
Etkili Yöneticilik ve Liderlik İçin 7 İpucu
Etkili Yöneticilik ve Liderlik İçin 7 İpucu
Etkili bir yönetici kurumdaki yönetim, liderlik ve gelişimin birçok yönüne dikkat verir. Bu yüzden yönetim başarısı konusunu ele almak ve de aşağıdaki yedi maddenin başarının en önemli öğelerini olduğunu söylemek zordur. Ben yine de sahip olmadan başarılı bir yönetici olamayacağınızı düşündüğüm yedi etkili yöneticilik ve liderlik becerilerini sizinle paylaşacağım.
Başarılı yöneticiler çalışanların etkin çalışmak, üretken kalmak ve de iş yerine katkıda bulunmak için neye ihtiyaç duyduklarını bilirler.
Yöneticinin başarılı çalışanları teşvik etmek için kaçınması gereken davranışları bilirler.
Başarılı olmak isteyen yönetici aynı zamanda çalışanların işe gelmek için motive olup olmadıkları konusunda en önemli faktör olduklarını da bilirler. Kötü bir yönetici çalışanların işlerini bırakmasında “kilit nokta” neden olarak görülür.
Bir yönetici olarak mükemmellik için çabalamak her yöneticinin amaç listesinin başında olmalıdır. Mükemmel bir yöneticinin çalışanlarının hayatlarında yapabileceği fark çok değerlidir. Çalışanların ödüllendirildiğini, fark edildiğini ve teşekkür edildiğini hissetmelerine yardımcı olmak ayrıca bir yönetici olarak etkin bir şekilde performans göstermenin kilit noktasıdır.
Yönetim başarısındaki en önemli konu da diğerlerinin takip etmek istediği insan olmaktır. Kariyeriniz boyunca kurumda aldığınız her aksiyon insanların sizin bir gün takip edip etmek istemeyeceklerine karar vermelerine yardımcı olacaktır. Takipçiler olmadan liderlik yapamaz ve yönetemezsiniz.
Bu 19 Mayıs’ta; Kadir Gecemiz mübarek olsun.. Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun..
65 ini aşıp 70 e yaklaşmakta olan arkadaşlarımdan birine kendinde ne gibi bir değişiklik hissettiğini sordum.
65 ini aşıp 70 e yaklaşmakta olan arkadaşlarımdan birine kendinde ne gibi bir değişiklik hissettiğini sordum. Bana hepinizle paylaşmak istediğim aşağıdaki çok ilginç satırları yolladı...
(1) Ailemi, kariyerimi ve pozisyonumu sevdiğim yılların ardından, şimdi eski arkadaşlarımı sevmeye başladım.
(2) Bir atlas olmadığımın farkına vardım. Dünyayı omuzlarımda taşımam gerekmiyor.
(3) Meyve sebze satanlarla pazarlık yapmayı bıraktım. Sonuçta, bir kaç kuruş fazla ödememle cebimde bir delik açılmayacağını biliyorum ama o bir kaç kuruş, zavallı adamın kızının okul masraflarını ödemesine yardımcı olabilir.
(4) Taksi şoförüne ödeme yaptığımda, para üstünü almıyorum. Ekstra para kazanmak yüzüne bir tebessüm kondurabilir. Ne de olsa benden çok daha fazla yoruluyor.
(5) Yaşlılara bu hikayeyi anlatmıştınız demeyi bir kenara bıraktım. Ne de olsa, bu hikâyeler hatıralarını canlandırmalarına ve geçmişi tekrar yaşamalarına yardım ediyor.
(6) İnsanları hatalı olduklarında bile düzeltmemeyi öğrendim. Ne de olsa, herkesi mükemmel yapma sorumluluğu bana ait değil. Huzur mükemmeliyetten çok daha önemli.
(7) Cömertçe ve bolca iltifat ediyorum. Ne de olsa, bu yalnızca karşımdakine değil, benim de ruh halime iyi geliyor.
