
Kaybının 19 yılında Ebulfeyz Elçibey’e Allah rahmet eylesin
New York’ta yaşayan İzmitli İsmail Vardal kardeşim, rahmetli Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey’e ziyaret müddetince şöförlük yapmıştı..
22 Ağustos 2000 tarihinde kaybettiğimiz Ebulfez Elçibey’e Allah rahmet eylesin..
BUNU OKUMANIZ SADECE BİR DAKİKANIZI ALIR!!! PAYLAŞMAKSA NİCE HAYATLAR KURTARIR~~ demiş!..
BUNU OKUMANIZ SADECE BİR DAKİKANIZI ALIR!!!
PAYLAŞMAKSA NİCE HAYATLAR KURTARIR~~
Barbekü esnasında Ayşe tökezledi ve düştü, onu temizlediler. Biraz sarsılmış görünse de Ayşe akşamın geri kalanını eğlenerek geçirdi.
Ayşe'nin kocası daha sonra telefonla arayarak eşinin hastaneye kaldırıldığını söyledi. Akşam 06:00'da da Ayşe öldü.
Barbekü'de felç geçirmişti. Eğer felç'in işaretlerini tanımlayabilselerdi, belki de Ayşe şu anda aramızda olacaktı; bazıları ölmüyor, ama çaresiz ve ümitsiz bir durumda kalıyorlar!
Bir nörolog felç vakalarını inmenin geldiği zamandan üç saat içinde müdahale edebilse felcin etkilerini tamamen geri çevirebileceğini söylüyor.
PÜF NOKTASININ felcin tanımlanması, teşhis edilmesi ve üç saat içinde hastanın medikal bakımının başlaması olduğunu söylüyor.
• FELCİN tanımlanmasında ÜÇ TEST: "S.T.R."
Bazen felcin semptomlarının tespit edilmesi zordur. Bilinçsiz olmak maalesef felakettir. Felç hastası, eğer yakınındaki kişiler tarafından felcin semptomları teşhis edilemezse, ciddi beyin hasarına maruz kalır.
Doktorlar yakında bulunan herhangi birinin ÜÇ BASİT SORU sorarak felci teşhis edebileceğini söylüyor:
S *Gülümsemesini söyleyin (Smile)
T *Basit bir cümle kurmasını söyleyin (Talk)
(örn. Bu gün dışarısı güneşli.)
R *Her iki kolunu kaldırmasını söyleyin. (Raise)
Hasta bu görevlerin herhangi birini yapmakta zorlanıyorsa, derhal acil servis numarasını arayın ve semptomları almaya gelenlere söyleyin.
•Felcin yeni işareti: Dilinizi çıkarın!
DİKKAT: Felcin bir başka işareti şudur: Hastaya dilini çıkarmasını söyleyin. Eğer dil kıvrılmışsa veya bir tarafa doğru yatmışsa bu da felç işaretlerindendir.
Prof.Dr. Ahmet Haluk Dursun hocamızı da kaybettik..
Değerli arkadaşım, gönül dostum; millî hizmetlerin adamı Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun’ kardeşimi feci bir trafik kazası sonunda vefatından tarifsiz bir acı ve üzüntü yaşamaktayım.
Haluk hoca, Akademik çalışmaları yanında Ayasofya Müzesi ve Topkapı Saray’ı Müdürlükleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarlığı ve nihayet
Bakan Yardımcılığı görevlerini
fedakar çalışmaları ile başarılı bir şekilde yerine getirmişti.
Kaza öncesi son görevi de 26 Ağustos’ta yapılacak olan Malazgirt Zaferimizin 948. yılı kutlama hazırlıklarını yerinde görmek ve incelemekti.
Çok daha verimli olabileceği bir dönemde vefatı tarih, kültür, medeniyetimiz
adına büyük kayıp olmuştur.
Ne diyelim takdir-î ilahi böyle imiş.
Allah(cc) gani gani rahmet eylesin, mekanı Cennet olsun. Milletimizin
başı sağolsun. Ailesine, yakınlarına ve dostlarına sabır diliyorum.
Süleyman Demirel’den öğütler:

1-Hiçbir suyun derinliğini iki ayağınızla birden yoklamayın.
2- Kederde de mutlulukta da “Bu da geçer” demeyi unutmayın.
3- “Daha fazla daha iyidir” diye kendinizi kandırmayın.
4- “Her gecenin sabahı olduğunu” daima hatırlayın!
5- Hayat maçını kaybettiren golleri en çok “Kendinizi en güçlü hissettiğiniz anlarda” yiyebileciğini aklınızdan çıkarmayın.
6- Konuşmaya başlamadan önce şu 4 cümleyi anımsayın:
*Söylediklerimin gereği var mı?
*Anlattıklarım iyilik ve şefkat içeriyor mu?
