
Tarihin En Tehlikeli Kaynağı: Hatıralar – Yılmaz ÖZTUNA
Tarihin En Tehlikeli Kaynağı: Hatıralar - Yılmaz ÖZTUNA
Hâtıralar, zevkle okunur. Politika alanında olsun, san’at, edebiyat alanlarında olsun ünlü kişilerin söylediklerini herkes merak eder. Bizzat yazdıkları veya söyleyerek sekreterlerine yazdırdıkları hâtıralarında anlattıkları, acaba doğru mudur? Bu soru, meslek hayatımda okuyucularımdan en yoğun gelen konulardan biridir.
Hâtıralar, tarih ilminin kaynakları arasındadır. En tehlikeli kaynaklar... Hiçbir tarihçi, ele aldığı konuda yazılmış hâtıra türlerini pas geçemez. Hâtıra sahibinin anlattıkları doğru mudur? Doğru olsa bile gerekçeleri, anlattıklarını değerlendirmeleri doğru ve haklı mıdır? İyi tarihçi, gerçek tarihi, bu ayırımı yaparak hâtıraları kaynak olarak kullanır. Zayıf tarihçiler veya sıradan tarih yazarları, bu tefriki yapamaz. Yanılır. Okuyucusunu da yanıltır. Hele hâtıra sahibinin etkisinde kalmışsa, hâtıra yazarı tarihçinin kahramanı ise, söylenenleri gerçeğin ta kendisi olarak, tabiatiyle tarih uzmanı olmayan büyük okuyucu kitlelerine intikal ettirir.
Hastalıkla İlgili Temel Kavramlar ve Tanımları – Dr. Hasan DERMENCİ
Hastalıkla İlgili Temel Kavramlar ve Tanımları – Dr. Hasan DERMENCİ
Hastalıkları bilmek, korumak veya tedbir almak için bazı kavramları bilmek gerekir. Bu kavramlar bilinmediği için yanlış kanaatler oluşabiliyor. Öncelikle temel kavramları tanıyalım.
Sağlık: Bedenen, ruhen ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir.
Hastalık: Vücudumuzun normal işleyişini, normal vücut dengesini bozan tüm haller için kullanılan genel bir terimdir. Sendrom, bozukluk(disorders), sakatlık, diğer tüm rahatsızlıkları içine alır.
Rahatsızlık: Daha çok kişinin kendi kişisel duygusu ile ilgilidir. Hastalık yerine kullanılır.
Bozukluk: Vücudun bir fonksiyonun anormalliği veya bozulmasıdır. Hastalığa göre daha dar bir terimdir. Bozukluklar mental, fiziksel, genetik, duygular, duygulanımlar, davranış biçimleri veya vücut fonksiyonları ile ilgili olabilir. Misal: Metabolik bozukluk (asidoz/kanın asit derecesinin artması, alkaloz-kanın asit derecesinin azalması, hiperglisemi—şeker seviyesinin artması vb.), duygulanım (affektif) bozukluğu (depresyon, manik bozukluk, anksiyet, fobi vb)
Morbidite: Herhangi bir nedene bağlı sağlığın bozulması, komorbdite genelde bir birkaç tıbbi durumun bir arad olmasıdır. Misal: Antisosyal kişilik veya şizofreni ile madde kötüye kullanımı beraber olması
PKK EYLEMLERİNDEN SİZ SORUMLUSUNUZ – Av. Ruhittin SÖNMEZ
PKK EYLEMLERİNDEN SİZ SORUMLUSUNUZ – Av. Ruhittin SÖNMEZ
HDP/PKK’nın örgütlediği “Kobani protestoları” adı altında devam eden şiddet eylemlerinde yurtiçinde 40’a yakın vatandaşımız öldü. (Paralelci diye Aydın'dan Bingöl'e sürgüne gönderilen) Emniyet Müdür Yardımcımız ile bir başkomiserimiz şehit edildi. Aralarında okul, hastane, Ziya Gökalp Müzesi ve huzurevlerinin de bulunduğu, 1113 adet kamu ve özel binanın yakıldı, tahrip edildi.
