Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
17May/200

Anneler Günü… / Rüyam Alankuş KARGILI

rüyam alankuş kargılıAnneler Günü... / Rüyam Alankuş KARGILI

Dört harf iki hece, bir çırpıda da söylenebiliyor sanki...

Ama ağızdan bir çırpıda söylenerek çıkan kelimeye öyle anlamlar yüklenir ki, şu evreni yörüngeden çıkartacak enerji oluşur anında.

Anne...

Tarif edilmesi imkansız, Yaratan'ın kadınlara verdiği en özel güç, en yüce hediye.

Karşılıksız sevginin pratiğe dönüşmüş hali, evlat için olmazı olduran güçtür annelik.

Daha dünyaya gelmeden aslında kalpte büyütendir evladını. Annelik aslında genetik bağdan öte zaten ilmek ilmek emektir, doğurmak şart değildir, saf çıkarsız buram buram emek kokar ve değerli olanda budur zaten.

Düştüğümüzde şartsız tutan el, moral bozukluğunda en iyi psikiyatr, yolunu kaybetsen sana rota çizecek en iyi navigasyon, en esaslı yol gösteren yaşam koçu, hastalandığında teşhisi asla şaşmayan doktorun (ihtisası ev halkındandır) hak ettiğinde fırçanın en sağlamını atandır anne. İlk öğretmendir kültürünü, sevgiyi, saygıyı öğretir sana.

16May/200

ANNE OLMA SANATI-2 – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakANNE OLMA SANATI-2 - Seyfettin KARAMIZRAK

“Bana okuduğum kitapların en güzelinin hangisi olduğunu sorarsanız, söyleyeyim: Annemdir.” Abraham Lincoln

Anne aile, yuva, birlik olma, paylaşma, mutluluk devşirme demektir. Annenin var olduğu evde zenginlik, şatafat o kadar önemli değildir. Çünkü anne; zenginlik, huzur, dayanışma, hayata tutunma, yaşama sevinci demektir.

Bazen de anne demek; hüzün, çile, keder, meşakkat, heder olma, kendini feda etmenin adıdır. İtilip kakılmanın, hakaretin, aşağılanmanın, değersizleştirilmenin, küçük düşürülmenin, özgürlüğünün ipotek altına alınmasının, şiddetin, bazen de canını vermenin adıdır anne olmak.

Çocuklarına daha güzel bir dünya kurma adına hayatını feda etmenin adıdır anne. Temizliğe gitmek, gündelikli en zor koşullarda çalışmak, sokaklardan çöp toplamak da annenin yaşam biçimidir bazen.

Çünkü o yemez yedirir, giymez giydirir. Kendine zaruri ihtiyaçlarını almaz, evladı rencide olmasın diye en kalitelisini ona almaya çalışır. Okusun “adam olsun” diye çalıştırmaz, hırpalatmaz, yormaz, kendine yardım dahi ettirmez.

Böyle annelerden de, evlatları asla utanmamalı, durumunu gizleyerek zengin ve farklı gözükmeye çalışmamalıdır. Böyle çocuklar durumuna uygun makul giyinmeli, ailesini daha fazla sıkıntıya sokacak markalı ve pahalı giyim kuşam, ayakkabı, çanta, telefon vb. eşyaları almaktan kaçınmalıdırlar.

Anne alın teriyle, onurluca, dürüst ve helalden kazanıyorsa, çalıştığı işin utanılacak hiçbir yönü yoktur, olamaz da. Hatta bu özveriden gurur duyulmalıdır.

14May/200

ANNE OLMA SANATI-1 / Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakANNE OLMA SANATI-1 / Seyfettin KARAMIZRAK

Anne elinden tüm dünyaya tutunur insan, o eli bir bıraksa bir ömür yutkunur insan.

Hani derler ya lideri şartlar mı ortaya çıkarır. Yoksa lider mi doğulur? Annelik de böyle bir şey. Her kadın anne olarak dünyaya gelir. Fakat sosyal çevre eğitim bu kavramı estetik hale getiri. Daha bir doyulmaz olur anne duygusu.

Bir kere anne olabilmenin “olmazsa olmazları” vardır. Bu duygu ve davranışlar onlara özgüdür ve doğuştandır:

“Merhamet, sınırsız sevgi, koruma kollama duygusu, şefkat, sahiplenme, inanılmaz bir bağlılık ve özveri, empati, değer verme, samimiyet, halden anlama, yardımlaşma, paylaşma, yaşama sevinci, olumlu davranışları kazandırma azmi ve isteği, özenme, gıpta etme, gurur duyma, özlem, sorun çözme, rehabilite etme becerisi, vb.”

