
ŞAŞILASI SAVUNMALAR – Feyzullah BUDAK
ŞAŞILASI SAVUNMALAR - Feyzullah BUDAK
17 ve 25 Aralık operasyonları ile rüşvet ve yolsuzluk iddialarına muhatap olan ve daha sonra da görevlerinden istifa etmek zorunda kalan 4 bakan TBMM’de haklarındaki fezlekeler görüşülürken kendilerini savundular. Daha doğrusu bunlardan üçü savunma yaptı, biri kendisini savunmadı bile. Ama şimdi savunma yapan üç eski bakanın savunmalarına bakınca doğrusu insan dördüncünün savunma yapmamasının kendisi açısından daha hayırlı olduğunu anlıyor.
Esasen bu eski bakanlar TBMM’deki savunmalarını yapmadan önce aynı günün daha erken saatlerinde AKP Genel Merkezinde yapılan toplantıda kendi milletvekillerine savunma yapmışlardı. Başka bir ifade ile TBMM’de yapacakları savunmanın önceden provasını yapmışlardı. Tabii basına yansıyan savunmalardan anlaşılıyor ki; eski bakanlara partide yaptırılan bu savunma provalarını her kim akıl etmişse doğrusu akıllıca bir iş yapmış. Çünkü, bu prova en azından savunmaların ne kadar ciddiyetsiz ve halkı iknadan uzak olduğu görülerek, TBMM’de yapılacak konuşmaların Meclis TV’den naklen yayınlanmasını, böylece halkın bu savunmaları doğrudan kendi kulaklarıyla duymasını önlemeye fırsat verdi.
Şimdi 3 eski bakanın Meclis’te yaptığı savunmaların özlerine kısaca bir bakalım;
Değerler Yanılgısında Debelenen Toplum – Alptekin CEVHERLİ
Değerler Yanılgısında Debelenen Toplum - Alptekin CEVHERLİ
Milletler doğarlar, büyürler ve ölürler. Aynen insanlar gibi...
Bazı milletlerden başka milletler türer, bazısının ise nesli kesilir; başka milletlerin hegemonyasında tarihin tozlu sayfalarına doğru yelken açarlar.
Bugün için Türkiye’mizde yaşayan bizlerde de, bazı bazı ve çeşitli açılardan bu süreçler kısmi olarak gözlemleniyor.
Bu arızaların en başında da ‘inanç eksikliği’ göze çarpıyor.
‘İnanç’ derken, aklınıza namaz kılmak, oruç tutmak gelmesin!
Bunlar zaten Allah’ın emri olan, insanı mutlu eden şekilsel ibadetler...
Benim bahsettiğim ise ‘inanç’...
Bu Güzel Şehrimiz Kocaeli Susuz Kalacak mı? – Dr. H. İbrahim Kahraman
Bu Güzel Şehrimiz Kocaeli Susuz Kalacak mı? - Dr. H. İbrahim Kahraman Kocaeli Kent Konseyi Başkanı
BİR İLKOKUL ÖĞRENCİSİNİN GÖZÜYLE 1952-1953’te KANDIRA AYDINLIK MAHALLESİ ve TANIDIKLARIM –2 – Prof. Dr. Atilla ÇETİN –Tarihçi/Arşivci
BİR İLKOKUL ÖĞRENCİSİNİN GÖZÜYLE 1952-1953’te KANDIRA AYDINLIK MAHALLESİ ve TANIDIKLARIM –2 - Prof. Dr. Atilla ÇETİN –Tarihçi/Arşivci
Annemin Aydınlık mahallesinde evinin yerinde şimdi Bağırganlıların yaptığı üç katlı, altı daireli bir apartman var. Evin arkasında ağaçları olan birde bahçe vardı. Bahçenin sonu terzi Mahmure ablanın evine kadar gidiyordu. Dut, ceviz, vb. ağaçları vardı. Bahçe şimdi evler arasında kalmış çocukluğumun geçtiği o ev ve bahçe şimdi yad ellerde. Üzülür müsün, sevinir misin? Bilmem. Sünnetim de o evde olmuştu. Galiba 1953’te.