Sevgili vatandaşlarımız, bu eylemlerden siz sorumlusunuz.
Bütün bu eylemlerin sebebi “açılım” adı altında PKK terör örgütü ile yürütülen müzakere sürecidir; PKK’nın (ve yan kuruluşları HDP/KCK’nın) Kürt halkının meşru temsilcisi kabul edilmesidir.
PKK, Türkiye içinde bir alanı “kuzey kürdistan” diye adlandıran ve topraklarımızda bir “özerk Kürt Devleti” kurmak hedefi bulunan bir narko-terör örgütü. İçeriden ve dışarıdan aldığı desteklerle şımaran bu örgütün, ikinci aşamada Irak, Suriye, Türkiye ve İran’da kurulacak Kürt devletçiklerinin birleşmesiyle oluşacak “Büyük Kürdistan” kurma hayalleri var.
Devletin muhatap aldığı, sizin de oy vererek desteklediğiniz “müzakereyi” yürüttüğü bu terör örgütü Kürt halkının temsilcisi değildir.
PKK silahlarının etkin gölgesinde yapılan seçimlerde bile Kürt halkının sadece dörtte birinin oy verdiği bir terör örgütünden bahsediyoruz. Devlet görevini yapsa, bölgede güvenliği sağlasa, terör örgütünün Kürt halkı üzerindeki baskısını kaldırsa bu oran tamamen önemsiz rakamlara düşeceği açık.
ARAŞTIRMALARLA ÇÖZÜM SÜRECİNİN ÇELİŞKİSİ – Prof. Dr. Mustafa E.ERKAL
ARAŞTIRMALARLA ÇÖZÜM SÜRECİNİN ÇELİŞKİSİ – Prof. Dr. Mustafa E.ERKAL
Son yıllarda marjinal bir takım görüş ve çevrelere prim vererek bölücü ve ırkçı terör örgütü ile mücadele yerine müzakere yapar hale geldik. Terörle mücadele edenleri de bazen pasifleştirdik ve onlara kumpaslar kurduk. Bizi terör örgütü ile müzakereye zorlayanlar nedense kendilerini hedef alan terör örgütleri ile pazarlık masasına oturmadılar. İşlerine gelen terör örgütlerini kullandılar.
IŞİD terör örgütünün yok edilmesi gerektiğinden bahsedenler, PKK terör örgütüne IŞİD’ı bahane ederek silah yardımı bile yaptılar. Dost ve müttefiklerimizin terörle mücadele konusunda sicilleri oldukça bozuktur. Son yıllarda dış telkinlerle anlaşılmaz açılım ve sözde çözüm adı altında değişik tuzaklar önümüze serildi. Ülkeyi yönetenlerin çöken açılım ve sözde çözüm sürecine fazlaca bel bağladıkları görülmektedir.
1923 Türkiye’sini 1930 modeli bir arabaya benzetenler unutmasınlar ki, 2000 model arabanın direksiyonunda hiç yoklar. Bu Yeni Türkiye ile nispeten bağımsız, egemen, milli ve üniter yapılı bir ülke dönüştürülerek nitelik değiştirecektir. Milli kimliksiz bir yeni anayasa, farklılıkların kutsallılaştırıldığı ve birlikteliklerin göz ardı edildiği bir sosyal yapıda demokrasi ile çelişen ve çağ dışı etnik politikalar gündeme getirilmektedir. Millet basit bir kalabalık olarak görülmektedir.
