
SİVİL TOPLUMDA AYDINLAR NE İŞ YAPAR? – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
SİVİL TOPLUMDA AYDINLAR NE İŞ YAPAR? - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
Mana ve tefekkürle yoğrulmuş bir hekimi andık geçenlerde.
Bu aydınımız İstanbul Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Süleyman Yalçın(1926-2016) idi. Aynı zamanda Aydınlar Ocağı Genel Başkanlığı yaptı. Çanakkale Anafartalar Köyünde doğmuş, Karesi Türkmenlerinden bir ailenin çocuğu. İstanbul Tıp Fakültesinden mezun oluyor, ihtisas yapıyor, sonra da fakültesine intisap ederek öğretim üyesi oluyor, uluslararası şöhrete sahip bir akademisyenlik de bunu takip ediyor. Önce Amerika bırakmak istemiyor Süleyman Yalçın’ı, ancak Hoca ülkesine, Türkiye’ye dönüyor, İstanbul’da görevinin ve sivil toplum kuruluşlarının başına geçiyor.
Ahsen Okyar Kocaeli’ye İYİ gelir… / Nurettin KOLAYLI
Ahsen Okyar Kocaeli’ye İYİ gelir… / Nurettin KOLAYLI admin tarafından Nisan 26, 2018 tarihinde gönderildi
24 Haziran 2018 Pazar Günü yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri ile ilgili takvimi tamamladı.
Partilere adaylık başvurusu başladı.
Kulağımıza gelen kulis bilgisine göre Aydınlar Ocağı Başkanı Ahsen Okyar’a çevresi İYİ Parti’den aday olması için baskı yapıyormuş.
Öncelikle şahsi kanaatimizi söyleyelim Ahsen Okyar Kocaeli’de siyaset ve partiler üstü bir kişiliktir.
Evet geçmiş dönem MHP’den bu seçimde de İYİ Parti rozeti ile sahalara çıkmış olabilir ama tecrübeli bir mali müşavir olarak Kocaeli ile ilgili birçok konuda kamu yararı için yıllarca ter döktü.
Ahsen Okyar Kocaeli’de taraflı tarafsız herkesin beğenisini ve takdirini toplamış biridir.
40 yıldır bu kent insanı için mücadele veriyor.
Bizce artık bu mücadelenin yeri Ankara’dır, TBMM’dir.
Kocaeli’nin onun gibi herkesin kapısını rahatlıkla çalabileceği bir vekile ihtiyacı var.
İktidar ya da muhalefet mevzu bahis değil…
Amaç Kocaeli’nin hakkını Ankara’da savunup aramak.
Bu işin de en doğru ismi Ahsen Okyar olacaktır.
http://nurettinkolayli.com/ahsen-okyar-kocaeliye-iyi-gelir/
- Ahsen Okyar der ki:
Nisan 26, 2018, 6:22 pm
Sevgili Kardeşim,
İlgi ve hassasiyetinize teşekkür ederim. Adaylığım söz konusu değildir. Bu görevin gönüllülerine başarılar dilerim. Muhabbetlerimle.. Ahsen OKYAR
İNGİLİZLERİN CANINI YAKIŞ TARİHİMİZ – Süleyman PEKİN
İNGİLİZLERİN CANINI YAKIŞ TARİHİMİZ – Süleyman PEKİN
19.yy ile 20.yy’ın ilk yarısına kadar dünyada “Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk / The Empire On Which The Sun Never Sets” olarak adlandırılan İngiltere (E) yada İskoçya ve Galler’le birlikteki adıyla Büyük Britanya (GB) veyahut BB + Kuzey İrlanda ile beraberki ismiyle Birleşik Krallık (UK) hâl-i hazırda Akıl Oyunlarında etkili bir ülke.
