Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
8Şub/170

DEFİNE – Bir Kandıra Hikâyesi -9 / Mustafa YILDIZ

DSC_0016

DEFİNE – Bir Kandıra Hikâyesi -9 / Mustafa YILDIZ

Gemi Batıran Bora

1 Mart 1958, gemi battı Körfez’de, Üsküdar gemisi, beş yüz kişi boğuldu, çoğu öğrenci. Aynı gündü, o nedenle aklımdadır daima. Fırın yakılmış o gün, annem ekmek yapacak. Evimizin fırına bakan kuzey duvarındaki tahtalar çürümüş biraz, babam da o çürük dökük tahtaları taflan dalları ile kapattı, taflan çalılarını duvara dizdi. Ben de elimde bir sopa, ateşle oynuyorum, eşeliyorum, tutuşturuyorum, söndürüyorum falan.

1Şub/170

DEFİNE – Bir Kandıra Hikâyesi -8 / Mustafa YILDIZ

DSC_0016

DEFİNE – Bir Kandıra Hikâyesi -8 / Mustafa YILDIZ

Tuzlu Muşamba

Defineci Gürcüler gelirler ikide bir, babamı define aramaya götürmek için, annem korkardı o adamlardan, babamın define aramaya gitmesini istemezdi, geri dönmeyecek sanırdı, belki. Çünkü define avcılarının yola ne zaman çıktıkları bilinir de eve ne zaman dönecekleri bilinmez.  “Yenge gelür,  gelür, gelürüz” derlerdi, çabuk geri döneriz anlamında. Gelirler, annemi yine kandırırlar, babamı alır götürürlerdi.

30Oca/170

Bu Diyardan Bir Nihat Gürer Geçti! – İdris TÜRKTEN

Bu Diyardan Bir Nihat Gürer Geçti! – İdris TÜRKTEN

Şu bir gerçek ki, her ölüm erken ve zamansız bir göçüştür. Göçen insanlar yaş itibariyle ne kadar yaşlı olurlarsa olsunlar, çevresindekilerin hala onlardan beklentileri varsa, bu daha da bariz şekilde göze çarpar. Artık dünyanın sizler için ne kadar beyhude olduğunu düşünmeğe başlar, ne tarafa baksanız etrafınızda bir boşluk hissedersiniz, kolunuz kanadınız kırılır, kendinizi manevi bir boşluğun içinde sanırsınız.

İşte Nihat ağabey'in aramızdan zamansız ayrılışı kendisini sevenlerin dünyasında böyle bir boşluk uyandırdı.

Kendisini ve ailesini ne zaman hatırlayacak olsam, gençlik yıllarımda okuduğum ve bana ülkücülüğe ilk adımımı attıran Emine Işınsu Öksüz Hanımefendinin yazdığı "Azap Toprakları" adlı kitap aklıma gelir. Dedelerinin Rumeli'den hazin göç hikâyesini anlatırken, sanki Azap Toprakları'ndaki olayları bire bir onlar yaşamışlardı.

Aramızdaki 42 yıllık ağabey-kardeşlik hukuku, 1975 yılının sıcak temmuz ayında başlar. Petkim Kauçuk Fabrikasına iş başı yaptığımda siyasi görüşümü öğrenen arkadaşlardan birisi: "Komando Nihat'ı tanıyor musun" diye sordu. Çok merak ettim kendisini kauçuk fabrikasının BDX ünitesinde çalışıyormuş. En kısa zamanda tanışmamız gerçekleşti. Anadolu'nun küçük bir şehrinden gelip Kocaeli gibi bir yerde Nihat ağabeyle karşılaşmak, benim için büyük bir moral ve güven kaynağı olmuştu. O unutturmuştu bana gurbetteki yalnızlığımı.

28Oca/170

Sağ olsunlarr. – Kandıralı Fethi

16299530_1732478987065864_7254056370174516815_nSağ olsunlarr. - Kandıralı Fethi

Biiişee yaptığımı zannnn, etmiyorumm..
GONUŞMA dilimlee.yazıyom..!!
Hocammm.Ipek Sümer den
AF OLA...

