Türkiye’nin Eğitim Sistemi; Milli Değil, Yerli Değil, İnanç ve Değerlerimizi Ambalajlayıp İçini Boşaltan Bir Paravandır! – Gürkan AVCI
Türkiye’nin Eğitim Sistemi; Milli Değil, Yerli Değil, İnanç ve Değerlerimizi Ambalajlayıp İçini Boşaltan Bir Paravandır! – Gürkan AVCI
Avcı, şunları kaydetti; Eğitimi ulusal bir güvenlik ve varoluş meselesi olarak konumlandırmamız gerekiyor ki çokta geç kaldık. İktidarın "Milli" vurgusunun altının boş olduğunu, eğitim sisteminin aslında küresel kapitalizmin alt kademelerine "itaatkâr ve sınırlı nitelikli" ara eleman yetiştirdiğini görmemek için kör olmak gerekiyor. Milli Eğitim Bakanının milli dediği müfredat, aslında çocuklarımızı küresel teknoloji devlerinin gönüllü emekçileri, denekleri ve ucuz veri işçileri haline getiriyor. Kendi dilini konuşamayan, kendi gerçek tarihini derinlemesine bilmeyen, kim ve ne olduğunu, hayatın amacını bilmeyen ama sosyal medya algoritmalarına ruhunu teslim etmiş bir nesil 'milli' değil, ancak 'kayıp' neslidir. Sayın YÖK Başkanı, Sayın MEB Bakanı siz reform yapmıyorsunuz; siz, küresel dijital sömürge düzenine Türkiye’den vize veriyorsunuz! Sizleri o makamlarda tutan akıl; sizin ilkel ideolojik saplantılarınızı tatmin edeceğiniz reformları-işleri yapmanız karşılığında dayattığı eğitim-kültür-gençlik-mali politikalarıyla gençliğimizi protestanlaştırıyor; yeni dünya düzeni için en kullanışlı bireyler haline getiriyor; kullanıldığınızın hala farkında değilsiniz!
EĞİTİM SİSTEMİMİZ AİLEYİ KORUMUYOR!
Bugün eğitim sistemi, gençlik ve kültür politikaları aileyi korumak yerine, çocukları aileden koparıp "ekran bağımlısı" ve "değer yoksunu" bireyler haline getiriyor. Sayın Bakanlar "Siz meydanlarda 'aile' diyorsunuz, ama okullarda çocuklarla ebeveynler arasındaki gönül bağını koparan bir ruhsuzluğu teşvik ediyor ve yol veriyorsunuz. Övündüğünüz eğitim sisteminiz, anne-babanın sesini dijital gürültüyle bastırıyor. Çocuklarımızı ekranlara teslim eden, onları 'hız ve haz' tutsağı yapan bu sistemin faili bizzat sizin politikalarınızdır. Aileyi korumak yüksek ve pahalı binalar, yollar inşa ederek değil, çocukların zihnini bu 'yok oluş planından' kurtarmakla olur!"
EĞİTİM SİSTEMİMİZ DİNİ VE AHLAKİ DEĞERLERİ DEJENERE EDİYOR!
Sayın Bakanlar, dini ve ahlaki değerleri eğitimde sadece bir "maske" olarak kullanıldığınızı, gerçekte ise ahlakın yaşanmadığını, sadece "satılan bir konsept" haline geldiğini sizde biliyorsunuz. İnancı bir kontrol aracı, ahlakı ise seçim beyannamesinde bir slogan yaptınız. Okullarda din dersi saatlerini artırmakla, İmam Hatip ve Kur’an kursu açmakla dindar nesil yetişmez; siz sadece 'etiket' üretiyorsunuz. İçinde adaletin, liyakatin ve merhametin, sevginin olmadığı bir eğitim ne dindardır ne de milli. Siz çocukların alnını hakikate değil, sınav kağıtlarına, ezberci, dershaneci, kopyacı eğitim sistemine ve aileleri borç senetlerine mahkûm ettiniz!
EĞİTİM SINIF ATLAMA ARACI OLMAKTAN ÇIKTI!
