
HERKES HER ŞEYİ BİLİYOR! – Av. Özcan PEHLİVANOĞLU
HERKES HER ŞEYİ BİLİYOR! – Av. Özcan PEHLİVANOĞLU
Türkiye denilen Türk topraklarında yüzyıllardır ilginç şeyler oluyor. İstikrarlı (!) bir şekilde her yıkandığında çeken pamuklu kumaşlar gibi topraklarımız küçülüyor ve insanlarımız eksiliyor. Bunun farkında olanlarda avazları çıktığınca bağırarak, Türk Milleti’ni uyandırmaya ve aydınlatmaya çalışıyor. Bu uyandırma ve aydınlatma işi, cumhuriyet döneminde Atatürk’le başlamış ve halen de sürmektedir..
Bu meyanda Mustafa Kemal Atatürk, her gittiği yerde yaptığı konuşmalarla ve nihayet “Nutuk” adlı eseri ile Türk Milleti’ne yaşadığı olayların analizini yaparak, geleceğe dair tavsiyeler de bulunmuştur. Peki bunları anlayan var mı? Bana göre var. Herkes herşeyi teşbihte hata olmaz, tabiri caiz ise “eşek gibi” anlıyor.
Ama anlamak, türlü nedenlerle bu şahısların işine gelmiyor. Ben il, ilçe, kasaba ve köy demeden Türkiye’yi biraz fazla dolaşan bir adamım. Bunun özel bir nedeni yok. Allah bize de her halde Evliya Çelebi gibi “seyahat” demiş!
Bu sebeple, bir çok insanımızla sohbet ediyor ve onları dinliyorum. Özellikle de Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tarihsel sorunlar ile onların günümüze yansımalarına karşı, ne düşündüklerini öğrenmeye çalışıyorum.
Bugün Türkiye’nin köylü, işçi, memur, emekli, işsiz, öğrenci gibi değişik sosyal katmanlarına mensup insanlarımızla bir araya geldiğimizde; onların çok derin felsefi düşüncelere sahip olduklarını, belirli ahlaki ölçülerde davrandıklarını ve siyaseti çok iyi bildiklerini gözlemliyorum. Öyleyse, bu insanları hiçbir şey yada bir çok şeyi bilmemekle suçlamak çok yanlış olur diye düşünüyorum.
DOSTLAR BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN – Tevfik KARABULUT
DOSTLAR BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN - Tevfik KARABULUT
Karanlık gecenin gelsin seheri
Aydınlık doldursun tüm gönülleri
Kovalım birlikte gamı kederi
Dostlar bayramınız mübarek olsun
Yetti artık bitsin bütün acılar
Ağlamasın eşler ana, bacılar
Sona ersin gönüllerde sancılar
Dostlar bayramınız mübarek olsun
Hasretin acısı vuslata dönsün
Yürekleri yakan ateşler sönsün
Gülmeyi unutan tüm yüzler gülsün
Dostlar bayramınız mübarek olsun
Açsın gönüllerde laleler, güller
Güllere nağmeler çalsın bülbüller
Gülen gözler ile tutuşsun eller
Dostlar bayramınız mübarek olsun
Gelmedi mi uyanmanın zamanı
Ateşler sarmışken hem de dört yanı
Sevgi olsun gönlün şahı, sultanı
Dostlar bayramınız mübarek olsun
Yeter bu uykular açılsın gözler
Kardeşlik üstüne söylensin sözler
El ele tutuşsun kalbi temizler
Dostlar bayramınız mübarek olsun
Canlar bayramınız mübarek olsun
RAMAZAN BAYRAMI – Av. Zeki HACIİBRAHİMOĞLU
RAMAZAN BAYRAMI - Av. Zeki HACIİBRAHİMOĞLU
Yazıma bütün Müslümanların bayramını kutlayarak başlamak istiyorum. Yüce Allah insanlara, huzur, saadet, sevgi ve hoşgörü versin. Savaşlar bitsin. Kavgalar bitsin. Kimse kul hakkı yemesin, yalan söylemesin. Kimse kimseye üstünlük sağlamasın. Ezen, ezilen olmasın. Kimse, dini inanç ve kanaatlerinde dolayı kınanmasın, zorlanmasın, horlanmasın.
Kuzey Irak’ta, Telafer’de, Kerkük’te, Musul’da, Türkmenlere yapılan katliamlar sonlandırılsın ve bu katliamları yapanlara gerekli dersler verilsin. Sözde değil özde Türk dünyasına sahip çıkılsın. Bayramlar barış, kardeşlik ve sevgi için bir fırsattır. Birbirimizi sevelim. Küsler barışsın. Yeni, yepyeni bir Türkiye için el ele verelim.