LANGIR. sokağı
AŞCI İsmaili...
Çırlak MALlesini...
GAVAK kemal den.
Hatıpınarını
GARA ÜZÜM BAYRINI.
Ahcı Nihat dan.
Manav Muzaffere....
197 P.Al.
Turan Sarı dan
Hüsnü Dinç lere...
Rüştü Uygur lardan
ismail Altan lara...
Lisenin duvarlarını
Ağva köprüsünün ayaklarına..

26Oca/170

Savaş Poyraz ve Nihat Gürer’i uğurladık – Orhan BALCI

z2

26Oca/170

Bilge İnsan; Nihat Gürer – Serhat DUYAR

Bilge İnsan; Nihat Gürer - Serhat DUYAR

“80 İhtilalindan sonra mücadeleyi bırakmamak açısından özellikle fikri mücadele için Kocaeli Aydınlar Ocağını kurduk. Bize oturmak yakışmazdı.

Kurucularından ve geçmiş dönem Başkanlığını yaptığım Kocaeli Aydınlar Ocağını Siyasi değil Fikri organizasyon olarak kurduk.

Çekirdek kadroda Vahap Atlı, Beytullah Uslu, Ahsen Okyar ve diğer arkadaşlarla 1985’te fikri boşluğu dolduralım düşüncesiyle Kocaeli de yola çıktık.

Gayesi; sağın tamamına Türk İslam Kültürünü aktarmaktı. 3 Mayıs 1985’te İstanbul ve Ankara’dan sonra 3. Kuruluş Anadolu’ya geçiş noktası olan Kocaeli de, Aydınlar Ocağını kurduk.
Ahmet Kabaklı gibi fikir adamı, İbrahim Kafesoğlu gibi Profesör olmuş akademik kariyeri olan Türk Milliyetçilerinden oluşan bir yapı vardı.

İlimize her Salı akşamı konusunun en iyisi Profesörü getirdik, 139 Hocayı Kocaeli ile buluşturduk. Konferanslar yaptık, Paneller yaptık...”

Evet; bu keyifli sohbet aydın ve mücadeleci duruşu ile Nihat Gürer Ağabey ile yaptığımız bir sohbetten.

26Oca/170

DEFİNE – Bir Kandıra Hikâyesi -7 / Mustafa YILDIZ

DSC_0016

DEFİNE – Bir Kandıra Hikâyesi -7 / Mustafa YILDIZ

Harman

Harmanı saçtık, yığı ile önce yuğladık, çalı ile sürgü yaptık, su döktük, kazanla dolaşırsın harmanı ıslatırsın, toprağı sertleştirmek için, buğday taneleri batmasın diye yığı ile dolaşırsın, samanı ince atarsın, olur beton. Sabah kalkarsın, elli altmış demet saçtın mı harmana haydi oğlum başlıyoruz dönmeye düvenle, hayvanın tersine kürek tutarsın harmana şey yapmasın diye.

18Oca/170

DEFİNE – Bir Kandıra Hikâyesi -6 / Mustafa YILDIZ

DSC_0016

DEFİNE – Bir Kandıra Hikâyesi -6 / Mustafa YILDIZ

Ondan, şundan, bundan

Somun sözcüğü yine başka bir yer ve zamanda geçen bir olayı anımsatıyor, laf lafı açıyor. Sanat Enstitüsü’ne başladığım zaman, 65-66 Meslek Teknolojileri öğretmeni, “Saplamayı neyle sıkarız?” dedi.

16Oca/170

ONİKİYE ON KALA….. / Kandıralı FETHİ

fethi duruONİKİYE ON KALA..... / Kandıralı FETHİ - Tatlısu, Balıkesir 

Yüksel abi..Saatçi..film bittiği andaaa, bu PLAK ı koyardı..
AİLE BAHÇE sinemasında...
Ben, bu gece, ORDAN- BURDAN yazceeem...
GARŞUKK...GURUŞUKK..
neee bilemm, ordann- burdannn.....
Aklıma geldi ..mesala..
Uzağız Gandıra'dan..
URGAN cıların,,,
Bana KALECİ ği öğreten, PALAVRA ÖMER in(Allah nur içinde yatırsın)
Biraderi vardı......
K A Z I M...

