
Kalplere İz Bırakmak – Doç. Dr. Süleyman COŞKUNER Kaliteli Yaşam Uzmanı
Kalplere İz Bırakmak -Doç. Dr. Süleyman COŞKUNER Kaliteli Yaşam Uzmanı
Mesleğini veya sanatını yılmadan, usanmadan geliştirip icra edenler, mutlaka günün birinde birçok başarıya imza atıp, şöhret olabilirler.
Sanatlarını icra ederken, yüzbinleri toplayıp, yeri yerinden oynatabilirler.
Şöhretin zirvesine çıkmak ne kadar zor ise, orada uzun süre kalabilmek, ondan çok daha zordur.
Topluma kendini unutturmamak için, sürekli ve öncekilerden daha kaliteli eserler üretip, icra etmek gerekir. Bu çoğu zaman mümkün ol(a)maz. Sıradan bir insanın hatasını sadece yakın çevresi duyarken, zirvede yapılan bir hata anında milyonlar tarafından duyulur.
Şehrimizin Bir Değerine Vefa – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN
Şehrimizin Bir Değerine Vefa – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN
İnsanların birlikte yaşama özellikleri; onların küçükken büyüğe yerleşim yerleriyle bütünleşmelerini sağlar. Köylerden şehirlere doğru büyüyen yerleşim alanları böyle şekillenmiştir. Bu yerleşim alanları ise giyimden yemeğe, evlerden ortak yaşam yerlerine kadar birçok alanda o toplumun kendine has kültür özelliklerini şekillendirir. Bu şekillenmede bazı insanlar rehber özellikleri ile iz bırakırlar. Bu insanların önemi çoğunlukla vefatlarından sonra anlaşılır, farkedi1ir. Halbuki bu insanların hatırlanması, özelliklerinin konuşulup, yayılıp sağlıklarında paylaşılması diğer insanlar için örnek alınmasını ve benzerlerinin artmasını sağlar.
İşte Akçakoca Kültür Platformu‘nun çalışmasına bu göz ile bakmalıyız. Abdullah Köktürk'e ait bu etkinlikte kendisine ait muhtelif anılar paylaşılmış şahsında öncü insanların kişilikleri konuşulmuştur. Ben ise şöyle bir değerlendirme yaptım.
Başarılı olmak için üstün yeteneklere ihtiyaç var mı? – Mesut AKBULUT
Başarılı olmak için üstün yeteneklere ihtiyaç var mı? - Mesut AKBULUT
Başarı, kişiden kişiye durumdan duruma değişebilen bir kavram olsa da önceliklerinizi doğru yapıp, sistemli bir şekilde hedefe ilerlediğinizde kendiliğinden de gelip sizi bulabiliyor. İK profesyoneli ve eğitmen Metin Akkaya “Başarı nedir?” sorusunun cevabını bu yazımızda anlatıyor…
**
Başarı sabit bir tanımı olmayan, herkeste farklı sonuçlar doğuran izafi bir kavram. Çevreye göre, kültüre göre, imkanlara göre, zamana göre hatta cinsiyetlere göre değişiklik gösterebiliyor. Aslında kişileri başarılı ya da başarısız gösteren temel nokta hedeflerdeki eksikliktir. Başarı denildiğinde akla ilk gelen şey aslında sonuçlardır. Zengin insanlar başarılı olarak anılır, ancak zenginlik bir hedef değildir. Belirli iş sonuçlarını elde etmiş kişiler, yaptıkları işin karşılığında yüksek gelire sahip olmaktadır. Rol model olarak belirlediğimiz zengin kişinin katlandığı sıkıntıları, yaşadığı süreci ve bunların sonunda ortaya çıkanları doğru tanımlamak başarılı olmanın temel noktasıdır.
KULÜP DİZİSİ DEYİP GEÇMEYİN veya SEFARAD YAHUDİLERİ – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
KULÜP DİZİSİ DEYİP GEÇMEYİN veya SEFARAD YAHUDİLERİ - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
İstanbul’da 20 Asrın başlarında Direklerarası diye bilinen zamanının, kültür, gezinti ve eğlence çeşitlerinin merkezi olduğu mekan Şehzadebaşı’ndaydı. Bu bölge özellikle Ramazan ayında kültür adamları, yazar ve yeniçerilerin tiryakisi olduğu kıraathanelerin, gezinti ve eğlencenin (meddah, hokkabaz, karagöz, kanto, tuluetvs) kaynaştığı canlı ve hareketli mekan olarak kitap ve hatıralarda kalmıştır. Osmanlı toplumundaki yaşayanların tümünün uğrak yeriydi burası. Sanatçıların önemli bölümü de gayrimüslim idi. Birlikte yaşamayı, birbirine tahammül etmeyi biliyorlardı.
