
KIRILMA NOKTALARI – Dr. Hasan GÜNAYDIN
KIRILMA NOKTALARI – Dr. Hasan GÜNAYDIN
Bazı anlar vardır ki zamanında gerekeni yapmaz ya da hatalı davranırsanız iş işten geçer. İşte böyle anlar devletler için de söz konusudur.
1. 1941 yılında faaliyete geçen THK Etimesgut Uçak Fabrikası 1950 yılında kapatıldı. SONUÇ: Türkiye teknoloji yarışından koptu.
2. 1953 yılına kadar demiryolu otoyolunun önünde yer almaktayken, Marshall yardımlarıyla bu tarihten itibaren otoyollar ön plana çıktı. SONUÇ: Türkiye petrole çok daha bağımlı bir ülke haline geldi ve ithalat giderleri arttı.
3. 24 Ocak 1980 Kararları ile İthal İkamesi bırakıldı ve Liberal Ekonomiye geçildi. SONUÇ: Yabancı mallarla rekabet edemeyen küçük ve orta boy işletmeler kepenk kapattı. Sanayii montaj sanayi ile sınırlandı.
4. 29 Nisan 1920’de çıkarılan Hıyanet-i Vataniye Kanunu 12 Nisan 1991 de yürürlükten kaldırıldı. SONUÇ: Terör hortladı.
5. Gümrük Birliği Anlaşması 1995’te imzalandı ve 1996’da yürürlüğe girdi. SONUÇ: Türkiye’nin nispeten iyi olduğu tekstil gibi sanayi kolları rekabet edemez hale geldi ve kepenk kapattı. Türkiye binlerce yıllık bir tarihi başarıya (!) imza atarak kurbanlık hayvan ithal etti. Gümrük Birliğine üye ülkelerle ticaret açığı 10 yılda yaklaşık 100 milyar Dolar, 20 yılda 221 milyar Dolar oldu.
6. 4 Temmuz 2003’te Türk Askerinin başına çuval geçirildi ve Türkiye müzik notası (!) bile veremedi. SONUÇ: Türkiye Ortadoğu’da aktör olmaktan çıktı ve figürana dönüştü.
7. VE SON BAŞARI: AÇILIM. SONUÇ: Türkiye parçalanmanın eşiğine geldi.
İşin hazin tarafı bunları yapanlar millete DEMOKRASİ HAVARİSİ olarak takdim edildi ve halk ta buna inandı.
SUBLİMİNAL İŞGAL TEKNİĞİ 25.KARE – Cüneyt DİLER
SUBLİMİNAL İŞGAL TEKNİĞİ 25.KARE - Cüneyt DİLER / Ortak Ses cuneythoca2010@hotmail.com
GERÇEKLER GÖREMEDİKLERİNİZDİR VE GÖREMEDİKLERİNİZ HIZLICA SİZE SAHİP OLUYOR Makalemize başlamadan önce bütün bilgi ve belgelerin uzun süren bir çalışma sonucunda düşünülerek olaylar ve sonuçları derinlemesine tahlil edilerek gerek şahsım, gerekse zihnini subliminal işgale karşı zaman zaman koruyabilen bilimadamlarından alıntı yapılarak hazırlanmaya çalışıldığını belirmekte fayda görüyorum, bu makalenin benim yada bir başkasının olması önemli değil makalede anlatılmak istenenlerin anlaşılıp beyinlere yerleşmesidir esasen önemli olan
BİLİNÇALTINA YÖNELİK MESAJLAR
Bilinçaltını etkilemeyi hedefleyen mesajlara “subliminal” adı verilir. Genel olarak “bilinçaltına yönelik gizli mesajlar olarak ifade edebiliriz. Kişinin bilinçaltına ‘’subliminal’’ mesaj göndermenin birçok yolu bulunuyor.
Bunlardan en çok kullanılanları :
1. Dijital ses dosyalarına gizlenen işitsel yolları.
2. Gözle algılanamayacak kadar kısa süreyle ve sık patlayan flaşlar şeklinde sinema ya da televizyon görüntüsü yoluyla bilinçaltına itilen 25. kareler.
