
TÜRK KADINININ SÜREÇTE ROLÜ…– Av. Özcan PEHLİVANOĞLU
TÜRK KADINININ SÜREÇTE ROLÜ… – Av. Özcan PEHLİVANOĞLU
Türk Milleti, tarih içinde zaman zaman zorlu süreçler yaşayarak ancak bu zorlukların üstesinden gelerek yeniden feraha ve refaha ulaşmıştır. Bu süreçlerden geçişte Türk kadını önemli roller üstlenmiştir.
Günümüzde yaşadıklarımıza bakarak, Türk kadınının; içinde bulunduğumuz süreci sağ salimen ve büyük bedeller ödemeden atlatabilmemiz için kendi üzerine düşeni yapmak zorunluluğunda olduğunu görüyoruz…
Türk toplumunun ana erkil bir yapıda olduğunu bilirsek, Türk kadınının yalnızca kendini düşünmediğini, yeri geldiğinde kendi istek ve menfaatlerini ön plana almayacağını ve yaşadığı ortamda tek başına olmadığını bunlara ilaveten de yaşamını, özgüvenini, mutluluğunu; uzak ve yakın soydaş olduğu milyonlarca insanın fedakarlığına, birbirine sadakatine ve vatanseverliğine borçlu ve bağlı olduğunu da biliriz diye düşünüyorum.
Bunun için Türk kadını; milli ve manevi değerleri ve de Türk Milleti’nin diğer mensupları ile olan bağını koparmamak ve hiçleşmemek adına her şeyi yapmak zorunda olduğunu, tarih boyunca sözleri, hareketleri ve düşünceleri ile velhasıl tüm duygu dolu varlığıyla daima göstermiştir.
SİYASİ İKTİDAR NASIL YIKILIR? – Mustafa Küpçü
SİYASİ İKTİDAR NASIL YIKILIR? - Mustafa Küpçü
Her siyasi iktidarın belirli bir ömrü vardır.
Siyaset tarihi göstermektedir ki; siyasi iktidarlar, kendi ömürlerini kendileri belirler. Elbette istisnaları vardır.
Siyasi iktidar, “yönetme ve karar verme iradesi-otorite olarak da tanımlanır.
Geri kalmış ülkelerdeki siyasal düzenler, gelişmiş ülkelerin “kötü kopyaları” gibidir;
- Demokrasi, seçim, siyasi iktidarın denetlenmesi, yargı bağımsızlığı, hukuk devleti gibi kavramların içi boştur!
Siyasi parti liderleri, tek güç sahibi kişilerdir.
Milletvekillerini ve belediye başkanlarını onlar seçer! Bu yüzden “Lidere tapma” yaygın ve geçer akçedir! Lider, “velinimettir!”
Bu güçle siyasal erki eline geçiren lider, zaman içinde “güç sarhoşluğuna” düşer!
İki yıl önce 23 Nisan Bayramında, kotluna oturttuğu çocuğa; “Sen şimdi Başbakansın. İster asar ister kesersin” diyen bir Başbakan nasıl bir ruh hali içinde olabilir?
Böyle bir lider, “her şeyi en iyi bilen adam” olarak görür kendini.
O, sandıktan çıkmıştır! Yasama gücü de onundur, Yürütme gücü de onundur!
BİR TATLI DİL BİR GÜLER YÜZ – Av. TEVFİK KARABULUT
BİR TATLI DİL BİR GÜLER YÜZ - Av. TEVFİK KARABULUT
Nice varlık mutlu etmez insanı
Bir tatlı dil bir güler yüz güldürür
Düşmanın kurşunu incitmez canı
Dostun kahpeliği yıkar öldürür
Vefayı çöplüğe atıp gidenler
Dostluğu çıkara feda edenler
Şeytanın ruhuyla yoldaş bedenler
Gönül bahçesini çöle döndürür
Işığını hak nurundan alanlar
Kalpleri hak sevgisiyle dolanlar
Mutluluğu hak aşkında bulanlar
Hem kendini hem çevreyi güldürür
BİR GELECEK ANALİZİ – Feyzullah BUDAK
BİR GELECEK ANALİZİ - Feyzullah BUDAK
Dr. Ülkü G. Öktem, Amerika’da Wharton School of Pennsylvania Üniversitesinde bir öğretim üyesi. Aynı üniversitede “Risk Analizi” konusunda kürsü sahibi olan Dr. Öktem bugünlerde Türkiye ile alakalı bir gelecek analizini e-mail yoluyla Türkiye’deki dostlarıyla paylaşıyor ve bu analiz bir kanaldan bana da ulaştı.
