Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
1Haz/210

SEDAT- SADAT- DAMAT – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

SEDAT- SADAT- DAMAT – Ruhittin SÖNMEZ

Suç örgütü lideri Sedat Peker nerede? İlk videolarında Birleşik Arap Emirlikleri’nde (Dubai’de) olduğunu söyleyen Sedat Peker son iki videoda farklı mekanlardan yayın yaptı. Bizzat CB Erdoğan ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu yakalanıp getirileceğini söylediği halde 8’nci videosunu da yayımladı.

Hakkında yakalama emri çıkarılan ve kırmızı bülten çıkarılması için İnterpol’e başvurulan birinin nerede olduğunun merak edilmesi normal.

Fakat halkımızın cevabını bulamadığı başka bir soru daha var:

28May/210

DEVLET ÂDÂBI GİTTİ MAFYA ÜSLÛBU GELDİ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

DEVLET ÂDÂBI GİTTİ MAFYA ÜSLÛBU GELDİ - Ruhittin SÖNMEZ

Bir Cumhurbaşkanının veya bir siyasi parti liderinin bir başka siyasi parti liderini böyle bir üslupla tehdit ettiği görülmemişti. Cumhuriyetin 98. yılında böyle bir seviyesizliği de gördük.

Cumhurbaşkanı ve iktidar partisinin Genel Başkanı bütün vatandaşlarının güvenliğini sağlamaktan sorumludur. Bütün vatandaşlarının ülkenin herhangi bir köşesine, hiçbir güvenlik kaygısı taşımadan gidebilmesini sağlamalıdır. Ülkede demokratik bir ortamda adil bir siyasi yarışma olması için gerekli ortamı oluşturmakla görevlidir.

CB ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, bu görevini yapmadığı için,“İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e Rize’de yapılan saldırıları önleyemedim”diye özür dileyeceği yerde, bu suçu işleyen failleri övdü. Daha da ileri gitti Meral Akşener’i tehdit etti. Yapılan saldırının organize bir eylem olduğu iddialarını güçlendirdi.

“Rize’nin gelini” olduğunu söyleyen Meral Akşener’i kastederek, “Gelin hanıma hemşerilerim gayet güzel ders verdi. Yine dua et ki çok ileriye gitmeden ders verdiler. Bu daha bir. Daha neler olacak neler. Daha dur bakalım bunlar iyi günler” dedi.

Bu korkunç sözlerin, Türk Ceza Kanunu açısından, suç olduğunu hatırlatmak isterim. Sıradan bir vatandaş bu ve benzeri sözleri sarf etse Savcıların “halkı kin ve nefrete tahrik etmek”, “suçu ve suçluyu övmek” ve “tehdit” suçlarından soruşturma açması beklenir.

Hadi “suç” tarafını bir yana bırakalım. Bu sözler devlet adabına, devlet adamı vakarı ve saygınlığına, devlet başkanı üslubuna sığar mı?

Hani “taç giyen baş” akıllanırdı? Hani CB makamı ülkenin ve milletin birliğinin sembolüydü?

25May/210

SEDAT PEKER’İN MEHMET AĞAR HAKKINDAKİ İDDİALARI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

SEDAT PEKER’İN MEHMET AĞAR HAKKINDAKİ İDDİALARI - Ruhittin SÖNMEZ

Sedat Peker’in her videosunda dozu gittikçe artan dehşet verici iddialar yer alıyor.

· İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun siyasi hayatının dönüm noktalarından biri olan ve az farkla DP Genel Başkanı seçildiği kongrede Sedat Peker’in “desteği” çok önemli. Bu “destek” olmasa belki siyasi hayatımızda Süleyman Soylu gibi bir figür olmayabilirdi.

· İçişleri Bakanı Soylu’nun bir organize suç örgütü liderine (Sedat Peker’e) “hakkında dosya hazırlanıyor, yurtdışına çık” bilgisi ve telkini vermesi de, O’na Nisan ayında Türkiye’ye dönme güvence vermesi de fevkalade mühim. Batıda olsa Bakanın siyasi hayatını derhal bitirecek siyasi sonucu olur. Ayrıca suç örgütüne yardım ve yataklık suçudur.

