
HANGİ ÖLÇÜ KULLANILIYOR – Halil ALTIPARMAK
HANGİ ÖLÇÜ KULLANILIYOR - Halil ALTIPARMAK
Seçim bitti, sonuçlar üzerine değerlendirmeler yapıldı, yapılıyor ve yapılmaya da devam edecek. Ben, bugün bir başka pencereyi açmaya çalışacağım.
Bakın! Hile, şaibe, kirli seçim gibi değerlendirmeleri bir tarafa koyuyorum. Basının çok büyük bir kısmının olağanüstü tersine çevirdiği ve bilgi kirlenmesi yaptığı değerlendirmelerini de bir tarafa bırakıyorum.
Sadece AKP’ye oy vermenin ölçülerini anlamaya çalışıyorum.
Gerçekten, AKP’ye ve hatta AKP’ye değil sadece ERDOĞAN’a oy vermek için hangi ölçü kullanılıyor, çok merak ediyorum, gerçekten merak ediyorum.
Yolsuzluk ve rüşvet iddiaları çok fazla etkilemedi, belli.
Ayakkabı kutuları, evde çıkan paralar beklendiği kadar etkilemedi, belli.
4 bakanın durumu istenen etkiyi yapmadı, belli.
Yeni Stratejik Konsept – Alptekin CEVHERLİ
Yeni Stratejik Konsept -Alptekin CEVHERLİ
SSCB’nin iflası ve dağılması ardından Türkiye ve NATO rahatlamış, askeri harcamalarda ciddi bir kısıntıya gidilerek aradan doğan fark ülkelerin refahına ve bilimsel çalışmalara fonlandırılmıştı. Hatta M. Gorbaçov ve ardından gelen B. Yeltsin döneminde süren bu rahatlama ortamı, Rus generallerinin üniformalarının Beyazıt’ta işporta tezgâhına düşmesine kadar devam etti. Hatta o dönem Çeçenistan’da bozguna uğrayan Kızıl Ordu, işgal altında tuttuğu Çeçenistan’ı terk ederken silahlarını da Çeçen mücahitlere satacak kadar vahim durumdaydı.
2 asra yakındır arka bahçe olarak gördükleri Balkanlar’da ise NATO tarafından hallaç pamuğu gibi atılan Rusya’nın karizması Yugoslavya’nın (Yeni Slav ülkesi) lokmalara ayrılmasıyla iyice dibe vurdu.
Ancak bu rahatlama ortamının Batı ülkeleri ve Türkiye tarafından çok da iyi değerlendirdiğini söylemek biraz safdillik olur. Türkiye o dönemde ABD ve Almanya destekli bölücü terörle mücadele ederken, Batı ülkeleri de Irak ve Afganistan bataklığında çırpınıp durdu. Bu arada doğuda yeni bir güç unsuru hızla gelişmeye başladı. Bu da Çin’di…
Sahte Fatura Nedir? Sahte Fatura Kullanmanın Mükelleflere Yaptırımları Nelerdir? – Mahmut Bülent YILDIRIM
Sahte Fatura Nedir? Sahte Fatura Kullanmanın Mükelleflere Yaptırımları Nelerdir? - Mahmut Bülent YILDIRIM, Yeminli Mali Müşavir
SAHTE FATURA NEDİR? SAHTE FATURA KULLANMANIN MÜKELLEFLERE YAPTIRIMLARI NELERDİR?
I-GİRİŞ:
Ticari hayatta zaman zaman mükelleflerin bilmeden bazen de bilerek olmak üzere, mal veya hizmet satın almadığı kişilerden fatura temin etme yoluna gittikleri görülmektedir. Vergi Dairelerinin Ba Bs kontrolleri, vergi incelemeleri, faaliyet yoklamaları gibi vergi idaresi uygulamaları sahte fatura düzenleme ve kullanımını eskiye nazaran azaltmış olsa da halen sahte fatura düzenleyenlerin olduğu ve bu sahte faturaları bilerek ya da bilmeyerek kullananların olduğu gerçekliği devam etmektedir. Bu çalışmamızda fatura nedir, sahte fatura nedir gibi kanuni tanımlara yer verdikten sonra bu faturaların kanuni defter kayıtlarına ve beyannamelere intikal ettirilmesinin mükellef açısından doğurabileceği neticeler anlatılacaktır.