Türk düşmanlarına karşı birlik olalım. Altaylardan Tuna’ya yeniden bütün dünya Türk Milletinin gücünü görsün ve bilsin.
“Dilde, fikirde, işte birlik” tezinin bütün Türklerin hedefi olması dileğiyle!
Bayramınız Mübarek Olsun! Yüce Allah Türk Milletini Korusun ve Yüceltsin! Âmin!
EKMEL BEY’İN EFENDİLİĞİ TAYYİP BEY’İ ZORLUYOR – Av. Ruhittin SÖNMEZ
EKMEL BEY’İN EFENDİLİĞİ TAYYİP BEY’İ ZORLUYOR – Av. Ruhittin SÖNMEZ
Tayyip Bey çok zorda dostlar. Oyunu bildiği gibi oynayamıyor.
Kendisinde özgüven patlaması yaratan hitabeti ile kurduğu, kitlelerle iletişim yeteneği adeta dumura uğradı.
Çünkü O’nun özellikle hayran kitlesine seslendiği mitingleri bir ayin havasında gerçekleştirdiği toplu seanslar gibiydi.
Bu seanslarda iletişimin özü bazen yarattığı bir düşman tarafa öfke ile yüklenmek.. Bazen de arabesk, damardan cümlelerle mağduriyet havası yaratmak şeklinde tezahür ediyordu. Akabinde, “artık güç bizde” havası verilerek intikam veya rövanş duyguları ayaklandırılıyordu.
Bu “ayin” esnasında kitleleri, polis kurşunuyla ölen bir gencin annesini yuhalatabiliyor veya gözyaşları ile açığa çıkan bir duygusallığa sürükleyebiliyordu.
Daha da ilginci Erdoğan’ın konuşması sürecinde başörtülü hanımlar (benzerlerini pop-star konserlerinde gördüğümüz gibi) çılgınca çığlıklarla tezahürat yapıyor.
“Abartılı bir duygu eşliğinde” gerçekleşen bu “toplu hipnoz seansları” bu defa pek başarılı olamıyor.
Çünkü rakibi Ekmeleddin İhsanoğlu, Erdoğan’ın tuzağına düşmüyor. O’nun hakaret söylemine girizgâh olabilecek ifadelerine ya cevap vermiyor veya Erdoğan ismini kullanmadan zarif, mantıklı cevaplarla geçiştiriyor.
ÜÇÜNDEN BİRİ – Rifat SERDAROĞLU
ÜÇÜNDEN BİRİ - Rifat SERDAROĞLU
Cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci turuna 15 gün kaldı.
Üç tane aday var;
1- Kendi kendini Cumhurbaşkanı adayı gösteren, sağ cebinde Başbakanlık, sol cebinde Başkomutanlık, heybesinde kalpazanlık-ihaleye fesat karıştırmak-bakanlarının yaptığı yolsuzluklar- bakanlarının kendisini basın önünde suçlamaları- oğlu ile yaptığı avanta paraları sıfırlama gayretleri- haram havuzları- kaçak villalar-gemi filoları-yurtdışında rafineriler-harap olmuş dış politika-bıçak sırtında bir ekonomi-her 5 köylüden 3’ ünün icralık olduğu ve sap, saman ithal eden tarım politikası-her 5 üniversite mezunundan 3’ ünün işsiz olduğu-Türk olmadığını söyleyen Recep Tayyip Erdoğan…
2-Bebek katili Abdullah Öcalan tarafından aday gösterilen, 54 bin insanımızın hayatına son veren, gelecek nesillerimizin 400 Milyar Dolar parasını çalan PKK Narko-Terör örgütü ve Kandil çıyan yuvasının temsilcisi- kongrelerinde İstiklal Marşı söyletmeyen-Türk Bayrağı ve Atatürk resmi bulundurmayan, Kürtçü-Bölücü anlayışın öne sürdüğü piyon Selahattin Demirtaş…
3-Çatı Adayı olarak Türk Milletine sunulan, bilim insanı-İslam Kalkınma Örgütünün Genel Sekreterliğini 8 yıl süreyle yapmış, 5 lisan bilen, dünyada çok sayıda dostu ve itibarı olan bir diplomat, inançlı bir insan Profesör Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu…
Oy pusulasındaki resim sırasına göre adaylarımızı yazdım.