3. Reklam afişleri, logoları ve benzeri nitelikteki görsel malzemenin içine saklanmış şekil, kelime ve rakamlar.
Bu yöntem, bir ürünün reklâmını yapmaktan, bir inancın ya da görüşün propagandasını yapmaya kadar varan geniş bir yelpazede kullanılmaktadır. Görsel ve işitsel olarak (bilinçli) algılananlar değil; bilinçaltı seviyesinde algılanan söz, resim, görüntü ve şekillerden oluşur.
Bunlardan en çok kullanılan Dijital ses dosyalarına gizlenen ses mesajlardır. Üzerinde oynanabilirliği ve işlenilmesi ve yayılması daha kolay olduğundan MP3 dosyaları gizli mesaj için biçilmiş kaftandır diyebiliriz.
BÜYÜK KÜRDİSTAN KURMA AMACI YOKMUŞ… – Av. Ruhittin Sönmez
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, TBMM Dışişleri Komisyonunda “Bu gidişat bölgede bağımsız bir Kürdistan devletinin kurulması sürecini hızlandıran bir gelişme midir?” sorusuna şu cevabı vermiş:
“Ama ben bunun, hani bir Büyük Kürdistan kurma amacı ile yapıldığını düşünmüyorum. Niye? Çünkü burada Kürt unsurlara baktığınız zaman, peşmerge ve diğer bölgelerdeki Kürt unsurlara baktığınız zaman, PKK ve PYD ile aynı düşünmedikleri aynı amaca hizmet etmedikleri de aşikârdır. Yani böyle bir unsurun, böyle bir tehlikenin hiçbir zaman olmayacağını söylemiyorum ben. Ama PYD’nin peşmergeyi istememesinin sebebi de budur. Geçmişte de bunların arasında çok kanlı çatışmalar olmuştur.”
“Aynı şekilde, PKK ile PYD’nin amacı tüm Kürtleri kapsamak değil, kendi ideolojilerine uygun bir yapıya hükmetmektir. Şu anda PYD’nin amacı PKK ile birlikte Suriye’nin sadece bir bölgesini kontrol etmektir. Şu anda arazideki gerçeklere baktığınız zaman yani Kürtlerin kendi arasında birleşerek büyük bir Kürdistan kurması sinyallerini biz görmüyoruz.”
Yeniçağ Gazetesinden Ahmet Takan Bakan Çavuşoğlu’nun cevabını kapalı toplantının tutanaklarından aldığını bildirerek duyurdu.
MUALLİMLERİN TOPLUMA YANSIMASI: TOGAN VE KAFESOĞLU ÖRNEĞİ – Mehmet Cemal Çiftçigüzeli
MUALLİMLERİN TOPLUMA YANSIMASI: TOGAN VE KAFESOĞLU ÖRNEĞİ - Mehmet Cemal Çiftçigüzeli
1960’lı yıllarda gazetelerin en önemli muhabirleri polis-adliyeye bakardı. Spor ve magazin muhabiri olmak kızağa çekilmek anlamındaydı. Babıali’de Sabah’ta bana verilen ilk görev ise(1967) eğitim muhabirliğiydi. Milli Eğitim Bakanı İlhami Ertem’i ben takip ediyordum, üniversitelere ben koşturuyordum. MTTB’deki bütün konferansları sonuna kadar dinleyip gazetem için özet haber çıkarıyordum. O günlerde fark etmemiştim ama iyi ki eğitim muhabiri olmuşum. Fikri ve zihni bir birikim sağladı, düşünme yeteneğimi geliştirdi, yorum ve analiz için dağarcığımda çokça bilgi, belge ve öge oldu.
Babıali’de Sabah’ın idare yeri olan Cağaloğlu Şerefefendi Sokağı’nın başındaki Güneş Matbaacılıktan MTTB Konferanslarını takip etmem için gideceğim yolun uzunluğu aynı sokakta 100 metre kadardı.