II-FATURA NEDİR? SAHTE FATURA NEDİR?
Fatura, 213 Sayılı Vergi Usul Kanununda tanımlanmış olup 229. Madde hükmü “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.” Şeklindedir.
Bakara – Makara, Yeni Şafak – Akit / Zekeriya SOYDAŞ
Son derece gerilimli geçen bir yerel seçimin, yorgunluğunu attığımız şu günlerde Türkiye’de her zaman olduğu gibi gündem dopdolu geçiyor.
Anlaşılan odur ki, Türkiye’nin gündemi asla durulmayacak. En azından önümüzdeki 10 -15 yıl boyunca birçok konuda yalpalayıp duracağız.
Tapelerin sosyal paylaşım sitelerinde uçuştuğu, her gün yeni bir skandal ses kaydının internete düştüğü 2014 yerel seçimlerinde en çok akıllarda kalan ancak özellikle muhafazakâr basının kafasını kuma gömdüğü bir ses kaydı var ki, kendine Müslüman diyen geniş bir kesimin ne kadar ucuz bir İslami inanca sahip olduğunu göstermek açısından son derece önemliydi.
ZOR GÜNLER BİZİ BEKLİYOR… / Savaş SÜZAL
ZOR GÜNLER BİZİ BEKLİYOR...../ Savaş SÜZAL
Diktatöre karşı, seçime girmek
Bugün yazacaklarımı dikkatle okuyun.
Çünkü ben yazmaktan, sizler de, her seferinde aynı şeyleri duymaktan sıkıldınız.
Dünya, bu seçimler sırasında, Erdoğan hükümetinin seçimde her türlü oyunları yapmasını bekliyordu.
Haklarını da yememek gerek. Gerçekten de külliyatlı bir taraftarları var. İşte bu yüzden, yapılan tüm resmi açıklamalarda, Yüksek Seçim Kurulu’nun, sonuçları açıklamasını bekliyoruz dediler.
Ama bu arada, Ankara’daki hükümetin itibarı, sürekli eriyor.
Örnek mi? Mesela Dışişleri Bakanı Davutoğlu, 2-5 Nisan tarihleri arasında, havayı koklamak için New York’a geliyor.
Burada kendisine hazırlanan görüşme programını, bırakın siyasi liderleri, Amerika’daki en küçük bir şirketin yöneticisi bile yapmaz.
Mesela, New York’ta kimlerle görüşüyor dersiniz? Yazayım isterseniz. Küçük Pasifik ada devletlerinin temsilcileri. Her birinin nüfusu 50 bin civarında. Afrika grubu temsilcileri ve Karayip’lerdeki ada devletlerin temsilcileri.
Bakın bu sonuncusu çok önemlidir ha. Tüm kaçak banka hesapları, pirlerinin de aldığı rüşvet paraları, bu ada devletlerinin bankalarında saklanırdı. Hani Malezya’dan bu kıtaya bir transfer falan olursa, aklınızda sıkı tutun bu Karayip ada devletlerini. Arkadaşların para transferleri için.
Gördüğünüz gibi, kendilerine hiçbir Amerikalı yetkili randevu vermiyor.
Bundan sonra da vermeyecektir. Kendisi Washington’a istese bile gelemiyor.
Yeni TTK ile kar dağıtımı zorunlu hale gelmiş midir? – Ekrem ÖNCÜ
Yeni TTK ile kar dağıtımı zorunlu hale gelmiş midir? - Ekrem Öncü ekrem.oncu@dkrdenetim.com
Değerli okurlarımız bilindiği üzere genel kurulların Mart ayı sonuna kadar yapılması gerekiyor ve kar dağıtımı yapılıp yapılmayacağı genel kurul gündeminde karara bağlanmalıdır. Genel kurulların Mart ayı sonuna kadar yapılmaması halinde (örneğin Nisan, Mayıs, Haziran’da yapılması hallerinde) cezai bir yaptırım olmadığından birçok şirket genel kurulunu yapmış değil. Yeni Ticaret Kanunu ile sanki geçmiş yıl karların tamamının dağıtımının zorunlu hale geldiği gibi bir algı var. Bu algı doğru bir algı olmayıp kar payı dağıtımına ilişkin olarak yapılan değişikliğin ne anlama geldiği bu yazımızla ele alınacaktır.
