Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
1Haz/190

Türkiye’yi işgal projesinde 2019 kritik tarih – Mustafa ÖNSEL

turkiyeyi_isgal_projesinde_2019_kritik_tarih_1506241831_748

Türkiye’yi işgal projesinde 2019 kritik tarih – Mustafa ÖNSEL Eski Jandarma istihbarat Kurmay Albay

Yayınlandığı Tarih: 29 Eylül 2017

https://www.xn--trkndnyas-q9acc70e.com/konular/thatr75689184jfn

https://birsence.com/turkiyeyi-isgal-projesinde-2019-kritik-tarih/

Yıl 2002. Günlerden Temmuz’un 24’ü. Tesadüf ya, tam da Türkiye’nin tapu senedi kabul edilen ve ABD’nin imza koymadığı Lozan Antlaşmasının yıl dönümü.

Amerikalı askerler Nevada çölünde bir tatbikat yapıyor. Adı Milennium Challenge-2002. Türkçesi “Bin yılın meydan okuması.” Allah Allah bu Amerikalılar kime meydan okuyor acaba diyorsunuz haliyle.

Tam 13 bin 500 personel katılıyor, üç hafta sürüyor bu tatbikat. ABD tarihinin en büyük tatbikatı aynı zamanda. Pek çok NATO ülkesi davetli. Ancak NATO’nun en büyük ordularından birine sahip Türkiye davet edilmemiş.

Her tatbikatta malum bir senaryo vardır. Senaryoda da haliyle mutlaka hedef olarak bir düşman bulunur. Onun üzerinden yazılan senaryoya göre de tatbikat gerçekleştirilir.

Böylesi iddialı bir isimle gerçekleştirilen tatbikatta hedef kim diye merak ediyor insan gerçekten.

O zaman en özetinden senaryodan bahsedelim de hedef neresi, düşman olarak kim hedef alınmış tatbikatta, görelim-tahmin edelim
Trakya’dan evinize %100 doğal ve taze lezzetleri davet edin! Hem de 1 günde teslim avantajıyla…

Tatbikattaki hedef ülke, iki kıtada konuşlu bir ülke. Bu anlamda bir takım denizyollarını kontrol ediyor. Akdeniz’de bir ada ülkesiyle sorunları var bu ülkenin. Ayrıca söz konusu hedef ülkede azınlık unsurlar da yaşamaktadır.

Senaryo, söz konusu hedef ülkede meydana gelen çok yıkıcı bir depremle başlar. Bu arada depremle eş zamanlı olarak Uluslararası bir mahkeme, ülkenin sınırlarıyla ilgili ve çıkarlarına ters bir karar alır. Bu arada da sorun olan ada devletiyle ilgili uluslararası güçler, hedef ülkeye çözüm önerir.

Zor durumda olan siyasiler öneriyi kabul etmek zorunda kalır. Bunun üzerine askerler yönetime el koyup ülkede otoriter bir yönetim kurarlar. Sonrasında ada devletini ablukaya alırlar ve ABD askerleri, 96 saat içerisinde söz konusu ülkeye müdahale eder (işgal).

Nasıl? Beğendiniz mi senaryoyu?

Bu ülke dünyada sizce hangi ülkeye benziyor? Dünyada iki kıtada toprağı olan kaç ülke var? Bu tatbikat kime karşı?

28May/190

İKİ KADİR BEY – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mcç ayhan katırcıkaraİKİ KADİR BEY - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Tarihçi, hukukçu ve yazar Kadir Mısıroğlu’nu(1933 Akçaabat-2019 İstanbul) önce kitaplarıyla tanıdım. İstanbul Hukuk Fakültesi’ni bitirmişti. 27 Mayıs Askeri Darbesi sonrasında fakültede sosyalist eylemcilerin saldırılarına karşı milliyetçi öğrenci grubunun da başını çekiyordu. Hukuk Fakültesi Derneği’nin Demokrat Parti kökenli, demokrasiyi, hukuku, insan haklarını öne çıkaran aile çocuklarının kazanmasına Rasim Cinisli’ye arka planda destek verdi. Ayrıca Vefa’da bir talebe yurdu işletiyordu. Bu onun ilk ticari tecrübesiydi belki de.