Prof. Dr. Ali Nihat Tarlan(1898-1978), Ord. Prof. Ali Fuat Başgil, (1899-1967) Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş(1925-1987), Prof. Dr. Zeki Velidi Togan(1890-1970), Prof. Dr. Ziyaeddin Fahrettin Fındıkoğlu, Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu (1912-1984), Prof. Dr. Muharrem Ergin(1925-1995), Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu(1899-1975), Doç. Dr. Nurettin Topçu(1909-1975), Necip Fazıl Kısakürek (1904-1983) ve İlhan Egemen Darandelioğlu’nu (1921-1979)böyle tanıdım. Hem işimi yaptım, hem de fikri bir oluşumun içinde kitaplarla, dergilerle, makale ve sohbetlerde buldum kendimi.
UYGUR KÜLTÜRÜNDE TUFAN’IN KUŞLARI: KIRLANGIÇ ve GÜVERCİN – Yrd. Doç. Dr. Adem ÖGER / Arş. Gör. Serkan KÖSE
UYGUR KÜLTÜRÜNDE TUFAN’IN KUŞLARI: KIRLANGIÇ ve GÜVERCİN
Yrd. Doç. Dr. Adem ÖGER Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Nevşehir - TÜRKİYE, E-posta: adem.oger@nevsehir.edu.tr.
Arş. Gör. Serkan KÖSE Arş. Gör., Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Nevşehir- Türkiye. E-posta: serkankose@nevsehir.edu.tr.
BULGARİSTAN’DA TÜRKÇE YAYIN SORUNU – Alptekin CEVHERLİ
BULGARİSTAN’DA TÜRKÇE YAYIN SORUNU - Alptekin CEVHERLİ
Hepimizin bildiği gibi Türkiye’mizde TRT tarafından yıllardır çeşitli lehçe ve ağızlarda yayın yapılmakta. Hatta bu amaçla TRT’nin bir kanalı özel olarak sırf bu işe ayrılmış durumda.
Aşağıda okuyacağınız haberde ise her fırsatta Türkiye’ye akıl vermekten geri durmayan Avrupa Birliği üyesi Bulgaristan’daki uygulamayı ve Türkçe’yi engellemek maksadıyla yapılacak referandumun ayrıntılarını göreceksiniz.
“Bulgaristan Devlet Televizyonu K1'de Türkçe Yayınları Masası'nın kapatılması yeni koalisyon hükümetinin kurulmasıyla yine gündeme geldi.
Cumhurbaşkanı Rosen Plevneliev, bu yayınların kaldırılmasına karşı çıkarak, Türkçe Masasını kapatmakla yaşam standardımızın ve demokrasinin daha yüksek seviyede olacağına, ekonomiyi teşvik edeceğimize, daha fazla istihdam sağlayacağımıza ve Bulgarların daha iyi bir yaşam sürdüreceğine inanmıyorum, dedi. 21’inci yüzyıldaki iletişim ve internet çağında, neden yasaklama getirilmesi gerektiğini hiç bir türlü algılayamıyorum. Örneğin ben Bulgar medyalarını izlemekle birlikte, İngiliz ve Alman medyalarını da sürekli takip ediyorum, eğer Türkçe ve Yunanca bilseydim bu haberleri de izlerdim, şeklinde konuştu.
GERÇEK GÜNDEMİ ÇARPITMAK, DİKKATLERDEN KAÇIRMAK İÇİN İCRAYA SOKULAN DEZANFARMASYONLAR Hk’da…! / Hasan YILMAN
GERÇEK GÜNDEMİ ÇARPITMAK, DİKKATLERDEN KAÇIRMAK İÇİN İCRAYA SOKULAN DEZANFARMASYONLAR Hk'da...! / Hasan YILMAN
İçinde bulunduğumuz şu yaşam sürecimizde; başta Sayın R.T. Erdoğan olmak üzere yakın çevresi, AKP' nin bazı üst düzey yöneticileri, hükümetin bazı ilgili zevatı ile besleme ve havuz medyasında büyük bir telaşın mevcudiyeti her kesimin ve her kesin ilgisini / dikkatini çektiği ve anılan kimselerin büyük bir suçluluk pisikolojisi sarmalını bertaraf etmek, gözlerden kaçırmak için Dersim olayları, Amerikanın keşfi, Küba' da Cami, Çözüm süreci vb. gündem değiştirmeye, kamuoyunu meşgul etmeye yönelik dezanfarmasyon içerikli söz ve söylemlerini üzüntüyle izlemekteyiz.