Yeni Ticaret Kanununun 519’uncu maddesine göre;
(1) Yıllık kârın yüzde beşi, ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçeye ayrılır.
(2) Birinci fıkradaki sınıra ulaşıldıktan sonra da;
a) Yeni payların çıkarılması dolayısıyla sağlanan primin, çıkarılma giderleri, itfa karşılıkları ve hayır amaçlı ödemeler için kullanılmamış bulunan kısmı,
b) Iskat sebebiyle iptal edilen pay senetlerinin bedeli için ödenmiş olan tutardan, bunların yerine verilecek yeni senetlerin çıkarılma giderlerinin düşülmesinden sonra kalan kısmı,
c) Pay sahiplerine yüzde beş oranında kâr payı ÖDENDIKTEN sonra, kârdan pay alacak kişilere dağıtılacak toplam tutarın yüzde onu, genel kanuni yedek akçeye eklenir.
100 YIL ÖNCESİ İLE BİR KARŞILAŞTIRMA – Av. Özcan PEHLİVANOĞLU
100 YIL ÖNCESİ İLE BİR KARŞILAŞTIRMA - Av. Özcan PEHLİVANOĞLU
Seçim sonuçları için üzülen, hayıflanan, irkilen, korkan ve sevinen var. Halbuki bu kadar uç noktalarda duygu ve düşüncelere kapılmaya hiç gerek yok. Çünkü tarih bize böyle söylüyor! Onun için gelin geçmişle günümüz arasında ufak bir karşılaştırma yapalım.
100 yıl önce Sibiryalı Türk seyyah Abdürreşit İbrahim Efendi “İstanbul yüz senedir Avrupa’ya tahsile adam gönderiyor, Avrupa’dan öğretmen getiriyor, bugüne kadar tranvay kondüktörlüğü ve tünel ağzında durabilecek, kaldırım yapabilecek, hiç olmazsa kapıcılık rütbesinden bir derece yüksek makama layık bir adam, Türklerden hala çıkmadı! Zannederim bu güneş gibi aşikar bir hakikattir, artık itiraf etmek icab eder”... Yine Kazanlı Türk gazeteci Fatih Kerimi “Türkiye’nin ticaret, sanat ve iktisat işlerinin tamamı Hristiyanların ve yabancıların elindedir.” sözleri ve devamla zamanın aydını Tüccarzade İbrahim Hilmi’nin “... evdeki sobamız kurulmak lazım gelse bir Hristiyan çağırmaya mecburuz, kapımızın kilidi bozulsa yine bir Hristiyan getirteceğiz, duvarımız yıkılsa, evimizin badanası kararsa yine bir Hristiyan çağıracağız.” deyip örnekler vermeye devam ediyor.
100 yıl sonra bugün ülkemiz, sermayesinin tamamı yabancılara ait 31.000 şirket tarafından küresel işgale uğramış durumda. Başta finans sektörü olmak üzere bir çok iş ve sanayi kolu yabancıların ve “Türk” kelimesini ağzına almaktan imtina eden “Gayr-ı Türkler”in elinde! Türkler arasında da, “Kaht-ı Rical” dediğimiz yüzlerce yıllık bir adam çıkartamama sorunu var...
SEÇİM SONUÇLARI TAHMİNİMDE YANILDIM – Av. Ruhittin Sönmez
SEÇİM SONUÇLARI TAHMİNİMDE YANILDIM – Av. Ruhittin Sönmez
İtiraf ediyorum ki kendi kendime yaptığım seçim tahminimde ciddi bir hata yapmışım.
Benim beklentime nazaran AKP yüzde 7-10 arasında fazla oy aldı. Bir başka ifadeyle AKP’nin oy kaybı benim tahminimin yarısı kadar bile olmadı. CHP ve BDP beklentimin aksine oylarını artıramadı, MHP ise tahminimden az artırdı.
