
SİZİN HİÇ Mİ SUÇUNUZ YOK? – Ruhittin SÖNMEZ
SİZİN HİÇ Mİ SUÇUNUZ YOK? – Ruhittin SÖNMEZ
Türkiye’yi yönetenler çok çeşitli dertlerle boğuşuyor. Bunlardan bir kısmı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bulunduğu coğrafyası ile tarihinden kaynaklanan sorunlar.
Bir kısmı ise Ak Parti lideri ile yöneticilerinin devlet yönetme becerisizliğinden ve şahsi ihtiraslarına gem vuramamasından kaynaklanan meseleler.
Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında bölgemizde yürütülen faaliyetler, Irak ve Suriye’deki sınırların değiştirilmesi kavgası, dünyanın en belalı terör örgütlerinin saldırıları değerli coğrafyamızın ve imparatorluk bakiyesi olmamızın birer sonucu.
Böyle bir bölgede filler her zaman kavga eder, bu arada çimenler ezilir. Yapmamız gereken ezilmeyecek bir devlet yapısı ve çok akıllı bir yönetim oluşturmak.
Türkiye son döneme kadar Atatürk’ten miras aldığı akılcı ve dengeli dış politika ve basiretli devlet adamları ile böyle netameli dönemleri hasarsız atlatmayı becerebiliyordu.
POLİTİZASYON VE SAĞDUYU – Dr. Hasan GÜNAYDIN
POLİTİZASYON VE SAĞDUYU - Dr. Hasan GÜNAYDIN
“Radikal Akımların Güçlendirilerek Çarpıştırılması” Küresel Emperyalizm tarafından sıklıkla başvurulan bir stratejidir. Ortaya çıkan gerginlik toplumsal huzuru bozmakta hatta çatışmalara yol açmaktadır. Aşırı Politizasyon bu stratejinin en önemli argumanlarından biridir. Ülkemizde de, toplumu ayrıştırmaya yönelik “36 Etnik Grup” ve “Dindar Nesil” söylemleriyle bu yönde gerçekleştirilen uygulamalar kutuplaşma yaratmış, maalesef toplumsal gerginliği arttırmıştır.
Aşırı politizasyonun toplumsal kutuplaşmaya yol açtığı tartışmasızdır. Böylece hem Azınlık Irkçılığı güçlenmekte, hem Dindar/Dinsiz ayrımı halkı bölmekte, hem de muhaliflerin siyasi ya da iktisadi açıdan haklı ve doğru önerileri hiç düşünülmeden reddedilmektedir. Kin, nefret ve intikam duyguları körüklenmekte, taraflar arasında inatlaşmalar artmakta, her geçen gün iç çatışma olasılığı yükselmektedir.
Sarıkamış’tan…/ Cazim GÜRBÜZ
Sarıkamış'tan.../ Cazim GÜRBÜZ
"Sarıkamış hey Sarıkamış/Allah'ın verdiği/Kulların terk ettiği/Dilimde düşümde tüy Sarıkamış//Suyun dupdurusu/Kar'ın yeşile en uyumlusu/Havanın çam kokulusu/Sendedir//Döne döne ine ine/Kayarak doruklardan/Karda şölen etmeye/Yer sende el sendedir//Sendedir de... sana çok görmüşler/Otelleri motelleri/Teleferik, telesiyej, teleski/Sana çok görmüşler buncağız tesisleri//Sarıkamış! Oy Sarıkamış/Hoşgör bu düşlerimi/Benimki züğürt aşkı/Sana yatırım gerek/Neylersin ki şiiri"
Bu şiirin yazılış tarihini 1986 diye hatırlıyorum. 1990 yılında yayımlanan "Ateşkes Çağrısı" adlı ilk şiir kitabımda da var.
ÖĞRETMEN İŞE DEĞİL “OKULA GİDİYORUM”DER – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
ÖĞRETMEN İŞE DEĞİL “OKULA GİDİYORUM”DER - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
“Taşları nasıl yemeli?” veya “Yumurtayı hangi ucundan kırmalı?” diye sorsalar herkesi bir düşünce alır. Oysa hepimiz de biliriz ki taşlar yenmez, yumurta da her iki ucundan da kırılır! Bu sorulardan amaç hafızamızı şöyle bir yoklamak ve muhakeme gücümüzü ortaya çıkarmak. Bunlar için birikim ve donanım olması gerekmiyor. Çünkü pratikte her zaman yaşayabileceğimiz gelişmeler. Birbirlerini sınamak için de söylenebilir, alternatifler geliştirmek için yapılabilir, hazır cevaba alıştırmak için denenebilir. Entelektüel bir tink tenk sanki.