Aslında ülkemizdeki gerçek gündem olarak.....Cumhurbaşkanlığı envanterinde mevcutları varken, bunlarla yetinilmeyerek; Ankaradaki (1000 odalı AK-SARAY), İstanbuldaki VAHDETTİN KÖŞKÜ) her iki köşk ile dünyanın en lüks makam uçağı, yine maliyeti çok yüksek en son model MERCEDES makam araçları ile ilave diğer lojistik en lüks JEEP' lerinin acilen tedariki, halkımıza maliyetinin yaklaşık 2(iki) milyar doları aştığı ve de gelecek zaman sürecinde bahse konu yerler ile ilave araç tahsislerinin ise henüz kaça mal olabileceğinin belirlenemediği ve çok daha yüksek maliyetlere sebebiyet vereceği yazılı, görsel ve de sosyal medyada rakamlarla, görsellerle günlerce yayınlandığını, izlemiyormuyuz...? Okumuyormuyuz...?
Sayın R.T.Erdoğan görevi devraldığının hemen ertesi günlerde Cumhurbaşkanlığı bütçesinin %' de yüz oranında artırılma çabaları da unutulmamalı)
FARK YARATMAK – Fazlı KÖKSAL
FARK YARATMAK - Fazlı KÖKSAL / Ortak Ses
Dört beş aydır, güne Çalar Saat’i izleyerek başlıyorum…
Çalar Saat’in tiryakisi oldum… Daha doğrusu İsmail KÜÇÜKAYA’nın..
Açık söyleyeyim, İsmail KÜÇÜKKAYA Fox Tv.de sabah haberlerini sunmaya başlayınca, başarılı olacağından şüpheliydim…
Çünkü; İsmail KÜÇÜKKAYA deneyimli bir gazeteci olmasına karşılık televizyon gazeteciliğinde yeniydi. İlk programlarındaki tavırlarında, “Ben vücut dili dersleri aldım” yapaylığı vardı.
Ama yanılmışım. İsmail KÜÇÜKKAYA başarılı oldu. Başarılı olmakla kalmadı. Çalar Saat’i en çok izlenen haber programı haline getirdi..
Ve hepsinden önemlisi fark yarattı…
Fark Yaratmak aynı zamanda başarılı olmaktır… Ama başarılı olmaktan daha farklıdır, daha önemlidir..
Başarı tesadüflerle gelebilir, fark yaratmak yetenek, çaba gerektirir…
Başarı geçici olabilir, fark yaratmak kalıcıdır…
2O KASIM DÜNYA FELSEFE GÜNÜ KUTLAMA MESAJI – Nurullah AYDIN
2O KASIM DÜNYA FELSEFE GÜNÜ KUTLAMA MESAJI - Nurullah AYDIN
Seviyorum, peşinden koşuyorum, arıyorum anlamına gelen phileo ve bilgi, bilgelik anlamına gelen sophia sözcüklerinden türeyen terimin işaret ettiği entelektüel faaliyet ve disiplin olan felsefe, bilgelik sevgisi ya da hikmet arayışı anlamına gelir. Başlangıçtaki bu özgün anlama göre, her türden bilimsel araştırmacıya filozof adı verilmiştir.
Felsefe; varlık ve düşünmeyi oluşturan ilkeler, gerçeklik ve nedenselliğin araştırılmasıdır.
Ortaya atılmış soruların cevaplarının aranması anlamına gelir.
Felsefe; bir tür kritik, yaratıcı düşünmedir.
Felsefenin eğildiği konular; Metafizik, Epistemoloji, Ahlak, Politika, Estetiktir.
İnsanlığın karşı karşıya olduğu problemler kadar, ülkemizin kendine özgü problemleri de, olaylara felsefenin ışığında da bakabilmeyi gerekli kılmaktadır.