Tahminim için gerekçelerim şunlardı:
1- Seçim öncesi 17 Aralık operasyonu da denilen “yolsuzluk ve rüşvet soruşturmaları” ve bunlarla bağlantılı olan / olmayan ses kayıtları ve tapelerin yayımının çok ciddi bir etki yaratabileceğini düşündüm.
Çünkü benim kanaatime göre, necip milletimizin çoğu, (kendi yaşantısında bir takım ahlaki zaaf içinde olanlar, yolsuzluk ve suiistimal yapanlar bile) yolsuzluk, rüşvet ve hırsızlık gibi yüz kızartıcı suç işleyenlerin devletimizi yönetmesini istemezdi.
Ayakkabı kutuları, yatak odalarındaki çelik kasalar, evdeki milyar doların sıfırlanması konuşmaları çok ciddi deliller sayılabilirdi. Üstelik bu kayıtların hiçbiri bağımsız kuruluşlara incelettirilmemiş ve “montaj” olduğu ispatlanamamıştı.
Bu durumda AKP’ye oy veren seçmenlerden hiç olmazsa yarısının veya hadi diyelim üçte birinin hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet iddialarına inanmış olması beklenirdi.
Bunlardan bir kısmının “çalıyorlar ama çalışıyorlar”, diğer bir kısmının da “başkası çalacağına bizimkiler çalsın” diyerek tercihini değiştirmeyeceğini varsaydım. Bir kısmının ise, “çalmaz ve çaldırmaz, yemez ve yedirmez kahraman imajının yerle bir olmasına şaşıracağını, bir türlü aldandıklarını ve aldatıldıklarını kabul edemeyeceklerini” tahmin edebiliyordum.
Fakat sadece yolsuzluklar sebebiyle en azından yüzde 5-10 gibi bir kesimin AKP’den başka bir partiye kaymasını bekledim.
Ortak Alacaklarının Sermaye Artırımında Kullanılması – Soner ALTAŞ
Ortak Alacaklarının Sermaye Artırımında Kullanılması - Soner ALTAŞ Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Başmüfettişi
Bu yazımızda, sıklıkla merak edilen ve uygulanmasında tereddüt yaşanan, anonim ve limited şirketlerde, ortakların şirketten olan alacaklarının sermaye artırımında kullanılıp kullanılamayacağı üzerinde durulacaktır.
Bilindiği üzere, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 127'nci maddesinde alacaklar ile devrolunabilen ve nakden değerlendirilebilen her türlü değerin ticaret şirketlerine sermaye olarak konulabileceği belirtilmiş, 342'nci ve 581'nci maddelerin birinci fıkra hükümleri ise saklı tutulmuştur.
TTK’nın 342'nci maddesinde anonim şirkete ayni sermaye olarak konulabilecek malvarlığı unsurları; üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, haciz ve tedbir bulunmayan, nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar da dâhil, malvarlığı unsurları olarak sayılmış; hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacakların sermaye olamayacağı ayrıca ve açıkça vurgulanmıştır.
BEYNİMİZDEKİ ELEKTRİĞİ DUA EDEREK ETKİLEYEBİLİR MİYİZ? – Yrd. Doç. Dr. Zülfikar Özkan
BEYNİMİZDEKİ ELEKTRİĞİ DUA EDEREK ETKİLEYEBİLİR MİYİZ? - Yrd. Doç. Dr. Zülfikar Özkan
Dua, bir kimsenin kendisi veya başkası hakkında bir dileğine bir arzusuna kavuşması için Allah'a yalvarmasıdır. Dua ile kişi insanların iyiliğini ister ve olumlu taraflarına yoğunlaşır. İnsanların kötülüğünü istemek dua değil, bedduadır.
Beddua bir insanın başına kötü olayların gelmesi için yapılan duadır.
Dua, insanın Allah katındaki değerini artırır. “Ey Muhammed, de ki: Duanız olmasa Rabbim size niye değer versin.” (Furkan, 77) ayeti buna işaret etmektedir.
Yüce Allah'ın verdiği nimetlere şükretmek için dua ederiz. Duada zihin hep olumlu duygu ve düşüncelere yönelir.