92 yaşındaki Kraliçe Elizabet, sadece Birleşik Krallık’taki 2 tane adanın değil İmparatorluk Güneşinde sömürüldükten sonra nadasa bırakılan toplamda 2,5 milyarlık bir nüfusa ve 30 milyon kilometrekarelik bir yüzölçüme sahip tam tamına 53 ülkenin de Ana Kraliçesi; hemi de Pakistan, Bangladeş, Malezya, Nijerya gibi dev İslam ülkeleri dahil.
Bizim 1450-1600 arası rakipsiz, 1600-1700 arası ise diğerleriyle rekabet içerisinde Süper Gücümüzü temsil eden 600 küsur yıllık Osmanlı Güneşinin zeval dönemine denk gelse de 2’si onun son nefesinde ve 2’si de onun vârisinin doğuş ve yükseliş evrelerinde olmak üzere 4 kez İngilizlerin canını yakmışlığımız var.
KUTLU OLSUN – Fazlı KÖKSAL
KUTLU OLSUN – Fazlı KÖKSAL
23 Nisan, Türk’ün vatanı kurtarma iradesini tescil ettiği tarihtir..
23 Nisan, Dünyada çocuklara armağan edilmiş ilk bayramdır...
23 Nisan, Türk milletini ve Türk devletini sonsuza kadar var edebilme aşkıdır…
23 Nisan, Mustafa Kemalin "Atatürk"leşmesidir, muhteşem bir liderin, her Türk yavrusunun içinde yeniden devleşmesidir…
TÜRK SAĞI’NIN AMERİKAN SEVİCİLİĞİ–Süleyman PEKİN
TÜRK SAĞI’NIN AMERİKAN SEVİCİLİĞİ- Süleyman PEKİN
Yada TÜRK HALKI’NIN BATI SEVİCİLİĞİ başlığı mı daha uygun düşerdi? Osmanlı’dan bugüne milliyetçi ve muhafazakâr özellikleriyle maruf halkımızın Tanzimat sonrasındaki 180 yıllık zaman zarfında İngiltere, Fransa, Almanya, Amerika gibi ülkelerle münasebetlerine bakın; ya vassal & senyör ilişkisidir, ya da metres hayatıdır. Ve fakat milliyetçiliğimizden, muhafazakârlığımızdan da kıl kadar eksilme olmamıştır nedense.
1838 Baltalimanı Antlaşması ile 1948 Marshall Yardımı Anlaşması arasında metbuiyet ilişkisi bakımından bir fark yoktur. Veya 2008 AB Müktesebâtı..
DIŞ GÜÇLERİN EKONOMİK OYUNU İMİŞ… / Ruhittin SÖNMEZ
DIŞ GÜÇLERİN EKONOMİK OYUNU İMİŞ… / Ruhittin SÖNMEZ
Ekonomide sıkıntılar bir türlü örtülemiyor.
İstatistik hesap yöntemlerini değiştirip, bir yere kadar rakamlarla oynayabilirsiniz. Ama döviz kurlarının anormal artışı, iki günde bir benzin ve mazota gelen yüklü zamlar birer şamar gibi vatandaşın suratına çarpınca gerçeği örtemezsiniz.
Tarım ve sanayi ürünlerinde sattığınız ile aldığınız arasında verdiğiniz açık büyüyorsa.. Borçlar ve faizlerini ödemek daha da güç hale gelmişse.. İşsizlik azaltılamamışsa.. İşlenmeyen tarım arazileri artıyorsa.. Köyden kente göç durdurulamıyorsa..
Yandaş medyanın propagandası acı gerçeği örtmeye yetmez olur.
YUNANİSTAN VE İSRAİL’E DİŞİMİZ GEÇMİYOR MU? – Süleyman PEKİN
YUNANİSTAN VE İSRAİL’E DİŞİMİZ GEÇMİYOR MU? – Süleyman PEKİN
Daha evvel Filistinli çocukların İsrailli polislerce kırılan kolları için, Gazze’ye uygulanan abluka için hatta Mescid-i Aksa’da askerlerin zoraki arama yapması için bile ortalığı ayağa kaldırmıştık; kiminde orantılı ve kiminde orantısız, zulme karşı eylem gücümüzü organize ederek.