KAFASI BÜYÜK--- KALBİ DAHADA BÜYÜKKK..
Benim KANDIRA mın PELVANI idi..(soy adı)
İP yaparlardı..URGAN..

12Oca/170

DİN ADAMLARI YAŞADIĞIMIZ ÇAĞIN SORUNLARININ FARKINA VARMALI – Prof.Dr. Ali BARDAKOĞLU

58b053c805beeea9e04dde1724076741_XL   Habertürk Gazetesi'nden Kübra PAR;  eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu ile 21. yüzyılda İslam dünyasının yaşadığı sorunlar hakkında konuştu...

Kitabınızın adını neden “Müslüman­lığımızla Yüzleşme” koydunuz?

İslam ile Müslümanlık aynı şey değildir. Müslümanlar 14 asırdır tarih sahnesindeler ve farklı coğrafyalarda farklı Müslümanlık tarzları ortaya çıktı. Kendi kavgalarımızın, zaaflarımızın, tarihi ve sosyal şartların yol açtığı sıkıntılar vardır. Bu yüzden Müslü­manlığımızın sürekli İslam ışığında gözden geçirmek ve yüzleşmek zorundayız.

Bugün İslam dünyası denildiğine bir Batılının aklına terör, savaş, geri kalmış­lık, kadınların aşağılanması, otoriterlik, bilim sanatta geri kalmışlık ve körfez ülke­lerindeki abartılı lüks tüketimi geliyor. Neden böyle bir manzara ortaya çıktı?

Batılıların da bizim de görme biçimi­mizde biraz yanlılık var. İslam tarihinde bilimde, teknolojide, bilgi üretiminde başarılı olunan altın dönemler var. Ama bugün İslam dünyasında şiddetin, terö­rün, nefretin olduğu doğrudur. Bununla yüzleşmemiz gerekiyor. Kadın hakları, kız çocuklarına ayrımcılık, eğitim, sağ­lık, çevre gibi temel açılardan gerideyiz. Mesela milli gelirlerin İslam ülkelerindeki dağılımı ve sosyal adalet konusu... İslam adaletten çok söz eder, fakirin yanında olmaya teşvik eder ama bugün İslam dün­yasında insan değeri çok aşağılarda.

11Oca/170

DEFİNE – Bir Kandıra Hikâyesi -5 / Mustafa YILDIZ

DSC_0016

DEFİNE – Bir Kandıra Hikâyesi -5 / Mustafa YILDIZ

Av

Mavzerle. Mavzerle av? Eskiden öyle. Yorgancıda da vardı, görmüşsündür, duymuşsundur. Dolma kapsül koyardı, kara barut, dumanlı barut. Tüfek, av tüfeği çok sonradan çıktı. Dumansız barut çok pahalı, teneke ecza kutusu, içinde yüz kırma kapsül var, yuvarlak, bu boyda (işaret parmaklarını birbirine bakar biçimde yirmi- yirmi beş santim aralıkla havada tutuyor) yine pembe renkli saçma kutusu. Alsana göreyim para nerde? Kara barut almış, dumanlı barut, babam.

6Oca/170

Zor bir yılın ardından – Prof.Dr. İlber ORTAYLI

56fb8066c03c0e5dc8a52390Zor bir yılın ardından -  Pof.Dr. İlber ORTAYLI

Çoğu yılın bilançosu gibi 2016 da acı. Bu yıl, şüphesiz hayatımızın tatlı yönleri de olmuştur. Ama genelde hem Türkiye hem de dünya açısından sıkıntılarla, sorunlarla geçti. Hepimiz için hayırlı ve sağlıklı 2017 dilerim. </DIV>

GEÇEN yıl tarihte yerini nasıl alacak? Tek bir yılın bilançosunu yapmak, tarihçilik açısından çok mantıklı görünmeyebilir ama yine de kendimizi zamanın akışı içinde sınırlayıp bazı değerlendirmeleri kaçınılmaz olarak yapıyoruz.