Peşinen belirteyim ki; Ben bu analizin hiçbir yerinde değilim. Yani onun ne içindeyim, ne de dışındayım. Onun yanında veya karşısında değilim. Dolayısıyla bu analizi sizlere ulaştırıyorum diye kimse beni bununla ve burada söylenenlerle yargılamasın. Ben sadece siyasi gelişme ve değişmelere karşı çok duyarlı ve ilgili olduğunu, siyaseti izleme konusunda derin bir merak sahibi olduğunu bildiğim halkımızın, Türkiye’nin bu kritik günlerinde böyle bir analizden haberi olsun istedim, o kadar. Malum, haberdar olmak ve bilmek her zaman iyidir. Ben sadece bu analizin 4 yerinde, aynen bu cümlede olduğu gibi koyu italik yazıyla ve sonunda FB rumuzu ile okuyucunun dikkatini çekmek için kısa notlar koydum.)
***
Yankeeler ile Ayılar arasında Türk Dünyası – Alptekin CEVHERLİ
Tarihin en eski milletlerinden birisi olan Türkler, 10 bin yılı aşkın bir süre dünyaya nizam vermiş, teknolojinin, bilimin ve medeniyetin mucidi ve geliştiricisi ve temsilcisi olmuşlardır. Yaklaşık son 400 yıldır içimizdeki sinsi hainler ve giderek bozulan eğitim sistemi nedeniyle biz kendimizi unutsak ve bilmesek bile; dünyada başka hiç bir millete nasip olamayacak bir şekilde Türklüğü araştırmak için yüzlerce Türkoloji bölümü kurulmuş, "oryantalist" adı altında bizi didik didik inceleyen bilim adamları on binlerce cilt kitaplar yazmışlardır.
Bugün ortalama bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı "Yakutistan" dediğinizde bir Türk yurdu olduğunu anlayamamakta, "İbn-i Sina" dendiğinde İranlı bir doktor zannetmektedir. Hatta o kadar acıdır ki, kendini bu konulara aşina olarak tanımlayanlar dahi, bazen öyle gaflar yapmaktadırlar ki; 'bu kadar cehalet ancak tahsil ile mümkün olur' dedirtmektedirler...
Ozanın dediği gibi "Derdimizi büyüktür, hangisine yanalım!" deyip, konumuza dönelim...
* * *
VAN MİNUT, TWO TAYYİP YAHUT GAME OUT – Süleyman Pekin
Ne demiş Platon; “Demokrasinin temel ilkesi halkın egemenliğidir. Ama ülke yönetiminde doğru tercihlerin yapılabilmesi için de halkın, çoğunluğu iyi eğitim görmüş kişilerden oluşması gerekir. Eğer böyle değilse demokrasi otokrasiye dönüşür. Güzel sözlü demagoglar, kötü de olsalar başa geçebilirler. Oy toplamasını bilen herkesin devleti başarıyla yönetebileceği sanılır.”
Popülarite anketlerinde Tayyip Erdoğan’la Mustafa Sarıgül başbaşa gidiyormuş. Al birini İstanbul’dan, ver birini İstanbul’a.. Demek ki birileri, birilerini belediye işlerinde bulup Yeşilçam’a transfer ediyormuş. Malumunuz 12 yıllık meşhur bir dizi bitmek üzere.
Ayakkabı kutularıyla hırsızlık ve yol boyu yolsuzluk suç üstüsüyle kontra atağa yakalanan İktidar; “Kuran’da rüşveti yasaklayan açık bir ayet yok ki” ve “Kıskanma ne olur, din dersine çalış; senin de olur” söylemleriyle kendi seyircisinin homurtusunu susturmuş vaziyette.
Asgari Geçim İndirimi’nde yasa değişmedi. -İbrahim IŞIKLI
Gelir Vergisi Kanunu’nun (GVK) 32. maddesi hükmüne göre, “Ücretin gerçek usulde vergilendirilmesinde asgari geçim indirimi uygulanır.
İZMİT’İN FETHİ ve EMEĞİ GEÇENLER – Abdullah KÖKTÜRK
İZMİT’İN FETHİ ve EMEĞİ GEÇENLER - Abdullah KÖKTÜRK
İZMİT; Roma ve Bizans dönemlerinde, en önemli dört şehirden biridir.