Adaylardan, kendileri ile yazdıklarıma itiraz edecek olan varsa, istedikleri yerde beraber olup, yazdıklarımı ve daha fazlasını belgeleriyle konuşup, ispat etmeye hazırım. Yüreği yeten buyursun çağırsın…
52 milyon 305 bin 382 seçmen, aday olanlar içinde yani üçünden birini seçecekler! Halk diliyle ya üçünden birini seçecekler, ya da üçün birini seçecekler. Tercih milletin…
Açık, net olarak söylemek, karnından konuşmamak, ama-fakat-lakin diyerek kıvırtmadan yüksek sesle doğruları haykırmanın tam zamanıdır.
Çünkü mevzubahis olan Türk Devleti ve Türk Vatanıdır…
DAHİ KİM, DELİ KİM? – Prof. Dr. Nurullah AYDIN
DAHİ KİM, DELİ KİM? – Prof. Dr. Nurullah AYDIN
Dahiler ve deliler kim? Aile, iş, sosyal yaşamda yer alan kişileri izledikçe, siyasetçilerin konuşmalarını düşündükçe; dahileri ve delileri anlamak kolaylaşıyor.
İspanyol ressam Salvador Dali'ye aşırı tavırları nedeniyle deli sıfatı yakıştırılmıştı.
Yaygın olarak bilinen Dahilik ile delilik arasında ince bir çizgi vardır sözü bilimsel olarak da doğrulandı. Psikologlar; yaratıcı insanlarla, psikoz ve depresyonlu kişilerin Neuregulin 1 adlı ortak bir gene sahip olduğunu keşfetti. Neuregulin 1 adlı genin beynin gelişiminde önemli rol oynadığı, onun bir başka versiyonunun ise şizofreni ve manik depresyon gibi akıl hastalıklarıyla bağlantılı olduğu tespit edildi. Macaristan'daki Semmelweis Üniversitesi araştırmacıları, kendilerini çok yaratıcı bulan bir grup gönüllü üzerinde çalışmada gönüllülerin yaratıcılıkları ölçüldü. Kan testinde Neuregulin 1 adlı gene sahip olanların daha yaratıcı ve başarılı, aynı zamanda da depresif kişiliklere sahip oldukları saptandı.
İşte üstün zekalı çocuk beyni
Hacettepe Üniversitesi araştırmacıları, üstün zekâlı çocuklarla dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu bulunan çocukların beyin yapılarını Türkiye'de ilk kez fonksiyonel Manyetik Rezonans (MR) görüntüleme tekniğiyle inceledi. Araştırmada, üstün yeteneklilerin beyinlerinin küçük bir bölümünü kullansalar bile başarıya ulaştıkları, dikkat eksikliği ya da hiperaktivite sorunu bulunanların ise beynin büyük bölümü kullanılmasına rağmen yanılma payının yüksek olduğu ortaya çıktı. Araştırmacılar, "Üstün zekâlı çocukların karmaşık bir görsel-mekânsal görevi genelde, beyinlerinin daha küçük bölümlerini çalıştırarak yerine getirdiğini ortaya koyduk" diyor.
Cumhurbaşkanı’nı Kim Seçiyor? – Mustafa KÜPÇÜ
Cumhurbaşkanı’nı Kim Seçiyor? - Mustafa Küpçü
Başbakan’ın ifadesiyle; “Millet, Cumhurbaşkanını seçecek!”
Milletin karşısına 3 aday çıkıyor.
Üçü de “siyasi partilerin” adayları!
AKP lideri R. Tayyip Erdoğan karar verdi; “R. Tayyip Erdoğan” aday oldu!
“Milletin Adayı” mı oldu?
AKP’ye gönül ve oy verenler için yanıt “evet” olmalı.
Peki, AKP’ye oy vermeyenler “milletin bir parçası” değil mi?
CHP ve MHP başta olmak üzere, 7 partinin liderleri de Ekremettin İhsanoğlu’nu aday gösterdiler.
Ekremettin Bey “kimin adayı?
R.T.Erdoğan’a göre “Devlet’in Adayı!.”
KADİR GECESİ – Oğuz ÇETİNOĞLU
23 Temmuz 2014 Çarşamba gününü, 24 Temmuz Perşembe gününe bağlayan gece Kadir Gecesi’dir.
Kadir; lügatte, hüküm ve kaza; şeref ve azamet; güç yetirmek anlamını taşır. Kur’an-ı Kerim’de 7 âyette ‘kaadir’, 5 âyette de çoğul şekli olan ‘kadirûn / kadirîn’, 45 âyette ‘kadir’, 3 âyette ‘muktedir’, 1 âyette de çoğul şekli olan ‘muktedirûn’ kelimeleri, Cenab-ı Allah’ın sıfatları olarak kullanılmıştır.