· Sedat Peker, kendi adamlarının, Hürriyet Gazetesi’ni bir milletvekilinin ricasıyla ve AKP Gençlik Kollarıyla birlikte bastığını itiraf etti. Bu olayın korkusuyla Doğan Grubunun Medya şirketlerini Demirören’e devretmek zorunda kaldığını söyledi. Ülkenin tek sesli olması için atılmış en büyük adımın Devlet - mafya iş birliği ile atılmış olması korkunç.

Hele Sedat Peker’in dediği gibi Demirören devraldığı bu dev medya grubunun sadece “emanetçisi” ise ve bu grubun “asıl sahibi” hakkında kimse bildiklerini söyleyemiyorsa bu daha da dehşet vericidir.

· Mehmet Ağar’ın “derin devletin başı” olduğu da asla önemsiz bir iddia değildir. Ağar’ın İçişleri Bakanı iken “MGK’dan sözlü bir karar çıkartarak, PKK’ya silah ve para desteği verdiği söylenen, Kürt uyuşturucu baronlarını öldürttü” iddiası da çok önemlidir.

· Mehmet Ağar ve Korkut Eken ikilisinin Kıbrıslı gazeteci Kutlu Adalı’nın öldürme emri verdiği iddiası da vahimdir. Peker’in Korkut Eken’in “Bu adam Kıbrıs’ı Rumlara satmak istiyor” diyerek kendisinden infazı için iki profesyonel (tetikçi) istediği, bu işle öz kardeşini görevlendirdiğini itiraf etmiş olması ilginçtir. Ancak Kutlu Adalı’yı başka bir grubun öldürdüğünü anlatıyor.

Kıbrıslı Gazeteci Kutlu Adalı, öldürülmesinden önce, St. Barnabas Kilisesine yapılan silahlı baskın ve yapılan soygunu araştırıyordu. Bu soygunda KKTC Sivil Savunma Teşkilatının resmi araçlarının kullanılmış olduğunu yazmıştı.

· “Mehmet Ağar’ın Uğur Mumcu’nun katili olduğu” iddiası da fevkalade mühimdir. Mumcu suikastından sonra olay mahalline ilk gelenin Ağar olduğunu, “Katiller cinayet mahalline ilk gelir” diye açıklıyor.

Sadece bu iddia bile “Bir tuğlası çekilse devlet çöker” diye kastedilen bir yapının etkisizleştirilmesi için ilk adım olabilecek mahiyettedir.

18May/210

KAYIT DIŞI SİYASETİN GÜCÜ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

KAYIT DIŞI SİYASETİN GÜCÜ - Ruhittin SÖNMEZ

Sedat Peker’in 5. videosu çıktı, bakalım yeni bir izlenme rekoru kırılacak mı?Videoların tamamının izlenme sayısı 15 milyonu geçti.

Bunları yorumlayan videolar, köşe yazıları, haberler ve TV yorumlarıyla Peker’in en az 30-40 milyonluk bir kitleye mesajlarını ulaştırabildiğini gösteriyor.

Siyasetin kayıtlı aktörleri olan Cumhurbaşkanından muhalefet liderlerine kadar hiçbirinin ulaşamadığı bir iletişim başarısı bu.

“Organize Suç Örgütü Lideri” Sedat Peker’in bu alakayı görmesinin O’nun şahsına karşı duyulan bir sempatinin sonucu olduğunu sanmıyorum.

Muhtemelen halkımızın çoğu resmî açıklamalarda gerçeklerin gizlendiği veya örtüldüğüne inanıyor.

Devleti yönetenlerin, kayıt dışı siyasi aktörlerle, çeşitli ilişkiler ve iş birlikleri oluşturduğuna dair yaygın bir kanaat var.

Bunların iç kavgaları sebebiyle birbirleri hakkında ifşa ettikleri bilgilerden, “resmi kaynakların gizlediği vahim gerçekleri” öğrenmek için bu tür kaynakları merakla takip ediyor.

Halkımız“görevi siyaset olmadığı halde, siyasetçilerden çok daha fazla belirleyici olan kayıt dışı unsurların” gücünün nerelere kadar uzandığını anlamaya çalışıyor.