Aklımıza gelebilenleri saymamıza rağmen, yine de anne sözcüğüne içerdiği değeri tanımlayan değerli söylemleri yükleyemediğimizden eminiz. Çünkü bir anne bunlardan çok daha fazla güzelliklere, bulunmaz eşsiz hazinelere maliktir. Yani annelik bunlardan da öte, erişilmesi, anlaşılması ve anlatılması çok zor fakat en zevkli, nadide bir sanattır.

Bu zikredilenler evladına karşı normal koşullar içinde hissettikleri ve yaptıklarıdır. Fakat hayat denen uzun ve meşakkatli yol, her zaman düz gitmemektedir. Yokuşlarla, hendeklerle, bin bir güçlükte, hüzünlü engellerle ve tehlikelerle doludur.

13May/202

COVİT 19 BÜYÜK SALGINI VE GÖRÜNMEZ KAHRAMANLARI – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

h i kahraman

COVİT 19 BÜYÜK SALGINI VE GÖRÜNMEZ KAHRAMANLARI – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

2020 yılı başında Çin’de başlayıp tüm dünyayı saran Covit-19 (taç virüs 19) büyük salgını DOĞAL Afetler karşısında insanların günümüzde de çaresiz kalabildiğini göstermiştir.  Yine gördük ki bu tür durumlarda sistemin iyi çalışması,  imkanların yeterli olması yanında hizmeti yürütenlerin bilgi, beceri ve gayretinin başarıda en önemli etken olduğudur.

Bu bulaşıcı hastalık salgınının insanlara gösterdiği,hatırlattığı bir durum hekim ve hakimliğin, sağlık hizmetinin ne kadar önemli olduğudur. İnsanların hastalanıp, çaresizleştiği o zayıf anında hekimin ve sağlık hizmeti kurumlarının ne kadar önemli ve vazgeçilemez hizmetler yaptığıdır. Böyle bulaşıcı bir hastalığın varlığında herkes birbirinden kaçarken sağlık çalışanlarının canları pahasına, çaresizliğe düşmüş o insanlara hizmet verip sağlıklarına kavuşmaları yönündeki gayretlerinin bir kahramanlık olduğunu hep beraber görmekteyiz.

13May/200

Şu lanetten kurtulalım – Fazlı KÖKSAL

su-lanetten-kurtulalim-Şu lanetten kurtulalım - Fazlı KÖKSAL

Biliyorum mümkün değil ama bazen “keşke Amerika kıtası hiç keşfedilmeseydi” diye düşünürüm…

Niye mi? Sebebi çok…

Milyonlarca Kızılderili katledilmemiş olurdu…

Dünya ABD emperyalizmi ile tanışmazdı…

Ve belki de hepsinden önemlisi insanlık tütün denen belaya bulaşmamış olurdu…

Bizim Tütünle tanışmamız ile yaygın olarak kullanmaya başlamamız arasından uzun bir süre geçmedi…

1. Ahmet döneminde şeyhülislamın  “haramdır” fetvası da, IV. Murad’ın acımasız cezaları da toplumu tütün kullanmaktan alıkoymadı… 

Tütün tiryakisi IV. Mehmet padişah olunca şeyhülislamın fetvası ile tütün içimi ve dikimi serbest bırakıldı.  Önce Balkanlarda sonra Anadolu’da tütün ekimi yaygınlaştı. 

 