Leyle-i Kadir / Kadir Gecesi, halk arasında kandil denilen mukaddes gecelerdendir. İslâm’da, Kadir Gecesi'nin mânâ ve önemi büyüktür. Bu durum Kur'ân'da şöyle belirtilmektedir: ‘Şüphesiz ki, Biz O'nu (Kur'an'ı) Kadir Gecesinde indirdik. Kadir Gecesi'nin ne olduğunu bilir misin? Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır. O gece, melekler ve Rûh, Rablarının izniyle ile inerler. O gece, fecir doğuncaya kadar bir selâmdır.’
ESİR MİLLETLER HAFTASI. (17 – 24 TEMMUZ) / Oğuz ÇETİNOĞLU
ESİR MİLLETLER HAFTASI. (17 - 24 TEMMUZ) – Oğuz Çetinoğlu
17 Temmuz 1959 tarihinde, Amerika Birleşik Devletleri (ABD)'nin Başkanı Dvvight D. Eisenhovver, yaptığı açıklamada. Esir Milletlerin dramını dile getirmiş ve Esir Milletler Haftası ihdas edilmek suretiyle, problemlerine çözüm aranması gerektiğini belirtmişti. Sonraki yıllarda, 17 - 24 Temmuz günleri, Esir Milletler Haftası olarak değerlendirildi.
Dünya üzerinde, tarih boyunca ve bugün bile Türkler; en çok ferdi esir olan milletlerin başında gelir. Çarlık Rusya’sı dönemi dâhil edilirse, 150 yıldır Moskova zulmü altında inleyen soydaşlarımız, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (SSCB)'nin dağılmasının ardından, az da olsa rahat bir nefes alma imkânı bulabildiler. SSCB yönetimi, sırf Türk ve Müslüman olduğu için insanlara baskı, zulüm ve işkence uyguladı, zindanlara attı, sürgünlere gönderdi. Gayri insanî şartlardaki çalışma kamplarında öldüresiye çalıştırdı. SSCB'nin dağılmasından sonra bağımsızlığına kavuşan Türk Cumhuriyetleri'nde yaşayan soydaşlarımızın çilesi henüz dolmamıştır. Moskova, kendi hesabına, sağlam zeminlere oturttuğu sömürü düzenini hâlâ devam ettiriyor.
CAVIR ONLAR CAVIR – Rifat SERDAROĞLU
CAVIR ONLAR CAVIR - Rifat SERDAROĞLU
Almanya Şansölyesi Angela Merkel;
-Merkel’in 4 Bakanı “YOLSUZLUK-HIRSIZLIK-RÜŞVET” Soruşturması sebebiyle istifa etselerdi!
-Merkel’in kendi atadığı Devlet Bankası Genel Müdürünün evinde, ayakkabı kutusu içinde kaynağı bilinmeyen 4,5 Milyon Avro nakit bulunsaydı!
-Merkel’in Bakanlarının çocuklarının evlerinde para kasaları, para sayma makinaları, milyonlarca Avro nakit bulunsaydı!
-Merkel’in oğlu ile “Evindeki 1 Milyar Avro nakit parayı sıfırlama” konuşmalarının bulunduğu ve gerçeklikleri saptanmış konuşma bantları yayınlanmış olsaydı!
-Daha düne kadar anasından aldığı harçlıkla geçinmeye çalışan Merkel’in çocukları, birkaç sene içinde, Gemi filolarına- yüzlerce daireye- havuzlu villalara-Pırlanta mağazalarına- medya guruplarına sahip olsalardı!
Sizce Merkel ne yapardı?
Büyük bir pişkinlik ve utanmazlıkla, yolsuzluk-hırsızlık-rüşvet olaylarını kapatmaya, parlamento’ da komisyon kurulmasını engellemeye, zorlukla kurulan komisyonu çalıştırmamaya gayret edip, Almanya Cumhurbaşkanlığına aday olur muydu?
Yoksa Alman Milletinden özür dileyip, dokunulmazlık zırhının kaldırılması yönünde dilekçe verip hem yargılanma yolunu açar hem de istifa mı ederdi?
Ne yapardı dersiniz?
İşte sonuç: Türkiye giderek dindarlaşıyor – Saygı Öztürk
İşte sonuç: Türkiye giderek dindarlaşıyor - Saygı Öztürk
Diyanet İşleri Başkanlığı, yaklaşık 550 bin liralık harcamayla, 21 bin 632 kişiyi kapsayan “Türkiye’de Dini Hayat Araştırması”nı TÜİK’e yaptırdı. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, “Kendimizi her türlü sonuca hazırlamıştık. Gerçekten son derece şaşırtıcı sonuçlar çıktı” diyor. Araştırma sonuçlarıyla ilgili Diyanet, bir yorum yapmak yerine yorumu uzmanlara bırakıyor. Diyanet Strateji Dairesi Başkanı Sosyolog Necdet Subaşı’ya sonuçları sordum. Uzman gözüyle araştırmada “ters köşe” sonuçlar çıktığını belirtiyor, “Toplumun giderek dindarlaştığı kesin. ‘Dindarım’ demeyi önemli bir beyan, şeref olarak görüyorlar” diyor.