Birçok anılarım var. Bu evi iyi hatırlayanlardan birisi Eczacı dostumuz İsmail Genç Bey’dir. Saya dikmesi (saya; Ayakkabının yumuşak olan üst bölümü.) için dedeme eve, deri getirirmiş çocukken, evi, zilini, büyük kapıyı ve dedem Şaban Efendiyi iyi tanıyor. Bana birkaç kez bildiklerini, gördüklerini anlattı. Kulakları çınlasın.
Bağırganlılı marketçi dostum (Burak Market) İbrahim Yılmaz şimdiki apartmandan bir daireye rica etti. Gittim ve gezdim. Çocukluk anılarımı az da olsa tazeledim. Yeni mekanda hayatta bence en güzel şeylerden biri, atalarının evine, yurdunu, toprağını korumak, anılarını yaşatmaktır.
İNSAN’IN TERCİHİ – Prof. Dr. Nurullah AYDIN
İNSAN’IN TERCİHİ – Prof. Dr. Nurullah AYDIN
Bir kesim insanlar; mutsuz, şaşkın, hayal kırıklığı yaşıyor.
Bir kesim insan ise mutlu, gurulu, kibirli.
Olumlu ya da olumsuzluklar insanı; bazen çare bulmaya, bazen çaresizliğe sürükler.
En doğrusu ise insanın kendini sorgulamasıdır. Sorgulayan insan çözümü de, çareyi de yine kendinde bulabilir.
İki şey seni "vasıflı insan "yapar:
1 İradeye hakim olmak
2 Uyumlu olmak
İki şey sana "e değer" katar:
1 Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2 Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek
POST ALIRIM, DOST SATARIM – Av. Ruhittin SÖNMEZ
POST ALIRIM, DOST SATARIM – Av. Ruhittin SÖNMEZ
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın gündeme damgasını vuran konuşması üzerine yapılan yorumlar ibret verici. Özellikle daha düne kadar O’nu yere göğe koyamayan AKP’liler ve yandaşların tavrı ürpertici.
Siyaset adına kişilikler yerle bir edilebiliyor. Bir kişiyi savunmak uğruna değerlerin böylesine çiğnenebildiğini görmek üzücü.
Haşim Kılıç hepimizin bildiği gibi muhafazakâr yapıda bir insan ve eşi başörtülü. Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi mezunu. 1990 yılında Turgut Özal tarafından Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeliği görevine getirildi.
Refah ve Fazilet Partilerinin kapatılması davaları, Üniversitelerde başörtüsü yasağı ile AKP’nin kapatılması davası kararlarında ret oyu kullanmıştı. Yazdığı muhalefet şerhleri, “askeri vesayete karşı dik duruşunu” yansıtan kararları, “kişi hak ve özgürlüklerine vurgu yapan tavırları” ile AKP tarafından her zaman takdir edilmiş bir hukukçu idi.
Ne var ki son dönemde AYM’nin HSYK Kanunu’nun bazı maddelerini iptali ile Twitter yasağını kaldıran kararları sonrası Başbakan Tayyip Erdoğan’ın hışmına uğradı.
Erdoğan “AYM kararına saygı duymadığını, kararın milli olmadığını” sert bir üslupla ifade etti.
AYM Başkanı Haşim Kılıç Mahkemenin yıldönümü törenlerinde yaptığı konuşmasının içinde, Başbakanın itham ettiği konuları açıkladığı ve “gömlek değiştirme” metaforunu kullandığı için Başbakan’a cevap niteliğinde ve siyasi olmakla itham edildi.
3 MAYIS TÜRKÇÜLERİN BAYRAMI – Av. Zeki Hacıibrahimoğlu
3 MAYIS TÜRKÇÜLERİN BAYRAMI - Av. Zeki Hacıibrahimoğlu
Yıl 1944, 3 Mayıs, yine böyle bir bahar sabahı, milli mücadelenin kara bağrında Ankara’da bir kıyamet koptu. Bu kıyamet, hayra alametti ama şer gibi gösterildi.
Türkçü yazarımız, Atsız’ın Orhun Dergisi’nde devrim başbakanını, komünizmin gelişmesi karşısında ikaz etmek için yazdığı açık mektup, büyük hadiselerin başlangıç noktası oldu.