1 hafta - 10 gündür Gazze’ye Dönüş Yürüyüşü sırasında 32 Filistinli öldürüldü, 2.850 Filistinli yaralandı; tık yok. Keskin nişancıyla sivilleri vuruyorlar; tık yok. İslam Dünyasının kulağına Amerika kaçmış, Türkiye’nin gözünde de Suriye gözlüğü.
RÜŞVET ALAN MÜFETTİŞLER (Bir Mesleki Özeleştiri Denemesi) – Fazlı KÖKSAL
RÜŞVET ALAN MÜFETTİŞLER (Bir Mesleki Özeleştiri Denemesi) - Fazlı KÖKSAL
1982'den bu yana -3 yıllık yöneticilik dönemim hariç- kamu kuruluşlarında müfettiş olarak görev yaptım...
Bir süre de kamu denetim elemanlarının tek çatı örgütü olan DENETDE'nin (Devlet Denetim Elemanları Derneği) Genel Başkanlığını yürüttüm…
Gençler kendini nasıl tanımalı – Prof.Dr. Nevzat TARHAN
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Var mı Beni Anlamak İsteyen?” isimli kitabında gençlere önemli tavsiyelerde bulunuyor.
İSLÂMİYET MÜSLÜMANLARA BEŞ NUMARA BÜYÜK – Süleyman PEKİN
İSLÂMİYET MÜSLÜMANLARA BEŞ NUMARA BÜYÜK – Süleyman PEKİN
80’lerin sonlarına doğru meşhur “Patagonya’nın Sesi Radyosu”nda sorardı ecnebîler Vatandaş Rıza’ya:
-- Sen Müsliman?
-- Eh, zaman zaman..
Mısır’ın fethi Osmanlı için sonun başlangıcı oldu. Zira ardından Kanunî devrinde tavan yaparak yavaş yavaş dibe salınmaya durdu. Çünkü Osmanlı Türkü’nün beynindeki Matûridî çip yerini Eş’arîliğe bıraktı.
Marka Müslümanlığı, menkıbevî Müslümanlık, an’ane Müslümanlığı, kaba softa / ham yobaz’lık gibi isimlendirmelerden öte merhum Âkif gibi şakakları zonk zonk bir vicdan abidesi bile Avrupa dönüşünde “Dinleri yaşantımız gibi, yaşantıları Dinimiz gibi” demek durumunda kalmıştı.
“BİZ KOŞU BİTTİKTEN SONRA DA KOŞAN ATLARIZ” – Süleyman PEKİN
“BİZ KOŞU BİTTİKTEN SONRA DA KOŞAN ATLARIZ” - Süleyman PEKİN
“Övemem, kendi yaşamının seyircisisin.
Yeremem, davranışlarının kaynağı gerçek.
Anımsayamam, ya tam varsın ya tam yok.
Tutamam, hiçbir yerde bütününle değilsin.” demiş ya şair Celal Sılay; senin için demiş.
Ve “Sağımız sefalet solumuz ölüm” dediği “İki Yüzlü Melekler”şiirinde Attila İlhan’ın anlattığı sensin, İstanbul şehri değil.
Allah’a bağlılığın “Ey Musa! Sen haklısın ancak rızkımızı Firavun veriyor”dan ibaretti gerçekte ama sen hep kendini olduğundan fazla ve farklı gösterdin. Muhsin Yazıcıoğlu’nu anarken “Firavun’a karşı çıkmak yetmez, Musa’nın yanında olmak gerekir” paylaştın ama ömründe bir kere bile Musa’nın yanında yer almadın.
