
Facebook arkadaşlarımın dikkatine..
Blogum da değişiklik yapıldı..
Bütün arkadaşlarımı yenilemem gerekiyor..
Bugünden itibaren Arkadaşlık talepleri göndereceğim..
Verdiğim zahmetler için özür dilerim..
Sağolunuz..
“Değerli Konuklar – Prof. Dr. İlhan BAŞGÖZ
“Değerli Konuklar - Prof. Dr. İlhan BAŞGÖZ
Ben Cumhuriyetle yaşıtım, size anlatacaklarım yalnız duyup işittiklerim, okuyup öğrendiklerim değil, aynı zamanda kendi hayat hikâyem olacaktır.
Cumhuriyet yedi büyük savaşın ardından kurulmuştur. 1856 Kırım,, 1877 Osmanlı Rus, 1892 Yunan, 1911 Trablus, 1912 Balkan, 1914-18 Birinci Dünya Savaşı, nihayet 1920-22 Kurtuluş Savaşı. Bu savaşlardan yalnız sonuncusu zaferle bitmiştir. Ama bu zafer vatandaştan yalnız canını ve kanını istememiştir. Vatandaştan atını, arabasını, çorabını, kağnısını, keten bezini, pencere demirini alarak bu savaş kazanılmıştır. Birinci Dünya Savaşı’na niçin girdiğimizi bugün bile bilmiyoruz. Ama kardeşlerini bu savaşa kurban veren, Avşar kadını biliyor ve parmağını Alaman’a uzatıyor:
Mektup saldım da varmadı,
Tel vurdum aynı gelmedi,
Alamanya harbeylesin,
Gayri kardaşım kalmadı.
Savaş yılları Osmanlı İmparatorluğu’nun ekonomisini tümden harap etmiş, ekin tarlada çürümüş; toprak tohumsuz, evler erkeksiz kalmıştır. Kağnıya ve sabana koşulacak hayvan, çiftin sapına yapışacak erkek yokluğunda çifte, hayvan yerine kadınlar koşulmuştur. Bu çöküşün en gerçekçi destanını, hemşehrim Şarkışlalı Serdari yazmıştır.
VİRÜS SİZİ ÜZDÜ… BİRAZDA GÜLDÜRSÜN.–OKUYAMAYANLAR NELER KAÇIRDIĞINI BİLEMİYECEK..
VİRÜS SİZİ ÜZDÜ... BİRAZDA GÜLDÜRSÜN.
- Uzun süre sonra bugün ilk defa çöp atmaya çıkacağım o kadar heyecanlıyım ki ne giyeceğimi bilemiyorum.
- Şu karantina bitsin hepinizi pikniğe götüreceğim siz etleri ayranları alın, ben ormanı ayarlarım.
- Berberler kapalı diye herkes kafayı 3 numaraya vurmuş, memleket Isparta komanda Tugayı gibi.
- Fıkra gibi ülkeyiz testi pozitif çıktı diye tüm köyle sarılıp kucaklaşıp helalleşti, şimdi bütün köy karantinaya alındı.
- Oturma odasına İzmir, mutfağa Ankara, yatak odasına da İstanbul ismini yazdım, şehir şehir dolaşıyorum ohhh.
- Tarihte ilk defa dünyada tüm ülkedeki kadınlar kocalarının nerede olduklarını biliyorlar.
- Sevgilisi olup da evde eşiyle karantinada olanlara da geçmiş olsun dileklerimi sunarım.
- Korana'dan korunmak için 200 TL'ye muska yapan sahtekarlara itibar etmeyin ben size 100 TL'ye yaparım.
- Kolonya şişesini çamaşır suyu ile, çamaşır suyu şişesini kolonya ile, kolonya şişesini sirke ile siliyorum, çıldırmama az kaldı.
- Yüzyılın son kabadayısı korana adam, Dünyada ne kadar bar pavyon kumarhane varsa tek başına kapattı saygılar korona.
3 Mayıs TÜRKÇÜLÜK Bayramı kutlu olsun.
76. Yıldönümünü idrak ettiğimiz 3 Mayıs TÜRKÇÜLÜK (1944 TURANCILIK Olayları ) Bayramı kutlu olsun.
Türk Milliyetçiliğinin dönüm noktası olan bu mücadelede, Alparslan Türkeş, Nihal Atsız, Muzaffer Eriş, Nejdet Sancar, Namık Orkun, Reha Oğuz Türkkan, Zeki Velid’i Togan, Sait Bilgiç, Hikmet Tanyu, Orhan Şaik Gökyay, İsmet Tümtürk, Fethi Tevetoğlu, Ferit Cansever, Nurullah Barıman, Fazıl Hisarcıklı, Saim Bayrak, Cihat savaşır, Zeki Sofuoğlu, Fehim’in Altan, Yusuf Kadıağılı, Cemal Oğuz Öcal, Cebbar Şenel, Sadi Özbek.1944 yılında TÜRKÇÜLÜK için mücadele veren ve işkencelere maruz kalan bu muhterem insanlarımızı saygıyla anıyorum.Türk Milliyetçiliğine inananlar onların sayesinde o ruhla yaşamaya ve mücadeleye devam etmektedirler.