Böyle bir bahar sabahı, bu topraklar için toprağa düşenlerin çocukları vatansızlara, imansızlara karşı dik durdular. Yeni nesilleri ilkokuldan başlayarak üniversiteye kadar, Allahsız, ahlaksız, ruhsuz bir felsefe ile yetiştirmek isteyenleri bu görüşün temsilcilerini protesto ettiler.
3 Mayıs 1944 bir bahar sabahı, milli destanların söylendiği, meçhul şehidin yükseldiği, meydanları kendi maksatları için kullanarak, iman kalelerini devirmek, ulus meydanını kızıl meydana çevirmek isteyenlere karşı geldiler.
Senelerdir, milli mücadeleyi yapan ruh, Kuvay-ı Milliye ruhu, bu meydanlarda yok edilmiş, Mehmetçiğin ve adsız kahramanların hakkı, yüksek makam, bol harcırah milliyetçileri tarafından “Biz yaptık, biz yarattık, etrafında sımsıkıyız” gibi beylik nutuklarla bu meydanları gasp etmişlerdi.
SEVEMEM – Cevat NAS
Türk'e düşman olan hırsıza inat,
Türk İslam Ülküsü deyip giderim.
Cahili kullanan, şu yüzlere bak,
Hakkı tutup kaldıranı severim.
Türk yoktur diyen bu, satılmışa bak!
Bu yurt Türk yurdudur, bunu söylerim.
Çıkar için bizi, satana inat,
Mutluyum, özüme bağlıyım derim.
KALİTELİ YAŞAMDA YAŞLILARIMIZLA İLETİŞİM SANATI – Yrd. Doç. Dr. Süleyman COŞKUNER
KALİTELİ YAŞAMDA YAŞLILARIMIZLA İLETİŞİM SANATI - Yrd. Doç. Dr. Süleyman COŞKUNER
Hepimizin çok iyi bildiği hayati bir gerçek vardır. Bütün canlılar doğar, büyür, gelişir, olgunlaşır ve mutlaka bir gün ölürler. Orta yaştaki insanların günün birinde anne-babalarının veya nine-dedelerinin yaşlılıkları ve ölümleriyle karşılaşmaları mukadderdir. Uzunca bir ömür sürenlerin, ölüm öncesi yaşlılık süreçlerinde onların çocuklarına, yakınlarına veya diğer bütün daha genç olanlara düşen çok önemli görevler bulunmaktadır.
İnsanlar belirli bir yaştan sonra gençliklerini yavaş yavaş kaybederek, yaşlılık emareleri göstermeye başlarlar. Hele hele gençliğini yüksek kaliteli yaşayamayanların yaşlılık sürecine daha erken yakalanmaları doğaldır.
Yaşlanan insanların akıl ve bedenlerinin güç ve melekeleri sürekli azalma eğilimindedir. Bu süreç kişinin kaliteli yaşam hırsızlarıyla kucak kucağa yaşaması halinde daha da hızlanması kaçınılmazdır.
Yaşlılarımızın bedensel ve ruhsal yaşlanması sonucu kulakları az duymaya, hareketleri zayıflamaya, bildiklerini unutmaya ve daha da hassaslaşmaya başlarlar.
Bilerek veya bilmeyerek hatalar yaparlar. Kendileriyle yeteri kadar ilgilenilmediği hissine kapılırlar. Yüksek tecrübe ve donanımlarından daha fazla ve hakkıyla yararlanılmadığını zannederler. Evhamlanarak çeşit çeşit hastalıklar üretebilirler. Hastalandıkları zaman kendileriyle daha çok ilgilenileceğini varsayarak, sürekli nazlanabilirler.
Sağlıklı Yaşam Deposu; Kandıra Yoğurdu, Tavuğu, Sebzesi – Zekeriya SOYDAŞ
“Yiğit namıyla güzel endamıyla anılır” şeklinde güzel bir söz vardır.
Bu söz daha çok insanlar için kullanılsa da, yörelerde ön plana çıkan yönleriyle anılırlar. İlimiz “il ve ilçeleri olarak” çoğunlukla “sanayisi” ile anılsa da, Kandıra ilçesi bu özelliğin çok ötesindedir.
