Feyzullah Yavuz Ulugün hayatını ve mübadele sürecini anlattı – Funda KOLUTEK
Feyzullah Yavuz Ulugün hayatını ve mübadele sürecini anlattı - Funda KOLUTEK
Kocaeli Dokümantasyon Merkezi’nin bu haftaki konuğu Feyzullah Yavuz Ulugün oldu
Kocaeli Dokümantasyon Merkezi’nin “Yaşayan Tarih Sohbetleri Programı”nın bu haftaki konuğu İzmitli iş adamı, kaptan, rehber ve yazar Feyzullah Yavuz Ulugün oldu. Yoğun katılımla gerçekleşen programda katılımcılar Balkan göçleri, mübadele süreci ve aile tarihine dair slayt ile zenginleştirilmiş kapsamlı bir anlatı dinledi. Programın moderatörlüğünü Kocaeli Dokümantasyon Merkezi Çalışma Grubu Başkanı Müzeyyen Ünal üstlendi.
DERİNCE LİMANINDA KILAVUZ KAPTANLIK YAPTI
İzmit doğumlu Feyzullah Yavuz Ulugün, 1976 yılında Galatasaray Lisesi’nden, 1981 yılında ise Yüksek Denizcilik Okulu’ndan mezun oldu. Meslek hayatına uzak yol kaptanı olarak başlayan Ulugün, uzun yıllar yerli ve yabancı gemilerde görev yaparak denizcilik sektöründe önemli bir birikim edindi. 1990-1996 yılları arasında Derince Limanı’nda kılavuz kaptanlık görevini üstlendi. Denizcilik literatürüne “Guide to Turkish Ports” ve “Kocaeli ve Çevresi Denizcilik Tarihi” adlı eserleri kazandıran Ulugün’ün, bunun yanı sıra Kocaeli ve çevresinin yerel tarihine ışık tutan 20 kitabı ve çok sayıda makalesi bulunuyor. 1992 yılından bu yana Melodi Gemi Acenteliği Limited Şirketi’nde ortak ve genel müdür olarak görev yapan Ulugün, üç dönem İMEAK Deniz Ticaret Odası Acenteler Komitesi üyeliğinde bulundu. Nikomedia Kazıları İzmit Kültür, Sanat ve Eğitim Vakfı Başkan Yardımcılığı görevini de yürütmüş olan Ulugün, 1996-1997 yıllarında KYÖD Başkanlığı görevini üstlendi. 1998 yılından bu yana da Rotary Kulübü üyesi olarak sivil toplum çalışmalarını sürdürüyor.
KOÜ ÖĞRENCİLERİ DE KATILDI
Programa, Esra Balcı da öğrencileriyle birlikte katıldı. Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü öğretim üyesi Balcı ve bölüm öğrencileri, program sonunda hem Müzeyyen Ünal’a hem de Feyzullah Yavuz Ulugün’e çiçek takdim etti. Her zamankinden çok daha yoğun bir katılımla gerçekleşen programa ilgi büyüktü.
ZOR YILLARI ANLATTI
19. yüzyıldan itibaren Balkanlar ve Kafkasya’dan Anadolu’ya yönelen göç dalgalarının arttığını belirten Ulugün, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ve ardından Balkan Savaşları ile göçün kitlesel boyutlara ulaştığını ifade etti. 1923 Lozan görüşmeleri sonrasında alınan mübadele kararıyla birlikte zorunlu nüfus değişiminin başladığını hatırlatan Ulugün, Batı Trakya Müslümanları ile İstanbul Rumları hariç olmak üzere yerleşik nüfusun karşılıklı olarak yer değiştirdiğini belirtti. 1923’te başlayan mübadelenin 1927’ye kadar sürdüğünü aktardı.
“DENİZİN İKİ YANI DA ÇİLE DOLUYDU”
Konuşmasında kendi ailesinin göç serüvenine de değinen Ulugün, dedesi 1888 Drama doğumlu Feyzullah Ulugün’ün mübadele sonrası ailesiyle birlikte önce Kavala’ya, oradan deniz yoluyla İzmir’e geldiğini anlattı. Ailenin ilk olarak Söke’ye yerleştirildiğini, ardından Akhisar’a geçerek yeni bir hayat kurduğunu söyledi. Göç yolculuğunun deniz üzerinden gerçekleştiğini, o dönemde kara ve demiryollarının yetersizliği nedeniyle liman kentlerinde büyük yığılmalar yaşandığını ifade eden Ulugün, taşımanın büyük ölçüde Türk gemileriyle yapıldığını belirtti. “Denizin iki yakası da çile doluydu” diyen Ulugün, mübadele sürecinde hem Türkiye’ye gelen Müslümanların hem de Yunanistan’a giden Rumların büyük travmalar yaşadığını vurguladı.