Savaşların ve çatışmaların bitmek bilmediği, savaş tacirlerinin her türlü yolu ve yöntemi kullanmaktan çekinmedikleri günümüz dünyasında barış, özgürlük, insan hakları, insanın onuru ve değerlerin savunulmasında felsefenin temellendiriciliği ve aydınlatıcılığı büyük önem taşımaktadır.
Yaşadığımız dünyayı daha iyi, daha insancıl bir dünyaya dönüştürmede ve uygarlık maskesiyle gizlenmeye çalışılan modern barbarlıklara başkaldırmada felsefenin işlevi yaşamsal bir önemdedir.
Doğmalardan, saplantılardan, sömürüden, istismardan, ayrımcılıktan zulümden baskılardan arınmış bir Türkiye ve dünya için aydınlanmış insanlara büyük sorumluluk düşmektedir.
Felsefe günü Kutlu olsun.
Dersim’i Necip Fazıl’ın anlattığı kadar bilen cahiller / Cazim Gürbüz
Dersim’i Necip Fazıl’ın anlattığı kadar bilen cahiller / Cazim Gürbüz
Yalan deposu bir kitap var, adı: “Son Devrin Din Mazlumları”, yazarı, sahtekârlıktan ipliği pazara çıkmış olan Necip Fazıl adlı rezil adam (bu adam hakkında Yeniçağ’daki köşemde belgeye dayalı olarak çok yazdım, meraklısı araştırır okur)…Bu kitapta bu Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı yaratık, Dersim isyanının ele başısı Seyit Rıza’yı bir “Din Mazlumu” olarak nitelendiriyor.
RTE ile bugünkü karikatür başbakanın Dersim üstüne bütün bildikleri “Üstadlarının” bu yalanları.
Gelin şimdi biz o isyanlara dair değerli belgesel romanlar yazan Barbaros Baykara’nın “Dersim 1937”” adlı eserinden bir bölümü okuyalım (sayfa 21). Bakalım neymiş bu işlerin aslı, nice adammış bu Seyit Rıza denilen elebaşı.
“Tümü silahlı olan aşiretlerin hükümranlığında bir bölge… Osmanlı baş edememiş, defalarca müdahale edilmiş ama sonuç alınamamış. Bölgede cinayetler, soygunlar oluyor, adalet işletilemiyor. Devlet içinde devlet gibi, feodal bir yönetim var. Devleti tanımıyor. Vali, kaymakam dinlemiyor. Suçluları teslim etmiyor, sahipleniyor. Askere kimseyi göndermiyor, vergi vermiyor. Hizmet kabul etmiyor. Yol, köprü, okul vb. yeniliklere karşı koyuyor. Islah edilmesi için 1935 Tunceli kanunu çıkarılıyor ve bölgeye vali atanıyor. Köprüler, yollar yapılmaya başlanıyor ki karakol basıp askerleri şehit ediyorlar.
YİNE İNSANLARI GÖRDÜM – Av. Tevfik KARABULUT
YİNE İNSANLARI GÖRDÜM – Av. Tevfik KARABULUT
Bakar da görmez gözleri
Nuru kaçıktır yüzleri
Söze benzemez sözleri
Nice insanları gördüm
Üç kuruş etmez değeri
Karşında oynar her yeri
Beterlerin de beteri
Nice insanları gördüm
Şeytanı bırakmış işsiz
Melek geçinir şerefsiz
Fitne eker sessiz sessiz
Nice insanları gördüm
Tokalaşsan el kirlenir
Konuşursan dil kirlenir
Yürüdüğü yol kirlenir
Nice insanları gördüm
Günü birliktir kıblesi
Duysan huylandırır sesi
Yaklaşırlar sinsi sinsi
Nice insanları gördüm
Hayır, böyle değil herkes
Diyor, vicdanımda bir ses
Hayat veren, nefes nefes
Nice insanları gördüm
Özlenilen bahar gibi
Işık saçan seher gibi
Özü sözü cevher gibi
Nice insanları gördüm
Başımı eğip önüme
Düşündüm kendi kendime
Ortak olacak, derdime
Yine insanları gördüm
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kuruluşunun 31.yılı ve Kıbrıs Gezimiz; – Dr. H. İbrahim KAHRAMAN
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kuruluşunun 31.yılı ve Kıbrıs Gezimiz; - Dr. H. İbrahim KAHRAMAN
Kıbrıs Adası Anadolu’nun hemen güneyinde, Akdeniz’imizin geniş bir boğaz ile ayırdığı konumu ile dikkat çekicidir. Tıbbiyeden mezuniyetimizin 40.yılı vesilesi ile sınıf arkadaşlarımızdan olan ve Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde Sağlık Bakanlığı da yapmış Dr. Gülşen Halil hanım, Dr. Erkan Kemal, Dr. Emirzade’nin ve Dr. Zaliha’nın daveti ile gezmek -görmek imkanımız oldu. Kendilerine gösterdikleri ilgi ve Kıbrıs’ı tanımamız yönündeki gayretleri sebebi ile müteşekkiriz.