Eskiden beri en az gelişmiş ilçe olarak görülen Kandıra’nın en büyük özelliği ise, Doğal güzelliği ve DOĞAL ÜRÜNLERİDİR.
Türk ermeni ilişkileri kronolojisi 1022 – 1998 yılları
Kıbrıs Gazimiz Sayın Mehmet Kolburan Tarafından hazırlanan Türk ermeni ilişkileri kronolojisi aşağıdadır.
Milletimiz soykırım iftirası ile mücadele ederken bu kronolojinin Türk Milletinin bu iftiraya karşı savunmasına destek olacağı şüphesizdir. Sunuyorum.
Op. Dr. Aytekin Ertuğrul
T.C. Türk Milletinin Bir Ferdi.
KRONOLOJİ (1022-1998 yılları)
1022 Ermeni topraklarının İmparator II. Basileios tarafından Bizans topraklarına katılması üzerine 40 bin Ermeni Anadolu'ya sürgün edildi.
1046 Ermeni hanedanları Bizans İmparatoru IX. Konstantin tarafından katledilerek yok edildi.
1054 Sultan Tuğrul Bey döneminde Selçuklulara bağlanan Ermenilere özerklik verildi.
1098 Ermeniler Haçlılarla işbirliği yaptılar.
1461 Fatih Sultan Mehmed, Bursa'daki Ermeni Piskoposu Hovakim'i (Ovakim) İstanbul'a getirterek kendisine Patrik unvanını verdi ve Ermenilere birçok haklar tanıdı.
Vefa da Neymiş?! – Yrd. Doç. Dr. Banu Gürer
Vefa da Neymiş?! – Yrd. Doç. Dr. Banu Gürer
Üretim ve tüketim biçimimiz hayata dair bakış açımızı da belirleyen temel etkenlerden biri haline geldi sanırım.
Çok mu iddialı buldunuz bu ifadeyi?
Gelin beraber düşünelim; hatta kısmen dertleşelim:
Bir toplumdaki değişimin en önemli göstergelerinden biri değerlerdir.
Değerlerdeki değişim toplumun gidişatının hangi istikamete doğru olduğunu da ortaya koyar.
Mesela "vefa", bizim toplumumuz için çok önemli addedilmiş bir değerdir.
Öyle ki hayatın pek çok alanında bu değerin gözetilmesine vurgu yapan güzel sözlerimiz vardır.
ERMENİ DÖNMELERİNİN ZAFERİ – Prof. Dr. Nurullah AYDIN
ERMENİ DÖNMELERİNİN ZAFERİ - Prof. Dr. Nurullah AYDIN
Ermeni dönmeleri geçmişte, sinsice saldırıyorlardı. Şimdi ise gün üstüne çıktı.
Dün laik çağdaş görüntü altında Ermenicilik oynayanlar, soykırım iddialarının papağanlığını yapanlar vardı.
Ermeni terör örgütü Asala terör örgütü yerine PKK’yı kurdular. Kürt kimliği şemsiyesi altında kanlı saldırlar yaptılar.
O da başarılı olamadı. Açılım saçılım süreci adı altında ihanet yapılanması sürerken, bu kez üçüncü sacayağı olan İslamcı görüntülü kanı bozuklar İslamcı kimlikleriyle sahnede yerlerini, aldılar.
Laik çağdaş örgütlerde veya İslamcı tarikat ve cemaatlerde yuvalanmış İslamcı dönme Ermeniler ve terör örgütünde yer alan Marksist Ermeniler nerede?
EGEMENLİK VE EGEMENLİK KAYBI – Prof .Dr. Mustafa E. ERKAL
EGEMENLİK VE EGEMENLİK KAYBI - Prof .Dr. Mustafa E. ERKAL
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınızı kutlarım. Milli bayramlarda iyi bir durum değerlendirmesi yapabilmeliyiz. Son yıllarda bazı devlet adamı diye ortada dolaşanları gördükçe; Milli Mücadelenin muzaffer komutanı ve Devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü daha iyi anlıyor ve takdir ediyoruz. O büyük insan, ABD’de uygulanmakta olan başkanlık sistemini uygun görmemiş ve milletin üstünde hiçbir gücü kabul etmemiştir. Kurtuluş Savaşını da Gazi Meclis TBMM yürütmüştür.