10May/200

*YÜZYILIN İTİRAFLARI* – *DAVİD ROCKEFELLER*

indir

*YÜZYILIN İTİRAFLARI*- *DAVİD ROCKEFELLER*
*Mustafa Kemal, bizim temsil ettiğimiz dünyanın en büyük düşmanıdır.*
(Rothschild.)
2014 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde, ünlü petrol milyarderi, bankacı ve dünyanın en zengin ailelerinden biri olan Yahudi Rockefeller ailesinin, yakınlarda vefat eden en büyük ferdi David Rockefeller’in bir kitabı yayınlandı.  “Yüz yılın İtirafları “ adını taşıyan bu kitap maalesef çok kısa zamanda piyasadan çekildi. Çünkü kitapta, itiraflar vardı.
Dünyayı yönetme isteği içinde olan ELİT bir tabakanın yüz yıl içerisinde, bazı devletler ve ülkeler içinde ve dışında, o ülkeleri kendi şemsiyeleri altına alabilmek için çevirdikleri dolaplar, entrikalar, soygunlar, sömürgeleştirme itiraf ediliyordu. Bu elit tabakanın daha fazla açığa çıkmaması ve masum halklara yaptıkları bilinmemesi için kitap piyasadan kaldırıldı.
Öncelikle Rockefeller ailesi hakkında bulabildiğimiz kadar bilgi verelim. Sonra bu ailenin en büyüklerinden olan David Rockefeller’in kaleme aldığı itiraflardan “Türkiye” hakkında yazdıklarını ve düşündüklerini öğrenelim:
 
10May/200

ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR’DAN TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ DERSİ – Prof.Dr. Nurullah ÇETİN

indir

ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR’DAN TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ DERSİ - Prof.Dr. Nurullah ÇETİN

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, (1878-1942) büyük bir tefsir âlimidir. Atatürk, 1926’da kendisine Kur’an’ı Türkçe tefsir etmesi görevini verdi. Bu görevi verirken Kur’an’ı bozacaksın, tahrif edeceksin, eğip bükeceksin, bazı ayetleri çıkarıp ekleyeceksin falan demedi, bunu aklının ucundan bile geçirmedi. Velev ki böyle bir dayatmada bulunsaydı bile Elmalılı Hamdi Yazır, bu türden siyasi dayatmalara boyun eğecek bir âlim değildi.

Yani Atatürk’ün niyeti dinde reform yapmak değil, dini halkın asıl kaynağından doğru biçimde öğrenmesini sağlamaktır.

Atatürk istedi ki Türkler, sahanın en iyi âlimi ve otoritesi olan Elmalılı’nın kaleminden kitapları olan Kur’an’ı anlasınlar ve öğrensinler.

Böylece Hak Dini Kur'an Dili (Kuran'ı Kerim'in Türkçe Tefsiri) kitabı çıktı ve Atatürk’ün emriyle 1935 yılında matbaa'ya verildi. Atatürk'ün Elmalılı'ya yazdırdığı bu tefsir, günümüzde bile önde gelen İslam âlimleri tarafından da hâlâ en güvenilir tefsir olarak kabul edilmektedir.

 

9May/200

AHLAK POLİSLERİ İLE DÜŞÜNCE POLİSLERİ GÖREVDE – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sAHLAK POLİSLERİ İLE DÜŞÜNCE POLİSLERİ GÖREVDE – Ruhittin SÖNMEZ

İran’da gördüğüm “Ahlak Polisi” uygulaması ve George Orwell’in 1984 romanında okuduğum “Düşünce Polisi” kavramları bana hep çok ürkütücü gelmiştir.

Modern hukuklarda inanç ve ifade özgürlüğü kavramları, ürkütücü Ahlak Polisi ve Düşünce Polisi uygulamalarının ilacı gibi görünür.

İnanç özgürlüğü “herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahip olması” şeklinde tanımlanır. Herhangi bir dini inanca, felsefi görüşe inanma, inandığını açıklama ve yaşama özgürlüğünü de kapsar.

"Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir" şeklinde özetlenen düşünce ve ifade özgürlüğünün kapsamına da “düşünce ve düşündüğünü ifade etme, açıklama ve yayma özgürlüğü” dâhildir.

Bu kavramların Anayasalara yazılmış olması vatandaşlar için ciddi bir teminat gibi görülse de pratikte bazen bu güvence işe yaramıyor.

İnanç, düşünce ve ifade özgürlüğü kavramlarının en kuvvetli bir şekilde Anayasasında güvence altına alındığı ülkelerden biri Türkiye’dir.

Fakat Türkiye’de virüs salgını ve ekonomik krizin at başı koşturduğu ortamda tartışılan konulara bakınız:

Birileri önce insanların cinsel tercihleri konusunda kopardıkları fırtına ile “ahlak polisi” rolüne soyundular.

Akabinde muhalefet temsilcilerinin “iktidarın düşeceği, kendilerinin iktidar olacağı ve bunun gerçekleşmesi halinde yapacaklarına” dair sözlerinden “darbe” anlamı çıkarak “düşünce polisi” rolünü oynadılar. Sözlerin sahipleri “hayır öyle kastetmedim” diye açıklama yapsalar da “darbe demek istedin” diye linç kampanyası yaptılar.