“Düz yaşayacağız, düz duracağız düz yürüyeceğiz. Dik duracağız doğru gideceğiz” dedin ve demektesin ama artık söyle: Ne zaman düz yaşadın, kaç defa dik durdun?
Niye hep yapmadığın ve yapamayacağın şeyleri söylemektesin sürekli? Günahlar içindeyken sevaba duyulan özlemden ötürü mü yoksa kısa tatminlerle vicdanın ağzına bir parça glikoz şurubu sürüp ikiyüzlü yaşamına yeni yüzler açmak için mi?
Hiç kaybeden veya kaybedeceğini bildiğin partiye oy verdin mi? Hiç şampiyonluğa değil de küme düşmeye oynayan bir takımı tuttuğun oldu mu yoksa ömrünü ‘3 Büyükler’ mitinin gevişinde mi geçirdin?
Hiç Texas - Tommiks okurken Çelik Bilek’in ve Ranger Yüzbaşı’nın yenilmesi için niyazda bulundun mu? Yada mesela bir Rambo filminde Afganlıları veyahut Vietnamlıları tuttuğun ve onlar için yandığın oldu mu?
HÜRRİYET VE TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR – Ruhittin SÖNMEZ
HÜRRİYET VE TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR – Ruhittin SÖNMEZ
Doğan Medya Grubunun satılması basit bir ticari işlem değildir. Kaça satıldığı bir yana, kime satıldığı çok daha önemli.
Doğan Medya’nın yeni sahibinin Erdoğan Demirören olduğu açıklandı. Demirören, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a çok yakın bir isim.
E. Demirören’in "İmralı zabıtlarının", (28 Şubat 2013 tarihli) Milliyet’te yayımlanmasına tepki gösteren Tayyip Erdoğan'la telefon görüşmesinin ses kayıtları hala internette paylaşılıyor.
Burada Demirören’in R.T. Erdoğan’a "Patron" diye hitap ettiğini, ‘nasıl girdim bu işe ya, kim için’ cümlesine eşlik eden gözyaşlarını hatırlarsınız.
“Hâlbuki Demirören ‘Patron’u kızdırmamak için” her şeyi yapıyordu. Gazetelerinin genel yayın yönetmenliği için ondan tavsiye bile istemişti. Tayyip Erdoğan, “O zaman Kanal 24’den ayrılmakta olan Akif Bey’i tavsiye ettim. Onlar anlaşamadılar” demişti.
Ses kayıtlarında R.T. Erdoğan’ın sert sözleri üzerine, Demirören "üzdüm mü yoksa seni Patron" sözü ile başlayan, “sen bana bir yarım saat ver görüşelim” yalvarmasıyla devam eden konuşmasının sonunda, “gereğini yapacağım Sayın Başbakanım” diye defalarca söz vermişti. Kısa bir süre sonra Milliyet ve Vatan’dan birçok yazar, tasarruf gerekçesiyle, işten çıkarılmıştı.
BİR PROPAGANDA MALZEMESİ OLARAK TARİH – Süleyman PEKİN
BİR PROPAGANDA MALZEMESİ OLARAK TARİH – Süleyman PEKİN
Öncelikle 59 günlük bir sürede örnek bir operasyonla ve az hasar, bol beceriyle Zeytin Dalı Harekâtı’nı icra eden Türk Ordusu ile son vuruşmanın olacağı Afrin Merkezi’ni PYD / YPG unsurlarının 4-5 gün önceden boşaltmasını sağlayan Türk Diplomasisi’ni başarılarından ötürü tebrikliyorum. Darısı Menbiç ve Süleyman Şah Türbe toprağı, Tel Abyad, Resulayn, Kamışlı, Amude, Haseki, Dirik’e…
Afrin Harekâtı’nın 18 Mart’ta bitirilmesi de bence tarihî hafızanın varlığı açısından önemli. Zaten kahraman askerlerimiz de zaman zaman I.Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı sırasındaki duruşumuzun fotoğraf karelerini birebir tekrarlayan zafer pozları verdiler. 15 Temmuz sendromu böylelikle tamamen atlatılmış oldu.