15May/210

Yalancı Gerçeklik Aklın İtibarsızlaşması – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

h i kahraman

Yalancı Gerçeklik Aklın İtibarsızlaşması - Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

Son yılların hayatımızı etkileyen en önemli olayı Covid -19 büyük salgınıdır. Salgın ile mücadele gereği alınan tedbirler, yapılan uygulamalar bizleri daha çok teknolojinin, telefon, internet, bilgisayar gibi iletişim unsurlarına bağlı kılmıştır. Özellikle akıllı telefonların sağladığı yeni imkanlar bilgi edinme ve kanaat oluşturmada çok daha etkili olmuş ve olmaya devam etmektedir. Bu durum ise bizlerin doğrulanmamış bir yığın fikir ve kanaat ile karşı karşıya kalmasına sebep olmaktadır.

11May/210

YASAKLAYIN, SUSTURUN, KAPATIN, HAPSE TIKIN – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

YASAKLAYIN, SUSTURUN, KAPATIN, HAPSE TIKIN - Ruhittin SÖNMEZ

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, TÜİK'in Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) hakkında, “suç duyurusunda” bulunduğunu açıkladı.

Bağımsız ekonomistlerden oluşan ENAG (Enflasyon Araştırma Grubu) Eylül 2020 tarihinden bu yana enflasyon hesaplaması yapıyor ve sonuçlarını kamuoyu ile paylaşıyor.

Bu bilim adamlarının suçu, TÜİK 2020 yıl sonu enflasyonunu yüzde 14,60 olarak açıklarken, bu oranın gerçekte yüzde 36,72 olduğunu açıklamak.

4May/210

BİZİ KÖR KUYULARDA MERDİVENSİZ BIRAKTINIZ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

BİZİ KÖR KUYULARDA MERDİVENSİZ BIRAKTINIZ - Ruhittin SÖNMEZ

İktidar yanlıları sanıyorlar ki, memleketin içinde bulunduğu sıkıntıları dile getirince ferahlıyoruz. Sanıyorlar ki, kötü yönetim örneklerini ve bunun vatandaşa yansıyan acı sonuçlarını yazınca mutlu oluyoruz.

Hayır! Yazdığımız her sıkıntı, çözülemeyen her mesele beynimizde “bir zehirli kıymık” gibi bize acı veriyor.

Ülkemizin her alanda “kör kuyularda merdivensiz bırakılmış” olduğunu hissetmenin acısını, “denizler ortasında yelkensiz bırakılmanın” çaresizliğini hiç anlamıyorlar.

Ümit Yaşar Oğuzcan’ın şiirindeki, (Münir Nureddin Selçuk’un bestelediği şarkıdaki) ruh halini sosyal alanda yaşıyoruz:

“Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın / Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın /

Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı / Beni sensiz bıraktın, beni bensiz bıraktın.”

Böyle bir “çaresizlik psikolojisini” yaşamanın kolay olduğunu sanıyorlar… Hayır, kolay değil.

Endişe içindeyiz…  Korkuyoruz!

30Nis/210

İYİ OLMAK YETMEZ İYİLİĞİ YAYMAK GEREK – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

İYİ OLMAK YETMEZ İYİLİĞİ YAYMAK GEREK - Ruhittin SÖNMEZ

Prof.Dr. Mehmet Okuyan ile Emre Dorman’ın konuşmacı olduğu bir Ramazan programında peygamberler hakkında söylenen birkaç cümle bana çok çarpıcı geldi.

Salih Peygamber ile alakalı bir ayet (Hud Suresi 62) üzerinden mealen şu açıklamalar yapıldı:

“Kavmi onun önceden de akıl, zekâ, şahsiyet ve bilgisiyle daha önce içlerinde itibarlı biri olduğunu itiraf ediyordu.”Fakat peygamber olarak iyiliğe ve ilahi mesaja davet edince kavminin tavırları değişmişti.