Türkiye’de iki konu; şartlar ne olursa olsun hiç gündemden düşmez. Birincisi hayat pahalılığı, ikincisi ise eğitim-öğretimdir. Büyük babam da ekonomik sıkıntılardan bahsederdi, bugün oğlum da. Dedem eğitimdeki kendi zorluklarını anlatırken torunuma, üçüncü nesil “büyük baba şimdi daha zor, her gün okula kilolarca taşıdığımız kitap ve gittiğimiz kurslar bile yetip artıyor” diyerek kendini haklı çıkarıyor!. Tarafların kendini savunurken referansları hep onları terazinin istediği kefesine koyuyor. Hani Aristo demiş ya “Bana bir mihenk taşı verin, dünyayı yerinden oynatayım” diye. Aynen öyle oluyor.
Kılıçdaroğlu’nun açıklamadıkları – Saygı ÖZTÜRK
Kılıçdaroğlu’nun açıklamadıkları - Saygı ÖZTÜRK
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hesap uzmanı kökenli olduğu için bir belgenin sahte mi, değil mi olduğunu anlar, müfettiş titizliğiyle belgelerin izini sürmesini de bilir. Tabii günümüzde ortaya çıkan her belgeye “sahte” deme alışkanlığı var. Belgelerin sahte, montaj olduğu öne sürülüp üzerlerindeki gölgeyi dağıtma, bu belgeyi ortaya koyanları da itibarsızlaştırma yoluna gidilir. Bu olaylara alıştık. Doğru olsa bile “inkar” yolu seçilir.
BİR ATTİLA İLHAN TİLMİZİ OLARAK BANU AVAR – Süleyman PEKİN
BİR ATTİLA İLHAN TİLMİZİ OLARAK BANU AVAR - Süleyman PEKİN
Geçen hafta Banu Avar’ı konuk ettik Selçuklu Düşünce Kulübü olarak. Konu başlığı da ‘Dünya Düzeni’ olunca belgesel tadında bir dünya turu yapmış olduk.
Bu ülkede halk temsilcileri, kanaat önderleri, sivil toplum kuruluşu yada siyasî parti mensubiyeti taşıyanlar veya aydın pozisyonundakiler için en büyük eksiklik resmin bütününü görememek ve hayatı görebildiği / gösterilen belli renklerden ibaret bilmek.
Bu konuda kendisini iyi yetiştirmiş ve küresel resmin tamamını okuyan, okumakla kalmayıp çare / çıkış arayan bir sunuşa şahit olduk. Çay ve sair sohbetlerdeki samimî iletişimi, her insana değer hissettirişi, yatay teşkilatlanmadaki mütevazı başarısı ile tam bir “yerli” ve “millî” aydın / münevver tanıdık.
GÜZELİN EN GÜZEL YANI – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
GÜZELİN EN GÜZEL YANI - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
İki gün üstüste iki programa katıldım.
İyi ki de katılmışım.
Birincisi İstanbul Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinde müzikli oyun “Bırak Bizim Şarkımızı Çalıyorlar” gala gösteriminde konuk idim. ikincisi de Edebiyat, Sanat, Kültür Araştırmaları Derneği ESKADER’in İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı’yla beraber Fatih Ali Emiri Kültür Merkezinde düzenlediği tuluat geleneğinin Türk Tiyatrosundaki son temsilcisi Zihni Göktay’a Saygı etkinliğinde bulundum.
Sanatçılar şöhret sahibi olurlar ama öyle sanıldığı ve magazin medyasında gibi görkemli bir hayatları yoktur. Önemli bir kısmı geçim sıkıntısı çeker; kıt kanaat geçinirler, sağlık sorunları vardır, kıskançlığın girdabındadırlar, dostluk tercihlerindeki algıları zaman zaman onları yanıltabiliyor. Yani tek kelime insanlarımız, aydınlarımız ve toplumumuz nasıl ise sanatçılarımız da öyledir.
