
Türklerin Yeniden Doğuş Bayramının adı; NARDUĞAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
Malik Kerimov üstat diyor ki!
Yıl sonu yaklaşıyor.
Türklerde çam süsleme geleneği...
Türklerin, İSLAM DİNİNE girmesinden önceki inançlarına göre, yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı bulunuyor.
Bu ağacı, imge olarak bizim bütün halı, kilim ve işlemelerimizde görebilirsiniz.
Türklerde güneş çok önemli. İnançlarına göre gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık'ta gece gündüzle savaşıyor.
Uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek utku kazanıyor. İşte bu güneşin utkusu, yeniden doğuşu, Türkler büyük şenliklerle akçam ağacı altında kutluyorlar.
Güneşin yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarak algılanıyor.
Bayramın adı NARDUGAN (nar=güneş, tugan, dugan=doğan) Doğan güneş.
Güneşi geri verdi diye o tarihdeki inançlarına göre Tanrı Ülgen'e dualar ediyorlar. Duaları Tanrıya gitsin diye ağacın altına armağanlar koyuyorlar; dallarına alacalı ipler bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar Tanrıdan...
Bu bayram için, evler temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor. Ağacın çevresinde yırlar söyleyip oyunlar oynuyorlar.
Yaşlılar,büyük babalar, nineler görmeye gidiliyor; bir araya gelerek birlikte yiyip içiliyor. Yedikleri; yaş ve kuru meyveler, özel yemek ve şekerleme... Bayram, yakınlarla bir araya gelerek kutlanırsa ömür çoğalır, uğur getirirmiş. Akçam ağacı yalnız Orta Asya'da yetişiyormuş. Araplar bu ağacı bilmezlermiş, bu yüzden olayın, Türklerden Hıristiyanlara geçtiği, bunu da Hunların Avrupa'ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları söyleniyor. Hz İsa'nın doğumu ile hiç bir ilgisi yok. "Doğum, güneşin yeniden doğuşu"
“Bölgesel ve Global Gelişmeler Işığında Türkiye’nin Dış Politika Vizyonu” – Prof. Dr. İrfan Kaya ÜLGER
DENETİMSİZ GÜÇ, CEZASIZLIK VE AHLAKİ ÇÖZÜLME – Ruhittin SÖNMEZ
DENETİMSİZ GÜÇ, CEZASIZLIK VE AHLAKİ ÇÖZÜLME - Ruhittin SÖNMEZ
AKP kadrolarına en yakın gazeteci/ televizyonculardan biri olan Mehmet Akif Ersoy üzerinden başlatılan soruşturma çok dikkat çekti. Aslında bu vaka bir tane değildi.
Bu örnek, dindar aile ortamlarında ve eğitim kurumlarında yetişmiş, iktidara yaslanmanın sağladığı imkanlarla şöhrete, paraya ve dokunulmazlığa kavuşmuş kişilerde ahlaki bozulmanın sistemik bir hal aldığını gösteriyor.
Levent Gültekin “Şatafatlı Mağlubiyet: İslamcıların İktidarla İmtihanı” kitabında anlatmıştı.
Abdurrahman Dilipak, içeriden biri olarak özeleştiri niteliğinde, İslamcı kesimde gösteriş, şatafat düşkünlüğüne; İslami ritüellerin, kavramların nasıl içlerinin boşaltılıp bayağılaştığına dair yazdıklarını da okumuştuk.
Dilipak “masa, kasa, nisa” olarak tanımladığı makam, zenginlik ve kadın alanında nefisleri sınanan (imtihan edilen) İslamcılar içinde sınavı geçen pek az kimse olduğunu söylüyordu.
Ancak biz yine de sosyete umreleri, tahtlı-sandallı düğünler, after umre partileri, İslami baby showerlar, alkolsüz şampanyalar, 40 günlük bebeğe mevlitte tek taş pırlanta takmak gibi görgüsüzlükleri, İslamcı papatyalar olmaya hevesli, dar bir kesimin özentisi zannediyorduk.
Daha sonra gördük ki bunlar ve daha beteri yozlaşma AKP’ye yaslanan zümrelerde oldukça yaygın hale gelmiş. İhale kapmak için ihrama bürünüp umreye giden ama dönüşte free shop’ta viski alırken yakalananlar… Kokain çeken, fuhuş yapan bürokratlar, TV spikeri kızlar…
İmam Hatip kökenli, İlahiyat mezunu, kimi tarikat ehli, kimi İran tipi İslamcılar; alnı secdeye değen, Hac ve umre seyahatleri yapanlar içinde de büyük günahlar yaygınlaşmış: Rüşvet, iltimas, kamu malını, kul hakkını yeme gibi günahların yanında uyuşturucu kullanan, grup seks yapan, kadınları kullanarak iş bitiren tipler çoğalmış.
Dilipak, “Başörtüsü aksesuara dönüştü. Haram para cüzdanda durduğu gibi durmuyor” diyor.
Eskiden günah diye kadın elini sıkmayanlar, emrinde çalışan kadınları cariye sayıp istediğiyle kucaklaşıp, bunların içinden seçtikleriyle ilişkiye girer olmuşlar. (Sabahattin Önkibar’ın İhlas Holding kurucusu Enver Ören hakkında anlattıkları içinde daha ilginç olanları da var.)
Casinolarda rulet masasında kumar oynarken yakalanan muhafazakar bakan çocuğunu gördüğümüzde bireysel bir günah saydık. AKP genel merkezinde çalışan, lüks otomobili içinde kokain çekenler de bizi ürpertmedi. Bu ahlaki çözülmenin sebebini ve sonuçlarını düşünmedik.
Şeffaf bir hukuk devleti ve liyakat sisteminden uzaklaşma ile bağını göremedik.