29Nis/210

DİZİ ve SIZI; BİR ZAMANLAR KIBRIS – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2

DİZİ ve SIZI; BİR ZAMANLAR KIBRIS - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

TRT üzerinde her zaman, siyasi baskı olmuştur. Bazı yöneticiler örneği az olmasına rağmen imkanları elverdiği kadar buna direnmiş, ama bir kısmı kurumdaki ömrü uzun olsun diye buna çanak tutmuş, kraldan ziyade kralcı olmuştur. Özellikle haberlerde liderler isterler ki kendileri ve açıklamaları her zaman ekranda ve mikrofonda olsun.

Merhum Süleyman Demirel’in basın müşaviri erkenden TRT Haber Merkezine gelir, basılı bültenleri gözden geçirir, haberlerde ne kadar yer verildiğini görürdü. Sorun olursa hemen ikinci bültende bu telafi edilirdi. Turgut Özal da haber Bültenlerini yakından takip ederdi. Yıldırım Akbulut haberlerinin kırpıldığından şikayet etse de, Mesut Yılmaz tam bir otoriteydi. Tansu Çiller’in titizliği sadece haber merkezini yönetene yansır, telafi için onun personele verdiği emirden yenilen” fırça”nın gücü ortaya çıkardı. Koalisyon dönemleri de öyleydi. En rahat galiba Necmettin Erbakan ve Alpaslan Türkeş idi. Recep Tayyip Erdoğan döneminde ise ilk beş yıl sessiz geçti. Haber merkezi hem nalına, hem mıhına vurdu. Sonrasında çok genel müdür değişti. Sonunda en ideali bulundu ki yıllardır devam ediyor göreve. Şanslı bir aile son genel müdür. Babası ve kardeşi de üs düzey görevler ifa ettiler, ediyorlar.

27Nis/210

Kanıtlarla soykırım yalanı – Murat YAZAN

5-1Kanıtlarla soykırım yalanı – Murat YAZAN

Soykırım iddiaları ve Biden’ın açıklaması üzerine iki gündür konuşuluyor. Tarih sosyal bilimlerin bir koludur ve siyaset tarafından şekillendirilemez. O halde tarihin gerçeklerini bilimsel bir bakış açısıyla ortaya koyup tarihi siyasilerden değil, tarihçilerden ve resmi kaynaklardan öğrenmek gerekiyor.

Birçok Ermeni arkadaşım var, içlerinde dedelerini tehcir esnasında yitirenler de var.   Onların acılarına da saygı duyuyorum.

Birazdan yazacaklarımı farklı kaynaklardan okumuş olabilirsiniz ancak tarihe not düşmek adına tekrarlamak isterim.

Geçmiş hakkında düşünürken, yorum yaparken düşülen en büyük tuzak yaşanmış şeyleri günümüz şartlarında değerlendirmektir. Bu anlayış her olayı bağlamından kopardığı gibi paradigmaları yok sayar.

27Nis/210

TÜRKİYE’NİN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ ZAYIF – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

TÜRKİYE'NİN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ ZAYIF - Ruhittin SÖNMEZ

Koronavirüs tecrübesiyle iyice öğrendik ki, etrafımızda her an bizi hasta edebilecek mikrop, virüs gibi varlıklar, çeşitli kimyasal ve biyolojik etkenler var.

Fakat bu etkenlerle muhatap olduğumuzda, mücadele edebilecek güçlü bir bağışıklık sistemine sahipsek, hasta olmuyoruz. Bağışıklık sistemimiz kısmen etkili ise hasta olsak da ağır hasta olmuyoruz. Fakat bağışıklık sistemimiz yok veya çok etkisiz ise ölüme kadar giden sonuçlarla karşılaşıyoruz.

Devletler veya milletler de bünyelerini hasta edecek ve hatta onları tarihten silecek çok sayıda iç ve dış tehdit ile karşı karşıyadır.

Hele Türkiye gibi “üç tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanlarla kuşatılmış” bir ülke iseniz ve tarihi mirasınız sebebiyle, “hain kontenjanı en yüksek” toplumlardan biri iseniz tehdit ve riskleriniz çok yüksektir.

ABD Başkanı Biden’ın 1915 olaylarını “soykırım” olarak nitelendiren ve İstanbul yerine "Constantinopol" olarak bahseden açıklamasını da bu açıdan değerlendirmek lazım.