Ülkemizle başlayalım. 2016’nın temmuz ayının ortasında bir darbe girişimi atlattık. Başarısız bir darbeydi, kanlı olarak başladı ve bastırıldı. Son darbeden bu yana 26 yıl geçmiş. Bir yandan coğrafyamızda, Ortadoğu’da başka darbeler de mevcut. Mısır örneğin, hâlâ darbe rejimi altında. Darbeci ülkelere karşı yürütülen diplomaside dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü Türkiye, ister sevinin ister endişe edin, ister hoşunuza gitsin ister gitmesin, civarımızdaki ülkelerle ekonomik yönden ve nüfusun yayılımı açısından iç içe. Dış politikada hesaba katmadığımız unsurlar her gün önümüze çıkıyor.

Nüfus coğrafyası değişti; birtakım devletlerin ve siyasi rejimlerin gaddarlığı, büyük devletlerin dünya düzenini koruyamaması yüzünden geniş kitleler oradan oraya göç ediyor. Renkli coğrafyası ve kültürüyle eski Suriye’yi bundan sonra bulamayacağımızı bilmek zorundayız.

4Oca/170

DEFİNE – Bir Kandıra Hikâyesi -4 / Mustafa YILDIZ

DSC_0016

DEFİNE – Bir Kandıra Hikâyesi -4 / Mustafa YILDIZ

Seyrek Seyrek Olalı

Seyrek hepi topu üç hane, dedelerim, dedemin dedesi, 1864’te gelmişler, Büyük Çerkez Sürgünü’nde. Yıllardır Kefken’de Babalı köyünde bizim büyük sürgünümüzü anma törenleri yapılır ama bu, Kandıra’da bilinmez, neden bilinmez o da bilinmez. Kandıra’da Çerkez çok azdır aslında, deniz kenarlarından kaçmışlar, hatta balık da yemeyenleri vardır, derler, ataları denizde boğuldu diye. Her yerde söylenmez, Çerkezler, kadının olduğu yerde silah çekmez, kavga etmez, Çerkez kızının gözü hep yerde olur, oynarken bile. Çerkezleri övmek değil amacım, bunları söylerken diğer kavimleri aşağılamıyorum, yanlış anlaşılmasın, Türk, Kürt, Laz, Manav, Çerkez hepimiz Türk bayrağı altında yaşıyoruz.

28Ara/160

DEFİNE – Bir Kandıra Hikâyesi -3 / Mustafa YILDIZ

DSC_0016

DEFİNE – Bir Kandıra Hikâyesi -3 / Mustafa YILDIZ

Hatıralarını Hazine Yapan Adam

Hafızamda yolun ortasındaki kuş yahut yılan resimli taşın çocukluğumdaki şekli. Değirmeni, Kurtuluş Savaşı yıllarında Rum bir aileden almış Rüştü abinin büyük dedesi, ondan evveli zaten kasabanın ileri gelenlerinden, büyük büyük dedesi ilk belediye başkanı Hacı Mustafa Efendi. “Değirmeni satan Rum, buraları terk ederken, paraları yanında götürmek istemiyor. Her taraf eşkıya, çete dolu o zamanlar. Paranın gittiğine yanmaz adam canından da olur. Çoluğu çocuğu, kapı kacağı toplamış adam, buradan, öküz arabasıyla Seyrek’e, -bak o zaman da liman varmış Seyrek’te, hatta gümrük memurluğu da vardı bir zaman, Kamuran ve Gönül Akkor’un babası Seyrek’te gümrük şefi- Seyrek’ten de balıkçı teknesiyle ver elini İstanbul. En güvenli kaçış yolu o, o zamanlar. İşte, güya o Rum, sarı liraları saklamış bir yere derler, çocukluğumdan hatta babamın çocukluğundan beri anlatılır durur bu hikâye.”