Çanakkale Deniz Zaferi’ni böyle bir askerî ortamda ve adeta sivillerin televizyonlara kurduğu strateji masalarında harita önlerinde teneffüs eden halkımız bu yıl kutlamaların hakkını verdi. Malûmunuz hava durumu gibi yıl yıl değişebiliyor kutlayıp kutlamama katsayımız..
ANAYASA MAHKEMESİ KARARINA NASIL UYDULAR? – Ruhittin SÖNMEZ
ANAYASA MAHKEMESİ KARARINA NASIL UYDULAR? – Ruhittin SÖNMEZ
İstanbul’daki bir Ağır Ceza Mahkemesinin, Anayasa Mahkemesine “sen yetkini aştın, verdiğin kararı uygulamıyorum” tavrı Türkiye’de ilk defa yaşanan bir durumdu. Hatta belki de dünyada emsali olmayan bir hukuk garabeti idi.
Şahin Alpay ile Mehmet Altan, Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak, Ali Bulaç, Ahmet Turan Alkan, Mümtazer Türköne gibi gazeteci sanıkların yargılandığı dosyada yaşanmıştı bu tuhaf durum.
Gerçi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, "Ben Anayasa Mahkemesi'nin vermiş olduğu karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum" sözlerini biliyorduk. (28.02.2016)
Ama bir yerel mahkemenin AYM’ye direndiği ve kararını uygulamadığı ilk örnekti.
Bahsi geçen gazetecilerden birine dahi hiç sempatim olmadı. Ayrıca dosya içindeki bilgilere vakıf olmadığım için, sanıkların suçlu olup olmadıklarına dair bir yorum yapmam söz konusu olamaz. Ancak yerel mahkeme, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları çerçevesinde süreci değerlendirebiliriz.
Hukuk herkes içindir ve herkese lazım.
Bu dava süreci “hukuk devletine” olan inancımızı sarsıyor.
Olay, bu kişileri aşan bir örnek hukuki vaka haline geldi. Yerli veya yabancı herkes bu vaka üzerinden Türkiye’nin hukuk düzeni hakkında olumsuz bir kanaat ediniyor.
Türkiye’nin yargı sistemi dış baskılarla karar alan bir görüntü veriyor.
Anne babasız üç aylar, bayramlar – Yüksel ERCAN
Anne babasız üç aylar, bayramlar - Yüksel ERCAN
Bizim memlekette gelenektir, Belediye başkanları üç aylar ile ilgili medya kuruluşlarına “Tebrik ilanı” vermeye başladıkları an kendisini Müslüman olarak kabul eden kim varsa mübarek Ramazan ayının kapıya dayandığının farkına varır ve farkına varır varmaz da uhrevi bir hava içerisinde Ramazan ayının hazırlıklarına başlar.
***
Müslümanların en önemli zaman dilimlerinden birisi olan 3 aylar 19 Mart 2018 (Yarın) tarihinde başlayacak. Recep, Şaban ve Ramazan Ayından oluşan üç aylar, İslam’ın ilk dönemlerinden beri manevi açıdan büyük önem taşımaktadır. Bu yüzden Müslümanlar tarafından ayrı bir öneme haizdirler.
