
DİNDE ŞEKLİN ÖZÜ TÜKETMESİ – Ruhittin SÖNMEZ
DİNDE ŞEKLİN ÖZÜ TÜKETMESİ - Ruhittin SÖNMEZ
"Dinler yasaklar üzerine kurulur, ancak dindarlar tarafından ritüellerle tüketilir."
Bu sözü İlahiyatçı-yazar Ayşe Sucu’nun sosyal medya paylaşımından aldım. Ayşe Sucu dinler tarihinin belki de en derin ancak üzerinde en az konuşulan trajedisini bu tek cümleye sığdırmış.
Ritüel inancın şekilsel ve kurallaşmış uygulamalarıdır.
Önce "ibadet" ile "ritüel" ayrımını netleştirmemiz gerekiyor. Bizler genellikle ibadet denilince namaz, oruç, zekât, hac, kurban kesme gibi eylemleri anlarız. Oysa Kur'an bunları "nüsuk" (ritüel/şekilsel uygulamalar) kategorisinde değerlendirir.
İslam, birtakım ritüeller toplamından ibaret bir din değildir; aksine hayatın tamamını ibadetleştiren bir dindir.
Gerçek manada ibadet; tüccarın dürüstlüğüdür, işini kaliteli yapmaktır (salih amel), zalim idareciler karşısında hakkı söylemektir. Bugün inancı şekle hapsedenler, ibadeti ahirette köşk veya huri kazanmak için yapılan bir "tüccar hesabına" ya da psikolojik bir meditasyon seansına indirgemiştir.
Oysa mazlumların ahı göğü inletirken bir köşede doksan dokuzluk tespih çekmek, haksızlığa karşı dilsiz şeytan olup "pasif ve miskin" bir itaatkâr vatandaşa dönüşmek ibadet değildir.
İbadet bir duruştur; haksızlığa, yolsuzluğa ve yoksulluğa isyan etmek, kölelikten özgür insan olmaya yükselmektir.
Ancak insan psikolojisi, zor olan bu "ilkeli duruşu" değil, egoyu okşayan şeklî ritüelleri (nüsuk) sever. Çünkü içinizde büyütmediğiniz kibri, rüşvete uzatmadığınız eli veya devletlüler karşısında eğmediğiniz başı kimse alkışlamaz. Oysa görünür ritüeller kişiye anında belli kesimlerde bir itibar kazandırır.
Asıl amacı insanı yalandan, kul hakkından ve kibrinden koruyacak birer "manevi kalkan" olmak olan ritüeller; zamanla işlenen günahların, liyakatsizliğin ve çiğnenen adaletin, kul haklarının üzerini örten birer örtüye dönüşür.
Kıbrıs Barış Harekatı’nın tanıkları Kocaeli’de konuştu: Emekli komutanlar Kıbrısı’n stratejik önemini anlattı
Kıbrıs Barış Harekatı'nın tanıkları Kocaeli'de konuştu: Emekli komutanlar Kıbrısı'n stratejik önemini anlattı
Kocaeli Aydınlar Ocağı ve Kocaeli Milli Kuruluşlar Birliği tarafından İzmit Sivil Toplum Merkezi'nde Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü anısına düzenlenen panelde kahraman komutanlar tarihi hatıralarını paylaştı.
Kocaeli Aydınlar Ocağı ve Kocaeli Milli Kuruluşlar Birliği anlamlı bir etkinlik düzenledi. Kurumlar Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü dolayısıyla bir araya geldi. Yöneticiler İzmit Sivil Toplum Merkezi'nde özel bir panel organize etti. Kocaeli Aydınlar Ocağı Başkanı Prof. Dr. Tahir Serkan Irmak ev sahipliğindeki panelin adı Zaferin Tanıkları Barışın Stratejisi oldu. AK Parti Kocaeli Milletvekili Sadettin Hülagü bu önemli programa katılım sağladı.