HALA NETLEŞMEYEN BİR DÖNEM VAR MI?

1966 yılı falandı sanıyorum. Üniversite talebesiyim. Çok kitap, dergi ve gazete okuyorum ve hatta çoğu yayına aboneyim. Yağmur, Büyükdoğu, Sönmez, Hilal, Serdengeçti, Risale-i Nur, Toprak, İnkılap Aka, Remzi, Sander, İstanbul ve Sebil Yayınları da bunların başında geliyor.. Lozan Bir Zafer Mi, Yoksa Hezimet Mi adlı kitap isim ve muhteva olarak hemen dikkatimi çekmişti. Yutarak okudum. Necip Fazıl Kısakürek’in Sahte Kahramanları da öyle.. bu eserlere hemen teslim oluyorduk. Çünkü mekteplerde bilimsel olmayan resmi tarih ve ideoloji dayatması vardı. Karşı ilmi görüşün açıklanması mümkün değildi. Hem yasal olarak, hem de karşıt olarak.

27May/190

Türk-İslam dünyası ve "Hocam" – Kenan AKIN

201474112422_thumb Türk-İslam dünyası  ve "Hocam" – Kenan AKIN

Ne yazık ki, çok uzun yıllardan beri "İslam Alemi"nin başı bir türlü şer ve beladan kurtulmuyor. Bunun nedeni; ekonomik ve siyasi  yararlarını gözeten "Siyonizm ve Haçlı" zihniyetinin  sık sık hortlaması olarak gösteriliyor.

Gerçekten de, özellikle Orta Doğu'da çıkarılan savaşların, dinmeyen buhranların başlıca sebebinin, petrol-gaz, su gibi varlıkların denetim altına alınması ve paylaşılmasının olduğu da biliniyor.

İşte böylesine fırtınalı bir alemde, sevilen, sayılan, itimat telkin eden, bilgili, tecrübeli şahsiyetlere her zaman ihtiyaç duyuluyor.

25May/190

Umut yürek ister – Hüsnü MAHALLİ

husnu-mahalli-her-seyin-sonu-geliyor-gibi-imamoglu-korkulu-ruyalari-tn-smallUmut yürek ister – Hüsnü MAHALLİ

Hüsnü Mahalli: 19 Mayıs'ta, Samsun'dan yola çıkan Mustafa Kemal kısa bir süre sonra tüm dünyanın tanıdığı Atatürk oldu. Ama öncesinde Türk halkının yüreğinde taht kurdu. O tahtta yakında İmamoğlu oturabilir. Sevecen, duygusal ve halkçı haliyle. Toplumsal barış, kardeşlik ve esenlik için.

Ne zamandan beri belli değil ama FETÖ'cüler; ÖSYM, ALES, KPSS ve Askeri Okul Sınavları'nı istedikleri gibi sonuçlandırıyordu.

24May/190

HAZİNE GARANTİLİ ÖLÜM TUZAĞI – Rifat SERDAROĞLU

indirHAZİNE GARANTİLİ ÖLÜM TUZAĞI - Rifat SERDAROĞLU

Önümüzdeki dönemin en kabarık dosyalarından biri şüphesiz ki İstanbul’un Yeni Havalimanı dosyası olacak. İhaleden yapımına kadar yapılan yolsuzlukların, yanlışların insan ölümlerine sebep olacağı, çevre ve hayvan katliamına yol açacağını başta TMMOB’un kamuoyuna açıkladığı rapor olmak üzere tüm teknik raporları okuyup, arşivime kaldırdım.

Geçen gün çok ilginç bir olay aktardılar!
Bir emekli Korgeneral dostum İzmir’den İstanbul’a gitmek üzere uçağa biner. Yanındaki koltukta, resmi kıyafetiyle bir pilot oturmakta ve elindeki telefondan bir film seyretmektedir.
Yol boyunca hiç konuşmamışlar.
Dostum, uçak inişe geçtiğinde, pilotta bir tedirginlik sezer. Uçak oldukça fazla sallanarak iniş yapar!