Araştırma yapılmadan önce de, “Türkiye’de halkın yüzde 99’u Müslüman” denilirdi. 550 bin liralık harcamadan sonra, bu oranın yüzde 99,2 olduğu ortaya çıktı. İslam dinine mensup olanların yüzde 77,5’i yani dörtte üçünden fazlası Hanefi, yüzde 11,1’i Şafi, yüzde 1’i Caferi mezhebine mensup. Yüz kişiden 6’sı ise hiçbir mezhebe mensup olmadığını belirtiyor.
BAYRAK DEYİNCE… / Feyzullah BUDAK
BAYRAK DEYİNCE… / Feyzullah BUDAK
Dünya ülkelerinin bayraklarını tablo halinde önünüze koyup, tek tek inceleme gibi bir deneyiminiz oldu mu hiç, bilmiyorum? Eğer bunu yaptıysanız çok büyük bir bölümünün ne kadar sıradan ve iddiasız, estetik kaygıdan uzak ve çoğunun ne kadar az anlam içerdiğini de görmüşsünüzdür.
Mesela uzun kenarları sol-sağ istikametinde olan bir dikdörtgenin en üstüne siyah, ortasına kırmızı ve en altına sarı olmak üzere 3 paralel şerit çektiğiniz zaman bu bir Alman Bayrağı olur.
Ama bu bayraktaki sarı ile kırmızının yerini değiştirip, renk şeritlerini sağ-sol istikametinde değil de dikine tutarsanız bir Belçika Bayrağınız olur. Bu bayraktaki hiçbir şeye dokunmadan sadece siyah şeridi lacivert yaparsanız da bir Çad Bayrağınız olur. Eğer biraz dikkat ederseniz tablonun sonlarında şaşırtıcı bir şeyle karşılaşırsınız. Çünkü Romanya Bayrağı da bunun aynısıdır ve aralarında hiçbir ayırıcı fark yoktur.
Aynı şekilde uzun kenarları sol-sağ istikametinde olan bir dikdörtgenin en üstüne kırmızı, ortasına beyaz ve en altına mavi olmak üzere 3 paralel şerit çektiğiniz zaman bu bir Hollanda Bayrağı olur.
Ama bu defa hiçbir rengin yerini bile değiştirmeden bu bayrağı dikine tutarsanız artık karşınızdaki bir
Fransız Bayrağıdır. Ya da bu bayrağı dikine değil, yine şeritleri sağ-sol yönünde tutarsınız ama sadece ortadaki beyaz şeridin ortasına küçük bir sembol koyarsınız, bu defa bir Paraguay Bayrağınız olur.
Yine uzun kenarları sol-sağ istikametinde olan bir dikdörtgenin en üstüne kırmızı, ortasına sarı ve en altına yeşil olmak üzere 3 paralel şerit çekip, sarı şeridin ortasına da küçük bir yıldız koyduğunuz zaman bu bir Gana Bayrağı olur. Bu bayraktan sadece küçücük yıldızı kaldırınca o artık bir Bolivya Bayrağıdır. Aynı bayrağı dikine tuttuğunuzda Gine Bayrağı, ya da kırmızı ve yeşil şeritlerin yerini değiştirip, yeniden ortaya bir yıldız koyarsanız bu defa bir Etiyopya Bayrağı olur.
İZMİT KAFİLESİNİN İNEGÖL VE BURSA GEZİSİ – Musa ORDU
İZMİT KAFİLESİNİN İNEGÖL VE BURSA GEZİSİ – Musa ORDU
Gezmeyi seven ve zaman zaman Memleketimizin muhtelif yerlerinde bulunan tarihi ve turistik yerlerine seyahat tertip eden İzmitli bir grup arkadaş bu defa Ramazan Ayı öncesinde günübirlik İnegöl ve Bursa gezisi tertip etmişler. Bu gezi 21 Haziran 2014 Cumartesi günü yapılacaktı.