Zaferin Tanıkları Tarihe Işık Tutan Hatıralarını Anlattı
Emekli Tümgeneral Cumhur Evcil harekat sırasında adaya paraşütle inen ilk birlikler arasında yer aldı. Evcil panelde katılımcılara tarihe ışık tutan hatıralarını anlattı. Emekli Kıdemli Albay Profesör Doktor İbrahim Öztek de panelde bir konuşma yaptı. Öztek Kıbrıs'ın Türkiye'nin güvenliği için taşıdığı stratejik önemi vurguladı. Albay Öztek Doğu Akdeniz'deki stratejik dengeleri ve Türk dünyasının geleceğini detaylıca değerlendirdi. Sadettin Hülagü ve diğer konuklar bu tarihi değerlendirmeleri büyük bir ilgiyle dinledi.
Hülagü Kıbrıs Türkünün Güvenliği Vazgeçilmezimizdir Dedi
Kıbrıs Barış Harekatı Kıbrıs Türkünün varoluş mücadelesini büyük bir zafere ulaştırdı. Bu harekat aynı zamanda adaya kalıcı bir barış getirdi. Harekat Türk milletinin kararlılığını ve eşsiz kahramanlığını temsil ediyor. Milletimiz kardeşine sahip çıkma iradesini bu askeri harekatla tüm dünyaya gösterdi. Sadettin Hülagü Kıbrıs Türkünün egemen eşitliğinin ve güvenliğinin vazgeçilmez bir unsur olduğunu belirtti.
https://www.cagdaskocaeli.com.tr/haber/28365871/kocaeli-kibris-baris-harekati-paneli
15 Temmuz Şehitler Köprüsü..
15 Temmuz 2026 Çarşamba / 15 Temmuz Şehitler Köprüsü,
Eski adıyla Boğaziçi Köprüsü ya da boğaza inşa edilen ilk köprü olmasına atıfla halk arasında Birinci Köprü; Karadeniz ile Marmara Denizi'ni birbirine bağlayan İstanbul Boğazı üzerinde yer alan üç asma köprüden biri ve ilkidir. Köprünün ayakları Avrupa Yakası'nda Ortaköy, Anadolu Yakası'nda Beylerbeyi semtlerindedir.
İstanbul Boğazı üzerine yapılan ilk köprü olmasına atfen halk arasında Birinci Köprü olarak da adlandırılan Boğaziçi Köprüsü, daha sonra yapılan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Avrasya Tüneli'yle birlikte kentin iki yakası arasındaki kesintisiz kara ulaşımını sağlar. 20 Şubat 1970 tarihinde yapımına başlanan köprü, 30 Ekim 1973 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 50. yıldönümü şerefine dönemin cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından devlet töreniyle hizmete açıldı. Yapımı tamamlandığında dünyanın en uzun dördüncü asma köprüsüyken, 2012 yılı itibarıyla yirmi birinci sırada bulunmaktadır.
26 Temmuz 2016'da köprünün resmî adı, 2016 Türkiye askerî darbe girişimi sırasında köprüde ölen vatandaşların anısına 15 Temmuz Şehitler Köprüsü olarak değiştirilmiştir.[3][4]
Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş Vefatının 10. Yılında Dualarla Anıldı
"Kocaeli Bizim Şehir" https://www.kocaelibizimsehir.com/
“Türk Dünyasının Aksakalı” olarak anılan Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, vefatının 10. yıl dönümünde kabri başında düzenlenen anlamlı programla yad edildi. Anma törenine akademisyenler, iş insanları, sivil toplum temsilcileri ve çok sayıda seveni katıldı
Kabri başında dualar edildi
Türk düşünce hayatının önemli isimlerinden, akademisyen ve devlet adamı Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, vefatının 10. sene-i devriyesinde İstanbul’daki Anıt Mezar Camii’nde düzenlenen programla anıldı.
Oğulları Prof. Dr. Murat Yalçıntaş ile Mehmet Yalçıntaş’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen anma programı, merhum Yalçıntaş’ın kabri başında okunan Kur’an-ı Kerim ve yapılan dualarla başladı. Katılımcılar, Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş’ın Türk dünyasına, akademiye ve ülkeye kazandırdığı değerleri bir kez daha hatırlayarak rahmet ve minnet duygularını dile getirdi.
Kur’an, mevlit ve dualarla anıldı
Kabir ziyareti sonrasında ikindi namazını müteakip Anıt Mezar Camii’nde mevlit programı düzenlendi. Programda Kur’an-ı Kerim tilavetini İshak Danış ve arkadaşları okurken, dua ve mevlit bölümü ise bestekâr ve mevlidhan Amir Ateş ile Mustafa Başkan tarafından icra edildi. Programa Dr. Ali Mazak ve Fehmi Atay da katılarak anma programına eşlik etti.