Şehrin tepesindeki güçlü kalesiyle de ele geçirilmesi güç bir yerleşim yeriydi.
Osmanlı’lar, Bursa ve İznik gibi İzmit’i de kan dökmeden ele geçirmek istiyorlardı.
Bursanın fethinden hemen sonra, Orhan gazi tüm ileri gelenleri, komutanlarını toplayarak ve onlara hitaben “Beylerim, karındaşlarım, lâlâlarım, şu andan tezi yok hedefimiz İznikmiddir” der. Osmanlı’lar, o zamanlarda İzmit’e İznikmid derlerdi. Daha sonraları İzmid denildi ve nihayet günümüzde de İzmit olarak söylenmeye devam etmektedir.
Orhan Gazi’nin hitap ettiği beylerim, gazilerim dediği komutanların bir kısmı Ertuğrul Gazi’den beri mücadele eden beylerdi, gazilerdi. Orhan Gazi için de, Türkler için de bu durum çok büyük bir şanstı.
Orhan Gazi’nin bu çok sevdiği ve görev verdiği komutanlar – beyler kimlerdi ve hangi görevler verilmişti?
Polis “Siyasi Kamillerin’’ Oyuncağı Olmamalı… / Emrah BEKÇİ
Polis “Siyasi Kamillerin’’ Oyuncağı Olmamalı… / Emrah BEKÇİ - Araştırmacı-Yazar
Benim Ağabey, benim. Devam et! – Alptekin CEVHERLİ
Benim Ağabey, benim. Devam et! - Alptekin CEVHERLİ
Adamın biri yeni aldığı son model süper lüks arabasıyla kırmızı ışıkta beklerken oldukça eski kamyonun biri arkadan buna çarpmış.
Bizimkisi sinirli bir şekilde arabadan inmiş bakmış, direksiyon başında garibanın biri oturuyor. Kamyon şoförü yalvarmaya başlamış:
- Ağabey kurbanın olayım, affet beni. Benim kazandığım para nedir ki? Şu külüstür kamyonu satsam ben bunun tamponunu bile tamir ettiremem. Lütfen ağabey, yalvarırım beni bağışla. Çoluk çocuğum sefil perişan olur...
Adam bakmış olacak iş değil. İçi elvermemiş ve affetmiş yoluna koyulmuş.
Aradan 10 dakika geçmeden bizim kamyon gelmiş kırmızı ışıkta yine buna çarpmış. Adam burnundan soluya soluya araçtan inmiş bir bakmış aynı kamyon.
- Kardeşim bela mısın? Niye önüne bakmıyorsun?
Kamyoncu yine yalvarmaya başlamış:
- Ağabey lütfen, az önceki kazayı düşünürken dalmışım. Ağabey bir eşeklik ettim. Ben ettim, sen etme ağabey; yalvarırım bağışla beni...
YÖNETİMDE YOZLAŞMA – Feyzullah BUDAK
YÖNETİMDE YOZLAŞMA - Feyzullah BUDAK
Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin bu topraklara gökten zembille inmediğine, bu devletin bin yıllık Selçuklu- Osmanlı geleneğinden ve bunlardan da eski devlet birikimlerinden beslenen bir “devam devleti”olduğuna inananlardanız. Gerçi Osmanlı’da devlet yönetimiyle ilgili faziletli davranış örnekleri kadar,(bilhassa Kanuni’den sonra) rüşvet ve menfaat temini gibi yozlaşmalara da sıklıkla rastlandığınıbiliyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti’nin bilhassa Atatürk’lü dönemi ile onu izleyen uzun yıllar boyunca bu konuda bize onur duyulacak bir miras bıraktığı herkesin malumudur. Evet, Osmanlı’nın bilhassa son dönemlerinde, devlet işlerine rüşvet ve iltimasın ne denli girmiş olduğu ve bunun koskoca devletin çözülüp dağılmasına ne denli etkili olduğu, tarihimizin en ibret verici olaylarındandır. Ama Türkiye Cumhuriyetini kuran ve yöneten kadrolar uzun yıllar boyunca bu olaydan gereken dersi aldıklarını bize kanıtladılar ve bizlere bu konuda zirve diyebileceğimiz davranış örnekleri miras bıraktılar.
Önce bu örnek davranışlardan ikisini paylaşmak istiyorum.