ÖZBEK YAZAR MİRAZİZ AZAM – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
ÖZBEK YAZAR MİRAZİZ AZAM - Mehmet Cemal Çiftçigüzeli
Özbekistan’dan Şair Keramet Düzmetova Hanım aradı “Üstadım Miraziz Azam Bey İstanbul’a geliyor. Buradan Elazığ’da gerçekleşecek Hazar Şiir Akşamları’na katılacak. Sizinle mutlaka görüşmek istiyor! Hikaye Yazarı Mustafa Kutlu Bey ile de tanışmak arzu ediyor” dediğinde heyecanlandım. Çünkü Tataristan’a gitmiştim birkaç günlüğüne. Miraziz Azam Elazığ’dan İstanbul’a dönerken bendeniz de Kazan’da gelmiş olacaktım. Buluşmaya bu şekilde karar verdik. Hemen Mustafa Kutlu’yu aradım. Çalışma saatlerini öğrendim, randevu aldım. Nitekim yanlarında Mustafa Ruhi Şirin olduğu halde Miraziz Azam, Bursa’da yaşayan oğlu Mirahmet Azam, talebesi Keramet Düzmetova ile birlikte Dergah Yayınlarına giderek Mustafa Kutlu ile görüştüler. Miraziz Azam ile buluşmam hafta sonuna kaldı. Dostluğumuz bir sinema şeridi gibi gözümün önünden aktı gitti.
İCADEVİ KONUKLARI
1992 yılında bir grup yazar arkadaşımız ile birlikte Bakü’den Taşkent’e geçmiştik. Özgürlüklerine kavuşan Türk Cumhuriyetleri’ni, soydaşlarımızı, yazarlarını, sanatçılarını ve aydınlarını daha yakından tanımak için böyle bir program düzenlemiştik. Özbekistan Oteli’nde kalıyorduk. Telefonunu Ankara’da iken defterimize not ettiğimiz Özbekistan Yazıcılar Uyuşması(Birliği) Genel Sekreteri ve Başkan Yardımcısı(1987-1992) Yazar Miraziz Azam’ı aradık. Yarım saat sonra Lada arabasıyla otelimize gelerek bizi sabah kahvaltısı için evine davet etti ve kalacak yer olarak da Özbekistan Yazarlar Birliği’nin Dormen’deki Yazıcılar İcadevi tesislerinden yer ayırdı. Daha sonra oraya taşındık. Bir ay konuk olduk. Günlük 3 $ idi, kendilerine ise 35 kuruş falandı.
Avrupa’nın en adaletsiz ülkesi acaba hangisi? – Mevlüt SOYSAL
Avrupa’nın en adaletsiz ülkesi acaba hangisi? - Mevlüt SOYSAL
“Türkiye İstatistik Kurumu, gelir eşitsizlik göstergesi olarak bilinen gini katsayısını 0,38 olarak açıkladı. Avrupa ortalamasının 8 puan üstünde olan Türkiye, bu verilerle Avrupa’nın en eşitsiz ülkesi oldu.”
“İstikrar mı?” dediniz;
İşte iki cümleden özetledim.
Neyse ki TÜİK, İsrailli ya da Amerikalı bir ekonomi değerlendirme örgütü değil de;
Oradan kurtarmış bulunduk.
Çünkü başlayabilirdi Erdoğan:
- Ey TÜİK...
***
KOBANİ, TELAFER ve BAYRAM KİMİN HAKKI? – Av. Ruhittin SÖNMEZ
KOBANİ, TELAFER VE BAYRAM KİMİN HAKKI? – Av. Ruhittin SÖNMEZ
PKK ve diğer Kürtçü grupların derdinin sadece bir kimlik sorunu olmadığı, bir statü ve bir devlet peşinde koştukları artık bir sır değil. Devlet kurmanın ilk şartı ise bir vatan bilinci oluşturmak.
Asıl adı Ayn el Arap olan Kobani’nin IŞİD tarafından kuşatılması ve düşmek üzere olması “Kürt vatanı bilincini” oluşturmak için bu kesim tarafından çok büyük bir fırsat olarak değerlendiriliyor.
Dr. Nihat Ali Özcan “stratejik açıdan bakıldığında, PKK için Kobani çok önemli bir yer değil. Bu şehrin IŞİD’in eline geçmesiyle Kürt hareketi yok olmaz, buraya IŞİD’i sokmamayı başarırlarsa da güç dengesi çok değişmez” diyor.