Hastanenin Başhekimi Adeta İsyan Etti
Hastanenin Başhekimi Adeta İsyan Etti
Koronavirüs salgını ile mücadele devam ederken, zaten zor şartlarda çalışan sağlık personellerini, adeta isyan ettirecek olaylar da yaşanıyor.
Kocaeli Darıca İlçesinde hizmet veren Darıca Farabi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yaşanan ve hastane başhekimi Mustafa Güneş’in sosyal medya paylaşımı ile ortaya çıkan olayda bunlardan biri oldu.
Güneş, hastanede çeşitli rahatsızlıkları sebebiyle yatmakta olan, ancak tedavileri tamamlanarak taburcu edilen yaşlı hastaların, yakınları tarafından alınmayarak kaderine terk edilmesine sosyal medya hesabında adeta isyan etti.
Paylaşımın sonuna ise ‘Sizi buradan ifşa etmemi ister misiniz?’ notunu düştü.
Başhekim Güneş’in yaptığı paylaşımda şu ifadeler yer aldı. “Bizim hayat felsefemiz anne-babaya of! bile demeyi yasaklamıştır.Buna rağmen virüs kaparım diye hastaneye, cami avlusuna bebeğini bırakıp kaçanlar gibi bırakıp giden ve hiç ulaşılamayan veya tedavisi tamamlanan anne babasını almaya bile yanaşmayanlar..
Biz hastane çalışanları olarak onları anne ve babamız olarak kabul edip her türlü ihtiyaçlarını karşılar, bakımlarını yaparız. Bu bizim insani, vicdani ve mesleki görevimiz.
Biz bu görevimizi zevkle ve bir ibadet duygusuyla yapıyoruz. Ya siz hastane köşesine anne- babasını terk edip kaçanlar. Telefonlarımıza dahi cevap verme nezaketinde bulunmayanlar.
Evet bunların sayısı parmak sayısı kadar ama üzüntü verici bir durum SİZİ BURADAN İFŞA ETMEMİ İSTERMİSİNİZ.
Başhekim Güneş’in haberin gündem olması üzerine “Ben paylaşımımın bu kadar yankı bulacağını tahmin etmiyordum. Sıradan bir paylaşım yaptım” dediği öğrenildi.
17 Nisan 1913’te şehit olan vatan fedaisi kolağası Resneli Niyazi’yi unutmayalım
![]()
Balkan Savaşı 8 Ekim 1912 tarihinde patlak verince Cevdet Paşa’nın ordusuna katılan kolağası (kıdemli yüzbaşı) Resneli Niyazi Bey, yenilgiyle biten savaştan sonra, İtalya üzerinden İstanbul’a ulaşmak için Arnavutluk’un Avlonya iskelesine gider.
Vapur beklerken, Balkan komitacıları tarafından, 40 yaşında 17 Nisan 1913’te üç kurşunla sırtından vurularak şehit edilir.
Şehit edilişinin 106.yılında vatan fedaisi Resneli Niyazi Beyi saygıyla anıyor ve kutsal anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.
Ruhun şad olsun vatan fedaisi Resneli Niyazi Bey!
Şu “ev de kal“ günlerinin en iyi tarafı,
Şu “ev de kal“ günlerinin en iyi tarafı, bana düşünmek için epey bir zaman tanımış olmasıydı...
Ben özel sektör de çalışan bir mühendisim....
Ben ve çevremde tanıdığım özel sektör çalışanları, paramızın ödenmediği anda projeyi yırtar atarız veya peyderpey işi yaparak kendimizi güvenceye alırız yahut olmadı işi bırakırız...
Ve Olur biter.....
Kimse de bizlere bu işleri yapacaksın, çalışacaksın demez, diyemez de.....
İşin doğrusu ve maalesef ayıptır söylemesi ama biz kararlarımızı tamamen kişisel çıkarlarımız doğrultusunda alırız...
Aslında ben bütün meslek gruplarının da böyle olduğunu sanıyor ve vicdanım rahat yaşayıp gidiyordum....
Son günlerde bu salgın nedeniyle olsa gerek herkes gibi ben de sağlık camiasını gerçek anlamıyla yeni yeni tanımaya başladığımı fark ettim....
Birden Eğer onlar da bizim gibi davranırsa diye bir telaş aldı beni...