Üstelik de bunları yapanlar iktidarlarını “başörtüsü özgürlüğü” kampanyalarına borçlu olanlardı.

6May/200

ÇİN VİRÜSÜ SALGINI SONRASI PLANLANAN KÜRESEL TEHLİKE – Nurullah ÇETİN

indirÇİN VİRÜSÜ SALGINI SONRASI PLANLANAN KÜRESEL TEHLİKE -
Nurullah ÇETİN
Küresel Çin virüsü salgınını fırsat bilip şeytani planlarının kolayca devreye sokulabileceği zehabına kapılanlar, önceden beri var olan niyet, düşünce ve eylemlerini iyice gün yüzüne çıkarmaya başladılar ve kendilerince projelerini tamama erdirmek için çok uygun bir zemin yakaladıklarını düşünüyorlar. Bu vesileyle kim ne yapmak istiyor, ona bakalım.
Bütün dünyaya maksatlı olarak yayılan şöyle bir propaganda cümlesi var: “Virüs’ten sonra dünya eskisi gibi olmayacak”.
Öbür taraftan 1973-1977 yılları arasında, ABD'nin 56. Dışişleri Bakanı olarak görev yapan, Amerika’nın akıl hocası Siyonist Henry Alfred Kissinger, 3 Nisan 2020’de Wall Street Journal'da yer alan "Korona Virüsü Salgını Dünya Düzenini Ebediyyen Değiştirecek" başlıklı makalesiyle Amerika’nın öncülüğünde yeni bir dünya düzeni kurulmasını salık veriyor. Onun Amerika dediği de Amerika’yı her anlamda yöneten Siyonist odaklar.
 
5May/200

Sanal Nefret Ya da Dijital Temenniler – Doç.Dr. Tekin YEKEN

SAM_8240_thumbSanal Nefret Ya da Dijital Temenniler - Doç.Dr. Tekin YEKEN

Her dönemin getirdiği bazı zorunluluklar olmuştur. Yani günün mecburiyetleri söz konusudur (ilcaat-ı zaman). Onu yok saymak, dikkate almamak toplumsal yaşamda imkânsız gibi.  Çağımız, bilgi teknolojileri ve bilişim dünyasının baş döndürücü hızıyla cebelleşmekte. Analog sistemden dijital sistemlere, ikili sistemden onlu sisteme, sekizli’den (oktal),  onaltılı (hexedecimal) sisteme kadar. Menü çoktan seçmeli. Durdurabilene aşk olsun. Dijital elektronik dünyası mütemadiyen bilişimi fişeklemeye devam ediyor.  “Bununla yetinelim artık” diyeni gören var mı? Daha ötesi, daha ötesine erişmek çabasında. Yetişebilmek ne mümkün. Çünkü tüketim toplumunun yeni ürünlerle aklını çelmek de ayrı bir inovatif pazarlama stratejisi. Bununla ilgili yığınla akademik çalışmalar yapılmakta.

 

4May/200

SURİYELİLER VİRÜSE ÇOK MU DAYANIKLI? – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sSURİYELİLER VİRÜSE ÇOK MU DAYANIKLI? – Ruhittin SÖNMEZ

Türkiye’deki Suriyeliler ve Suriye’deki Suriyeliler dünyada virüs salgınına en dayanıklı yani bağışıklık sistemleri en güçlü insanlar olmalı.

Bugüne kadar virüs salgını sebebiyle dünyada 3,5 milyon kişi Covid-19 pozitif çıkarak hastalanmış ve 245 bin kişi hayatını kaybetmiş. Türkiye’de 126 bin vaka, 3.397 ölüm gerçekleşmiş. Fakat Suriye’de vaka sayısı sadece 44, ölüm sayısı ise 3’ten ibaret.

Belki bundan daha ilginç olanı Türkiye’de geçici koruma altında olan ve kayıtdışı olarak ülkemizde yaşayan Suriyelilerin sayısı 6 milyon civarında. Bunların içinde bildirilen Covid-19 vaka sayısı ve ölüm sayısı ise sıfır. Oysaki yurtdışında 6 milyon Türk yaşıyor, koronadan kaybımız 360 kişi.