Sayın Milli Eğitim Bakanı, Sayın YÖK Başkanı; Eğitimi bir sınıf atlama aracı olmaktan çıkarıp, gençleri daha hayata başlamadan "borç-umutsuzluk-yurtdışına kapağı atma sarmalına" sokan bir cendere haline getirdiniz. Eğitim artık bir gelecek umudu değil, bir borç tuzağıdır. Gençlerimizin hayallerine daha ortaokul sıralarında ipotek koyuyorsunuz. Borçlu genç susar, borçlu genç risk alamaz, borçlu genç itaat eder. Sizin kurduğunuz bu düzen, özgür zihinler değil, bankalara ve sisteme göbeğinden bağlı 'modern köleler' üretme fabrikasıdır!"
TÜRKİYE YÜZYILI DEĞİL CEHALET YÜZYILI KURULUYOR!
Liyakatsizliği ve niteliksizliği "başarı" gibi sunan reformist zihniyetinizi kınıyorum. Kurduğunuz eğitim sistemi zeki ve sorgulayan çocukları sevmiyor; onları 'sorunlu' ilan edip tasfiye ediyor. Siz bir 'zekâ kıyımı' yapıyorsunuz. Vasatlığı kutsayan, liyakati çiğneyen, siyasi sadakati liyakatin önüne koyan bu anlayışla 'Türkiye Yüzyılı' değil, ancak 'Cehalet Yüzyılı' kurulur. Bu bir eğitim politikası değil, bir milletin kolektif aklına yapılan suikasttır! Önce büyük reklamlarla projeleri parlatıyorsunuz, yandaş gazeteciler eşliğinde halka zorla alkışlatıyorsunuz. Sonra bu projelerle çocuklarımızın zihinsel sınırlarını sığlaştırıyor ve en son onları özgün kimliklerinden tasfiye ediyorsunuz. Bu yaptığınız alışkanlıklarla örülmüş bir 'akıl tutulmasıdır'. Yaptıklarınız sadece rakamları değil, çalınan bir neslin ahını içeriyor. Daha iyisini yapacağız iddiasıyla geldiniz ama o çürümüş eskiyi bile aratır hale getirdiniz; eğitime verdiğiniz zararı bugün milletin vicdanına bırakıyorum.
EĞİTİME PEDAGOJİK DEĞİL İDEOLOJİK BAKIYORSUNUZ!
Yarattığınız Türkiye, gerçek bilgiyi ve zorlu öğrenme sürecini "sıkıcı" ilan ederek çocukları "eğlenceli eğitim" adı altında bir narkozun içine itti. Sayın Bakan, okulları lunaparka çevirerek çocukların 'odaklanma' ve 'derinleşme' yetisini yok ettiniz. Zihinsel bir disiplin gerektiren ilim, yerini 'hap bilgi' ve 'eğlenceli sunumlara' bıraktı. Siz çocuklara bilgi değil, o ilkel, çağdışı ve virütik ideolojinizden mülhem 'pedagojik narkoz'u veriyorsunuz. Bu narkozun etkisi geçtiğinde, bu çocuklar hayatın gerçek zorlukları karşısında iradesiz ve savunmasız kalacaklar. Emek harcamadan kazanmayı vaat eden kurduğunuz bu harami sistem, ahlaki çöküşün daha ilk basamağıdır.
MİLLİ DEDİLER, YERLİ DEDİLER, MANEVİYAT DEDİLER AMA ALTI BOŞ, İÇİ BOŞ ÇIKTI!
Değerli Basın Mensupları, Aziz Milletim; Sevgili anne babalara, çocuk ve gençlerimize seslenmek ve uyarmak istiyorum. Bugün burada evlatlarımıza kurulan o sinsi tuzağı, o pedagojik pusuyu deşifre etmek için huzurlarınızdayım. Hükümet temsilcileri nasıl bir tuzağa hizmet ettiklerinin farkında değiller. Yıllardır "milli" dediler, "yerli" dediler, "maneviyat" dediler; ama bakıyorsunuz altı boş, içi boş, ruhu boş!
GENÇLİĞİMİZİ DİJİTAL DEVLERİN DÜZENİNE MEZE YAPIYORSUNUZ!