Benim neslim 1960’lı yıllardaher Cumartesi günü bunun kırıntısı gibi olan Şehzadebaşı Kulüp Sinemasında filmden önce gerçekleştirilen Mavi Işıklar Orkestrasının konserini aynı keyifle izlemiş midir bilemiyorum. Filim konserden sonra oynatılırdı ve bilet fiyatları ikiye katlanırdı. Özellikle genç ve öğrenci izleyiciler mutlu olurlardı. Çünkü söz konusu yıllardaki Beyoğlu Maksim, Tepebaşı, Kazablanka, Taksim Belediye, Küçük Çiftlik, Aksaray’da Çakıl ve Gar Gazinolarına sabit gelirlilerin gitmesi mümkün değildi.
Ekonomist Cihat Kaymas’a; “Rahmetli Arkadaşım Fevzi GENÇ” kitabı..
13 Kasım 2021 Cumartesi / Ekonomist Cihat Kaymas’a yeni yayınlanan 306 sayfalık “Arkadaşım Fevzi GENÇ” kitabını takdim ettim.
ÇOCUK EĞİTİMİNDE ANNE BABALARA İPUÇLARI – Seyfettin KARAMIZRAK
ÇOCUK EĞİTİMİNDE ANNE BABALARA İPUÇLARI - Seyfettin KARAMIZRAK
“Çocuğunuz yalan söylüyorsa ya sizden korkuyordur ya da sizin yaptığınızı yapıyordur. Yalan söyleyen anne ve babaların, yalan söyleyen çocukları olacaktır.” A. S. Neil
Çocukluk; daima güzellikle, sevgiyle ve anılarla hatırlanan, özlemle anılan kıymetli bir dönem olarak kalıyor çoğumuzun zihninde.
Sorumlulukların şimdiki halini almadığı, bir yerlere yetişmek zorunda kalınmayan, birilerini mutlu etme gereği düşünülmeden, yalnızca istenilen oyuncaklar alınmadığında üzülünen andır çocukluk.
Çok sevilen çikolatadan yiyebilmek, rengarenk oyun parklarında oynayabilmek, oyundan eve dönünce buruna gelen dayanılmaz kek kokusu, çimlerde koşmak, sonra düşmek, sonra yine koşmaktır belki de çocukluk. Tüm bu ufak şeylerle mutlu olabilmek, ama aslında hiçbirinin ufak olduğunu düşünmemektir çocukluk.
Amir Ateş Üstadımıza; “Rahmetli Arkadaşım Fevzi GENÇ” kitabı..
13 Kasım 2021 Cumartesi / Bestekar – Mevlidhan Amir Ateş üstada yeni yayınlanan 306 sayfalık “Arkadaşım Fevzi GENÇ” kitabını takdim ettim.
Musa Ordu ağabeye; “Rahmetli Arkadaşım Fevzi GENÇ” kitabı..
13 Kasım 2021 Cumartesi / Musa Ordu ağabeye yeni yayınlanan 306 sayfalık “Arkadaşım Fevzi GENÇ” kitabını takdim ettim.
Yaşarken kıymet bilmek… / Nurettin KOLAYLI
Yaşarken kıymet bilmek… / Nurettin KOLAYLI
Elbette ölüm takdiri ilahi.
Yine bu dünyada ölüm, hepimiz için kaçınılmaz bir son.
Yalnız neden insana verilen değer hep ölümünden sonra biçilir ve niye söylenmedik en güzel sözler ölümden sonraya saklanır.
Yine neden yapılmış olan bütün güzel işlerin takdiri insanın vefatıyla değer kazanır.
Kişinin sağlam karakteri, güzel sözleri, efendiliği niye ölümüyle gerçek bulur.
İnsanın kalitesinin tescillenmesi için ölmesini mi beklemek lazım.
Yâda bir insanın değeri onun ölümüyle anlaşılıyor ise niye sağken hak ettiği değerden kişi mahrum kalır ve neden Hakkın rahmetine kavuştuktan sonra kahraman ilan edilir ki?
Öyle ki düşmanı bile ölümünden sonra dost olur. Ve yaşarken hak ettiği kıymeti görmediği de, ne gariptir ki vefatından sonra ardı sıra dizilen methiyelerden de anlaşılır.
Sağken kıymet bilmeyenler, ölümden sonra neden kıymet biçerler insana anlamış değiliz.