22May/190

Bandırma Vapurunun Hikâyesi – Dr. Nejat TARAKÇI Jeopolitikçi ve Stratejist

a89_jpg_2019_20_5_e7fbd648-b799-4c42-8832-99f0ea2aacccBandırma Vapurunun Hikâyesi - Dr. Nejat TARAKÇI Jeopolitikçi ve Stratejist

Önceki gün önce 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik Spor Bayramının 97. Yıldönümünü kutladık. - Atatürk ve Bandırma Vapuru - Samsun’dan Sonra Bandırma Vapuruna Ne Oldu? - Bandırma Vapurunun Bu Kutsal Seferinde Görev Alan Mürettebatın İsim Listesi - Mustafa Kemal Paşa, Kurmayları ve Silah Arkadaşları ...

21May/190

ATATÜRK’ÜN YOL ARKADAŞLARI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sATATÜRK’ÜN YOL ARKADAŞLARI – Ruhittin SÖNMEZ

Mustafa Kemal Paşa’nın döneminde, bugünkü adıyla albay ve general olan arkadaşları inanılmaz çetin şartlarda yetişmiş, çok nitelikli kurmay subaylardı.

Bunlardan çoğu Milli Mücadelede Mustafa Kemal’in yol arkadaşları olarak unutulmaz hizmetler yaptı. İlk akla gelenler:

1919 Haziran ayında Amasya Kararlarını imzalayarak Milli Mücadelenin yol haritasını çizen lider kadro…

Mondros Mütarekesi’ni Bahriye Nazırı sıfatıyla imzalamış olan Albay Rauf (Orbay) Bey

Merkezi Erzurum olan 15. Kolordu’nun komutanlığını yapan Kâzım Karabekir Paşa

Ankara merkezli 20. Kolordu’nun başında bulunan Ali Fuat Paşa ve 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Bandırma Vapuru yolcularından 3. Kolordu Komutanı Albay Refet (Bele)’yi sayabiliriz.

Ayrıca Milli Harekete en baştan katılmayan ancak zafere ulaşmamızda çok değerli katkılar veren Albay İsmet (İnönü) ve Fevzi (Çakmak) Paşa gibi kurmayları da ilave ediniz.

Albay Refet (Bele) ve Albay İsmet (İnönü) 1921’de tuğgeneral (mirliva) yani Paşa oldu.

Mustafa Kemal (Atatürk), Kâzım Karabekir ve Ali Fuat (Cebesoy) ise Milli Mücadele’nin başında mirliva rütbesinde oldukları için ‘Paşa’ unvanı taşıyordu.

Fevzi (Çakmak) Paşa, Mustafa Kemal’den 5 yaş büyüktü. 1918 Mondros ateşkesinden sonra beş ay kadar Erkanı Harbiye Reisliği (Genelkurmay Başkanlığı) Ordu Müfettişliği ve 1920 Şubat-Nisan’ında iki ay Harbiye Nazırlığı yaptı.

İstanbul’un İngilizlerce işgali üzerine 17 Nisan 1920’de Ankara’ya geçip Kozan Milletvekili olarak Milli Mücadele’ye katıldı. Hemen Milli Savunma Bakanlığına ve 1921’de Başbakanlık görevine atandı. 1922-1944 arası aralıksız 21 yıl Genelkurmay Başkanlığı yaptı.

Kazım Karabekir Paşa, Mustafa Kemal’den bir yaş küçüktü. 1918 yılında da Erzincan, Sarıkamış, Kars, Erzurum ve Gümrü bölgelerini Ermeni ile Rus kuvvetlerinden geri aldı. Mustafa Kemal Paşa Samsun’a çıktığında dağıtılmamış tek ordu birliği olan 15. Kolordu komutanıydı. Mondros Ateşkes Anlaşması sırasında da Sadrazam Ahmed İzzet Paşa'nın Genelkurmay Başkanlığı teklifini kabul etmeyerek Milli Mücadele'ye katıldı.