Torosları geçince önce Akdeniz’i sonra Kıbrıs’ı görüyorsunuz. Yukarıdan bakıldığında bu kara parçasının Anadolu’muzun devamı gibi duruşu ile stratejik önemini daha iyi anlıyorsunuz. Lefkoşe Ercan havaalanından T.C nüfus kağıdınızla geçip Kıbrıs’ta Türkçe ve Türk lirası ile yaşamınızı sürdürebilmek, dış ülkelere gidip gelenlerin bildiği gibi önemli bir ayrıcalıktır. Bu şartları oluşturanları şükran ve rahmetle anıyoruz. Dr. Fazıl Küçük, Rauf Denktaş, pilot Cengiz Topel, eski Başbakanlarımızdan Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan hemen aklımıza gelenler. Ayrıca Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatının sayısız kahramanları ve Türk ordusunun başarısının önemini hatırlıyorsunuz.
40. ŞURA VE FAZLALIKLARI ATARAK ANLATMAK – Av. Ruhittin SÖNMEZ
40. ŞURA VE FAZLALIKLARI ATARAK ANLATMAK - Av. Ruhittin SÖNMEZ
Antik Roma döneminin ünlü hatibi, devlet adamı, bilgin ve yazarı Cicero, bilindiği gibi kekeme iken ağzına çakıl taşı koyup, denize karşı yüksek sesle konuşarak kekemeliği yenmiş ve dünyanın en ünlü hatiplerinden biri olmayı başarmış bir adam.
Hatip olarak çeşitli yerleşim yerlerinde konuşan Cicero’ya “üstat halkımıza 15 dakika konuşur musunuz?” denerek bir ilçeden davet gelmiş. Ünlü hatip, “15 dakikalık bir konuşma yapacaksam üzerinde en az üç gün çalıştıktan sonra teklifinizi kabul edebilirim. Ancak 3 saat konuşma yapmam istenirse hemen konuşmaya başlayabilirim” cevabını vermiş.
Gerçekten hem kısa konuşmak ve hem de kısa yazmak çok zordur.
7 yıl aralıklarına aman dikkat! – M.Tanzer Ünal
7 yıl aralıklarına aman dikkat! - M.Tanzer Ünal
Yıl, 1994…
Türkiye’de ekonomik kriz var.
Yıl, 2001…
Türkiye’de yine kriz var.
Yıl, 2008…
Türkiye, bir defa daha ekonomik krizde!
Tarih aralıklarına bakıyorum, hep 7 yıl.
Hiç şaşmamış…
Eee, 2008’in üstüne 7 eklersek ne olur?
2015…
Demek, gelecek yıl birileri bizi yine öpecek!
Dikkatli olun!
Öpücükten iz kalmasın!
xxx Turan Güneş’ten Sezgin Tanrıkulu’na… CHP’de değişen bir şey yok! 16 Kasım 2014 Kocaeli Gazetesi
Aşure deyip geçmeyin… / Yrd. Doç. Dr. Banu GÜRER
Aşure deyip geçmeyin... / Yrd. Doç. Dr. Banu GÜRER
Aşureyi sever misiniz?