*Söylediklerim birini incitiyor mu?
*Söz ettiklerim sessizliği bozacak kadar değerli mi?
7- Huzurlu bir yaşam için dinleten değil dinleyen, yargılayan değil anlayan, eleştiren değil hoş gören, kavga eden değil affeden olun.
8- Hakiki dost iyi günde davetle, kötü günde kendiliğinden gelir.
9- Yıllarınızı nasıl geçirdiğiniz, o yılların içine ne kadar çok hatırlanabilir ve güzel an ve anı sığdırdığınız, sizin kaç yıl yaşadığınızdan çok daha önemli ayrıntılardır.
10- Kaybettiklerinin bazen kazancın da olabileceğini unutma.
11- Mutluluk, küçük şeyleri büyük fırsatlara çevirenilme becerisidir.
12- Sabır öfkeden, nezaket nefretten iyidir.
13- Basit ve anlaşılabilir ifade edemiyorsanız yeteri kadar anlamamışsınız demektir.
14- Her tohum kendi toprağında yeşerir, tohum çiçeğini, çiçek meyvesini göremez.
15- Geçmiş pişmanlık, gelecek endişedir. Huzur ise sadece şu anda ve bugündedir.
Yeniden Aydınlanma Derneği Kazdağları Bildirisi
Edremit Körfezi’nden Çanakkale’ye kadar uzanan Kazdağlarında bir doğa kıyımı yaşanmaktadır. Doğa harikası olan ve Ege Bölgesi'nin akciğerleri olarak tanımlanan Kazdağlarında on binlerce ağaç kesilmiş, doğadaki bu büyük yıkım bölgenin hayvan varlığına da yansımış, milyonlarca hayvan yuvalarından olmuştur. Milli Park olan bölgedeki uygulamanın kısa ve uzun vadede ekolojik sisteme verebileceği zararlar bizleri üzmektedir.
Bilinçsizce atılan adımlar endemik bitkilerin ortadan kalkmasına ve su kaynaklarının kurumasına yol açabilir. Körfez Bölgesinin su ihtiyacının büyük bölümü halk arasında "Binbir Pınarlı Kazdağları" deyişinde kendisini bulmaktadır. Ayrıca, Kazdağları sadece Kazdağları değildir. Oksijen oranında dünya liderliğine oynayan bir bölgenin oksijen kaynağıdır.
Kızılderililerden Tek Kelimelik Hayat Dersi..
Kızılderililerden Tek Kelimelik Hayat Dersi..
Cherokee kabilesinin yaşlılarından biri kabilenin gençleriyle hayat, aşk ve evlilik üzerine konuşurken şunları söylüyor:
“İçimizde iki kurt var ve bunların arasında da korkunç bir savaş var. Kurtlardan biri;
- Öfkeyi,
- Kıskançlığı,
- Açgözlülüğü,
- Kibiri,
- Yalanları,
- Üstünlük taslamayı ve
- Bencilliği
temsil ediyor;
Diğer kurt ise;
- Huzuru,
- Sevgiyi,
- Umudu,
- Paylaşmayı,
- Cömertliği,
- Alçak gönüllülüğü,
- Nezaketi,
- Dostluğu,
- Merhameti ve
- İnancı”
Kabile üyelerinden biri soruyor;
“Peki, hangi kurt kazanacak?”
Yaşlı adam kısaca cevap veriyor:
“Beslediğiniz...”
TARİH İNTİKAMINI ALIYOR – Dr. Şinasi KARA
TARİH İNTİKAMINI ALIYOR - Dr. Şinasi KARA
Osmanlı, Araplara"necip millet" diyor. Arabistandaki önemli görevlere arap kökenlileri tayin ediyordu.
İstanbul doğumlu bir Arap olan Hüseyin Mekke Şerifi olarak tayin edildi. Hüseyin Ingilizler ile birlik olup, isyancı arapları organize etti, Ingiliz silahı ve parasıyla asker topladı ve Osmanlıyı arkadan vurdu.
İngiliz Dr. Squires’in anılarını okuyunuz. İngiz Casus Lawrens’in anılarını okuyunuz. Arap ihanetini ve arapların Türk askerlerine karşı yaptıkları zulmü göreceksiniz.
Dr. Squires "Kudüs’ün düşmesine sevinen Müslüman Arapların davranışını anlayamadım" diye yazıyor.
Gazze Savaşı sırasında, Filistinlilerden oluşan Tabur cepheyi terk edip Ingiliz saflarına geçti. Osmanlı savaşı kaybetti. Kudüs düştü. Araplar sevindi. Bin yıldan beri Müslüman kanı dökülerek korunan Kudüs’ün Hrıstiyanlara geçmesine bir Müslüman nasıl sevinebilirdi?
Tarih bu sevince müsaade etmedi.
