
20 Ocak 1990 tarihini unutmamalıyız!.. Şehitlere rahmet duası ile..
20 Ocak 1990 Yanvar Katliamı - Dr. Nazım CAFERSOY
Yanvar, Azerbaycan Türkçesi’nde Ocak ayı anlamına gelmektedir. 20 Ocak 1990'da Sovyet ordusunun Bakü’ye girişi 1988'de Karabağ’daki Ermeni bölücü hareketi ve Ermenistan’ın bu bölgeyi kendi kontrolü altına almak için çabalar göstermesi sırasında Azerbaycan halkının kendi vatanının savunma amacıyla giriştiği ve süreç içerisinde Moskova’dan bağımsız olma mücadelesine dönüşen siyasi gelişmelerin içinde önemli bir dönemeçtir. 20 Ocak’ta Sovyet ordusunun Bakü’de yaptığı katliam Azerbaycan halkının bağımsızlık mücadelesini bastırma girişimidir.
Türkiye E-Faturayı Konuşuyor! E-Fatura İçin Önemli Uyarılar!
Türkiye E-Faturayı Konuşuyor! E-Fatura İçin Önemli Uyarılar!
Türkiye e-faturayı konuşuyor. 1 Ocak itibari ile vergiler toplamı 5 bin TL üzeri şirketten şirkete kesilen faturalar e fatura olarak kesilme kararı alındı. Peki e fatura ne demek? E fatura KOBİ'lere nasıl katkı sağlayacak? İşte bu soru işaretlerinin cevabı haberimizde…
Bugün de Kandıra’dayız..
12 Ocak 2020 Pazar / 2004-2009 döneminde Kandıra Belediye Başkanı olarak görev yapan Mustafa Öğren’in 93 yaşındaki annesi Hanife Öğren, yaşlılığa bağlı rahatsızlıklardan dolayı vefat etti.
Arif Nihat Asya’ya Allah rahmet eylesin..
Arif Nihat Asya, 7 Şubat 1904 tarihinde İstanbul’un Çatalca ilçesine bağlı İnceğiz köyünde dünyaya gelir. O zamanlar Mehmet Arif adıyla anılan şair, Ziver Efendi ile Fatıma Hanım’ın tek çocuğudur ve yedi günlük bebekken babası vefat eder. Annesi, üç yıl sonra Osmanlı ordusunda görevli Filistinli bir subayla evlenir.
Arif Nihat, annesiyle birlikte Filistin’e götürülmek istenir, fakat bu talep dedesi İbrahim Tevfik Efendi tarafından reddedilir ve dedesinin himayesinde kalır. Kısa bir zaman sonra babaannesi vefat eder ve göçebe hayatı başlar. Bazen halasının, bazen de kendisinin amca dediği, babasının amcasının yanında kalır. Arif Nihat, bu himaye ediliş macerasını: “Babamdan dedeme, dedemden halama, halamdan amcama kaldım. Sonunda amcamdan halama dönmüş ve halamdan millete kalmışım.” sözleriyle özetler.
Mehmet Arif, Bolu Sultanisi’nde okur ve burada ikinci devre kaldırıldığı için 1920 yılında Kastamonu Sultanisi’ne nakledilir. Kastamonu yılları Arif Nihat Asya için çok önemlidir. Kastamonu, Kurtuluş Savaşı’nın en önemli merkezlerinden biriydi. İşgale karşı direnişe ve milli mücadeleye katılmak için İstanbul’dan İnebolu yoluyla Anadolu’ya geçenlerin uğrak noktasıydı. Arif Nihat, burada konaklayan vatanseverlerin toplantılarına katılır, konuşmalarını dinler. Daha sonra Milli Eğitim Bakanı olacak Mustafa Necati Bey ile burada tanışır.
Kastamonu’da Açıksöz ile Gençlik adlı mecmualarda ilk şiirlerini yayınlar. Bu şiirlerde Mehmet Arif ve A. N. (Ayın Nun) imzasını kullanır. Bu ilk şiirlerindeki dil sade ve akıcıdır. Aruz ve hece vezni ile şiir yazmakla beraber, bazen serbest vezin kullanır.
AZERBAYCAN DERNEKLERİ İÇİN KALEME ALINAN YAZININ HEMŞEHRİ DERNEKLERİNİN HEPSİNİ İLGİLENDİRDİĞİ ORTADA…
DİASPORAMIZA VE HEMREYLİĞİMİZE ZARAR VERİYORSUNUZ
Toplumsal bir hastalık var. Bir öncekini tu kaka ilan etmek ve kötülemek. Bu anlayışı, siyasette, ticarette, bürokraside, sosyal yaşamda görmek mümkündür.
Nerede olursa olsun, ne şekilde olursa olsun ister seçimle gelsinler, ister atama ile gelsinler yeni gelen kişi veya kişiler kendi ekibi ile kendi anlayışları doğrultusunda çalışma hakkına sahiptirler.
Bu uygulama ve yöntemi küçümsemek veya kötülemek kimselere bir şeyler kazandırmaz.
Aynı şekilde yeni gelen kişi veya kişiler eskiyi kötüleyerek suçlayarak devri sabık yaratarak başarılarını arttıramazlar.
Bahane üretmek, kötülemek, dedikodu yapmak kimselere bir şey kazandırmaz. Güzel, veciz bir söz var ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.
Canavar bulanık, puslu, sisli havayı sever. Dedikodu ortamında çatışmayı, kavgayı arttırmak ve kaos ortamı yaratmak isteyen birçok kişi ortaya çıkar. Hele hele yağmur nereye yağarsa tarlayı oraya taşıyanlar fırsat kollarlar. Bu arada mama yedikleri yerlerin ve kişilerin tetikçiliklerini yapan kişi ve kişiler karalamak, susturmak, yok etmek gibi görevlerini yerine getirmek için pusuda beklediklerini unutmamak lazımdır.
Onun için herkesin, hepimizin aklıselim davranıp geçmiş ve geleceğimizin bize ait olduğunu bilerek sahiplenmemiz gerekiyor.
Hiç kimse geçmişi küçümsemesin, yok farz etmesin.
Geçmişte az iş yapıldığını söyleyen ve düşünenlerin ellerini kimse bağlamıyor. Çok ve başarılı iş yapsınlar. Herkes, hepimiz alkışlamaya hazırız.