Bu durumda iki ihtimal var: İlki Suriyelilerin bu hastalığa karşı güçlü ve doğal bir bağışıklık sistemi olabilir. Böyleyse aşı ve ilaç geliştirmek isteyenlerin Suriyelilerin antikorlarını incelemesi çok yararlı olacaktır.

İkinci ve mantıklı ihtimal ise verilen bu veriler gerçeği yansıtmamaktadır. Tamamen test, hasta kayıt sistemi veya yönetim tarzının eseridir. Yani gerçekte Suriyelilerde de vaka ve ölüm oranı en az dünya ortalaması kadar olduğu halde, hastalık tespit edilemediğinden veya gizlendiğinden bu sonuç çıkmaktadır.

2May/200

DİYANET DE, BARO DA ELEŞTİRİLEBİLİR – Ruhittin SÖNMEZ


DİYANET DE, BARO DA ELEŞTİRİLEBİLİR - Ruhittin SÖNMEZ

Gerçek gündem bunaltıcı. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın hutbesi ve buna tepki gösteren Ankara Barosu’nun bildirisi imdada yetişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümet gündemi değiştirme fırsatı yakaladı.

1May/200

DÜNYA DÖNÜYOR SEN NE DERSEN DE – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

DÜNYA DÖNÜYOR SEN NE DERSEN DE - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Bazı edipler, mütefikkirler, alimler, yazarlar, şairler ve sanatçılar vardık ki bunlar yaşadıkları mekanları marka yaparlar. Vefatlarının üzerinde yüz yıllar geçse isimleri ve eserleri yaşar. İspanyol Cervantes(1547 Alcala de Henares-1616 Madrit) bunlardan biri. Donkişot’u yediden yetmişe bütün dünyada ve özellikle gelişmiş ülkelerde herkes tanır. Sürekli macera kitapları okuyan ince uzun sakallı Donkişot sonunda şövalye olmaya karar verir. Rocinante adlı atı ve seyisi Şanso Panza ile Yeldeğirmenleriyle savaş üzere yola çıkar. Roman bu şekilde devam eder. Bugün hem Cervantes’in hatıralarının olduğu mekanlarda ve hem Donkişot’un yeldeğirmeniyle savaşını gösteren anıtları dünyanın dört bir yanından görmeye gelenler vardır.

21Nis/200

İletişime Farklı Bir Bakış / Yrd. Doç. Dr. Zülfikar ÖZKAN

71-iletisimİletişime Farklı Bir Bakış / Yrd. Doç. Dr. Zülfikar ÖZKAN

Sağlıklı iletişim kurmanın temel dinamikleri nelerdir?

Her insanın hayatında iletişimin önemli bir yeri vardır. Çünkü insanlar duygu ve düşüncelerini iletişim yoluyla paylaşarak, mutlu olma ve çevrelerindeki bireylerin mutluluklarına katkıda bulunma imkânı elde ederler.

İletişim, duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılmasıdır. Başka bir ifadeyle iletişim, bir göndericiden alıcıya mesaj iletilmesi olayıdır. Bir mesaj alışverişidir. İletişim sürecinde, gönderici ile alıcı arasında birbirini anlamaya yönelik bir iletişim trafiği oluşur. Demek oluyor ki iletişim; bilgi üretme, aktarma ve anlamlandırma olgusudur.

20Nis/200

VİRÜS, AŞI VE İLAÇ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sVİRÜS, AŞI VE İLAÇ - Ruhittin SÖNMEZ

Covid-19 denilen yeni koronavirüsün yarattığı salgının Çin tarafından Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ) bildirildiği 31 Aralık 2019’dan bu yana yaklaşık 3,5 ay geçti. Virüse karşı bir aşı veya kesin etkili bir ilaç bulunamadı.

Aşı veya ilaç geliştirilme süresinin ne olacağı hakkında tahmin yapabilmek için virüsün laboratuvarda üretilip üretilmediğini bilmek gerekiyor.

Covid-19 virüsünün laboratuvarda üretildiği, hatta 2003 yılında patentinin alındığı iddiaları var. Sosyal medyada yer alan bilgilerin ana kaynaklarına ulaşamadığımız için bu iddia doğru mudur bilmemiz mümkün değil.

Patente dair paylaşılan bilgiler doğruysa zaten virüs laboratuvarda üretilmiştir. Çünkü “şirketler doğal bakteri ve virüslerin patentini alamazlar.”