Tarihe iz bırakan isimlerin kabirleri de ziyaret edildi
Anma programının ardından Kocaeli’nden gelen heyet, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile merhum Başbakan Adnan Menderes ve dava arkadaşlarının kabirlerini de ziyaret ederek dua etti.
Kocaeli ve İstanbul’dan yoğun katılım
Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş için düzenlenen anma programı, akademi, siyaset, iş dünyası ve sivil toplum çevrelerinden geniş katılımla gerçekleştirildi.
Kocaeli’nden Akça Koca Kültür Platformu Başkanı Hasan Uzunhasanoğlu, Platform Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Ahsen Okyar ve Eczacı Selçuk Arslan programa katılırken; İstanbul’dan eski İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Prof. Dr. Yahya Doğan, Ahmet İyioldu, Dr. Şahin Ceylanlı, Emre İpekli, Ahmet Kanyılmaz, Erdoğan Erdoğdu, Kemal Demircan, Prof. Dr. Sedat Murat, Doç. Dr. Hüseyin Arslan, eski Mustafakemalpaşa Belediye Başkanı Sadi Kurtulan, Gazeteci-Yazar Mehmet Cemal Çiftçigüzeli, Nevzat Gökalp, ekonomist Cihat Kaymas ve çok sayıda seveni hazır bulundu.
Türk dünyasına adanmış bir ömür
Hayatı boyunca ekonomi, siyaset, akademi ve Türk dünyasına yönelik çalışmalarıyla iz bırakan Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, anma programında yapılan konuşmalarda “Türk Dünyasının Aksakalı” olarak anıldı. Katılımcılar, geride bıraktığı fikir mirasının ve yetiştirdiği öğrencilerin, onun hizmet anlayışını geleceğe taşımaya devam edeceğini vurguladı. Program, yapılan duaların ardından sona erdi.
https://www.kocaelibizimsehir.com/prof-dr-nevzat-yalcintas-vefatinin-10-yilinda-dualarla-anildi/
“Zaferin Tanıkları, Barışın Stratejisi”
Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. yıl dönümünde, “Kod Adı: Zafer” ruhunu yeniden hatırlamak; harekâtın askerî, stratejik ve tarihî önemini birinci elden tanıklıklarla dinlemek üzere düzenlediğimiz programımıza teşriflerinizden onur duyarız.
“Zaferin Tanıkları, Barışın Stratejisi” başlıklı panelimizde; Kıbrıs’ın jeopolitik önemini, Doğu Akdeniz’deki stratejik varlığımızı ve soydaşlarımızın özgürlük mücadelesini sahadaki izleriyle ve millî hafızamızdaki yeriyle bir kez daha yad edeceğiz.
Bu anlamlı günde, aziz milletimizin kutlu mücadelesine gönül veren tüm üyelerimizi, dostlarımızı ve hemşehrilerimizi aramızda görmekten mutluluk duyarız.
Konuşmacılar:
Emekli Tümgeneral Cumhur Evcil
Prof. Dr. İbrahim Öztek (E. Kıdemli Albay, GATA Haydarpaşa Eğt. Hast. Kurucu Öğr.Üyesi / Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi)
18 Temmuz 2026 Cumartesi
Saat: 14.00
Sivil Toplum Merkezi – İZMİT
Kocaeli Aydınlar Ocağı Başkanı
Prof. Dr. Tahir Serkan Irmak
Halil Turgut Özal (13 Ekim 1927, Malatya – 17 Nisan 1993, Ankara)
15 Temmuz 2026 Çarşamba / Halil Turgut Özal (13 Ekim 1927, Malatya - 17 Nisan 1993, Ankara)
1989'dan 1993 yılındaki ölümüne kadar 8. Türkiye cumhurbaşkanı olarak görev yapan Türk mühendis, bürokrat ve siyasetçidir.[2] Anavatan Partisi genel başkanı olarak 1983-1989 yılları arasında başbakanlık görevinde de bulunan Özal, 1989 seçimini kazanarak cumhuriyet döneminde doğan ilk cumhurbaşkanı olmuştur. Ayrıca Mustafa Kemal Atatürk'ün ardından, görevi başında ölen ikinci cumhurbaşkanıdır.