AMERİKA’NIN, ÇOK ÖZEL STRATEJİK ORTAĞI – Prof. Dr. İbrahim ÖZTEK -2
AMERİKA’NIN, ÇOK ÖZEL STRATEJİK ORTAĞI - Prof. Dr. İbrahim ÖZTEK Anadolu Aydınlar Ocağı Başkanı
Egemen güçlerin sömürü düzeneği
a- Egemen/emperyal güçler, önce provakatörleri ile bir ülkede uzun süre sosyal güçler, etnik ve dini gruplar ile üniversite gençliği üzerinde oynadığı oyunlarla onları harekete geçirir ve yönlendirir. Etkinliği ile terör ve kaos oluşturur. Milleti birbirine kırdırır. Kan ve dehşet alabildiğine yayılır. Bir kısmı devrim adına, bir kısmı ise Allah adına kardeşini boğazlar. Türkiye’de Kürt devleti projesi de bunlardan biridir. Arkasından ajanları ve işbirlikçileri ile darbe yapar. İstedikleri kişileri devirir, istedikleri güçleri iş başına getirir. Sonra ajanlarını, provakatörlerini sahneden çekerler.
b- Kaos bir anda bıcakla kasilir gibi biter. Yeni iş başına gelenler artık kurtarıcıdır. Masum halk veya taraflarca alkışlanırlar. Bu nedenle her istediklerini uygulayabilirler.
c- Üçünçü aşamada o ülkeye ucuz ürünlerini ve ardından şirketlerini sokarak, o ülkenin ekonomisini çökertirler.
d- Hedefdeki ülke, yeni ithalatlar için giderek borçlandırılır ve borç batağına sürüklendirilir.
e- Zarar eden devlet işletmeleri kapatılır veya özelleştirilerek el konur.
f- Yollardan biri de yapay sorunlar sonucu iki komşu ülke savaştırılır. Değişik yollardan her ikisine de silah verilir. Savaş sonrası tüm zenginlikleri elden giden bu ülkelere yardım amacı ile girilir. Yaraları sarılır, ülkeleri onarılır, onlara ayrıca demokrasi götürülür.
AMERİKA’NIN, ÇOK ÖZEL STRATEJİK ORTAĞI – Prof. Dr. İbrahim ÖZTEK -1
AMERİKA’NIN, ÇOK ÖZEL STRATEJİK ORTAĞI - Prof. Dr. İbrahim ÖZTEK Anadolu Aydınlar Ocağı Başkanı
Amerika’nın Türkiye’ye olan aşırı ilgisi ve çok özel stratejik ortaklık
1. BOP (Büyük Ortadoğu Projesi/Büyük Amerikan Projesi)’nde Türkiye’nin eşbaşkanlığı nedeni ile yaklaşım
BOP’un masumane amacı:
a- Enerji kaynaklarının güvenli yönetimi
b- Bu coğrafyanın teröristlerden temizlenmesi
c- Bölgenin ekonomik kalkınmışlığı
d- Demokrasinin tesisi
![]()
Çakışan haritalar: Osmanlı İmparatorluğu-Amerikan Büyük Ortadoğu İmparatorluğu
Sene 1943. Ankara. / Yılmaz ÖZDİL
Sene 1943. Ankara. / Yılmaz ÖZDİL
Tır’ı vırı
*
Elyesa Bazna. Kosova doğumlu, Arnavut kökenli, Türk vatandaşıydı. Çankaya Köşkü’ne komşu İngiliz Büyükelçiliği’nde uşaktı. Aslında hep opera
sanatçısı olmak istemişti. Servet sahibi bir kazanova olarak, konteslerle baroneslerle aşk yaşarken görürdü kendini, rüyalarında... 40
yaşına gelmişti, cebinde üç kuruş yoktu, fırtınalı kaçamaklardan vazgeçtik, merhabalaştığı kadın bile yoktu. Üstelik, İngilizlerden nefret
ediyordu. Babasının ölümünden sorumlu tutuyordu onları... Bi gün, Almanya Büyükelçiliği Müsteşarı Jenke’nin kapısını çaldı. Gizli bilgilere
ulaşabiliyorum, isterseniz satarım dedi. Müsteşar, konuyu Büyükelçi Von Papen’e açtı. Papen vaziyeti Berlin’e bildirdi. 29 Ekim 1943
gecesi, Cumhuriyet Bayramı törenlerinden döndüğünde, Berlin’in cevabı masasındaydı: Deneyin...