Milli ve dini bayramlarımızı gerektiği gibi anlamak, değerlendirmek ve geçmişten ders almak durumundayız. Milletin egemenliğinin kalbi TBMM’dir. Onun üstünde bir kuvvet yoktur ve egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyen Atatürk, milletin egemenliğine işaret etmiştir. Amasya Tamimi’nde yer alan “milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararlılığı kurtaracaktır” ifadesi Türk Milletine olan güveni belirtir. Milliyetçilik, milli egemenlik ve yükselen demokrasi yeni Türk Devletinin kilometre taşları olmuştur.
23 NİSAN MİLLİ EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI KUTLAMA MESAJI – Prof. Dr. Nurullah AYDIN
23 NİSAN MİLLİ EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI KUTLAMA MESAJI - Prof. Dr. Nurullah AYDIN
“Yedi Güzel Adam” ve onlardan biri… / Cengiz ÖZDEMİR
“Yedi Güzel Adam” ve onlardan biri... / Cengiz ÖZDEMİR
TRT’de yeni bir dizi başladı.
“Yedi Güzel Adam”.
Erdem Beyazıt, Cahit Zarifoğlu, Nuri Pakdil, Rasim Özdenören, Alaeddin Özdenören, Akif İnan ve Ali Kutlay bu dizinin kahramanları.
Dizi, bu yedi lise arkadaşının 1950’lerde lise sıralarında başlayan okul arkadaşlıklarının kader arkadaşlığına dönüşmesini ve onların hikâyeleri üzerinden Kahramanmaraş’a mal olmuş mekânları anlatıyor.
Bu mekânların başında “Kara Lise” var.
1948 yılında kurulan Kahramanmaraş Lisesi, bu adla meşhur olmuş.
Binlerce öğrenci yetiştiren, öğrencilerinden kendine öğretmen yetiştiren, devlet adamları çıkaran bu lise dizinin ilk 13 bölümünde aynı zamanda hikâyenin temel mekânı olacak.
Erdem Beyazıt’ın gözünden öğrencilik sonrasında edebiyat öğretmeni olarak döndüğü Kara Lise üzerinden anlatılacak hikâyede, Türkiye’nin yakın tarih yolculuğundan son derece anlamlı izler bulacağımızı biliyorum.
1944’ÜN SON ÇERİSİ – FAZLI KÖKSAL
1944’ÜN SON ÇERİSİ - FAZLI KÖKSAL
1944 Türkçülük-Turancılık davasının yaşayan son sanığı Zeki Sofuoğlu’nun 93 yaşında vefat ettiğini öğrenince, hafızam beni çok gerilere götürdü…
Yıl 1968 Ortaokul öğrenciyim… Yaz tatili… Çok yoğun bir şekilde okuyorum… Okuyacak ne bulursam; roman, şiir, hikaye, araştırma, gazete, dergi … Gece 2-3’ten önce yatmıyorum… Annem, yemeğe çağırdığı zaman, kitaplardan ayrılmak zor geliyor, kızıyor, söyleniyorum… Artık, bakkala göndermiyorlar beni… Çünkü; bakkaldan gelene kadar, alınan malzemenin konduğu gazete kağıdından yapılmış kese kağıtlarını okumak amacıyla parçalıyorum..
KOCAELİ GEBZE TV’NİN ÖNEMLİ KONUKLARI – İsmail KAHRAMAN
Devlet Çevre şikayetine el koydu - İsmail KAHRAMAN
Gebze Gazetesi / 18 Nisan 2014, Cuma - 9:37
Gazetemizin dün bu köşede yer alan ve internette de Çevre Bakanlığı’nın dikkatine başlığıyla yayınlanan haberimiz büyük ses getirdi. Bölgemize rastgele dökülen sanayi atıkları, hafriyat ve ağaçların kurumasıyla ilgili makalemiz üzerine Ankara harekete geçti. Kocaeli’de ki devlet yetkilileri bölgemizde ciddi bir inceleme ve araştırma yaptılar.