Amerika Birleşik Devletleri'nde, Dünya Bankası'nda ve üniversite öğretim üyeliği gibi kısa süreli görevlerin ardından, Özal 1979'da Madenî Eşya Sanayicileri Sendikası genel sekreteri ve daha sonra lideri oldu. 1977'de büyük ölçekli sendikal olaylar sırasında baş müzakereci olarak hizmet verdi. 1977 genel seçimlerinde İzmir'den Millî Selamet Partisi (MSP) adayı olarak seçime girdi ancak başarılı olamadı. 1979'da, Başbakan Süleyman Demirel'in azınlık hükûmetinde başbakanlık müsteşarı olarak göreve başladı ve 1980 askeri darbesine kadar bu görevde bulundu. Müsteşar olarak, Türkiye'ye neoliberal politikaları kazandıran '24 Ocak kararları' olarak bilinen ekonomik reform sürecinde önemli bir rol oynadı. Darbeden sonra, Bülend Ulusu tarafından kurulan hükûmette ekonomiden sorumlu başbakan yardımcılığı görevini üstlenerek ekonomik reformları uygulamaya devam etti. Ekonomi politikası üzerindeki anlaşmazlıklar nedeniyle 1982'de istifa etti.[3][4]
1983'te askerî hükûmet tarafından siyasi faaliyetlere getirilen yasağın kaldırılmasının ardından, Turgut Özal Anavatan Partisi'ni (ANAP) kurdu. ANAP, 1983 genel seçimlerinde %45,14 oranında oy alarak parlamentoda çoğunluğu kazandı ve Özal, 45. Türkiye Hükûmeti'ni kurarak Türkiye'nin Başbakanı oldu. Döviz kuru ve düzenlemeler konusunda bir dizi ekonomik reformu uygularken, enflasyondaki artış ve Kürtçülerin sivil vatandaşlara yönelik artan saldırıları, ANAP'ın 1984 yerel seçimlerinde oy oranının azalmasına neden oldu. 1987 referandumu, 12 Eylül döneminde yasaklanan siyasetçilere siyasi faaliyetlere devam etme izni vermiştir. Başbakan Turgut Özal erken genel seçim kararı almış ve aynı yıl 29 Kasım'da 1987 Türkiye genel seçimleri yapılmıştır. Partisinin oy oranı 1987 Türkiye genel seçimlerinde %8,83 düşerek %36,31'e gerilemiştir. 46. Türkiye Hükûmeti'ni kurarak tekrar başbakan olmuştur. 1988'deki parti kongresinde suikast girişiminden sağ kurtuldu. Özal, dış politikada NATO müttefikleriyle uyumlu hareket etti. Döneminde Avrupa Birliği'ne ilk kez tam üyelik başvurusu yapıldı ve Bulgar Komünist Partisi rejiminin baskı uyguladığı ve asimilasyon politikası yürüttüğü Bulgaristan Türklerinin Türkiye'ye sığınmalarına ve göç etmelerine izin verildi.
Özal, 1989 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçiminde cumhurbaşkanı seçilmiştir. Başbakanlıktan ayrılmasına rağmen, siyasi olayların gelişmesinde belirleyici rolünü sürdürmüştür. Saddam Hüseyin'in Türkiye için büyük bir tehlike teşkil ettiğini ve Saddam'ın bölgeyi hakimiyeti altında tutmasına izin verilemeyeceğini belirtmiştir. Döneminde Soğuk Savaş döneminin bitmesiyle Türkiye'nin de dahil olduğu Batılı müttefikler Sovyetler Birliği'nin dağılması ile dünyada üstünlük kurmuştur. Körfez Savaşı sırasında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George H. W. Bush ile yakın bir bağ kurmuştur.
Özal, 17 Nisan 1993 tarihinde 5 ülkeyi kapsayan 12 günlük Orta Asya gezisinden sonra cumhurbaşkanlığı döneminde resmî kayıtlara göre kalp krizi geçirerek ölmüştür. Topkapı Mezarlığı'nda, Vatan Caddesi üzerinde kendi adına hazırlanan anıt mezara defnedilmiştir.[5]