Hatta Özcan’a göre, “PKK ve Öcalan açısından Kobani’de 200 bin Kürt ölse de çok önemli olmaz. Öcalan bu durumda bile, sadece Kandil’deki PKK liderleri için ‘ben çok uyardım ama yeterli tedbiri almamışlar’ diye bir ‘fırça’ ile geçiştirir.”
Barzani de Suriye’deki PKK’lıların IŞİD tarafından kırılmasından hiç rahatsız olmuşa benzemiyor. Soner Yalçın bu durumu tarihi Barzani- Öcalan rekabeti ile açıklıyor. Bunlar ABD-İsrail’in Büyük Kürdistan’ı kurduracağından eminler. Esad sonrası Suriye’yi kantonlara bölecek masada Kürtleri temsilen kendileri oturmak derdindeler. Bu sebeple Barzani Kobani’ye yardım göndermiyor.
Peki, PKK/HDP kanadı neden “Kobani’de olanlar sebebiyle Kurban Bayramı kutlaması yapmayacaklarını” açıklıyorlar.
Neden, “Kobani düşerse Çözüm Süreci biter” diye AKP hükümetini tehdit ediyor?
Tek bir sebebi var: Vatan bilinci oluşturmak.
Bayramlar Önce Yüreklerde Olmalı – Seyfettin KARAMIZRAK
Bayramlar Önce Yüreklerde Olmalı - Seyfettin KARAMIZRAK
Teknolojinin baş döndüren yenilikleri, insanoğlunu şaşırtmaya devam ederken, aynı zamanda O’na büyük kolaylıklar da sunmaktadır.
Cep telefonu, internet, televizyon ve yazılı basın araçları, uzaydaki gelişmeler, tedavi yöntemlerinin iyileştirilmesi, yiyecek ve içeceklerde, üretimdekibulgular vb. hayatımıza anlamlı ve pozitif değişiklikler getirmiştir.
Ancak, sessiz ve derinden, bir o kadar da vahim götürüleri de olmuştur elbette: Silah üretiminde artış, çevre kirliliği, gürültü, radyasyon, gıdalardaki hormonsal ve ilaç tehlikeleri, atıklar, katkılar vb. gibi.
Bir yandan da, zamanımızı gizli veya açık şekilde çalmaktadır. Özellikle TV ve internet bağımlılığı, insanları yalnızlaştırmaya başlamış, aile içi ve çevreyle olan iletişim büyük ölçüde azalmıştır.
Böylece insanları kaynaştıran ortak paydaları yok ederek aile bağlarının, samimiyetin, paylaşmanın,ahde vefanın,“sevginin” azalmasına sebep olmuştur.
GÜNEŞ MACARİSTAN’DAN DOĞUYOR – Halil ALTIPARMAK
GÜNEŞ MACARİSTAN’DAN DOĞUYOR - Halil ALTIPARMAK
“…Bugün, aynı iman ve katiyetle söylüyorum ki, millî ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milletinin büyük millet olduğunu, bütün medenî âlem az zamanda bir kere daha tanıyacaktır. Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile atinin yüksek medeniyet ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır.”
Bu ifade, tarihin en bilinçli Türk Milliyetçisi olan Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından okunan 10.Yıl Nutku’ndaki bir ifadedir.
ATATÜRK, medeniyet ufkundan bir Türk güneşinin doğacağını tam 81 yıl önce öngörmüştür.
YARGININ MESLEK KURALLARI – Av. Zeki HACIİBRAHİMOĞLU
YARGININ MESLEK KURALLARI - Av. Zeki HACIİBRAHİMOĞLU
“Her çiçek belli şartlar altında gelişir. Adalet denilen kutsal çiçek ise tarafsız çalışma ve sadece vicdanı ve bilgisi ile baş başa kalmak iklimi içinde bulunan hâkimlerin ve yüksek seciyeli hukukçuların ruhlarında yetişir.”