NATO’YA PAPATYA FALI MUAMELESİ – Süleyman PEKİN
NATO’YA PAPATYA FALI MUAMELESİ – Süleyman PEKİN
15 Temmuz sürecinde şoklananlar için “Her aşkta hüsran oldu gönül, Bilmem bu kaçıncı / Halime bak dertli çal; Kemancı, başımın tacı” şarkısı çalıyordu. “Soranlara, sormayanlara” hep dediğimiz üzre Türkiye NATO’ya girdiyse NATO da Türkiye’ye kurum kurum girdi. Sonuç; 65 yıllık bir acı..
Ne var ki bu tip derin askerî paktlara girmek - teşbihte hata olmasın - Mafyaya girmek gibidir; giriş serbest, çıkış izli mermi. Dolayısıyla göç yolda düzülmez zira bu ticaret kervanı değil, dış politika. Bu işler el yordamıyla olmaz; yüzlerce-binlerce aklın ortak gayreti ve birikimiyle olur.
"Sevgi"den "sevgili"ye – Cafer GENÇ
"Sevgi"den "sevgili"ye – Cafer GENÇ
NETİCE
Ellerin ellerimi tuttuğu zaman,
Gözlerim gözlerine değerdi.
Yüreğimin olduğunu anlardım o an,
Duygularım muradına ererdi.
Ellerin ellerimi tuttuğu zaman,
Gökten yıldızlar yağardı.
Dört mevsim gibiydi bakışların,
Zaman, avuçlarıma sığardı.
Ellerin ellerimi tuttuğu zaman,
Denizin dalgaları durulurdu.
Benim sevdalı, zavallı gönlüm,
Saçının teline bile vurulurdu.
Ellerin ellerimi tuttuğu zaman,
Rüzgar dağın ardından eserdi.
Gölgeni, kokunu beklediğimde,
Hayallerim buz keserdi.
Ellerin ellerimi tuttuğu zaman,
Kuşlar uçmayı unuturdu.
Bekleyenin olduğumu bilselerdi,
Bu yollar yolcusuz olur muydu?
Ellerin ellerimi tuttuğu zaman,
Şiir yazdım diye sevinirdim.
Bin düşünce bir mısraya sığsa da,
Seni anlatamadığımı bilirdim.
Cafer Hocamın sosyal medya’da paylaştığı şiiri.. Hikayesini de dinleme imkanımız olsa..
AYDINLAR OCAKLARI 46. BÜYÜK ŞÛRASI – Cafer GENÇ
AYDINLAR OCAKLARI 46. BÜYÜK ŞÛRASI - Cafer GENÇ
Dünkü köşe yazımda, Aydınlar Ocağı hakkında bilgi vermiştim. Bugün de sizlere, Aydınlar Ocakları’nın, Ankara, Başkent Öğretmenevi’nde, 27, 28, 29 Ekim 2017 tarihlerinde gerçekleştirdiği 46. Büyük Şura çalışmalarından söz etmek istiyorum.
Amacım, demokrasi anlayışından hareketle, sivil toplum kuruluşlarının, topluma hizmetlerini gündeme getirmektir. Böylece, sosyal hayatımızda önemli yer teşkil eden derneklerin varlık sebeplerini, amaçlarını, etkilerini, faaliyetlerini sorgulamanıza imkan vermiş olacağımı düşünüyorum.
27 Ekim 2017 Cuma günü saat 15.30 da, Açılış Toplantısı’yla başlayan 46. Büyük Şura çalışmalarının konusu ‘’21. YÜZYILDA TÜRK KÜLTÜRÜ VE MEDENİYETİ: MESELELER VE GELECEK TASAVVURU’’ ile ilgiliydi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile açılış yapıldı.
Sözde iki ayyaş İYİ geldi – Orçun OĞUZ
Sözde iki ayyaş İYİ geldi – Orçun OĞUZ
İyi Parti, kurulalı çok uzun bir süre olmadan ülke siyasetinde belirli dengeleri değiştirmeye başladı.
İyi Parti’nin hedef seçmen kitlesini öncelikle iyi analiz etmek gerekir.