Muharrem ayının bizim kültürümüzde önemli sembollerinden biridir aşure.
Adını Aşûra gününden alır.
Yani Muharrem ayının 10. gününden.
Muharrem ayının 10. günü sadece biz Müslümanların değil, Yahudilerin ve Hıristiyanların da hürmet ettikleri bir gün olarak tarihe geçmiştir.
AYDINLAR OCAĞININ AÇIK OTURUM DAVETİ – Halil ALTIPARMAK
AYDINLAR OCAĞININ AÇIK OTURUM DAVETİ – Halil ALTIPARMAK
Aydınlar Ocağı, her yıl iki defa bir şubesinde 3-4 gün süren Şûra yapar. Geçen yıl şûralardan biri Avrupa Aydınlar Ocağı tarafından, Kosova’nın Prizren şehrinde yapıldı ve Adana’dan biz de katıldık. Bu yılın ilk şûrası Azerbaycan’da olacaktı ancak elde olmayan nedenlerden dolayı başka yakın bir tarihe ertelendi. Bu yılın ikinci şûrası 14-15-16 Kasım(bugün, yarın, Pazar) günlerinde Adana’da yapılacaktır.
Şûra yapmak, gerçekten zor, meşakkatli, büyük emek gerektiren, fedakârlık isteyen bir iş olması nedeniyle, şûra yapan şubeler uzun süre haklı olarak sıraya girmemektedirler. Gerçi, şube sayısının 30’ dan fazla olması nedeniyle, zaten her şubeye sıranın yakın gelmesi de pek mümkün değildir. Ancak, Adana şubemiz diğer şubeler tamamlanmadan ikinci bir şûra yapmayı kabul etmiştir. Bu cesaret ve özveriden dolayı Adana şu Başkanı Muhsin ÖZKALE’yi tebrik etmek gerektir.
BİZ AYNI BAHÇENİN ÇİÇEKLERİYİZ – Av. Tevfik KARABULUT
BİZ AYNI BAHÇENİN ÇİÇEKLERİYİZ – Av. Tevfik KARABULUT
Biz aynı bahçenin çiçekleriyiz,
Her kim ayırırsa bizden değildir
Toprağımız aynı suyumuz aynı
Her kim ayırırsa bizden değildir.
Mevlana da bizim Hacı Bektaş da
Pir Sultan da bizim Yunus Emre de
Birlikte dirliğin olduğu yerde
Her kim ayırırsa bizden değildir
Aynı sevda türküsünü söyleriz
Aynı ağıtlarla yaşlar dökeriz
Aynı fıkraları dinler güleriz
Her kim ayırırsa bizden değildir
Türk de biziz, Kürt de biziz Çerkez de
Kardeşlik türküsü çalınsın saz da
İster düşüncede isterse sözde
Her kim ayırırsa bizden değildir
Kimimiz Memo'dur, kimimiz Mehmet
Aynı kutsallara ederiz hürmet
Birlikte var iken her zaman rahmet
Her kim ayırırsa bizden değildir
Hem Sünni, hem Şii hem de Alevi
Birlikte paylaşır aynı kıbleyi
Ebubekir, Ömer, Osman, Ali'yi
Her kim ayırırsa bizden değildir
PKK’NIN ACELECİLİĞİ HÜKÜMETİ SIKIŞTIRIYOR – Av. Ruhittin SÖNMEZ
PKK’NIN ACELECİLİĞİ HÜKÜMETİ SIKIŞTIRIYOR – Av. Ruhittin SÖNMEZ
Süreç’in bu şekilde gelişeceği belliydi. Ama AKP kanadı bu kadar hızlı gelişmesini beklemiyordu.
“Çözüm Süreci” adı altında yürütülen müzakerelerin başlangıcında yavaş yavaş bölgenin PKK hâkimiyetine devredilmesi zaten kabul edilmişti.
Hatta daha Oslo’da PKK ile görüşmeler yapılırken, şimdiki MİT Müsteşarı Hakan Fidan PKK’dan “şikâyetçi olduğunuz mülki amirlerin isimlerini verirseniz gereğini yaparız” güvencesi vermişti.