Önceki dönemlerde ABD Başkanları Türkleri “soykırım” yapmakla suçlamaya cesaret edemezken, şimdi Biden’ın bu düşmanca tavrını açığa vurması, “bağışıklık sistemimizin” çökertilmiş olduğunu görmelerindendir.

23Nis/210

BİZE YASAK YOK, BİZ YAPARIZ! – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

BİZE YASAK YOK, BİZ YAPARIZ! - Ruhittin SÖNMEZ

Yıllar önceydi… Petkim’de bulunan fabrikalardan birinde (CBR Sentetik Kauçuk Fabrikasında) başmühendis olarak görev yapıyordum. Bu fabrikalar içinde binlerce ton yanıcı, parlayıcı ve patlayıcı kimyasal maddeler bulunduğu için yangın riskine karşı katı kurallar uygulanırdı.

Fabrika sahasını kuşatan ana yolların haricinde motorlu taşıtların fabrika içine girmesi yasaktı. Çok zaruri hallerde Teknik Emniyet görevlileri tarafından gaz ölçümleri yapılarak “giriş izni” verilirdi.

Sorumlu olduğum fabrika bakım duruşunda iken, fabrika sahası içine Fabrikalar Müdürünün aracının girdiğini gördüm. Aracın içinde Müdür ve iki yardımcısı vardı. Yanımda olan formeni (ustabaşı) hemen oraya gönderdim. Formen arkadaşımız kuralları hatırlatarak içeri girmemeleri için uyardı.

Bu uyarı karşısında Fabrikalar Müdürünün cevabı benim için tam bir hayal kırıklığı oldu: “Bize yasak yok, biz gireriz.”

Bu müdürümüz de, daha sonra Petkim’e Genel Müdür olan yardımcısı ve yine kamuda ve özel sektörde önemli makamlara gelen diğer yardımcısı da mühendisti. Yaşça ve kıdem itibarıyla benden büyük ve tecrübeliydiler. Fabrika sahasına araçla girmenin tehlikesini en az benim kadar biliyorlardı. Orada yangın çıkarsa benim kadar hatta benden önce onlar sorumlu olacaklardı.

Bütün bunlara rağmen şimdi rahmetli olan müdürüm nasıl bu cevabı verebilmişti? Hâlâ anlamakta güçlük çekerim.

21Nis/210

KAYBOLAN SADECE 128 MİLYAR DOLAR DEĞİL – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

KAYBOLAN SADECE 128 MİLYAR DOLAR DEĞİL - Ruhittin SÖNMEZ

T.C. Merkez Bankası’nın 128 Milyar dolar rezervinin kaybolması elbette çok önemli. Muhalefetin devletimizin bir yıllık bütçesi kadar muazzam bir paranın ne olduğunu sorması da çok kıymetli.

Ancak bu soruların gündeme gelmesine yol açan afişlerin yasaklanması ve devamında yaşananlar çok değerli başka kayıplarımızın olduğunu da gösterdi.

Önce savcılar afişlerin fonunda bulunan “Saray” silueti sebebiyle “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla soruşturmalar açtılar.

“128 milyar dolar nerede?” sorusunun muhatabı CB sisteminde bellidir. Sistem “tek kişilik hükümet sistemidir.”Bakanlar da Merkez Bankası Başkanı da Cumhurbaşkanı tarafından atanan ve istediğinde kolayca görevden alınabilen teknisyenlerdir.

O halde muhalefetin böyle bir soruyu soracağı en doğru kişi Cumhurbaşkanıdır.

20Nis/210

Ramazanda spor yapılır mı? – Hakan HACIİBRAHİMOĞLU

42a4d6c0-e99f-40d4-bb9a-1e440e457bd1

18Nis/210

ÖNCEDEN SORULABİLSE 128 MİLYAR DOLAR KAYBOLMAZDI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

ÖNCEDEN SORULABİLSE 128 MİLYAR DOLAR KAYBOLMAZDI - Ruhittin SÖNMEZ

CHP’nin Merkez Bankası rezervinin eritilmesine dair sorusu bir kampanyaya dönüştü. CHP İl Başkanlıklarının astığı “128 Milyar Dolar Nerede?” afişleri savcılıklarca toplatılıyor. “Afişlerin fonunda Saray’ın silueti var” diye afişleri asanlar hakkında “Cumhurbaşkanına Hakaret” suçlaması ile soruşturmalar açılıyor.