27Ara/160

APTAL TEKKESİNE TAŞ, AKLIMIZA KUŞ, ÖNÜMÜZE DÜŞ… / Mehmet Fatih DOĞRUCAN

4918a32e3f

APTAL TEKKESİNE TAŞ, AKLIMIZA KUŞ, ÖNÜMÜZE DÜŞ... / Mehmet Fatih DOĞRUCAN

Aşağıdaki soruların peşine düşmeyenler, başkalarının senaryosunda Hardcore Figuran olmaya mecburdur... Sen bu soruları sormayasın diye MERAL AKŞENER'e saldırıyorlar.

1- Mehmet Dişli nerede? Şaban Dişli ne dedi? Bu ikisine kalkışmada direnen ve yakınlarını kaybedenlerin cevabı veya sorusu var mıdır?

2- Adil Öksüz neden Serbest bırakılmış, bırakan KİM???

3- İncirlik Hava üssünden havalanan uçak var mı, o gece bunlar tarafından bombalandık mı? Yoksa tek bombalama eylemi MÜRTED havaalanı mıdır?

4- Yurt dışına ÖZEL uçaklar ile kaçan AKP'li iş adamları var mı? Varsa KİM?

5- Mehmet Partigöç kim ve ne alemde?

6- Lidersiz DARBE olmaz... Kim bu darbenin ASKERİ Lideri...?

7- İhbarcı Binbaşı H.A. MİT'e 14.45'te bilgi verdiği halde neden Devletin başı meseleyi çok sonra ENİŞTE vasıtasıyla öğrenmiştir? Mit Müsteşarı darbe günü yanına Diyanet işleri başkanını alarak Suriyeli Muhalif Lideriyle hiç bir şey olmamış gibi yemek yiyerek ne konuşmuştur? Bu bilgiye sahip olunduğu halde ÜLKE BAŞI neden öncelikli korumaya alınmamıştır?

8- En önemlisi ise kim bu darbenin SİVİL AYAĞI birader...? Açıklayın da bilelim...

Haydi bakalım...

İşte size ÇÖZÜLMEYEN sırlar yumağını ortada bırakarak SİSTEM değiştirmemeniz için 8 neden... Soracağın gündemde tutacağın konular bunlardır?

Her gün sorun ortalama bir iktidar yandaşına... Bıkmadan usanmadan sorun... Bu soruların cevabı REYİZ REYİZ diye yırtındığı halde Reis'ini SATAN Akp'ye mı çıkacaktır?

AKP kendi darbecisini koruyor mu anlayalım?
Ardından deyin ki, işte bu sebeple
REFERANDUM'da HAYIR...

http://qoshe.com/milli-refleks/mehmet-fatih-dogrucan/aptal-tekkesine-tas-aklimiza-kus-onumuze-d/849671

Kategori: Makale Yorum yok
23Ara/160

NEREDEN NEREYE – Süheyl ÇOBANOĞLU

15672596_10154434322309915_154793726449211615_n

NEREDEN NEREYE - Süheyl ÇOBANOĞLU  RUBASAM Bşk.V.
23.12.2016

TBMM eski Başkanı Cemil Çiçek: “Bu ülke siyaseten ve dinen kandırılmışlar ülkesi; hâlâ bizi kurtaracak tek adamlar arıyoruz! “Dünyadaki sıkıntılarımızdan kurtulmak için de bir kahraman bekliyoruz.” Sözleriyle bir gerçeğe parmak basmış. Büyük Önder Atatürk ise bizlere BİLİMSEL AKILCILIK.. gibi çağdaşlığı öneren bir miras bırakmıştı.