Önceden geziye iştirak edeceklere duyurulduğu üzere seyahat saat 8.30 sıralarına Perşembe Pazarından hareket etmek suretiyle başladı. Evvelce yapılan bu nevi gezilerde olduğu gibi yine bütün arkadaşların hareket saatine riayet ettikleri memnuniyetle görüldü. Bu geziye,
-Ziraat Müh. Hasan Uzunhasanoğlu ve eşi Emine Uzunhasanoğlu
-Mali Müşavir Ahsen Okyar ve eşi Nursel Okyar ile kızları Zeynep Gökçen Okyar
-Derince Milli Eğitim Müdürü Remzi Turan ve eşi Emine Turan
-İSKİ Eski Yönetim Kurulu Üyesi Musa Ordu ve eşi Reyhan Ordu
-Kimya Müh. Yüce l Uzman ve eşi Zehra Uzman
-Makine Müh. Çetin Mut ve eşi Elvan Mut
-Yalova Üniversitesi Öğretim Üyesi Yunus Özen
-Petrolcü Orhan Çakar
-İnşaat Müh. Coşkun Karakadılar iştirak etmişlerdi r.
Beyoğlu Müftüsü AYDIN YIĞMAN ile Ramazan ve Oruç Sohbeti – Oğuz ÇETİNOĞLU
Beyoğlu Müftüsü AYDIN YIĞMAN ile Ramazan ve Oruç Sohbeti - Oğuz ÇETİNOĞLU
Oğuz Çetinoğlu: Ramazan ayını idrak ediyoruz. Ramazan ve Oruç hakkında genel bir değerlendirmenizle sohbetimize başlayabilir miyiz?
Aydın Yığman: Yüce dinimizin beş şartından biri olan orucun vakti Ramazan ayıdır. Ramazan ayının dinimizde büyük bir önemi ve diğer aylar arasında seçkin bir yeri ve müstesna özellikleri vardır. Bu özellikler kısaca şunlardır:
1- İnsanlığı karanlıklardan çıkarıp aydınlığa kavuşturan Rabbimizin son mesajı Yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim, bu ayda yeryüzüne inmeye başlamış ve böylece insanlık için yepyeni ve mutlu bir dönem başlamıştır.
Bu gerçek, Kur'an-ı Kerim'de şöyle bildirilmiştir: ‘Ramazan ayı ki onda Kur'an, insanlara yol gösterici ve doğruyu yanlıştan ayırıcı belgeler olarak indirildi.’
Kur'an-ı Kerim Ramazan ayında inmeye başladığı için bu ay, bir anlamda Kur'an ayıdır. Kur'an-ı Kerim’i Peygamberimiz (sav) Efendimiz’e getiren büyük melek Cebrail, her yıl Ramazan ayında Peygamberimize gelir ve o güne kadar nazil olan Kur'an ayetlerini karşılıklı olarak birbirlerine okurlardı.
YALANCILARA KİMLER İNANIR? – Prof. Dr. Nurullah AYDIN
YALANCILARA KİMLER İNANIR? – Prof. Dr. Nurullah AYDIN
Onların söyledikleri başka yaptıkları başkadır. Ama cahil yığınlarını kandırmakta ustadırlar. Tatlı dilli, iyi giyimli, din iman kimlikli sırıtan ucube tipler etkili ve yetkili. Herşeyi yüzlerine gözlerine bulaştırıyorlar. Milleti ayrıştırıyorlar, dışarıda devleti alay konusu ettiriyorlar.
Onlar; milletimiz diye söz başlarlar. Dinimiz diye devam ederler. Adalet derler, istikrar derler. Söyledikleri böyledir ancak yaptıklarının, ne milletle ne dinle ne imanla uzaktan yakından alakası yoktur. En büyük adaletsizlik bunlar tarafından yapılır. Dostları, kardeşleri; hırsızlardır, kalpazanlardır, teröristlerdir, vahşi sömürgeci kapitalistlerdir.
Etkili ve yetkili tiplere dikkat edin. Fasık oldukları, kin, nefret, öfke dolu oldukları için, korktukları herkesi dinlemekten, takip etmekten, ucube bir yaratık haline gelmişlerdir. TV ekranları, gazete sayfaları Kriminolojik açıdan suçlu tiplerle dolu. Yüzlerine dikkat edin. Sırıtıyorlar. Sesleri değişik, gülümseyişleri değişik, tipleri değişik.
Kitleler; çoğu kez, yaşanılan toplumsal, siyasal sürecin arka planını anlamakta zorlanır. Yaşanılanlar, tarih olduktan sonraysa yapılacak bir şey kalmaz.
Geçmişi belleğine kazıyan insanoğlu; yaşananların nedenlerini ve olası sonuçlarını algılamakta nedense aynı feraseti gösteremez.