Milli Mücadelede Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğini kabul ettirmesinde en kritik dönüm noktası Temmuz 1919’da yaşandı. Kazım Karabekir Paşa, Padişah’ın “Mustafa Kemal’in 9. Ordu müfettişliğinden azledildiğini ve derhal tutuklanmasını isteyen” emrini dinlemedi, “Emrinizdeyim Paşam” dedi. Bu Milli Mücadele için tam bir kırılma noktasıdır.

20May/190

Bu sözler, işadamları ve siyasetçilerin kulağına küpe olsun! – M. Tanzer ÜNAL

tanzer ünalBu sözler, işadamları ve siyasetçilerin kulağına küpe olsun! - M. Tanzer ÜNAL

*Ancak, başarının yanında mutluluğu çok az yaşadım.

*Sonuç olarak, zenginlik ve varlık hayatın alıştığım bir yönü oldu.

*Şu anda bir hasta yatağında tüm hayatımı gözden geçirirken, kıvanç duyduğum tüm zenginlik ve tanınmanın ölümün karşısında solduğunu ve anlamsızlaştığını anlıyorum. Ölümün nefesinin yaklaştığını hissediyorum.

*Yeteri kadar varlık elde ettiğimiz zaman, zenginlikle ilgisi olmayan konuların peşinden gitmemiz gerekir, daha önemli olan şeylerin…

*Belki dostluklar, belki sanat, belki de gençlik yıllarında kurduğumuz hayaller…

*Kazandığım zenginliği ve varlığı birlikte götüremiyorum. Allah hepimize zenginliğin oluşturduğu illüzyonu değil, herkesin kalbindeki sevgiyi hissedebilmemiz için duygular verdi.

*Birlikte götürebildiğim tek şey sevginin oluşturduğu hatıralarım.

*Dünyada en pahalı yatak nedir biliyor musunuz? Hasta yatağı…

17May/190

GEREKÇELİ KARAR – AKP İLE HDP/PKK ANLAŞTI MI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sGEREKÇELİ KARAR - AKP İLE HDP/PKK ANLAŞTI MI – Ruhittin SÖNMEZ

GEREKÇELİ KARAR

İstanbul Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptali ve yenilenmesine dair Yüksek Seçim Kurulu (YSK) gerekçeli kararı açıklayınca tartışmalar biter mi?

YSK’nın aldığı kısa kararı açık:

"Bir kısım sandık kurullarının, ilçe seçim kurullarınca kanuna aykırı oluşturulması VE bu hususun da seçim sonucuna müessir olması nedeniyle, 31 Mart 2019 tarihinde yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaliyle yenilenmesine” şeklinde.

Karar 4 üyenin AKP iptal başvurusunu red, 7 üyenin seçimin iptali yönünde oy kullanmasıyla alındı.

Gerekçeli kararda kısa kararın kapsamı dışında yeni gerekçeler bulundurulamaz.

Buna rağmen AKP’nin temsilcileri kendi dilekçelerinde iddia ettikleri fakat YSK tarafından ciddi bulunmayan bütün iddialarını tekrar tekrar gündeme getirerek kafaları karıştırmaya ve zihinlerde “çaldılar” algısı oluşturmaya çalışıyor.

16May/190

God Bless You – Prof.Dr. Mithat Kerim ASLAN

mithat kerim arslanGod Bless You – Prof.Dr. Mithat Kerim ASLAN 

Anneler gününü yazacaktım. Hepsinin ellerinden öperim.

Elbette hemşirelerimizin gününü de kutluyorum.

Sırada; 18 Mayıs 1944 Kırım Sürgünü ve bugünkü Kırım felaketi var.

“HAYTARMA” filmini internetten bulup seyrediniz lütfen.

19 Mayıs 1919 Bayramımız var. Ümit ve Şeref Günümüzdür, kutlu olsun.

Yine, Allah’ın bugün bize bahşettiği, bizim tam anlayamadığımız “Türk Dünyası (Turan) Birliği” var.