Mavi Gözlü BOZKURT – Yüksel ERCAN
Mavi Gözlü BOZKURT – Yüksel ERCAN
1881 yılında başlayan ve 10 Kasım 1938 yılında saat 09.05’te sona erdiği söylenilen 57 yıllık fazla uzun sayılmayacak bir ömür.
“Sona erdiği söylenilen bir ömür” ifadesinin bir millete ne kadar yakıştığı ile ilgili sanıyoruz bundan daha güzel ifade bulunamazdı, zira dünyanın tüm ülkeleri içerisinde bu kadar çok sevilen başka bir lider olduğunu düşünemiyoruz bile.
Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK 10 kasım 1938 yılında saat 09.05’te aramızdan ayrıldı, Osmanlı bakiyesi genç Türkiye Cumhuriyetini içerisinde düştüğü ateşten kurtarmak adına genç bir subay olarak başladığı mücadele bilindiği gibi 29 Ekim 1923 yılında genç Türkiye Cumhuriyetini adeta küllerinden yeniden doğmasına vesile olmuştu.
ÇOCUK EĞİTİMİNDE SEVGİNİN YERİ – Seyfettin KARAMIZRAK
ÇOCUK EĞİTİMİNDE SEVGİNİN YERİ - Seyfettin KARAMIZRAK
Eğitim, hayata ve topluma intibak edebilmenin ortak adıdır. Yeni doğan çocuğun beslenmeye alıştırılması, denilebilir ki, insan neslinin eğitimle tanıştığı ilk somut anlardır. Annenin güler yüzü, sevgi öpücükleri, konuşup okşaması, sevgi göndermeleri bu eğitimin devam eden parçalarıdır.
Ailede sevgi, çocuğu yalnız öpmelerin, okşamaların sayısıyla ölçülecek bir duygu değildir. Onu açığa vurmanın çok çeşitli yollan vardır. Bir sıcak bakış, tatlı gülüş, bir şefkatli dokunuş, bir hediye veya bir ödül binlerce sevgi sözcüklerinden daha etkili olabilir. Sevgi ve övgüyle gelişen çocuk başarıya zevkle ve hızla koşar. Yeter ki aile çocuğunu sevmesini ve sevdirmesini bilebilsin.
#BABA Bee, ordan biii ÇOCUKLUK ısmarlasana bana. – Kandıralı FETHİ
#BABA Bee, ordan biii ÇOCUKLUK ısmarlasana bana. - Kandıralı FETHİ
Bİİ dilim ekmek, üstüne VİTA yağ sürsün #ANNEM..
Manav Muzaffer’den alınmış, hart diye ısıracağım domates, Ayaküstü yerim ben, hiç bişey olmaz., elimin tersiyle silerim ağzımı....
GUYU'dan su çekiyor, Resimci Memet’in NİGAR'ı
Kim gidecek şimdi eve,
GÖMLEKÇİ MAHMURE ablamız duvar dibinde, içeriz suyumuzu..
Aman haaa,,,,, alınmayın, SİZE değil sözüm..
Doymadım, orda – burda – namazgahda - çarşıda gözüm...
Aşaaa maalee ile maçımız var bugün TEKKE MEYDANINDA
Kafaya koyduk geçenlerdeki, GANDIRA GAZOZU'nun acısını çıkarmayı
Kaç gol kaçırdı, ÇORİ ÇENGİZ - ABDÜL- GOCA GAFA NESİP - AYI METİN
KÖPEKÇİ YÜKSEL, Öğrenemedi gitti bi türlü çalım atmayı
Sevgili Dostlar – İSMET AKKAYA
Sevgili Dostlar - İSMET AKKAYA
Geçen yazımda İzmit'e gelişimi göreve başlayışımı özetlemiştim.
Ekim ayı itibariyle derslerime başladım. Asıl branşım "Sekreterlik ve Büro İdaresi" olduğundan ağırlıklı olarak daktilografi dersi verildi. Bunun yanında haftalık ders saatimi doldurmak için, birinci sınıfların Muhasebe, son sınıfların Maliye derslerine girdim.
Mimar Sinan Ortaokulu'nun bir bölümü Ticaret Lisesi'ne tahsis edilmişti, sığıntı konumunda olduğumuz için her sınıftan ancak sabahçı ve öğlenci olmak üzere ikişer şube açılmıştı, ayrıca Akşam Ticaret Lisemiz vardı.