Meslek Kurallarını eksiden hâkimlerimiz ezbere biliyorlardı. O devirdeki meslek kurallarını şimdiki hâkimlerimiz mesleki hayat tecrübesi ile ve zaman içinde öğrenemiyorlar. Hâlbuki bu kurallar eskiden daha mesleğe adım atarken biliniyordu.
Mesleki Kuralları birer birer kanun hükmü mahiyetini aldığı için bunlara uyup uymamak şahsın mesleki ahlak telakkilerinin kuvvet derecesine tabi olmuyor birer kanun emri olarak da kendilerini şahsa empoze ediyorlardı. O halde bu kuralları ihlal edenler şimdiki gibi kendi vicdanlarına karşı mesul olmakla kalmıyor fakat kanunu çiğnemiş ve meslek suçu da işlemiş oluyorlardı.
İşte çizmiş olduğum bu hâkim tipi bütün faktörlerin etkisi altında teşekkül ve tekemmül etmiş ve adeta bir velinin tipidir.
Hâkim kader, tasa ve açlık, uyku bastırması, sağlıklı düşünebilmeye mani olabilecek bir arıza yani aklı karışmış olduğu halde hüküm vermeye kalkışmamalıdır.
KURBAN BAYRAMI ve KURBANLIK – Prof. Dr. Nevzat ARTIK / Prof. Dr. U. Tansel ŞİRELİ
KURBAN BAYRAMI VE KURBANLIK - Prof. Dr. Nevzat ARTIK / Prof. Dr. U. Tansel ŞİRELİ Ankara Üniversitesi Gıda Güvenliği Enstitüsü /ANKARA
Yaklaşan “Kurban Bayramı” İslam alemi için dini görevlerini yerine getirmesi açısından önem arz ederken, aynı zamanda kontrolsüz hayvan hareketleri ve denetimsiz kesimler zoonoz hastalıklar olarak tanımladığımız omurgalı hayvanlardan insanlara geçen bulaşıcı hastalıklar ile sağlık problemlerinin ortaya çıkmasına da zemin oluşturabilir.
GAZZE DRAMINDA TÜRKİYEYİ GÖRMEK.. – Fazlı KÖKSAL
GAZZE DRAMINDA TÜRKİYEYİ GÖRMEK.. - Fazlı KÖKSAL
Gazze Dramının oluşumunu anlayabilmek için İsrail'in Nasıl Kurulduğunu bilmek gerekir…
İşte size İsrailin kuruluşunun kısa Kronolojik Tarihi….
GAZZE DRAMINDA TÜRKİYEYİ GÖRMEK..
Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
'Tarih'i 'tekerrür' diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?
M.Akif Ersoy
Gazze'de kan var, acı var, gözyaşı var…
Gazze, yaklaşık yüz yıldır Filistin'de yaşanan dramın belki de son perdesi…
Vatansızlaştırılan Filistin halkı, son iki sığınağından birisi olan Gazze'den de muhtemelen çıkmak zorunda kalacaklar…
Ama İsrail Devletinin Arz-ı Mevud'a, Vaat edilmiş Topraklara yürüyüşü, başka toplumların başka insanların acısı pahasına devam edecek…
Gazze Dramının oluşumunu anlayabilmek için İsrail'in Nasıl Kurulduğunu bilmek gerekir…
YOK ARTIK – Cevat NAS
Tükenmeden artık umutlarımız,
Gitsin bu adamlar, gitsinler artık.
Ülkem ihanetle kıvranıyor bak!
Bu Türk düşmanları gitsinler artık.
Sınırlarım yolgeçen hanı olmuş,
Bu ülkede Türk'üm demek zor artık.
Bu çoğalan soysuz tohumlarını,
Ayıklayıp, temizlemek zor artık.
İpini koparan gidip geliyor,
Durun artık diyenlerde yok artık.
Vekil bile askerime taş atar,
Hesabını soran, soran yok artık.