Yani, gönül ve ideal seferberliği içinde yapmamız gereken işlerin öncelik sıralamasını konuşup işe başlamamız gerekirken, biz hala çeşitli noksanlık ve yanlışlıklarımızı konuşmak zorunda kalıyoruz.

12May/190

Annem..!!! – Yüksel ERCAN

Annem..!!! – Yüksel ERCAN

Bugün Anneler günü, artık geleneksel hale gelen bu gün dolayısı ile annesi hayatta olanlar ve bu günü hatırlayanlar en azından annelerinin elini öperek kendilerini ne kadar sevdiklerini söyleyecekler.

Bizim annemiz yok, yaklaşık dört yıl önce bir akşam saatinde yine bir hastane odasında hayata gözlerini yuman annemizden ayrı düşmenin ne kadar zor ve acımasız olduğunu  düşündüğümüzde bizim dünyaya gelmemize vesile olan büyüklerimizin tek tek aramızdan sessiz sedasız bir şekilde ayrıldığını, bu ayrılıkların verdiği acının da kalbimizin tam ortasına saplanmış bir bıçak yarası gibi olduğunu fark etmiştik.

Cennetin bile ayaklarının altında olduğu annelerin hayatının nerede ise tamamını çocuklarının iyiliği, sağlığı adına harcaması bir an da aklımıza geçtiğimiz yıllarda aramızdan ayrılan ancak acısını bugün bile yüreğimizin derinliklerinde hissettiğimiz annemi aklıma getirdi.

11May/190

Camiler ve Mimarlar – Fazlı KÖKSAL

çamlıca

Camiler ve Mimarlar – Fazlı KÖKSAL

Aynı anda on binlerce kişinin namaz kılabildiği camiler yapmak tabii ki önemli.

Ama çok fazla kişinin aynı anda namaz kılabildiği her büyük camii ulu cami midir?

Ulu camileri “ulu” yapan estetik değerleri ve mimarlarıdır... Camiler mimarları ile bilinirler, mimarları ile ulu olurlar...

10May/190

YSK’NIN TARİHİ KARARI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sYSK'NIN TARİHİ KARARI – Ruhittin SÖNMEZ

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Seçiminin yenilenmesi kararı asla hukuki değildir, tamamen siyasi bir karardır. YSK’nın bu kararı Türkiye Cumhuriyeti hukuk tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. Hukuki açıdan değerlendirmek bir hukukçu olarak bana ağır gelmektedir.

Ama mademki medyada sürekli bu konu tartışılıyor, biz de hukuki kılıfın üstüne ve altına bir göz atalım.

AKP olağanüstü itirazında kanunun imkân verdiği her konuda, 9 başlık altında sıraladığı gerekçelerle iptal talep etti. Bunların içinde “hükümlü, kısıtlı, ölü 19 bin 350 kişiye oy kullandırıldığı, sahte seçmen, KHK ile kamu hizmetinden çıkarılan seçmenlerin oy kullanma hakkının bulunmadığı, bir kısım sandık başkanı ve memur üyenin kamu görevlisi olmadığı” gibi iddiaları yer alıyordu. YSK bu iddiaları -biri hariç- ciddi bulmadı.

Kurul'un, 4 üyeye karşı 7 üyenin oy çokluğuyla aldığı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali ve yenilenmesi kararının, “bir kısım sandık kurullarının ilçe seçim kurullarınca kanuna aykırı oluşturulması ve bu hususun da seçim sonucuna müessir olması nedeniyle” alındığı açıklandı.

Sandık görevlilerinin kamu görevlisi olmaması tek başına yeter bir gerekçe olamazdı. Bu sandıklarda seçmen iradesinin sandığa yansımasını önleyen işlemlerle hatalı kullandırılan veya sayılan oyların miktarının Ekrem İmamoğlu’nun Binali Yıldırım’ın aldığı oy farkından fazla (en az 13.730) olması gerekiyordu.