O Yıllarda işe girmek için 10 parmak daktilografi bilmek büyük avantaj sağlıyordu. Ayrıca okulumuz müfredatında Muhasebe, Maliye, Ekonomi, Beşeri Münasebetler, Mal Bilgisi gibi insan hayatına dokunan derslerin olması Okulumuza olan rağbeti artırıyordu.
Ekonomisi ve Sanayii Kocaeli'ne nazaran çok geri olan birçok il ve ilçede birden fazla Ticaret Lisesi olmasına karşın bizde il bazında tek Ticaret Lisesi olması bizim gelişmemizi geciktirdi. Orman İşletmesinin altında kendi binamıza kavuşunca beklenen gelişmeyi gerçekleştirdik.
Cumhuriyet fazilettir – Fahri SAĞLIK
Cumhuriyet fazilettir - Fahri SAĞLIK
Türk Milletinin bağımsızlığının en büyük sembolü olan Cumhuriyet’in kuruluşunun 98. Yıldönümünü kutlamanın millet olarak büyük heyecan ve gururunu yaşamaktayız. Cumhuriyet’in ilanı şanlı tarihimizdeki en önemli dönüm noktalarındandır. Parçalanarak paylaşılmak istenen bir imparatorluktan genç bir cumhuriyet kurulacaktı. Tüm ulusları şaşırtan, benzer kaderi paylaşanlar tarafından örnek alınan muhteşem bir destan yazıldı. 29 Ekim 1923 yılında cumhuriyet kuruldu. Cumhuriyetin nasıl kurulduğunu bilemezsek nasıl korunacağını da bilemeyiz.
Cumhuriyet pek çok kişinin her şey bittiği dediği günlerdeki kahramanların hürriyet, bağımsızlık ve mukaddesatına sarsılmaz bir inancın ürünüdür. Çoğumuz “Cumhuriyet fazilettir” sözünü hatırlarız. Oysa bu sözün devamında “ ... Cumhuriyet yönetimi faziletli ve namuslu insanlar yetiştirir.” denilmektedir. Aslında bu Mustafa Kemal Atatürk’ün vasiyetlerinden biridir. 25 Ağustos 1924, henüz Cumhuriyet kurulalı bir yıl bile olmamışken Atatürk yeni nesilleri yetiştirme görevini muallimler birliği kongresinde "Muallimler, Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür, nesiller ister" sözü ile öğretmenlere veriyor.
Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacak.. / Orhan BALCI
Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacak.. / Orhan BALCI
29 Ekim 1923’te kurulan ve sonsuza dek yaşayacak olan Demokratik Laik Sosyal Hukuk Devleti Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 98. Yıldönümü kutlu olsun.
Dünyada emsali görülmemiş bir azim, kararlılık ve kahramanlıkla hayata geçiren Ulusal Kurtuluş Savaşı sonrasında; 28 Ekim 1923 akşamı arkadaşlarıyla yemek yerken ‘Efendiler yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz’ sözleri en yakın arkadaşlarını bile şaşırtmıştı.
Osmanlı İmparatorluğu’ndaki padişahlık anlayışı babadan oğula geçen yönetim anlayışının ortadan kaldırılıp halkın kendi kendini yönetmesi anlamına gelen ‘CUMHURIYET’ ile yönetilmek zorlu bir savaştan başarıyla çıkan yurttaşlarımıza çok önemli bir armağan oldu.
“Zeynep – Kamil Aşkı”
“Zeynep - Kamil Aşkı”
Onlar 18’nci yüzyılın “Ferhat İle Şirin’idir..
İSTANBUL DA ZEYNEP KAML HASTAHANESİ 1862 DE YAPILDI.
PEKİ hikayesini bilir misiniz?
Zeynep Hanım ile Yusuf Kamil Paşa’nın büyük aşkının hâlâ yaşadığı yerin adıdır ZEYNEP KAMİL...
Genelde masallarda olur böyle aşk öyküleri ya da eski Türk filmlerinde..
Yoksul delikanlı, güzeller güzeli prensese aşık olur..
Bizimki de böyle bir öykü ve gerçek!
Tarihin sevgi bahçesinde yeşeren, sürgünlere, tehditlere direnen, acıyı bal eğleyen bir aşk..
Mısır’da doğan, İstanbul’da ölümsüzleşen bir yüce sevda..
Prensesimiz; Züheyla Zeynep.
Yoksul delikanlımız ise;
Yusuf Kamil.
O zaman başlasın hikaye..