İngilizler, Kudüs’ü Yahudilere verdi. Arapların sevinci kursağında kaldı. İhanet eden araplar ve filistinliler, ihanetin bedelini pahalı ödediler, ödemeye devam ediyorlar. Gazze Savaşında yenilen Osmanlı Ordusu çekilirken yaralı askerleri Halep Hastahanesinde bırakmak zorunda kalmıştı. Hastahaneyi basan Arap isyancıların, yaralı ve çaresiz Türk askerlerini süngü darbeleri ile teker teker katlettiklerini, Ingiliz Dr. Squires anılarında yazıyor.
Ingiliz Casus Lavrens "teslim olan (5) bin esir Türk askerini araplara teslim ettiğime pişmanım, Türk askerlerini teslim alan araplar tamamının kafasını kestiler, ortalık kan gölüne döndü" diye yazıyor.
Bu gün Halep Hastahanesinin bulunduğu yerde taş taş üstünde kalmadı. Türklere ihanet eden Filistinliler kan ağlamaya devam ediyor.
Masum Türk askerlerinin kafasını kesen Arapların torunları Türkiyede "açız" levhası asarak ekmek dileniyor.
Tarih intikamını alıyor."
BAŞARININ SIRRI
BAŞARININ SIRRI
İş adamının işleri bozulmuştu. Ne yaptıysa olmuyordu. Bir zamanlar çok başarılı bir insan olmasına rağmen şimdi büyük olan sadece borçlarıydı. Bir taraftan kredi verenler onu sıkıştırırken, diğer taraftan da bir sürü insan ödeme bekliyordu. Çok bunalmıştı ve hiçbir çıkış yolu bulamıyordu. Nefes almak için parka gitti. Bir banka oturdu, başını ellerinin arasına aldı ve bu durumdan nasıl kurtulacağını düşünmeye başladı.
Tam bu sırada birden, önünde yaşlı bir adam durdu. 'Çok üzgün görünüyorsun. Seni rahatsız eden bir şey olduğu belli… Benimle Paylaşmak ister misin?' diye sordu yaşlı adam. İşadamının yakınmalarını dinledikten sonra da, 'Sana yardım edebilirim' dedi. Çek defterini çıkardı. İşadamının adını sordu ve ona bir çek yazdı. Çeki ona verirken de şöyle dedi: 'Bu para senin. Bir yıl sonra seninle burada buluştuğumuzda bana olan borcunu ödersin. Hadi al' dedi. Ve yaşlı adam geldiği gibi hızla gözden kayboldu.
İşadamı elindeki çeke baktı. Çekte 500 bin dolar yazıyordu ve imza ise John Rockefeller' e aitti, yani o gün için dünyanın en zengin adamına. 'Tüm borçlarımı hemen ödeyebilirim' diye düşündü. John Rockefeller' e ait bu çekle her şeyi çözebilirdi. Ama çeki bozdurmaktan vazgeçti. Bu değerli çeki kasasına koydu. Onun kasasında olduğunu bilmenin güveniyle yepyeni bir iyimserlikle işine tekrar dört elle sarıldı. Büyük küçük demeden tüm işleri değerlendirmeye başladı. Ödeme planlarını yeniden yapılandırdı. İyi yapılan işler yeni işleri doğurdu. Birkaç ay sonra tekrar işlerini yoluna koyabilmişti.
Takip eden aylarda ise borçlarından tümüyle kurtulup hatta para kazanmaya başlamıştı. Tüm bir yıl boyunca çalıştı durdu. Tam bir yıl sonra, elinde bozulmamış çek ile parka gitti. Kararlaştırılmış saatin gelmesini bekledi. Tam zamanında yaşlı adamın hızla ona doğru geldiğini gördü. Tam ona çekini geri verip başarı öyküsünü paylaşacakken bir hemşire koşarak geldi ve adamı yakaladı. Hemşire 'Onu bulduğuma çok sevindim, umarım sizi rahatsız etmemiştir' dedi. 'Çünkü bu bey sürekli olarak huzur evinden kaçıp, bu parka geliyor. Herkese kendisinin John Rockfeller olduğunu söylüyor' diye ekledi. Hemşire adamın koluna girip onunla birlikte uzaklaştı.
İşadamı şaşkın bir şekilde öylece durdu kaldı. Sanki donmuştu. Tüm yıl boyunca arkasında yarım milyon dolar olduğuna inanarak işler almış, yapmış ve satmıştı.
Birden, hayatının akışının değiştiren şeyin para olmadığını fark etti.
Hayatını değiştirenin yeniden kendinde bulduğu kendine güven ve inançtı.
Başarının sırrı, kasamızda duran değil, kendi kalbimizde ve kafamızda olanlardır. Başka yerde aramaya gerek yok.