HENRİK İBSEN’İN BİR BEBEK EVİ – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
HENRİK İBSEN’İN BİR BEBEK EVİ - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
Norveçli Yazar Henrik Ibsen’i (1828 - 1906) Yaban Ördeği ve Peer Gynt adlı eserlerinden tanıyorum. Tiyatroda sahnelenmişti yıllar önce. Belki de 40-50 yıl falan olabilir. İdeolojik çatışmaların yoğun olduğu bir dönemde tanıdı Türkiye Henrik İbsen’i. Ankara Sanat Oyuncularını Rutkay Aziz ile Bir Halk Düşmanı adlı eserini sahneye koymuştu Başkentte(1978). Büyük de bir alaka görüyordu. Aynı yıl George Schaefer Bir Halk Düşmanını filme aldı, Steve McQueen, Bibi Andersson, Charles Durning, Richat A. Dysart gibi ünlü sanatçıların yanında bir çocuk sanatçı Ham Larsen de olarak görev almıştı. Henrik İbsen bu yıllarda şöhretin daha da zirvesine çıktı. Gerçi Hasan Ali Yücel Milli Eğitim Bakanı iken İbsen’in eserlerini doğudan-batıdan klasikleri serisinde bizzat kendisi tercüme etti ve yayınlamıştı. Bu yıllardan gelen bir tanıtım olsa da gülmece ve dram ögeleriyle birlikte öne çıkan Bir Halk Düşmanı adlı eserinin sinemaya aktarılması Henrik İbsen ve eserlerinin tanınması açısından söz konusu yıllarda en önemli bir şanstı.
‘ÖZELLEŞTİRİYORUM İŞTE, VAR MI DİYECEĞİN?’ – Süleyman PEKİN
‘ÖZELLEŞTİRİYORUM İŞTE, VAR MI DİYECEĞİN?’ – Süleyman PEKİN
Türkiye Cumhuriyeti yüzde yüz yerli ve yüzde yüz millî bir devlet olarak kuruldu. 23 ile 38 arasındaki dönem bunun nidüğünün ve nasılının ıspatıdır. Şeker fabrikalarından dış politik eksenlere kadar yerlilik, millîlik ve özgünlük destanıdır.
Koca Kurtuluş Savaşı kazanılmasına rağmen I.Dünya Savaşı’nın acı tecrübesinden midir nedir yoksa Atatürksüzlükten midir nedir, II.Dünya Savaşı’na girmediğimiz halde kaybetmiş gibi davrandık. Sanki biz yenilmişiz gibi ABD ile SSCB arasında ‘ho; lak, lak’ yaparak birinin himayesine girdik.
Bu meyanda yerli olsa da millî olamayan İsmet İnönü’yü Batmayan İngiliz Güneşi’ne karşı Almanların gölgesine sığınan II.Abdülhamit Han’a benzetirim. Bence Mustafa Kemal’in son dönem Türk tarihinde mukayesesinin yapılabileceği tek devlet adamı Enver Paşa’dır.
İSLAM’I BUNLAR GÜNCELLERSE… / Ruhittin SÖNMEZ
İSLAM’I BUNLAR GÜNCELLERSE… / Ruhittin SÖNMEZ
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “İslam'ın güncellenmesinin gerektiğini” söylediği sözleri epeyce ses getirdi.
Türkiye o kadar hızlı gündem değiştiriyor ki bu konu da kısa sürede tedavülden kalkabilir.
Oysaki “İslam’ın güncellenmesi” çok boyutlu ve hayati bir mesele. Siyasi gündemin kısır konuları gibi birkaç günde tüketilmesi doğru değil. Enine boyuna tartışılması gerekir.
NE DEDİ?
Cumhurbaşkanı Erdoğan Dünya Kadınlar Günü toplantısında yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Bunlar ya bu asırda yaşamıyorlar, çok farklı bir dünyada yaşıyorlar. Çünkü İslam'ın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar da aciz bunlar. Siz İslam'ı 14 asır öncesi hükümleri ile bugün uygulayamazsınız. Beni birçok hocaefendi tefe koyacak o ayrı mesele. Rabbim bizi tefe koymasın.”
“Birisi bakıyorsunuz sünneti, öbürü bakıyorsun icmaı tartışıyor. Ya bırak bu işleri, aslolan mukaddes kitabımız Kuran’dır. Kuran’a ters değilse mesele bitmiştir.”