ÇİZGİ FİLMLERİN ÇCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ – Seyfettin KARAMIZRAK
ÇİZGİ FİLMLERİN ÇCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ - Seyfettin KARAMIZRAK
Televizyon programları, çocukları önemli şekilde etkilemektedir. Özellikle “Çizgi Filmler” çocukların hayal dünyasının gelişiminde, çevresindeki nesneleri tanımada diyalog gelişimlerinde olumlu yararlar sağlayabilir. Ancak dikkat edilmezse çocuğu olumsuz şekilde de etkiler.
Çocuklar 18 aylıktan itibaren televizyondan gelen seslere ve görüntülere aşina olurlar. 5 yaşından itibaren gördükleri olay ve davranışları taklit etmeye başlarlar. 3-6 yaş arası çocuklarda bu taklit daha da artar. 6-11 yaş grubu çocukları ise, içeriklerden daha çok etkilenirler. İzledikleri çizgi filminin içeriğini, hayatlarına davranış olarak aktarmaya başlarlar.
DEMOKRAT PARTİ DÖNEMİ – Turan AKINCI
DEMOKRAT PARTİ DÖNEMİ - Turan AKINCI
Bugün iktidarı görünce, Adnan Menderes dönemi daha iyi anlaşılıyor.
Alın size bazı başlıklar.
++
3 Aralık 1950- Arap harfleriyle eğitim yapan dershanelere izin verildi.
8 Ağustos 1951- Hükümet, Halk Evleri’ne el koydu.
9 Ekim 1951- Devlet iç borçları 2 milyar 565 milyon liraya yükseldi.
4 Kasım 1951 - İlkokulların ders programlarına din dersi konuldu.
5 Haziran 1952 - Lozan Antlaşmasına göre Fener Rum Patrikhanesi’nin başındaki kişinin Türk vatandaşı olması gerekir. Bu ilke ilk kez ABD’den uçakla gönderilen Athenagoras’ın Türkiye’ye sokulması ile ihlal edildi. Başbakan Menderes Athenagoras’ı ziyaret etti.
8 Ekim 1952 - Balıkesir’e giden CHP lideri İnönü’yü Vali kent dışında karşılayarak, kente girmemesini, girerse olaylar çıkabileceğini ve kendisinin sorumluluk almayacağını belirtti. İnönü gezisinden vazgeçti.
24 Aralık 1952 – Anayasada bulunan Türkçe kelimler yerine Osmanlıca kelimeler kullandı. Bakanlık yerine Vekalet kullanılmaya başlandı. Genelkurmay Başkanlığı’nın adı “Erkan-ı Harbiye-yi Umumi Reisliği” şeklinde değiştirildi ).
BİR SEMPOZYUMUN ARDINDAN – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
BİR SEMPOZYUMUN ARDINDAN - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
Mehmet Akif Ersoy’un doğumumun 148., vefatının 85., İstiklal Marşımızın TBMM’de kabulünün 100. Yılını idrak ediyoruz. Yılın bitmesine daha iki ay var. Dilerim bu sene de 2011’deki Mehmet Akif Ersoy Yılı gibi tamamlanmaz. Bir farklılık ortaya çıkarır.
2021 İlkbaharından çıkmak üzereydik. Epeyi süredir ikamet ettiğim KKTC’de Girne Ozanköy’de idim. Prof. Dr. Arzu Terzi ve Prof. Dr. Cezmi Eraslan hocalarımızdan bir davet aldım. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Araştırma Merkezi olarak gerçekleşecek “100. Yılında İstiklal Marşı ve Mehmet Akif” konulu uluslararası sempozyuma böylece “Mehmet Akif Ersoy ve Safahat’ın Tanıtımı ve Dünya Dillerine Tercüme Sorunu” başlıklı tebliğimle iştirak ettim. 18 -19 Ekim 2021 tarihlerinde iki gün süren sempozyumun açılışı yüzyüze, sonraki 7 oturum ise zoom ile yapıldı.
Fındıklarımız geldi..
17 Ekim 2021 Pazar / Fevzi Genç kardeşim her yıl fındıklarını topladıktan sonra Sizin hissenize düşenler diyerek fındık getirirdi..
Bende Ailemizin bahçesinden düşenin bir avuçu biraz geçen fındık olduğu söyleyip, Fevzi kardeşimin adeta bir çuval olan fındıklar için teşekkür ederdim.
Bu yılda Nezaket yengemiz hanımefendi ve Gökhan Genç kardeşim fındıklarla birlikte Kocabayramlar’a geldi.
Yengemiz hanımefendiye teşekkür edip, Fevzi kardeşimi rahmetle andık..
Sağol yengeciğim ve sevgili Gökhan kardeşim..