Ülkemizdeki yüzde 65’lik sağ blok seçmen kitlesini hedefliyor, İyi Parti.
Hedeflerken de, Trakya, Ege, Akdeniz gibi Atatürkçü seçmen kitlesinin yoğun yaşadığı bölgeleri de ihmal etmiyor.
Mustafa Kemal Atatürk’ü anmak… / Mustafa KÜPÇÜ
Mustafa Kemal Atatürk’ü anmak… / Mustafa KÜPÇÜ
Bugün, emperyalist işgale karşı çıkan, Anadolu halkı ile kurtuluş savaşı veren ve Cumhuriyet’i kuran Mustafa Kemal Atatürk’ün, “bedensel olarak” aramızdan ayrılışının 79. Yıldönümü.
Kurtuluş Savaşı yıllarından bugüne, “akıl, bilgi, bilinç ve vicdan özürlü” kimileri, olanca güçleriyle O’na iftiralar atmaya, en büyük eseri olan Türkiye Cumhuriyeti’nin “demokratik, laik, sosyal hukuk devleti” kimliğini yok etmeye çalıştıkları halde Mustafa Kemal Atatürk’ü yok edemiyorlar! Aksine, her türlü engellemeye karşın daha da büyütüyorlar!
Onların en büyük yalan ve düşmanlık gerekçeleri; “Mustafa Kemal Osmanlı’yı yıktı, Hilafeti kaldırdı!”
Yalan!
Yalanlarla kandırıyorlar insanlarımızı!
YENİ ABANT; KARTEPE ZİRVESİ Mİ? – Süleyman PEKİN
YENİ ABANT; KARTEPE ZİRVESİ Mİ? – Süleyman PEKİN
Küçükken “Topu Keltepe’ye dikmek” diye bir tabir vardı ve genelde sınıfta kalanlar için kullanılırdı. Sonradan Keltepe Kartepe oldu, yetmedi 10 yıl kadar önce 10 belde birleşti ve Kartepe İlçesi oluştu.
Geçtiğimiz günlerde Kartepe’nin turizmle anılan tesislerinde “Uluslararası 15 Temmuz ve Darbeler Sempozyumu” düzenlendi ve bazı Hükümet temsilcileri de yer aldı. Kocaeli’nin Tarih Sempozyumu ve Kitap Fuarı’ndan sonra üçüncü büyük kültürel etkinliği olarak kayda geçti.
Zenginler arasında dolaşan devlet! – Arslan BULUT
Zenginler arasında dolaşan devlet! - Arslan BULUT
Bir zamanlar, siyasiler, "sermayenin tabana yayılması"ndan söz ederdi. Son olarak bu kavramı kuvvetli şekilde Tansu Çiller kullanmıştı. "Herkese iki anahtar" vermek yani herkesi ev ve araba sahibi yapmak da bu politikanın sloganıydı.
AKP ile birlikte sermayenin tabana yayılması tamamen unutuldu. Öyle ki daha AKP iktidarının üçüncü yılında Güngör Uras, Milliyet'te "Biz sermayeyi tabana yaymayı unuttuk. Tersine sermayenin belli ellerde yoğunlaşmasına dönük bir özelleştirme uygulamasına yöneldik. Belli sayıdaki sermaye grubu, özelleştirilmek için satışa çıkarılan devlet işletmelerini satın alıyor. Böylece daha önce devlet elinde olan sermaye, bu belli sayıdaki sermaye grubunun eline geçiyor." diye yazmıştı.
TÜSİAD Başkanı iken de Ümit Boyner, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın "TÜSİAD üyeleri az vergi ödüyor" suçlamasına cevap vermiş ve "Giderek dolaylı vergilere dayalı hale gelen vergi sisteminin düşük gelir gruplarına zarar vereceği açık. Türkiye'nin katılımcı demokrasisini güçlendirebilmesi için vatandaş-devlet ilişkisini düzenleyen yeni bir sosyal kontrata ihtiyacı vardır. Sermayenin tabana yayılabilmesi ve vergi tabanının genişlemesi bu yeni kontrat için en sağlıklı ve en güçlü temeli oluşturacak. Türkiye ancak bu bilinçle hedef koyduğu standartlarda bir demokratik sosyal hukuk devletine ulaşacaktır." demişti.