İktidarın talimatı ile mi yoksa “işgüzar” savcıların kendi yetkilerini kötüye kullanmasından mı kaynaklandı bilemiyoruz. Ama afiş toplatma ve afiş asanlara soruşturma açma olayları ters tepti. “128 Milyar dolar Nerede?” sorusunun dalga dalga büyüyerek toplumun her kesiminde tartışılmasına yol açtı.

İktidar açısından çok da istenen bir sonuç değil bu.

16Nis/210

Prof. Dr. BAYRAM KODAMAN HATIRASINA: AKILDA KALANLAR – Doç.Dr. Kazım YILDIRIM

unnamed-2_thumb-1

Prof. Dr. BAYRAM KODAMAN HATIRASINA: AKILDA KALANLAR - Doç.Dr. Kazım YILDIRIM

Ülkücü camiada ismi bilinen şahsiyetlerdendir. İyi bir tarihçi, donanımlı bir bilim adamlığının yanında, tanıştıktan sonra çok iyi ve samimi bir dost olduğunu da öğrendim. İlk defa Çanakkale’deki bir toplantıda dinleme imkânım olmuştu. Toplantıya başta rahmetli Prof.Dr. Necmettin Hacıeminoğlu olmak üzere 15 Mart Çanakkale Deniz Zaferi için düzenlenen panele Edirne’den katılmıştık (yılını tam hatırlamıyorum 1988 veya 1989 olabilir). O zaman Trakya Üniversitesine bağlı Çanakkale Eğitim Yüksekokulu ile Çanakkale Sahil Deniz Komutanlığı tarafından düzenlenen söz konusu panelde konuşmacı olarak Prof.Dr. Bayram Kodaman’da davet edilmişti. Hatırladığım kadarıyla o zaman Fırat Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı idi. Konuşmacılar arasında eski Adalet partisi Senatörlerinden Tekin Arıburun da vardı. Yakın dostum ve arkadaşım, ülküdaşım Çanakkale Milletvekili rahmetli Sıtkı Turan’ı da davet etmiş, bu vesile ile buluşmuştuk.

15Nis/210

ERGUN GÖZE’yi Kadim Dostu Dr. METİN ERİŞ Anlatıyor. – Oğuz ÇETİNOĞLU

image_1767

ERGUN GÖZE’yi Kadim Dostu Dr. METİN ERİŞ Anlatıyor. - Oğuz ÇETİNOĞLU  13 Ekim 2019, 

(BİRİNCİ BÖLÜM)

Oğuz Çetinoğlu: On yıl önce Rahmet-i Rahman’a uğurladığımız Ergun Göze, yakın dostunuzdu. O’nunla alâkalı düşüncelerinize geçmeden önce, dostluk ilişkileri hakkında genel bir değerlendirme lütfeder misiniz?

Dr. Metin Eriş: Dostluklar çoğu defa kendiliğinden şekillenerek gelişir... Birileriyle bir yolculukta, bir toplantıda veya ziyarette karşılaşır ona karşı içinizden bir sıcaklık veya tam tersine bir soğukluk hissedersiniz. Fakat bu ilk karşılaşma çoğunlukla daha sonraki berâberliklerin ve gelişen yakınlaşma veya uzaklaşmanın temel taşını teşkil eder. Olaylar ve zamansa, o ilk temâsm şekillendirdiği başlangıç içersinde ya gelişmeler veya koparak uzaklaşmalardaki rolü üstleniverir. 

14Nis/210

İbadetlerimizden Oruç Üzerine – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

h i kahraman

İbadetlerimizden Oruç Üzerine - Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

‘’Allah için oruç tutmak, içi temizlemektir.
Allah'ın sevgisini gönülde gizlemektir.’’ Şerafettin Yaltkaya

‘’Yunus Emre der hoca, Gerekse bin var hacca,                           Hepsinden iyice, Bir gönüle girmektir’’ Yunus Emre

Şairlerimizin de işaret ettiği gibi oruç dahil ibadetlerin hikmetlerinden birinin gönül yapmak, gönüle girmek olduğunu unutmamalı ve buna uygun yaşamalıyız.