Hırlısı, hırsızı soygun yapıyor,
Adalet nerede diyen yok artık.
Balık baştan kokmuş, kuyruğa doğru,
Onlara da yağ çekenler çok artık.
İhanetçiler hep alkışlanıyor,
Bayrak için ölenlerde yok artık.
Ben bir Türk'üm dinim cinsim uludur,
Diyenlerde sessiz, sessizler artık.
BİNDİK BİR ALAMETE – Av. Ruhittin SÖNMEZ
BİNDİK BİR ALAMETE – Av. Ruhittin SÖNMEZ
IŞİD’e karşı savaşmak için ABD’nin zorlamasıyla kurulan koalisyona girmek konusunda Tayyip Erdoğan’ın tavrı, bir uçtan diğer uca savrulmak şeklinde oldu.
Yandaş medyada bir hafta öncesine kadar hararetle desteklenen Erdoğan’ın görüşü, “hava saldırısı da olmasın, hele kara saldırısı hiç olmasın” idi.
Erdoğan ABD’ye gittikten sonra görüşü değişti, “hava saldırısı yetmez, mutlaka kara saldırısı da olsun. Biz de üstümüze düşen görevi yaparız” şekline dönüştü.
Şimdi Türkiye’nin üç konuda görüşü netleşti:
1- Koalisyonla birlikte hareket etmek. 2- Koalisyonla birlikte Suriye tarafında uçuşa yasaklanmış güvenli bölge oluşturmak. 3- Suriye’de muhaliflerin güçlendirilmesi.”
Görünen o ki, “IŞİD’e karşı oluşturulan koalisyonda Türkiye askeri olarak da aktif görev alacak.”
Türkiye Irak ve Suriye içindeki kirli savaşın resmen bir parçası olacak.
ALGI OPERASYONU – MEDYA BOMBASI – Zahide UÇAR
ALGI OPERASYONU- MEDYA BOMBASI – Zahide UÇAR
IŞİD Bahane, Kürt koridoru şahane…
ABD’nin patronu küresel çete Ortadoğu’da oynadığı satranç oyununu kendi iti IŞİD üzerinden yeni bir sürece soktu. Medya silahını kullanarak ülkelerin halkları üzerine algı bombaları yağdırıyor. Fikirler, değerler, doğrular parçalanıyor. Beyinler boşaltılıyor. İnsanlar korku dehlizlerine sürülüyor. Kimliğini kaybeden insan yön kaybı yaşıyor. Nereye koşacağını bilemiyor.
Küresel çete kendi yarattığı bir canavar olan IŞİD’e gem vurmak bahanesiyle savaş tamtamları çalıyor. Havadan ben, karadan bizim sivil oğlanlar girsin diyerek çakal tuzağını Türk Milletine dayatıyor.
İBLİS iş başında…
Suriye Şam’da yaşayan ve adı bende saklı olan bir Türk vatandaşımız olayın perde arkasını şöyle açıklıyor:
(Buradaki durumlar nedir? ABD havadan sözde IŞİD kamplarını vuruyor. Koca bir yalan. IŞİD’in boşalttığı yerleri vuruyor.
Yirmi Yıl Sonra Yeniden DDY ile Ankara-İzmit Yolculuğu – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN
Yirmi Yıl Sonra Yeniden DDY ile Ankara-İzmit Yolculuğu - Dr. Halil İbrahim Kahraman / Kocaeli Kent Konseyi Başkanı
Devlet Demir Yolları ile hatırlayabildiğim ilk yolculuğum Ankara-Afyon-Burdur’a gidişimizdir. Bu durum babamın memurluğu sebebi ile annem ve biz çocuklarının aynı kompartımanda, ailecek gidebilmek için en uygun tercihti. 16 saatlik bir yolculuk böyle bir tercihi gerektiriyordu. Ankara Garı girişindeki o büyük beyaz kolonların altında babamızı beklediğimizi, o günkü kömürlü trenin kendine has uzun düdük sesini, trenin camını açıp başımızı dışarı uzattığımızda gözümüze gelen kömür çapaklarını, kompartımanımıza gelip biletlerimizi kontrol eden vişne renkli şapkalı, lacivert elbiseli, elinde bilet delicili kontrol memurunu, üzerinde kontrol memurlarının 2-3 delik açtığı dikdörtgen küçük yeşil tren biletlerimizi hiç unutamam.