Dua, yönlendirilmiş beyin dalgasıdır. İnsanlar arası ilişkilerin her ne kadar, dudaktan kulağa doğru geliştiği kabul edilirse de, gerçekte ilişkiler beyinden beyine doğru akar gider. Çoğu zaman bunu hissederiz ve fark ederiz, fakat adlandıramayız. Sezgi, beynin gelen dalgaları önceden algılamasıdır!
İstatistıkler korkutucu. Bizi kimler yönetiyor? – Abdullah Oğuz Somçay
Eğitim ortalamasının ilkokul 4.sınıf olduğu ülkemizde seçim sonuçlarına çok şaşmamalıyız.
"... 13,5 Milyon ki o da toplam nüfusun % 18’i ediyor orta, lise ve üst eğitim düzeyindedir.
"İşte Gezi parkında ve sokakta olanların tamamı bu % 18’in içindedir."
***Bizi kim mi yönetiyor?
% 82’si cahil denebilecek düzeydeki halkın belirlediği iktidarlar."
TÜRKİYE'NİN EĞİTİM DURUMU !
Türkiye istatistik Kurumu tarafından yayınlanan bilgileri esas alarak ve Türkiye nüfusunu 75.000.000 kişi kabul ederek yapılan hesaplamaya göre;
Okuma yazma bilmiyen kişi sayısı : 9.625.000 kişi
İlk okulu bitirememiş kişi sayısı :17.820.000 kişi
İlk okul mezunu kişi sayısı : 24.000.000 kişi
Zorunlu olan ilk öğretim mezunu : 10.200.000 kişi
---------------------------
Toplamı : 61.645.000 kişi
(1-6 yaş arasındak çocuk gurubunun
bu ilk 9 625 000 kişi içinde olduğu varsayılmaktadır.)
Toplam 75 Milyon nüfusun 61,5 Milyonu,
Yani toplumun % 82’si son derece yetersiz eğitim seviyesinde
Sürece Bakış – 11 / Yusuf ÜNEL
İNSANOĞLU ÜMİDİN ÇOCUĞUDUR. – Yusuf ÜNEL www.kocaeliokuyor.com
Başbakan, çoğu mütedeyyin insan için eski düzenle hesaplaşmak için yıllardır bekledikleri bir kahraman,
- O' na ümit bağladılar.
- O' nun karizmasına bel bağladılar.
- O' nun kabadayı tavırlarının eski düzene karşı kendi içlerindeki öfkenin dışa vurumu olarak gördüler.
- O' nu, BOP eşbaşkanı olduğunu söylediği ve icazet alıp geldiği halde İsrail' e ve ABD' ye kükreyen aslan olarak bildiler.
- O' nun döneminde başörtüsü sorunun çözüldüğünü gördüler,
- O' nun döneminde derin yapıların tasfiye edildiğine şahit oldular (şimdi kumpas dese de)
- O' nun döneminde havuzlu villalarda oturmaya başladılar.
- O' nun döneminde lükse arabalarla tanıştılar.
- O' nun döneminde devlet imkanlarını diledikleri gibi kullanabildiler vs. vs. bu ifadeler çoğaltılabilir.
Madde Maksat, İnsan Amaçtır * -Alptekin CEVHERLİ
Madde Maksat, İnsan Amaçtır * -Alptekin CEVHERLİ
Günümüzde insanlık, bir girdabın içerisinde çırpınıp duruyor. Çırpındıkça daha çok batıyor. Enerjisi tükeniyor. Özerlikle genç nesiller tamamen hayattan bezgin ve geleceğe yönelik hiçbir amacı olmayan bir şekilde, günübirlik yaşıyor. Mutlulukları, hüzünleri, umutları birkaç günde geçiyor, unutuluyor.
Bu hızlı yaşam koşturmacasında insanlık, amaçsız ve hedefsiz olarak bir o yana bir bu yana savruluyor.
İnsani değerler unutulmuş, kavramlar karışmış; herkeste bir bencillik, bir vurdumduymazlık almış başını gitmiş. Okulda okuyan çocuklar eğitim görmeden (!) öğrenim gördükleri için sıkıntılı ve kendilerinden -ne yazık ki- bir haber vaziyette yetişir olmuş. Okullarda esas olarak öğretilmesi gereken insanlık bilimlerinin adı bile geçmezken, sosyal bilimlerde ve fen bilimlerinde pek çok teori ve kuram somut gerçek gibi öğretilip duruyor.