(8) Giysilerimdeki kırışıklığı ya da bir lekeyi dert etmemeyi öğrendim. Sonuç itibariyle, kişilik görünüşten daha çok öne çıkar.
(9) Benden farklı kişilerle tartışmaktan kaçınıyorum. Ne de olsa, onlar iyi ilişkiler
yürütmenin önemini bilmiyor olabilirler ama ben biliyorum.
(10) Beni kirli oyunlarıyla saf dışı bırakmak isteyen biri olduğunda, sakinliğini koruyorum. Sonuçta, ben ne kirliyim ne de kimseyle bir yarış halindeyim.
(11) Duygularımdan utanmamayı öğreniyorum. Ne de olsa, beni insan kılan duygularım.
(12) Bir ilişkiyi koparıp atmaktansa egomu bir kenara bırakmanın daha iyi olduğunu öğrendim. Sonuçta ego tek başıma olmama neden olacakken ilişkiler asla yalnız kalmamamı sağlar.
(13) Her günü son günümmüş gibi yaşamayı öğrendim. Ne de olsa, öyle de olabilir.
(14) Beni mutlu eden şeyleri yapmayı öğrendim, ne de olsa ben kendi mutluluğumdan mesulüm, başkasınınkinden değil.
Mehmet Şenoğlu vefat etti. Allah rahmet eylesin..
Bir dönem fırıncılık da yapmış olan Mehmet Şenoğlu, Mazda Kocaeli Bayisinde yöneticilik yapıyordu.
Evli ve 3 çocuk babası olan Mehmet Şenoğlu, Bir süre önce, VM Medical Park Kocaeli Hastanesi'nde operasyon geçirmiş ve burada kalbine stent takılmıştı.
Daha sonra kendisine koronavirüs teşhisi konulan Mehmet Şenoğlu SEKA İzmit Hastanesinde yoğun bakımda tedavi görüyordu.
60 yaşında hayatını kaybeden Şenoğlu, bugün Kent Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Cenazeye katılamadık. Bugün 11.00 sularında ebediyete yolcu edilmiş.. Mehmet Şenoğlu’na Allah’tan rahmet, yakınlarına, arkadaşlarına, sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum.
Prof. Dr. Anıl Çeçen: Virüs Pastör ve Robert Koch Enstitüsü’nde yaratıldı ABD Vuan’a uçakla götürdü!
Prof. Dr. Anıl Çeçen: Virüs Pastör ve Robert Koch Enstitüsü'nde yaratıldı ABD Vuan'a uçakla götürdü!
Prof. Dr. Anıl Çeçen kişisel bloğunda yazdığı 'Koronavirüsü ile biyolojik savaş' başlıklı uzun değerlendirme yazısında yaşadığımız salgını bir "biyolojik savaş" olarak nitelendirip bu virüsün yapay olarak yaratıldığını savlıyor.
AYDIN, BİLİM İNSANI VE ELEŞTİRİ – Ruhittin SÖNMEZ
AYDIN, BİLİM İNSANI VE ELEŞTİRİ – Ruhittin SÖNMEZ
1970’li yıllar Türkiye’de “Sol- Sağ çatışmalarının” yaşandığı yıllardı. Önce fikri planda başlayan
tartışmaların daha sonra kavgalara ve sonunda silahlı çatışmalara döndüğü bu dönemde üniversite tahsili yaptım.
Fakülteme 1973’de başladığımda daha liseden “ülkücü” olarak fakülteye gelmiş, “devrimci” sayısının çok olduğu Kimya Fakültesinde birlikte okuyordum. Fakültemdeki ve diğer fakültelerden edindiğimiz ülkücü arkadaşlarımızla kendimizi “geliştiriyor”, devrimci arkadaşlarımızla sürekli fikir planında mücadele” ediyorduk.