Değişim-Dönüşüm operasyonu nedir? Milli/Ulus devlet niteliğinin çözülmesi, siyasi coğrafyanın küçülmesi, millet bilincinin dağıtılıp etnik ve mezhepsel bölünme, geleceğe yönelik ortak hedeflerden vazgeçilerek, amaçsız sürüye dönüşümün tamamlanması.
Medya ilüzyonuyla topluma şırıngaladığı psikokültürel narkozun etkisinin operasyon tamamlanıncaya kadar geçmemesini istemektedir. Ortadoğu halkları verilen narkozun etkisinden kurtulup kurtulamayacağını zaman gösterecektir.
Bulunduğu coğrafyada hiçbir iddiası kalmamış, kaderini ve geleceğini belirleme iradesini kaybetmiş, emperyal sistemin verdiği rolü itirazsız benimseme psikolojisinin yönetimden başlayarak tüm halkı etkisi altına alması için adeta toplu hipnoz seansı yapılmış gibidir.
Tarih bize devletlerin güç katsayısının sahip bulundukları ekonomileri olduğunu göstermektedir. Ekonomik olarak üstün olanın siyasal, askeri gücü de yüksektir.
Sorulması gereken soru şudur; ekonomisi milli olmaktan çıkarılmış, büyük sermayesi uluslar arası sermayeye eklemlenmiş bir Türkiye, milli devlet olarak yaşayacak mıdır?
ÜLKENİN GÜVENLİK GÜÇLERİ – Halil ALTIPARMAK
ÜLKENİN GÜVENLİK GÜÇLERİ - Halil ALTIPARMAK
Uzun bir zamandan beri yazmayı düşündüğüm bir konuyu, geçen gün televizyonda seyrettiğim bir kişinin anlattıkları üzerine bugün yazmaya karar verdim.
Polis Akademisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim CERRAH öyle laflar etti ki, bu konuyu es geçmek mümkün değil.
Bir kere, her şeyden önce, şu Ergenekon, Balyoz falan filan gibi uydurma konulara değinelim de, sonra polis meselelerine girelim.
Hanefi AVCI, göya hükümeti destekleyip, cemaati suçlamaya çalışırken, ne kadar açık verdiğinin farkında değil veya farkında da ne yapsın, mızrak çuvala sığmıyor.
Diyor ki; üç ayrı yerde bulunan silahlar aynı silah numaraları ile kayıtlı, suçlanan kişilerin evlerine yakın yerler aranıyor vs.vs. Yani, askerlerin suçlanmasının komedi olduğunu, planlı olduğunu, kumpas olduğunu söylüyor ve bunu yapanların da, cemaatin adamları olduğunu söylüyor.
“Erdoğan Gönüllüleri”nin iftar yemeği parası kimden? – M.Tanzer ÜNAL
“Erdoğan Gönüllüleri”nin iftar yemeği parası kimden? - M.Tanzer ÜNAL
Aradan üç gün geçti, kentimizin bazı önde gelen isimlerinin nasıl “Erdoğan Gönüllüsü” yapıldığı hâlâ dillerde.
İnsanları iftar yemeğine davet edip, yakalarına “Erdoğan Gönüllüsü” rozeti takmak, ne kadar etik bir davranış takdirlerinize bırakıyorum.
Kendileriyle görüştüğüm o günün davetlileri, diğer bir ifadeyle hileyle “Erdoğan Gönüllüsü” yapılanlar, durumdan son derece üzgün.
“Bize ayıp edildi” diyorlar da başka bir şey demiyorlar.
Korkularından, “Erdoğan Gönüllüsü” olmadıklarını da açıklayamıyorlar.
Nasıl açıklasınlar, iş yapıyorlar, iktidarın hışmından korkuyorlar.
Cevap bekleyen sorular
SEVGİ, GÜVEN SARSILIRKEN, BİRLİK YIKILIYOR – Prof. Dr. Nurullah AYDIN
SEVGİ, GÜVEN SARSILIRKEN, BİRLİK YIKILIYOR – Prof. Dr. Nurullah AYDIN
İnsan iç ve dış dünyasında olguları, nesneleri algılar. Yönetir, yönlendirir, yönetilir. Sevinç veya üzüntü duyar. Kimi mutlu, kimi mutsuzdur.
Sevincinin veya üzüntüsünün, Mutluluğunun veya mutsuzluğunun nedenleri çok çeşitli olsa da, yaşadığı toplumdan ayrı kalamaz. Kendisini etkileyen temel neden, yaşadığı çevresi, toplum ve devlettir. Yöneticilerin yönetme tercihi, bireyin ruh dünyasını da şekillendirir.
İnsan; başkasının görüş, düşünce ve uygulamalarından etkilenir.