İnsanlar mutlu yaşamak hülyasıyla, zengin olmak ve güzel yemekler yemek maksadıyla yanıp tutuşuyorlar. Oysa amaç olan insanın elbette güzel yemeklere, şık kıyafetlere, paraya, otomobile, villaya kaliteli yaşam standartlarına, gülmeye, eğlenmeye ihtiyacı var.
Ama bu maksatları gerçekleştirmesi, kendisinin huzurlu bir şekilde amaçlarına ulaşabilmesi için gerekli. Yoksa bunların hiç biri nihai amaç değildir. Bunlar insanın dünyaya geliş amacına ve ömürlük davasına ulaşabilmesi için gerekli olan lojistik ihtiyaçlar.
GERİLİM, MAĞDURİYET VE KAZANIMLAR – Yrd. Dr. Sakin ÖNER
GERİLİM, MAĞDURİYET VE KAZANIMLAR – Yrd. Dr. Sakin ÖNER
30 Mart 2014 seçimi mağlubu olmayan, fakat eşkazananlar arasında tek galibi olan bir seçim olarak siyaset tarihimize geçecek. Bu galip AKP’dir. Bu galebesini de; izlediği sanal bir düşmana karşı gerilim stratejisi ve buna bağlı mağduriyet edebiyatı, halkın kazanımlarını kaybedeceği korkusu ve son çıkardığı “bütünşehir yasası”na dönüşen Büyükşehir Yasası’dır.
SONUÇLARIN ANALİZİ
Bu seçimlerin sonucunu önce oy oranlarına göre değerlendirelim;
v AKP, 2009’daki yerel seçimlerde % 39 olan oyunu % 4 arttırmış, 2011’deki genel seçimlerde % 49 olan oyunu % 5-6 geriletmiş görünüyor.
v CHP, 2009’daki yerel seçimlerde % 23 olan oyunu % 4, 2011’deki genel seçimlerde % 26 olan oyunu % 1 arttırmış görünüyor.
v MHP, 2009’daki yerel seçimlerde % 16 olan oyunu % 1, 2011’deki genel seçimlerde % 13 olan oyunu % 5 arttırmış görünüyor. MHP; 3 büyükşehir ve 5 ilde birinci, 29 ilde ikinci parti durumundadır. Bunun parti kurmaylarınca iyi değerlendirilmesi gerekir.
v BDP, 2009’daki yerel seçimlerde %5,7 olan oyunu korumuş görünüyor. Bu parti 2011’deki genel seçimlere bağımsız adaylarla katıldığı için bir mukayese yapamıyoruz.
KARAMSARLIK ZAYIF İNSANLARIN ÖZELLİĞİDİR – Prof. Dr. Nurullah AYDIN
KARAMSARLIK ZAYIF İNSANLARIN ÖZELLİĞİDİR - Prof. Dr. Nurullah AYDIN
Hasret duyulan zafere, çiçekli yollardan gidilmez.
Her ideoloji, her ideolojik olan din, istismarcılar nedeniyle inandırıcılığını kaybeder.
İnsanın nefsi; hırsızlığa, yalana, aldatılmaya, güdülmeye daha yatkındır.
Rekabetin hat safhada olduğu bir yerde insanlığın değerleri anlamını yitirir.
İki şey, aklı ve tedbiri bozar; biri acele etmek, diğeri de olmayacak şeyi istemek.
Halkın çoğu cahildir, okuması bilmesi anlaması sınırlıdır.
Halk; kim daha iyi aldatırsa ona yönelir ve güdülmeyi kabullenir.
Her yenilgiden sonra, zafere duyulan özlem biraz daha artar.
Aldatmaya, yanıltmaya dayalı zaferler geçicidir.
Kararsızlık insanı tehlikeye, korkaklık başarısızlığa, cesaret zafere götürür.
Aydınlanma karamsarlık bulutlarının dağıtılmasıyla gerçekleşir.
Aydınlanan insanlar, sorumluluk bilinciyle karanlıkları aydınlatırlar.
Umutsuzluk, karamsarlık yok.
Başarının yolu da, siyaseti yapanın becerisindedir.