2011’de çekilmiş Contagion (Salgın) isimli filmde Koronavirüs salgınının konu edilmiş olması ve adeta günümüzün olaylarının anlatılıyor olması ilginç bulundu. 2018 yılında çekilen 'Venom' filmindeki bir sahne özellikle çok tartışılıyor.

Bu tür bir küresel salgının (pandeminin) olabileceğine dair Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) bir yıl önce ülkelere uyarıda bulunduğu biliniyor. Nitekim Türkiye’de de 12 Nisan 2019’da küresel grip salgını (pandemi) konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesinin yayınlandığı, genelge ile belli kurumların görevlendirildiği ve Sağlık Bakanlığı’nın kapsamlı bir rapor hazırladığı açıklandı.

DSÖ’nün bildirdiği salgın senaryosunun yapay virüsün kontrol dışı yayılmakta olduğuna dair bir bilgiye mi dayandığı yoksa doğal bir virüs mutasyonu olacağına dair bilimsel bir öngörü mü olduğunu bilemiyoruz.

Ben dünya ticaret hacmini ciddi şekilde düşürecek bir virüs salgınını ABD’nin de, Çin’in de başka ülkelerin de isteyeceğini sanmıyorum. Fakat Başkan Donald Trump’ın ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson’un DSÖ’nün uyarılarına rağmen başlangıçta olayı hafife alması ve tedbir almakta gecikmesi bana çok ilginç geliyor.

Bu olay dünya dengelerini değiştirecek bir biyolojik silah denemesi ise, bu ikilinin ilgisi ve bilgisi olmadan bu mümkün olamazdı. (Uluslararası şirketler veya ABD derin devleti olabilir mi? Zayıf ihtimal.) Trump ve Johnson beklemedikleri bir olayla karşılaşmış gibiler ve ülkelerinde sıkı tedbirler almaya başladılar. Hatta Johnson virüsten hastalandı.

19Nis/200

Rahmetli Özal ve Başkanlık Sistemi – Rahmi TURAN

rahmi turanRahmetli Özal ve Başkanlık Sistemi - Rahmi TURAN

17 Nisan 1993 – 17 Nisan 2020…

Tam 27 yıl olmuş…

Zaman o kadar hızlı geçiyor ki…

Dün, 8'inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın 27'nci ölüm yıl dönümüydü…

Merhum Özal, hem Başbakanlık, hem Cumhurbaşkanlığı zamanında çok önemli kararlara imza atan ve Türkiye'yi dünyaya açan bir devlet adamıydı.

18Nis/200

KEDER ADAM ÖLDÜRMEZ –Süleyman PEKİN

KEDER ADAM ÖLDÜRMEZ –Süleyman PEKİN

    

Dikkat; bu yazıda yanal reklam uygulaması bulunmaktadır ama kafaya takmayın)

Bir aydır bir milimin 0,000125 büyüklüğündeki bir virüsün ev bazlı toplama kamplarındayız. Bu tecrit ne kadar sürer diyenler için dört ayrı stratejik analiz yazısı yazdık; bu bir korku ve endişe üzerinden zihniyet değişikliği istihsali stratejisi olduğu için..

Gayri hafta içinden bir hafta sonu yazısı yazalım; madem bu cumartesi - pazar da sokağa çıkma yasağı var. Geçenkine hazırlıksız yakalanmıştık amma bu defa cephaneyi bol tutacağız🙂 Malûm, evdeki cepheyi muhkem kılmak için..

38-40 yıllık Öğretmenim olan ve 7’den 77’ye ‘oku’maktan, ‘öğren’mekten ve ‘yaz’maktan milim şaşmadan ilerleyen Sabahattin Gencal’ın 12 Nisan tarihli “Mutluluğa Uçuran Sevinç Kanatlarının Balmumu Kederdir” yazısıyla birkaç yaşıma daha girdim.

17Nis/200

Yıllardır blogta birçok yazıya yer verdim.. Bir talebim de olmadı.. Takipcilerimden özel ricam; lütfen sonuna kadar OKUYUNUZ (Sahhaf Raif Yelkenci Kandıralıdır)

‘BUGÜN BAHA BİÇİLEMEYECEK KİTAPLAR, O ZAMAN KALDIRIMLARDA SÜRÜNÜYORDU!’ - Beşir AYVAZOĞLU’NUN NURİ ARLASEZ’LE YAPTIĞI RÖPORTAJ

■ Efendim, kamuoyu sizi hemen hiç tanımıyor. Ama tanıyanlar, ne kadar farklı bir insan olduğunuzu, bu ülkenin kültürüne ne büyük hizmetlerde bulunduğunu biliyorlar. Biz daha geniş bir kitle, hiç değilse bir kültür ve edebiyat dergisini okuyan kitle tarafından da tanınmanızı istiyoruz. Bize kendinizden biraz söz eder misiniz?