*
İngiliz Büyükelçi Sir Hugessen, gizli belgelerin tutulduğu kasanın anahtarını boynunda taşıyordu. Uyurken bile çıkarmıyordu. Elyesa,
balmumumdan kalıp hazırladı, banyoda büyükelçinin sırtını sabunlarken, anahtarın ölçüsünü aldı. Bu taktiği Almanlar vermişti. Bir de
fotoğraf makinesi vermişlerdi. Büyükelçi her öğleden sonra piyano çalmaya başladığında, Elyesa kasanın bulunduğu odaya sızıyor,
Almanların yaptırdığı kopya anahtarla açıyor, dokümanları şakır şakır fotoğraflıyordu.
*
KANDIRALILAR GECESİ – Abdullah KÖKTÜRK
KANDIRALILAR GECESİ - Abdullah KÖKTÜRK
Mükemmel bir organizasyon…
Saatinde başlayan bir program. Davetlilerde tam zamanında gelme olgunluğunu her zamanki gibi gösterdiler. Herkesin yeri hazırlanmış ve kargaşa yok. Gülen yüzler, hal ve hatır sormalar ve de aylarca birbirini görmeyen insanların hasretle, gözlerde ki o sevgi bakışları eşliğinde kucaklamalar…
Kandıralılar Derneğinde görev yapmış tüm başkanlar, sanki görevleri devam ediyormuş gibi yaptıkları ev sahipliği…
Özelliklede 21 yıldan beri Kandıralılar Derneğinin başarılı olması ve varlığını devam ettirmesi için bütün gücüyle uğraşan-didinen Ahsen OKYAR.
Ahsen Bey’in çalışmalarına pozitif enerji katan muhterem eşi ve çocukları.
Genç ve dinamik, bu dönemin başkanı Harun Reşit KOCAGÖZ ve eşleri. Hepsi, bu gecenin oluşumunda katkıları olan insanlar.
Tabiki, Dernek yönetiminin de, bu gecenin organizasyonun sağlanmasında büyük katkılarına ve uğraşlarına şahit olduk.
Böyle başkan ayakta alkışlanır – Nurettin KOLAYLI
Böyle başkan ayakta alkışlanır - Nurettin KOLAYLI
22 Ocak 2014 Çarşamba Saat: 15:14
Biz onu 2006 yılında AK Parti ilçe başkanı seçildiği gün tanıdık. İlçe başkanı olmasıyla birlikte AK Parti’ye inanılmaz bir ivme kazandırdı.
İlçesinde gitmediği köy, adım atmadığı sokak kalmadı.
İlçe başkanlığında gösterdiği büyük başarı onu 2009 yılında belediye başkanlığına taşıdı.
İnsanlar vardır.
Başarılarına ve yaptıklarına rağmen değerleri geç anlaşılır.
Başarılı işler yapıyorsan vay haline!
Küçük hatalarınızı bile abartı ile büyütülerek karşınıza gelir.
Kimden bahsettiğimizi sanırım anlamışsınızdır.
Kandıra Belediye Başkanı Cengiz Kan’dan bahsediyoruz.
Seçilir seçilmez karşısına türlü engeller çıktı.
Kandıra’nın menfaati için kimi gün “meclis üyeleri” kimi gün ”gazeteciler” kimi gün “Büyükşehir yönetimi” ile ters düştü.
Ama o hiçbir zaman yılmadı hep dik ve onurlu duruş sergiledi.
Şirkete Yeni Giren Ortağın Geçmiş Dönemle İlgili Düzeltici Beyanname Vermesi ve Borçtan Sorumluluk – Mehmet Mollaismailoğlu
Paylaşımda bulunan AYGÜL MUDURLU Üstada teşekkürlerimle..