Gıda ve Süt Hakkında Hatalı Bilgiler ve Bilimsel Gerçekler – Prof. Dr. Nevzat Artık / Prof. Dr. Atila Yetişemiyen
Gıda ve Süt Hakkında Hatalı Bilgiler ve Bilimsel Gerçekler
Prof. Dr. Nevzat Artık - Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü
Prof. Dr. Atila Yetişemiyen - Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt
Teknolojisi Bölümü
Tüketicilerin gıda ve gıda güvenliği konusunda aydınlatılması ve bilinçlendirilmesi açısından gıda ile ilgili yayın ve programlar son derece yararlıdır. Ancak “Gıda ve Beslenme”konusunda “gıdaların güvenli üretimi” kadar“doğru bilgi” ile doğru bilgilendirme de, çok değerli ve önemlidir. Tüm kesimlerin, toplumun sağlıklı bireylerden oluşması için sorumlulukları bulunmaktadır. Bu sorumlulukların başında da halkımızın “Uzman kişilerce doğru bilgilendirilmesi” gelmektedir.
Maalesef son yıllarda medyada 'tarım ve gıda sektörü' ile ilgili sağlıklı gıda konusu, çok yoğun olarak tartışılmaya başlandı. Artık insanlar gıdalara kuşku ile bakar hale geldiler. Bu noktada tam anlamıyla kavram karmaşasıyla kafaları karıştırma, deyim yerindeyse bir bilgi kirliliği başladı. Ne yazık ki bu bilgi kirliliği giderek de artmaktadır. Önce korkutuluyor, ardından endişeye sevk ediliyoruz, özellikle de hayvansal gıdalar konusunda.
İnsan düşünmeden edemiyor; “Acaba Türk toplumunun hayvansal gıdalarla beslenmesinin önüne geçilerek, geri zekalı bir toplum mu yaratılmaya çalışılıyor?” Çünkü özellikle zihinsel gelişim için hayvansal gıdaların önemi, dünya çapında çok sayıda araştırma ile ortaya konulmuş bulunmaktadır.
ALÇAKLARI-ALÇAKLARA – Feyzullah Budak
ALÇAKLARI-ALÇAKLARA - Feyzullah Budak
AKP’nin 30 Mart seçimleri için hazırladığı bayraklı reklam filmini izlediniz değil mi? Hani fonda Sayın Başbakan İstiklal Marşının 5.kıtasını okuyor. Daha ilk mısrada ne diyor Sayın Başbakan hiç dikkat ettiniz mi?
“Arkadaş! YURDUMU ALÇAKLARA uğratma, sakın;”
Halbuki o mısranın Mehmet Akif tarafından yazılmış olan doğru şekli nedir?
“Arkadaş! YURDUMA ALÇAKLARI uğratma, sakın;
Neden böyle oluyor dersiniz? Çünkü Koca Akif, “Yurduma, dışarıdan gelen alçakların tasallut ettiğini” biliyor ve bunun için “Yurduma alçakları uğratma” diyordu.
Ama Sayın Başbakan’ın bilinç altı başka bir şey söylüyor ve defalarca yapılan çekimlerden sonra kesinleşen reklam filminde bile bu bilinç altı düzelmiyor ve;
“Arkadaş!. Yurdumu zaten içerde var olan alçaklara uğratma, sakın:” diyor…!
Daha ne desin?
Amerika’dan AKP’ye kırmızı kart – Savaş SÜZAL
Amerika’dan AKP’ye kırmızı kart - Savaş SÜZAL
Bu köşeyi okuyanlar bilir, yıllardır, “Amerika, ülkelerin başına geçirdiklerini, gene kendi götürür” diye yazarım.
Özellikle, siyasi yaşamımızda, ABD tarafından hazırlanıp, başımıza geçirilen, ülkenin uyanığı, yüzde 51’in de kazığa seve, seve katlandığı, AKP ve Erdoğan konusunun sık, sık altını çizmiştim. Konu, zaman içinde, tepki göstermeyen, Türk halkı için önem taşımayan, ancak planı hazırlayanların, çıkarlarına tehdit olmaya başlayınca, arkadaşların altından sandalyeyi çekmesi.