İnsanlık Kimliklerden Vuruluyor – Sait BAŞER
İnsanlık Kimliklerden Vuruluyor - Sait BAŞER
Kimlikler üzerinden kamplaşma!
İnanışlar üzerinden toplu infazlar!
Siyaset tercihleri üzerinden cepheleşmeler!
Tarih okuma biçimleri adına tahkimat!
*
Yukarıdaki başlıkları arttırmak mümkün. Arttırsak da eksiltsek de günümüz dünyasındaki kavga alanları bu yaftalar üzerinden meşrulaştırılıyor.
Kavgaların sebebi bu yaftalardır demedim, lutfen dikkat. Bu yaftalar “üzerinden meşrulaştırılıyor” dedim.
An be an kişiliğinin murakabesini yapmayanlar, eski nisbetlerin kolaycı kalıplarında yaşama eğilimlerini artık çok çok pahalı öder oldular.
NOEL COWARD VE HÜSEYİN RAHMİ – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
NOEL COWARD VE HÜSEYİN RAHMİ - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
Muhsin Ertuğrul’un kurduğu Darülbedayi, yeni ismiyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları(1914) bir asrı çoktan geride bıraktı. Üniversite yıllarımızın olmazsa olmazıydı. Onlarca tiyatro eserini burada izledik, çok daha fazla sanatçıyı böylece tanıdık. Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde dolaşırken mutlaka ya afişlerine, ya bir sanatçıya rastlamak mümkündü. Cilalı İbo olarak bilinen Feridun Karakaya, Türk Sinemasının önemli ismi Gülistan Güzey hemen aklıma gelen. Çünkü onları filmlerinden de tanıyordum.
Özel tiyatrolar da elbette vardı; Muammer Karaca, Haldun Dormen, Kenterler, Tolga Aşkıner-Nisa Serezli, Gazanfer Özcan-Gönül Ülkü, Engin Cezzar-Gülriz Sururi, Genar ve Bulvar Tiyatroları hemen aklıma gelen. Beyoğlu’nda Muammer Karaca mesela Lahmacun Cumhuriyeti’nde ve Cibali Karakolu’nda; Fındıkzade’deki Bulvar tiyatrosunda ise Vahi Öz, Saadettin Erbil ve Kenan Büke bizi gülmekten kırıp geçirirlerdi. Tebessümü bile unuttuğumuz bir zaman diliminde gülmek meğer nasıl büyük bir ihtiyaçmış da şimdi fark ediliyor.
GÖKALP AŞISI VE CUMHURİYETİ ÇELİKLEMEK – Süleyman PEKİN
GÖKALP AŞISI VE CUMHURİYETİ ÇELİKLEMEK – Süleyman PEKİN
27-28-29 Ekim tarihlerinde Aydınlar Ocakları’nın “21. Yüzyılda Türk Kültürü ve Medeniyeti: Sorunlar ve Gelecek Tasavvuru” ana başlıklı 46. Büyük Şura Programındaydık. Daralan düşünce dünyamız ve içten içe kaynayan coğrafyamızla alâkalı önemli tebliğlerin sunulduğu, tartışmaların yapıldığı verimli bir organizasyondu.
Nihayetindeki Polatlı gezisinde Sakarya Meydan Muharebesi’nin geçtiği alanları ve olanları gördüğümüzde ise bir tarihçi olarak tarihsizliğimizin asıl talihsizliğimiz olduğunu bir kez daha hatırladım.
Çanakkale’yi çok şükür içselleştirdik, Sarıkamış’a her yıl devlet erkânıyla yürüyüşler var ve yeni yeni Kut’ul-Amare’yi anmaya da başladık. Başladık amma bu savaşlar kazansak da kaybetsek de Osmanlı’yı bitiren savaşlardı. Fakat bizim bu son devletimiz Kurtuluş Savaşı’yla doğdu.
Sakarya Savaşı Adapazarı’nda değil Sakarya Irmağı’nın Ankara’ya 60-70 km. yakınlığında oldu ve 22 günde tam 5.713 vatan evlâdı mertebesini buldu, 20 binden fazla da yaralı.. Dahası mevziler yerli yerinde; sıksan toprağı şehit kanı ve mavzer mermisi fışkıracak.