Ülkücü gençler Ziya Gökalp’ten, Alpaslan Türkeş’e milliyetçi kaynak kitaplardan, devrimci gençler de Marx’tan, Mao çizgisine kadar buldukları “devrimci/ sosyalist” kitaplardan besleniyordu. Karşı grupların hedefi “yapılan tartışmalarda rakibini yenmek” ve onları kendi gruplarına dâhil etmeye çalışmaktı.
Oysa ileride öğrenecektim ki, tartışmalarda yenmek, haklı çıkmak değil, hakikati aramak önemli
idi. Zaten tartışmada yendiğiniz insanı ikna etmeniz de mümkün değildi.
Ben de bu ortamda, büyük bir açlıkla, bir yandan bulduğum kaynak kitapları okuyor, bir yandan da milliyetçi kanadın bilim adamı ve siyasetçilerinin katıldığı konferans, açık oturum gibi faaliyetlerde bilgimi artırmaya çalışıyordum.
İstanbul Üniversitesi çevresinde Kubbealtı Cemiyeti’nde Türk Müziği çalışmalarına katılmaya
başlayınca, burada yapılan konferansların da müdavimi oldum. Burada çok sayıda bilim, sanat ve siyaset adamını tanımak benim tahsil hayatımın önemli kazançlarından biri oldu.
Galiba 1975 yılıydı. Milliyetçi profesörler arasında ismi geçen, lisede iken edebiyat dersimizde kitabını okuduğum, Türk Dili ve Edebiyatı Profesörü, Edebiyat Tarihçisi Prof. Dr. Mehmet Kaplan da Kubbealtı’nda bir açık oturumda konuşmuştu.
Bu konuşmada öğrendiğim diğer bilgileri bugün hatırlayamam ama Prof. Mehmet Kaplan Hoca’nın bir tavrını unutamadım. Çünkü iki soruya karşı verdiği cevaplardan hayatımın en önemli derslerinden birini almıştım.
ANNE!.. İki hece / TEK kelime!
ANNE!.. İki hece / TEK kelime!
Kilometrelerce uzakta olsanız dahi “başınız ağrısa bile” ONU SES TONUNUZDAN HİSSEDEBİLECEK kadar SİZİ TANIYAN VE İNCE DÜŞÜNEN tek varlık!
Doğurduğu - emzirdiği - büyüttüğü yetmiyormuş gibi DUALARIYLA da hayatımıza YÖN VEREN merhamet abideleri!
Herkesin bu dünyadaki “EN ÖNEMLİ VE EN DEĞERLİ VARLIĞIM” dediği tek CANLI!
Evde 4 kişiyseniz ve 3 dilim pasta varsa “BEN YEMİYORUM / Kİ ZATEN SEVMİYORUM” diyen tek insan!
Yeri doldurulmayan ve doldurulamayacak olan tek varlık!
CENNETİN BİLE; ONLARIN AYAKLARI ALTINA SERİLDİĞİ; MELEKLERİN DÜNYADA GÖRÜNEN YÜZLERİ!
(Küçükken) Şımarınca kızar veya döver diye şiddetinden korkup; yine de ONA sığındığımız tek LİMAN!
HAKLARINI hiçbir zaman ödeyemeyeceğimiz EN DEĞERLİLERİMİZ !
KELİMELERİN ANLATMAYA YETMEDİĞİ - YETMEYECEĞİ - YETERSİZ KALDIĞI ANNELERİMİZ ....
GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN !
️ İyi ki SEN! Ve HEP SEN! Unutmadan dostlar : ANNE sadece insana özgü bi kavram değildir; HER CANLININ bi annesi vardır ! İşte bu yüzden EN KUTSALIMIZ olan annelerimize ÖF bile demiyelim.
Kars Ulu Cami’de Ermeniler 285 Türk’ü diri diri..
Kars Ulu Cami’de Ermeniler 285 Türk’ü diri diri yakmış
Ermeniler Kars'ta, 1915 yılında Ulu Cami'ye, "anlaşma yapacağız" diyerek toplayarak diri diri yaktığı Türklerin kan ve yağlarının izleri halen cami duvarlarında duruyor.