Edindiğim bilgiye göre haberimiz üzerine bizzat Ankara’da ki Bakanlık yetkilileri olayı mercek altına alarak Kocaeli Valiliği, Büyükşehir belediyesi, Çevre İl Müdürlüğü ve diğer yetkililer Balçık Köyü çevresi, Gaziler dağı ve diğer bölgelerde inceleme ve araştırmalarını tamamlayarak Ankara’yı bilgilendirecekler. Yapılan araştırmalar kamuoyu ile de paylaşılmalıdır.
Çere konusunda özellikle Çevre Bakanlığımız harekete geçmeli, çevre bilinci oluşturup cezadan daha çok çevreyi koruma noktasında ilgilileri uyarmalıdır. Ceza yazmak, yaptırım uygulamak en son iş olmalıdır. Daha önce ki Çevre ve Şehircilik bakanı döneminde yazılan cezalar açıklanıyordu. Yeni Bakanımızdan cezalardan daha çok çevreyi koruma noktasında yapılan çalışmalar kamuoyunu bilgilendirilmelidir.
Kocaeli’nin Enleri Nedir Dersiniz? – Selçuk Çelebi
Kocaeli’nin Enleri Nedir Dersiniz? - Selçuk Çelebi
Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Belediye Başkanı iken kendilerine Sayın Başkan sizi TC Başbakanı olarak görmek istiyorum demiştim. Evet bu gün 12 yıldır TC Başbakanı olarak görev yapmaktadır.
Kocaeli’nin Enleri Nedir Dersiniz?
Aklıma hemen gelen Kocaeli Kandıra’lılar Derneği akla gelir dersem asla haksızlık yapmıyacağımı düşünüyorum. Bu derneğin tüm yemekli toplantıları Otel Asya’da olur, Her zaman davetsiz misafirleri vardır. Bu davetsiz misafir sıfatını her seferinde almışım.
Samimiyetimle itiraf edeyim ne zaman Kandıralılar Derneğinin etkinliğine katılmış isem her defasında asla kendimi yabancı gibi görmedim. Her zaman bir Kandıra’lı gibi hissetmişim.Kocaeli'de tahkip ettiğim en popüler üç Dernek varsa bunlardan biridir.Her yerde övgüyle bahsettiğim anlatmaktan sıklımadığım dernektir diyebilirim Kocaeli Kandıralılar Derneği ne diyelim böyle STK'r ı sizlere tanıtmakta bizlerin görevidir.
Sayın Ahsen Okyar Kandıra’nın değil Kocaeli’nin ender yetiştirdiği kişilerinden biridir. Eski Aydınlar Ocağı Başkanı olan Ahsen Bey aynı zamanda Mali Müşavir sıfatıyla da İzmit Merkezde en güçlü kanaat önderliği sifatınıda taşıyor diyebilirim. Kendileri ile İzmit Lisesinin Denetleme Kurulunda görev yapmanın heyecanını yaşıyorum.
KENDİ ELLERİMİZLE ÜRETTİĞİMİZ PROBLEMLERİN FARKINDA MIYIZ? – Yrd. Doç. Dr. Süleyman COŞKUNER
KENDİ ELLERİMİZLE ÜRETTİĞİMİZ PROBLEMLERİN FARKINDA MIYIZ? - Yrd. Doç. Dr. Süleyman COŞKUNER
İnsan hayatı bir bakıma problem çözme sürecidir. Doğumumuzdan ölümümüze kadar, öğrenmek, bilgilenmek, gelişmek, ilerlemek, öğretmek, değiştirmek, dönüştürmek, üretmek ve uygulamak zorunluluğumuz vardır. Bu süreçleri yaşarken, irili ufaklı sayısız problemlerle boğuşmak zorunda kalırız.
On aylık bir çocuk için, apalama ve yürümeye başlama eylemleri başlı başına aşılması gereken problemler bütünüdür.
Pilot olmak isteyen bir kimsenin pilotluk eğitimine başlaması ve başarı ile sertifikasını alması, aşılması gereken bir problemler bütünüdür.
Yeni bir mesleğe çırak olarak giren bir gencin mesleği öğrenme sürecinin tamamı sorunları çözmeye dayalıdır.