24 yıl Ankara’yı yöneten bir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın her işe kalkışıp da burayı es geçmesinin tahlilini Kadir Mısıroğlu’na bıraksak ve Şura’daki bazı can alıcı bildirilere baksak..
BİR KONFERANSIN SOSYOLOJİSİ – Prof.Dr. Hacı DURAN
BİR KONFERANSIN SOSYOLOJİSİ – Prof.Dr. Hacı DURAN
İslam Coğrafyasında Sosyoloji başlıklı uluslararası toplantı, iki gün yoğun geçen ilginç sunumlardan sonra tamamlandı. Sosyologlar Derneği’nin girişimleri ile gerçekleşen toplantıya İstanbul Kültür AŞ, ev sahipliği yaptı. İstanbul önümüzdeki dönemde yapılacak benzeri bilimsel toplantılara böylece öncülük etmiş oldu.
Sosyologlar, ülkelerindeki sosyolojik araştırmaların kurumsallaşma öykülerini tartışmaya açtı. Fas’tan Türkistan’a, Endonezya’dan Tataristan’a kadarki İslam coğrafyasında bulunan ülkelerden seçilen 25 sosyoloğun bir araya geldiği bir toplantı oldu. Toplumsal araştırmalarıyla temayüz etmiş bilim insanları, ülkelerindeki sosyoloji araştırmalarını, bu araştırmaların söylemlerini ve geçirdikleri evreleri anlattı.
EĞİTİM MESELESİNİN ÇÖZÜMÜNE İLK ADIM – Cafer GENÇ
EĞİTİM MESELESİNİN ÇÖZÜMÜNE İLK ADIM – Cafer GENÇ
Eğitim sisteminde KÖKLÜ ve KALICI değişiklikler yapılması gerekmektedir. O kadar çok eksiklikler ve yanlışlıklar var ki, “nereden başlasak” diye tereddütler içerisinde kalıyoruz. “Bin km’lik bir yola bile bir adımla başlanır” diyerek, samimi ve ciddi bir niyetle el atmış olalım. Bu işin mutfağında olan 40 yıllık eğitimci, yönetici olarak, ideal bir eğitim sistemi anlayışından hareketle yeniden yapılanma adına aşağıda belirteceğim 2 önemli konudan başlamak gerektiğini düşünüyorum. Öncelikle şunu söylemeliyim ki, “EĞİTİM” bilimsel bir konudur. Araştırılmadan, değerlendirilmeden, yerine daha idealinin tespiti yapılmadan hemen, oldubitti ile aceleye getirilmemelidir. Ayrıca, senin, benim isteğime göre değil, uzmanların, danışmanların ele alıp değerlendirmelerinden sonra, öğretmenlerin, öğrencilerin, velilerin memnuniyeti ile gerçekleştirilmelidir.
Daha önceki bir köşe yazımda ele aldığım ve açıklamasını da yaptığım eğitimin şu 5 temel sorunu, öncelikle ve ciddiyetle ele alınmalı, bilimsel ve güncel bir anlayışla çözümü gerçekleştirilmelidir. Eğitimimizdeki 5 temel soruna kısaca değinelim:
“HÜRRİYETTİR CUMHURİYET” – Süleyman PEKİN
“HÜRRİYETTİR CUMHURİYET” – Süleyman PEKİN
(3 yıl önce yayınlanan yazımızla bu mübarek haftayı ve hafta sonunu anmış olalım)
Can Yücel’in Gelibolu’da bir köydeki sünnet merasimini anlatırken söylediği şiirin son mısrası geldi aklıma: “Sünnet değil farzdır Cumhuriyet”
91 yıl, dile kolay lâkin Cumhuriyeti anlamak istemeyenlere anlatmak zor. En azından şunu söyleyelim; hani Devletçe - Hükümetçe hedef koyduğunuz o 2023, Cumhuriyetimizin Kuruluşu’nun yani 1923’ün 100. yıldönümü oluyor.
10. Yıldönümünün marşında;
“Örnektir milletlere açtığımız yeni iz
İmtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitleyiz
Uyduk işte bilgiye, gidişte ülküye biz
Tersine dönse dünya yolumuzdan dönmeyiz” dedik.