Oruç, sağlığı uygun her müslüman için yerine getirilmesi gereken bir ibadettir.

13Nis/210

RİSK ALMAK BAŞKA RİSK YARATMAK BAŞKA… / Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sRİSK ALMAK BAŞKA RİSK YARATMAK BAŞKA… / Ruhittin SÖNMEZ

AKP Genel Başkanı R.T. Erdoğan risk almayı seven, aldığı risklerle çoğu zaman “krizleri fırsata dönüştürmeyi” başaran bir siyasetçi.

Bu özelliği sayesinde parlamenter sistem içinde önce Cumhurbaşkanının milletvekillerinin oylarıyla değil, milletin oylarıyla seçimle gelmesini sağladı. Daha sonra da “Cumhurbaşkanlığı Sistemi” denilen ve kendi gücünün sınırlarını acayip genişleten dönüşümü gerçekleştirdi.

AKP'nin 7 Haziran 2015 seçimlerinde Meclis'teki tek başına iktidar çoğunluğunu kaybetmesinin ardından koalisyona girmedi. CHP’yi “istikşafi görüşmelerle” oyaladıktan sonra erken seçime gitti. Teröre karşı verilen “hendek” çatışmalarının yarattığı milli duygu ve “siyasi istikrarsızlık endişesini” kullanarak 1 Kasım 2015’de yapılan seçimde, bir önceki seçimde kaybetmiş olduğu oyları geri aldı.

İstanbul Büyükşehir Belediye seçimini AKP kaybettikten sonra seçimin tekrar ettirilmesini sağlayarak yine risk aldı. Ama bu defa hesap tutmadı. Çok daha büyük farkla AKP adayı kaybetti.

Bunlar siyasette olağandır. Alınan risk bazen kazandırır, bazen kaybettirir.

R. Tayyip Erdoğan’ın bir siyasetçi olarak risk almaktan çekinmemesi kendisini ilgilendirir.

Fakat bir devlet başkanının şahsen aldığı riskler, millet veya ülke için risk yaratıyorsa bu hepimizi ilgilendirir.

9Nis/210

MELEKLERİN CİNSİYETİNİ TARTIŞMAYI BIRAKIN – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

MELEKLERİN CİNSİYETİNİ TARTIŞMAYI BIRAKIN – Ruhittin SÖNMEZ

Kuşatma altındaki Bizans’tan farkımız yok. Düşmek üzere olan devletin aydınları, din adamları ve yöneticilerinin tartıştığı konu meleklerin cinsiyeti yani erkek mi, dişi mi olduğu imiş.

Her yönüyle, ekonomik buhran, dış politika, terör, salgın, eğitim vd sorunlarla kuşatılmış, “beka problemi” olan ülkemizin gündemine bakınız.

104 EMEKLİ amiral bildiri yayınlayarak “darbe imasında” bulunmuş da “bunları lanetlemeyenler hain sayılsın mı, sayılmasın mı” diye tartışıyoruz.

Akıl, mantık bir tarafa bırakılmış koca koca insanlar, saraydan atılan işaret fişeği ile aynı şablon cümlelerle, sözde yorumlar yapıyor.

Daha düne kadar “Mavi Vatan” savunmasının mimarı gördüğümüz hatta bu kavramın isim babası olmuş komutanlar “hain”, FETÖ ile mücadelenin sembol isimleri “FETÖ’cü” oluvermiş.

“Askerin emekli olanı da olmayanı da darbeci olabilir” diyene, “ne ile hangi silahla, hangi silahlı birlikle? diye sormak bile mümkün değil.

“Türkiye darbelerden çok çekti, amiral emekli de olsa Millete seslenen bildiri ‘darbe iması’ barındırır” deniyor.

“İyi de Türkiye tarihinde, hatta dünya tarihinde, denizcilerin yaptığı (bırakın emekli olanı muvazzaf denizci komutanların yaptığı) bir tane darbe var mı?” diye düşünmek abes, bu düşünceyi dile getirmek suç sayılıyor.