I- GİRİŞ
Uygulamada limited şirketlerde şirketin ileride doğabilecek SSK veya amme borcu dolayısıyla şirkete yeni giren ortaklar açısından önemli bir sorun gündeme gelebilmektedir. Özellikle şirketi yeni devralmış yeni ortakların şirketle ilgili geçmiş dönemler için ek beyan veya pişmanlıkla beyan yoluyla şirkete yeni borç tahakkuk ettirmeleri halinde durum ne olacaktır? Özellikle, yeni ortakları açısından kendi dönemleri ile ilgili böyle bir beyan da bulunulması halinde önemli bir sorun bulunmamaktadır. Ancak eski ortakların dönemini ilgilendirir pişmanlıkla beyan yapan yeni ortaklar bu beyanla ilgili sorumlulukları nedir? Uygulamada bu tür sorunlarla sık sık karşılaşmaktayız. Geçmiş dönemlerde şirketten ayrılan eski ortaklar yönünden şirkete yeni katılan ortaklar hisse devrini aldıktan 2 yıl sonra geçmişle ilgili matrah artırımı yapmışlardır. Bu gibi durumlarda eski ortakları açısından ve eski kanuni temsilci yönünden herhangi bir sorumluluk bulunmadığı, yeni ortakların sorumlu olacakları yönünde gelir idaresinin muktezaları bulunmaktadır.
Bilindiği gibi, limited şirketlerin ortaklarının şirketin vergi borcu dolayısıyla sorumlulukları 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesinde düzenlenmiştir. Öte yandan yine aynı Kanun’un mük. 35. maddesinde de kanuni temsilcileri yani limited şirket müdürlerinin sorumlulukları belirlenmiş bulunmaktadır.
TÜRK MİLLETİ MORGDA DİRİLDİ – Alptekin CEVHERLİ
TÜRK MİLLETİ MORGDA DİRİLDİ - Alptekin CEVHERLİ
Sevgili okurlar, inşallah bundan sonra haftada 2 gün birlikte olacak, dünya ve ülke gündemine ilişkin sizlerle görüşlerimizi paylaşacağız. Ne diyelim, hayırlı olsun...
* * *
Kenya'nın başkenti Nairobi'deki P. Mutora Naivasha Hastanesi'nin morg personeli, Paul Mutora adlı "ölü" titremeye ve nefes almaya başlayınca korkarak kaçmış. Doktorlar, böcek ilacı içerek intihar etmek isteyen Mutora'nın Çarşamba gecesi öldüğünü açıklamış. Ancak hasta bir kaç gün sonra morgda dirilmiş.
Hastanenin başhekimi Dr. Joseph Mburu, tedavi için kullandıkları ilacın nabzı yavaşlattığını, hatanın bundan kaynaklanmış olabileceğini söylemiş.
Dr. Mburu, Kenya'da yayımlanan Standart gazetesine "Karışıklığa bu neden olmuş olabilir. Ama çok şükür hastayı definden önce kurtardık" demiş(?) Ailesi ise sabah morgda gördükleri Mutora'yı öğleden sonra cenaze hazırlıklarını yaparken karşılarında görünce şoke olmuşlar...
* * *
KUMPAS YA DA ZAMANLAMASI MANİDAR – Ruhittin SÖNMEZ
Aklı başında ve iradesi elinde olanların okuması ricası ile… Ahsen Okyar
KUMPAS YA DA ZAMANLAMASI MANİDAR - Ruhittin SÖNMEZ
17 Aralık’ta başlayan “Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu” sonrası AKP cephesinden en çok duyduğumuz cümle bu: “Zamanlaması manidar.”
Yani hem 4 Bakanın hükümetten ayrılmasına yol açan ve hem de içlerinde bakan çocukları ile Halkbank Genel Müdürünün de bulunduğu şüphelilerin tutuklanmasına yol açan soruşturmanın (siyasi sonuç doğuracağı için) zamanlaması manidarmış!
Bu soruşturmadan başka hükümetin bu güne kadar görülmemiş bir pervasızlıkla yaptığı engellemelere maruz kalan ikinci büyük yolsuzluk operasyonun ucu da, Başbakan’ın oğlu Bilal Erdoğan ile bizzat Başbakan’a ulaşmakta imiş. Her iki soruşturmanın maksadı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde R. Tayyip Erdoğan’ın seçilmesini engellemekmiş. Bu sebeple bu operasyonun zamanlaması da manidarmış!
AKP ve hükümet yandaşlarına öncelikle sormamız gereken soru şu: Önümüzde 30 Mart tarihinde yerel seçimler, Ağustos ayında Cumhurbaşkanlığı Seçimi ve Haziran 2015’de Milletvekili Genel Seçimleri var. Bu yolsuzluklar Cumhurbaşkanlığı veya genel seçimlerden önce ortaya çıksaydı, zamanlaması manidar olmaktan çıkacak mıydı?
Zamanlamanın manidar bulunmaması için, savcılar size göre ellerindeki delillere rağmen hangi vakte kadar soruşturmayı bekletmeliydi?