Bahsedilen kanuna aykırı görevlendirmelerin yapıldığı sandıklarda ne tür kanuna aykırı işlemler yapıldığı, bu sandık görevlilerinin yaptıkları hilenin ne olduğu kararda belirtilmemiştir.

YSK, kamu görevlisi olmayan sandık başkan ve üyelerinin, büyükşehir belediye başkanı seçiminde hangi yöntemle seçimin sonuçlarına etki ettiklerini delilleriyle açıklamak durumundadır.

8May/190

Öfkeliyim… / Salih KARABEY

2008121854729 (1)Öfkeliyim... / Salih KARABEY

Hacı, hoca değilim, cemaat ehli de değilim. Kimseye din öğretecek durumda da değilim. Lakin kimsenin de bu mevcut düzende bana dinimi - diyanetimi öğretme sevdasını da kabul edecek değilim.

Hele hele Ramazan sezonunun açılmasıyla arz-ı endam edecek ramazan şovmeni hoca takımını ve sorulan soruların saçmalıklarından, saçma sapan cevaplarından da iğreniyorum.

İslam'ı iman, amel ve ahlak temellerinden yoksun bırakıp. Akıl, bilim ve tefekkürden uzaklaştıran cami ve iki kapak arasına sıkıştıran bu ruhban sınıfını sırf safım belli olsun diye reddediyor; Dinin aslına rücu etmek istiyorum.

Güzel dinimi hurafelerle ve mistisizmle doldurup İsevîleştiren misyoner kılıklı, kılla - tüyle ve uçuk - kaçık ruh halleriyle kerameti İslam ahlâkının üstünde tutan, Kuran'ı değil; nefsanî konuşan vaiz bozmalarından da bıktım.

7May/190

SEN HİÇ AÇ KALDIN MI? – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sSEN HİÇ AÇ KALDIN MI? – Ruhittin SÖNMEZ

İşçinin, emekçinin bayramı olan 1 Mayıs’ta bu yılın ana teması kıdem tazminatı idi. Çünkü aileleriyle beraber 40 milyon kişiyi ilgilendiren bu konuda işçiler endişeliler.

Geçtiğimiz ay içinde Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, 2019 yılında kıdem tazminatında yeni bir sisteme geçileceğini açıkladı.

Yapılan çalışmalara göre, bir “kıdem tazminatı fonu” oluşturulacak. İşten çıkarılan işçi kıdem tazminatını hemen alamayacak. Yeni düzenlemeyle beraber işçi hak ettiği kıdem tazminatının yarısını ya 15 yıl sonra ya da ev aldığında alacak. Tazminatın tamamını ise emekli olduktan sonra ya da 56 yaşında alabilecek.

İşçiler, bu fon ile “kazanılmış hakları olan kıdem tazminatının zaman içinde ortadan kaldırılmak istendiğine” inanıyor.

Bu yasa çıkarsa, patronlar daha kolay işçi çıkarabilecek. Ayrıca işçiler için oluşturulacak fon, kriz dönemlerinde devletin patronlar lehine kullanacağı bir kaynağa dönüşebilecektir.

Bu bakımdan sendikaların düzenlediği 1 Mayıs mitinglerinde “Kıdem Tazminatımdan Elini Çek!” uyarısı yapıldı.

***

6May/190

DERYAYI GÖREN NEHİRLER VEYA DOSTLUK ÜZERİNE – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2DERYAYI GÖREN NEHİRLER VEYA DOSTLUK ÜZERİNE - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

1968 gençliği olmak; hem yaşadıklarım, hem öğrendiklerim, hem tanıdıklarım ve hem de analiz gücünü fark ettiğim için bir ayrıcalık oldu. Dostluğu da bu günlerde yaşadım. Daha öncesinde ise hem dergilerden, gazetelerden, yazarlarından etkilendiğimiz, hem de mekteplerdeki Mehmet Akif ve Tevfik Fikret yanlısı olmak gibi bir ayırıma sonunda yakalandık. İkisini de seviyorduk. Ancak Akif sanki insanı ve toplumu daha fazla yansıtıyordu. Dizelerde kendimizi bulabiliyorduk. Akif’in “Zulmü alkışlayamam”ı daha fazla giriyordu yüreğimize, Fikret’in 95’e Doğru’sunu algılamamız için biraz daha zaman gerekti. Oysa her ikisi de özgürlükten yana, istipdata karşı tavır almıştı! Emperyalizmin ülkemiz ve toplumumuz için olan kurgusunu sanki Akif daha fazla fark etmiş, dikkat çekiyordu.

