
ÖĞRETMEN SORUNU- Seyfettin KARAMIZRAK
ÖĞRETMEN SORUNU- Seyfettin KARAMIZRAK
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in atama bekleyen öğretmenlerle ilgili olarak; “Sınavı kazanamadıkları için atanamıyorlar, gidip merdiven altı kurs açıyorlar” söylemleri eğitim çevrelerinde farklı tartışmalara neden oldu.
Bakan Tekin’in sözleri; “Eğitim Fakülteleri’nin Geleceği” sorusunu akla getirdi. Şu anda 79’u devlet, 17’si özel olmak üzere, 96 Eğitim Fakültesi’nde, “YÖK verilerine göre” yaklaşık 242 bin öğrenci, “öğretmen olmak” için eğitim görmekte.
Havuzda ise yaklaşık 600 bin öğretmen, atama beklemekte Her yıl da, ilgili fakültelerden 100 bin öğrenci mezun olarak, öğretmenlik için MEB’in kapısını çalmakta.
Kaldı ki, bundan sonra öğretmen olmak için Milli Eğitim Akademisi’ni de bitirmek gerekiyor. Bu yıl Akademi’ye 10 bin öğretmen alınacağı açıklandı. Bundan sonra da her yıl bu miktarda öğretmen alınacağı bekleniyor.
Eğitim Fakültelerine, bu yıldan itibaren öğrenci alınmasa dahi, son mezunlarla birlikte havuzda toplam 700 bin genç öğretmen olacak. Ortalama yıllık 10 bin atama yapılacağı varsayılırsa, havuzun eritilmesi 70 yıl sürer. Sorun oldukça büyük ve vahim.
GENÇLERİMİZE NE VERİYORUZ VE NE BEKLİYORUZ?- Ruhittin SÖNMEZ
GENÇLERİMİZE NE VERİYORUZ VE NE BEKLİYORUZ?- Ruhittin SÖNMEZ
Youthall tarafından hazırlanan “Gençlerin Beklenti ve Yönelimleri Araştırması”nın 2025 sonuçları Türkiye’de gençlerin durumunun her geçen yıl daha da zorlaştığını gösteriyor.
Üniversite öğrencilerinin %44,2’si, yeni mezunların ise %76,7’si hâlâ ailesiyle yaşıyor. Bu oranlar geçen yıl, sırasıyla, %40,5 ve %69,7 idi. Bir yılda kaydedilen artış ürkütücü. Barınma maliyetlerinin yükselmesi, yeni mezunların iş bulmakta zorlanmaları bu artışın en önemli sebebi.
Yaklaşık 4,5 milyon genç, ekonomik nedenlerle, kendi ayakları üzerinde duramıyor. Öğrencilerin önemli bir kısmı haftalık yalnızca 750–1000 TL bütçeyle yaşamaya çalışıyor. İş arayan mezunların yarısı ise aylık 4 bin lira ve altındaki gelirlerle hayatını sürdürmek zorunda.
Aylık birkaç bin liralık bütçeyle yaşamaya çalışan, iyi beslenemeyen, kültürel ve sosyal etkinliklere katılamayan, zihinsel ve fiziksel kapasitesini tam kullanamayan bir kuşak yetişiyor.
Ülkemizde çalışarak okumak imkanı çok azdır. Türk Milleti çocukları için en fedakar olan toplumlardan biridir. Kendisi yoksulluk sınırı altındaki aileler bile “çocuklarım okusun” diye açlık sınırı altında yaşamaya razı olurlar. Bu sebeplerle öğrencilerin yüzde 66’sı ailesinden düzenli maddi destek aldığını açıklıyor. Ancak bu yük sürdürülebilir değil. Bu hem ailelerin hem de ülkenin sırtına binen çok ağır bir yük.
BARIŞ VAADİYLE OYNANAN TEHLİKELİ OYUN – Ruhittin SÖNMEZ
BARIŞ VAADİYLE OYNANAN TEHLİKELİ OYUN - Ruhittin SÖNMEZ
TBMM’de kurulan “Terörsüz Türkiye Komisyonu”, PKK’nın silah bırakacağı varsayımı üzerine kurulmuş görünüyor. Bu çerçevede af ve uyum yasaları, hatta Öcalan’ın istediği, Türkiye’yi üniter milli devlet yapıdan uzaklaştıracak anayasal değişiklikler gündeme getirilecek.
DEM’in Komisyon üyelerinden bir ekibin İmralı’ya gidip Öcalan’la görüşme yapması talebine MHP’nin
de katılması artık sürpriz olmaktan çıktı. Komisyonun, ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü teröristbaşının ayağına gidip görüşmesi, PKK açısından çok önemli bir başarı olacaktır. Çünkü bir yandan teröristbaşını meşru siyasi aktör haline getirirken, diğer taraftan taleplerinin komisyonda tartışılması, O’nu başmüzakereci sıfatıyla TBMM ile eşitleyecek.
PKK’nın ön şartları çok net: Öcalan’ın özgürlüğü, Kürt kimliği ve dilinin anayasal güvence altına alınması. Bu şartlar yerine getirilmeden örgüt “silahları bıraktık” demeyecek. Yani süreç, doğmadan çıkmaza mahkûm.
Hatta bu şartlar yerine gelse de PKK’nın Suriye, Irak ve İran’daki uzantıları faaliyetlerine devam edecek. ABD’nin Suriye’de PKK/YPG yapılanmasını büyütüp, Suriye’nin yeni yapılanmasında başat bir unsur haline getirmek istediği ortada. 80-100 bin kişilik bir ordu oluşturup, eğitip donatan ABD bu oluşumun tasfiyesini istemez. Böyle bir güce yaslanan KCK/ PKK’nın da tüm uzantılarıyla birlikte kendini feshetmesi pratik olarak imkânsızdır.
Washington’un hedefi PKK’yı tasfiye etmek değil, Suriye’nin yeniden yapılanmasında ona önemli bir rol vermektir. “Rojava’daki” özerk yapılanmayı (PYD/YPG/SDG) destekleyerek hem Türkiye’yi dengelemek hem de Ortadoğu’daki varlığını kalıcı hale getirmek istiyor. İsrail’in bölgedeki çıkarlarına hizmet edeceği değerlendirilen bu yapılanma hem Büyük İsrail Projesi ve hem de BOP için önemli.
Dolayısıyla “PKK silah bırakacak, barış gelecek” söyleminin sahada karşılığı yoktur.