Türk Silahlı Kuvvetlerine operasyon yaptırılmamış, operasyon yetkisinin devredildiği valilere “aman cenaze haberi gelmesin. Güvenlik güçleri karakolların dışına bile çıkmasın” talimatı verilmişti. Askeri birlikten bayrak indirilmesine, okullarda Atatürk büstlerinin yıkılmasına dahi müdahale edilememişti.
PKK’ya bu tavizler silahları bırakması ve “gerillaları” yurtdışına çıkarılması şartına bağlı olarak verilmesine rağmen örgüt bu şartlara uymamıştı.
ATATÜRK’TE BİRLEŞMEKTEN BAŞKA ÇIKIŞ YOLU YOK – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER
ATATÜRK’TE BİRLEŞMEKTEN BAŞKA ÇIKIŞ YOLU YOK – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER
Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Atatürk’ün fâni varlığının aramızdan ayrılışının 76. yıldönümünü idrak ediyoruz. Zaman ilerledikçe Atatürk’ün büyüklüğünü ve bize kazandırdıklarının değerini daha iyi anlıyoruz. O’nun gerçekleştirdiklerini ve düşündüklerini değerlendirdikçe, bizi ne kadar iyi tanıdığını, görüşlerinin ne kadar isabetli olduğunu, daha iyi kavrıyoruz. O zaman, diğer dünya liderlerinden tamamen farklı bir konumda olduğunu görüyoruz.
Atatürk, sadece Kurtuluş Savaşı’nı kazanan bir asker, Türkiye Cumhuriyeti devletini kuran bir devlet kurucu, ilk cumhurbaşkanı, Türk milletini çağdaş uygarlığa taşıyan bir devrimci ve milletine devletini güçlendirecek ve ayakta tutacak hedefleri ve ilkeleri ortaya koyan bir önder, kendine özgü felsefesi olan bir düşünce adamı değildir. O, dünya liderlerinin bir veya ikisinin taşıdığı bu özelliklerin tamamını şahsında birleştirmiş, ender şahsiyetlerden biridir. O, bir taraftan genç Cumhuriyet’in sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmesini sağlayacak devrimleri yaparken, diğer taraftan da milletini aklın ve bilimin rehberliğinde “çağdaş uygarlık” hedefine yöneltmiş bir dünya lideridir.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN ÖLÜM YILDÖNÜMÜ MESAJI – Nurullah AYDIN
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN ÖLÜM YILDÖNÜMÜ MESAJI - Nurullah AYDIN
İnsani değerlere dayanan kültür ve medeniyeti ile güven ve huzur veren, adaletli yönetimi ile mazlum halkların güvencesi olan, insanlık ailesinin şerefli üyesi Kahraman Türk Milleti’nin mensupları;
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 76. yıldönümünde Türkiye gerçeğini bilmek anlamak, görmek ve gereğini yapmak sorumluluğu, her vatan evladına düşen bir görevdir.
Dış güçlerin Türkleri Anadolu’dan atmak çabası; Malazgirt, Miryakefelon ve Sakarya savaşları sonucu başarısızlığa uğrayınca, kimliksizleştirme projesini uygulamaya koydular. Kimi batıcı, kimi Asyacı, kimisi de Arapçı kültürlerle şekillenerek gaflet, dalalet ve hıyanet içine girdiler.
Amaçlarına ulaşamayan şer güçler; bu kez ortaçağ Arap kültürünü, kutsal İslam dini kamuflajı altında sahneye koydular. İslam dini’nin kutsal kitabı Kur’an ve önderi peygamberden uzak hurafelerle dolu düşünce ve yaşam biçimini öne sürdüler.
İnsanlığın gelişim, değişim ve dönüşüm sürecinden habersiz, evrensel insanlık değerlerinden uzak, çağın gerçeklerinden habersiz, akıl ve bilimi bir tarafa bırakmış, adalet, hak, namus, dürüstlük kavramlarından uzak insanlar siyasi, ekonomik güç kazandılar.