Kars Kaleiçi Mahallesi'nde bulunan ve 17'inci Yüzyılda Osmanlı Padişahı Sulan İbrahim döneminde yaptırılan Ulu Cami, Ermeni mezaliminin canlı izlerini günümüze taşıyor.
Cami, 1877-78 Osmanlı Rus Savaşı'ndan sonra Kars'ın Rus işgalinde kaldığı yıllarda şehrin ileri gelenlerinden 285 kişiyi, "anlaşma yapacağız" vaadiyle kandırıp yakılarak tahrip edildi ve kullanılamaz hale getirildi. Diri diri yakılan insanların duvarlara sıçrayan kan ve yağlarının izi ise halen korunuyor. Yakılan insanların kan ve yağ izlerinin bulunduğu duvarın orijinal 2 taşı çerçeve içinde tutuluyor.
Ulu Cami Dernek Başkanı, Kars İl Başkanı Yasin Aşkın Yıldırım, Kars'ın mezalimin başkenti olduğunu söyledi.
Başkan Yasin Aşkın Yıldırım, "Kars gerçekten mezalimin başkenti olarak biliniyor. 1915 yıllarında Ulu Camii Kars'taki Ermeni katliamlarının yaşandığının en büyük örneğidir. Ulu Cami de Kars'ın önde gelenleri "toplantı yapılacak" denilerek, toplantıların yapılabileceği yerler müsaitliği bakımından camilerdi. Ulu cami de topladılar ve yaklaşık 285 ecdadımızı diri diri yakarak katlettiler. Kars Ulu Cami 285 insanımızın Ermeni taşnak çeteleri tarafından yakılarak şehit edildiği yerdir. İspatlıdır, biz ispatlamaya her zaman hazırız" dedi.
Kars Ulu Cami duvarlarında bulunan ve Ermeniler tarafından yakılan Türklerin "kan ve yağ" izleri çerçeveye alınarak muhafaza ediliyor.
Ulu Cami önünde bulunan kitabede ise Ermeni mezaliminin fotoğrafları yer alıyor.
*İBN-İ HALDUN VE MUKADDİME*
*İBN-İ HALDUN VE MUKADDİME*
Ronald Reagan 1981 yılında yaptığı bir konuşmada;
*ABD Ekonomi politikalarının*ilham kaynağının. ,
*İbn-İ Haldun* olduğunu işaret etmiş ve şu sözüne vurgu yapmıştır.
*Devletlerin kuruluşunda Vergiler düşük, gelirler yüksek olur.✅ Yıkılışlarında ise vergiler fazla gelirler az olur.*‼️ ✅
İbn-i Haldun’un en önemli eserlerinden biri *MUKADDİME'dir.*
Bu eserde devletlerin kuruluş, yükseliş ve yıkılışları " *asabiyye*" kavramı çerçevesinde izah edilirken devletlerin hayatı şöyle tasnif edilir:
*Birinci dönem,* Zafer ve kuruluş,
*İkinci dönem,* otorite ve yükseliş,
*Üçüncü dönem,* refah ve ümran,
*Dördüncü dönem,* Duraklama ve
*Beşinci dönem* ise israf, bozulma ve yıkılma dönemidir.
Bu son dönem sefahat, şehvet ve hırsların egemen olduğu ve devletlerin yıkılmaya ve çökmeye başladığı zaman dilimidir.
*İbn-i Haldun’a* göre. ;
_Bir toplumun çöküşünün belirtilerini özetle şöyle belirtmek mümkündür._ ❗✅
-Toplumda dayanışmanın yok olması.
-Üretimin zayıflaması.
-Fiat ve vergilerin artması.
-Liyakatın (ehliyetin) yok olması.
-Adaletsizliğin ve kayırmacılığın artması.
-Umutların kırılması, güvensizlik ve karamsarlığın hakim olması,
-Göçün hızlanması şeklinde belirtilmektedir.❗