3May/190

Türkçüler Günü ve Anlamı – Fazlı KÖKSAL

C-4cF9OXcAA49o_TÜRKÇÜLER GÜNÜ VE ANLAMI - Fazlı KÖKSAL

3 Mayıs Türkçüler Günü kavramı ile ilk kez 1967 yılında tanıştım… 13 yaşındaydım. Ortaokul 2. Sınıf öğrencisiydim. Babamın eski gazete ve dergi koleksiyonlarını muhafaza ettiği sandığı karıştırırken bir dergiye rastladım; ORHUN... Ve dergide Atsız imzalı bir başlık; “Başvekil Şükrü Saraçoğlu’na ikinci Açık Mektup.” Atsız’ın yazdığı Bozkurtların Ölümü, Bozkurtla Diriliyor ve Deli Kurt romanlarını daha önce hayranlıkla okuduğum için Atsız’ı tanıyor ve seviyordum… Dolayısıyla yazıyı ilgiyle okudum. Bir de birinci mektup olmalı dedim. Saraçoğlu’na birinci mektubun yer aldığı dergiyi de bularak okudum…

3May/190

GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİL.. / Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sGÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİL.. / Ruhittin SÖNMEZ

Mustafa Kemal, Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim 1923 tarihinde, Meclis’te bir teşekkür konuşması yapar. Ancak böylesine önemli bir karar gününde yaptığı konuşma çok kısa sürmüştür.

Kimse bir anlam veremez. Bu kadar kısa konuşması üzerine siyasi çevrelerde çok çeşitli yorumlar yapılır.

Gerçek sebebi yıllar sonra kendisi şöyle açıklayacaktır:

“Diş protezlerimi yeni takmıştım, tecrübe devresindeydi, henüz alışamamıştım. Söz söylemeye başladığım vakit ıslık gibi sesler çıkıyordu veyahut ağzımdan düşüyordu. Dilime dolaşıyor, rahat konuşamıyordum. Ne yapayım kısa kestim.”

Yılmaz Özdil’in “Mustafa Kemal” isimli kitabından okuduğum bu hatıra, bazı önemli hadiselerin arka planının göründüğü gibi olmadığını anlatıyor.

Arkasında büyük stratejik hesapların, politik taktiklerin olduğunu sandığımız birçok olayın aslında basit insani davranışlardan kaynaklanmış olabileceğini gösteren örneklerden sadece biridir bu.

28Nis/190

SEVGİ, DEĞER, ÖZGÜVEN VE SORUMLULUK VERMEK – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sSEVGİ, DEĞER, ÖZGÜVEN VE SORUMLULUK VERMEK – Ruhittin SÖNMEZ

Çarşamba günü İzmit’te Doğan Cüceloğlu ve Polat Doğru’nun “Aile İçi İletişim” konulu çok etkileyici bir konferansını dinledim.

Konuların sunumu son derece renkli idi. Psikolojik teknik terimlere boğulmadan, hayatın içinden canlı örneklerle anlatılan konuları her kesimden dinleyicilerin kolay kolay unutması mümkün değil.

Konferanstan bazı hususları aktarmaya çalışacağım:

Hayatta başarılı olmak, çocuklarımızın da başarılı olması için ana-baba olarak elimizden geleni, hatta belki de fazlasını yapmaya çalışıyoruz.