Öyle ya, bile isteye olağanüstü bulaşıcılığı olan hastaları ben niye muayene edeyim..????!!!!!
Üstelik niçin böylesine bir ölüm riskini göze alayım..!!!???
Baktım ki olacak gibi değil biraz araştırınca gördüm ki 1 ay önceden ”izin rapor istifa” hepsinin zaten yasaklanmış olduğunu öğrendim...
Buna rağmen istifa edenler olursa da, bu kişilerin bir daha kamuya alınmayacağı kamu ile iş yapamayacakları yazılmış...
Kendi adıma sevindim ama çıkarcı tarafımdan da utandım. İnanın bizim meslek grubuna bu dayatmayı kimse yaptıramazdı....
Seneca
Antakya Müzesi’nden bir lahit fotoğrafı. Duvarda yazan söz MS 65 yılında vefat eden Seneca isimli bir düşünüre ait.
SENECA'ya ait bazı sözler:
⚘Para iIe satın aIınan sadakat, daha fazIa para iIe de satıIır.
⚘BaşIayan her şey biter.
Türk Telekom Kandıra’ya teşekkür
Türk Telekom Kandıra’ya teşekkür
Kocaeli Kandıralılar Derneği kurucularından Ahsen Okyar, son bir aydır Çakırcaali Divanı Kocabayramlar Mahallesinde ikamet ediyor.
15 Nisan Çarşamba günü öğleden sonra İnternet bağlantısı için Türk Telekom Kandıra’ya müracaatta bulundu. Ön bilgi olarak 1 gün ile bir ay içinde işlemin gerçekleşeceği bilgisi verildi. Perşembe sabah saat: 09.00 da aldığı mesajda ise saat: 13:00 ‘e kadar ekiplerin Kocabayramlar’da olacağı bilgisi verildi. Saat:12:00 sularında Türk Telekom ekibi Kocabayramlar da evin önünde ve çok kısa zaman sonrasında da internet bağlantısını tamamlayarak Köyden ayrıldılar.
Türk Telekom Kandıra Şefi Hamza Tüfenk, İnternet kurulum ekibinden Haluk Yaşar ve Emrah Ötkur’a teşekkürlerimi sunuyorum..
Yıllardır blogta birçok yazıya yer verdim.. Bir talebim de olmadı.. Takipcilerimden özel ricam; lütfen sonuna kadar OKUYUNUZ (Sahhaf Raif Yelkenci Kandıralıdır)
‘BUGÜN BAHA BİÇİLEMEYECEK KİTAPLAR, O ZAMAN KALDIRIMLARDA SÜRÜNÜYORDU!’ - Beşir AYVAZOĞLU’NUN NURİ ARLASEZ’LE YAPTIĞI RÖPORTAJ
■ Efendim, kamuoyu sizi hemen hiç tanımıyor. Ama tanıyanlar, ne kadar farklı bir insan olduğunuzu, bu ülkenin kültürüne ne büyük hizmetlerde bulunduğunu biliyorlar. Biz daha geniş bir kitle, hiç değilse bir kültür ve edebiyat dergisini okuyan kitle tarafından da tanınmanızı istiyoruz. Bize kendinizden biraz söz eder misiniz?
Hayhay, evladım. Adım Nuri, soyadım Arlasez. 1910 yılında doğmuşum, İstanbul’un Osmanbey semtinde. Babam Hüsnü Selim Bey, devrin en meşhur ceza avukatıydı. Galatasaray’da okudum. Tabii, babam benim de hukukçu olmamı istiyordu. Anne ve baba tarafım hep avukat. Benimse değil avukat olmaya, okumaya bile niyetim yok. Tek istediğim, istediklerimi yapabilmek için bol vakit, sadece bol vakit. Babam gibi avukat olsam, şöhret, yazıhane, hepsi hazır... Para kazanmak kolay. Ama ben para değil, hürriyet istiyorum. Zannedilenin aksine, hürriyetin en büyük düşmanı paradır, sizi, kendi şartlarını benimseterek esirleştirir. İstediğim gibi kendi içime dönüp düşünemedikten sonra, parayı ve şöhreti ne yapayım? Asgarî maddî imkân, fakat azami vakit! Bütün istediğim bu! Evliliğe de bunun için yanaşmadım, yanlış anlamayın, evlilik müessesine asla karşı değilim, benim hayat tarzım evliliğe hiç uygun değildi. Hangi kadın asgari maddi imkânla geçinmeye razı olabilir? Hadi kafama uygun bir hanım buldum diyelim, ailesi “Bizim damat mı? Geçin onu canım, boş gezenin boş kalfası!” deyip bizi devamlı huzursuz etmez mi? Hülasa, evladım, hürriyetimi sonuna kadar muhafaza etmek kararındaydım.


