kürt kartını açması, Amerika Birleşik Devletleri’nin Ortadoğu’daki en samimi dost ve müttefiki olan, O’nunla omuz omuza Kore’de evlatlarını şehit veren Türk Milleti’nin güven ve sevgisini yok etmiş, kalbini kırmış ve sırtından bıçaklanmış hissini uyandırmıştır.
A, B, C, D, F vs. planlar ara projeler olup, netice itibarıyla, karşı durulması imkansız görünen dünya devi Amerika Birleşik Devletleri’nin önünde tercih yapması gereken 2 temel stratejik plan bulunmaktadır:
1. Türk Milleti’ni topyekün tarihten silmek,
2. Samimi adımlar atarak bu saf, temiz, duygusal ve güvenilir milletin gönlünü yeniden kazanmak.
İnsanı tüketim aracı olarak gören, onun duygularını hiçe sayan ve uluslararası ilişkileri tek taraflı günübirlik çıkar ilişkisi olarak ele alanlar yanılırlar.
Masalsı ve duygusal görünse de; toplumların da kalpleri vardır ve bir kez kırıldı mı onarmak oldukça zordur. Gücün getirdiği hırs, küçümseme, umursamazlık, tepeden inme yöneticilerin sağladığı başarılar ve zafer sarhoşluğundan uzaklaşıldığında görülecektir ki, tarih boyunca hiçbir devlet ilelebet baki kalamamıştır ve kalamayacaktır.
Devletler de, aynen insanlar gibi, başka toplumların dostluklarını ve desteklerini kazandıkça güçlerine güç katarlar ve onlarla kol kola girdiklerinde aslında kendi ömürlerini uzatırlar. Zira, ortaya çıkan sinerji daha büyük ve kolay elde edilen başarıların kapısını aralar. Buna mukabil, küçücük bir sivrisinek bile koskoca sultanları alt etmeyi başarabilir.
Sözün özü; karar verme önceliği –tarihte dönem dönem Türk Milleti’nin olduğu gibi- her zaman güçlü olanındır. Ferman padişahındır…
Meral Akşener, Cumhurbaşkanı mı olacak?
Gazeteci yazar Ünal Tanık, Meral Akşener'in Cumhurbaşkanı olabileceğini yazdı.
Gündeme ilişkin değerlendirmeleriyle ve ileriye dönük analizleriyle dikkatleri çeken Ünal Tanık, Meral Akşener'i Köşk'e çıkaracak hesabı deşifre etti. Rotahaber.com sitesinin de Genel Yayın Yönetmenliğini yapan Ünal Tanık, CHP'de Mustafa Sarıgül'ün ön plana çıkarılarakObama'nın Demokrat Partisi yapısında bir görüntünün hakim olacağını kaydetti.
Böyle bir durumda AK Parti'nin safdışı bırakılması için yeni bir taktiğin ortaya çıkabileceğini belirten Tanık,kamuoyunun sempatisini kazanan bir aday olarak Meral Akşener'in Çankaya Köşkü'ne çıkabileceğini bildirdi.
“SOFRAYI KURAN KALDIRSIN” / Süleyman Pekin
“SOFRAYI KURAN KALDIRSIN” / Süleyman Pekin
Zaten öyle de oluyor. 1947’den beri.. Menderes, Demirel, Özal ve Erdoğan çizgisi bilhassa.. 60 İhtilalinin ikinci perdesi, 71 Muhtırası, 80 Darbesi de cabası.. Mesut Yılmaz ile Tansu Çiller de yedek kupon..
Elbette “hâkimiyetin kayıtsız şartsız millete ait” olduğu fakat 2 bin 500 yıldır devletleri ordu tarafından kurulan ve kollanan, ayrıca halkı da “ordu millet” tabir olunan devasa bir tecrübenin bu donatım işinde sofranın bir ayağından tutmaması yada çaktırmadan sofra örtüsünü serdirmemesi imkansız.
Yesevî Ocağı’na bağlı alpler Ortaasya birikimini Ortadoğu ve Balkanlara transfer ettiler. Anlayacağınız Anadolu’da ve dört bir yanında bin yılı aşkın zamandır sofraları biz kurduk, kaldırdık. Osmanlı’yı kuran Selçuklu devlet aklıdır, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran da Osmanlı devlet aklıdır. “O kan, bu kandır” mısrasında olduğu gibi ‘o akıl, şu akıldır’.
İSTİFA MI? O DA NE? – Halil Altıparmak
İSTİFA MI? O DA NE? - Halil Altıparmak
Her şeyi anlıyorum.
Tayyip ERDOĞAN, Cumhurbaşkanı olmak için 1,5 yıldır her şeyi göze almış bir psikolojide.
Ne olursa olsun, neye mal olursa olsun, ülke nereye ve nasıl giderse gitsin, insanımız hangi bedelleri öderse ödesin, yeter ki, Tayyip Bey Cumhurbaşkanı olsun.
Abdullah Gül, ben Cumhurbaşkanı adayı değilim demediği müddetçe, Tayyip ERDOĞAN’ın bu psikolojisi daha katmerlenerek devam edecek.
Bunları anlayabiliyorum da, hatta bir yıldan beri yaşananları bu ölçüden hareketle önceden tahmin de ettim bile.