Soruyorum size: Eyy bu eğitim sistemini yönetenler; bu nasıl bir milliliktir ki, evlatlarımızı küresel sermayenin elinde ucuz işgücü, dijital devlerin masasında meze yapıyorsunuz? Sayın Bakanlar, siz reform yapmıyorsunuz; siz, Batı’nın dijital sömürge düzenine bu ülkenin çocuklarını peşkeş çekiyorsunuz! Sizin "müfredat" dediğiniz, evlatlarımızı sosyal medya algoritmalarına mahkûm eden, kendi tarihine yabancı, kendi diline dâhil olmayan bir "kozmopolit nesil" projesidir. Siz, o koltuklarda küresel aklın dayatmalarına vize memurluğu yaparken, bizim ciğerparelerimiz "modern kölelik" fabrikalarında ziyan ediliyor!
ÇOCUKLARIMIZI EKRANLARA HAPSETTİNİZ!
Meydanlarda "aile" diyerek nutuk atanlar, okullarda çocukla ebeveyn arasındaki o mukaddes bağı koparıp atıyor. Övündüğünüz bu ruhsuz sistem; anneyi babayı bir kenara itmiş, çocuğu ekranın karanlığına hapsetmiştir. Çocuklarımızı "hız ve haz" tutsağı yapan bu sistemin faili bizzat sizin politikalarınızdır! Aileyi korumak süslü binalar dikmekle olmaz; aileyi korumak, çocuğun zihnini bu küresel yok oluş planından kurtarmakla olur!
SEVSİNLER SİZİN DEĞERLER EĞİTİMİNİZİ!
Şimdi kalkmışlar "değerler eğitimi" diyorlar. Sevsinler sizin değerlerinizi! İçinde adaletin olmadığı, liyakatin çiğnendiği, merhametin, sevginin, şefkatin, herkesi kucaklamanın uğramadığı bir eğitim ne dindardır ne de millidir. Siz çocukları; ezberci, kopyacı, dershaneci bir cendereye mahkûm ettiniz. İnancı bir kontrol aracı, ahlakı ise seçim beyannamesinde bir "konsept" haline getirdiniz. Kusura bakmayın; okulun tabelasına "imam hatip" yazmakla, din dersi saatini artırmakla, süslü camiler inşa etmekle dindar nesil yetişmez! Siz sadece etiket üretiyorsunuz, biz ise ruhu çalınan bir neslin feryadını duyuyoruz!
EĞİTİMİ FEODALLEŞTİRDİNİZ!
Bu kurduğunuz düzen; zeki, sorgulayan, "ben de varım" diyen evladı sevmiyor. Onu "sorunlu" ilan edip sistem dışına itiyor. Siz bir "nesil kıyımı" yapıyorsunuz! Liyakati ayaklar altına alıp sadakati kutsayan bu anlayışla, değil "Türkiye Yüzyılı", olsa olsa "Çürüme Yüzyılı" kurulur. Garibanın çocuğuna "ara eleman" diyerek modern köleliği layık görürken, kendi çevrenizi steril kolejlerde, yurtdışında büyütüyorsunuz. Bu eğitimin demokratikleşmesi değil, eğitimin feodalleşmesidir! Bu milletin evlatlarına karşı yapılan en büyük haksızlıktır!
KENDİ ÇOCUKLARINIZI BİLE BU EĞİTİM SİSTEMİNE EMANET ETMİYORSUNUZ!
Buradan Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’a, Cumhurbaşkanlığı Eğitim Kurulu üyelerine, Sayın Bakanlara ve YÖK Başkanı’na en can alıcı soruyu soruyorum: Kendi elinizle hazırladığınız bu sisteme, kendi evlatlarınızı ve torunlarınızı gönül rahatlığıyla emanet edebilir misiniz? Cevabınız "Hayır" ise –ki biz biliyoruz ki hayır– o halde bu milleti daha fazla oyalamayın!
Sevgili Anne-Babalar; Uyanmak konforu bozar ama esaretten kurtarır. Biz DESAM olarak, bu sessiz işgale, bu pedagojik narkoza teslim olmayacağız! Maalesef muhalefetimiz en az iktidar kadar çapsız, içi boş, kof, umarsız, avane ve ilkel ideolojilere saplanmış haldedir. Bir toplum neyi alkışlarsa onu büyütür. Biz; adaleti, liyakati ve hür düşünceyi alkışlayan bir Türkiye inşa edene kadar susmayacağız. Bu bir eğitim kavgası değildir; bu, bir milletin var oluş ve istiklal kavgasıdır! Vakit, bu oyunu bozma vaktidir!