Bir başkası çıkıp Türk Milleti’ni ayrıştırdılar, der.
Bir başkası çıkıp Türk Devleti’nin saygınlığını yıktılar, der
Bir başkası çıkıp hepimiz kardeşiz diyerek, kardeşi kardeşe düşman ettiler, der.
Bir başkası çıkıp bölücülük yapıyorlar, der.
Bir başkası çıkıp ortak değerleri parçaladılar, der.
Bir başkası çıkıp bu serveti nasıl elde ettin, der.
Bir başkası çıkıp hamile kadınların sokağa çıkması terbiyesizliktir, der.
Bir başkası çıkıp birbirimizin kıymetini bilelim, der.
Bir başkası çıkıp yaptığın 9 maddelik gizli anlaşmayı açıkla der.
Bir başkası çıkıp kalpazanlığı açıkla, der.
“SUPHİ DEDE”Yİ TAKDİM EDERİM – Süleyman PEKİN
“SUPHİ DEDE”Yİ TAKDİM EDERİM – Süleyman PEKİN
Suphi Dede, bir Murat Yılmaz çalışması. Murat Yılmaz, İzmit’te yetişmiş ulusal ve uluslar arası düzeyde bir karikatürist.
Karikatüristlerin muhalif olmaları ile muhaliflerin karikatüre teşne olmaları ilginç bir detay. Detayı alıp da yüzümüze tokat ve döşümüze tekme haline getirme becerisi var bu adamların.
Fakat Murat Yılmaz’ın ‘adam’lığı sadece sanatla sınırlı değil. “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!” düsturunda yaşayan; baba’lığı iki omzunda bir ahiret payesi gibi taşıyan; tam manasıyla millî, tam manasıyla yerli ve tastamam manevî melekelerle ışıyan bir karakterdir. Karakterin karikatüre dönüşmesi 44 yıllık ömrün özetinin bir dava rozetine dönüşmesiymiş demek ki.
Sağdan bakan ve ortaya konuşan, sakallı-takkeli, internet fenomeni Suphi Dede ne der, neden bahseder? Bir düzinelik potpori...
Dede der ki:
- CANIM “TÜRK KAHVESİ” ÇEKTİ DESEM “IRKÇILIK YAPMA” DİYEBİLECEK İNSANLAR VAR BU ÜLKEDE!..
- ABD’NİN EMRİYLE AFGANİSTAN’A, SOMALİ’YE, LÜBNAN’A GİDEN TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ 80 KM ÖTEDE TELAFER’DE TÜRKMENLEREYARDIMA GİDEMİYORSA OTURUP AĞLAMASI GEREKİYOR.
- VATANINI SATAN NAMUSSUZDUR! BUGÜN VATANINI SATAN YARIN KARISINI DA SATAR!..
TAYYİP BEY Mİ, EKMEL BEY Mİ? – Av. Ruhittin SÖNMEZ
TAYYİP BEY Mİ, EKMEL BEY Mİ? - Av. Ruhittin SÖNMEZ
Basında ve sosyal medyada Cumhurbaşkanı adaylarının kuvvetli ve zayıf yönlerini mukayese eden görüşler ilgi çekiyor.
HDP Başkanı Selahattin Demirtaş’ı terör örgütü PKK gölgesinde siyaset yapan bir partinin adayı ve teröristbaşı Apo’yu önder kabul eden bir kişilik olması sebebiyle değerlendirme dışı bırakıyorum.
Ekmeleddin İhsanoğlu ile Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan mukayeselerin bir anlamı ve önemi var.
Öncelikle belirtelim ki Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığı önceki hesapları alt üst etti. Hürriyet’te Ahmet Hakan yaygın bir kanaati paylaşıyor: “Muhalefet Ekmeleddin İhsanoğlu isminde birleşerek çok akıllıca bir hamle yaptı. Hatta yapabileceğinin en iyisini yaptı. Çünkü İhsanoğlu AKP tabanının karşısında birleşip kenetlenme ihtiyacı duyacağı bir isim değil.”
“Milliyetçiler, muhafazakârlar, mukaddesatçılar, eskinin merkez sağcıları, Osmanlıcılar da İhsanoğlu’nu merkez sağa yakın, yerli, Anadolulu, milli bir isim olarak görecekler ve Recep Tayyip Erdoğan’a yönelmeyecektir.”
“CHP’nin uçlarının bile “Erdoğan mı, İhsanoğlu mu?” seçeneği karşısında tercih edecekleri isim İhsanoğlu olacak. Dahası, “İhsanoğlu Kürtlerin de antipatik bulacağı bir isim değil.”
*****