Hayhay, evladım. Adım Nuri, soyadım Arlasez. 1910 yılında doğmuşum, İstanbul’un Osmanbey semtinde. Babam Hüsnü Selim Bey, devrin en meşhur ceza avukatıydı. Galatasaray’da okudum. Tabii, babam benim de hukukçu olmamı istiyordu. Anne ve baba tarafım hep avukat. Benimse değil avukat olmaya, okumaya bile niyetim yok. Tek istediğim, istediklerimi yapabilmek için bol vakit, sadece bol vakit. Babam gibi avukat olsam, şöhret, yazıhane, hepsi hazır... Para kazanmak kolay. Ama ben para değil, hürriyet istiyorum. Zannedilenin aksine, hürriyetin en büyük düşmanı paradır, sizi, kendi şartlarını benimseterek esirleştirir. İstediğim gibi kendi içime dönüp düşünemedikten sonra, parayı ve şöhreti ne yapayım? Asgarî maddî imkân, fakat azami vakit! Bütün istediğim bu! Evliliğe de bunun için yanaşmadım, yanlış anlamayın, evlilik müessesine asla karşı değilim, benim hayat tarzım evliliğe hiç uygun değildi. Hangi kadın asgari maddi imkânla geçinmeye razı olabilir? Hadi kafama uygun bir hanım buldum diyelim, ailesi “Bizim damat mı? Geçin onu canım, boş gezenin boş kalfası!” deyip bizi devamlı huzursuz etmez mi? Hülasa, evladım, hürriyetimi sonuna kadar muhafaza etmek kararındaydım.

16Nis/200

KORE GAZİMİZ YÜZBAŞI KAMİL CELKAN – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2KORE GAZİMİZ YÜZBAŞI KAMİL CELKAN - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

İlkokulda okuduğum yıllardı.

Kemaliye Mektebinde öğrenci idim. Öğretmenimiz Münire Aktüre Kilisli bir Kore Gazisi Yüzbaşı Kamil Celkan’ın Kilis’e geldiğini ve bir tören yapılacağını söylemişti.

Törene gittik. Cumhuriyet Meydanı’ndaki Nuri’nin Kahvesi ve önü iyice dolmuş, insanlar dışarı taşmıştı. Kalabalıklar daha da artmaya başladı. Nuri’nin Kahvesindeki havuzda fıskiye sonuna kadar açılınca bazılarının üzerine sular geldi ve ıslandılar. Kaçışmalar oldu. Bu sırada kahvede oturan genç bir adamı herkes tebrik ediyor, kucaklıyor ve alkışlıyordu.

9Nis/200

Türkiye’de kıtlık baş gösterir mi? – Arzu ERDOĞRAL

thumbmakerTürkiye'de kıtlık baş gösterir mi? - Arzu ERDOĞRAL

Koronavirüs nedeniyle tarımın can çekiştiğini ve üretim teminat altına alınmazsa gelecek yıl tarım ürünü bulunamayacağını savunanlar da var.

Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs tehlikesi ile ilgili ülkemizde de her açıdan mücadele ediliyor.

Halkımız ise bazı ülkelerde olduğu gibi marketleri yağmalamıyor ama doğal olarak alacağının fazlasını temin ederek stok yapıyor. Bazı kesimlerce duyulan endişe ise birkaç ay içerisinde bazı gıdaları vatandaşın temin edemeyeceği yönünde…

Tarım ve hayvancılık sektöründe üretimin yapılamaması sonucu kıtlık yaşanabileceği ve halkın gıdaya ulaşamayacağını savunanlar, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın üretimin nasıl sürdürüleceğini planlaması gerektiğini belirtiyor.

“Mevsimlik işçiler ile ilgili de bir dizi önlemlerin hayata geçirilmesi gerekiyor” denilirken üretimin devamı için çalışmaların durmaması gerektiğine vurgu yapılıyor.