Evet, aklınıza neden böyle bir kanıya kapıldığım gelebilir. Hepinizin iyi bildiği olayları, başka gözle taramak gerektiğine inanıyorum. Bir kere Erdoğan ve yandaşları, kendilerini, akıllı sanıyor. Kendilerine iktidar verenlerin çizdiği yolun, sağına ve soluna taşarlarsa verilen emirlerin dışına çıkarlarsa kimse anlamaz, aldırmaz diye düşünüyor. Tam şarklı ve Arap kafası. Suriye, İran, İslami radikallerle ilgili, Washington’dan gelen talimatları kendi kafalarına göre çevirdiler. Patronun koyduğu ekonomik ambargoları delip, kara para aklayıp ceplerini doldurdular.
KOCAELİ BÜYÜKŞEHİR’İ 5,5 MİLYAR KİM BORÇLANDIRDI? SİRMEN Mİ, KARAOSMANOĞLU MU? – Av. Ruhittin SÖNMEZ
KOCAELİ BÜYÜKŞEHİR’İ 5,5 MİLYAR KİM BORÇLANDIRDI? SİRMEN Mİ, KARAOSMANOĞLU MU? – Av. Ruhittin SÖNMEZ
GİRİŞ: Kocaeli’de Belediye Başkan adayları seçim çalışmalarına tam gaz devam ediyor. Adaylar halka kendisini anlatmaya çalıştığı her fırsatta, ne türlü hizmetler yapacağını anlatmaya çalışıyor.
Başkan adayları son derece iyi niyetle hazırladıkları projelerle kendilerini diğerlerinden farklarını ortaya koymaya çalışmakta. Ancak bütün bu projelerin gerçekleşmesi kaynak yani para bulunmasına bağlı. Belediyelerin bütçeleri de yüksek maliyetli parlak projeleri gerçekleştirmek için yeterli değil.
Özellikle Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin durumu oldukça sıkıntılı. AKP’li Başkan İbrahim Karaosmanoğlu yönetimindeki Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ilk dönemi epeyce yatırımların yapıldığı hareketli bir dönemdi. Buna karşılık ikinci döneminde tam bir rölantide olmasının ana sebebi bu ekonomik sıkıntı olsa gerek.
Yaklaşık dört ay önce yazdığım köşe yazısında bu konuya dikkat çekmek istedim.
CIA’NIN ERDOĞAN’I NASIL ÇÖZDÜĞÜNÜ ANLATIYOR. / SİBEL EDMOND
CIA'NIN ERDOĞAN'I NASIL ÇÖZDÜĞÜNÜ ANLATIYOR. / SİBEL EDMOND
(Not: Sibel Edmond Türk-İran asıllı, eski FBI çevirmenlerinden, ve ABD'nin örtülü Gladyo operasyonlarını basına sızdıran, Ulusal Güvenlik Muhbirler Birliği (National Security Whistleblowers Coalition) kurucusu bir Amerikalı. Yazdığı Classified Woman-The Sibel Edmonds Story: A Memoir adlı kitapta bu olaylarin ic yuzunu yazmis.
Şaşırtıcı olan bir konu da şu, Türkiye'yi son derece yakından ilgilendiren bu kitap Türkçe'ye çevrilMEmiş durumda!!! Edmond kısaca şunu yaziyor: "Susurluk kazasının ardından taktik değişikliğine giden ABD artık askerleri, laik aşırı milliyetçileri kullanmaktan vazgeçerek yerine İslamiyet'i, Fetullah Gülen'i kullanmaya başladı. Fetullah Gülen'in varlık nedeni ve CIA tarafından desteklenmesinin, hala Amerika'da yaşıyor olmasının nedeni bu" diyor.)Turkiye nasil bir bir komplo ile karsi karsiya!!!!!
Uzun süre Türkiye'de yaşadım ve Türkiye iç politikasını çok yakından takip ediyorum. Ve doğrusu, benim FBI muhbirlik davamın konusu aslında ABD-Türkiye arasındaki gizli görüşmeleri deşifre etmemden kaynaklanıyor.
...
Bu yüzden hem ABD'de, ABD çıkarlarına zarar verdiğim, hem de Türkiye'de Türkiye çıkarlarına zarar verdiğim gerekçesiyle iki ülkede de tamamen dışlandım.
...