GERGİNLİK, KUTUPLAŞMA VE ÇATIŞMA – Nurullah AYDIN
GERGİNLİK, KUTUPLAŞMA VE ÇATIŞMA - Nurullah AYDIN
Ortadoğu gergin, Türkiye gergin.
Ortadoğu’da kutuplaşma, Türkiye’de kutuplaşma.
Ortadoğu’da çatışma var, Türkiye çatışmaya doğru sürükleniyor.
Din, mezhep, etnik çatışmalar; Bölgeden Türkiye’ye doğru hızla yansıyor.
Türkiye; dış odakların karar alıcılarla, karar vericilerin ve uygulayıcıların arenasıdır.
Kim karar alıyor, kim karar veriyor, kim uyguluyor, Kim kimden destek alıyor? sorusu soruluyor.
Toplumdaki algıları değiştirmek için, her kesim, kendine göre tezler ortaya koyuyor. Toplumun algılamasını yönlendirmede stratejik merkezler; asimetrik psikolojik savaşın kara propaganda yönetimini uyguluyor.
MEYVE TADINDA ROMANLAR – Fazlı KÖKSAL
Her kitap okuyucusu, kitap üzerine düşünür mutlaka. Kitabı müzikle, resimle, doğayla, kainatla , insanla, başka varlıklarla ve eylemlerle kıyaslayanlar olmuştur. Ve benzetenler… Mesela Nermi UYGUR “Benzetişler” başlıklı denemesinde; “Kitap Aynadır”, Kitap Arkadaştır.”, “Kitap Çağrıdır”, “Kitap Penceredir”, “Kitap İnsandır”, “Kitap Besindir”, “Kitap Gömüdür”, “Kitap Sağlık Yoludur”, “Kitap Ağaçtır”, “Kitap Denizdir”, “Kitap Evrendir” alt başlıkları açmış ve bu benzetişlerini gerekçelendirmiştir[1]…
KURTULUŞ KURTLARIN DÖNÜŞÜNE BAĞLI – Av. Ruhittin SÖNMEZ
KURTULUŞ KURTLARIN DÖNÜŞÜNE BAĞLI – Av. Ruhittin SÖNMEZ
Yaşadığımız coğrafyada var olan, fakat farkında olmadığımız, bir “etkileşim zinciri” ekosistemimizin özelliklerini belirlemekte.
Mesela canlılar arasında var olan bir “beslenme etkileşimi” sayesinde, içinde bulunduğumuz coğrafyanın bitki örtüsü, hayvanların sayıları ve cinsleri hatta iklimimiz belirlenmekte imiş.
İnternette seyrettiğim bir videoda verilen bilgiler çok ilginç. Ben bu olayın videosunu izlerken biyolojik sistemde olduğu gibi sosyolojik ve siyasi gelişmelerde de böyle bir “etkileşim zinciri” olduğunu düşündüm.
***
GÜZ YAĞMURLARI – Av. Tevfik KARABULUT
GÜZ YAĞMURLARI – Av. Tevfik KARABULUT
Umut tohumları saçsa toprağa
Son bir nefes verse sarı yaprağa
Yorgun duyguları atıp ırağa
Ruhlara can verse güz yağmurları
Bülbüle çevirse bir bir dilleri
Estirse yeniden ılık yelleri
Gül bağı eyleyip tüm gönülleri
Bahara döndürse güz yağmurları
Vicdanlardan gelen sesleri duyup
Hazanı tövbeler mevsimi sayıp
Kirlenen ruhları bir bir yıkayıp
Pir-ü pak(tertemiz) eylese güz yağmurları