21Ara/160

DEFİNE – Bir Kandıra Hikâyesi -2 / Mustafa YILDIZ

DSC_0016

DEFİNE – Bir Kandıra Hikâyesi -2 / Mustafa YILDIZ

Deredeki Kuyular

Karşı kıyıda, Otogar tarafında, kameriyelerin, çardakların birinde, kızlı erkekli küçük bir grup, sigara paketleri, bira şişeleri, çekirdek, patates cips poşetleri… Kafalarına göre takılıyorlar, telefonlarından mı teypten mi rahatsız edici bir arabesk, aralarında küfürlü konuşmalar...

Ne kadar mümkünse o kadar uzaklarından dolaşmak konusunda sessizce anlaşıyoruz. Sanayinin karşısındaki küçük beton köprüden geçip Otogar içinden yeni pazar yerine doğru rotamız. Küçük köprünün sol ayağı yanından itibaren istinat duvarı üç dört metre yıkılmış, yolun ortasına kadar kazılmış, geniş bir kuyu gibi cep açılmış, dere suyu çamur gibi.

Sanayi atıkları için künk mü döşenecek acaba? Derenin içinde de define aranmış bir keresinde ilk kez duydum bu akşam.

17Ara/160

BURNUNUZDA TÜTTÜMÜMÜ HİÇ… / Kandıralı FETHİ

fethi duruBURNUNUZDA TÜTTÜMÜMÜ HİÇ… / Kandıralı FETHİ

Kandıraya HAS bi deyim bu.
ÖZLEM..

DOĞRUDUR BİLDİĞINİZ...
İki kardeş 48. Ay SELİMİYE de askerlik yapmış ve birbirlerini. Görememişler.

Doğrudur....
Bir kulesi ÜSKÜDAR-Doğancılar - Çiçekciye.
Bir kulesi, duvardibi, Zeynepkamile,
Bir kulesi, Hareme-KIZ KULESİNE.
Öbür kulesi KADIKÖYE - Haydarpasaya bakannn..
İşte ben ordaydım...
20 ay.
FİKİR SUÇLULARIN ARASINDA..
Tamamm sustum, asker ağa, diyordu..
FİKİR SUÇLUSU... Yilmaz GÜNEY...

SELİMİYE ile GANDIRA arası(110+54)klm idi..
Sahiii Şimdi kaçkii.,
HARP vardı. HARBİDEN.. HARP
Telefon mu...???
O ne...
Mekrup yazardım... Havalı olsun diye. DAKTİLOYLA.. (F) klavye Remington ile...

Bağırsan SELİMİYEDEN,
Duyulur sesin GANDIRA dan.

14Ara/160

DEFİNE – Bir Kandıra Hikâyesi -1 / Mustafa YILDIZ

DSC_0016  DEFİNE – Bir Kandıra Hikâyesi -1 / Mustafa YILDIZ

Gizli veya açık herkes define avcısıdır.

Şefik Cami önünde buluştuk. Akşam gezmelerimizin rotasını Rüştü Abi çiziyor. Yalnız başına da olsa arkadaşlarıyla da olsa hemen her akşam yemeğinden sonra aşağı yukarı saat sekiz sırası başlar yürüyüşü, günü sporla kapatır, sağlıklı yaşam için şart.

Yeni Postanenin önünden Tekke Meydanına ağır aksak adımlarla, oradan Orhan Cami’ye doğru hafif yokuş aşağı kendiliğinden tempo artırarak ısınıyoruz, yol tenha, çıkarsa bir iki tanıdık selamlaşıyoruz, çarşıya yakın köşelerden tesiri azalan gürültüler geliyor, seslerin anlamı yok, belki anlamak istemiyoruz. 

7Ara/160

ORDANN- BURDANNN… / Kandıralı Fethi

fethi duruORDANN- BURDANNN... / Kandıralı Fethi

Rahmetlilerden gircemm....
Bu gece.
Aklıma gelen ve geçen...
Biriiii, derse kii,
- Fethi BABA, sen anlattın, bunları, bu kişileri...
AF OLAA.
Genişş, GENİŞ, girmicem...

Aklıma gelen,
ama rahmetli. ....

ama yaşayan,,,,,