“AİLE TARİHİNİ YAZMAK BİR SORUMLULUK”
Ulugün, geçmişin silinmemesi için aile tarihini kaleme aldığını belirterek, “Bir imparatorluğun küçülmesi sonucu elden çıkan topraklardan göçmek zorunda kalanlar uzun süre geri döneceklerine inandı. Ama yeni topraklarda kök salındı. Bu hafızayı korumak bizim sorumluluğumuz” ifadelerini kullandı.
“KAPTANLIK GURBET HAYATI”
Kaptanlık yaptığı yılları anlatan Ulugün, “Kaptanlık aslında bir tür gurbet hayatı. Ailenizden, ülkenizden, kentinizden uzaktasınız. 20 kadar mürettebatla birlikte, adeta yüzen bir kutunun içinde bir limandan diğerine gidiyorsunuz. Çalışırken de şartlar oldukça ağır olabiliyor. Zaman zaman sert hava koşullarıyla karşı karşıya kalırsınız biz buna “deniz domuz olur” deriz. Fırtınadan sakınmanız gerekir. Bugünkü gibi iletişim imkânları yoktu. Hava tahmin raporlarını bile kendimiz hazırlamak zorundaydık. Telsizle aldığımız verileri haritalara işler, rotamız üzerindeki hava durumunu analiz etmeye çalışırdık. Limana vardığınızda ise iş bitmez; ya yük tahliye edilir ya da yeni yük alınır. Ardından yeniden yola çıkılır.
“BOŞ ZAMANLARIMIZDA KİTAP OKURDUK”
Dışarıdan bakıldığında romantik ya da turistik gibi görülebilir ama aslında öyle değildir. Bu bir spor ya da gezi değil; son derece disiplinli ve yorucu bir meslektir. Limanlarda şanslıysanız birkaç saatliğine bulunduğunuz yeri görme imkânı olur, o kadar. Bu nedenle kılavuz kaptanlık teklifi geldiğinde fazla düşünmeden kabul ettim. 20 küsur yıl denizlerde görev yaptım. Boş zamanlarımızda genellikle kitap okurduk. Kâğıt oyunları, tavla, satranç gibi salon oyunları oynardık. Bazen de balık tutardık. Eğer iyi bir avlak yakaladıysak bu bizim için keyifli bir uğraş olurdu. Bir keresinde inanılmaz miktarda uskumru yakalamıştık. Onları salamura yaptırmış, hatta tenekede lakerdasını bile kurmuştuk. Çok güzel olmuştu. Deniz hayatının küçük ama unutulmaz keyifleri bunlardı
ROTARY KULÜBÜ’NE GİRİŞ HİKAYESİNİ ANLATTI
KYÖD Başkanlık dönemim bitmişti, yıl 1998 olmalı. O sırada Rotary Kulübü’ne konuşmacı olarak davet edildim. O dönem biz, Seka Fidanlığı alanına bir fabrika yapılmasına karşı bir itiraz süreci yürütüyorduk. Körfezin neredeyse tamamı sanayiyle çevrilmişti en azından o bölgenin kamusal ve yeşil alan olarak kalması gerektiğini savunuyorduk. “Elinizdeki her yeri sanayileştirdiniz, bari burayı bırakın” diyorduk. Sanayileşmeye bütünüyle karşı olmak gibi bir yaklaşımımız yoktu. Ancak bir kentin sadece fabrikalardan ibaret olmaması, aynı zamanda yaşanabilir alanlara sahip olması gerektiğini anlatmaya çalışıyorduk.
“BENİ TANIMAK İÇİN DAVET ETMİŞLER”
Fidanlık alanına fabrika yapılmasına farklı kesimlerden pek çok insan çeşitli gerekçelerle karşı çıkıyordu. Rotary’de yaptığım konuşmada önce kendimi tanıttım, ardından neden bu harekete karşı olduğumuzu, itirazımızın temel gerekçelerini anlattım. Amacımızın sanayiye karşı çıkmak değil, kentin yaşam kalitesini savunmak olduğunu ifade ettim. Meğerse beni aslında yakından tanımak için davet etmişler. Konuşmanın ardından teklif geldi. Daveti kabul ettim. O günden bu yana da Rotary’nin içindeyim” dedi. Program, katılımcıların sorularının ardından sona erdi.