Ancak eğitim hayatında başarılı olmayı çok çok önemseyenlere sorunuz: “Çocuğunuzun eğitim hayatında başarılı olmasını mı isterseniz yoksa mesleki alanda başarılı olması daha mı önemlidir?” diye. Mesleki hayatta başarının daha önemli ve değerli olduğunu fark edecektir.

Fakat eğitim ve mesleki hayatında başarılı olduğu halde, aile içi ilişkilerde başarıyı sağlayamamışsanız, diğer bütün başarı hikâyelerinizin anlamsız hale geldiğini görürsünüz. Aile içi ilişkilerde başarısızsanız diğer başarılarınızdan keyif almanız mümkün olmaz.

Bu iki değerli bilim adamı kendi hayatlarından örneklerle aile içi ilişkilerde başarılı olmak için belli ilkeleri anlattılar.

Aklımda kalan en önemli ilkelerden birisi sevgi vermek. Hayata adım atan bebek daha ilk 6 saat geçtikten sonra sevgiyi hissetmeye başlar. Çocuk “sosyal kişiliğinizin” arkasında gerçekten bir “insan kişiliği” olup olmadığını hisseder.

Çocuklar sınıfa giren öğretmenin bir insan mı, içinde insan olmayan öğretmenlik yapan biri mi olduğunu daha birinci dakikada anlar.

Çocukluk dönemi bir insanın anavatanıdır. Çocuklarınızın çocukluğunu doya doya yaşaması için elinizden geleni yapın.

Ağacın köklerini yeterince iyi beslediğiniz zaman dalları ve yaprakları da güçlü ve canlı olur. Dallara ve yapraklara odaklanmak yerine kökleri beslemeye odaklanmalıyız.

Onun için çocuklarınızı seviniz, karşılıksız, şartsız bir sevgi gösteriniz. İletişiminiz sosyal rolünüzle değil, içinizdeki insanla olsun ve hayat boyu çocuklarınızla iletişiminizi kesmeyin.

Çocuklarınız sizinle yani ailesi ile bir ekip olduğunu hissetmeli. Bu ekipte kendisine değer verilen, güvenilen bir ekip üyesi olduğunu ve her sıkıştığında birlikte sorunlarının çözümüne çalışılacağını bilmelidir.

Ancak çocuklarınızın sizden sonrası için hayatta tutunabilmesi için kendilerine özgüven, bilgi, irade ve şevki verirken kendi hayatını şekillendirmede sorumluluk almaya da alıştırmamız gerekiyor.

26Nis/190

TOPARLANILMAZSA VAY HALİMİZE – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2TOPARLANILMAZSA VAY HALİMİZE - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

İlkbaharın cıvıl cıvıl, taptaze, renk renk aydınlığı henüz insanların yüzüne yansımıyor. Dikkatle bakıyorum sokaktaki, otobüsteki, metrodaki, vapurdaki insanlarımızın yüzüne; hep asık. Bir karış suratla süzüyorlar etrafı. Sanki ondan tanımadığı biri borç isteyecekmiş, ya da sataşacakmış da buna olumlu cevap vermemek üzere hazırlanmış kendisini. Yüzlerde aldanmama ve kurulabilecek bir tuzağa düşmeme endişesi var. Herkesin canı sıkkın görünüyor. Hiç biri tebessüm etmiyor her nedense. Yolda bile akıllı telefona kulaklıklarını takıp müzik dinleyenlerin veya mesajlaşanların pek dünya umurunda değil. Ara sıra gözlemliyorum ancak onların gözleri daha fazla açılıyor nasıl bir mesaj duyuyor, okuyor veya alıyorsa. Genelde bir karamsarlık havası yaşanıyor. Kimisi işsizlikten, kimisi geçimsizlikten ve hayat pahalılığından, kimisi hastasını tedavi ettirememekten, hastaneden randevu alamamaktan, kimileri aldığı kredi borcunu ödeyememek endişesi içinde bedbin. İnsanlar hayatın her anının yaşamaya değer olduğunu bile unutmuş. Kim bilir son kahkahayı, gülmeyi, hatta gülümsemeyi ne zaman yaşamıştı farkında bile değil.